Ahmed Hulusi
Sana Gaşiye'nin (bütün insanları örtüp bürüyen o büyük tecelli - kıyamet) haberi geldi mi?
88. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Gâşiye suresi, 1. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
hel etâke ḥadîŝü-lgâşiyeh.
Sana Gaşiye'nin (bütün insanları örtüp bürüyen o büyük tecelli - kıyamet) haberi geldi mi?
Gâşiye suresi, 2. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin ḫâşi`ah.
O gün yüzler (vardır) zilletle yere bakar!
Gâşiye suresi, 3. ayet. عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
`âmiletün nâṣibeh.
(Örf - adet olarak) çalışmış (ibadet etmiş) boşa yorulmuş!
Gâşiye suresi, 4. ayet. تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
taṣlâ nâran ḥâmiyeh.
Kızgın bir ateşe maruz kalır (o yüzler)!
Gâşiye suresi, 5. ayet. تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
tüsḳâ min `aynin âniyeh.
Kızgın bir kaynaktan içirilirler!
Gâşiye suresi, 6. ayet. لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
leyse lehüm ṭa`âmün illâ min ḍarî`.
Onlar için Dari' (zehirli - yırtıcı bir diken?)den başka yiyecek yoktur.
Gâşiye suresi, 7. ayet. لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.
Ne besler ne de açlıktan kurtarır.
Gâşiye suresi, 8. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin nâ`imeh.
O süreçte nimetin eseri görülen nice yüzler de (vardır).
Gâşiye suresi, 9. ayet. لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
lisa`yihâ râḍiyeh.
(Hakkıyla yaptığı) çalışmalarının getirisinden razıdır!
Gâşiye suresi, 10. ayet. فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
fî cennetin `âliyeh.
Ali bir cennettedir!
Gâşiye suresi, 11. ayet. لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةً
lâ tesme`u fîhâ lâgiyeh.
Orada boş laf işitmez.
Gâşiye suresi, 12. ayet. فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
fîhâ `aynün câriyeh.
Orada (daim) akan bir kaynak (ilim ve kudret) vardır.
Gâşiye suresi, 13. ayet. فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
fîhâ sürurum merfû`ah.
Orada yükseltilmiş tahtlar vardır.
Gâşiye suresi, 14. ayet. وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
veekvâbüm mevḍû`ah.
(Yerlerine) konulmuş testiler,
Gâşiye suresi, 15. ayet. وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
venemâriḳu maṣfûfeh.
(Arkalarına) sıra sıra dizilmiş yastıklar,
Gâşiye suresi, 16. ayet. وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
vezerâbiyyü mebŝûŝeh.
(Altlarına) yayılmış yaygılar (vardır).
Gâşiye suresi, 17. ayet. أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat.
Bakmıyorlar mı el İbil'e (yağmur yüklü bulutlara) nasıl yaratılmış?
Gâşiye suresi, 18. ayet. وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
veile-ssemâi keyfe rufi`at.
(Bakmıyorlar mı) semaya, nasıl ref'olunmuş (nasıl uzay oluşmuş)!
Gâşiye suresi, 19. ayet. وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
veile-lcibâli keyfe nüṣibet.
(Bakmıyorlar mı) dağlara, nasıl yerleştirilmiş!
Gâşiye suresi, 20. ayet. وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat.
(Bakmıyorlar mı) arza, nasıl döşenmiş!
Gâşiye suresi, 21. ayet. فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
feẕekkir innemâ ente müẕekkir.
HATIRLAT; çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın (hakikatlerini hatırlatmak için irsal oldun)!
Gâşiye suresi, 22. ayet. لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
leste `aleyhim bimüṣayṭir.
Onlar üzerine musallat olan zorba değilsin!
Gâşiye suresi, 23. ayet. إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
illâ men tevellâ vekefera.
Ancak kim yüz çevirir ve küfür ederse (hakikati inkar - reddederse),
Gâşiye suresi, 24. ayet. فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber.
Allah onu, en büyük azap ile azaplandırır!
Gâşiye suresi, 25. ayet. إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
inne ileynâ iyâbehüm.
Muhakkak ki bizedir onların dönüşleri.
Gâşiye suresi, 26. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm.
Sonra muhakkak ki bize aittir yaptıklarının sonucunu yaşatmak!