Gâşiye suresi · 21–26. ayetler

Öğüt ver; dönüş bizedir

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Gâşiye suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 21. ayet. فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ

    Diyanet İşleri

    Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi sen (ey peygamber) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;

    Muhammed Esed

    İşte böyle, (ey Peygamber,) onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:

    Ahmed Hulusi

    HATIRLAT; çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın (hakikatlerini hatırlatmak için irsal oldun)!

    Ali Bulaç

    Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde (Rasûlüm!) öğüt ver. Sen ancak öğüt vericisin.

    Ali Rıza Safa

    Artık, hatırlat! Sen, yalnızca hatırlatıcısın.

    Bayraktar Bayraklı

    Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.

    Edip Yüksel

    Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün

    Erhan Aktaş

    Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.

    Gültekin Onan

    Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhid delillerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.

    İbni Kesir

    Öğüt ver, çünkü sen; ancak bir öğütçüsün.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

    Süleyman Ateş

    Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.

    Süleymaniye Vakfı

    Öyleyse sen doğru bilgi ver dipnot 1 /Kur'an'ı anlat! Sen sadece doğru bilgi vermekle görevlisin. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan, bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur'an'ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.

    Şaban Britch

    Hatırlat! Sen ancak uyarıcısın.

    Şaban Piriş

    -Hatırlat/uyar! Sen ancak uyarıcısın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.

  2. Gâşiye suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 22. ayet. لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ

    Diyanet İşleri

    Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.

    Mustafa İslamoğlu

    onlara inanç dayatan bir zorba değilsin!

    Muhammed Esed

    sen onları (inanmaya) zorlayamazsın.

    Ahmed Hulusi

    Onlar üzerine musallat olan zorba değilsin!

    Ali Bulaç

    Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların üzerinde bir zorba değilsin.

    Ali Rıza Safa

    Sen, onların üzerine zorlayıcı değilsin.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.

    Edip Yüksel

    Sen onları zorlayacak değilsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen onları zorlayacak değilsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onların üzerinde bir zorba değilsin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Üzerlerine musallat değilsin

    Erhan Aktaş

    Kimseyi zorla inandıracak değilsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kimseyi zorla inandıracak değilsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kimseyi zorla inandıracak değilsin.

    Gültekin Onan

    Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin.

    Hasan Basri Çantay

    Onların üzerine musallat (bir adam) değilsin.

    İbni Kesir

    Onların üzerine zor kullanıcı değilsin.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen onların üzerinde bir zorba değilsin.

    Süleyman Ateş

    Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa tepelerine dikilecek değilsin.

    Şaban Britch

    Onlar üzerinde bir zorba değilsin.

    Şaban Piriş

    Onlar üzerinde bir zorba değilsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üzerlerine musallat bir despot değilsin.

  3. Gâşiye suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 23. ayet. إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ

    Diyanet İşleri

    (23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

    Mehmet Okuyan

    Ancak, kim yüz çevirir ve inkâr ederse,

    Mustafa İslamoğlu

    İlla ki yüz çeviren ve inkar eden olacaktır.

    Muhammed Esed

    Ancak, kim hakikati inkara şartlanmış olarak yüz çevirip uzaklaşırsa,

    Ahmed Hulusi

    Ancak kim yüz çevirir ve küfür ederse (hakikati inkar - reddederse),

    Ali Bulaç

    Ancak kim yüz çevirir ve inkar ederse

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince,

    Ali Rıza Safa

    Ancak, kim yüz çevirir ve nankörlük ederse.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak, kim yüz çevirir ve inkar ederse.

    Edip Yüksel

    Fakat kim yüz çevirir ve inkar ederse,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakat kim yüz çevirir ve inkar ederse,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak tersine giden ve inkar eden başka.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak tersine giden ve küfr eden başka

    Erhan Aktaş

    Ancak kim yüz çevirir ve kafir olursa,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak kim yüz çevirir ve Kafir olursa,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak kim yüz çevirir ve gerçeği yalanlayan nankör olursa,

    Gültekin Onan

    Ancak kim yüz çevirir ve küfrederse,

    Hasan Basri Çantay

    Lakin kim (imandan) yüz çevirir, (Kur'anı) inkar ederse,

    İbni Kesir

    Ancak kim yüz çevirir ve küfrederse;

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak kim yüz çevirir ve küfre saparsa.

    Süleyman Ateş

    Ancak kim yüz çevirir ve inanmazsa,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama kim yüz çevirir, görmezlik ederse,

    Şaban Britch

    Ancak, kim yüz çevirir ve kâfir olursa,

    Şaban Piriş

    Ancak, kim yüz çevirir ve nankör/kafir olursa.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tersine giden, nankörlük eden başka.

  4. Gâşiye suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 24. ayet. فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ

    Diyanet İşleri

    (23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.

    Mehmet Okuyan

    Allah ona en büyük azapla azap eder.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, en büyük mahrumiyeti işte böylesine yaşatacaktır.

    Muhammed Esed

    Allah ona (öteki dünyada) en büyük azabı tattıracaktır:

    Ahmed Hulusi

    Allah onu, en büyük azap ile azaplandırır!

    Ali Bulaç

    Allah, onu en büyük azab ile azablandırır.

    Ali Özek ve heyeti

    işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, en büyük cezayla onu cezalandıracaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah ona en büyük azabı eder.

    Edip Yüksel

    ALLAH onu en büyük ceza ile cezalandırır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH onu en büyük ceza ile cezalandırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, onu en büyük azap ile cezalandıracaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki Allah onları en büyük azab ile ta'zib edecek

    Erhan Aktaş

    Allah, ona en büyük azapla azap eder.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, ona en büyük azapla azap eder.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, ona en büyük azapla azap eder.

    Gültekin Onan

    Tanrı, onu en büyük azab ile azablandırır.

    Hasan Basri Çantay

    Allah da onu en büyük azab ile azablandırır.

    İbni Kesir

    Allah, onu en büyük azab ile azablandırır.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır.

    Süleyman Ateş

    Allah ona en büyük azabı eder,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah onu en büyük azaba çarptıracaktır.

    Şaban Britch

    Allah, onu en büyük azap ile azap eder.

    Şaban Piriş

    Allah, onu en büyük cezaya çarptırır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, böylesine en büyük azapla azap edecektir.

  5. Gâşiye suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 25. ayet. إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onların dönüşü sadece bizedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bakın: Bizedir onların nihai dönüşü.

    Muhammed Esed

    Bizedir onların dönüşleri,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bizedir onların dönüşleri.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz onların dönüşleri bizedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, dönüşleri, Bize olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Dönüşleri yalnızca bizedir.

    Edip Yüksel

    Onların dönüşleri bizedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların dönüşleri bizedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, mutlaka döne dolaşa Bize geleceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Muhakkak onlar döne dolaşa bize gelecekler

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz onların dönüşü Bizedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz onların dönüşü Bizedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz onların dönüşü Bize'dir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz onların dönüşleri (iyabehüm) bizedir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz onların (öldükden sonra) dönüşleri ancak bizedir.

    İbni Kesir

    Şüphesiz onların dönüşü, ancak Bizedir.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.

    Süleyman Ateş

    Dönüşleri Bizedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dönüşleri Allah'adır.

    Şaban Britch

    Şüphesiz onların dönüşü bizedir.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz onların dönüşü bizedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, onların dönüşleri bizedir.

  6. Gâşiye suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 26. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم

    Diyanet İşleri

    Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onların hesabı da şüphesiz ki sadece bize aittir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine bakın: bize düşer onları hesaba çekmek.

    Muhammed Esed

    ve Bize düşer onları hesaba çekmek.

    Ahmed Hulusi

    Sonra muhakkak ki bize aittir yaptıklarının sonucunu yaşatmak!

    Ali Bulaç

    Sonra onları hesaba çekmek de elbette bize aittir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onları hesaba çekmek, kesinlikle Bize özgüdür.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra onların hesabını görmek bize düşer.

    Edip Yüksel

    Hesaplarını görmek de bize düşer.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hesaplarını görmek de bize düşer.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da mutlaka Bize hesap vereceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra da muhakkak bize hisab verecekler

    Erhan Aktaş

    Sonra, kuşkusuz onların hesapları kesinlikle Bize aittir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra, kuşkusuz onların hesapları kesinlikle Bize aittir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra, kuşkusuz onların hesapları kesinlikle Biz'e aittir.

    Gültekin Onan

    Sonra onları hesaba çekmek de elbette bize aittir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra hisabları (nı görmek) de muhakkak bize aiddir.

    İbni Kesir

    Sonra hesablarını görmek de muhakkak Bize düşer.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.

    Süleyman Ateş

    Sonra onların hesabını görmek Bize düşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra hesaplarını görmek de Allah'a dipnot 1 düşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir yazıda veya konuşmada "O…" veya "Onlar…" yerine "Ben…" veya "Biz …" denmesi, Arap edebiyatında ifadeye güzellik katar. Buna iltifat denir. Burada da iltifat olduğundan "Dönüşleri bizedir. Sonra hesaplarını görmek de bize düşer" denerek üçüncü şahıstan birinci şahsa geçilmiştir. Türkçede iltifat sanatı olmadığından maksadın doğru anlaşılması için tercüme bu sanata göre değil, cümlenin akışına göre yapılmıştır.

    Şaban Britch

    Sonra da onların hesabını görmek bizedir.

    Şaban Piriş

    Sonra da onların hesabını görmek bize düşer.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun ardından, hesapları da bizim elimizde olacaktır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.