Diyanet İşleri
O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
Gâşiye suresi
Gâşiye suresi, 7. ayet. لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.
O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zillete bürünen yüzler Gâşiye 1–7 3
Kızgın ateşe girerler.
Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.
O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.
Yüksek bir cennettedirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 2–7. ayetler için yazılmıştır.
2-3. Cehennemliklerin nitelikleri hakkında şöyle buyrulmaktadır: “O gün birtakım yüzler vardır” yani Kıyamet gününde zilletten, rezillik ve rüsvaylıktan dolayı “yere eğilmiştir. Çalışmışlar, yorulup bitkin düşmüşlerdir.” Azapta bitkin düşmüşlerdir. Yüzleri üzere sürükleneceklerdir ve ateş onların yüzlerini kaplayacaktır.
Yüce Allah’ın: “O gün birtakım yüzler vardır, zilletten yere eğilmiştir; çalışmışlar, yorulup bitkin düşmüşlerdir” buyruğu ile kastedilenlerin, dünyada söz konusu olma ihtimali de vardır. Şöyle ki onlar, dünyada iken çeşitli ibadetler ve amellerde bulunurlardı. Ancak bunların kabul şartı olan iman bulunmadığından dolayı, Kıyamet gününde bu yaptıkları toz duman gibi olacak, boşa gidecektir.
Böyle bir ihtimal, mana açısından doğru olmakla birlikte, ifadelerin akışı (siyâk) buna delâlet etmemektedir. Aksine kesin doğru, birinci anlamdır. Çünkü Yüce Allah, bunu (o gün) zaman zarfı ile kayıtlamış bulunmaktadır ki, bu da Kıyamet günüdür. Zira burada maksat, genel olarak cehennem ehlinin söz konusu edilmesi ve onlara dair açıklamalarda bulunulmasıdır ki cehennem ehli açısından böyle bir durum (dünyada amel ve ibadet sahibi olmak), oldukça az bir durumdur. Diğer taraftan ifadeler, Kıyamet’in, dheşetiyle her yanı sarması esnasında insanların halini açıklama sadedindedir. Yani onların dünyadaki hallerine değinilmemektedir.
4-5. “Kızgın bir ateşe gireceklerdir.” Onlar, oldukça sıcak bir ateşe girecekler, bu ateş her bir yandan onları kuşatacakdır. “Son derece sıcak bir pınardan içirileceklerdir.” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Eğer feryat edip yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardımlarına varılacaktır.” (el-Kehf, 18/29) İşte onların içecekleri budur.
6-7. Yiyeceklerine gelince “onlar için kuru dikenden başka bir yiyecek yoktur. O ise ne besler, ne de açlığı giderir.” Çünkü yemekten maksat, bu iki husustan birisidir. Ya kişinin açlığını giderip açlığın ızdırabını ortadan kaldırmasıdır yahut da zayıflamış olan bedenini besleyip şişmanlatmasıdır.
Bu yiyecekte ise bu iki husustan hiçbirisi yoktur. Aksine o, son derece acı, kokuşmuş ve değersizdir. Allah’tan esenlik dileriz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O kendisini yiyen kimseyi beslemediği gibi açlığını da gidermez.
Aynı kök: سمن (4 geçiş)
Kral, "Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer…
Aynı kök: سمن (4 geçiş)
(Zindana varınca), "Yusuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında…
Aynı kök: سمن (4 geçiş)
Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
Aynı kök: جوع (5 geçiş)
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Aynı kök: جوع (5 geçiş)
Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük…
Aynı kök: جوع (5 geçiş)
"Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."
Aynı kök: غني (73 geçiş)
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen…
Aynı kök: غني (73 geçiş)
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hem beslemez hem de açlığı gidermez.
ama ne besleyicidir ne doyurucudur.
ne bir güç veren ne de açlığı gideren (dikenlerin).
Ne besler ne de açlıktan kurtarır.
Ne doyurup semirtir, ne açlıktan korur.
o ise ne besler ne de açlığı giderir.
Ne doyurur ne de açlığı giderir.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
Ne besler, ne de açlığı giderir.
Ne besler, ne de açlığı giderir.
Ne besler, ne açlıktan kurtarır.
Ne besler ne açlıktan kurtarır
O, beslemez ve açlığı gidermez.
O, beslemez ve açlığı gidermez.
O, beslemez ve açlığı gidermez.
Ne doyurup semirtir, ne açlıktan korur.
Ki o, ne semirtir (doyurur), ne de açlığı giderir.
O, ne semirtir, ne de açlığı giderir.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.
O da ne semirtir, ne de açlığı giderir.
O, ne besler ne de açlığı giderir.
O onları ne besleyecek, ne de açlıklarını giderecektir.
Ne semirtir ne açlığı giderir.
Ne semirtir ne açlığı giderir.
Ne semirtir ne açlıktan kurtarır.
Which neither nourish nor pacify their hunger pains.
that neither nourish nor satisfy hunger.
Which will neither nourish nor satisfy hunger.
that will neither nourish nor satisfy their hunger.
which neither nourishes nor satisfies.
Which will neither nourish nor avail against hunger.
neither nourishing, nor availing against hunger.
Which neither nourishes nor satisfies hunger.
unfattening, unappeasing hunger.
Which after all will not reduce the hunger as it is not nutritious.
which shall not fatten nor avail against hunger!
It does not nourish nor avail against hunger.
which shall not fatten, neither shall they satisfy hunger.
Which shall not nourish nor avail against hunger!
Not to plum pen and of no avail against hunger.
Which doth not nourish nor release from hunger.
Neither nourishing nor banishing hunger.
which gives no strength and neither stills hunger.
neither nourishing nor satisfying hunger.
It does not nourish nor avail against hunger.
It never nourishes, nor satisfies hunger.
Which neither nourishes nor avails against hunger.
Neither sustaining, nor availing against hunger.
Which nourishes not, nor relieves hunger.
Which will neither nourish nor satisfy hunger.
that will neither nourish, nor satisfy hunger.
Itdoes not nourish nor avail against hunger.