A'râf suresi

A'râf suresi, 21. ayet

A'râf suresi, 21. ayet. وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّى لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ

veḳâsemehümâ innî lekümâ lemine-nnâṣiḥîn.

Diyanet İşleri

"Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 18–24 · surenin 21. ayeti / 206
  1. A'râf 18

    Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."

  2. A'râf 19

    "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

  3. A'râf 20

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."

  4. 21

    "Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.

  5. A'râf 22

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

  6. A'râf 23

    Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."

  7. A'râf 24

    Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

21. İblis bu sözleri ile birlikte bir de Allah adına onlara şöyle yemin etti: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim.” Yani ben size nasihat verenlerdenim; o yüzden size bunları söylüyorum, dedi. İkisi de bu sözlere aldandılar, böyle bir durumda arzuları akıllarına galip geldi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ve onlara: "Ey Âdem ve Havva! Muhakkak ben size gösterdiğim bu hususta sadece nasihat ediyorum." diyerek Allah adına yemin etti.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَاسَمَهُمَآ ve kasemehuma ve onlara yemin etti kök: قسم
  2. إِنِّى inni elbette ben
  3. لَكُمَا lekuma size
  4. لَمِنَ lemine diye
  5. ٱلنَّـٰصِحِينَ n-nasihine öğüt verenlerdenim kök: نصح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: قسم (33 geçiş)

    Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.

  • Aynı kök: نصح (13 geçiş)

    "Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile…

  • Aynı kök: نصح (13 geçiş)

    "Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."

  • Aynı kök: نصح (13 geçiş)

    Artık, Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş)

    Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş)

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

"Doğrusu ben sizin için öğüt verenlerdenim!" diye yemin etmişti.

Mustafa İslamoğlu

Ve her ikisine yeminler etti: "İnanın ki ben ikinizin de iyiliğini istiyorum."

Muhammed Esed

Ve onlara: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyen biriyim" diye de and verdi.

Ahmed Hulusi

Ve onlara: "Kesinlikle ben sizin hayrınızı isteyenlerdenim" diye de yemin etti.

Ali Bulaç

Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.

Ali Özek ve heyeti

Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.

Ali Rıza Safa

Ve şöyle yemin etti: "Aslında, size gerçekten yol gösteriyorum!"

Bayraktar Bayraklı

Onlara, "Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim" diye yemin etti.

Edip Yüksel

Kendilerine yemin de etti: "Ben size öğüt veriyorum."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine yemin de etti: 'Ben size öğüt veriyorum.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim." diye ikisine de yemin etti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve her halde ben sizin hayrınızı istiyenlerdenim diye ikisine de yemin etti

Erhan Aktaş

Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.

Gültekin Onan

Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.

Hasan Basri Çantay

Bir de onlara: "Şübhesiz ki ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim" diye yemin etdi.

İbni Kesir

Ve; doğrusu ben size öğüt verenlerdenim, diye ikisine yemin etti.

Mehmet Alagaş

(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ve: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim.” diye de onlara yemin etti.

Süleyman Ateş

Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.

Süleymaniye Vakfı

İkisine de şöyle yemin etti: "Ben sadece sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara yemin etti: "Ben ikinizin de iyiliğini istiyorum."

Şaban Britch

Ben sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenlerdenim, diye onlara yemin etti.

Şaban Piriş

Ben sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenlerdenim, diye onlara yemin etti.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve onlara, "ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He swore to them that he was a sincere advisory having the attribute of advising and offering counsel.

Abdul Haleem

and he swore to them, ‘I am giving you sincere advice’-

Abdullah Yusuf Ali

And he swore to them both, that he was their sincere adviser.

Abul A'la Maududi

And he swore to them both: 'Surely I am your sincere adviser.'

Aisha Bewley

He swore to them, ‘I am one of those who give you good advice. ’

Al-Hilali & Khan

And he [Shaitân (Satan)] swore by Allâh to them both (saying): "Verily, I am one of the sincere well-wishers for you both."

Ali Quli Qarai

And he swore to them, ‘I am indeed your well-wisher. ’

Amatul Rahman Omar

And he ardently swore to them both (saying), `Most certainly, I am one of your sincere advisers. '

Arthur John Arberry

And he swore to them, 'Truly, I am for you a sincere adviser. '

Bijan Moeinian

Satan swore to them that he is their best advisor.

E. Henry Palmer

and he swore to them both, 'Verily, I am unto you a sincere adviser;'

Edip-Layth

He swore to them: "I am giving good advice."

George Sale

And he sware unto them, saying, verily I am one of those who counsel you aright.

Hamid S. Aziz

And he swore to them both, "Verily, I am unto you a sincere adviser;"

Mahmoud Ghali

And he swore to both of them, "Surely I am indeed for you both one of your honest (Literally: one of the honest advisers) advisers. "

Marmaduke Pickthall

And he swore unto them (saying): Lo! I am a sincere adviser unto you.

Mohamed Ahmed - Samira

Then he said to them on oath: "I am your sincere friend;"

Muhammad Asad

And he swore unto them, "Verily, I am of those who wish you well indeed!"

Mustafa Khattab

And he swore to them, "I am truly your sincere advisor."

Progressive Muslims

And he swore to them: "I am giving good advice. "

Rashad Khalifa

He swore to them, "I am giving you good advice."

Sahih International

And he swore [by Allah ] to them, "Indeed, I am to you from among the sincere advisors. "

Sam Gerrans

And he swore to them: “I am to you a sincere counsellor.”

Shabbir Ahmed

And Satan swore to both, man and woman, "I am a sincere advisor to you. "

Syed Vickar Ahamed

And he (Satan) swore to both of them: "I am one of the sincere well wishers to both of you. "

Taqi Usmani

He swore an oath, "I am one of your well-wishers."

The Monotheist Group

And he swore to them: "I am giving good advice."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 21. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 21. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 21. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩