Bayraktar Bayraklı
O her şeyi kuşatacak olan kıyametin haberi sana geldi mi?
88. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Gâşiye suresi, 1. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
hel etâke ḥadîŝü-lgâşiyeh.
O her şeyi kuşatacak olan kıyametin haberi sana geldi mi?
Gâşiye suresi, 2. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin ḫâşi`ah.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
Gâşiye suresi, 3. ayet. عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
`âmiletün nâṣibeh.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
Gâşiye suresi, 4. ayet. تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
taṣlâ nâran ḥâmiyeh.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
Gâşiye suresi, 5. ayet. تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
tüsḳâ min `aynin âniyeh.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
Gâşiye suresi, 6. ayet. لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
leyse lehüm ṭa`âmün illâ min ḍarî`.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
Gâşiye suresi, 7. ayet. لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.
- O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.
Gâşiye suresi, 8. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin nâ`imeh.
- O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.
Gâşiye suresi, 9. ayet. لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
lisa`yihâ râḍiyeh.
- O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.
Gâşiye suresi, 10. ayet. فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
fî cennetin `âliyeh.
- O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.
Gâşiye suresi, 11. ayet. لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةً
lâ tesme`u fîhâ lâgiyeh.
- O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler.
Gâşiye suresi, 12. ayet. فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
fîhâ `aynün câriyeh.
- Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılarolacak.
Gâşiye suresi, 13. ayet. فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
fîhâ sürurum merfû`ah.
- Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılarolacak.
Gâşiye suresi, 14. ayet. وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
veekvâbüm mevḍû`ah.
- Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılarolacak.
Gâşiye suresi, 15. ayet. وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
venemâriḳu maṣfûfeh.
- Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılarolacak.
Gâşiye suresi, 16. ayet. وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
vezerâbiyyü mebŝûŝeh.
- Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılarolacak.
Gâşiye suresi, 17. ayet. أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫuliḳat.
-Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı?
Gâşiye suresi, 18. ayet. وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
veile-ssemâi keyfe rufi`at.
-Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı?
Gâşiye suresi, 19. ayet. وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
veile-lcibâli keyfe nüṣibet.
-Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı?
Gâşiye suresi, 20. ayet. وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
veile-l'arḍi keyfe süṭiḥat.
-Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı?
Gâşiye suresi, 21. ayet. فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
feẕekkir innemâ ente müẕekkir.
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Gâşiye suresi, 22. ayet. لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
leste `aleyhim bimüṣayṭir.
Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.
Gâşiye suresi, 23. ayet. إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
illâ men tevellâ vekefera.
Ancak, kim yüz çevirir ve inkar ederse.
Gâşiye suresi, 24. ayet. فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
feyü`aẕẕibühü-llâhü-l`aẕâbe-l'ekber.
Allah ona en büyük azabı eder.
Gâşiye suresi, 25. ayet. إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
inne ileynâ iyâbehüm.
Dönüşleri yalnızca bizedir.
Gâşiye suresi, 26. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
ŝümme inne `aleynâ ḥisâbehüm.
Sonra onların hesabını görmek bize düşer.