14. sure

İbrâhîm Suresi ابراهيم

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Karanlıklardan aydınlığa; Mûsâ ve şükür 1–8 karşılaştır — Karanlıklardan aydınlığa; Mûsâ ve şükür
  2. Geçmiş kavimler ve peygamberlerin yardım istemesi 9–17 karşılaştır — Geçmiş kavimler ve peygamberlerin yardım istemesi
  3. Kül meseli ve şeytanın mahşerdeki konuşması 18–23 karşılaştır — Kül meseli ve şeytanın mahşerdeki konuşması
  4. Güzel söz ve kötü söz meselleri 24–27 karşılaştır — Güzel söz ve kötü söz meselleri
  5. Nimeti küfre değişenler; sayılamayan nimetler 28–34 karşılaştır — Nimeti küfre değişenler; sayılamayan nimetler
  6. İbrâhim'in duası 35–41 karşılaştır — İbrâhim'in duası
  7. Zalimlerin âkıbeti ve yerin başka yere dönüşmesi 42–52 karşılaştır — Zalimlerin âkıbeti ve yerin başka yere dönüşmesi

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Karanlıklardan aydınlığa; Mûsâ ve şükür 1–8

  1. İbrâhîm suresi, 1. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 1. ayet. الٓر كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

    elif-lâm-râ. kitâbün enzelnâhü ileyke lituḫrice-nnâse mine-żżulümâti ile-nnûri biiẕni rabbihim ilâ ṣirâṭi-l`azîzi-lḥamîd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif Lam Ra. Bir kitab ki sana indirdik, insanları Rablarının iznile zulmetlerden nura çıkarasın diye: doğru o aziz hamidin yoluna ki bütün izzet-ü hamd onun

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 1. ayet

  2. İbrâhîm suresi, 2. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 2. ayet. ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَوَيْلٌ لِّلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

    allâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. veveylül lilkâfirîne min `aẕâbin şedîd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Allahın ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onun, şiddetli bir azabdan da veyl kafirlere

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 2. ayet

  3. İbrâhîm suresi, 3. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يَسْتَحِبُّونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ

    elleẕîne yesteḥibbûne-lḥayâte-ddünyâ `ale-l'âḫirati veyeṣuddûne `an sebîli-llâhi veyebgûnehâ `ivecâ. ülâike fî ḍalâlim be`îd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki Dünya hayatı sever, Ahırete tercih ederler de Allah yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler, işte bunlar çok uzak bir dalal içindedirler

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 3. ayet

  4. İbrâhîm suresi, 4. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 4. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    vemâ erselnâ mir rasûlin illâ bilisâni ḳavmihî liyübeyyine lehüm. feyüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz her gönderdiğimiz Resulü ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki onlara iyi beyan etsin sonra da Allah dilediğini dalalette bırakır, dilediğini de hidayete irdirir, ve öyle aziz hakim o

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 4. ayet

  5. İbrâhîm suresi, 5. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 5. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ أَنْ أَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرْهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

    veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ en aḫric ḳavmeke mine-żżulümâti ile-nnûri veẕekkirhüm bieyyâmi-llâh. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için ayetlerimizle Musayı gönderdik ki: kavmini zulumattan nura çıkar ve onlara Allah günlerile öğüt ver diye, şüphesiz ki bunda çok ayetler vardır: çok sabırlı, çok şükredici her kimse için

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 5. ayet

  6. İbrâhîm suresi, 6. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 6. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ أَنجَىٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ

    veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihi-ẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm iẕ encâküm min âli fir`avne yesûmûneküm sûe-l`aẕâbi veyüẕebbiḥûne ebnâeküm veyestaḥyûne nisâeküm. vefî ẕâliküm belâüm mir rabbiküm `ażîm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o vakıt Musa kavmine dedi ki: Allahın üzerindeki nı'metini anın: bir vakıt sizi Ali Firanvden kurtardı, sizi azabın kötüsüne peyliyorlardı ve oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı diri tutmak istiyorlardı ve bunda rabbınızdan size azim bir imtihan var

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 6. ayet

  7. İbrâhîm suresi, 7. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 7. ayet. وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِن شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِى لَشَدِيدٌ

    veiẕ teeẕẕene rabbüküm lein şekertüm leezîdenneküm velein kefertüm inne `aẕâbî leşedîd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve düşünün ki rabbınız şöyle i'lan buyurdu: Celalim hakkı için şükrederseniz elbette size artırırım, ve eğer nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım çok şiddetlidir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 7. ayet

  8. İbrâhîm suresi, 8. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 8. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكْفُرُوٓا۟ أَنتُمْ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ

    veḳâle mûsâ in tekfürû entüm vemen fi-l'arḍi cemî`an feinne-llâhe leganiyyün ḥamîd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz ve bütün Arzda bulunanın cemiisi küfran etseniz şu muhakkak ki Allah hepinizden müstağni ve zatında hamid bir ganidir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 8. ayet

Geçmiş kavimler ve peygamberlerin yardım istemesi 9–17

  1. İbrâhîm suresi, 9. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 9. ayet. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ لَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا ٱللَّهُ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَرَدُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فِىٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَقَالُوٓا۟ إِنَّا كَفَرْنَا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَنَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ

    elem ye'tiküm nebeü-lleẕîne min ḳabliküm ḳavmi nûḥiv ve`âdiv veŝemûd. velleẕîne mim ba`dihim. lâ ya`lemühüm ille-llâh. câethüm rusülühüm bilbeyyinâti feraddû eydiyehüm fî efvâhihim veḳâlû innâ kefernâ bimâ ürsiltüm bihî veinnâ lefî şekkim mimmâ ted`ûnenâ ileyhi mürîbün.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Size önünüzden geçenlerin haberleri gelmedi mi? Kavmi Nuhun, Adın ve Semudun ve daha onlardan sonrakilerin ki tafsıllerini ancak Allah bilir, onlara resulleri beyyinelerle geldiler de ellerini ağızlarına ittiler ve biz dediler: sizin gönderildiğiniz şey'i tanımıyoruz ve biz, sizin bizi da'vet ettiğiniz şeyden bir şekk içindeyiz

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 9. ayet

  2. İbrâhîm suresi, 10. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 10. ayet. قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِى ٱللَّهِ شَكٌّ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى قَالُوٓا۟ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    ḳâlet rusülühüm efi-llâhi şekkün fâṭiri-ssemâvâti vel'arḍ. yed`ûküm liyagfira leküm min ẕünûbiküm veyüeḫḫiraküm ilâ ecelim müsemmâ. ḳâlû in entüm illâ beşerum miŝlünâ. türîdûne en teṣuddûnâ `ammâ kâne ya`büdü âbâünâ fe'tûnâ bisülṭânim mübîn.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Resulleri hiç, dediler: Gökleri ve Yeri yaradan Allahda şekk edilir mi? O, sizi günahlarınızı mağrifet etmek için çağırıyor ve müsemma bir ecele kadar size müsaade ediyor, siz, dediler bizim gibi bir beşersiniz, bizi babalarımızın taptıklarından çevirmek istiyorsunuz, o halde bize sultası açık bir bürhan getiriniz

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 10. ayet

  3. İbrâhîm suresi, 11. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 11. ayet. قَالَتْ لَهُمْ رُسُلُهُمْ إِن نَّحْنُ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَمُنُّ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَمَا كَانَ لَنَآ أَن نَّأْتِيَكُم بِسُلْطَٰنٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    ḳâlet lehüm rusülühüm in naḥnü illâ beşerum miŝlüküm velâkinne-llâhe yemünnü `alâ mey yeşâü min `ibâdih. vemâ kâne lenâ en ne'tiyeküm bisülṭânin illâ biiẕni-llâh. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Resulleri onlara: evet, dediler: biz, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değiliz ve lakin Allah kullarından dilediğine nı'metini ihsan buyurur ve Allahın izni olmadıkça size bir sülta ve bürhan getirmek bizim haddimiz değildir, ve hep Allaha tevekkül etmelidir onun için mü'minler

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 11. ayet

  4. İbrâhîm suresi, 12. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 12. ayet. وَمَا لَنَآ أَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنَا سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَىٰ مَآ ءَاذَيْتُمُونَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

    vemâ lenâ ellâ netevekkele `ale-llâhi veḳad hedânâ sübülenâ. velenaṣbiranne `alâ mâ âẕeytümûnâ. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmütevekkilûn.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz, neyimize Allaha mütevekkil olmıyalım ki, o, bizlere yollarımızı dosdoğru gösterdi, ve elbette bize yaptığınız ezalara karşı sabredeceğiz, ve hep Allaha tevekkül etmelidir onun için mütevekkiller

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 12. ayet

  5. İbrâhîm suresi, 13. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 13. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḳâle-lleẕîne keferû lirusülihim lenuḫricenneküm min arḍinâ ev lete`ûdünne fî milletinâ. feevḥâ ileyhim rabbühüm lenühlikenne-żżâlimîn.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Küfredenler de resullerine dediler ki mutlak ve mutlak sizi toprağımızdan çıkarırız, yahud ki milletimize dönersiniz, rabları da onlara şöyle vahiy verdi ki muhakkak ve muhakkak zalimleri ihlak edeceğiz

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 13. ayet

  6. İbrâhîm suresi, 14. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 14. ayet. وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَامِى وَخَافَ وَعِيدِ

    velenüskinennekümü-l'arḍa mim ba`dihim. ẕâlike limen ḫâfe meḳâmî veḫâfe ve`îd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve arkalarından sizi o Arza iskan eyliyeceğiz, bu işte makamımdan korkana, vaıydimden korkana va'dim

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 14. ayet

  7. İbrâhîm suresi, 15. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 15. ayet. وَٱسْتَفْتَحُوا۟ وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ

    vestefteḥû veḫâbe küllü cebbârin `anîd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem futuhat istediler, hem de haib oldu her cebbarı anid

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 15. ayet

  8. İbrâhîm suresi, 16. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 16. ayet. مِّن وَرَآئِهِۦ جَهَنَّمُ وَيُسْقَىٰ مِن مَّآءٍ صَدِيدٍ

    miv verâihî cehennemü veyüsḳâ mim mâin ṣadîd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arkasından Cehennem, neler olacak ve irin suyundan sulanacak

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 16. ayet

  9. İbrâhîm suresi, 17. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 17. ayet. يَتَجَرَّعُهُۥ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُۥ وَيَأْتِيهِ ٱلْمَوْتُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍ وَمِن وَرَآئِهِۦ عَذَابٌ غَلِيظٌ

    yetecerra`uhû velâ yekâdü yüsîguhû veye'tîhi-lmevtü min külli mekâniv vemâ hüve bimeyyit. vemiv verâihî `aẕâbün galîż.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yutmağa çalışacak, boğazından geçiremiyecek, her taraftan ona ölüm gelecek, halbuki ölmiyecek, arkasından da galiz bir azab

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 17. ayet

Kül meseli ve şeytanın mahşerdeki konuşması 18–23

  1. İbrâhîm suresi, 18. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 18. ayet. مَّثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ أَعْمَٰلُهُمْ كَرَمَادٍ ٱشْتَدَّتْ بِهِ ٱلرِّيحُ فِى يَوْمٍ عَاصِفٍ لَّا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا۟ عَلَىٰ شَىْءٍ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَٰلُ ٱلْبَعِيدُ

    meŝelü-lleẕîne keferû birabbihim a`mâlühüm keramâdin-şteddet bihi-rrîḥu fî yevmin `âṣif. lâ yaḳdirûne mimmâ kesebû `alâ şey'. ẕâlike hüve-ḍḍalâlü-lbe`îd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rablarına küfredenlerin meseli şudur: amelleri bir küle benzer ki onu fırtınalı bir günde rüzgar şiddetli savurmaktadır, kazandıklarından hiç bir şey ellerine geçmez, işte budur asıl o uzak dalal

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 18. ayet

  2. İbrâhîm suresi, 19. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 19. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ

    elem tera enne-llâhe ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳ. iy yeşe' yüẕhibküm veye'ti biḫalḳin cedîd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmedin mi? Allah Gökleri ve Yeri hakkile yaratmış, dilerse sizi giderir yepyeni bir halk getirir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 19. ayet

  3. İbrâhîm suresi, 20. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 20. ayet. وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ

    vemâ ẕâlike `ale-llâhi bi`azîz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allaha göre bu, ehemmiyyetli bir şey değildir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 20. ayet

  4. İbrâhîm suresi, 21. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 21. ayet. وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ قَالُوا۟ لَوْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَهَدَيْنَٰكُمْ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَجَزِعْنَآ أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍ

    veberazû lillâhi cemî`an feḳâle-ḍḍu`afâü lilleẕîne-stekberû innâ künnâ leküm tebe`an fehel entüm mugnûne `annâ min `aẕâbi-llâhi min şey'. ḳâlû lev hedâne-llâhü lehedeynâküm. sevâün `aleynâ ecezi`nâ em ṣabernâ mâ lenâ mim meḥîṣ.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de hepsi toplanarak Allahın huzuruna çıkmışlardır, zuafa kısmı büyüklük taslıyanlara, şöyle demektedirler: bizler sizlere tabi' idik, şimdi siz, bizden Allahın azabından zerrece bir şey def' edebiliyor musunuz? Eğer, demişlerdir: Allah bize hidayet verse idi elbette sizi hidayeti erdirirdik, şimdi bizler sızlansak da sabretsek de müsavidir, bizim için kurtuluş yok

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 21. ayet

  5. İbrâhîm suresi, 22. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 22. ayet. وَقَالَ ٱلشَّيْطَٰنُ لَمَّا قُضِىَ ٱلْأَمْرُ إِنَّ ٱللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ ٱلْحَقِّ وَوَعَدتُّكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِىَ عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّآ أَن دَعَوْتُكُمْ فَٱسْتَجَبْتُمْ لِى فَلَا تَلُومُونِى وَلُومُوٓا۟ أَنفُسَكُم مَّآ أَنَا۠ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَآ أَنتُم بِمُصْرِخِىَّ إِنِّى كَفَرْتُ بِمَآ أَشْرَكْتُمُونِ مِن قَبْلُ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    veḳâle-şşeyṭânü lemmâ ḳuḍiye-l'emru inne-llâhe ve`adeküm va`de-lḥaḳḳi veve`attüküm feaḫleftüküm. vemâ kâne liye `aleyküm min sülṭânin illâ en de`avtüküm festecebtüm lî. felâ telûmûnî velûmû enfüseküm. mâ ene bimuṣriḫiküm vemâ entüm bimuṣriḫîy. innî kefertü bimâ eşraktümûni min ḳabl. inne-żżâlimîne lehüm `aẕâbün elîm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İş bitince Şeytan da der ki: doğrusu Allah size hak va'di va'd buyurdu, ben de bir va'd yaptım size yalan çıktım, maamafih benim size karşı bir sültam yoktu, ancak sizi da'vet ettim siz de bana icabet eylediniz, o halde beni levmetmeyiniz nefislerinizi levmediniz, ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız, ben sizin bundan evvel beni şerik koşmanızı tanımadım, her halde zalimlerin hakkı elim bir azabdır

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 22. ayet

  6. İbrâhîm suresi, 23. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 23. ayet. وَأُدْخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ

    veüdḫile-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ biiẕni rabbihim. teḥiyyetühüm fîhâ selâm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İyman edip salih salih ameller işliyenler ise altından ırmaklar akar Cennetlere konulmuşlardır, rablarının izniyle orada muhalled olarak kalacaklardır, tehıyyeleri orada selamdır

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 23. ayet

Güzel söz ve kötü söz meselleri 24–27

  1. İbrâhîm suresi, 24. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 24. ayet. أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِى ٱلسَّمَآءِ

    elem tera keyfe ḍarabe-llâhü meŝelen kelimeten ṭayyibeten keşeceratin ṭayyibetin aṣlühâ ŝâbitüv vefer`uhâ fi-ssemâ'.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gördün'a Allah nasıl bir temsil yaptı; hoş bir kelimeyi, hoş bir ağaç gibi ki kökü sabit dalı Semada

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 24. ayet

  2. İbrâhîm suresi, 25. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 25. ayet. تُؤْتِىٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍۭ بِإِذْنِ رَبِّهَا وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    tü'tî ükülehâ külle ḥînim biiẕni rabbihâ. veyaḍribü-llâhü-l'emŝâle linnâsi le`allehüm yeteẕekkerûn.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yemişlerini rabbının izniyle her dem verir, ve Allah insanlara böyle temsiller yapar ki kavrayıp düşünsünler

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 25. ayet

  3. İbrâhîm suresi, 26. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 26. ayet. وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجْتُثَّتْ مِن فَوْقِ ٱلْأَرْضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍ

    vemeŝelü kelimetin ḫabîŝetin keşeceratin ḫabîŝetin-ctüŝŝet min fevḳi-l'arḍi mâ lehâ min ḳarâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Habis bir kelimenin temsili de habis bir ağaç gibidir ki üstünden cüsselenmiş kararı yoktur

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 26. ayet

  4. İbrâhîm suresi, 27. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 27. ayet. يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ

    yüŝebbitü-llâhü-lleẕîne âmenû bilḳavli-ŝŝâbiti fi-lḥayâti-ddünyâ vefi-l'âḫirah. veyüḍillü-llâhu-żżâlimîne veyef`alü-llâhü mâ yeşâ'.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah, iyman edenleri hem Dünyada hem Ahırette sabit söz ile tesbit buyurur, haksızlık edenleri ise şaşırtır ve Allah ne isterse yapar

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 27. ayet

Nimeti küfre değişenler; sayılamayan nimetler 28–34

  1. İbrâhîm suresi, 28. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 28. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ

    elem tera ile-lleẕîne beddelû ni`mete-llâhi küfrav veeḥallû ḳavmehüm dâra-lbevâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmaz mısın onlara ki Allahın ni'metini küfre değiştiler ve kavimlerini helak yurduna kondurdular

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 28. ayet

  2. İbrâhîm suresi, 29. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 29. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا وَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

    cehennem. yaṣlevnehâ. vebi'se-lḳarâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cehenneme, yaslanırlar ona, o ise ne fena makardır

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 29. ayet

  3. İbrâhîm suresi, 30. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 30. ayet. وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ

    vece`alû lillâhi endâdel liyüḍillû `an sebîlih. ḳul temette`û feinne meṣîraküm ile-nnâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allahın yolundan sapıtmak için Allaha menendler uydurdular, de ki: keyfinize bakın çünkü gidişiniz ateşedir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 30. ayet

  4. İbrâhîm suresi, 31. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 31. ayet. قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ

    ḳul li`ibâdiye-lleẕîne âmenû yüḳîmu-ṣṣalâte veyünfiḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav ve`alâniyetem min ḳabli ey ye'tiye yevmül lâ bey`un fîhi velâ ḫilâl.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Söyle: o iyman etmiş olan kullarıma: namazı kılsınlar ve kendilerini merzuk kıldığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler, öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 31. ayet

  5. İbrâhîm suresi, 32. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 32. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْأَنْهَٰرَ

    allâhü-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa veenzele mine-ssemâi mâen feaḫrace bihî mine-ŝŝemerâti rizḳal leküm. veseḫḫara lekümü-lfülke litecriye fi-lbaḥri biemrih. veseḫḫara lekümü-l'enhâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah öyle bir ilahdır ki gökleri ve yeri yarattı ve yukarıdan bir su indirdi de onunla size rızk için türlü semereler çıkardı ve emriyle denizde cereyan etmek için size gemileri musahhar kıldı, size nehirleri de musahhar kıldı.

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 32. ayet

  6. İbrâhîm suresi, 33. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 33. ayet. وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ

    veseḫḫara lekümü-şşemse velḳamera dâibeyn. veseḫḫara lekümü-lleyle vennehâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sizin için birbiri ardınca Şems-ü Kameri muhassar kıldı, yine sizin için leyl-ü neharı verdi

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 33. ayet

  7. İbrâhîm suresi, 34. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 34. ayet. وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ

    veâtâküm min külli mâ seeltümûh. vein te`uddû ni`mete-llâhi lâ tuḥṣûhâ. inne-l'insâne leżalûmün keffâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi öyle ki Allahın nı'metini saysanız onu bitiremezsiniz, her halde insan, çok zalim, çok nankör

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 34. ayet

İbrâhim'in duası 35–41

  1. İbrâhîm suresi, 35. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 35. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا ٱلْبَلَدَ ءَامِنًا وَٱجْنُبْنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعْبُدَ ٱلْأَصْنَامَ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi-c`al hâẕe-lbelede âminev vecnübnî vebenîye en na`büde-l'aṣnâm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de İbrahimin dediği vakti an: rabbım! Bu beldeyi emin kıl, beni ve oğullarımı putlara uzak bulundur

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 35. ayet

  2. İbrâhîm suresi, 36. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 36. ayet. رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ فَمَن تَبِعَنِى فَإِنَّهُۥ مِنِّى وَمَنْ عَصَانِى فَإِنَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    rabbi innehünne aḍlelne keŝîram mine-nnâs. femen tebi`anî feinnehû minnî. vemen `aṣânî feinneke gafûrur raḥîm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbım!. Çünkü onlar insanlardan bir çoğunu şaşırtırlar, bundan böyle izimce gelirse işte o bendendir, kim de bana ısyan ederse artık sen gafursun, rahimsin

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 36. ayet

  3. İbrâhîm suresi, 37. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 37. ayet. رَّبَّنَآ إِنِّىٓ أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِى بِوَادٍ غَيْرِ ذِى زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ ٱلْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱجْعَلْ أَفْـِٔدَةً مِّنَ ٱلنَّاسِ تَهْوِىٓ إِلَيْهِمْ وَٱرْزُقْهُم مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ

    rabbenâ innî eskentü min ẕürriyyetî bivâdin gayri ẕî zer`in `inde beytike-lmüḥarrami rabbenâ liyüḳîmu-ṣṣalâte fec`al ef'idetem mine-nnâsi tehvî ileyhim verzuḳhüm mine-ŝŝemerâti le`allehüm yeşkürûn.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yarabbena! Ben, zürriyyetimden ba'zısını senin beyti muharreminin yanında, ekin bitmez bir vadide iskan ettim, yarabbena! namazı ikame etsinler diye, bundan böyle insanlardan bir takım gönülleri onlara doğru akıt, ve onları hasılattan merzuk buyur, gerek ki şükrederler

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 37. ayet

  4. İbrâhîm suresi, 38. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 38. ayet. رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِى وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

    rabbenâ inneke ta`lemü mâ nuḫfî vemâ nü`lin. vemâ yaḫfâ `ale-llâhi min şey'in fi-l'arḍi velâ fi-ssemâ'.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yarabbena! biz ne gizliyoruz ve ne ı'lan ediyoruz her halde sen bilirsin, ve ne Yerde, ne Gökte hiç bir şey Allaha karşı gizli kalmaz

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 38. ayet

  5. İbrâhîm suresi, 39. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 39. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلْكِبَرِ إِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

    elḥamdü lillâhi-lleẕî vehebe lî `ale-lkiberi ismâ`île veisḥâḳ. inne rabbî lesemî`u-ddü`â'.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hamd o Allaha ki bana ıhtiyarlık halimde İsmail ve İshakı ihsan buyurdu, şüphe yok ki rabbım her halde duayı işitiyor

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 39. ayet

  6. İbrâhîm suresi, 40. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 40. ayet. رَبِّ ٱجْعَلْنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ

    rabbi-c`alnî müḳîme-ṣṣalâti vemin ẕürriyyetî. rabbenâ veteḳabbel dü`â'.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbım! Beni namaza müdavim kıl, zürriyyetimden de, yarabbena! hem duamı kabul buyur

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 40. ayet

  7. İbrâhîm suresi, 41. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 41. ayet. رَبَّنَا ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ ٱلْحِسَابُ

    rabbene-gfir lî velivâlideyye velilmü'minîne yevme yeḳûmü-lḥisâb.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya rabbana! mağrifet buyur bana ve anama babama ve bütün mü'minlere, hisab başa dikileceği gün

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 41. ayet

Zalimlerin âkıbeti ve yerin başka yere dönüşmesi 42–52

  1. İbrâhîm suresi, 42. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 42. ayet. وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَٰرُ

    velâ taḥsebenne-llâhe gâfilen `ammâ ya`melu-żżâlimûne. innemâ yü'eḫḫiruhüm liyevmin teşḫaṣu fîhi-l'ebṣâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunları an ve sakın Allahı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma, onları o, ancak öyle bir güne te'hır eder ki o gün gözler belerir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 42. ayet

  2. İbrâhîm suresi, 43. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 43. ayet. مُهْطِعِينَ مُقْنِعِى رُءُوسِهِمْ لَا يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ وَأَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَآءٌ

    mühti`îne muḳni`î ruûsihim lâ yerteddü ileyhim ṭarfühüm. veef'idetühüm hevâ'.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Başlarını dikerek koşarlar, nazarları kendilerine dönmez, ve yüreklerinin içi bom boş heva kesilmiştir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 43. ayet

  3. İbrâhîm suresi, 44. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 44. ayet. وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ ٱلْعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رَبَّنَآ أَخِّرْنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ أَوَلَمْ تَكُونُوٓا۟ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ

    veenẕiri-nnâse yevme ye'tîhimü-l`aẕâbü feyeḳûlü-lleẕîne żalemû rabbenâ eḫḫirnâ ilâ ecelin ḳarîbin nücib da`veteke venettebi`i-rrusül. evelem tekûnû aḳsemtüm min ḳablü mâ leküm min zevâl.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem inzar ile haber ver insanlara o azabın geleceği günü, o vakıt diyecek ki o zulmedenler yarabbena! Bizi yakın bir ecele te'hır buyur, da'vetine icabet edelim ve Peygamberlerin izince gidelim, hani ya bundan evvel yemin etmiş değil miydiniz: Sizin için zeval yoktu ya?

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 44. ayet

  4. İbrâhîm suresi, 45. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 45. ayet. وَسَكَنتُمْ فِى مَسَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ

    vesekentüm fî mesâkini-lleẕîne żalemû enfüsehüm vetebeyyene leküm keyfe fe`alnâ bihim veḍarabnâ lekümü-l'emŝâl.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz de o kendilerine zulm etmiş olanların meskenlerine sakin oldunuz, onlara nasıl yaptığımız ise sizce tebeyyün etti ve size emsal gösterdik

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 45. ayet

  5. İbrâhîm suresi, 46. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 46. ayet. وَقَدْ مَكَرُوا۟ مَكْرَهُمْ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ ٱلْجِبَالُ

    veḳad mekerû mekrahüm ve`inde-llâhi mekruhüm. vein kâne mekruhüm litezûle minhü-lcibâl.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Filhakıka onlar mekirlerini yaptılar, Allah ındinde de onlara mekir var, isterse onların mekirleri dağları yerinden oynatacak olsun

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 46. ayet

  6. İbrâhîm suresi, 47. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 47. ayet. فَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِۦ رُسُلَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ

    felâ taḥsebenne-llâhe muḫlife va`dihî rusüleh. inne-llâhe `azîzün ẕü-ntiḳâm.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde sakın Allahı Peygamberlerine olan va'dine hulf eder sanma, şüphesiz Allah azizdir, intikamı vardır

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 47. ayet

  7. İbrâhîm suresi, 48. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 48. ayet. يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

    yevme tübeddelü-l'arḍu gayra-l'arḍi vessemâvâtü veberazû lillâhi-lvâḥidi-lḳahhâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki Arz başka tebdil olunur, Semavat da ve hep o vahid, kahhar olan Allah için fırlarlar

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 48. ayet

  8. İbrâhîm suresi, 49. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 49. ayet. وَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُّقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

    vetera-lmücrimîne yevmeiẕim müḳarranîne fi-l'aṣfâd.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve görürsün mücrimleri o gün birbirlerine çatılı çatılı bukağılardadırlar

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 49. ayet

  9. İbrâhîm suresi, 50. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 50. ayet. سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍ وَتَغْشَىٰ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ

    serâbîlühüm min ḳaṭirâniv vetagşâ vucûhehümü-nnâr.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gömlekleri katrandan ve yüzlerini ateş kaplıyor,

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 50. ayet

  10. İbrâhîm suresi, 51. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 51. ayet. لِيَجْزِىَ ٱللَّهُ كُلَّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    liyecziye-llâhü külle nefsim mâ kesebet. inne-llâhe serî`u-lḥisâb.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü Allah her nefsi kazandığıle cezalandıracak, haberiniz olsun ki Allahın hisabı seri'dir

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 51. ayet

  11. İbrâhîm suresi, 52. ayet — tek başına aç

    İbrâhîm suresi, 52. ayet. هَٰذَا بَلَٰغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُوا۟ بِهِۦ وَلِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    hâẕâ belâgul linnâsi veliyünẕerû bihî veliya`lemû ennemâ hüve ilâhüv vâḥidüv veliyeẕẕekkera ülü-l'elbâb.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu işte insanlara beliğ bir tebliğdir, hem bununla inzar edilsinler, hem onun ancak bir tek İlah olduğunu bilsinler hem de öğüd alsın akl-ü vicdanı temiz olanlar

    Ayet detayı — İbrâhîm suresi, 52. ayet