Diyanet İşleri
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
Hicr suresi
Hicr suresi, 12. ayet. كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ
keẕâlike neslükühû fî ḳulûbi-lmücrimîn.
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3
Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.
Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.
(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 12–13. ayetler için yazılmıştır.
12. “İşte biz onu” yalanlamayı “günahkarların” yani zulüm ve iftira ayrılmaz nitelikleri olmuş kimselerin “kalplerine böylece sokarız.” Kalpleri küfür ve yalanlama konusunda birbirine benzediği için, peygamberlerine muameleleri de alay etme ve iman etmeme şeklinde birbirine benzemiştir. Bu nedenle biz de onları aynı şekilde cezalandırdık. Bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:
13. “Onlar ona iman etmezler. Halbuki öncekiler hakkında (Allah'ın) kanunu” yani Allah’ın, âyetlerine iman etmeyenleri helâk etme şeklindeki değişmez kanunu “ortadadır.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O geçmiş ümmetlerin kalplerine inkârcılığı yerleştirdiğimiz gibi, aynı şekilde yüz çevirmeleri ve inat etmelerinden ötürü onu Mekkeli müşriklerin kalplerine de yerleştiririz.
Aynı kök: سلك (12 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Aynı kök: سلك (12 geçiş)
"Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda…
Aynı kök: سلك (12 geçiş)
"Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri…
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte böylece biz onu (alaycılığı) suçluların kalplerine sokarız. dipnot 1
Biz (vahyin, etki etmeden) günahkarların yüreklerinden geçip gitmesini işte böyle sağlarız;
Biz (mesajımızdan yana) bu (alaycı tutumu), işte böylece, o günaha gömülüp gitmiş kimselerin yüreklerine sokarız,
İşte Onu suçluların kalplerinde böylece ilerletiriz.
Böylece biz onu (alayı), suçlu günahkarların kalblerine sokarız.
İşte böylece biz onu, (şirki ve inkârcılığı) suçluların kalplerine böyle sokarız.
İşte böylece, Onu, suçluların yüreklerine sokarız.
Böylece biz de o alayı suçluların kalplerine sokarız.
İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.
İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.
Biz böylece suçluların kalplerine sokarız onu.
Biz ona mücrimlerin kalblerinde böyle bir süluk veririz
Böylece onu dipnot 1 mücrimlerin dipnot 2 kalplerine sokarız.
Böylece onu dipnot 1 mücrimlerin dipnot 2 kalplerine sokarız.
Böylece onu dipnot 1 suçluların kalplerine sokarız.
Böylece biz onu (alayı), suçlu günahkarların kalplerine sokarız.
Biz böylece o (istihzayi) günahkarların kalblerine sokarız.
Biz, böylece onu suçluların kalbine sokarız.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekkeli müşriklerin) kalplerine sokarız.
İşte biz o(Tanrı Zikri)ni suçluların kalblerine böyle sokarız.
Onu (o zikrin gerçek olduğunu) suçluların kalplerine işte böyle işleriz dipnot 1 .
Hep böyle olur. Onu (Zikri) suçluların kalplerine dipnot 1 işleriz.
İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekke müşriklerinin) kalplerine sokarız.
İşte biz onu suçluların kalplerine sokarız.
Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.
Thus do We picture him in the minds and hearts of the sinful who grow daily more and more wicked.
in this way We make the message slip through the hearts of evildoers.
Even so do we let it creep into the hearts of the sinners -
Even so We make a way for it (that is, the Admonition) in the hearts of the culprits (like a hot rod);
In that way We insert it into the evildoers’ hearts.
Thus do We let it (polytheism and disbelief) enter the hearts of the Mujrimûn [criminals, polytheists and pagans (because of their mocking at the Messengers)].
That is how We let it pass through the hearts of the guilty:
(Just as We made this a habit with the peoples gone by, ) so do We cause this (tendency of scornful treatment) enter the minds of these people who sever their ties (with God).
even so We cause it to enter into the hearts of the sinners --
With their words, these prophets tried to touch their minds.
Such conduct also will we put into the hearts of the sinners.
We thus let it sneak into the hearts of the criminals.
In the same manner will we put it into the hearts of the wicked Meccans to scoff at their prophet:
Even so do We let it traverse the heart of the guilty.
Thus We insert it (Disbelief) into the hearts of the criminals.
Thus do We make it traverse the hearts of the guilty:
We place in the hearts of sinners (disbelief).
Even so do We [now] cause this [scorn of Our message] to pervade the hearts of those who are lost in sin,
This is how We allow disbelief ˹to steep˺ into the hearts of the wicked.
It is such that We let it seep into the hearts of the criminals.
We thus control the minds of the guilty.
Thus do We insert denial into the hearts of the criminals.
Thus do We insert it in the hearts of the lawbreakers:
Our Law turns the psyche of the guilty such that they ridicule reform since they are used to thriving on the fruit of others' toil.
But, We let it (evil) come into the hearts of the guilty,
Likewise, We make it (i.e. disbelief) enter into the hearts of the sinners,
It is such that We let it seep into the hearts of the criminals.