İbrâhîm suresi

İbrâhîm suresi, 46. ayet

İbrâhîm suresi, 46. ayet. وَقَدْ مَكَرُوا۟ مَكْرَهُمْ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِن كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ ٱلْجِبَالُ

veḳad mekerû mekrahüm ve`inde-llâhi mekruhüm. vein kâne mekruhüm litezûle minhü-lcibâl.

Diyanet İşleri

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İbrâhîm 43–49 · surenin 46. ayeti / 52

Konu Zalimlerin âkıbeti ve yerin başka yere dönüşmesi İbrâhîm 42–52 3

  1. İbrâhîm 43

    O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.

  2. İbrâhîm 44

    (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim" diyecekler. Onlara şöyle denilecek: "Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?"

  3. İbrâhîm 45

    "Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik."

  4. 46

    Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).

  5. İbrâhîm 47

    Sakın Allah'ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

  6. İbrâhîm 48

    O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegane hakim) olan Allah'ın huzuruna çıkarlar.

  7. İbrâhîm 49

    O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. “Onlar, kuracakları” Peygamberleri yalanlayanlar iradeleri ile ulaşabildikleri ve güç yetirebildikleri “tuzakları kurdular. Halbuki tuzakları Allah indinde (malum) idi.” Yani ilim ve kudreti ile onu kuşatmıştır. Onların bu tuzaklarını da kendi başlarına geçirmiştir. Zira “Kötü düzen ancak sahiplerini kuşatır.” (Fâtır, 35/43) “İsterse tuzakları, dağları yerinden oynatacak olsun.” Yani kâfirlerin hak ile gönderilen peygamberlere ve bu hakkı getirenlere karşı hile ve tuzakları, o kadar büyüktü ki bundan dolayı nerde ise sapasağlam dağlar yerinden oynayacaktı. “onlar büyük büyük hileler yaptılar, tuzaklar kurdular.” (Nuh, 71/22) Onların bu hile ve tuzaklarının boyutları tahmin edilemez. Ama Allah, onların bütün bu tuzaklarını başlarına geçirdi. Bir batılın zaferi yahut da bir hakkın çürütülmesi için peygamberlere muhalif kimselerin giriştikleri her türlü hile ve tuzak bu buyruğun kapsamına girmektedir. Maksat, onların bu hile ve tuzaklarının hiçbir fayda sağlamadığı, Allah’a hiçbir zarar vermediği, aksine bununla onların kendi kendilerine zarar verdiklerini anlatmaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Geçmişte yaşamış zalim toplulukların diyarına yerleşenler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i öldürmek ve davetini sonlandırmak için tuzaklar kurdular. Onların kurmuş olduğu planlardan hiçbirisi Yüce Allah'a gizli kalmaz. Onların bu planları zayıftır. Allah'ın onlar için yaptığı planın aksine onların planları zayıflığından dolayı ne dağları yerinden oynatır ne de başka bir şey yapar.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَدْ ve kad ve kuşkusuz
  2. مَكَرُوا۟ mekeru onlar kurdular kök: مكر
  3. مَكْرَهُمْ mekrahum tuzaklarını kök: مكر
  4. وَعِندَ veinde oysa yanındadır kök: عند
  5. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  6. مَكْرُهُمْ mekruhum onların tuzakları kök: مكر
  7. وَإِن vein eğer
  8. كَانَ kane olsa bile kök: كون
  9. مَكْرُهُمْ mekruhum tuzakları kök: مكر
  10. لِتَزُولَ litezule yerinden kaldıracak kök: زول
  11. مِنْهُ minhu
  12. ٱلْجِبَالُ l-cibalu dağları kök: جبل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: زول (4 geçiş)

    (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin…

  • Aynı kök: زول (4 geçiş)

    Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur…

  • Aynı kök: مكر (43 geçiş)

    Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

  • Aynı kök: مكر (43 geçiş)

    İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine…

  • Aynı kök: مكر (43 geçiş)

    Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız" derler. Allah, elçilik görevini…

  • Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…

  • Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    "Hatırlayın ki Allah Ad kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup…

  • Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ama onlar hilelerini sürdürdüler; isterse onlar hileleri dağları yerinden oynatmayı vaad etsin; yine de hileleri bütünüyle Allah'a ayandır.

Muhammed Esed

(Hal böyleyken,) onlar yine de, çürük ve asılsız tasarımlara dayanan oyunlarını oynamaya devam etmekteler; oysa, onların bütün oyunları, bütün düzenleri Allah'ın bilgisi içindedir. (Kafirler hakikat karşısında asla başarıya ulaşamazlar) velev ki bu oyunları dağları yerinden oynatacak kadar (yetkince kurgulanmış veyahut güçlü kuvvetli) olsun.

Ahmed Hulusi

Gerçekten onlar, mekrlerini yaptılar; onların mekrleri Allah indindedir (karşılığından kurtulamazlar)! Onların mekrleri (hileleri), dağları yerinden oynatacak kadar olsa (neye yarar)!

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.

Ali Özek ve heyeti

Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken, onlar, tuzaklarını kurmuşlardı. Halbuki onların hileleriyle dağlar yerinden gidecek değildi!

Ali Rıza Safa

Oysa sinsi düzenler tasarladılar. Tasarladıkları düzenler de Allah'ın bilgisi içindedir. Düzenleri, dağları yerinden oynatacak ölçüde olsa bile.

Bayraktar Bayraklı

Kafirler tuzaklarını kurdular. Onların tuzakları sebebiyle dağlar yerinden oynayacak nitelikte olsa bile, tuzakları Allah'ın katındadır.

Edip Yüksel

Onlar planlarını yaptılar, halbuki planları ALLAH'ın kontrolündeydi. Planları dağları yerinden oynatacak kadar olsa bile...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar planlarını yaptılar, halbuki planları ALLAH'ın kontrolündeydi. Planları dağları yerinden oyanatacak kadar olsa bile..

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten onlar, tuzaklarını kurdular; Allah katında da onlara tuzak var; isterse onların tuzakları dağları yerinden oynatacak olsun!

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakıka onlar mekirlerini yaptılar, Allah ındinde de onlara mekir var, isterse onların mekirleri dağları yerinden oynatacak olsun

Erhan Aktaş

Onlar, her türlü planı yapmışlardı. Oysaki dağları yerinden oynatacak derecede güçlü olduğunu sandıkları planları Allah'ın denetimi altındadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, her türlü planı yapmışlardı. Oysaki dağları yerinden oynatacak derecede güçlü olduğunu sandıkları planları Allah'ın denetimi altındadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, her türlü planı yapmışlardı. Dağları yerinden oynatacak derecede güçlü olduğunu sandıkları planlarını Allah boşa çıkarmıştı.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Tanrı katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, onlar (peygamberlere karşı) bir takım tuzaklar kurmuşlardı. Halbuki onların tuzaklarından dağlar yerinden oynayıb gitmiş olsa bile Allah katında onlara aid (nice nice) cezalar vardır.

İbni Kesir

Gerçekten onlar, düzenlerini kurmuşlardı. Halbuki dağları oynatacak güçte olsa bile, onların bu düzenleri hep Allah'ın elindeydi.

Mehmet Alagaş

(42-52) Allah’ın dikkatinden zalimlerin faaliyetleri kaçar / gaflete düşer diye hesap etme, Muhakkak ki onları bakışların dehşetle bakakalacağı güne öteliyor / tehir ediyor , kafaları kalkık koşarlar, gö z uçlarıyla dahi kendilerine bakamazlar, gönülleri ise boşluktur / havadır. Onlara verilecek azap gününe karşı , insanları uyar, zalimler diyorlar ki Rabbimiz bizi yakın bir zaman kadar ötelesen / tehir etsen de davetine icabet etsek, Resulüne uysak, önceden siz, size bir ölüm olmayacağına dair yemin etmemiş miydiniz? Meskenlerinize, yani kendilerine zulüm edenlerin meskenine yerleştiniz , onlara nasıl davrandığımız size de ayan beyan oldu , size bunun misallerini de / örneklerini de verdik , onlar tuzaklarını kurdular / planladılar velev ki onların tuzakları dağlar kadar dahi olsa Allah’ın da onlara planladığı bir tuzağı var. Allah’ı Resullerine verdiği sözün karşıtı olur / muhalifi olur diye hesap etme / öyle değerlendirme, Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, intikam alma gibi bir özelliği vardır. Arzı, bir başka arzla değiştirdiğimiz ve gökleri, başka göklerle değiştirdiğimiz günde Allah’ın tek ve ezici olanın / kahhar olanın huzuruna çıkacaklar , suçluları o gün zincirli kelepçelerle / prangalarla birbirlerine bağlanmış halde görürsün , elbiseleri katrandandır. / ziftle kaplı elbiseleri vardır , yüzlerini de ateş kapla r, bu, Allah’ın her nefsi / her kişiyi kazandığı ile cezalandır ması içindir, Allah çok çabuk / çok seri / çok hızlı hesap görür , işte bu, insanlar için bir bilgilendirmedir / tebliğdir, onunla / kıyamet günüyle uyarılmaları , Allah’ın tek ilah olduğunu bilmeleri ve akıl ulularının hatırlayıp anmaları için bir bilgilendirmedir / bir tebliğdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar tuzaklar kurdular, ama Allah katında da onlara tuzak vardır. İsterse onların tuzakları dağları yerinden oynatacak olsun.

Süleyman Ateş

Onlar tuzaklarını kurdular. Oysa tuzakları dağları yerinden kaldıracak (cinsten) olsa bile onların tuzakları, Allah'ın yanındaydı (Allah onların tuzaklarını bozar, cezalarını verirdi).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, kurdukları oyunlarını oynadılar. Oyunları, Allah'ın denetimindedir; isterse oyunları dağları yerlerinden kaldırmak için olsun.

Şaban Britch

Onlar tuzaklar kurdular, ama Allah katında da onlara tuzak vardır. İsterse onların tuzakları dağları yerinden oynatacak olsun.

Şaban Piriş

Onlar tuzaklar kurmuşlardı; oysa dağları yerinden oynatacak olsa bile, bu tuzakları hep Allah'ın elindeydi.

Yaşar Nuri Öztürk

Tuzaklarını kurmuşlardı ama Allah katında da onlar için tuzak var. Zaten onların tuzakları dağları yerinden oynatacak türden olsa neye yarar!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet, with cleverness in circumventing, they -the Meccan infidels- had recourse to stratagem, but all their cunning they take for a sinister and crooked wisdom comes to Allah's knowledge, notwithstanding that their breastplate of cunning is overreaching that it moves mountains.

Abdul Haleem

They made their plots, but, even if their plots had been able to move mountains, God had the answer.

Abdullah Yusuf Ali

Mighty indeed were the plots which they made, but their plots were (well) within the sight of Allah, even though they were such as to shake the hills!

Abul A'la Maududi

Indeed the unbelievers contrived their plan, but it is in Allah's power to nullify their plan, even though their plans were such that would move even mountains. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, you have seen that the former people who violated the divine law, and who opposed the message, devised very effective and cunning schemes to avert the consequences of their iniquity, but Allah defeated them with His single counter device. You did not give up your crafty schemes against the message of truth in the vain hope that your strong measures would succeed where the schemes of your predecessors had failed.

Aisha Bewley

They concocted their plots, but their plots were with Allah, even if they were such as to make the mountains vanish.

Al-Hilali & Khan

Indeed, they planned their plot, and their plot was with Allâh, though their plot was not such as to remove the mountains (real mountains or the Islâmic law) from their places (as it is of no importance)[Tafsir Ibn Kathir][1].

Ali Quli Qarai

They certainly devised their schemes, but their schemes are known to Allah, and their schemes are not such as to dislodge the mountains.

Amatul Rahman Omar

They have (already) hatched their plots. But even though they have plots that can move mountains, Allâh has power over (rendering) their plots (ineffective).

Arthur John Arberry

They devised their devising, and their devising is known to God; though their devising were such as to remove mountains. '

Bijan Moeinian

The disbelievers had recourse to the most evil plans; the plans that could have moved the mountains. What they did not know was that God was aware of their plans.

E. Henry Palmer

but they plotted their stratagems, but with God is a stratagem for them, although at their stratagem the mountains should give way.

Edip-Layth

Indeed they schemed their scheming, and their scheming was at God; though their scheming was enough to eliminate mountains.

George Sale

They employ their utmost subtlety to oppose the truth; but their subtlety is apparent unto God, who is able to frustrate their designs; although their subtlety were so great, that the mountains might be moved thereby.

Hamid S. Aziz

But they plotted mighty stratagems, but their stratagem were within Allah's sight, although their stratagem were mountain-shaking.

Mahmoud Ghali

And they readily schemed their scheming, and their scheming is in the Providence of Allah, and decidedly their scheming was such that thereby mountains should be removed.

Marmaduke Pickthall

Verily they have plotted their plot, and their plot is with Allah, though their plot were one whereby the mountains should be moved.

Mohamed Ahmed - Samira

Still they are plotting their plots, but evident are their plots to God, even though they are so adroit as to make the mountains move.

Muhammad Asad

And [this retribution will befall all evildoers because] they devise that false imagery of theirs - and all their false imagery is within God's knowledge. [And never can the blasphemers prevail against the truth - not] even if their false imagery were so (well devised and so powerful] that mountains could be moved thereby.

Mustafa Khattab

They devised every plot, which was fully known to Allah, but their plotting was not enough to ˹even˺ overpower mountains ˹let alone Allah˺.

Progressive Muslims

And they schemed their scheming, and their scheming is known to God; and their scheming was enough to make the mountains cease to exist.

Rashad Khalifa

They schemed their schemes, and GOD is fully aware of their schemes. Indeed, their schemes were sufficient to erase mountains.

Sahih International

And they had planned their plan, but with Allah is [recorded] their plan, even if their plan had been [sufficient] to do away with the mountains.

Sam Gerrans

And they have schemed their scheme, but their scheme is with God; and though their scheme be that the mountains should vanish

Shabbir Ahmed

Their schemes, all recorded with Allah, were strong enough to intimidate the strongest of resolves. But, since their schemes were pitched against the Divine Laws, they utterly failed.

Syed Vickar Ahamed

Truly powerful were the plans they made, and their plans were plainly visible to Allah, though they were not (even) plotting to remove the mountains from their places!

Taqi Usmani

And they worked out their plot and whatever they plot is before Allah, even though their plot is such as would move the mountains.

The Monotheist Group

Andthey schemed their scheming, and their scheming is known to God; and their scheming was enough to make the mountains cease to exist.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İbrâhîm suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩