Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya
da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Elçileri ise onlara şöyle demişti: "(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız. Fakat Allah ( vahyi) kullarından dilediğine (layık olana) lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size herhangi bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler yalnızca Allah'a güvensinler!
Peygamberleri onlara şöyle cevap verdi: "Evet, biz de yalnızca sizin gibi ölümlü birer insanız, ama Allah kullarından dilediği kimseyi de nimetlendirir; üstelik Allah'ın izni olmaksızın size (bu konuda mucizevi) güçte bir belge sunmak da bizim üstümüze vazife değildir. Ne ki yürekten inananlar yalnızca Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.
Elçileri onlara: "Doğru, biz de sizler gibi sadece ölümlü kimseleriz" diye cevap verdiler, "ama işte Allah nimetini kullarından dilediğine bahşeder. Ayrıca, Allah'ın izni olmadıkça, (görevimiz hakkında) bir delil getirmek bizim harcımız değildir. Bu hususta inananlar yalnızca Allah'a güvenmelidirler.
Rasulleri onlara dediler ki: "Biz sizin misliniz bir beşeriz. . . Fakat Allah, kullarından dilediğine (risalet) nimetini ihsan eder. . . Allah'ın izniyle açığa çıkması dışında (Bi-iznillah), size sultan (mucizevi güç, kanıt) getirmemiz mümkün değildir. . . (O halde) iman edenler Allah'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler). "
Resulleri onlara dediler ki: 'Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değildir. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.'
Peygamberleri onlara dediler ki: «(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.»
Elçiler, onlara, şöyle dediler: "Kesinlikle, sizin gibi bir insanoğluyuz. Ancak, Allah, dilediği kuluna lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadıkça, size bir kanıt getirmemiz olacak şey değildir. İnananlar, artık Allah'a güvensinler!"
Peygamberleri onlara dediler ki: "Evet, biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah, nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar."
Elçileri ise kendilerine şöyle dediler: "Biz, elbette sizin gibi birer insanız. Ancak, ALLAH, kullarından dilediğini seçerek ona lütufta bulunur. ALLAH'ın izni olmadan size bir yetki belgesi getirmemiz olanaksızdır. Gerçeği onaylayanlar ALLAH'a güvenmeli."
Elçileri ise kendilerine şöyle dediler: 'Biz, elbette sizin gibi birer insanız. Ancak, ALLAH, kullarından dilediğini seçerek ona lütufta bulunur. ALLAH'ın izni olmadan size bir yetki belgesi getirmemiz olanaksızdır. İnananlar ALLAH'a güvenmeli.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Peygamberleri onlara: "Evet biz de ancak sizin gibi bir beşeriz, fakat Allah kullarından dilediğine nimetini lütfeder ve Allah'ın izni olmadıkça size bir mucize ve delil getirmek bizim haddimiz değildir. Ve müminler artık Allah'a dayanıp güvenmelidir.
Resulleri onlara: evet, dediler: biz, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değiliz ve lakin Allah kullarından dilediğine nı'metini ihsan buyurur ve Allahın izni olmadıkça size bir sülta ve bürhan getirmek bizim haddimiz değildir, ve hep Allaha tevekkül etmelidir onun için mü'minler
Resulleri onlara dediler ki: "Biz de ancak sizin gibi beşeriz. Ancak Allah, kullarından dilediği kimseye iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmaksızın bizim size bir sultan getirmemiz olacak şey değildir. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."
Resulleri onlara dediler ki: "Biz de ancak sizin gibi beşeriz. Ancak Allah, kullarından dilediği kimseye iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmaksızın bizim size bir sultan getirmemiz olacak şey değildir. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."
Rasulleri onlara dediler ki: "Biz de ancak sizin gibi insanız. Ancak Allah, kullarından dilediği kimseye ihsanda bulunur. Allah'ın izni olmaksızın bizim size bir sultan getirmemiz olacak şey değildir. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."
Resulleri onlara dediler ki: "Doğrusu biz sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Tanrı kullarından dilediğine lütufta bulunur. Tanrı'nın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değil. İnançlılar ancak Tanrı'ya tevekkül etsinler."
Peygamberleri onlara: "Biz de, demişdi, sizin gibi insandan başka (bir şey) değiliz. Fakat Allah, ni'metini kullarından kimi dilerse ona ihsan eder. Allahın izni olmaksızın bizim size (kaahir) bir hüccet getirmemize imkan yokdur. Mü'minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır".
Peygamberleri onlara: Biz de sizin gibi birer insanız, ama Allah kullarından dilediğine ihsanda bulunur. Allah'ın izni olmadıkça biz; size delil getiremeyiz. Mü'minler; Allah'a tevekkül etsinler, demişlerdi.
(5-18) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle kavmini karanlıktan aydınlığa çıkar ve günlerimizi onlara hatırlat diye ayetlerimizle gönderdik. Bunda da sabreden ve teşekkür eden herkes için göstergeler / ayetler vardır. Musa kavmine dedi ki Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, sizi firavun ailesinden kurtardı, size kötülük uyguluyorlardı, oğullarınızı boğazlıyorlardı, k adınlarınızı sağ bırakıyorlardı , bunda Rabbinizden sizin için , çok büyük bir imtihan/ bir bela vardı , Rabbiniz şöyle ilan etti, eğer ki teşekkür ederseniz, size artırırım, (nimetleri) lakin yok sayar / örtbas ederseniz azabım kesinlikle şiddetlidir. Musa dedi ki eğer siz ve yeryüzündeki herkes , kafir olsanız dahi , Allah yine de en zengin olandır, övülmeye en layık olandır, size, sizden öncekilerin haberleri, Nuh Kavminin Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onları en iyi Allah bilir, bildirimleri gelmedi mi? Onlara Resullerimiz açıklamalarla geldiler, onlarda ellerini ağızlarına götürerek dediler ki, sizle bize gönderileni, biz görmezden geliyoruz / yok sayıyoruz, bizim de o bizi davet ettiğiniz şeye karşı içimizde kuşkumuz var, şüphe duyuyoruz, Resulleri onlara dediler ki, Allah hakkında semaları ve yeri yaratan hakkında, kuşkunuz mu var? O sizi günahlarınızdan bağışlanmaya davet ediyor ve sizi belli bir süreye kadar öteliyor, dediler ki siz de bizim gibi birer beşersiniz , bizi, babalarımızın ibadet ediyor olduklarından uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Bize bir apaçık delil / ispat getirin, Resuller onlara dediler ki evet, biz de siz gibi birer beşeriz ve lakin Allah, kullarından istediğine bu nimeti / risalet görevi nimetini ihsan eder, bizim, Allah’ın izni dışında bir delil oluşturup getirmemiz mümkün değildir, müminlerin tevekkülü Allah’adır / vekaletleri Allah’ın elindedir. Biz de (müminler gibi) neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? O , kesinlikle bizi yolumuza yönlendirmiştir , biz yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz , tevekkül edecek olanlar da Allah’ı vekil tayin etsinler , kafirler, resullerine dediler ki sizi yerimizden çıkaracağız yahut milleti mize / dinimize geri dönersiniz dediler , Rableri de onlara zalimleri helak edeceğiz , arza da onların artlarından sizi yerleştireceğiz şeklinde vahyetti, işte bu, makamımdan ve vadimden korkan iç indir. Fetih talep ettiler (Biz de Resullerimize fethi verdik) Her bir inat çı zorba / cebbar / cebir kullanan mahvoldu , onun arkasından da cehennem gelecek, irin suyundan içirilecekler , onu yudumladıklarında onu kolaylıkla yutamayacaklar, onlara her bir mekândan ölüm gelecek fakat o, ölü olamayacak, onun da arkasından çök kaba bir azap gelecek. Kafirlerin amellerinin Rabbindeki örneği / misali, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir , kazandıkları şeylerin hiçbirine kudret edemeyecekler / güç yetiremeyecekler / ellerinden uçup gidecek, işte bu uzak bir sapmadır.
Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”
Elçileri onlara dediler ki: "Evet biz de sizin gibi insandan başka bir şey değiliz. Fakat Allah, kullarından dilediğine lutfeder. Allah'ın izni olmadan biz size delil getiremeyiz. İnananlar, Allah'a dayansınlar."
Elçileri onlara dedi ki: "Doğru, biz de tıpkı sizin gibi bir beşeriz. Ama Allah, gerek gördüğü kullarına (elçilik vererek) iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadan size boyun eğdirecek bir delil / mucize getirmek bizim elimizde değildir. Müminler, yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Elçileri onlara dedi ki "Doğru, biz de tıpkı sizin gibi bir insanız. Ama Allah, tercih ettiği kuluna iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadan size boyun eğdirecek bir delil getirmek bizim elimizde değildir. Müminler, yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.
Peygamberleri onlara dedi ki: Biz ancak sizin gibi birer insanız ama Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah’ın izni olmadıkça biz size delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler sadece Allah’a tevekkül etsinler.
Peygamberleri onlara dedi ki: -Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. Müminler sadece Allah'a dayansınlar.
Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler."