Hicr suresi · 1–15. ayetler

"Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hicr suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 1. ayet. الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَقُرْءَانٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Elif Lam Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elif-Lam-Ra! Bunlar Kitab'ın, yani özünde açık ve (hakikatı) açıklayıcı olan ilahi hitabın ayetleridirler.

    Muhammed Esed

    Elif-Lam-Ra. Bunlar ilahi kitabın -kendisi açık olan ve hakkı açıkça gösteren bir ilahi okuma metninin- ayetleridir.

    Ahmed Hulusi

    Elif, Laam, Ra. . . Bunlar O BİLGİnin (Hakikat ve Sünnetullah), Kuran'ın apaçık işaretleridir.

    Ali Bulaç

    Elif, Lam, Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab’ın ve apaçık bir Kur'an’ın âyetleridir.

    Ali Rıza Safa

    A. L. R. İşte bunlar, Kur'an'ın ve Apaçık Kitap'ın ayetleridir. dipnot 187

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 187
      Bu ayet, kimi çevirilerde, "Bunlar, apaçık bir Kitap olan Kur'an'ın ayetleridir." veya "İşte bunlar, Kitap'ın kanıtları ve apaçık bir Kur'an'dır." biçiminde çevrilmiştir. Tıpkısı tümce yapısıyla bildirilen 27:1 ayetindeki bağlantısız harfler değişiktir.

    Bayraktar Bayraklı

    Elif, lam, ra. Bunlar, kitabın ve apaçık bir Kur'an'ın ayetleridir.

    Edip Yüksel

    A1 L30 R200. Bu (harfler/rakamlar) kitabın ve apaçık Kuran'ın mucizesidir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın Tanrısal kaynağı ve Tanrı tarafından mükemmel biçimde korunduğu, Kuran'ın matematiksel koduyla kanıtlanmış bulunuyor. * Bak 2:1; 74:30.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A.L.R. Bu (harfler) kitabın ve apaçık Kuran'ın mucizesidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elif, Lam, Ra. Bunlar işte sana Kitabın ve gerçekleri açıklayan bir Kur'an'ın ayetleridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif, Lam, Ra, bu işte kitabın ve bir Kur'anı mübinin ayetleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elif, Lam, Ra. İşte bunlar, Kitap'ın dipnot 1 ve Kur'an-ı Mubin'in dipnot 2 ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın (Ana Kitap/Levh-i Mahfuzdaki) yasaları. Levh-i Mahfuz. Korunmuş levha. İlahi koruma. Yazı yazmaya uygun, düzgün yüzey demek olan lefvh ile korunmuş demek olan mahfuz sözcüklerinden oluşan Levh-i Mahfuz, Allah'ın sonsuz ilm ve takdirini ifade eden, her şeyin mevcut olduğu Kitap demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerçekleri açıkça ortaya koyan.

    Gültekin Onan

    Elif, Lam, Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.

    Hasan Basri Çantay

    Elif, lam, raa. Bunlar kitabın, (hakıykatları) apaçık anlatan Kur'anın ayetleridir.

    İbni Kesir

    Elif, Lam, Ra. Bunlar kitabın ve Kur'an'ı Mübin'in ayetleridir.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elif, Lâm, Râ. dipnot 1 İşte bunlar kitabın, apaçık Kur'an'ın ayetleridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

    Süleyman Ateş

    Elif lam ra. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Ra dipnot 1 ! Bunlar Kitab'ın ve açıklayıcı olan kur'an'ın / anlam kümelerinin dipnot 2 ayetleridir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur (القُرْء) veya kar (القَرْء)'dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada Kur'an (قُرْآنً)'ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine, bağlamına göre, kur'anlar diye de anlam verilebilir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LAM! RA! Bunlar, o Kitap'ın dipnot 1 ; açıklayan Kur'an'ın dipnot 2 ayetleridir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Levh-i Mahfuz'daki ana kitabın.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an kelimesi hem son Kitabın isimlerinden biri hem de o kitaptaki hükümlere ulaşmayı sağlayan ayet kümeleri anlamına gelir.

    Şaban Britch

    Elif, Lâm, Râ! Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'an'ın ayetleridir.

    Şaban Piriş

    Elif, Lam, Ra! İşte kitabın ayetleri ve apaçık Kur'an!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elif, Lam, Ra. İşte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kur'an'ın ayetleri.

  2. Hicr suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 2. ayet. رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.

    Mehmet Okuyan

    Bir zaman gelecek, kâfir olanlar "Keşke biz de müslüman olsaydık." diye arzu edecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    Gün gelecek, inkarda ısrar edenler (vahyin yol göstericiliğine) teslim olmayı yürekten temenni edecekler.

    Muhammed Esed

    Bir vakit gelecek ki, (şimdi) bu gerçeği inkara kalkışanlar, keşke (dünya hayatındayken) Allah'a boyun eğip teslim olsaydık diye yerinecekler.

    Ahmed Hulusi

    (Öyle olur ki) hakikat bilgisini inkar edenler (hakikatlerinden perdeliler), keşke gerçekte teslim olmuşluğumuzun farkında olsaydık, diye şiddetli arzu duyarlar.

    Ali Bulaç

    O inkar edenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.

    Ali Özek ve heyeti

    O küfredenler, (âhirette hesap için bir araya getirilip gerçekle karşılaşınca pişmanlık duyarlar ve) "Keşke müslüman olsaydık" derler.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, teslim olmuş olmayı dileyeceklerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler zaman zaman,"Keşke Müslüman olsaydık!" diye derin bir özlem duyarlar.

    Edip Yüksel

    İnkar edenler, keşke Müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir zaman gelecek, küfredenler, müslüman olsaydılar diye arzu çekecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir zeman olur küfredenler arzu çekerler ki müsliman olsa idiler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gün gelecek, Kafirler dipnot 1 : "Keşke Müslüman olsaydık." diye yakınacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gün gelecek, gerçeği yalanlayan nankörler: "Keşke Müslüman olsaydık." diye yakınacaklar.

    Gültekin Onan

    O küfredenler müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.

    Hasan Basri Çantay

    O küfredenler zaman zaman (nedametle) temenni edecek (ler): "(Ah vaktiyle) müslüman olaymışlar"

    İbni Kesir

    Kafirler bir zaman gelir ki müslüman olmayı isteyeceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler (kıyamet günü) keşke Müslüman olsaydık diye temenni ederler.

    Süleyman Ateş

    Bir zaman gelir ki nankörlük edenler, "Keşke müslüman olsaydılar" diye arzu ederler.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler zaman zaman "Keşke biz de (Allah'a) teslim olan kimseler olsak!" diye arzu ederler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanıp güvenmeyen biri, hayatı ne kadar iyi de olsa zaman zaman iç huzursuzlukları yaşar. Bu sıkıntılar, onun eksikliklerini ve hatalarını fark etmesi için Allah tarafından kendisine verilen ilhamdır. Bunlardan kimi sıkıntısını gidermek için kendisini düzeltme yolunu seçerken kimisi de çareyi daha da azgınlaşmakta bulur. Bu sıkıntının kafirler üzerindeki etkisi En'am 6/125'te, Allah'ın bütün insanlara ilham yoluyla uyarılarda bulunduğu bilgisi de Şems 91/8'dedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerin görmezlikten gelenler (kafirler), zaman zaman "Keşke biz de tam teslim olanlardan (müslümanlardan) olsak" diye çok arzu ederler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnanıp güvenmeyen kimsenin(kafirlerin) dünya hayatı ne kadar iyi de olsa zaman zaman iç huzursuzlukları yaşar. Bu sıkıntılar, onun eksikliklerini ve hatalarını fark etmesi için Allah tarafından kendisine verilen ilhamdır. Bunlardan kimi sıkıntısını gidermek için kendisini düzeltme yolunu seçerken kimisi de çareyi daha da azgınlaşmakta bulur. Bu sıkıntının kafirler üzerindeki etkisi En'am 6/125'te ve Allah'ın bütün insanlara ilham yoluyla uyarılarda bulunduğu bilgisi Şems 91/8'dedir. Kişinin göğsünde (kalbinde) olan ruhtur. Kur'an (bir konuda Allah'ın verdiği hükmü içeren ilgili ayetler kümesi) kişinin göğsünde olana şifadır. Bakınız Yunus 10/57.

    Şaban Britch

    Kâfirler (kıyamet günü) keşke müslüman olsaydık diye temenni ederler.

    Şaban Piriş

    Kafirler bir zaman gelir ki müslüman olmayı şiddetle isterler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O küfre batmış olanlar zaman zaman, keşke Müslüman olsaydılar diye derin bir özlem duyarlar.

  3. Hicr suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 3. ayet. ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

    Mehmet Okuyan

    Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun! İleride (gerçeği) bilecekler!

    Mustafa İslamoğlu

    Kendi haline bırak onları; yesinler, geçici hazlarla avunsunlar, oyalasın onları boş umutlar: nasıl olsa zamanı gelince (gerçeği) öğrenecekler.

    Muhammed Esed

    (Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yiyip (içsinler), avunsunlar; bu arada (boş hazların) umudu aldatıp oyalasın onları; nasıl olsa günü gelince (gerçeği) öğrenecekler.

    Ahmed Hulusi

    Bırak onları, yesinler, zevklensinler; sonu gelmez arzular onları oyalasın! Yakında bilecekler.

    Ali Bulaç

    Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!

    Ali Rıza Safa

    Onlara aldırış etme. Yesinler, yararlansınlar ve boş umutlarla oyalansınlar; artık yakında öğrenecekler.

    Bayraktar Bayraklı

    Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. İleride yaptıklarının yanlış olduğunu bilecekler.

    Edip Yüksel

    Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bırak onları, yesinler, içsinler, keyif sürsünler ve emel kendilerini oyalasın; sonra bilecekler!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini eğliye dursun, sonra bilecekler

    Erhan Aktaş

    Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar dipnot 1 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekle karşı karşıya kalacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekle karşı karşıya kalacaklar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçekle karşı karşıya kalacaklar.

    Gültekin Onan

    Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Bırak onları (kendi hallerine): Yesinler, faydalansınlar (eğlensinler), onlar emel oyalaya dursun. Sonra bilecekler onlar.

    İbni Kesir

    Bırak onları; yesinler, eğlensinler ve kendilerini emel, oyalayadursun. Sonra öğreneceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları bırak da yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

    Süleyman Ateş

    Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bırak onları yesin-içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğrenecekler.

    Şaban Britch

    Onları bırak! Yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

    Şaban Piriş

    Onları bırak, yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.

  4. Hicr suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 4. ayet. وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ

    Diyanet İşleri

    Helak ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.

    Mehmet Okuyan

    Helak ettiğimiz hiçbir şehir yoktur ki hakkında (bizce) bilinen (belirlenmiş) bir yasa olmasın.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira Biz hiçbir memleketi, (önceden) bilinip anlaşılan ilahi bir vahye muhatap kılmadıkça helake sürüklememişizdir.

    Muhammed Esed

    Biz, çünkü, hiçbir toplumu, (önceden) ilahi bir kelamdan bütünüyle haberli kılmadan helak etmedik;

    Ahmed Hulusi

    Biz hiçbir bölgeyi belli bir yazgısı olmaksızın helak etmedik.

    Ali Bulaç

    Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmadık.

    Ali Özek ve heyeti

    Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.

    Ali Rıza Safa

    Bilinen bir kitabı olmadan, hiçbir kenti yıkıma uğratmadık.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, hiçbir toplumu ilahi kitaptan haberdar kılmadan helak etmedik.

    Edip Yüksel

    Biz hiçbir topluluğu belirlenmiş bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz hiç bir topluluğu belirlenmiş bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, hiçbir memleketi herhalde bilinen bir yazısı olmaksızın helak etmedik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz hiç bir memleketi her halde ma'lum bir yazısı olmaksızın helak etmedik

    Erhan Aktaş

    Biz, hiçbir kenti, bilinen bir kitabı dipnot 1 olmaksızın helak etmedik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yasası, hükmü; Allah'ın koyduğu yasalara dayanmaksızın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, hiçbir kenti, bilinen bir kitabı dipnot 1 olmaksızın helak etmedik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yasası, hükmü; Allah'ın koyduğu yasalara dayanmaksızın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, hiçbir kenti, bilinen bir kitabı dipnot 1 olmaksızın helak etmedik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yasası, hükmü; Allah'ın koyduğu yasalara dayanmaksızın.

    Gültekin Onan

    Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiç bir ülkeyi yıkıma uğratmadık.

    Hasan Basri Çantay

    Biz hiçbir memleketi, onun (levh-i mahfuzda) ma'lum (ve mukadder) bir yazısı olmaksızın, helak etmedik.

    İbni Kesir

    Biz, hiç bir kasabayı bilinen bir yazısı olmaksızın helak etmedik.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, bilinen bir yazgısı olmadan hiçbir ülkeyi yok etmedik.

    Süleyman Ateş

    Biz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz hiç bir kenti belli bir kitabı olmadan etkisizleştirmedik.

    Şaban Britch

    Bilinen bir yazgısı olmayan hiçbir ülkeyi yok etmedik.

    Şaban Piriş

    Bilinen bir yazgısı olmayan hiçbir ülkeyi yok etmedik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık.

  5. Hicr suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 5. ayet. مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

    Mustafa İslamoğlu

    (Kaldı ki) hiçbir uygarlık, kendisi için belirlenen sürenin (artık kaçınılmaz olan) bitimini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.

    Muhammed Esed

    (Ve zaten) hiçbir ümmet kendisi için belirlenmiş sürenin bitimini öne alamayacağı gibi erteleyemez de.

    Ahmed Hulusi

    Hiçbir topluluk ecelini ne öne çekebilir, ne de erteleyebilir.

    Ali Bulaç

    Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.

    Ali Rıza Safa

    Hiçbir topluluk, belirlenmiş süresini öne alamaz ve erteleyemez.

    Bayraktar Bayraklı

    Hiçbir millet,kendi ecelini ne ileri alabilir ne de geciktirebilir.

    Edip Yüksel

    Hiçbir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hiç bir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hiç bir ümmet ecelini ne sebkeder ne de geriletebilirler

    Erhan Aktaş

    Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.

    Gültekin Onan

    Hiç bir ümmet kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.

    Hasan Basri Çantay

    Hiçbir ümmet ne ecelinin önüne geçebilir, ne de onlar (bunu) gecikdirebilirler.

    İbni Kesir

    Hiç bir ümmetin süresi öne geçmez, geciktiremezler de.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

    Süleyman Ateş

    Hiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helak olur).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir toplum (ümmet) kendine biçilen süreyi (ecelini) ne kısaltabilir ne de uzatabilir.

    Şaban Britch

    Hiçbir ümmet ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez

    Şaban Piriş

    Hiç bir ümmet ecelinin önüne geçemez ve erteleyemez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.

  6. Hicr suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 6. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

    Diyanet İşleri

    Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kur'an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!"

    Mehmet Okuyan

    (6, 7) (Müşrikler) "Ey kendisine zikr (Kur'an) indirildiğini (sanan) kişi! Sen şüphesiz ki cinlenmişsin. dipnot 1 (Peygamberlik iddianda) doğru söyleyenlerdensen bize melekleri dipnot 2 getirsene!" dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mü'minûn 23:70; Sebe' 34:8; Sâffât 37:36; Duhân 44:14; Tûr 52:29; Kalem 68:51.
    2. metne dön, dipnot 2
      Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Mü'minûn 23:24; Furkân 25:7; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:7, 27; Hicr 15:14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de (kalkıp) "Sen ey kendisine uyarıcı mesaj indiğini (iddia eden) kişi, evet sen kesinlikle mecnunsun!" dediler;

    Muhammed Esed

    (Hal böyleyken, hakkı inkar edenler, yine de): "Ey kendisine (sözde) uyarıcı/hatırlatıcı bir mesaj indirilen kişi; sen düpedüz bir mecnunsun!" diyorlar,

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (uyaran - hatırlatıcı bilgi) inzal edilmiş kimse! Muhakkak ki sen mecnunsun (cinlenmişsin). "

    Ali Bulaç

    Onlar: "Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin," dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: «Ey kendisine Kur’an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!»

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Ey kendisine Kitap indirilen; aslında, sen delirmişsin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen! Sen mutlaka bir delisin."

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Ey kendisine mesaj (zikr) indirilmiş olan, sen bir delisin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Ey kendisine zikir (mesaj) indirilmiş olan, sen bir delisin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de Onlar: "Ey kendisine kitap indirilmiş olan, sen mutlaka delisin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de ey o kendisine zikr indirilmiş olan, dediler: mutlaka sen mecnunsun!

    Gültekin Onan

    Onlar: "Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş (bir deli)sin" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    Dediler ki: "Ey kendisine kitab indirilen (zat), mutlak ve mutlak sen bir mecnunsun"!

    İbni Kesir

    Dediler ki: Ey kendisine kitab indirilen kişi; sen, mutlaka delisin.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen! Sen mutlaka bir delisin!"

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilmiş olan, sen mutlaka cinlenmişsin!"

    Süleymaniye Vakfı

    (Kafirler) Dediler ki: "Ey kendisine Zikir dipnot 1 indirilen kişi! Sen tamamen cinlerin etkisindesin dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Her nebiye, cinlerin etkisinde kaldığı, aklını kaybettiği şeklinde suçlamalar yöneltilmiştir (Hud 11/87, Şuara 26/27). Muhammed aleyhisselama da yöneltilen bu suçlamalar ayetlerle çürütülmüştür (A'raf 7/184, Mü'minun 23/70, Sebe 34/46, Tur 52/29, Kalem 68/2, Tekvir 81/22). Nebiler vahiy alırken yanlarına şeytanların yaklaştırılmadığı ve meleklerle korundukları (Cin 72/26-28), bunun dışında şeytanların onlara vesvese vermeye çalıştıkları ama Allah'ın o vesveseyi giderdiği bildirilmektedir (Hac 22/52).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilen kişi! Sen tamamen cinlerin etkisindesin.

    Şaban Britch

    Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen! Sen mutlaka bir delisin!"

    Şaban Piriş

    Nitekim şöyle demişlerdi: - Ey kendisine zikir indirilen, kesinlikle sen delisin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle haykırdılar: "Hey! Kendisine o zikir/Kur'an indirilen! Sen gerçekten tam bir delisin."

  7. Hicr suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 7. ayet. لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!"

    Mehmet Okuyan

    (6, 7) (Müşrikler) "Ey kendisine zikr (Kur'an) indirildiğini (sanan) kişi! Sen şüphesiz ki cinlenmişsin. dipnot 1 (Peygamberlik iddianda) doğru söyleyenlerdensen bize melekleri dipnot 2 getirsene!" dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mü'minûn 23:70; Sebe' 34:8; Sâffât 37:36; Duhân 44:14; Tûr 52:29; Kalem 68:51.
    2. metne dön, dipnot 2
      Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:8; Mü'minûn 23:24; Furkân 25:7; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:7, 27; Hicr 15:14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.

    Mustafa İslamoğlu

    "Eğer doğru söylüyor idiysen, bize meleklerle gelseydin ya!" (diye de eklediler).

    Muhammed Esed

    "Doğru sözlü biriysen, bize melekleri getirsene!"

    Ahmed Hulusi

    "Eğer doğru sözlü isen, bize meleklerle gelmeliydin?"

    Ali Bulaç

    "Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?"

    Ali Özek ve heyeti

    «Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.»

    Ali Rıza Safa

    "Bize melekleri getirmeliydin, öyle değil mi; eğer doğruyu söylüyorsan?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Doğru sözlülerden isen, bize melekleri getirsene!"

    Edip Yüksel

    "Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer doğru söyleyenlerden isen, getirsene o melekleri bize!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Getirsena o Melaikeyi sadıklardan isen!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getir de görelim!" dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler sana tanıklık etsinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getir de görelim!" dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler sana tanıklık etsinler.

    Gültekin Onan

    "Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?"

    Hasan Basri Çantay

    "(Da'vanda) doğru söyleyenlerdendin de bize melekleri getirmeli değil miydin"?

    İbni Kesir

    Doğru söyleyenlerden isen; bize, melekleri getirmeli değil misin?

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!”

    Süleyman Ateş

    "Eğer doğrulardansan, bize melekleri getirsene!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Söylediğin doğruysa bize melekleri getirsene?"

    Şaban Britch

    Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getirmeli değil miydin?

    Şaban Piriş

    Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getirmeli değil miydin?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hadi getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen!"

  8. Hicr suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 8. ayet. مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًا مُّنظَرِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.

    Mehmet Okuyan

    Biz, melekleri ancak ve ancak bir amaç ile indiririz. O zaman da onlara zaman tanınmaz.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz, melekleri ancak ve ancak hakikatin gerçekleşmesi için indiririz; eğer (dedikleri olsaydı), o zaman da onlar için asla erteleme olmazdı.

    Muhammed Esed

    (Oysa,) Biz melekleri ancak hakk(ın iktizası) olarak indiririz; ve o zaman da artık (ilahi mesajı reddetmeleri yüzünden cezayı hak edenler) asla geri bırakılmazlar!

    Ahmed Hulusi

    Biz melekleri bil-Hak (Hak olarak) inzal ederiz. . . O vakit de onlara zaten göz açtırılmaz!

    Ali Bulaç

    Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

    Ali Rıza Safa

    Melekleri, ancak gerçek olarak indiririz. Zaten o zaman, onlara göz açtırılmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz melekleri ancak bir amaç için indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

    Edip Yüksel

    Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, o melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman, onlara göz açtırılmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz o Melaikeyi ancak hakkile indiririz ve o vakıt onlara göz açtırılmaz

    Erhan Aktaş

    Biz, melekleri ancak Hakk ile dipnot 1 indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İş olsun diye boş yere göndermeyiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, melekleri ancak Hakk ile dipnot 1 indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İş olsun diye boş yere göndermeyiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, melekleri ancak Hakk ile dipnot 1 indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boş yere göndermeyiz.

    Gültekin Onan

    Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

    Hasan Basri Çantay

    Biz o melekleri hak (kın, hikmet ve kaderin bir iktizası) olmadan indirmeyiz. O zaman da kendilerine (ne) mühlet, (ne aman) verilmez.

    İbni Kesir

    Biz, melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman da kendilerine mühlet verilmez.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, melekleri ancak hakikatle indiririz. O zaman da o kâfirlere hiç mühlet verilmez.

    Süleyman Ateş

    Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz melekleri sadece gerçek dipnot 1 bir iş sebebiyle göndeririz. Gönderdikten sonra da onlara artık süre tanınmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Örneğin Lut Kavminin yok edilmesi işi için gönderilen melekler. O melekler hem gerçek bir iş sebebiyle geldiler, hem de o iş gerçekleri açıkça ortaya çıkarmış oldu. Arapçada EL HAKKI (الحَقِّ) kelimesinin bu çift anlamlı özelliği ne yazık ki Türkçe bakımından mümkün değildir. Örneğin Kur'an-ı Kerim hem bir gerçektir hem de gerçekleri gösterir. Bu nedenle çeviri genelinde EL HAKKI geçen ayetlere parantez veya dipnot ile açıklama getirme ihtiyacı oluşmuştur.

    Şaban Britch

    Biz melekleri ancak hak (azap) ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

    Şaban Piriş

    Melekleri haksız yere indirmeyiz, indirince de onlara süre verilmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkarcılara göz açtırılmaz.

  9. Hicr suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 9. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.

    Mehmet Okuyan

    Zikri (Kur'an'ı) indiren şüphesiz ki biziz, biz; elbette onu koruyucular da biziz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet vahyin ilahî korumada olduğunu ve başına herhangi bir şey gelmeyeceğini garanti etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbette bu uyarıcı mesajı kaynağından indiren Biziz; onu koruyacak olan da kesinlikle yine Biz olacağız, Biz!

    Muhammed Esed

    Kimsenin kuşkusu olmasın ki, bu uyarıcı/hatırlatıcı mesajı, ayet ayet Biz indirdik: ve yine kimsenin kuşkusu olmasın ki, (bütün tahriflerden) onu yine Biz koruyacağız.

    Ahmed Hulusi

    Doğrusu biz indirdik O Zikri, Biz!. . Ve muhakkak O'nun koruyucuları biziz!

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.

    Ali Özek ve heyeti

    Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, öğretiyi, Biz indirdik; Biz! Onun gözetmenleri de kesinlikle Biziz!

    Bayraktar Bayraklı

    Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz mesajı biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran, iç içe geçmeli mükemmel bir kodlama sistemiyle korunmuştur. Koruma görevinin insanlar tarafından değil, Tanrı tarafından gerçekleştirileceği vurguyla bildirilir. "Üzerinde 19 Var" adlı kitabımızda Kuran'ın matematiksel mucizesinin örneklerini ve bu konuda geniş bir tartışmayı bulabilirsiniz. * Örnekler için bak 9:127. Ayrıca 41:41-42 ayetine bakabilirsiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz zikri (mesajı) biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphe yok ki, o Kur'an'ı Biz indirdik. Biz; her halde onu muhafaza da edeceğiz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz

    Erhan Aktaş

    Zikri dipnot 1 Biz indirdik ve kesinlikle onun koruyucusu dipnot 2 da Biziz. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt/Hatırlatıcı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'ın Allah tarafından korunduğuna dair referans gösterilen bu ayeti şu üç şekilde anlamak mümkündür: a. Allah, Zikri (Kur'an'ı) kendisinin koruduğunu söylemektedir. Bu görüş geleneksel inancın görüşü olup genel kabul gören bir görüştür. b. Ayette yer alan (lehu)'daki hu zamiri ile kast edilen şey "Zikrin korunması" değil (yine bu surenin 6, 7 ve 8. ayetlerinin devamı olarak) "Resul'ün korunmasıdır." c. "Zikrin korunması," vahiy sona erdikten sonraki dönemde değil, vahyin iniş anı ile ilgilidir. Vahyin gönderilişi anında ona herhangi bir müdahalenin yapılmasına karşı korunduğu ifade edilmektedir. Bu görüşün ayetin anlamına daha uygun olduğunu ve doğru görüşün bu olduğu kanaatindeyiz. Kur'an'ın Mushaf halinin Allah tarafından korunduğuna dair düşüncenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Kur'an elbette korunmuştur. Ancak bu koruma Tur suresinin 2. ve 3. ayetlerinde de ifade edildiği gibi gelen vahiy anında "işlenmiş ince deri üzerine" yazıya geçirilerek bizzat Resulullah tarafından koruma altına alınmıştır. Keza sahabe tarafından da ezberlenerek ikinci bir koruma sağlanmıştır. Ve Nebi'den günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan bize ulaşmıştır. Bunun kanıtlarından birisi yeryüzündeki milyarlarca Mushaf'ın (sonradan ilave edilen hareke ve noktalamalar/kıraat farklılıkları hariç) bire bir aynı olmasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Birçok ayette; Allah'a atfen "Biz", "Biziz" çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki "Biz/Biziz" zamirleri çokluğu değil, "yüceliği, gücü, büyüklüğü" ifade etmektedir. "Biz" çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı/kendisi söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. "Biz" zamiri ise, Allah'ın yaptıklarını veya yapacaklarını bildiren ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerde gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite, yönetici kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda "biz" zamirini kullanmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Zikri dipnot 1 Biz indirdik ve kesinlikle onun koruyucusu dipnot 2 da Biziz. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öğüt.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'ın Allah tarafından korunduğuna dair referans gösterilen bu ayeti şu üç şekilde anlamak mümkündür: a. Allah, Zikri (Kur'an'ı) kendisinin koruduğunu söylemektedir. Ki genel kabul gören görüş de budur. b. Ayette yer alan لَهُ (lehu) daki hu zamiri ile, kast edilen şey "Zikrin korunması" değil, (yine bu surenin 6, 7 ve
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetlerinin devamı olarak) "Resul'ün korunmasıdır." c. "Zikrin korunması, " vahiy sona erdikten sonraki dönemde değil, vahyin iniş anı ile ilgilidir. Vahyin gönderilişi anında ona herhangi bir müdahalenin yapılmasına karşı korunduğu ifade edilmektedir. Şahsen, söz konusu korumanın, Kur'an'ın Mushaf halinin Allah tarafından korunduğu anlamının doğru olmadığı kanaatindeyim. Doğrusunu kuşkusuz Allah bilir. Kur'an elbette korunmuştur. Ancak bu koruma Tur suresinin
    4. metne dön, dipnot 4
      ve
    5. metne dön, dipnot 5
      Ayetlerinde de ifade edildiği gibi gelen vahiy anında işlenmiş deri üzerine yazıya geçirilerek bizzat Resulullah tarafından koruma altına alınmıştır. Keza yüzlerce sahabe tarafından da ezberlenerek ikinci bir koruma sağlanmıştır. Ve Nebi'den günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan bize ulaşmıştır. Bunun en güzel kanıtı yeryüzündeki milyonlarca Mushaf'ın bire bir aynı olmasıdır.
    6. metne dön, dipnot 6
      Birçok ayette; Allah'a atfen "Biz", "Biziz" çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki "Biz/Biziz" zamirleri çokluğu değil, "yüceliği", "gücü", "büyüklüğü" ifade etmektedir. Biz çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. "Biz" zamiri ise, Allah'ın yaptıklarına veya yapacaklarına yönelik ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerde, gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda "biz" zamirini kullanmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Zikri dipnot 1 Biz indirdik ve kesinlikle onun koruyucusu da Biziz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlığa "Öğüt" olan Kur'an'ı.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz, zikri (Kuran'ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.

    Hasan Basri Çantay

    Kur'anı biz indirdik, biz. Onun koruyucuları da, şübhesiz ki, biziz.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Kur'an'ı Biz indirdik Biz. Onun koruyucusu da elbet Biziz.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kur’an’ı şüphesiz biz indirdik. O’nu koruyacak olan da şüphesiz biziz.

    Süleyman Ateş

    O Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O'nun koruyucusu da elbette biziz!

    Süleymaniye Vakfı

    Bu zikri dipnot 1 biz indirdik biz! Onu koruyacak olan da elbette biziz dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir hem önceki kitapların hem de Kur'an'ın ortak adıdır (Hicr 15/6, Nahl 16/43-44, Enbiya 21/7-8, 24).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an-ı Kerim, iniş aşamasından kıyamete kadar Allah tarafından koruma altına alınmıştır, Dolayısıyla onun metninde ne bir eksiltme yapılabilir ne de artırma. (Fussilet 41/42, Vakıa 56/77-79, Cin 72/26-28). Ama herkes imtihandan geçirildiği için Allah'a karşı hadlerini aşanlar, ayetlerin metninde yapamadıkları saptırmayı, ayetlerin anlamlarını kaydırıp onları kendi arzularına göre kullanarak yapmaya çalışabilirler, bundan kaçış olmaz (Bakara 2/75, Al-i İmran 3/7, Fussilet 41/40).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O Zikri (Kitabı) sana Biz indirdik Biz. Onu koruyacak olan da Biziz.

    Şaban Britch

    Kur’an’ı şüphesiz biz indirdik. O’nu koruyacak olan da şüphesiz biziz.

    Şaban Piriş

    Kur'an'ı şüphesiz biz indirdik. O'nu koruyacak olan da şüphesiz biziz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.

  10. Hicr suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki senden önceki milletler arasında da (elçiler) göndermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu (Ey Peygamber), senden önce de geçip gitmiş topluluklara (elçiler) göndermiştik.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, (ey Peygamber,) senden önce de gelip geçmiş ayrı ayrı topluluklara (elçiler) gönderdik;

    Ahmed Hulusi

    Andolsun, senden önceki, aynı inancı paylaşan ilk toplumlar içinde de (Rasuller) irsal ettik.

    Ali Bulaç

    Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, senden önceki milletler arasında da elçiler gönderdik.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, senden önce de uluslara gönderdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki senden önce gelip geçmiş topluluklararasından peygamberler gönderdik.

    Edip Yüksel

    Senden önce, geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce, geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yüceliğime andolsun ki, senden önce, geçmiş topluluklar içinden de peygamberler gönderdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için senden önce evvelkilerin şiaları içinde de Resuller gönderdik

    Erhan Aktaş

    Ve ant olsun ki senden önceki geçmiş topluluklara da gönderdik. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlığa öğüt olan vahyi ileten resuller gönderdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve ant olsun ki senden önceki geçmiş topluluklara da gönderdik dipnot 1 .

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlığa Öğüt olan vahyi ileten resuller gönderdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve ant olsun ki senden önceki geçmiş topluluklara da gönderdik dipnot 1 .

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanlığa Öğüt olan vahyi ileten rasuller gönderdik.

    Gültekin Onan

    Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, senden mukaddem (gelen) önceki ümmetler içinde de (peygamberler) göndermişizdir.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; senden önce çeşitli milletler içinde de peygamberler göndermiştik.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kesinlikle senden önce de, geçmiş toplumlara rasûller göndermiştik.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, senden önceki milletlerin kolları içine de elçiler gönderdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önceki insan topluluklarına da elçiler gönderdik.

    Şaban Britch

    Senden önce geçmiş milletlere de rasûller göndermiştik.

    Şaban Piriş

    Senden önce de geçmiş toplumlara elçiler göndermiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz!

  11. Hicr suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 11. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine gelen hiçbir elçi yoktu ki onları alaya almamış olsunlar.

    Muhammed Esed

    onlara hiçbir elçi gelmedi ki, o'nunla alay etmesinler.

    Ahmed Hulusi

    Onlara bir Rasul gelir gelmez, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Ali Bulaç

    Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara bir peygamber gelmeye dursun, hemen onunla alay ederlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, gelen peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

    Edip Yüksel

    Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar

    Erhan Aktaş

    Kendilerine gelen resullerden alay etmedikleri olmadı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine gelen resullerden alay etmedikleri hiç kimse olmadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine gelen rasullerden alay etmedikleri hiç kimse olmadı.

    Gültekin Onan

    Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara her hangi bir peygamber gelmeye dursun ille onunla istihza (alay) ederlerdi.

    İbni Kesir

    Onlara gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara kendilerine gelen her rasûlle alay ediyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara ne zaman bir elçi gelse mutlaka hafife alırlar.

    Şaban Britch

    Onlara hiçbir rasûl gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.

    Şaban Piriş

    Onlara hiç bir elçi gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.

  12. Hicr suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 12. ayet. كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz (vahyin, etki etmeden) günahkarların yüreklerinden geçip gitmesini işte böyle sağlarız;

    Muhammed Esed

    Biz (mesajımızdan yana) bu (alaycı tutumu), işte böylece, o günaha gömülüp gitmiş kimselerin yüreklerine sokarız,

    Ahmed Hulusi

    İşte Onu suçluların kalplerinde böylece ilerletiriz.

    Ali Bulaç

    Böylece biz onu (alayı), suçlu günahkarların kalblerine sokarız.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte böylece biz onu, (şirki ve inkârcılığı) suçluların kalplerine böyle sokarız.

    Ali Rıza Safa

    İşte böylece, Onu, suçluların yüreklerine sokarız.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece biz de o alayı suçluların kalplerine sokarız.

    Edip Yüksel

    İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz böylece suçluların kalplerine sokarız onu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz ona mücrimlerin kalblerinde böyle bir süluk veririz

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece onu dipnot 1 suçluların kalplerine sokarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Alaycı tutumu, basitleşmeyi.

    Gültekin Onan

    Böylece biz onu (alayı), suçlu günahkarların kalplerine sokarız.

    Hasan Basri Çantay

    Biz böylece o (istihzayi) günahkarların kalblerine sokarız.

    İbni Kesir

    Biz, böylece onu suçluların kalbine sokarız.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekkeli müşriklerin) kalplerine sokarız.

    Süleyman Ateş

    İşte biz o(Tanrı Zikri)ni suçluların kalblerine böyle sokarız.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu (o zikrin gerçek olduğunu) suçluların kalplerine işte böyle işleriz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada suçluların kalbine işlenen, Allah'ın kitabıdır. Bir şeyi hafife almak için onda eksiklik aramak gerekir. Allah'ın kitabında eksiklik arayanlar, farkında olmadan onun doğruluğunu kavramış olurlar. Onun için bütün kafirler gerçekleri örtmek ve yalan söylemek zorunda kalırlar (En'am 6/33, Şuara 26/192-200).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hep böyle olur. Onu (Zikri) suçluların kalplerine dipnot 1 işleriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aslında o zikirin(kitabın) doğru olduğunu içten(kalpten) bilirler.

    Şaban Britch

    İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekke müşriklerinin) kalplerine sokarız.

    Şaban Piriş

    İşte biz onu suçluların kalplerine sokarız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.

  13. Hicr suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 13. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

    Mehmet Okuyan

    Öncekilere (uygulanan) kanun gelip geçmiş olmasına rağmen onlar (hâlâ) buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    onlar da öncekilerin nasıl bir model ortaya koydukları sergilendiği halde, (yine de) bu (vahye) inanmazlar.

    Muhammed Esed

    önceki (zalim)lerin izlediği yol (ve bu yolda başlarına gelenler) de nicedir gözlerinin önünde olduğu halde buna inanmazlar.

    Ahmed Hulusi

    Ona (hatırlatıcı BİLGİye) iman etmezler. . . Evvelce iman etmeyenlerin yaşadıkları sonuçlardan da ders almazlar.

    Ali Bulaç

    Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hâlâ buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Ona inanmazlar; oysa öncekilere uygulanan yasa göz önündedir.

    Bayraktar Bayraklı

    Geçmişteki milletlerin durumu ortada iken, yine de ona inanmazlar.

    Edip Yüksel

    Nitekim, onu onaylamazlar. Kendilerinden öncekilerin yasası (sünneti) de böyleydi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim, ona inanmazlar. Kendilerinden öncekilerin sünneti (adeti) de böyleydi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Geçmiş milletlerin başına gelenler önlerinde geçmişken yine de ona iman etmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ona iyman etmezler, halbuki önlerinde evvelkilerin sünneti geçmiştir

    Erhan Aktaş

    Kendilerinden öncekilerin sünneti dipnot 1 geçtiği halde ona inanmazlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki toplumların izledikleri yoldan dolayı başlarına gelenler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerinden öncekilerin sünneti dipnot 1 geçtiği halde ona inanmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki toplumların izledikleri yoldan dolayı başlarına gelenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerinden öncekilerin sünneti dipnot 1 geçtiği halde ona inanmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki toplumların izledikleri yoldan dolayı başlarına gelenler.

    Gültekin Onan

    Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysa ki öncekilerin sünneti geçmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    (Kendilerinden) evvelkilerin (İmansızlıkları ve istihzaları yüzünden ma'ruz kaldıkları felaketler ma'lum iken ve o gibiler hakkında ilahi bir) sünnet (ve kanun) da geçmişken yine onlar buna (bu Kur'ana, bu peygambere) inanmazlar.

    İbni Kesir

    Kendilerinden öncekilerin uğradıkları ortada iken yine de ona inanmazlar

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar ona (indirilen kitaba) iman etmezler, oysaki evvelkilerin sünneti de böyle olup gitmiştir.

    Süleyman Ateş

    Kendilerinden öncekilerin sünneti (inkarcıların mahvedileceği yasası) geçtiği halde yine de ona inanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar ona inanmazlar; halbuki öncekilere uygulanan kanun açıktır.

    Şaban Britch

    Öncekilerin başına gelenler (onlara da gelecektir.) Onlar hala bu (peygambere) iman etmiyorlar.

    Şaban Piriş

    Onlar da öncekilerin yaptığı gibi ona inanmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona inanmazlar. Oysaki, öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir.

  14. Hicr suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 14. ayet. وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ

    Diyanet İşleri

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Onlara gökten bir kapı açsak ve oradan yukarı çıksalar,

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer onların üzerine gökten bir kapı açmış olsaydık ve onlar da oraya yükselebilselerdi,

    Muhammed Esed

    Hatta onlara gökten bir kapı açsaydık ve oraya biteviye yükseliyor olsalardı,

    Ahmed Hulusi

    Üzerlerine semadan bir kapı açsak da, onun içinden yükselselerdi. . .

    Ali Bulaç

    Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de,

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,

    Ali Rıza Safa

    Onlara, gökten bir kapı açsaydık; oraya yükseliyor olsalardı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlara gökten bir kapı açsaydık da oraya çıkmaya koyulsalardı;"şüphesiz ki gözlerimiz döndü; hayır, büyüye uğramış bir topluluk olduk" derlerdi.

    Edip Yüksel

    Onlara gökten bir kapı açsak ve onun içinde yükselecek olsalardı,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara gökten bir kapı açsak ve onun içinde yükselecek olsalardı,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalardı: "Herhalde gözlerimiz döndürüldü; belki de biz büyüye tutulmuş bir topluluğuz." diyeceklerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (14-15) Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada uruc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz.

    Erhan Aktaş

    Gökten bir kapı açsak da oraya çıksalar bile.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gökten bir kapı açsak da oraya çıksalar bile.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökten bir kapı açsak da oradan yükselseler bile.

    Gültekin Onan

    Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de,

    Hasan Basri Çantay

    (14-15) Onlara gökden bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar (o zaman da) muhakkak ki: "Gözlerimiz (bir serhoş gözü gibi) döndürülmüşdür. Belki de biz büyülenmişler zümresiyiz" diyeceklerdir.

    İbni Kesir

    Onlara gökten bir kapı açsak da çıkmaya koyulsalardı;

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara gökten bir kapı açsak da onlar oradan yukarı çıksalar bile...

    Süleyman Ateş

    Onlara gökten bir kapı açsak da oraya çıkacak olsalardı:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üzerlerine gökten bir kapı açsak, onlar da oradan yukarı çıksalar,

    Şaban Britch

    Onlara gökten bir kapı açsak da onlar oradan yukarı çıksalar bile…

    Şaban Piriş

    Onlara gökten bir kapı açsak da onlar oradan yukarı çıksalar bile,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üzerlerine gökten bir kapı açsak da oradan yükseliyor olsalardı.

  15. Hicr suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hicr suresi, 15. ayet. لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ

    Diyanet İşleri

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    kesinlikle derlerdi ki: "Al işte, bizim basiretimiz de bağlandı; daha da beteri (galiba) biz topyekün büyülendik..."

    Muhammed Esed

    kuşkusuz, o zaman da: "Bizim düpedüz gözlerimiz bağlandı!" diyeceklerdi, "Demek ki, büyülenmiş kimseleriz biz!"

    Ahmed Hulusi

    Elbette şöyle derlerdi: "Gözlerimiz bağlandı, hatta biz sihirlenmiş bir toplumuz!"

    Ali Bulaç

    Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    yine de «Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır» derler.

    Ali Rıza Safa

    Kesinlikle, şöyle diyeceklerdi: "Gözümüz boyandı!" "Hayır, toplum olarak büyülendik!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Onlara gökten bir kapı açsaydık da oraya çıkmaya koyulsalardı;"şüphesiz ki gözlerimiz döndü; hayır, büyüye uğramış bir topluluk olduk" derlerdi.

    Edip Yüksel

    "Gözlerimiz sarhoş edildi, büyülendik" diyeceklerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Gözlerimiz sarhoş edildi, büyülendik,' diyeceklerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalardı: "Herhalde gözlerimiz döndürüldü; belki de biz büyüye tutulmuş bir topluluğuz." diyeceklerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (14-15) Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada uruc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz.

    Erhan Aktaş

    "Herhalde gözlerimiz döndürüldü dipnot 1 , doğrusu büyülenmiş bir topluluğuz." derlerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Perde çekildi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Herhalde gözlerimiz döndürüldü dipnot 1 , doğrusu büyülenmiş bir topluluğuz." derlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Perde çekildi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Herhalde gözlerimize perde çekildi, doğrusu büyülenmiş bir topluluğuz." diyecekler.

    Gültekin Onan

    Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (14-15) Onlara gökden bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar (o zaman da) muhakkak ki: "Gözlerimiz (bir serhoş gözü gibi) döndürülmüşdür. Belki de biz büyülenmişler zümresiyiz" diyeceklerdir.

    İbni Kesir

    Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik, derlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yine de: “Gözlerimiz perdelendi, belki de hepimiz büyülendik” derler.

    Süleyman Ateş

    "Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz," derlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yine de) Şöyle derler: "Kesin gözlerimiz döndürülmüş; biz büyülenmiş bir topluluğuz."

    Şaban Britch

    Yine de: “Gözlerimiz perdelendi, belki de hepimiz büyülendik” derler.

    Şaban Piriş

    Yine de: "gözlerimiz bağlandı, belki de hepimiz büyülendik" derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: "Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarptırılmış bir toplumuz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.