İbrâhîm suresi

İbrâhîm suresi, 2. ayet

İbrâhîm suresi, 2. ayet. ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَوَيْلٌ لِّلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ شَدِيدٍ

allâhi-lleẕî lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. veveylül lilkâfirîne min `aẕâbin şedîd.

Diyanet İşleri

(1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İbrâhîm 1–5 · surenin 2. ayeti / 52

Konu Karanlıklardan aydınlığa; Mûsâ ve şükür İbrâhîm 1–8 3

  1. 1–2

    (1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

  2. İbrâhîm 3

    Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler.

  3. İbrâhîm 4

    Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  4. İbrâhîm 5

    Andolsun, Musa'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–2. ayetler için yazılmıştır.

1-2. Yüce Allah, kitabını Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e insanların faydası için, onları bilgisizliğin, küfrün, kötü ahlâkın ve çeşitli masiyetlerin karanlıklarından ilim, iman ve güzel ahlâkın nuruna çıkartmak üzere indirdiğini haber vermektedir. “Rablerinin izni ile” buyruğu şu demektir: Allah tarafından sevilen ve gerçekleştirilmek istenen böyle bir husus, ancak Allah’ın iradesi ve yardımı ile gerçekleşebilir. Bu buyruk, kulları Rablerinin yardımını dilemeye teşviki ihtiva etmektedir. Daha sonra Yüce Allah bu Kitab ile insanları iletmiş olduğu nurun mahiyetini açıklamak üzere şöyle buyurmaktadır: “Azîz ve Hamîd olan Allah'ın yoluna” yani Allah’a, lütuf ve ihsan yurdu olan cennete ulaştıran yola. Bunun da kapsamına hak bilgi ve gereğince amel girer. Burada Allah’a ulaştıran yoldan söz edilirken “Azîz (izzet ve kudret sahibi) ve Hamîd (övgüye layık)” isimlerinin zikri, şuna işaret içindir: Böyle bir yolu izleyen kimse, Allah’ın izzeti ile aziz ve güçlü olur. Onun, Allah’tan başka yardımcıları olmasa dahi o, güçlüdür. İşleri de övülmeye değerdir ve yaptıklarının akıbeti güzel olacaktır. Yine bu şuna da işaret etmektedir: Allah’ın yolu, Allah’ın kemal sıfatlarınına, celal ve azamet niteliklerine delalet eden en büyük delillerindendir. Bu yolu kullarının önünde açan zat, egemenliği ile aziz ve güçlü, sözleri, fiilleri ve hükümleri dolayısı ile de övgüye layıktır. Dosdoğru yolun çeşitli merhalelerini temsil eden ibadetler ile kendisine ibadet olunan mutlak ilah O’dur. Yaratması, rızık vermesi, işleri idare edip çekip çevirmesi itibari ile (yani bütün yönleri ile) göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nun olduğu gibi, dini hükümleri ile kullarına hükmetme hakkı da O’na aittir. Çünkü kulları da O’nun mülkü kapsamındadır. Onları başıboş bırakması O’na yakışmaz.

Yüce Allah, kendi yoluna, Sırat-ı Müstakime dair delil ve belgeleri beyan ettikten sonra bunun gereklerine riâyet etmeyenleri tehdit ederek: “Şiddetli azaptan dolayı vay o kâfirlerin haline!” buyurmaktadır. Böyle bir azabın ne miktarı tespit edilebilir, ne de nitelikleri anlatmakla bitirilebilir. Daha sonra Yüce Allah, bu kâfirleri şu buyrukları ile şöylece nitelemektedir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Göklerde ve yerde ne varsa mülkü yalnızca Allah'a aittir. O, yalnızca kendisine ibadet edilmeyi hak edendir. Yaratmış olduğu mahlukatından hiçbir şey O'na ortak koşulmaz. Kâfir olanlar şiddetli bir azaba çarptırılacaklardır.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱللَّهِ allahi Allah kök: اله
  2. ٱلَّذِى llezi ki
  3. لَهُۥ lehu O'nundur
  4. مَا ma ne varsa
  5. فِى fi
  6. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde kök: سمو
  7. وَمَا ve ma ve ne varsa
  8. فِى fi
  9. ٱلْأَرْضِ ۗ l-erdi yerde kök: ارض
  10. وَوَيْلٌۭ ve veylun vay haline
  11. لِّلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine şu kafirlerin kök: كفر
  12. مِنْ min dolayı
  13. عَذَابٍۢ azabin azabdan kök: عذب
  14. شَدِيدٍ şedidin çetin kök: شدد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

  • Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(1, 2) Elif. Lâm. Râ. dipnot 1 (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, dipnot 2 yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yoluna dipnot 3 çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Bakara 2:257; Mâide 5:16; Ahzâb 33:43; Hadîd 57:9; Talâk 65:11.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.

Mustafa İslamoğlu

O Allah ki, göklerde ve yerde olan her şey kendisine aittir. (Kendilerini bekleyen) şiddetli cezadan dolayı vay o kafirlerin haline!

Muhammed Esed

O Allah(ın yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur. Kendilerini bekleyen o çok zorlu azaptan ötürü, hakkı inkar edenlerin vay haline!

Ahmed Hulusi

(Aziyz ve Hamiyd olan O) Allah ki, semalar ve arzda ne varsa O'nun içindir (El Esma ül Hüsna'sıyla işaret edilen özelliklerinin seyri için). . . O hakikat bilgisini inkar edenlere yazıklar olsun, kendilerini bekleyen şiddetli azap dolayısıyla!

Ali Bulaç

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay inkar edenlere.

Ali Özek ve heyeti

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!

Ali Rıza Safa

Öyle Allah'tır ki, göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Yaman bir cezadan dolayı, nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allah'ın yoluna. Şiddetli azaptan dolayı kafirlerin vay haline!

Edip Yüksel

Yani ALLAH'ın. O ki göklerde ve yerde bulunanların hepsine sahiptir. Hak ettikleri çetin azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yani ALLAH'ın. O ki göklerde ve yerde bulunanların hepsine sahiptir. Hakkettikleri çetin azaptan dolayı vay kafirlerin haline.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O Allah' in (yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur; şiddetli bir azaptan dolayı vay kafirlerin haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

O Allahın ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onun, şiddetli bir azabdan da veyl kafirlere

Erhan Aktaş

Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin dipnot 1 vay haline!

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin dipnot 1 vay haline!

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline!

Gültekin Onan

O Tanrı ki göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay kafirlere.

Hasan Basri Çantay

O (yegane gaalib, hamde layık) Allah ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onundur. (Uğrayacakları) çetin azabdan dolayı vay kafirlere (kafirlerin başına geleceklere)!..

İbni Kesir

O Allah ki; göklerde ve yerde olanlar O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlere.

Mehmet Alagaş

(1-4) Elif Lâm Râ, Kitabı, O’nu sana, insanları karanlıktan aydınlığa, Rabbinin izni ile saygıdeğer ve övülenin yoluna çıkarman için indirdik. Allah öyledir ki göklerde ve yerde ne varsa onundur , kafirlere şiddetli azaptan ötürü yazıklar olsun , öyle kimselerdirler ki Ahirete karşı dünya hayatını severler ve Allah yolundan alıkoyarlar, eğrilmesini isterler, işte onlar uzak bir sapma içindedirler. Biz Resulleri, onlara ifade edebilmeleri için sadece kendi kavimlerinin lisanlarıyla gönderdik, Allah’ın dilediği kişiyi saptırır, dilediği kişiyi yola iletir, O saygıdeğerdir, hâkimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Uğrayacakları şiddetli azaptan dolayı vay o kâfirlerin haline!

Süleyman Ateş

O Allah ki, göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Çetin azabdan dolayı vay şu kafirlerin haline!

Süleymaniye Vakfı

Göklerde ne var ve yerde ne varsa kendisine ait olan dipnot 1 Allah'ın yoluna… Çetin dipnot 2 bir azaptan dolayı kafirlerin vay haline dipnot 3 !

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Çetin, ayetteki (شديد) şedid'in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır. Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır (En'am 6/160).
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın yoluna çıkarman için. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onundur. Kafirlerin, dipnot 1 suçlarıyla bağlantılı azaptan çekecekleri var.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Göklerde ve yerdeki herşeyin sahibinin Allah olduğu gerçeğini ve Kitabı görmezlikten gelen ve gizleyenlerin

Şaban Britch

O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Uğrayacakları şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlere!

Şaban Piriş

Göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'tır. Uğrayacakları şiddetli azabdan dolayı vay kafirlere!

Yaşar Nuri Öztürk

O Allah'a ki yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Hüsran haberi şiddetli bir azaptan, o küfre batmışlara...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah, to Whom belong the whole and all in all in the heavens and on earth; woe betide the infidels who deny Him. They shall pass through nature to eternal suffering.

Abdul Haleem

God, to whom everything in the heavens and earth belongs. How terrible will be the torment of those who ignore [Him],

Abdullah Yusuf Ali

Of Allah, to Whom do belong all things in the heavens and on earth! But alas for the Unbelievers for a terrible penalty (their Unfaith will bring them)!-

Abul A'la Maududi

(to the Way of) Allah to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. Woe be to those who reject the Truth for a severe chastisement,

Aisha Bewley

Allah is He to Whom everything in the heavens and everything in the earth belongs. Woe to the kuffar because of a terrible punishment –

Al-Hilali & Khan

Allâh to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth! And woe unto the disbelievers from a severe torment.

Ali Quli Qarai

—Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And woe to the faithless for a severe punishment

Amatul Rahman Omar

(To the path of) Allâh, to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. And woe to the disbelievers for a dreadful punishment (that will befall them)!

Arthur John Arberry

God, to whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. And woe to the unbelievers for a terrible chastisement,

Bijan Moeinian

God is the owner of everything which exist in the heavens and in the earth. How terrible is God’s punishment being reserved for the disbelievers

E. Henry Palmer

God is He whose is whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Alas for the misbelievers, for their torment is keen!

Edip-Layth

God, to whom belongs all that is in the heavens, and all that is in the earth. Woe to the ingrates from a painful retribution.

George Sale

God is He unto whom belongeth whatsoever is in heaven and on earth: And woe be to the infidels, because a grievous punishment waiteth them;

Hamid S. Aziz

Allah is He unto Whom belongs whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Alas for the disbelievers, for a terrible doom;

Mahmoud Ghali

Allah, Who has whatever is in the heavens and whatever is in the earth. And woe to the disbelievers for a strict torment!

Marmaduke Pickthall

Allah, unto Whom belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. and woe unto the disbelievers from an awful doom;

Mohamed Ahmed - Samira

God, to whom belongs all there is in the heavens and the earth. Woe to the unbelievers for the terrible punishment (that awaits).

Muhammad Asad

to God, unto whom all that is in the heavens and all that is on earth belongs. But woe unto those who deny the truth: for suffering severe

Mustafa Khattab

Allah, to Whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And woe to the disbelievers because of a severe torment!

Progressive Muslims

God, to whom belongs all that is in the heavens, and all that is in the Earth. And woe to the rejecters from a painful retribution.

Rashad Khalifa

(The path of) GOD; the One who possesses everything in the heavens and everything on earth. Woe to the disbelievers; they have incurred a terrible retribution.

Sahih International

Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And woe to the disbelievers from a severe punishment

Sam Gerrans

Of God, to whom belongs what is in the heavens and what is in the earth; and woe to the false claimers of guidance from a severe punishment!

Shabbir Ahmed

Allah to Whom belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. (His Commands must govern your social order as they govern the Universe). Therefore, those who reject His Guidance, incur an awful retribution.

Syed Vickar Ahamed

Allah, to Whom belong all things in the heavens and on earth! But grief to the disbelievers for a terrible Penalty (for their lack of Faith)—

Taqi Usmani

Allah, the One to whom belongs what is in the heavens and what is in the earth. Woe be to the disbelievers because of a severe punishment,

The Monotheist Group

God, to whom belong all that is in the heavens and the earth. And woe to the rejecters from a severe retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 2. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 2. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 2. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩