Gâşiye suresi · 1–7. ayetler

Zillete bürünen yüzler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Gâşiye suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 1. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ

    Diyanet İşleri

    Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?

    Mehmet Okuyan

    (Her şeyi) kaplayacak olanın haberi sana geldi, (değil) mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Kasvet gibi sarıp sarmalayan olayın haberi sana ulaştı mı?

    Muhammed Esed

    Kabus Gibi Çöken'den haberin var mı?

    Ahmed Hulusi

    Sana Gaşiye'nin (bütün insanları örtüp bürüyen o büyük tecelli - kıyamet) haberi geldi mi?

    Ali Bulaç

    (Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Dehşeti her şeyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi?

    Ali Rıza Safa

    Karabasan Gibi Çökenin haberi, sana geldi mi? dipnot 594

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 594
      Sureye ismini veren ve "Karabasan gibi çöken" olarak yazdığımız "Gaşiye" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Her şeyi kaplayan" veya "Kuşatacak olan" veya "Bunaltan" veya "Kıyamet" biçiminde çevrilmiş; kimi çevirilerde ise "Gaşiye" olarak bırakılmıştır. Bu terimin tıpkısı, 12:107, 20:78 ve 31:32 ayetlerinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    O her şeyi kuşatacak olan kıyametin haberi sana geldi mi?

    Edip Yüksel

    Sana o bunaltanın haberi ulaştı mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana o bunaltanın haberi ulaştı mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Geldi mi sana o Ğaşiye (her şeyi kuşatacak salgın, istilacı kıyametin) haberi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Geldi mi sana o Gaşiye hadisi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ğaşiyenin dipnot 1 haberi sana geldi mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dehşeti her şeyi kaplayıp kuşatacak olanın.

    Gültekin Onan

    Kıyametin haberi sana geldi mi?

    Hasan Basri Çantay

    (Felaketleri bütün mahlukaatı sarıb kaplayacak olan) kıyamet gününün haberi sana geldi ya.

    İbni Kesir

    Her şeyi sarıp kaplayacak olanın haberi sana geldi mi?

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Dehşeti) Her şeyi kaplayacak olan (kıyamet)in haberi sana geldi mi?

    Süleyman Ateş

    (Şiddet ve dehşetiyle her şeyi) Sarıp kaplayacak olan(o felaket)in haberi sana geldi mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sarıp kuşatacak olanın haberi sana ulaştı değil mi?

    Şaban Britch

    Bürüyen günün haberi sana geldi mi?

    Şaban Piriş

    Bürüyen/ansızın gelecek olanın haberi sana geldi mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Geldi mi sana Ğaşiye'nin/her şeyi her yandan sarıp kaplayacak olanın haberi?

  2. Gâşiye suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 2. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ

    Diyanet İşleri

    O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.

    Mehmet Okuyan

    O gün bazı yüzler düşüktür.

    Mustafa İslamoğlu

    Bazıları vardır o gün; zillet içinde yıkılmıştır;

    Muhammed Esed

    Bazı yüzler o Gün yere bakacak,

    Ahmed Hulusi

    O gün yüzler (vardır) zilletle yere bakar!

    Ali Bulaç

    O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'

    Ali Özek ve heyeti

    O gün birtakım yüzler zelildir,

    Ali Rıza Safa

    Yüzler vardır; o gün yere bakar.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.

    Edip Yüksel

    O gün yüzler saygı gösterir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün yüzler saygı gösterir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün kimi yüzler eğilmiş, zillete düşmüştür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir takım yüzler o gün eğilmiş zillete düşmüştür

    Erhan Aktaş

    O Gün dipnot 1 birtakım yüzler öne düşüktür; dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrikler ve Kafirler dünyada göstermedikleri huşuyu (saygıyı) Allah'ı büyüklemeyi ahirette göstereceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü dipnot 1 birtakım yüzler öne düşüktür; dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrikler ve Kafirler dünyada göstermedikleri huşuyu (saygıyı) Allah'ı büyüklemeyi ahirette göstereceklerdir.

    Gültekin Onan

    O gün, öyle yüzler vardır ki 'zillet içinde aşağılanmıştır'.

    Hasan Basri Çantay

    Yüzler (vardır) o gün zelil ve (hakıyr) dir.

    İbni Kesir

    Yüzler vardır ki, o gün zillete bürünmüştür.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün birtakım yüzler vardır ki, zillete bürünmüşlerdir.

    Süleyman Ateş

    Yüzler var ki o gün öne düşüktür,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün kimi yüzler yere eğilmiş,

    Şaban Britch

    O gün, yüzler vardır yere yıkılmış,

    Şaban Piriş

    O gün, yüzler vardır yere yıkılmış.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüzler vardır o gün zilletle öne eğilmiştir.

  3. Gâşiye suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 3. ayet. عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ

    Diyanet İşleri

    Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar) çalışandır, yorulandır.

    Mustafa İslamoğlu

    işi bitmiş, eli kolu dökülmüştür;

    Muhammed Esed

    (günahın yükü altında) bitkin düşmüş, (korku ile) sarsılmış,

    Ahmed Hulusi

    (Örf - adet olarak) çalışmış (ibadet etmiş) boşa yorulmuş!

    Ali Bulaç

    Çalışmış, boşuna yorulmuştur.

    Ali Özek ve heyeti

    durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur,

    Ali Rıza Safa

    Uğraşmıştır; gücü tükenmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.

    Edip Yüksel

    Çalışmıştır, yorgun düşmüştür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çalışmıştır, yorgun düşmüştür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çalışmış, fakat boşuna yorulmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çalışmış fakat boşuna yorulmuştur

    Gültekin Onan

    Çalışmış, boşuna yorulmuştur.

    Hasan Basri Çantay

    Yorucu işler yapandır.

    İbni Kesir

    Zor işler altında bitkin düşmüştür.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.

    Süleyman Ateş

    Çalışır, yorulur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    yorgun argındır.

    Şaban Britch

    Çalışmış, boşa yorulmuş,

    Şaban Piriş

    Çalışmış, boşa yorulmuş,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çalışmış, boşa yorulmuştur.

  4. Gâşiye suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 4. ayet. تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً

    Diyanet İşleri

    Kızgın ateşe girerler.

    Mehmet Okuyan

    Kızgın ateşe girecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    tarifi imkansız kızgın bir ateşi boylarlar,

    Muhammed Esed

    kızgın bir ateşe girmek

    Ahmed Hulusi

    Kızgın bir ateşe maruz kalır (o yüzler)!

    Ali Bulaç

    Kızgın bir ateşe yollanırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    kızgın ateşe girer.

    Ali Rıza Safa

    Kızgın bir ateşe girerler.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.

    Edip Yüksel

    Kızgın ateşe girerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kızgın ateşe girerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kızışmış bir ateşe yaslanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kızışmış bir ateşe yaslanırlar

    Erhan Aktaş

    Kızgın ateşe atılacaklar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kızgın ateşe atılacaklar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kızgın ateşe atılacaklar.

    Gültekin Onan

    Kızgın bir ateşe yollanırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kızgın bir ateşe girecek,

    İbni Kesir

    Kızgın bir ateşe girerler.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kızgın ateşe girerler.

    Süleyman Ateş

    Kızgın ateşe girerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar kor ateşe girecekler,

    Şaban Britch

    Kızgın ateşe yaslanan,

    Şaban Piriş

    Kızgın ateşe yaslanan.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kızışmış bir ateşe dalarlar.

  5. Gâşiye suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 5. ayet. تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ

    Diyanet İşleri

    Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.

    Mehmet Okuyan

    Kaynar bir (su) kaynağından (kendilerine) içirilecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    zehir gibi bir (umutsuzluğun) pınarından sulanırlar;

    Muhammed Esed

    ve kaynar bir pınardan tatmak üzere.

    Ahmed Hulusi

    Kızgın bir kaynaktan içirilirler!

    Ali Bulaç

    Kaynar bir kaynaktan içirilirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara kaynar su pınarından içirilir.

    Ali Rıza Safa

    Kaynar bir pınardan içirilirler.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.

    Edip Yüksel

    Kaynar bir pınardan içirilirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kaynar bir pınardan içirilirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kızgın bir kaynaktan sulanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kızgın bir menba'dan sulanırlar

    Erhan Aktaş

    Kaynar bir kaynaktan içirilirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kaynar bir kaynaktan içirilirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kaynar bir kaynaktan içirilirler.

    Gültekin Onan

    Kaynar bir kaynaktan içirilirler.

    Hasan Basri Çantay

    son derece sıcak, bir kaynakdan içirilecekdir.

    İbni Kesir

    Kızgın bir kaynaktan içirilecektirler.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine kaynamış bir gözeden (su) içirilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    kızgın bir kaynaktan su içirileceklerdir.

    Şaban Britch

    Kızgın bir kaynaktan içen,

    Şaban Piriş

    Kızgın bir kaynaktan içen.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ateşimsi bir kaynaktan sulanırlar.

  6. Gâşiye suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 6. ayet. لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ

    Diyanet İşleri

    Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.

    Mehmet Okuyan

    Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    onlara hiçbir yiyecek yoktur, ancak onursuzların yiyeceği vardır;

    Muhammed Esed

    Hiçbir yiyecekleri yok kuru dikenlerin acılığından başka,

    Ahmed Hulusi

    Onlar için Dari' (zehirli - yırtıcı bir diken?)den başka yiyecek yoktur.

    Ali Bulaç

    Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur,

    Ali Rıza Safa

    Yiyecekleri yoktur; acı dikenden başka.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.

    Edip Yüksel

    Değersiz bir yiyeceğin dışında bir şeyleri yoktur;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Değersiz bir yiyeceğin dışında bir şeyleri yoktur;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dari' adındaki bitkiden başka yiyecekleri yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yiyecekleri yok ancak bir dari'

    Erhan Aktaş

    Onlar için kuru dikenli bir bitkiden başka yiyecek yoktur;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar için kuru dikenli bir bitkiden başka yiyecek yoktur;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için kuru dikenli bir bitkiden başka yiyecek yoktur;

    Gültekin Onan

    Onlar için (zehirli olan) darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar için "Dari" dikeninden başka bir yiyecek yokdur,

    İbni Kesir

    Kötü kokulu, kuru bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek yoktur.

    Süleyman Ateş

    Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.

    Süleymaniye Vakfı

    Dikenli bir bitkiden başka yiyecekleri olmaz. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette cehennemdekilerin ancak dikenli bir bitki, diğer bir ayette (Hakka 69/36) ise sadece irin yiyeceği söylenir. Birbiriyle çeliştiği sanılan bu iki ayette iki farklı yiyecekten bahsedilse de, diğer ayetlere bakılınca bunların aynı ağacın ürünü olduğu anlaşılacaktır. Çünkü cehennemdekilerin yiyeceklerinin, cehennemin dibinde biten, şeytanların başı gibi meyveleri olan ve yiyenlerin karnında kaynar su gibi kaynayan zakkum ağacından yiyecekleri bildirilmektedir (Saffat 37/62-66, Duhan 44/43-46, Vakıa 56/52-53). Öyleyse bu ayetteki "dikenli bitki", Müzzemmil 73/13'teki "boğaza tıkanan yiyecek" ve Hakka 69/36'daki "irin"in, zakkum ağacının ürünlerinin farklı vasıfları olduğu ortaya çıkar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kuru dikenden başka yiyecekleri olmayacaktır.

    Şaban Britch

    Onlara kuru dikenden başka yiyecek yoktur.

    Şaban Piriş

    Onlara kuru dikenden başka yiyecek yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yırtıcı bir dikenden başka yemek yoktur onlar için.

  7. Gâşiye suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Gâşiye suresi, 7. ayet. لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ

    Diyanet İşleri

    O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.

    Mehmet Okuyan

    Hem beslemez hem de açlığı gidermez.

    Mustafa İslamoğlu

    ama ne besleyicidir ne doyurucudur.

    Muhammed Esed

    ne bir güç veren ne de açlığı gideren (dikenlerin).

    Ahmed Hulusi

    Ne besler ne de açlıktan kurtarır.

    Ali Bulaç

    Ne doyurup semirtir, ne açlıktan korur.

    Ali Özek ve heyeti

    o ise ne besler ne de açlığı giderir.

    Ali Rıza Safa

    Ne doyurur ne de açlığı giderir.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek.Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.

    Edip Yüksel

    Ne besler, ne de açlığı giderir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne besler, ne de açlığı giderir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne besler, ne açlıktan kurtarır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne besler ne açlıktan kurtarır

    Erhan Aktaş

    O, beslemez ve açlığı gidermez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, beslemez ve açlığı gidermez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, beslemez ve açlığı gidermez.

    Gültekin Onan

    Ne doyurup semirtir, ne açlıktan korur.

    Hasan Basri Çantay

    Ki o, ne semirtir (doyurur), ne de açlığı giderir.

    İbni Kesir

    O, ne semirtir, ne de açlığı giderir.

    Mehmet Alagaş

    (1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.

    Süleyman Ateş

    O da ne semirtir, ne de açlığı giderir.

    Süleymaniye Vakfı

    O, ne besler ne de açlığı giderir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O onları ne besleyecek, ne de açlıklarını giderecektir.

    Şaban Britch

    Ne semirtir ne açlığı giderir.

    Şaban Piriş

    Ne semirtir ne açlığı giderir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ne semirtir ne açlıktan kurtarır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.