14. sure · dinle

İbrâhîm Suresi ابراهيم

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

İbrâhîm suresi sayfasına dön

1 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 1. ayet. الٓر ۚ كِتَـٰبٌ أَنزَلْنَـٰهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

(1, 2) Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!

2 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 2. ayet. ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَوَيْلٌۭ لِّلْكَـٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍۢ شَدِيدٍ

(1, 2) Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!

3 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يَسْتَحِبُّونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا عَلَى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ فِى ضَلَـٰلٍۭ بَعِيدٍۢ

Onlar dünya hayatını ahirete tercih eder; Allah yolundan alıkoyar ve o (yol)un eğriliğini isterler. İşte onlar uzak bir sapkınlık içindedir.

4 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 4. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوْمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمْ ۖ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

(Allah'ın emirlerini) onlara açıklasın diye her elçiyi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır, dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

5 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 5. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَـٰتِنَآ أَنْ أَخْرِجْ قَوْمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرْهُم بِأَيَّىٰمِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍۢ

Yemin olsun ki Musa'yı da "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş toplumların başına getirdiği felaket) günlerini hatırlat!" diye delillerimizle göndermiştik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.

6 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 6. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ أَنجَىٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ وَيُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ ۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌۭ

Hani Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimet(ler)ini hatırlayın! Çünkü sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kestirip, kadınlarınızı sağ bırakmakta olan Firavun ailesinden O kurtarmıştı." İşte bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardır.

7 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 7. ayet. وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِن شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ ۖ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِى لَشَدِيدٌۭ

Hani Rabbiniz size "Şükrederseniz elbette size (nimetimi) artıracağım; nankörlük ederseniz şüphesiz ki azabım çok şiddetlidir!" diye bildirmişti.

8 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 8. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِن تَكْفُرُوٓا۟ أَنتُمْ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ حَمِيدٌ

Musa şöyle demişti: "Siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz bile, Allah (gerçek) zengindir, övgüye layıktır."

9 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 9. ayet. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍۢ وَعَادٍۢ وَثَمُودَ ۛ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۛ لَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَرَدُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فِىٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَقَالُوٓا۟ إِنَّا كَفَرْنَا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّۢ مِّمَّا تَدْعُونَنَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍۢ

Sizden öncekilerin yani Nuh, Âd ve Semûd kavimleri ile onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilemez. Elçileri kendilerine deliller getirmişti de onlar ellerini onların (peygamberlerin) ağızlarına koyup tıkamışlar ve demişlerdi ki: "Biz size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir şüphe içindeyiz."

10 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 10. ayet. قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِى ٱللَّهِ شَكٌّۭ فَاطِرِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى ۚ قَالُوٓا۟ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَـٰنٍۢ مُّبِينٍۢ

Elçileri şöyle demişti: "Gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Oysa) O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirlenmiş bir vakte kadar ertelemek için sizi (gerçeğe) çağırıyor." Onlar da şöyle demişlerdi: "Siz de ancak bizim gibi bir insansınız. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. (Öyleyse) bize apaçık bir delil getirin!"

11 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 11. ayet. قَالَتْ لَهُمْ رُسُلُهُمْ إِن نَّحْنُ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُكُمْ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ يَمُنُّ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۖ وَمَا كَانَ لَنَآ أَن نَّأْتِيَكُم بِسُلْطَـٰنٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

Elçileri ise onlara şöyle demişti: "(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız. Fakat Allah ( vahyi) kullarından dilediğine (layık olana) lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size herhangi bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler yalnızca Allah'a güvensinler!

12 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 12. ayet. وَمَا لَنَآ أَلَّا نَتَوَكَّلَ عَلَى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنَا سُبُلَنَا ۚ وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَىٰ مَآ ءَاذَيْتُمُونَا ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

Hem bize yollarımızı göstermiş olduğu hâlde ne diye biz Allah'a güvenmeyelim! Sizin bize verdiğiniz eziyete elbette direneceğiz. Güvenenler yalnızca Allah'a güvensinler!"

13 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 13. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِرُسُلِهِمْ لَنُخْرِجَنَّكُم مِّنْ أَرْضِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا ۖ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ لَنُهْلِكَنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ

(13, 14) Kâfir olanlar elçilerine şöyle demişlerdi: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de "Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz" diye onlara vahyetmişti. İşte bu (durum) makamımdan korkan ve tehdidimden sakınanlar içindir.

14 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 14. ayet. وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَامِى وَخَافَ وَعِيدِ

(13, 14) Kâfir olanlar elçilerine şöyle demişlerdi: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de "Zalimleri mutlaka helak edeceğiz! Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz" diye onlara vahyetmişti. İşte bu (durum) makamımdan korkan ve tehdidimden sakınanlar içindir.

15 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 15. ayet. وَٱسْتَفْتَحُوا۟ وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍۢ

(Peygamberler) zafer istemişlerdi (Allah da vermişti). Her inatçı zorba kaybetmiş (olacak)tır.

16 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 16. ayet. مِّن وَرَآئِهِۦ جَهَنَّمُ وَيُسْقَىٰ مِن مَّآءٍۢ صَدِيدٍۢ

Ardından da (o inatçı zorbaya) cehennem vardır; kendisine irinli su içirilecektir!

17 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 17. ayet. يَتَجَرَّعُهُۥ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُۥ وَيَأْتِيهِ ٱلْمَوْتُ مِن كُلِّ مَكَانٍۢ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍۢ ۖ وَمِن وَرَآئِهِۦ عَذَابٌ غَلِيظٌۭ

Onu yudumlamaya çalışacak fakat neredeyse boğazından geçiremeyecektir. Ona her yandan ölüm gelecek, oysa o asla ölecek değildir. Bundan ötede ağır bir azap daha vardır.

18 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 18. ayet. مَّثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ ۖ أَعْمَـٰلُهُمْ كَرَمَادٍ ٱشْتَدَّتْ بِهِ ٱلرِّيحُ فِى يَوْمٍ عَاصِفٍۢ ۖ لَّا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا۟ عَلَىٰ شَىْءٍۢ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَـٰلُ ٱلْبَعِيدُ

Rablerini inkâr edenlerin durumu, işleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremezler. Asıl uzak sapkınlık işte budur!

19 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 19. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۚ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍۢ جَدِيدٍۢ

Allah'ın gökleri ve yeri bir amaç ile yarattığını görmüyor musun? Dilerse sizi giderir ve (yerinize) yepyeni bir halk getirir.

20 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 20. ayet. وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍۢ

Bu, asla Allah'a zor değildir.

21 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 21. ayet. وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ جَمِيعًۭا فَقَالَ ٱلضُّعَفَـٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًۭا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ ۚ قَالُوا۟ لَوْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَهَدَيْنَـٰكُمْ ۖ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَجَزِعْنَآ أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍۢ

(Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkmış (olacak) ve zayıf olanlar kibirlenenlere diyecekler ki: "Şüphesiz ki biz size uymuştuk. Şimdi siz Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da şöyle diyeceklerdir: "Allah bizi doğru yola ulaştırsaydı biz de sizi doğru yola ulaştırırdık. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Artık bizim için hiçbir sığınak yoktur."

22 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 22. ayet. وَقَالَ ٱلشَّيْطَـٰنُ لَمَّا قُضِىَ ٱلْأَمْرُ إِنَّ ٱللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ ٱلْحَقِّ وَوَعَدتُّكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ ۖ وَمَا كَانَ لِىَ عَلَيْكُم مِّن سُلْطَـٰنٍ إِلَّآ أَن دَعَوْتُكُمْ فَٱسْتَجَبْتُمْ لِى ۖ فَلَا تَلُومُونِى وَلُومُوٓا۟ أَنفُسَكُم ۖ مَّآ أَنَا۠ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَآ أَنتُم بِمُصْرِخِىَّ ۖ إِنِّى كَفَرْتُ بِمَآ أَشْرَكْتُمُونِ مِن قَبْلُ ۗ إِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan şöyle diyecektir: "Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vadetmişti; ben de size (bir şeyler) vadetmiş ve size tersini yapmıştım. (Zaten) benim size karşı hiçbir gücüm yoktu. Sadece sizi (inkâra) çağırmıştım; siz de hemen bana (çağrıma) koşmuştunuz. (Şimdi) beni kınamayın; kendinizi kınayın! Ben sizin feryadınıza yetişemem; siz de benim feryadıma yetişemezsiniz! Şüphesiz ki daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı da reddetmiştim." Şüphesiz ki zalimler için elem verici bir azap vardır.

23 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 23. ayet. وَأُدْخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ جَنَّـٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ ۖ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَـٰمٌ

İman edip iyi işler yapanlar Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacakları ve altlarından ırmaklar akan cennetlere konulmuş (olacak)lardır. Orada esenlik dilekleri "selam"dır.

24 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 24. ayet. أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًۭا كَلِمَةًۭ طَيِّبَةًۭ كَشَجَرَةٍۢ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌۭ وَفَرْعُهَا فِى ٱلسَّمَآءِ

Görmüyor musun Allah nasıl bir örnek verdi! Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları yüksekte olan güzel bir ağaca (benzetti).

25 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 25. ayet. تُؤْتِىٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍۭ بِإِذْنِ رَبِّهَا ۗ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

(O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman (her yıl) yemişini verir. (Gerçeği) hatırlasınlar diye Allah insanlara örnekler vermektedir.

26 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 26. ayet. وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍۢ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجْتُثَّتْ مِن فَوْقِ ٱلْأَرْضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍۢ

Kötü bir sözün örneği, gövdesi yerden koparılmış, (o yüzden) sabit olmayan (ayakta duramayan) bir ağaç gibidir.

27 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 27. ayet. يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّـٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ

Allah iman edenleri sağlam sözle hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar; zalimleri ise saptırır. Allah dilediğini yapar.

28 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 28. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًۭا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ

Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görmüyor musun?

29 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 29. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا ۖ وَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

Onlar cehenneme girecekler. (O) ne kötü bir karargâhtır!

30 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 30. ayet. وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًۭا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ ۗ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ

(İnsanları) O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koştular. De ki: "(İstediğiniz gibi) yaşayın! Şüphesiz ki varışınız ateşedir."

31 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 31. ayet. قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ سِرًّۭا وَعَلَانِيَةًۭ مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌۭ لَّا بَيْعٌۭ فِيهِ وَلَا خِلَـٰلٌ

İman eden kullarıma söyle: "Namazlarını doğru kılsınlar, kendisinde alışverişin de dostluğun da bulunmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerini rızıklandırdıklarımızdan bir kısmını (Allah için) gizli de açık da infak etsinler (versinler)."

32 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 32. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًۭا لَّكُمْ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْفُلْكَ لِتَجْرِىَ فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلْأَنْهَـٰرَ

Allah gökleri ve yeri yaratan, gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkarandır. İzni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize vermiş, nehirleri sizin (yararlanmanız için) hizmetinize sunmuştur.

33 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 33. ayet. وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ

Düzenli seyreden (sistemi gereği) güneşi ve ayı sizin hizmetinize vermiş, geceyi ve gündüzü de hizmetinize sunmuştur.

34 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 34. ayet. وَءَاتَىٰكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ ۚ وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ ۗ إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ لَظَلُومٌۭ كَفَّارٌۭ

O, size istediğiniz her şeyden bir kısmını vermiştir. Allah'ın nimet(ler)ini sayacak olsanız onları sayamazsınız. Şüphesiz ki insan çok zalimdir, çok nankördür!

35 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 35. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَـٰذَا ٱلْبَلَدَ ءَامِنًۭا وَٱجْنُبْنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعْبُدَ ٱلْأَصْنَامَ

Hani İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri (Mekke'yi) güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmamızdan uzak tut!

36 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 36. ayet. رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلنَّاسِ ۖ فَمَن تَبِعَنِى فَإِنَّهُۥ مِنِّى ۖ وَمَنْ عَصَانِى فَإِنَّكَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Rabbim, onlar (putlar) insanlardan birçoğunu saptırdılar. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, sen çok bağışlayansın, çok merhamet edensin.

37 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 37. ayet. رَّبَّنَآ إِنِّىٓ أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِى بِوَادٍ غَيْرِ ذِى زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ ٱلْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱجْعَلْ أَفْـِٔدَةًۭ مِّنَ ٱلنَّاسِ تَهْوِىٓ إِلَيْهِمْ وَٱرْزُقْهُم مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ

Rabbimiz! Ben neslimden bir kısmını senin Saygın Ev'inin (Kâbe'nin) yanında, tarım yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı doğru kılmaları için (böyle yaptım). İnsanlardan bir kısmının gönüllerini onlara eğilimli kıl ve ürünlerden onlara rızık ver! Umulur ki şükrederler.

38 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 38. ayet. رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِى وَمَا نُعْلِنُ ۗ وَمَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizlemekte olduğumuzu da açıklamakta olduğumuzu da bilirsin. Yerde de gökte de hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

39 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 39. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى وَهَبَ لِى عَلَى ٱلْكِبَرِ إِسْمَـٰعِيلَ وَإِسْحَـٰقَ ۚ إِنَّ رَبِّى لَسَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

İhtiyar hâlimde bana İsmail'i ve İshak'ı lütfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz ki Rabbim elbette duayı duyandır.

40 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 40. ayet. رَبِّ ٱجْعَلْنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ

Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namaz kılanlardan eyle! Rabbimiz! Duamı kabul et!

41 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 41. ayet. رَبَّنَا ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ ٱلْحِسَابُ

Rabbimiz! Hesabın gerçekleşeceği gün, beni, ana babamı ve müminleri bağışla!"

42 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 42. ayet. وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَـٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍۢ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَـٰرُ

Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ı habersiz sanma! Şüphesiz ki (Allah) onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.

43 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 43. ayet. مُهْطِعِينَ مُقْنِعِى رُءُوسِهِمْ لَا يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ ۖ وَأَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَآءٌۭ

Kalpleri bomboş olarak bakışlarını kontrol edemez şekilde, başları yukarı dikilmiş bir durumda (davetçiye doğru) seğirtip koşarlar.

44 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 44. ayet. وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ ٱلْعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رَبَّنَآ أَخِّرْنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ قَرِيبٍۢ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ ۗ أَوَلَمْ تَكُونُوٓا۟ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍۢ

Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin "Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele (bize süre ver) de senin davetine icabet edelim ve elçilere uyalım!" diyecekleri gün hakkında insanları uyar! (Onlara şöyle denecek:) "Daha önce, sizin için bir yok oluş olmadığına yemin etmemiş miydiniz?

45 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 45. ayet. وَسَكَنتُمْ فِى مَسَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ

(Sizden önce) kendilerine haksızlık edenlerin yurtlarında yerleşmiştiniz. Onlara nasıl davrandığımız size apaçık belli olmuştu. (Böylece) size (pek çok) örnekler de vermiştik."

46 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 46. ayet. وَقَدْ مَكَرُوا۟ مَكْرَهُمْ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ ٱلْجِبَالُ

Dağları yerlerinden edeceğini sandıkları tuzakları Allah katında (bilinmekte)yken onlar tuzak kurmuşlardı.

47 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 47. ayet. فَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِۦ رُسُلَهُۥٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌۭ ذُو ٱنتِقَامٍۢ

Sakın Allah'ın, elçilerine verdiği söze ters davranacağını sanma! Şüphesiz ki Allah güçlüdür, intikam sahibidir.

48 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 48. ayet. يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَـٰوَٰتُ ۖ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

O gün, yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) hâline getirilecek, (insanlar) tek, ezici güç sahibi olan Allah'ın huzuruna çıkacaklardır.

49 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 49. ayet. وَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍۢ مُّقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

O gün, suçluların zincire vurulmuş olduğunu göreceksin.

50 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 50. ayet. سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍۢ وَتَغْشَىٰ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ

Onların gömlekleri katrandandır; yüzlerini de ateş kaplayacaktır.

51 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 51. ayet. لِيَجْزِىَ ٱللَّهُ كُلَّ نَفْسٍۢ مَّا كَسَبَتْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları diriltecektir). Şüphesiz ki Allah hesabı hızlı olandır.

52 ayet sayfası

İbrâhîm suresi, 52. ayet. هَـٰذَا بَلَـٰغٌۭ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُوا۟ بِهِۦ وَلِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا هُوَ إِلَـٰهٌۭ وَٰحِدٌۭ وَلِيَذَّكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَـٰبِ

İşte bu (Kur'an) kendisiyle uyarılsınlar, (Allah'ın) ancak tek bir ilah olduğunu bilsinler ve öz akıl sahipleri de gerçeği hatırlasınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.