Hicr suresi

Hicr suresi, 8. ayet

Hicr suresi, 8. ayet. مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًا مُّنظَرِينَ

mâ nünezzilü-lmelâikete illâ bilḥaḳḳi vemâ kânû iẕem münżarîn.

Diyanet İşleri

Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 5–11 · surenin 8. ayeti / 99

Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3

  1. Hicr 5

    Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

  2. Hicr 6

    Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kur'an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!"

  3. Hicr 7

    "Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!"

  4. 8

    Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.

  5. Hicr 9

    Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.

  6. Hicr 10

    Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.

  7. Hicr 11

    Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 7–8. ayetler için yazılmıştır.

7-8. “Eğer doğru söylüyorsan bize” getirdiğinin doğruluğuna tanıklık etsinler diye “melekleri getirsene!” Melekleri getiremediğine göre sen doğru söylemiyorsun. İşte bu, zulüm ve cahilliğin en büyüğüdür. Zulüm olduğu açıktır. Çünkü kendilerinin tespit ettikleri mucizeleri talep etmekte, böylece Allah’a karşı küstahlık edip inatlaşmaktaydılar. Halbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, zaten getirdiğinin doğruluğuna delil olan pek çok delil getirmiş, maksat hasıl olmuş ve delillendirme tamamlanmıştı. Onlar istemeden önce zaten bu vuku bulmuştu. İşte bu zulümleridir. Bu tekliflerinin cahilce olduğuna gelince, onlar neyin faydalarına neyin de zararlarına olduğunu bilmemektedirler. Zira meleklerin indirilmesi onların hayrına değildir. Aksine Yüce Allah, “melekleri ancak hak (bir amaç) ile” yani azap için indirir ve o zaman da hakka uyup boyun eğmeyen kimselere mühlet verilmez. Melekler indirildikleri vakit de iman etmeyecek olurlarsa -ki iman etmeyeceklerdir- “kendilerine mühlet verilmez.” Onlara süre tanınmaz. O halde onların, meleklerin indirilmesini istemeleri, kendilerinin daha çabuk helâk edilmelerini istemeleri demektir.

Diğer taraftan iman etmek, onların ellerinde olan bir şey değildir. O, ancak Allah’ın elindedir: “Eğer biz onlara gerçekten melekleri indirdeysik, ölüler de kendileri ile konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık onlar yine de -Allah dilemedikçe- iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.” (el-En’âm, 6/111) Yani onlar, samimi ve doğru iseler gelen âyet ve belgeler onlara yeterlidir. O ayet ve belgeler de Kur’an-ı Azîm’dedir. O nedenle Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah, onların meleklerin gelmesi hakkında ileri sürdükleri önerilerine cevap olarak şöyle buyurdu: Biz melekleri ancak azapla helak olma vaktiniz geldiği zaman hikmetin gereğine uygun olarak indireceğiz. Melekleri getirdiğimiz zaman iman etmezler. Bilakis cezaları çok çabuk görülecektir.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. نُنَزِّلُ nunezzilu biz indirmeyiz kök: نزل
  3. ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ l-melaikete melekleri kök: ملك
  4. إِلَّا illa olmaksızın
  5. بِٱلْحَقِّ bil-hakki hak ile kök: حقق
  6. وَمَا ve ma ve olmaz
  7. كَانُوٓا۟ kanu onların kök: كون
  8. إِذًۭا izen o zaman da
  9. مُّنظَرِينَ munzerine mühletleri kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Bir de dediler ki: "Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!" Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da…

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi…

  • Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    (2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.

  • Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz, melekleri ancak ve ancak bir amaç ile indiririz. O zaman da onlara zaman tanınmaz.

Mustafa İslamoğlu

Biz, melekleri ancak ve ancak hakikatin gerçekleşmesi için indiririz; eğer (dedikleri olsaydı), o zaman da onlar için asla erteleme olmazdı.

Muhammed Esed

(Oysa,) Biz melekleri ancak hakk(ın iktizası) olarak indiririz; ve o zaman da artık (ilahi mesajı reddetmeleri yüzünden cezayı hak edenler) asla geri bırakılmazlar!

Ahmed Hulusi

Biz melekleri bil-Hak (Hak olarak) inzal ederiz. . . O vakit de onlara zaten göz açtırılmaz!

Ali Bulaç

Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

Ali Özek ve heyeti

Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

Ali Rıza Safa

Melekleri, ancak gerçek olarak indiririz. Zaten o zaman, onlara göz açtırılmaz.

Bayraktar Bayraklı

Biz melekleri ancak bir amaç için indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

Edip Yüksel

Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, o melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman, onlara göz açtırılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o Melaikeyi ancak hakkile indiririz ve o vakıt onlara göz açtırılmaz

Erhan Aktaş

Biz, melekleri ancak Hakk ile dipnot 1 indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İş olsun diye boş yere göndermeyiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, melekleri ancak Hakk ile dipnot 1 indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İş olsun diye boş yere göndermeyiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, melekleri ancak Hakk ile dipnot 1 indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Boş yere göndermeyiz.

Gültekin Onan

Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

Hasan Basri Çantay

Biz o melekleri hak (kın, hikmet ve kaderin bir iktizası) olmadan indirmeyiz. O zaman da kendilerine (ne) mühlet, (ne aman) verilmez.

İbni Kesir

Biz, melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman da kendilerine mühlet verilmez.

Mehmet Alagaş

(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz, melekleri ancak hakikatle indiririz. O zaman da o kâfirlere hiç mühlet verilmez.

Süleyman Ateş

Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz melekleri sadece gerçek dipnot 1 bir iş sebebiyle göndeririz. Gönderdikten sonra da onlara artık süre tanınmaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Örneğin Lut Kavminin yok edilmesi işi için gönderilen melekler. O melekler hem gerçek bir iş sebebiyle geldiler, hem de o iş gerçekleri açıkça ortaya çıkarmış oldu. Arapçada EL HAKKI (الحَقِّ) kelimesinin bu çift anlamlı özelliği ne yazık ki Türkçe bakımından mümkün değildir. Örneğin Kur'an-ı Kerim hem bir gerçektir hem de gerçekleri gösterir. Bu nedenle çeviri genelinde EL HAKKI geçen ayetlere parantez veya dipnot ile açıklama getirme ihtiyacı oluşmuştur.

Şaban Britch

Biz melekleri ancak hak (azap) ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

Şaban Piriş

Melekleri haksız yere indirmeyiz, indirince de onlara süre verilmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkarcılara göz açtırılmaz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They do not realize that We do not send down the angels to satisfy a curiosity. We only send them down for a valid reason and a just cause -to execute Allah's decrees-, and if We do send them down, the infidels shall be annihilated on the spot and no hope shall there be for respite.

Abdul Haleem

But We send down the angels only to bring justice and then these people will not be reprieved.

Abdullah Yusuf Ali

We send not the angels down except for just cause: if they came (to the ungodly), behold! no respite would they have!

Abul A'la Maududi

We do not send down the angels (in frivolity); and when We do send them down, dipnot 1 We do so with Truth; then people are granted no respite. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was a sarcastic remark that was made by the opponents, for they did not acknowledge that the admonition had been sent down to the Prophet (peace be upon him): otherwise they could not say that he was insane. What they really meant by this remark was: You, who claim that the admonition has been sent down to you, are insane. A similar remark was also made by Pharaoh concerning Prophet Moses (peace be upon him). Addressing his courtiers, he said: The Messenger who has been sent to you is insane. (Surah Ash-Shuara, Ayat 27).
  2. metne dön, dipnot 2
    "We do not send down the angels." We do not send down the angels for the mere fun of it in response to the request of the people, nor are they sent to unveil the reality before them in order to show to them all the unseen things to which the Messengers invite them to believe. As a matter of fact, angels are sent down on that occasion when it is decreed to pass judgment on sane wicked people. At that time the judgment comes into operation without extending any invitation to the condemned people to accept the message, for their period of respite ends as soon as the reality is unveiled before them. “Except with truth.”

Aisha Bewley

The angels only descend with the truth and then they would be granted no reprieve.

Al-Hilali & Khan

We send not the angels down except with the truth (i.e. for torment), and in that case, they (the disbelievers) would have no respite!

Ali Quli Qarai

We do not send down the angels except with due reason, and then they will not be granted any respite.

Amatul Rahman Omar

We send no angels until (the punishment becomes) rightly due and (when once We do send them) these (disbelievers) will not be the respited ones.

Arthur John Arberry

We send not down the angels, save with truth;

Bijan Moeinian

I (God) do not send the Angles for the entertainment of people. When I send my Angles down to establish My Will, there will be no time for you silly people to repent.

E. Henry Palmer

We sent not down the angels save by right nor even then would these be respited.

Edip-Layth

We do not send down the controllers except with truth, and then they would have no more respite.

George Sale

Answer, we send not down the angels, unless on a just occasion; nor should they be then respited any longer.

Hamid S. Aziz

We sent not down the angels save as a Fact (for a just or right cause, effect or reason); but then (if We did) they would have no respite.

Mahmoud Ghali

In no way do We send down the Angels except with the Truth; and lo, in no way would they (The disbelievers) be respited.

Marmaduke Pickthall

We send not down the angels save with the Fact, and in that case (the disbelievers) would not be tolerated.

Mohamed Ahmed - Samira

But then We never send the angels down save with the purpose (of enforcing their doom), after which they will not be given more respite.

Muhammad Asad

[Yet] We never send down angels otherwise than in accordance with the [demands of] truth; and [were the angels to appear now, ] lo! they [who reject this divine writ] would have no further respite!

Mustafa Khattab

We do not send the angels down except for a just cause, and then ˹the end of˺ the disbelievers will not be delayed.

Progressive Muslims

We do not send down the Angels except with truth, and then they would have no more delay.

Rashad Khalifa

We do not send down the angels except for specific functions. Otherwise, no one will be respited.

Sahih International

We do not send down the angels except with truth; and the disbelievers would not then be reprieved.

Sam Gerrans

We send down the angels only with justice, and then are they not granted respite.

Shabbir Ahmed

We do not send down the angels except when the period of respite is over. And in that case the rejecters get no further reprieve.

Syed Vickar Ahamed

We do not send down the angels except with truth (for a valid cause): If they came (to the ungodly), look! No chance will they (the disbeliveers) have!

Taqi Usmani

We do not send down the angels except with truth, and then they shall be given no respite.

The Monotheist Group

Wedo not send down the angels except with the truth, and then they would have no more delay.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩