İbrâhîm suresi

İbrâhîm suresi, 21. ayet

İbrâhîm suresi, 21. ayet. وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ جَمِيعًا فَقَالَ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ قَالُوا۟ لَوْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَهَدَيْنَٰكُمْ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَجَزِعْنَآ أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍ

veberazû lillâhi cemî`an feḳâle-ḍḍu`afâü lilleẕîne-stekberû innâ künnâ leküm tebe`an fehel entüm mugnûne `annâ min `aẕâbi-llâhi min şey'. ḳâlû lev hedâne-llâhü lehedeynâküm. sevâün `aleynâ ecezi`nâ em ṣabernâ mâ lenâ mim meḥîṣ.

Diyanet İşleri

İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İbrâhîm 18–24 · surenin 21. ayeti / 52

Konu Kül meseli ve şeytanın mahşerdeki konuşması İbrâhîm 18–23 3

  1. İbrâhîm 18

    Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu, derin sapıklıktır.

  2. İbrâhîm 19

    Allah'ın, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.

  3. İbrâhîm 20

    Bu, Allah'a hiç de güç gelmez.

  4. 21

    İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

  5. İbrâhîm 22

    İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır."

  6. İbrâhîm 23

    İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri "selam"dır.

  7. İbrâhîm 24

    Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

21. “(Kıyamet günü)” Sûr’a üfürüleceği vakit “hepsi” bütün yaratıklar “toplanıp Allah’ın huzuruna çıkarlar.” Kabirlerinden çıkarak Rablerinin huzuruna gelir, hiçbir tümseği ve çukuru bulunmayan dümdüz bir alanda durur ve O’nun huzuruna çıkarlar. Onlardan tek bir kimse dahi gizli kalmaz. Huzuruna çıkacakları vakit birbirleri ile tartışmaya başlarlar; herkes kendisini savunmaya ve gücü yettiğince kendisini korumaya çalışır. Ancak ne mümkün? “Zayıflar” yani başkalarına uyan ve başkalarını taklit eden kimseler “müstekbirlere” sapıklığın önderleri olan ve kendilerine uyulan kimselere “şöyle der: Biz size tabi idik” dünyada siz, bize sapıklığı emrettiniz, onu bize süslediniz ve bizi azdırarak doğru yoldan çıkardınız. “Şimdi siz, Allah’ın azabından azıcık” zerre ağırlığınca “bir şey dahi olsa bizden uzaklaştırabilecek misiniz? Onlar” yani kendilerine uyulan, önder kabul edilen kimseler ise şöyle der: Biz azmış olduğumuz gibi sizi de azdırdık “Allah bize hidâyet vermiş olsaydı, elbette biz de sizi hidâyete ulaştırırdık.” Artık kimsenin kimseye hiçbir faydası yoktur. “Artık biz” azaptan dolayı “sızlansak da” ona karşı “sabretsek de bizim için birdir. (Azaptan kaçıp) sığınacak” barınacak ve Allah’ın azabından kurtulmak için kaçıp korunacak “hiçbir yerimiz yok.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İnsanlar, vadedilen gün kabirlerinden çıkıp Yüce Allah'ın huzuruna gelecekler. Tabi olan zayıflar, önderlik yapan efendilerine şöyle diyecekler: "-Ey Efendiler!- Bizler size tabi olanlardık. Emirlerinize itaat ediyor, yasakladıklarınızdan da sakınıyorduk. Siz Allah'ın azabına karşı bizi koruyabilecek misiniz?" Önderlik yapan efendiler şöyle dediler: "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirerek muvaffak kılsaydı, biz de sizi doğru yola eriştirir ve hep beraber O'nun azabından kurtuluşa ererdik. Ancak sapıttık ve sizi de yoldan çıkardık. Şimdi azaba tahammül etmede aciz kalmakta ya da sabretmekte hepimiz eşitiz. Hiçbirimiz için azaptan kaçışı yoktur."

Kelimeler

34 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَبَرَزُوا۟ ve berazu ve göründüler kök: برز
  2. لِلَّهِ lillahi Allah'ın huzurunda kök: اله
  3. جَمِيعًۭا cemian hepsi kök: جمع
  4. فَقَالَ fekale dediler ki kök: قول
  5. ٱلضُّعَفَـٰٓؤُا۟ d-duafa'u zayıflar kök: ضعف
  6. لِلَّذِينَ lillezine kimselere
  7. ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ stekberu büyüklük taslayan(lara) kök: كبر
  8. إِنَّا inna şüphesiz biz
  9. كُنَّا kunna idik kök: كون
  10. لَكُمْ lekum size
  11. تَبَعًۭا tebean tabi kök: تبع
  12. فَهَلْ fehel misiniz?
  13. أَنتُم entum siz
  14. مُّغْنُونَ mugnune savabilir kök: غني
  15. عَنَّا anna bizden
  16. مِنْ min -ndan
  17. عَذَابِ azabi azabı- kök: عذب
  18. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  19. مِن min (en ufak)
  20. شَىْءٍۢ ۚ şey'in bir şey kök: شيا
  21. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  22. لَوْ lev eğer
  23. هَدَىٰنَا hedana bize yol gösterseydi kök: هدي
  24. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  25. لَهَدَيْنَـٰكُمْ ۖ lehedeynakum biz de size yol gösterirdik kök: هدي
  26. سَوَآءٌ seva'un artık birdir kök: سوي
  27. عَلَيْنَآ aleyna bize
  28. أَجَزِعْنَآ ecezia'na sızlansak da kök: جزع
  29. أَمْ em ya da
  30. صَبَرْنَا saberna sabretsek de kök: صبر
  31. مَا ma yoktur
  32. لَنَا lena bize
  33. مِن min hiç
  34. مَّحِيصٍۢ mehisin kaçıp sığınacak bir yer kök: حيص

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جزع (2 geçiş)

    Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

  • Aynı kök: برز (9 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    (Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: غني (73 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    "Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

  • Aynı kök: حيص (5 geçiş)

    İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar.

  • Aynı kök: حيص (5 geçiş)

    Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkmış (olacak) ve zayıf olanlar kibirlenenlere diyecekler ki: "Şüphesiz ki biz size uymuştuk. Şimdi siz Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da şöyle diyeceklerdir: "Allah bizi doğru yola ulaştırsaydı biz de sizi doğru yola ulaştırırdık. dipnot 1 Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Artık bizim için hiçbir sığınak yoktur."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:148; Nahl 16:35.

Mustafa İslamoğlu

Derken, (hesap günü) toptan Allah'ın huzuruna çıkmışlardır. Ve altta kalan zayıflar büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Sahiden biz zamanında size uymuştuk; şimdi siz Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilecek durumda mısınız?" Onlar cevap verecekler: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi, biz de size kılavuzluk ederdik; inleyip sızlasak da (başımıza gelene) sabretsek de, bizim için hepsi bir: artık bizim sığınacak bir yerimiz yok!"

Muhammed Esed

Ve (o Yargı Günü'nde insanların) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar; işte o zaman, zayıf olanlar bir vakitler büyüklük taslamış olanlara: "Bakın, bizler sizin izleyicilerinizdik" diyecekler, "o halde şimdi bizden Allah'ın azabını biraz olsun savabilecek güçte misiniz?" (Ötekiler buna şöyle) cevap verecekler: "Eğer Allah bize (kurtuluş) yolu(nu) gösterirse, şüphesiz, biz sizi de peşimizden sürükleriz; fakat, görebildiğimiz kadarıyla, şimdi artık sızlansak da, (hak ettiğimiz azaba) katlansak da, hepsi bir: bizim için artık kurtuluş yok!"

Ahmed Hulusi

Hepsi Allah için, her yönleriyle, topluca ortadadırlar! Zayıflar, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz, size tabi olanlar idik. . . (Şimdi) Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilir misiniz?". . . (Büyüklenenler) dediler ki: "Eğer Allah bize hidayet etseydi, elbette biz de size hidayet ederdik. . . (Şimdi) sızlanıp feryat etsek de yahut sabretsek de bize eşittir. . . (Zira) bizim kaçış yerimiz yoktur. "

Ali Bulaç

Onların tümü toplanıp (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz, biz size tabi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?" Dediler ki: "Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de farketmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."

Ali Özek ve heyeti

(Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: «Biz sizin tâbilerinizdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?» Onlar da diyecekler ki: «(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur.»

Ali Rıza Safa

Ve tümü, Allah'ın karşısına çıkacaktır. Güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara, şöyle diyecekler: "Aslında, size uymuştuk. Şimdi, Allah'ın cezasını, bir parça bizden uzaklaştırabilir misiniz?" Diyecekler ki: "Allah, bizi doğru yola eriştirseydi, kesinlikle, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi yakınsak da katlansak da değişmez; bizim için kaçacak yer yok!"

Bayraktar Bayraklı

Hepsi toplu halde Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz size uyduk. Şimdi siz bizden, Allah'ın azabından herhangi bir şey savabilir misiniz?" Büyüklük taslayanlar diyecekler ki: "Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için birdir, kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!"

Edip Yüksel

Hepsi ALLAH'ın huzuruna durduklarında. Zayıflar, büyüklük taslamış olanlara: "Biz sizin izleyicileriniz idik. Bizi ALLAH'ın azabından bir parça kurtarabilir misiniz?" dediler. Onlar da: "ALLAH bize bir yol gösterseydi biz de size gösterirdik. Artık sızlansak da dayansak da bizim için birdir, kaçıp kurtulacak bir yerimiz yok."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hepsi ALLAH'ın huzuruna durduklarında. Zayıflar, büyüklük taslamış olanlara: 'Biz sizin izleyicileriniz idik. Bizi ALLAH'ın azabından bir parça kurtarabilir misiniz,' dediler. Onlar da: 'ALLAH bize bir yol gösterseydi biz de size gösterirdik. Artık sızlansak da dayansak da bizim için birdir, kaçıp kurtulacak bir yerimiz yok.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de hepsi toplanarak Allah'ın huzuruna çıkarılacaktır; zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: "Bizler sizlere uymuştuk; şimdi siz, Allah'ın azabından zerrece bir şeyi bizden savabilir misiniz?" "Allah bize hidayet etseydi, ebette sizi hidayete erdirirdik. şimdi bizler sızlansak da sabretsek de farketmez; bizim için kurtuluş yoktur!" diyeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de hepsi toplanarak Allahın huzuruna çıkmışlardır, zuafa kısmı büyüklük taslıyanlara, şöyle demektedirler: bizler sizlere tabi' idik, şimdi siz, bizden Allahın azabından zerrece bir şey def' edebiliyor musunuz? Eğer, demişlerdir: Allah bize hidayet verse idi elbette sizi hidayeti erdirirdik, şimdi bizler sızlansak da sabretsek de müsavidir, bizim için kurtuluş yok

Erhan Aktaş

Hepsi, Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" diyecekler. Onlar: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi dipnot 1 biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk. dipnot 2 Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bizi affetseydi.
  2. metne dön, dipnot 2
    Suçlarını kabul etmeyerek; yanlış yolda olmalarının sorumlusu olarak Allah'ı gösteriyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hepsi, Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" diyecekler. Onlar: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk. dipnot 1 Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlarını kabul etmeyerek; yanlış yolda olmalarının sorumlusu olarak Allah'ı gösteriyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hepsi, Allah'ın huzuruna çıkacaklar. Güçsüz olan kimseler, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz size uyan kimselerdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" diyecekler. Onlar: "Eğer Allah bize bir yol gösterseydi biz de kesinlikle size yol göstericiler olurduk. dipnot 1 Sabretsek de sabretmesek de bizim için birdir. Bizim için kaçacak bir yer yoktur." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlarını kabul etmeyerek; yanlış yolda olmalarının sorumlusu olarak Allah'ı gösteriyorlar.

Gültekin Onan

Onların tümü toplanıp (kıyamette) Tanrı'nın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz, biz size tabi idik; şimdi siz, bizden Tanrı'nın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?" Dediler ki: "Eğer Tanrı bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de farketmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."

Hasan Basri Çantay

Hepsi toplanıb Allahın huzuruna çıkarlar da zaifler o büyüklük taslayanlara: "Siz sizin tebeanız (aveneniz) dik. Şimdi siz Allahın azabından (cüz'i) bir şey'i olsun bizden uzaklaşdırıb def edebiliyor musunuz?" derler. Onlar da: "Eğer, derler, Allah bize hidayet verseydi biz de size elbette doğru bir yol gösterirdik. Şimdi bizler sızlansak da, katlansak da birdir. Bizim için sığınacak hiç bir yer yokdur".

İbni Kesir

Onların hepsi; Allah'ın huzuruna toplanıp çıkarlar. Zayıflar büyüklük taslayanlara: Doğrusu biz; size uymuştuk. Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz? derler. Onlar da: Allah, bizi doğru yola eriştirseydi; biz de sizi eriştirirdik. Şu halde artık sızlansak da katlansak da birdir. Bizim için kaçıp sığınacak bir yer yoktur, derler.

Mehmet Alagaş

(19-22) Görmedin mi? Allah Semaları ve yeri gerçek olarak yarattı , eğer ki isterse , sizi giderir yeni olarak yarattıklarını sizin yerinize getirir, bu Allah için önemli bir şey değildir , h epsi Allah’ın huzuruna çıktılar , h uzurda zayıf bırakılanlar , büyüklenenlere derler ki , biz sizin tebaanızdık / size tabi olanlardık, Allah’ın azabından siz , bizden bir şey kaldırabilir misiniz? Derler ki eğer Allah bize hidayet ederse / rehberlik ederse bizde size rehberlik edebiliriz. Bizim için sızlansak ta aynıdır, sabretsek te aynıdır, bize bir kaçış yeri imkânı yok derler. Emir yerine getirildiğinde şeytan dedi ki , Allah gerçek olan vaadi, size vaatti. Ben de size vadettim tam tersi / tam karşıtı oldu , benim sizin üzeriniz de sizi çağırmak dışında herhangi bir hükümranlığım / delile dayalı bir üstünlüğüm yok , bana icabet ettiniz, beni kınamayın kendi kendinizi kınayın, sizin haykırışlarınıza ben cevap veremem siz de benim haykırışıma cevap veremezsiniz, ben, önceden sizin ortak koştuklarınızı da yok sayan biriyim kesinlikle zalimler için acıtıcı bir azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların tümü (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıkarlar. Zayıf bırakılmışlar, büyüklük taslayanlara der ki: “Şüphesiz biz size tâbi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi savabilir misiniz?” Derler ki: “Eğer Allah bize hidayet etseydi, biz de sizleri hidayete eriştirirdik. Şimdi yakınsak da sabretsek de fark etmez, bizim için kaçacak hiç bir yer yoktur.”

Süleyman Ateş

Hepsi Allah'ın huzurunda göründüler. Zayıflar, büyüklük taslayan(önder)ler(in)e: "Biz size tabi idik. Şimdi siz, bizden Allah'ın azabından (en ufak) bir şey savabilir misiniz?" dediler. (Büyüklük taslayanlar kendilerini ma'zur göstermek için: "Ne yapalım?") dediler: "Allah bize yol gösterseydi, biz de size yol gösterirdik. Artık biz sızlansak da, sabretsek de birdir; kaçıp sığınacak bir yerimiz yoktur!"

Süleymaniye Vakfı

(Ahirette) hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar. Güçsüzler, büyüklük taslamış olanlara şöyle derler: "Biz hep sizin takipçiniz olduk. Şimdi siz de Allah'ın azabının birazını olsun bizden savabilir misiniz?" Onlar da şöyle derler: "Allah bizi yola getirseydi elbette biz de sizi yola getirirdik. Artık sızlansak da bir, katlansak da... Bizim için kaçıp sığınılacak hiçbir yer yok dipnot 1 !"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ahirette hepsi Allah'ın huzuruna çıkarılır. Zayıflar, kendini güçlü görenlere derler ki "Biz size uyan kimselerdik. Allah'ın herhangi bir azabındanbizi kurtarabilirsiniz değil mi?" Onlar şöyle derler: "Allah bizi yola getirseydi biz de sizi yola getirirdik. Artık sızlansak da bir, katlansak da... Bizim için de kurtuluş yoktur."

Şaban Britch

Hepsi Allah’ın huzuruna çıkarlar. Güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Biz size uymuştuk, Allah’ın azabından bize bir faydanız olur mu?" derler. Onlar da: Allah bize (imanı) hidayet etseydi, bizler de size yol gösterirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü sığınacak yerimiz yok, derler.

Şaban Piriş

Hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: -Biz size uymuştuk, Allah'ın azabından bizi koruyabilir misiniz? derler. Onlar da: -Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yok, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Hepsi toplu halde, Allah'ın huzuruna çıkmış olacaklar. Ezilip horlananlar, büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin birer uydunuzduk. Şimdi siz Allah'ın azabından bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?" Cevap verecekler: "Allah bize kılavuzluk etseydi elbette biz de size kılavuzluk ederdik. Şimdi inleyip feryat etsek de sabretsek de bir. Sığınacak hiçbir yerimiz yok."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when the whole have emerged from the graves and assembled before Allah at Judgment, the weak who lacked strength of purpose and will shall say to those who were extravagant in their accounts of themselves: "We were your followers; are you now going to carry on our behalf a share of Allah's torment laid upon the damned!" The proud would answer "Had Allah guided us to His path of righteousness, We would have guided you thereto; now it is all the same whether we be impatient or patient, never will we be able to possess our souls nor can we escape".

Abdul Haleem

When they all appear before Him, the weak will say to the powerseekers, ‘We were your followers. Can you protect us from any of God’s punishment?’ They will reply, ‘If God had guided us, we would have guided you. It makes no difference now whether we rage or endure with patience: there is no escape.’

Abdullah Yusuf Ali

They will all be marshalled before Allah together: then will the weak say to those who were arrogant, "For us, we but followed you; can ye then avail us to all against the wrath of Allah?" They will reply, "If we had received the Guidance of Allah, we should have given it to you: to us it makes no difference (now) whether we rage, or bear (these torments) with patience: for ourselves there is no way of escape."

Abul A'la Maududi

Then all of them will appear exposed before Allah, dipnot 1 and the weak ones will say to the haughty ones: "We merely followed you. Will you, then, protect us from Allah's chastisement?" They will say: "Had Allah shown us the Way to our salvation, we would surely have also guided you. Now it is all the same whether we cry or suffer patiently, we have no escape." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The word baruz means to emerge and also implies to become known. That is why it has been translated into "shall appear before Allah", for it implies both these meanings. As a matter of fact, all the people are fully exposed all the time before Allah but they do not realize it. They will, however, realize it on the Day of Judgment when they shall be presented before the Greatest of all Judges that they were fully exposed before Him all along. So much so that every deed they did and each and everything they thought and desired is known to Him.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is to serve as a warning to all those people who follow others blindly or obey and submit to tyrants because they say: We are weak. They are warned, as if to say: You should note it well that those leaders, saints, officers and rulers whom you arc following blindly today, will not be able to protect you at all from the chastisement of Allah. Therefore, you should consider it well today where such people, whom you are following or obeying, are themselves going and where they are leading you.

Aisha Bewley

They will all parade before Allah and the weak will say to those who were arrogant, ‘We followed you, so can you help us at all against the punishment of Allah?’ They will say, ‘If Allah had guided us, we would have guided you. It makes no difference whether we cannot stand it or bear it patiently. We have no way of escape.’

Al-Hilali & Khan

And they all shall appear before Allâh (on the Day of Resurrection); then the weak will say to those who were arrogant (chiefs): "Verily, we were following you; can you avail us anything against Allâh’s Torment?" They will say: "Had Allâh guided us, we would have guided you. It makes no difference to us (now) whether we rage, or bear (these torments) with patience; there is no place of refuge for us."

Ali Quli Qarai

Together they will be presented before Allah. Then those who were weak will say to those who were arrogant, ‘Indeed we were your followers. So will you avail us against Allah’s punishment in any wise?’ They will say, ‘Had Allah guided us, surely we would have guided you. It is the same to us whether we are restless or patient: there is no escape for us.’

Amatul Rahman Omar

(Beware of the Day when) the people shall appear before Allâh in a body so that the weak shall say to those who considered themselves great, `We were your followers definitely. Can you not help (to save) us (today) in any manner against the punishment of Allâh?' They will reply, `Had Allâh guided us (to a way of deliverance) we would have surely guided you. It makes no difference for us (now) whether we show impatience or remain patient. There is no way of escape for us (this day).'

Arthur John Arberry

They sally forth unto God, all together; then say the weak to those who waxed proud, 'We were your followers; will you avail us against the chastisement of God anything?' They say, 'If God had guided us, we would have guided you. Alike it is for us whether we cannot endure, or whether we are patient; we have no asylum.'

Bijan Moeinian

When the disbelievers stand before God, they will ask their leaders: "We used to follow you. Can you help us now to receive a little bit lighter sentence from God?" Their leader will say: “If we had deserved the Lord’s guidance in our worldly life, we would have guided you (so that you receive a lighter sentence, or none, today.) Now it is too late. Whether we face our destiny with patience or grief, there is no escape for us.

E. Henry Palmer

They all come out to God; and the weak say to those who were big with pride, 'We were followers of yours, can ye now avail us aught against God's torment?' They say, 'If God had guided us we would have guided you. It is the same to us if we are agonized or if we are penitent, we have no escape.

Edip-Layth

They all appeared before God. The weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from God's retribution?" They said, "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we rage or endure, for we have no refuge."

George Sale

And they shall all come forth into the presence of God at the last day: And the weak among them shall say unto those who behaved themselves arrogantly, verily we were your followers on earth; will ye not therefore avert from us some part of the divine vengeance? They shall answer, if God had directed us aright, we had certainly directed you. It is equal unto us whether we bear our torments impatiently, or whether we endure them with patience: For we have no way to escape.

Hamid S. Aziz

They will all come forth unto their Lord; and the despised (or weak) say to those who were scornful (or inflated with pride), "We were but followers of your s, can you now avail us aught against Allah's torment?" They say, "If Allah had guided us we would have guided you. It is now the same for us whether we rage or whether we are penitent, we have no escape."

Mahmoud Ghali

And they go forth to Allah altogether. Then say the weak to the ones who waxed proud, "Surely we were to you a following; will you then avail us against the torment of Allah anything?" They say, "If Allah had guided us, indeed we would have guided you. Equal it is for us whether we (endure) impatiently, or whether we endure patiently; in no way can we have any evasion."

Marmaduke Pickthall

They all come forth unto their Lord. Then those who were despised say unto those who were scornful: We were unto you a following, can ye then avert from us aught of Allah's doom? They say: Had Allah guided us, we should have guided you. Whether we rage or patiently endure is (now) all one for us; we have no place of refuge.

Mohamed Ahmed - Samira

When they will all appear before God together, the weak will say to those who were arrogant: "We were your followers, so can you now save us a little from God's punishment?" They will say: "If we had been guided by God we would surely have shown you the way. To lament or endure is all the same to us now. No getting away is there for us."

Muhammad Asad

And all [mankind] will appear before God [on the Day of Judgment]; and then the weak will say unto those who had gloried in their arrogance: "Behold, We were but your followers: can you, then, relieve us of something of God's chastisement?" [And the others] will answer: "If God would but show us the way [to salvation], we would indeed guide you [towards it]. It is [now] all one, as far as we are concerned, whether we grieve impatiently or endure [our lot] with patience: there is no escape for us!"

Mustafa Khattab

They will all appear before Allah, and the lowly ˹followers˺ will appeal to the arrogant ˹leaders˺, "We were your ˹dedicated˺ followers, so will you ˹then˺ protect us from Allah’s torment in any way?" They will reply, “Had Allah guided us, we would have guided you. ˹Now˺ it is all the same for us whether we suffer patiently or impatiently, there is no escape for us.”

Progressive Muslims

And they appeared before God, all of them. And the weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from God's retribution" They said: "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we cry out or are patient, for we have no refuge."

Rashad Khalifa

When they all stand before GOD , the followers will say to the leaders, "We used to follow you. Can you spare us even a little bit of GOD's retribution?" They will say, "Had GOD guided us, we would have guided you. Now it is too late, whether we grieve or resort to patience, there is no exit for us."

Sahih International

And they will come out [for judgement] before Allah all together, and the weak will say to those who were arrogant, "Indeed, we were your followers, so can you avail us anything against the punishment of Allah ?" They will say, "If Allah had guided us, we would have guided you. It is all the same for us whether we show intolerance or are patient: there is for us no place of escape."

Sam Gerrans

And they will emerge before God all together; and the weak will say to those who had waxed proud: “We were your followers; can you avail us something against the punishment of God?” They will say: “Had God guided us, we would have guided you; it is the same for us whether we be distressed or patient: we have no place of refuge.”

Shabbir Ahmed

All mankind will appear before Allah. Then the ones who had disabled their minds with blind following will say to their 'self-glorified' leaders, "We used to follow you. Can you divert some of the requital from us?" The leaders will respond, "If Allah had guided us, we would have guided you. Ah, it is too late! Now it makes no difference whether we panic in grief or try to bear it in patience, there is no escape for us." (It is noteworthy here that Satan had brought the same argument that his Lord sent him astray (7:16)).

Syed Vickar Ahamed

They all will be gathered before Allah together: Then the weak say to those who were proud, "For us, we only followed you; then, can you be of any use to us against the Punishment of Allah?" They will reply, "If we had received the Guidance of Allah, we should have given it to you: It makes no difference to us (now) whether we are angry, or bear (the pain) with patience: For ourselves there is no way of escape. "

Taqi Usmani

All of them shall appear before Allah. Then, the weak shall say to the arrogant, "We were your followers. So, can you relieve us a little from Allah’s punishment?" They will say, “Had Allah guided us, we would have guided you. It is all the same for us whether we deplore or endure, we have no way out.”

The Monotheist Group

Andthey appeared before God, all of them. And the weak ones said to those who were arrogant: "We were following you, so will you avail us anything from the retribution of God?" They said: "If God had guided us, then we would have guided you. It makes no difference if we cry out or are patient, for we have no refuge."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 21. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 21. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 21. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩