Diyanet İşleri
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Gâşiye suresi
Gâşiye suresi, 21. ayet. فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
feẕekkir innemâ ente müẕekkir.
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Öğüt ver; dönüş bizedir Gâşiye 21–26 3
Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir!
Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!
Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 21–22. ayetler için yazılmıştır.
21-22. “O halde sen öğüt ver! Zaten sen ancak bir öğüt vericisin.” İnsanlara öğüt ver, onları korkutup uyar ve müjdele! Çünkü sen, insanları Allah’ın yoluna davet etmek, onlara öğüt vermek üzere gönderildin. Onların üzerine musallat edilmiş bir zorba olarak gönderilmedin. Amellerinin bekçisi de değilsin.
Sen üzerine düşeni yerine getirdikten sonra artık gerisine aldırma; zira bundan sonra senin kınanman söz konusu değildir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sen onları (imana zorlayacak) bir zorba değilsin. O halde sen Benim tehdidimden korkanlara Kur’ân ile öğüt ver.” (Kâf, 50/45)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Sen onlara nasihat et ve Allah’ın azabından korkut! Şüphesiz sen, ancak nasihat edersin. Senden yalnızca onlara öğüt vermen istenir. Fakat iman etmeye muvaffak kılınmaları yalnızca Allah Teâlâ’nın elindedir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. dipnot 1
İmdi sen (ey peygamber) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;
İşte böyle, (ey Peygamber,) onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:
HATIRLAT; çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın (hakikatlerini hatırlatmak için irsal oldun)!
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
O halde (Rasûlüm!) öğüt ver. Sen ancak öğüt vericisin.
Artık, hatırlat! Sen, yalnızca hatırlatıcısın.
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.
Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.
Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!
haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
(Habibim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhid delillerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.
Öğüt ver, çünkü sen; ancak bir öğütçüsün.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Öyleyse sen doğru bilgi ver dipnot 1 /Kur'an'ı anlat! Sen sadece doğru bilgi vermekle görevlisin. dipnot 2
Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur'an'ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.
Hatırlat! Sen ancak uyarıcısın.
-Hatırlat/uyar! Sen ancak uyarıcısın.
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.
You just continue to exhort the people, for you are here to put them in mind of Allah
So [Prophet] warn them: your only task is to give warning,
Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish.
So render good counsel, for you are simply required to counsel,
So remind them! You are only a reminder.
So remind them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) - you are only one who reminds.
So admonish—for you are only an admonisher,
Keep on admonishing (them even if they insist on shutting their eyes), so your duty is one of an admonisher.
Then remind them! Thou art only a reminder;
O’ Mohammad, make them open their eyes as your only job is to be a reminder.
But remind: thou art only one to remind;
So remind, for you are but a reminder.
Wherefore warn thy people; for thou art a warner only:
Therefore, remind them: for you are only one to remind;
So remind them! Surely you are only a constant Reminder;
Remind them, for thou art but a remembrancer,
Remind them; you are surely a reminder.
And so, [O Prophet,] exhort them; thy task is only to exhort:
So, ˹continue to˺ remind ˹all, O Prophet˺, for your duty is only to remind.
So remind, for you are but a reminder.
You shall remind, for your mission is to deliver this reminder.
So remind, [O Muúammad]; you are only a reminder.
So remind thou; thou art but one reminding,
(This is some evidence, O Messenger!) Remind them, for you are one to remind.
Therefore you (O Prophet) give Guidance: For you are the one to guide.
So, (O Prophet,) keep on preaching; you are only a preacher.
So remind, for you are but a reminder.