Diyanet İşleri
Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" dedik. İblis'ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.
A'râf suresi · 11–25. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
A'râf suresi, 11. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَٰكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَٰكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ لَمْ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" dedik. İblis'ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.
Yemin olsun ki sizi biz yaratmış, sonra size biçim vermiş, dipnot 1 sonra da meleklere, "Âdem için (Allah'a) secde edin." demiştik; onlar da hemen secde etmişlerdi. İblis hariç. dipnot 2 O, secde edenlerden olmamıştı.
Doğrusu sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, ardından meleklere dedik ki: "Adem(oğlu) lehine emre amade olun!" Hemen emre amade oldular, İblis hariç: o emre amade olanlar arasında yer almadı.
Evet, gerçekten de sizi yarattık, sonra size biçim verdik; ve sonra meleklere: "Ademin önünde secde edin!" dedik. Bunun üzerine, İblisin dışında, onlar(ın hepsi) secde ettiler; (bir tek) o secde edenlerin arasında yer almadı.
Gerçek ki, sizi yarattık. . . Sonra sizi şekillendirdik. . . Sonra meleklere "Secde edin Adem'e" dedik. . . İblis hariç secde ettiler; o secde edenlerden olmadı.
Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı.
Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Adem’e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.
Ve gerçek şu ki, sizi yarattık. Sonra, size biçim verdik. Meleklere; "Âdem'e secde edin!" dediğimizde, İblis dışında secde ettiler; o secde etmedi.
Andolsun sizi yarattık, sonra size biçim verdik ve sonra da meleklere, "Adem'e secde edin" dedik. İblis'in dışındakiler secde ettiler; o secde edenlerden olmadı.
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç hepsi secde etti; o secde edenlerden olmadı.
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra meleklere, 'Adem'e secde edin,' dedik. İblis hariç hepsi secde etti; o secde edenlerden olmadı.
Gerçek şu ki, önce sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik; hemen secde ettiler, ancak İblis secde edenlerden olmadı.
Hakıkat sizi evvela halkettik, sonra size suret verdik, sonra da Melaikeye dedik ki "Ademe secde edin" hemen secde ettiler, ancak İblis secde edenlerden olmadı
Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, "Adem'e secde dipnot 1 edin." dedik. İblis dipnot 2 hariç hepsi secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, "Âdem'e secde dipnot 1 edin." dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, Âdem'e secde dipnot 1 edin dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da iblisin dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı.
Andolsun, sizi (evvela), yaratdık, sonra size suuret verdik, sonra da meleklere: "Ademe (yahud Adem için Allaha) secde edin" dedik. Hemen secde etdiler. Fakat İblis dayatdı, secde edicilerden olmadı.
Andolsun ki; sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere dedik ki: Adem'e secde edin. Hemen secde ettiler. Ancak İblis müstesna. O, secde edenlerden olmadı.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Andolsun sizi yarattık, ardından da şekil verdik. Sonra meleklere: “Âdem’e secde edin.” dedik. İblis dışında hepsi secde ettiler. O ise, secde edenlerden olmadı.
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis etmedi, o secde edenlerden olmadı.
Sizi (Atanız Adem'i) yarattık, sonra size, özgün bir biçim verdik dipnot 1 . Sonra dipnot 2 meleklere "Adem'e secde edin /onun karşısında saygıyla eğilin dipnot 3 !" dedik; İblis hariç hemen secde ettiler. İblis secde edenlerden olmadı.
Atanızı dipnot 1 yarattık, sonra biçim verdik. Daha sonra meleklere "Âdem'e secde edin!" dedik. Hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı. O, secde edenlere katılmadı.
Sizi yaratmış sonra da şekil vermiştik. Sonra, meleklere: “Adem'e secde edin.” dedik. İblis dışında hemen secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Sizi yaratmış sonra da şekil vermiştik. Sonra, meleklere: "Adem için secde edin." dedik. İblis dışında hemen secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.
A'râf suresi, 12. ayet. قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ
Allah, "Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?" dedi. (O da) "Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın" dedi.
(Allah) şöyle demişti: "Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan neydi?" dipnot 1 (İblis de) "Ben ondan hayırlıyım (üstünüm). Beni ateşten yarattın; onu çamurdan yarattın." demişti. dipnot 2
(Allah) sordu: "Sana emrettiğim zaman seni emre amade olmaktan alıkoyan neydi?" (İblis) cevap verdi: "Ben ondan üstünüm; (çünkü) beni ateşten yarattın, oysa onu balçıktan yarattın!"
(Ve Allah): "Sana emrettiğim zaman" dedi, "seni secde etmekten alıkoyan neydi?" "Ben ondan üstünüm", diye cevap verdi (iblis), "(çünkü) beni ateşten yarattın, onu balçıktan."
Buyurdu: "Sana emrettiğimde seni secde etmekten engelleyen neydi?". . . "Ben daha hayırlıyım Ondan; beni Nar'dan (ateşten - radyasyon - bir tür dalga boyu yapı; {dikkat edile ki burada kullanılan 'nar' kelimesi, cehennemdekileri yakacağı belirtilen 'nar' kelimesiyle aynı anlamdadır. Bunun anlamı iyi düşünülmeli! A. H. }) yarattın, Onu tıynden (maddeden) yarattın" dedi.
(Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
Allah buyurdu: «Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?» (İblis): «Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.» dedi.
Dedi ki: "Sana buyruk verdiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" "Ben, ondan iyiyim. Beni ateşten yarattın! Oysa Onu balçıktan yarattın!"
Allah şöyle buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" İblis, "Ben ondan üstünüm; çünkü beni ateşten, onu çamurdan yarattın" dedi.
Dedi: "Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten ne alıkoydu?" Dedi: "Ben ondan daha iyiyim; Sen beni ateşten yarattın, onu ise balçıktan yarattın" dipnot 1
Dedi: 'Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten ne alıkoydu?' (İblis:) 'Ben ondan daha iyiyim; Sen beni ateşten yarattın, onu ise balçıktan yarattın,' dedi.
Allah: "Sana emrettiğim halde secde etmene ne engel oldu." dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan." dedi.
Sana, buyurdu: "emrettiğim halde secde etmemene mani' ne oldu?" ben, dedi: ondan hayırlıyım, beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın
"Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.
"Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.
"Sana buyurduğum halde, seni secde dipnot 1 etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.
(Tanrı) Dedi: "Sana buyurduğumda seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
(Allah) dedi: "Sana emretdiğim zaman secde etmemen (i mu-cib olan, seni secde etmek) den men'eden (sebeb) neydi?" (İblis) dedi: "Ben ondan (Ademden) hayırlıyım. (Çünkü) beni ateşden yaratdın, onu çamurdan yaratdın".
Buyurdu ki: Sana emretmişken secdeden seni alıkoyan nedir? Dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Allah: “Sana emrettiğim zaman, secde etmene ne engel oldu?” dedi. İblis: “Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.” dedi.
(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."
Allah: "Sana emrettiğimde secde etmemene yol açan engel neydi? diye sordu. İblis: "Ben ondan daha değerliyim. Çünkü beni ateşten yarattın, onu balçıktan yarattın." diye cevap verdi.
Allah: "Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen ne oldu?" diye sordu. "Ben ondan iyiyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın." diye cevap verdi.
Allah: Sana emrettiğimde, secde etmene ne engel oldu? dedi. İblis: Ben, ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın, dedi.
Allah: -Sana emrettiğimde, secde etmene ne engel oldu? dedi. İblis: -Ben, O'ndan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, O'nu ise çamurdan yarattın, dedi.
Allah buyurdu: "Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen neydi?" İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."
A'râf suresi, 13. ayet. قَالَ فَٱهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ
Allah, "Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın" dedi.
(Allah) "İn dipnot 1 oradan! Orada kibirlenmek senin haddine değildir. Çık, (git); şüphesiz ki sen aşağılıklardansın!" demişti. dipnot 2
(Allah): "Öyleyse in o bulunduğun yerden!" dedi, "Çünkü o (makamda) büyüklük taslamak senin haddine düşmez! Hadi, çık git artık! Çünkü sen aşağılık birisin!"
(Allah): "Madem öyle, haydi in o bulunduğun (konum)dan; çünkü orada (o bulunduğun konumda) büyüklük taslaman yakışık almaz! Çık git artık; gerçekten, aşağılanmış kimselerden oldun sen!"
Buyurdu: "İn makamından!. . Bir başkasına büyüklük taslama makamı değildir bulunduğun makam! Çık! Muhakkak ki sen (böyle düşünmekle) kendini küçülttün!"
(Allah:) "Öyleyse ordan in, orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin."
Allah: Öyle ise, «İn oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! çünkü sen aşağılıklardansın!» buyurdu.
Dedi ki: "Öyleyse oradan in! Çünkü orada büyüklük taslayamazsın! Hemen çık! Aslında, sen, aşağılıklar arasındasın!"
Allah, "Öyle ise, oradan in! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın" buyurdu.
"Oradan aşağı in" dedi, "Orada büyüklük taslayamazsın. Defol. Değerini yitirdin!"
'Oradan aşağı in,' dedi, 'Orada büyüklük taslayamazsın. Defol. Değerini yitirdin!'
Allah: "Hemen in oradan, orada büyüklük taslamak ne haddine, haydi çık; çünkü sen alçaklardansın!" buyurdu.
Hemen, buyurdu: in oradan ne haddine ki orada tekebbür edesin, haydi çık, çünkü sen alçaklardansın
"Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil. Hemen oradan çık. Sen aşağılanmışlardansın!" dedi.
"Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil. Hemen oradan çık. Sen aşağılanmışlardansın!" dedi.
"Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil. Hemen oradan çık. Sen aşağılanmışlardansın." dedi.
(Tanrı:) "Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen küçük düşenlerdensin."
(Allah) öyleyse, dedi, hemen in oradan. Artık senin orada kibirlenmen, kafa tutman gerekmez. Hemen çık (git). Çünkü sen alçaklardansın.
Buyurdu ki: Öyle ise: İn oradan, artık büyüklenmek sana düşmez. Hemen çık sen alçaklardansın.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Allah ona dedi ki: "Hemen in oradan. Artık orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Hemen çık git. Zira sen, aşağılık kimselerdensin."
(Allah) buyurdu: "Öyle ise oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın!"
Allah dedi ki: "İn oradan dipnot 1 ! Orada büyüklük taslamaya hakkın yoktur. Çık dışarı! Sen aşağılıklardansın."
Allah dedi ki "Yıkıl oradan! dipnot 1 Orada büyüklük taslamaya hakkın yoktur. Defol! Sen değerini yitirenlerdensin."
Allah: Hemen in oradan; orada senin büyüklük taslaman haddin değildir. Hemen çık (git). Sen, alçaklardansın, dedi.
Allah: -Hemen in oradan; orada senin büyüklük taslaman haddin değildir. Hemen çık (git). Sen, alçaklardansın, dedi.
Buyurdu: "O halde in oradan. Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık! Sen alçaklardansın."
A'râf suresi, 14. ayet. قَالَ أَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver."
(14, 15) (İblis) "Bana, (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman tanı." deyince, (Allah da) "(Tamam), sen zaman tanınanlardansın." demişti dipnot 1
(İblis) dedi ki: "Yeniden diriliş gününe kadar bana süre tanı!"
(İblis): "Bana, herkesin ölümden kaldırılacağı Güne kadar zaman ver" dedi.
"(İnsanların ölüm sonrasında) Ba's olacakları güne kadar bana mühlet ver" dedi.
O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi.
İblis: Bana, (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi.
"Yeniden yaşama döndürülecekleri güne dek bana süre ver!" dedi.
İblis, "Bana, insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi.
"Dirilecekleri güne kadar bana süre tanı" dedi.
'Dirilecekleri güne kadar bana süre tanı,' dedi.
İblis: "Dirilip kaldırılacakları güne kadar bana mühlet ver!" dedi.
Bana, dedi: ba'solunacakları güne kadar mühlet ver
"Tekrar diriltilecekleri güne kadar beni gözle dipnot 1 " dedi.
"Tekrar diriltilecekleri güne kadar beni gözle dipnot 1 " dedi.
"Tekrar diriltilecekleri güne kadar bana süre ver." dedi.
O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele)" dedi.
(İblis) dedi: "Bana (halkın) dirilib kaldırılacakları güne kadar mühlet ver.
Dedi ki: Bana, onların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
İblis: “Öyleyse bana, onların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver!” dedi.
(İblis) dedi: "(Bari) bana (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar süre ver."
İblis: "Bunların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana yaşama fırsatı ver." dedi.
İblis: "Öyleyse tekrar dirilecekleri güne kadar beni yaşat." dedi.
İblis: Onların yeniden diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
İblis: -Onların yeniden diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
Dedi: "İnsanların diriltileceği güne kadar bana süre ver."
A'râf suresi, 15. ayet. قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
Allah da, "Sen süre verilenlerdensin" dedi.
(14, 15) (İblis) "Bana, (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar zaman tanı." deyince, (Allah da) "(Tamam), sen zaman tanınanlardansın." demişti dipnot 1
(Allah) "Sen zaten süre tanınmışlardan biriydin!" buyurdu.
(Ve Allah): "Tamam, sen artık mühlet verilen kimselerden oldun" diye buyurdu.
Buyurdu: "Muhakkak ki sen mühlet verilmişlerdensin. "
(Allah:) "Sen gözlenip ertelenenlerdensin" dedi.
Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
Dedi ki: "Sana süre verilmiştir!"
Allah, "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
"Sana süre tanınmıştır" dedi.
"Sana süre tanınmıştır" dedi.
Allah: "Haydi, mühlet verilenlerdensin." buyurdu.
buyurdu ki: haydi mühlet verilenlerdensin
"Sen gözlenenlerdensin. dipnot 1 " dedi.
"Sen gözlenenlerdensin." dipnot 1 dedi.
"Sen süre verilmişlerdensin." dedi.
(Tanrı:) "Sen gözlenip ertelenenlerdensin" dedi.
(Allah) dedi ki: "Sen mühlet verilmişlerdensin".
Buyudu ki: Sen mühlet verilmişlerdensin.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''
(Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin."
Allah: "Tamam, sen yaşama fırsatı verilenlerdensin dipnot 1 ." dedi.
Allah dedi ki "Sen de yaşatılacaklardansın." dipnot 1
Allah: Mühlet verilenlerdensin! dedi.
Allah: -Mühlet verilenlerdensin! dedi.
Buyurdu: "Süre verilenlerdensin."
A'râf suresi, 16. ayet. قَالَ فَبِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَٰطَكَ ٱلْمُسْتَقِيمَ
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım."
(İblis) "Beni saptırmana karşılık, ben de onları (saptırmak) için dipnot 1 senin doğru yolunun üzerine oturacağım.
(Ve İblis) şöyle dedi: "Madem ki sen beni saptırdın, yemin olsun ki ben de senin dosdoğru yolunun üzerine onlar için pusu kuracağım;
(Bunun üzerine İblis): "Madem ki, benim yoldan çıkmamı istedin" dedi, "ben de, gidip senin doğru yolunun üzerinde onlar için pusuya yatacağım,
"Yemin ederim ki, (yudillü men yeşau = dilediğine sapmayı yaşattırır; realitesince) beni sapıttırmanın sonucu olarak, onlara engel olmak için senin sırat-ı müstakimine oturacağım!"
Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım."
İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üstüne oturacağım.
"Öyleyse beni azdırdığın için, dosdoğru yolunun üzerinde onlara karşı kesinlikle oturacağım!"
İblis, "Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım" dedi.
"Beni saptırmana karşılık, onlar için senin dosdoğru yolun üzerine sinsice oturacağım." dipnot 1
'Beni saptırmana karşılık, onlar için senin dosdoğru yolun üzerine sinsice oturacağım.'
İblis: "Öyle ise andolsun ki, beni azdırmana karşılık ben de onları saptırmak için her halde Senin doğru yoluna oturacağım.
Öyle ise dedi beni azdırmana karşılık yemin ederim ki ben de onları saptırmak için her halde senin doğru yoluna oturacağım,
"Azdırmandan dolayı, onlar için dipnot 1 senin dosdoğru yolunun üzerine oturacağım." dedi.
"Azdırmandan dolayı, onlar için dipnot 1 senin dosdoğru yolunun üzerine oturacağım." dedi.
"Azdırmandan dolayı, onlar için dipnot 1 senin dosdoğru yolunun üzerine oturacağım." dedi.
Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı, insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım."
"(İblis) öyleyse, dedi, (madem ki) Sen beni azgınlığa mahkum etdin, ben de bu sebeble, andolsun ki, onlar (ı sapdırmak) için senin doğru yolunda (pusu kurub) oturacağım".
Dedi ki: Öyleyse beni azgınlığa mahkum ettiğin için ben de andolsun ki; Senin dosdoğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
(İblis) “ Öyleyse beni azdırmana karşılık, ben de onlar için senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım.” dedi.
"Öyle ise, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."
İblis dedi ki: "Madem beni azdırdın dipnot 1 , ben de onlar için, kesinlikle senin doğru yolunun üstünde oturacağım.
Şeytan dedi ki "Madem beni aşırılığa sen sevk ettin dipnot 1 , ben de senin doğru yolunun üstüne onlar için oturacağıma yemin ederim.
İblis: Beni dalalete düşürmenden dolayı, Ben de onlar için senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım.
İblis: -Beni azdırmana karşılık, Ben de onlar için senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım.
Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım."
A'râf suresi, 17. ayet. ثُمَّ لَـَٔاتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَٰنِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَٰكِرِينَ
"Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın."
Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından gelip (sokul)acağım; sen onların çoğunu şükredenler olarak bulamayacaksın!" demişti.
sonra da hem doğrudan ve açıktan, hem de dolaylı ve sinsice, hem suret-i haktan görünerek hem de zaafları ve güdüleri kullanarak sokulacağım onlara: Ve Sen onların çoğunu nankörlük eden kimseler olarak bulacaksın."
ve hem açıktan açığa, hem de akılların ermediği yol ve yöntemlerle, sağlarından sollarından sokulacağım onlara: Ve sen onlardan çoğunu nankör kimseler olarak bulacaksın."
"Sonra andolsun ki, onlara önlerinden (hırslarını tahrik ederek - benliklerini yücelterek hakikati inkara sürükleyerek), arkalarından (gizli şirke yönelterek - saptırıcı fikirlerle), sağlarından (senden alıkoyacak hayırları ilham ederek) ve sollarından (kötülükleri güzel - süslü göstererek) geleceğim. . . Onların çoğunluğunu, verdiklerini değerlendiren olarak bulamayacaksın!"
"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."
«Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükrederlerden bulmayacaksın!» dedi.
"Sonra, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kesinlikle onlara sokulacağım. Onların çoğunu, şükredenler arasında bulmayacaksın!"
"Sonra onlara elbette önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın" dedi.
"Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Böylece çoklarını şükreder bulmayacaksın."
'Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Böylece çoklarını şükreder bulmayacaksın.'
Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükredici bulmayacaksın." dedi.
sonra onlara önlerinden ve arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım, sen de çoğunu şükredici bulmıyacaksın
"Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın."
"Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın."
Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın.
"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."
"Sonra, andolsun, onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından kendilerine geleceğim (musallat olacağım). Sen de onların çoğunu şükredici (kimse) ler bulmayacaksın".
Sonra andolsun ki; onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim. Ve Sen, onların çoğunu şükreder bulmayacaksın.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
"Ardından onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Böylece sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın."
"Sonra (onların) önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!"
Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım. Onların çoğunu, şükretmeyen /sana karşı görevlerini yerine getirmeyen kişiler olarak göreceksin."
Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Göreceksin, onların çoğu sana karşı görevlerini yerine getirmeyecektir."
Sonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Sen de onların çoğunu şükreder bulamayacaksın, dedi.
Sonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yaklaşacağım. Sen de onların çoğunu şükreder bulamayacaksın, dedi.
"Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın."
A'râf suresi, 18. ayet. قَالَ ٱخْرُجْ مِنْهَا مَذْءُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ
Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."
(Allah ise) şöyle demişti: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan! İnsanlardan sana kim uyarsa, sizden hepinizi cehenneme dolduracağım." dipnot 1
(Allah): "Aşağılanmış ve dışlanmış bir halde defol oradan!" dedi; "onlardan kim sana uyarsa, unutmayın ki cehennemi tıka basa sizlerle dolduracağım!"
(Ve Allah): "Defol, (bulunduğun) o yerden, gözden düşmüş ve kovulmuş olarak! (Ve) onlardan sana uyacak olanlara gelince hiç şüpheniz olmasın, cehennemi topluca sizinle dolduracağım!
Buyurdu: "Çık makamından; aşağılanmış ve (hakikatini yaşamaktan) uzaklaştırılmış olarak!. . Andolsun ki, onlardan kim sana tabi olursa, kesinlikle bilin ki cehennemi topunuzla dolduracağım. "
(Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım."
Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım!
Dedi ki: "Gözden düştün; kovulmuş olarak oradan çık! Onlardan kim seni izlerse, cehennemi, tümünüzle kesinlikle dolduracağım!"
Allah şöyle buyurdu: "Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki onlardan sana kim uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım."
Dedi ki: "Horlanmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Onlardan sana uyanlara gelince, hepinizle cehennemi dolduracağım."
Dedi ki: 'Horlanmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Onlardan sana uyanlara gelince, hepinizle cehennemi dolduracağım.'
Allah: "Çık oradan, yerilmiş, kovulmuş olarak! Andolsun ki, onlardan her kim sana uyarsa, kesinlikle cehennemi tamamen sizinle dolduracağım.
Çık oradan mezmum, matrud olarak buyurdu: kasem ederim ki onlardan her kim sana uyarsa kat'ıyyen ve katıbeten sizin mecmuunuzdan Cehennemi doldururum
"Kovulmuş ve kınanmış olarak oradan çık. Onlardan kim sana uyarsa, Cehennem'i onlarla dolduracağım." dedi.
"Kovulmuş ve kınanmış olarak oradan çık. Onlardan kim sana uyarsa, Cehennem'i onlarla dolduracağım." dedi.
"Kovulmuş ve kınanmış olarak oradan çık. Onlardan kim sana uyarsa, Cehennem'i onlarla dolduracağım." dedi.
(Tanrı ) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle (tümünüzle) dolduracağım."
(Allah) dedi ki: "(Her yönden) zem ve tahkıyre uğramış ve (rahmetimden) koğulmuş olarak çık oradan. Yemin ederim ki, onlardan kim sana uyarsa cehennemi bütün sizden dolduracağım".
Buyudu ki: Çık oradan, alçak ve kovulmuş olarak. Andolsun ki; onlardan kim, sana tabi olursa; cehennemi bütün sizden dolduracağım.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
(Allah da ona) “Yerilmiş, kınanmış ve kovulmuş olarak çık oradan! Onlardan sana tabi olanlarla beraber hepinizi Cehennem'e dolduracağım” dedi.
(Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun ki onlardan sana kim uyarsa (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım (azdıran sizler de, size uyup yoldan çıkan insanlar da cehenneme gireceksiniz)!"
Allah dedi ki: "Değersizleştirilmiş ve kovulmuş olarak çık buradan! Hele onlardan biri sana uysun, kesinlikle sizi topluca cehenneme doldururum."
Allah dedi ki "İn oradan; yerilmiş ve kovulmuş olarak. Hele onlardan biri sana uysun, cehennemi sizinle dolduracağıma yemin ederim."
Allah da: Çık oradan, yerilmiş ve kovulmuş olarak! Onlardan kim sana tabi olursa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım, dedi.
Allah da: -Çık oradan, yerilmiş ve kovulmuş olarak! Onlardan kim sana tabi olursa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım, dedi.
Allah buyurdu: "Çık oradan, yenik düşmüş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracağım."
A'râf suresi, 19. ayet. وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
"Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
(Allah): "Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçede yerleşip dilediğiniz yerden (ürünlerden) yiyin! Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz!" (demişti).
Ve (sana gelince) Ey Adem! Sen ve eşin has bahçede yerleşin, canınızın çektiği her şeyden yiyin, ama sakın şu ağaca yaklaşayım demeyin: sonra zalimlerden olursunuz!
Ve (Sana gelince) Ey Adem, sen ve eşin, yerleşin bu bahçede; ve yiyin, neyi gönlünüz çekerse; ama sakın şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalim kimselerden olursunuz!
"Ey Adem! Sen ve eşin cenneti yaşam ortamı edinin. . . İkiniz de istediğiniz yerden yeyin. . . (Ancak) şu ağaca (bedene - kendini beden kabullenmenin getirisine) yaklaşmayın. . . Nefsine zulmedenlerden olursunuz. "
Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.
(Allah buyurdu ki): Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.
"Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin; artık istediğiniz yerden yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın; kendinize yazık edersiniz!"
Allah, "Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğinizden yiyiniz. Ancak şu ağaca yaklaşmayınız! Sonra zalimlerden olursunuz" buyurdu.
"Adem, sen ve eşin bahçede durup dilediğiniz yerden yeyin. Şu ağaçtan yemeyin; yoksa zalimlerden olursunuz."
'Adem, sen ve eşin cennette durup dilediğiniz yerden yeyin. Şu ağaçtan yemeyin; yoksa zalimlerden olursunuz.'
Ve "ey Adem, zevcenler birlikte cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin şu ağaca yaklaşıp da zalimlerden olmayın!" dedi.
Ve ya Adem! Mesken et o Cenneti sen zevcenle de ikiniz dilediğiniz yerden yeyin ve şu ağaca yaklaşıb da zalimlerden olmayın!
Ey Adem! "Sen ve eşin cennete dipnot 1 yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca dipnot 2 yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
Ey Âdem! "Sen ve eşin cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca dipnot 1 yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
Ey Âdem! "Sen ve eşin cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca dipnot 1 yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
"Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
Ey Adem, sen, zevcenle birlikde, cennetde yerleş (in) de ikiniz de dilediğiniz yerden yeyin. (Ancak) şu ağaca yaklaşmayın. Sonra (kendilerine) yazık etmişlerden olursunuz.
Ey Adem; sen ve eşin cennette oturun. İkiniz de dilediğiniz yerden yeyin. Şu ağaca yaklaşmayın, sonra zalimlerden olursunuz.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Ve: "Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet'e yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
(Sonra Allah, Adem'e hitabetti): "Ey Adem, sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Adem! Sen ve eşin şu bahçeye dipnot 1 yerleşin. İstediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapanlardan olursunuz."
"Bak Âdem, sen ve eşin şu bahçeye dipnot 1 yerleşin. Beğendiğiniz yerden yiyin ama bu ağaca yaklaşmayın. Yoksa yanlış yapmış olursunuz."
Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Dilediğiniz yerden yiyin, fakat, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.
-Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin. Dilediğiniz yerden yiyin, fakat, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.
"Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz."
A'râf suresi, 20. ayet. فَوَسْوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ لِيُبْدِىَ لَهُمَا مَا وُۥرِىَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ ٱلْخَٰلِدِينَ
Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."
(O sırada) şeytan, birbirine kapalı edep yerlerini kendilerine göstermek için onlara (Âdem ve eşine) vesvese vermiş, dipnot 1 "Rabbiniz size bu ağacı ancak melek olursunuz veya çok uzun yaşayanlardan olursunuz diye yasakladı!" demişti.
Bunun üzerine, Şeytan onlara (o zamana değin) cinsellikleri hakkında henüz farkına varmadıkları şeyi ifşa etmek için fısıldadı ve "Rabbinizin sizi bu ağaçtan uzak tutması, başka değil, sadece siz (ondan yiyince) iki melek (gibi) olursunuz ya da ölümsüzleşirsiniz de ondandır" dedi.
Bunun üzerine, Şeytan, onlara, (o ana kadar) farkında olmadıkları çıplaklılarını göstermek amacıyla fısıldayıp: "Rabbinizin sizi bu ağaçtan uzak tutması, yalnızca, siz ikiniz melekler (gibi) olmayasınız ya da sonsuza kadar yaşayamayasınız diyedir" dedi.
Derken şeytan, bedenselliklerini fark ettirmek için onlara vesvese verdi. . . Dedi ki: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan (bedenselliğinizi yaşamaktan) yasaklamasının sebebi sizin iki melek olarak (kuvveler boyutunda) sonsuz yaşamamanız içindir!"
Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."
Ne var ki şeytan, kendilerine kapatılmış olan avret yerlerini onlara göstermek için içlerine vesvese sokmuş ve şöyle demişti: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.
Bunun üzerine, kendilerinden gizlenmiş olan yerlerini göstermek amacıyla, şeytan, onlara fısıldadı: "Efendiniz, ikinizin melek olmaması veya sonsuza dek yaşamamanız için bu ağacı yasakladı!"
Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve "Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı" dedi.
Sapkın, kendilerinden gizlenmiş olan bedenlerini ortaya çıkarmak için onlara fısıldadı: "Efendinizin sizi bu ağaçtan menetmesinin sebebi, ikinizin birer melek veya birer ebedî varlık olmamanız içindir" dedi.
Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan bedenlerini ortaya çıkarmak için onlara fısıldadı: 'Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesinin sebebi, ikinizin birer melek veya birer ebedi varlık olmamanız içindir,' dedi.
Derken şeytan, kendilerine örtülmüş olan ayıp yerlerini açmak için ikisine de vesvese verdi ve: "Rabbiniz size bu ağacı yalnızca birer melek olmamanız yahut ölümsüzlüğe kavuşmamanız için yasak etti." dedi.
Derken Şeytan bunlara kendilerinden örtülmüş olan çirkin yerlerini açmak için ikisine de vesvese verdi, ve sizi rabbınız başka bir şey için değil, sırf Melek olacağınız yahud ebediyyen kalanlardan olacağınız için bu ağaçtan nehyetti dedi
Derken şeytan, kötülüklerini dipnot 1 kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb'iniz size bu ağacı melik dipnot 2 olmayasınız veya kalıcılardan olmayasınız diye yasakladı." dedi.
Derken şeytan, kötülüklerini dipnot 1 kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb'iniz size bu ağacı melek/melik olmayasınız veya ölümsüz olmayasınız diye yasakladı." dedi.
Derken şeytan, kötülüklerini dipnot 1 kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb'iniz size bu ağacı melek/melik olmayasınız veya ölümsüz olmayasınız diye yasakladı." dedi.
Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan olmamanız içindir."
Derken şeytan, onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini kendilerine açıklamak (göstermek) için ikisine de vesvese verdi: "Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil, ancak iki melek olacağınız, yahud (ölümden azade ve) ebedi kalıcılardan bulunacağınız için (ya'ni böyle olmayasınız diye) yasak etdi" dedi.
Derken şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için ikinize de vesvese verdi ve dedi ki: Rabbınız, sizi başka bir şey için değil, ancak iki melek veya ebedi kalanlardan olmanızı önlemek için yasaklamıştır.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Şeytan, örtülü olan avret yerlerini onlara göstermek için ikisine de vesvese vererek “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı.” dedi.
Derken şeytan, onların, kendilerinden gizlenmiş olan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek, ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men'etti" dedi.
Şeytan her birinin bedenindeki dipnot 1 örtülü yerleri kendilerine göstermek için onlara fısıldayıp şöyle dedi dipnot 2 : "Bakın, Rabbiniz bu ağacı size sırf ikiniz de hükümdar dipnot 3 ya da ölümsüzleşenlerden olursunuz diye yasakladı."
Sonra Şeytan vücutlarından açılması hoş olmayacak yerlerinin örtüsünü açıp onlara göstermek için şöyle vesvese verdi dipnot 1 : "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması sadece hükümdar (saltanat sahibi) dipnot 2 olmanızı ya da ölümsüzleşmenizi engellemek içindir."
Şeytan, örtülü olan avret yerlerini onlara açmak için, ikisine de vesvese vererek şöyle dedi: Rabbiniz, bu ağacı yalnızca ikinizin de melek olmamanız veya ölümsüz olmamanız için yasakladı.
Şeytan, örtülü olan avret yerlerini kendilerine göstermek için, ikisine de gizlice fısıldadı ve şöyle dedi: -Rabbiniz, bu ağacı yalnızca ikinizin de melek olmamanız veya ölümsüz olmamanız için yasakladı.
Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."
A'râf suresi, 21. ayet. وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّى لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ
"Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.
"Doğrusu ben sizin için öğüt verenlerdenim!" diye yemin etmişti.
Ve her ikisine yeminler etti: "İnanın ki ben ikinizin de iyiliğini istiyorum."
Ve onlara: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyen biriyim" diye de and verdi.
Ve onlara: "Kesinlikle ben sizin hayrınızı isteyenlerdenim" diye de yemin etti.
Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.
Ve şöyle yemin etti: "Aslında, size gerçekten yol gösteriyorum!"
Onlara, "Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim" diye yemin etti.
Kendilerine yemin de etti: "Ben size öğüt veriyorum."
Kendilerine yemin de etti: 'Ben size öğüt veriyorum.'
Ve: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim." diye ikisine de yemin etti.
Ve her halde ben sizin hayrınızı istiyenlerdenim diye ikisine de yemin etti
Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.
Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.
Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.
Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
Bir de onlara: "Şübhesiz ki ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim" diye yemin etdi.
Ve; doğrusu ben size öğüt verenlerdenim, diye ikisine yemin etti.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Ve: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim.” diye de onlara yemin etti.
Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.
İkisine de şöyle yemin etti: "Ben sadece sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim."
Onlara yemin etti: "Ben ikinizin de iyiliğini istiyorum."
Ben sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenlerdenim, diye onlara yemin etti.
Ben sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenlerdenim, diye onlara yemin etti.
Ve onlara, "ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
A'râf suresi, 22. ayet. فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.
Onları aldatarak (yasağı işlemeye) sarkıtmış (sevk etmiş)ti. (Yasak) ağacı tattıklarında edep yerleri kendilerine görünmüştü. (Ardından) bahçenin yapraklarından üzerlerine örtmeye başlamışlardı. Rableri onlara "Ben sizi o ağaçtan engellememiş miydim ve size ‘Şeytan, sizin apaçık düşmanınızdır' dememiş miydim?" diye seslenmişti.
İşte böylece onları aldanışa sürükleyecek telkinlerde bulundu. Bunun üzerine onlar o bitkiden tadar tatmaz cinselliklerinin farkına vardılar ve başladılar has bahçenin yapraklarından topladıklarıyla üzerlerini örtmeye. Rableri de ikisine birden şöyle seslendi: "Ben ikinizi de o ağaçtan men etmemiş miydim? Ve ben ikinize 'Kesinlikle Şeytan sizin için ayan açık bir düşmandır!' dememiş miydim?"
Ve böylece onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Fakat o ikisi, sözü geçen ağacın meyvesinden tadar tatmaz birden çıplaklıklarının farkına vardılar; ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye koyuldular. Bunun üzerine Rableri onlara (şöyle) seslendi: "Ben sizi o ağaçtan menedip de, 'Şeytan sizin gerçekten apaçık düşmanınızdır dememiş miydim?".
Böylece onları (vehimlendirerek - kendilerini beden yapı olarak kabul ettirerek) aldattı (bedenselliği fark ettirdi). . . O ikisi, o malum ağaçtan, (seks - üreme sisteminden) tadınca, bedenselliklerini hisseder oldular! Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar (nefslerindeki çeşitli Esma kuvveleri ile bedensellik hissini örtmeye çalıştılar). . . Rableri onlara nida etti: "Ben size şu ağacı (bedenselliği yaşamayı) yasaklamadım mı; ben size demedim mi, kesinlikle şeytan sizin için apaçık düşmandır?"
Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti.
Böylece, onları aldatarak sürükledi. Ağaçtan tadınca, çıplaklıkları kendilerine göründü ve cennetin yapraklarıyla üstlerini örtmeye çalıştılar. Efendileri, onlara seslendi: "Bu ağacı size yasaklamadım mı? Aslında, şeytanın apaçık düşmanınız olduğunu da söyledim!"
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara, "Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.
Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini bahçe yapraklarıyla örtmeye başladılar. Efendi'leri kendilerini çağırdı: "O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve sapkının ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?" dipnot 1
Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri kendilerini çağırdı: 'O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve şeytanın ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?'
Bu şekilde onları kandırıp sarktırdı. Bunun üzerine o ağacın meyvesini tattıklarında, ikisine de ayıp yerleri açılıverdi ve üzerlerini üst üste cennet yapraklarıyla yamamaya başladılar. Rableri onlara: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı, haberiniz olsun bu şeytan size açık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.
Bu suretle kandırarak ikisini de sarktırdı, onun üzerine vakta ki o ağacı tattılar, ikisine de çirkin yerleri açılıverdi ve başladılar Cennet yapraklarından üzerlerine üst üste yamayorlardı, rabları da kendilerine nida etti: ben sizi bu ağaçtan nehyetmedim mi? Ve size haberiniz olsun bu Şeytan açık bir düşmandır size demedim mi?
Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, dipnot 1 çirkinlikleri açığa çıktı. dipnot 2 Cennet yapraklarını dipnot 3 üst üste koyup örtünmeye başladılar. dipnot 4 Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.
Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca dipnot 1 , çirkinlikleri açığa çıktı. dipnot 2 Cennet yapraklarını dipnot 3 üst üste koyup örtünmeye başladılar. dipnot 4 Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.
Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, her ikisinin de örtülmüş çirkinlikleri açığa çıktı. dipnot 1 Cennet yapraklarını dipnot 2 üst üste koyup örtünmeye başladılar. dipnot 3 Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.
Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"
İşte bu suuretle ikisini de aldatarak (o ağacdan yemiye) tenezzül ettirdi Ağaç (in meyvesin) i tatdıkları anda ise o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine cennet yaprağından üst üste yamayıb örtmiye başladılar. Rableri de: "Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size muhakkak apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye nida etdi.
Böylece onların ikisini de baştan çıkarıp aldattı. Ağaçtan tadınca ayıp yerleri kendilerine göründü. İkisi de kendilerini cennetin yaprağıyla örtmeye başladılar. Rabbları da onlara: Ben sizi o ağaçtan men'etmedim mi? Ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nida etti.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Bu sûretle onları kandırarak aşağıya düşürdü. Ağacın meyvesinden tattıklarında, mahrem yerleri birbirine görünüverdi ve oraları Cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, o ikisine: “İkinize, bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan ikinizin apaçık düşmanıdır demedim mi?” diye seslendi.
Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı, (önceki mevkilerinden indirdi). Ağac(ın meyvasın)ı tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeğe başladılar. Rableri onlara ünledi: "Ben sizi o ağaçtan men'etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"
Böylece ikisini de kandırıp bulundukları yerden indirdi. O ağaçtan tattıklarında ikisinin de bedenleri kendilerine göründü. Bahçenin yapraklarını üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rableri onlara şöyle seslendi: "İkinize de bu ağacı yasak etmedim mi? 'Şeytan, ikinizin de açık düşmanıdır dipnot 1 ' demedim mi?"
Böylece ikisini de kandırıp değerlerini düşürdü. İkisi de o ağaçtan tadınca açılması hoş olmayacak yerleri gözüktü. Bahçedeki yaprakları üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rableri onlara şöyle seslendi: "Size bu ağacı yasak etmedim mi? Demedim mi Şeytan sizin açık düşmanınızdır?"
Böylece onları aldatarak düşürttü. Ağacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine göründü ve oraları Cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, o ikisine: Size bu ağacı yasaklamadım mı, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi? diye seslendi.
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine göründü ve oraları cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, O ikisine: -Size bu ağacı yasaklamadım mı, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi? diye seslendi.
Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı. Bahçenin yapraklarından yamalar yapıp üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Ben size, şeytan sizin için açık bir düşmandır demedim mi?"
A'râf suresi, 23. ayet. قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."
(Âdem ve eşi) şöyle dua etmişlerdi: "Rabbimiz! Biz kendimize haksızlık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette kaybedenlerden olacağız." dipnot 1
Her ikisi de dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendi kendimize zulmetmişiz; eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kesinlikle kaybedenler arasına gireriz!"
O ikisi: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, hiç şüphesiz, kaybedenlerden olacağız!" dediler.
Dediler ki: "Rabbimiz! Nefsimize zulmettik. . . Eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmet etmez isen, biz kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz. "
Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."
(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.
Dediler ki: "Efendimiz! Kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kesinlikle yitime uğrayanlar arasında oluruz!"
Adem ile eşi dediler ki: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize haksızlık ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, elbette ziyan edenlerden oluruz."
Her ikisi: "Efendimiz, kendimize zulmettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan kaybedenlerden oluruz" dediler.
Her ikisi: 'Rabbimiz, kendimize zulmettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan kaybedenlerden oluruz,' dediler.
Onlar: "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik; eğer Sen bizi bağışlamaz, bize merhamet etmezsen kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.
Rabbena, dediler, nefsilerimize zulmettik, eğer sen bize mağfiret etmez, merhamet buyurmazsan şüphe yok ki husrana düşenlerden oluruz
"Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.
"Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.
"Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.
Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."
Dediler: "Ey Rabbimiz, kendimize yazık etdik. Eğer bizi bağışlamaz, bizi esirgemezsen her halde (maddi ve ma'nevi en büyük) zarara uğrayanlardan olacağız".
İkisi dediler ki: Rabbımız; kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan ve bize merhamet etmezsen; muhakkak ki biz, hüsrana uğrayanlardan oluruz.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
O ikisi: "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.
Dediler: "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz!"
Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimizi kötü duruma düşürdük. Bizi bağışlamaz ve ikramda bulunmazsan, kaybedenlerden oluruz."
Dediler ki "Rabbimiz! Biz ne ettikse kendimize ettik. Bizi bağışlamaz (durumumuzu düzeltmez) ve bize acımazsan, kaybedenlere karışır gideriz."
Rabbimiz, kendimize zulmettik, bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz, dediler.
-Rabbimiz, kendimize zulmettik, bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz, dediler.
"Ey Rabbimiz, dediler, öz benliklerimize zulmettik. Eğer bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki hüsrana uğrayanlardan olacağız."
A'râf suresi, 24. ayet. قَالَ ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ
Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."
(Bunun üzerine Allah) "Bir kısmınız diğerine düşman olarak inin! dipnot 1 Sizin için yeryüzünde (bahçe dışında) belirli bir süre kalma ve geçim imkânları vardır." demişti.
(Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak çıkıp gidin! Zira yeryüzünde, geçici bir hayat alanı ve tadımlık bir haz sizi bekliyor."
(Allah): "İnin, (bundan böyle) birbirinize düşman olarak!" dedi, "yeryüzünde bir süre için konacak bir yurt ve geçiminizi sağlayacak şeyler bulacaksınız.
Buyurdu: "Birbirinize (bilinç - beden ikilisi) düşman olarak (kuvveler boyutunda yaşamaktan beden boyutunun şartlarını yaşamaya) inin! Sizin için arzda (beden boyutunda - yeryüzünde) belli bir yaşam süreci ve belli bir süre, nasibinizdekileri almak söz konusudur. "
(Allah) Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır."
Allah: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, buyurdu.
Dedi ki: "Birbirinize düşman olarak inin! Belirli bir zamana dek, yeryüzünde sizin için bir yerleşim ve geçinme vardır!"
Allah: "Kiminiz kiminize düşman olarak ininiz! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır."
Dedi ki: "Birbirinize düşmanlar olarak aşağı ininiz. Belirlenmiş bir süreye kadar yeryüzünde yerleşip geçineceksiniz."
Dedi ki: 'Birbirinize düşmanlar olarak aşağı ininiz. Bir süreye kadar yeryüzünde yerleşip geçineceksiniz.'
Allah: "Kiminiz kiminize düşman olarak ininiz! Size bir süreye kadar yeryüzünde yerleşmek ve bir nasip almak var kaderinizde." buyurdu.
Buyurdu ki ininiz ba'zınız ba'zınıza düşman olarak, size bir zamana kadar Arzda bir karargah tutmak ve bir nasib almak mukadder
"Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin." dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkanı vardır." dedi.
"Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin." dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkanı vardır." dedi.
"Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin." dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkanı vardır." dedi.
(Tanrı ) Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır."
(Allah) dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer (yüzün) de sizin için bir zamana kadar yerleşib kalmak ve geçinmek (mukadderdir)".
Buyurdu ki: Kimimiz kiminize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde bir müddet yerleşip kalmak ve geçinmek vardır.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
(Yüce Allah) buyurdu ki: “Birbirinize düşman olarak oradan inin! Siz yeryüzünde bir süreye kadar yerleşip kalacak ve orada geçineceksiniz.”
(Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir."
Allah dedi ki: "Üçünüz dipnot 1 de oradan inin! Her biriniz diğerine düşmandır. Hepiniz için bu topraklarda yerleşecek mekan ve bir süreye kadar geçinme imkanları vardır."
Allah dedi ki "İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek. Sizin için bu topraklarda karar kılınıp yerleşecek yer ve bir süreye kadar da geçineceğiniz şeyler bulunacaktır." dipnot 1
Allah buyurdu ki: Birbirinize düşman olarak inin! Size yeryüzünde belirli bir süreye kadar yerleşip, geçinmek vardır.
Allah buyurdu ki: -Birbirinize düşman olarak inin! Yeryüzünde belirli bir süreye kadar yerleşip, geçinmek size takdir edildi.
Buyurdu: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belirli bir süreye kadar mekan tutmanız ve nimetlenmeniz öngörülmüştür."
A'râf suresi, 25. ayet. قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ
Allah, dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız."
"Orada yaşayacak; orada ölecek ve oradan (diriltilip) çıkartılacaksınız." demişti. dipnot 1
(Ve) dedi ki: "Orada yaşayacak ve orada öleceksiniz; nihayet oradan (ahiret yolculuğuna) çıkarılacaksınız."
Orada yaşayacak ve öleceksiniz" diye ekledi, "ve (Kıyamet Günü) oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!"
"Orada yaşayıp, orada öleceksiniz ve ondan (bedenden) çıkarılacaksınız" dedi.
Dedi ki: "Orda yaşayacak, orda ölecek ve ordan çıkarılacaksınız."
«Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız» dedi.
Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız!"
"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız" dedi.
Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız."
Dedi ki: 'Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız.'
"Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan dirilip çıkarılacaksınız." dedi.
Buyurdu ki onda yaşıyacaksınız ve onda öleceksiniz ve ondan çıkarılacaksınız
De ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."
De ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."
"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."
Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız."
Dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan (dirilib) çıkarılacaksınız".
Buyurdu ki: Orada yaşar, orada ölür ve oradan çıkarılırsınız.
(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.
Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve tekrar oradan diriltilip çıkarılacaksınız."
"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!" dedi.
(Allah) Dedi ki: "Burada yaşayacaksınız, burada öleceksiniz, (tekrar diriltilip) yine buradan çıkarılacaksınız."
(Allah) Dedi ki "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan çıkarılacaksınız."
Orada yaşayacak, orada ölecek ve tekrar oradan çıkarılacaksınız.
Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız.
Buyurdu: "Orada hayat bulacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.