Hicr suresi

Hicr suresi, 3. ayet

Hicr suresi, 3. ayet. ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

ẕerhüm ye'külû veyetemette`û veyülhihimü-l'emelü fesevfe ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 1–6 · surenin 3. ayeti / 99

Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3

  1. Hicr 1

    Elif Lam Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.

  2. Hicr 2

    İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.

  3. 3

    Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

  4. Hicr 4

    Helak ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.

  5. Hicr 5

    Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

  6. Hicr 6

    Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kur'an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

3. O nedenle “Bırak onları, yesinler” zevk aldıkları şeylerle “faydalansınlar ve (dünyevi) emeller onları oyalayadursun.” Onlar dünya hayatında ebedi kalacaklarının hayalini kuruyorlar ve bu da onları âhiretle ilgilenmekten alıkoyup oyalıyor. “Zira yakında” izledikleri yolun bâtıl olduğunu ve amellerinin aleyhlerinde hüsrana dönüştüğünü “bilecekler.” Allah’ın onlara mühlet verişine de aldanmasınlar. Çünkü bu, O’nun geçmiş ümmetlere uygulayageldiği sünneti/kanunudur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- O yalanlayanları bırak da hayvanlar gibi yesinler, geçici dünya lezzetlerinden faydalansınlar. Uzun emelleri onları iman ve salih amellerden alıkoysun. Onlar, kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıktıkları zaman içinde bulundukları hüsranı öğrenecekler.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ذَرْهُمْ zerhum bırak onları kök: وذر
  2. يَأْكُلُوا۟ ye'kulu yesinler kök: اكل
  3. وَيَتَمَتَّعُوا۟ ve yetemetteu ve eğlensinler kök: متع
  4. وَيُلْهِهِمُ ve yulhihimu ve onları oyalasın kök: لهو
  5. ٱلْأَمَلُ ۖ l-emelu arzu kök: امل
  6. فَسَوْفَ fesevfe yakında
  7. يَعْلَمُونَ yea'lemune bileceklerdir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: امل (2 geçiş)

    Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.

  • Aynı kök: لهو (16 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi…

  • Aynı kök: لهو (16 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur.…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    "Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah'ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    "Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkar edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun! İleride (gerçeği) bilecekler!

Mustafa İslamoğlu

Kendi haline bırak onları; yesinler, geçici hazlarla avunsunlar, oyalasın onları boş umutlar: nasıl olsa zamanı gelince (gerçeği) öğrenecekler.

Muhammed Esed

(Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yiyip (içsinler), avunsunlar; bu arada (boş hazların) umudu aldatıp oyalasın onları; nasıl olsa günü gelince (gerçeği) öğrenecekler.

Ahmed Hulusi

Bırak onları, yesinler, zevklensinler; sonu gelmez arzular onları oyalasın! Yakında bilecekler.

Ali Bulaç

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

Ali Özek ve heyeti

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!

Ali Rıza Safa

Onlara aldırış etme. Yesinler, yararlansınlar ve boş umutlarla oyalansınlar; artık yakında öğrenecekler.

Bayraktar Bayraklı

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. İleride yaptıklarının yanlış olduğunu bilecekler.

Edip Yüksel

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bırak onları, yesinler, içsinler, keyif sürsünler ve emel kendilerini oyalasın; sonra bilecekler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini eğliye dursun, sonra bilecekler

Erhan Aktaş

Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar dipnot 1 .

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçekle karşı karşıya kalacaklar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçekle karşı karşıya kalacaklar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçekle karşı karşıya kalacaklar.

Gültekin Onan

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Bırak onları (kendi hallerine): Yesinler, faydalansınlar (eğlensinler), onlar emel oyalaya dursun. Sonra bilecekler onlar.

İbni Kesir

Bırak onları; yesinler, eğlensinler ve kendilerini emel, oyalayadursun. Sonra öğreneceklerdir.

Mehmet Alagaş

(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları bırak da yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

Süleyman Ateş

Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bırak onları yesin-içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğrenecekler.

Şaban Britch

Onları bırak! Yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

Şaban Piriş

Onları bırak, yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Let them feast their senses, their thoughts and their feelings with infidelity and disobedience and experience with delight the pleasure they draw from such a disposition and be fooled by their hopes which they shall come to know and. realize that they are doomed to disappointment

Abdul Haleem

so [Prophet] leave them to eat and enjoy themselves. Let [false] hopes distract them: they will come to know.

Abdullah Yusuf Ali

Leave them alone, to enjoy (the good things of this life) and to please themselves: let (false) hope amuse them: soon will knowledge (undeceive them).

Abul A'la Maududi

Leave them to eat and enjoy life and let false hopes amuse them. They will soon come to know.

Aisha Bewley

Leave them to eat and enjoy themselves. Let false hope divert them. They will soon know.

Al-Hilali & Khan

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with (false) hope. They will come to know!

Ali Quli Qarai

Leave them to eat and enjoy and to be diverted by longings. Soon they will know.

Amatul Rahman Omar

Leave them alone to eat and enjoy themselves and let vain hopes beguile them, but they will soon know (the reality).

Arthur John Arberry

leave them to eat, and to take their joy, and to be bemused by hope; certainly they will soon know!

Bijan Moeinian

Leave them on their own to be preoccupied with their daily affairs of eating, drinking, entertaining themselves and follow their worldly desires which will eventually make them sorry.

E. Henry Palmer

Leave them to eat and enjoy themselves and let hope beguile them, but they at length shall know!

Edip-Layth

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with hope. They will come to know.

George Sale

Suffer them to eat, and to enjoy themselves in this world; and let hope entertain them: But they shall hereafter know their folly.

Hamid S. Aziz

Leave them to eat and enjoy the good things of life and let hope beguile them, but they shall come to know!

Mahmoud Ghali

Leave them out to eat and enjoy (life), and let (false) aspiration divert them; then eventually they will know.

Marmaduke Pickthall

Let them eat and enjoy life, and let (false) hope beguile them. They will come to know!

Mohamed Ahmed - Samira

Leave them to feast and revel, beguiled by hope; they will come to know soon.

Muhammad Asad

Leave them alone; let them eat and enjoy themselves the while the hope [of vain delights] be guiles them: for in time they will come to know [the truth].

Mustafa Khattab

˹So˺ let them eat and enjoy themselves and be diverted by ˹false˺ hope, for they will soon know.

Progressive Muslims

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with hope. They will come to know.

Rashad Khalifa

Let them eat, enjoy, and remain blinded by wishful thinking; they will find out.

Sahih International

Let them eat and enjoy themselves and be diverted by [false] hope, for they are going to know.

Sam Gerrans

Leave thou them to eat and enjoy themselves while hope diverts them; and they will come to know.

Shabbir Ahmed

Let them eat, drink, and enjoy life while hanging on to false hopes (47:12). They will come to know. (If they do not come to the Truth, the Truth will come to them, and they will see it (102:7)).

Syed Vickar Ahamed

Leave them alone to eat and enjoy (this life) and to please themselves: Let (their false) hope amuse them: Soon knowledge (and truth) will (wake them).

Taqi Usmani

Let them eat and enjoy, and let (their) fancy make them neglectful, for they shall soon come to know (their ultimate end).

The Monotheist Group

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with wishful thinking. They will come to know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩