İsrâ suresi

İsrâ suresi, 48. ayet

İsrâ suresi, 48. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَالَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا

ünżur keyfe ḍarabû leke-l'emŝâle feḍallû felâ yesteṭî`ûne sebîlâ.

Diyanet İşleri

Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 45–51 · surenin 48. ayeti / 111
  1. İsrâ 45

    Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz.

  2. İsrâ 46

    Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.

  3. İsrâ 47

    Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliyoruz.

  4. 48

    Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

  5. İsrâ 49

    Dediler ki: "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?"

  6. İsrâ 50

    De ki: "(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!"

  7. İsrâ 51

    "Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)" Diyecekler ki: "Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek!"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

48. “Senin için nasıl misaller verdiklerine” ki bunlar misallerin en sapık ve haktan en uzak olanıdır, hayretle “bir bak!” Bu konuda “onlar dalâlete düşmüşlerdir” ya da bu verdikleri misaller onların sapmalarına sebep olmuştur. Çünkü onların tutum ve davranışlarında esas aldıkları şey, bu misallerdir. Tutarsız ve bozuk bir temel üzerinde yükselen bir tavır ve tutum ise temelinden daha bozuktur. “doğru yolu bulamıyorlar.” Yani hiçbir şekilde doğruyu, hidâyeti bulmamaktadırlar. Onların paylarına düşen ancak katıksız sapıklık ve sadece zulümdür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Seni vasfetmiş oldukları yerilmiş olan çeşitli özellikleri bir düşün! Bu yüzden sapıtmışlardır. Şaşkınlık içerisindeler ve doğru yolu da bulamamışlardır.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱنظُرْ unzur bak kök: نظر
  2. كَيْفَ keyfe nasıl kök: كيف
  3. ضَرَبُوا۟ derabu misaller verdiler kök: ضرب
  4. لَكَ leke sana
  5. ٱلْأَمْثَالَ l-emsale bezetmelerle kök: مثل
  6. فَضَلُّوا۟ fedellu şaştılar kök: ضلل
  7. فَلَا fela artık bir daha
  8. يَسْتَطِيعُونَ yestetiune bulamazlar kök: طوع
  9. سَبِيلًۭا sebilen yolu kök: سبل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Yine şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)

    Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkar edenlere de bu…

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    "Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.…

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi?

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yapıp saptılar; (doğru) yolu bulamazlar.

Mustafa İslamoğlu

Şunların seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıtıyorlar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamıyorlar.

Muhammed Esed

Seni benzettikleri şeye bak (ey Peygamber!) Bir kere yoldan çıkmış bunlar ve bu yüzden (hakka çıkan) bir yol da bulacak durumda değiller artık!

Ahmed Hulusi

Bak senin için nasıl benzetmeler yaptılar da bu sebeple saptılar! Artık (Hakikate götüren) bir yol bulamazlar!

Ali Bulaç

Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

Ali Özek ve heyeti

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.

Ali Rıza Safa

Senin için nasıl yakıştırmalar yapıyorlar bak? Böylece yoldan çıktılar ve artık bir yol bulamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.

Edip Yüksel

Dikkat et, seni nasıl da tanımlayarak sapıyorlar ve artık bir daha yol bulamazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dikkat et, seni nasıl da tanımlayarak sapıyorlar ve artık bir daha yol bulamazlar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bak seni nelerle mukayese ettiler de nasıl sapıklığa düştüler, onun için bir yol bulmaya da güçleri yok.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bak seni nelere kıyas ettiler de nasıl dalalete düştüler, onun için bir yol bulmağa tab-ü tüvanları yok

Erhan Aktaş

Seni neye benzettiklerine dipnot 1 bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mecnun, kahin, sihirbaz, şair vs.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Seni neye benzettiklerine dipnot 1 bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mecnun, kahin, sihirbaz, şair vs.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Seni neye benzettiklerine dipnot 1 bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mecnun, kahin, sihirbaz, şair vs.

Gültekin Onan

Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

Hasan Basri Çantay

Bak, sana nasıl misaller getirib sapdılar. Artık onlar bir yol (bulmıy) a güc yetiremiyeceklerdir.

İbni Kesir

Bak, sana nasıl misaller veriyorlar. Bunun için dalalete düşmüşlerdir. Ve bir daha yol bulamamaktadırlar.

Mehmet Alagaş

(45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Senin için nasıl misaller verip, dalâlete düştüklerine bir bak! Artık onlar bir daha yol bulamayacaklardır.

Süleyman Ateş

Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.

Şaban Britch

Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.

Şaban Piriş

Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

See how they describe you O Muhammad in irrelevant similies reflecting deviation of mind and thought that they are unable to strike on the path of truth that guides into all truth.

Abdul Haleem

See what they think you are like! But they are lost and cannot find the right way.

Abdullah Yusuf Ali

See what similes they strike for thee: but they have gone astray, and never can they find a way.

Abul A'la Maududi

Just see how strange are the things they invent about you. They have altogether strayed, and are unable to find the right way. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is to say that they expressed different opinions at different times which contradicted each other. Sometimes they said: You are a sorcerer. And at other times: You have been bewitched by someone, or you are a poet or you are possessed of some evil spirit. These contradictory things were a proof that they did not know the reality. Otherwise, they would not have invented a different name to suit each occasion. This also shows that they themselves were not sure of the charge they leveled against him. If they called him by one epithet one day, they themselves felt afterwards that it did not fit in. Then they would invent the second epithet and then the third and so on. Thus every new epithet contradicted the previous ones and showed that there was no truth in them, but in their enmity they were inventing one falsehood after the other.

Aisha Bewley

Look how they make likenesses of you and go astray. They are unable to find their way.

Al-Hilali & Khan

See what examples they have put forward for you. So they have gone astray, and never can they find a way.

Ali Quli Qarai

Look, how they coin epithets for you; so they go astray, and cannot find a way.

Amatul Rahman Omar

Behold! how they coin similitudes to depict you, as a result of which they have gone astray; so they will not be able to find a way (of their salvation).

Arthur John Arberry

Behold, how they strike similitudes for thee, and go astray, and cannot find a way!

Bijan Moeinian

Note how they refer to you and how their attitude leads them further away from the straight path.

E. Henry Palmer

Behold, how they strike out for you parables, and err, and cannot find the way!

Edip-Layth

See how they cite the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.

George Sale

Behold! What epithets they bestow on thee. But they are deceived; neither can they find any just occasion to reproach thee.

Hamid S. Aziz

Behold, what similitudes they strike out for you, but they err (or have gone astray), and cannot find the way.

Mahmoud Ghali

Look how they strike similitudes for you. So they have erred and have been unable (to find) a way."

Marmaduke Pickthall

See what similitudes they coin for thee, and thus are all astray, and cannot find a road!

Mohamed Ahmed - Samira

See, what comparisons they coin for you, and go astray, and thus cannot find the way.

Muhammad Asad

See to what they liken thee, [O Prophet simply] because they have gone astray and are now unable to find a way [to the truth]!

Mustafa Khattab

See how they call you names ˹O Prophet˺![1] So they have gone so ˹far˺ astray that they cannot find the ˹Right˺ Way.

Progressive Muslims

See how they cite the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.

Rashad Khalifa

Note how they describe you, and how this causes them to stray off the path.

Sahih International

Look how they strike for you comparisons; but they have strayed, so they cannot [find] a way.

Sam Gerrans

See thou how they strike similitudes for thee; then have they strayed and are not able to find a path.

Shabbir Ahmed

See how (cunning) examples they make up about you (O Prophet)! They are going astray to the point of no return.

Syed Vickar Ahamed

See what comparisons they make for you: So they have gone astray, and they can never find a way (to come back).

Taqi Usmani

See how they have made (silly) statements about you; so they have gone astray and cannot find a way.

The Monotheist Group

See how they put forth the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩