A'râf suresi

A'râf suresi, 22. ayet

A'râf suresi, 22. ayet. فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ

fedellâhümâ bigurûr. felemmâ ẕâḳe-şşecerate bedet lehümâ sev'âtühümâ veṭafiḳâ yaḫṣifâni `aleyhimâ miv veraḳi-lcenneh. venâdâhümâ rabbühümâ elem enhekümâ `an tilküme-şşecerati veeḳul lekümâ inne-şşeyṭâne lekümâ `adüvvüm mübîn.

Diyanet İşleri

Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 19–25 · surenin 22. ayeti / 206
  1. A'râf 19

    "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

  2. A'râf 20

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."

  3. A'râf 21

    "Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.

  4. 22

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab'leri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

  5. A'râf 23

    Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz."

  6. A'râf 24

    Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

  7. A'râf 25

    Allah, dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

22. “Nihâyet ikisini de aldatarak mertebelerini düşürdü.” Onları günahlardan ve masiyetlerden uzak oldukları o üstün mertebelerinden günah ve masiyetin pislikleri ile kirlenme seviyesine indirdi ve her ikisi de o yasak ağaçtan yeme cüretini gösterdi.

“Ağacı tattıklarında avret yerleri kendilerine göründü.” Önceleri örtülü iken her ikisinin de avretleri ortaya çıktı. İşte böyle bir durumda batının takvadan sıyrılması, zahir elbise üzeridne de etkili oldu. Böylece elbiseleri de üzerlerinden sıyrıldı ve avretleri göründü. Avretleri görününce her ikisi de utandılar. Bu sefer cennet ağaçlarının yapraklarını alıp örtünmek için avret yerlerinin üstüne koymaya başladılar.

“Rableri de onlara” bu halde iken onları azarlayarak: “Ben size o ağacı yasak etmedim mi ve size şeytan gerçekten sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi, diye seslendi.” Niçin yasak kılınan bir şeyi işlediniz ve düşmanınıza itaat ettiniz?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Böylece bir kandırmaca ve aldatmayla onları içinde bulundukları makamdan aşağı indirdi. Onlar, yasaklanan bu ağacın meyvesinden yiyince mahrem yerleri açılarak göründü. Onlar da mahrem yerlerini örtmek için üzerlerine cennetin yapraklarından örtmeye başladılar. Rableri o ikisine seslenerek dedi ki: "Ben, ikinize bu ağaçtan yemenizi yasaklamamış mıydım? İkinizi uyararak şeytanın, sizler için apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?"

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَدَلَّىٰهُمَا fedellahuma onları aşağı sarkıttı kök: دلل
  2. بِغُرُورٍۢ ۚ bigururin aldatarak kök: غرر
  3. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  4. ذَاقَا zaka tadınca kök: ذوق
  5. ٱلشَّجَرَةَ ş-şecerate ağac(ın meyvasın)ı kök: شجر
  6. بَدَتْ bedet göründü kök: بدو
  7. لَهُمَا lehuma kendilerine
  8. سَوْءَٰتُهُمَا sev'atuhuma çirkin yerleri kök: سوا
  9. وَطَفِقَا ve tafika ve başladılar kök: طفق
  10. يَخْصِفَانِ yehsifani üst üste yamayıp örtmeğe kök: خصف
  11. عَلَيْهِمَا aleyhima üzerlerine
  12. مِن min -ndan
  13. وَرَقِ veraki yaprakları- kök: ورق
  14. ٱلْجَنَّةِ ۖ l-cenneti cennet kök: جنن
  15. وَنَادَىٰهُمَا ve nadahuma ve onlara seslendi kök: ندو
  16. رَبُّهُمَآ rabbuhuma Rableri kök: ربب
  17. أَلَمْ elem
  18. أَنْهَكُمَا enhekuma ben sizi men'etmedim mi? kök: نهي
  19. عَن an
  20. تِلْكُمَا tilkuma bu
  21. ٱلشَّجَرَةِ ş-şecerati ağaçtan kök: شجر
  22. وَأَقُل ve ekul ve demedim mi? kök: قول
  23. لَّكُمَآ lekuma size
  24. إِنَّ inne şüphesiz
  25. ٱلشَّيْطَـٰنَ ş-şeytane şeytan kök: شطن
  26. لَكُمَا lekuma sizin için
  27. عَدُوٌّۭ aduvvun düşmandır kök: عدو
  28. مُّبِينٌۭ mubinun apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خصف (2 geçiş) · Aynı kök: طفق (3 geçiş) · Aynı kök: ورق (4 geçiş)

    Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine…

  • Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kök: بدو (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak,…

  • Aynı kök: دلل (8 geçiş) · Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem

    Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"

  • Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

  • Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem · Ortak kavram: Cennet

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem · Ortak kavram: Cennet

    "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onları aldatarak (yasağı işlemeye) sarkıtmış (sevk etmiş)ti. (Yasak) ağacı tattıklarında edep yerleri kendilerine görünmüştü. (Ardından) bahçenin yapraklarından üzerlerine örtmeye başlamışlardı. Rableri onlara "Ben sizi o ağaçtan engellememiş miydim ve size ‘Şeytan, sizin apaçık düşmanınızdır' dememiş miydim?" diye seslenmişti.

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece onları aldanışa sürükleyecek telkinlerde bulundu. Bunun üzerine onlar o bitkiden tadar tatmaz cinselliklerinin farkına vardılar ve başladılar has bahçenin yapraklarından topladıklarıyla üzerlerini örtmeye. Rableri de ikisine birden şöyle seslendi: "Ben ikinizi de o ağaçtan men etmemiş miydim? Ve ben ikinize 'Kesinlikle Şeytan sizin için ayan açık bir düşmandır!' dememiş miydim?"

Muhammed Esed

Ve böylece onları yanıltıcı düşüncelerle yönlendirdi. Fakat o ikisi, sözü geçen ağacın meyvesinden tadar tatmaz birden çıplaklıklarının farkına vardılar; ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye koyuldular. Bunun üzerine Rableri onlara (şöyle) seslendi: "Ben sizi o ağaçtan menedip de, 'Şeytan sizin gerçekten apaçık düşmanınızdır dememiş miydim?".

Ahmed Hulusi

Böylece onları (vehimlendirerek - kendilerini beden yapı olarak kabul ettirerek) aldattı (bedenselliği fark ettirdi). . . O ikisi, o malum ağaçtan, (seks - üreme sisteminden) tadınca, bedenselliklerini hisseder oldular! Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar (nefslerindeki çeşitli Esma kuvveleri ile bedensellik hissini örtmeye çalıştılar). . . Rableri onlara nida etti: "Ben size şu ağacı (bedenselliği yaşamayı) yasaklamadım mı; ben size demedim mi, kesinlikle şeytan sizin için apaçık düşmandır?"

Ali Bulaç

Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"

Ali Özek ve heyeti

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti.

Ali Rıza Safa

Böylece, onları aldatarak sürükledi. Ağaçtan tadınca, çıplaklıkları kendilerine göründü ve cennetin yapraklarıyla üstlerini örtmeye çalıştılar. Efendileri, onlara seslendi: "Bu ağacı size yasaklamadım mı? Aslında, şeytanın apaçık düşmanınız olduğunu da söyledim!"

Bayraktar Bayraklı

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara, "Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

Edip Yüksel

Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini bahçe yapraklarıyla örtmeye başladılar. Efendi'leri kendilerini çağırdı: "O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve sapkının ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?" dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak 7:26.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri kendilerini çağırdı: 'O ağaçtan ikinizi menetmedim mi ve şeytanın ikinize düşman olduğunu söylemedim mi?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu şekilde onları kandırıp sarktırdı. Bunun üzerine o ağacın meyvesini tattıklarında, ikisine de ayıp yerleri açılıverdi ve üzerlerini üst üste cennet yapraklarıyla yamamaya başladılar. Rableri onlara: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı, haberiniz olsun bu şeytan size açık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle kandırarak ikisini de sarktırdı, onun üzerine vakta ki o ağacı tattılar, ikisine de çirkin yerleri açılıverdi ve başladılar Cennet yapraklarından üzerlerine üst üste yamayorlardı, rabları da kendilerine nida etti: ben sizi bu ağaçtan nehyetmedim mi? Ve size haberiniz olsun bu Şeytan açık bir düşmandır size demedim mi?

Erhan Aktaş

Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, dipnot 1 çirkinlikleri açığa çıktı. dipnot 2 Cennet yapraklarını dipnot 3 üst üste koyup örtünmeye başladılar. dipnot 4 Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Tadınca"dan kasıt, tadına bakmak değil, tam anlamı ile onunla bütünleşmek, sürekli ona sahip olmak, içinde yer almak anlamındadır. Tatmak anlamındaki "zaka" kelimesi, Kur'an'da daha çok Cehennem azabını tatmak anlamında kullanılmaktadır. Bu da Cehennem'in tadına bakmak değil, Cehennem'de sürekli kalmak demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Şeytani dürtülere aldanıp mal edinme hırsına saplanan Adem ve Eşi, yanlışlarını fark edip kusurlarını anladılar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Dikkat edilirse, "ağaç yaprakları" değil, "cennet yaprakları" denmektedir. Zaten "varak" kelimesi burada "yaprak" değil, "mal varlığı" anlamında kullanılmaktadır. "Ağaç (şecer)" kelimesi de bildik anlamda ağaç değil, "yığınlarla mal, mülk" anlamında mecazi bir ifadedir. Ayette, bizzatihi yaşanmış bir olayı değil, Allah, "Alegorik/temsili anlatım dili" ile insanın karşı karşıya kalacağı sinava ilişkin mesaj vermektedir.
  4. metne dön, dipnot 4
    Derhal hatalarını düzeltmeye koyuldular (Bkz. 7:27).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca dipnot 1 , çirkinlikleri açığa çıktı. dipnot 2 Cennet yapraklarını dipnot 3 üst üste koyup örtünmeye başladılar. dipnot 4 Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Tadınca"dan kasıt, tadına bakmak değil, tam anlamı ile onunla bütünleşmek, sürekli ona sahip olmak, içinde yer almak anlamındadır. Tatmak anlamındaki "zaka" sözcüğü, Kur'an'da daha çok Cehennem azabını tatmak anlamında kullanılmaktadır. Bu da Cehennem'in tadına bakmak değil, Cehennem'de sürekli kalmak demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Şeytani dürtülere aldanıp mal edinme hırsına saplanan Adem ve eşi, yanlışlarını fark edip kusurlarını anladılar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Dikkat edilirse, "ağaç yaprakları" değil, "cennet yaprakları" denmektedir. Zaten "varak" sözcüğü burada "yaprak" değil, "mal varlığı" anlamında kullanılmaktadır. "Ağaç (şecer)" sözcüğü de bildik anlamda ağaç değil, "yığınlarla mal, mülk" anlamında mecazi bir ifadedir. Ayette, Allah, yaşanmış bir olayı değil, "Alegorik/temsili anlatım dili" ile mesajını iletmektedir.
  4. metne dön, dipnot 4
    Derhal hatalarını düzeltmeye koyuldular. (Bak 7:27. Ayet)

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca, her ikisinin de örtülmüş çirkinlikleri açığa çıktı. dipnot 1 Cennet yapraklarını dipnot 2 üst üste koyup örtünmeye başladılar. dipnot 3 Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şeytani dürtülere aldanıp mal edinme hırsına saplanan Adem ve eşi, yanlışlarını fark edip ayıplarını kusurlarını anladılar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dikkat edilirse, "ağaç yaprakları" değil, "cennet yaprakları" denmektedir. Zaten "varak" sözcüğü burada "yaprak" değil, "mal varlığı" anlamında kullanılmaktadır. "Ağaç (şecer)" sözcüğü de, bildik anlamda ağaç değil, "yığınlarla mal, mülk" anlamında mecazi bir ifadedir. Ayette, Allah, yaşanmış bir olayı değil, "temsili anlatım dili" ile mesajını iletmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Derhal hatalarını düzeltmeye koyuldular.

Gültekin Onan

Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"

Hasan Basri Çantay

İşte bu suuretle ikisini de aldatarak (o ağacdan yemiye) tenezzül ettirdi Ağaç (in meyvesin) i tatdıkları anda ise o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine cennet yaprağından üst üste yamayıb örtmiye başladılar. Rableri de: "Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size muhakkak apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye nida etdi.

İbni Kesir

Böylece onların ikisini de baştan çıkarıp aldattı. Ağaçtan tadınca ayıp yerleri kendilerine göründü. İkisi de kendilerini cennetin yaprağıyla örtmeye başladılar. Rabbları da onlara: Ben sizi o ağaçtan men'etmedim mi? Ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nida etti.

Mehmet Alagaş

(11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bu sûretle onları kandırarak aşağıya düşürdü. Ağacın meyvesinden tattıklarında, mahrem yerleri birbirine görünüverdi ve oraları Cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, o ikisine: “İkinize, bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan ikinizin apaçık düşmanıdır demedim mi?” diye seslendi.

Süleyman Ateş

Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı, (önceki mevkilerinden indirdi). Ağac(ın meyvasın)ı tadınca çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeğe başladılar. Rableri onlara ünledi: "Ben sizi o ağaçtan men'etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"

Süleymaniye Vakfı

Böylece ikisini de kandırıp bulundukları yerden indirdi. O ağaçtan tattıklarında ikisinin de bedenleri kendilerine göründü. Bahçenin yapraklarını üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rableri onlara şöyle seslendi: "İkinize de bu ağacı yasak etmedim mi? 'Şeytan, ikinizin de açık düşmanıdır dipnot 1 ' demedim mi?"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böylece ikisini de kandırıp değerlerini düşürdü. İkisi de o ağaçtan tadınca açılması hoş olmayacak yerleri gözüktü. Bahçedeki yaprakları üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rableri onlara şöyle seslendi: "Size bu ağacı yasak etmedim mi? Demedim mi Şeytan sizin açık düşmanınızdır?"

Şaban Britch

Böylece onları aldatarak düşürttü. Ağacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine göründü ve oraları Cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, o ikisine: Size bu ağacı yasaklamadım mı, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi? diye seslendi.

Şaban Piriş

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine göründü ve oraları cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri, O ikisine: -Size bu ağacı yasaklamadım mı, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi? diye seslendi.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı. Bahçenin yapraklarından yamalar yapıp üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Ben size, şeytan sizin için açık bir düşmandır demedim mi?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No sooner did they have a taste of the fruit of the forbidden tree than their private parts were exposed, and they realized, then, how shameful this was. They kept collecting leaves from the trees in Paradise to cover their naked bodies, which aroused their sense of shame. There and then, did Allah, their Creator, summon them by a call and say to them: " Did I not command you both to keep off this tree, and say to you that AL-Shaytan was and shall always be your avowed enemy!".

Abdul Haleem

he lured them with lies. Their nakedness became exposed to them when they had eaten from the tree: they began to put together leaves from the Garden to cover themselves. Their Lord called to them, ‘Did I not forbid you to approach that tree? Did I not warn you that Satan was your sworn enemy?’

Abdullah Yusuf Ali

So by deceit he brought about their fall: when they tasted of the tree, their shame became manifest to them, and they began to sew together the leaves of the garden over their bodies. And their Lord called unto them: "Did I not forbid you that tree, and tell you that Satan was an avowed enemy unto you?"

Abul A'la Maududi

Thus Satan brought about their fall by deceit. And when they tasted of the tree, their shame became vislible to them, and both began to cover themselves with leaves from the Garden. Then their Lord called out to them: 'Did I not forbid you from that tree, and did I not warn you that Satan 'is your declared enemy?'

Aisha Bewley

So he enticed them to do it by means of trickery. Then when they tasted the tree, their private parts were disclosed to them and they started stitching together the leaves of the Garden in order to cover themselves. Their Lord called out to them, 'Did I not forbid you this tree and say to you, "Shaytan is an outright enemy to you"?’

Al-Hilali & Khan

So he misled them with deception. Then when they tasted of the tree, that which was hidden from them of their shame (private parts) became manifest to them and they began to cover themselves with the leaves of Paradise (in order to cover their shame). And their Lord called out to them (saying): "Did I not forbid you that tree and tell you: Verily, Shaitân (Satan) is an open enemy unto you?"

Ali Quli Qarai

Thus he brought about their fall by deception. So when they tasted of the tree, their nakedness became exposed to them, and they began to stitch over themselves with the leaves of paradise. Their Lord called out to them, ‘Did I not forbid you from that tree, and tell you, ‘‘Satan is indeed your manifest enemy?’’ ’

Amatul Rahman Omar

Thus he led them on the way of guile and deceit. And when they tasted of the tree (and committed the things forbidden to them), their shortcomings became manifest to them. They (in order to cover themselves) began to stick the leaves of the garden over themselves and their Lord called out to them both (saying,) `Did I not forbid you from (approaching) that tree, and tell you that satan is to you an enemy disuniting (from Me)?'

Arthur John Arberry

So he led them on by delusion; and when they tasted the tree, their shameful parts revealed to them, so they took to stitching upon themselves leaves of the Garden. And their Lord called to them, 'Did not I prohibit you from this tree, and say to you, "Verily Satan is for you a manifest foe"?'

Bijan Moeinian

Thus he tempted them and laid the ground for their fall. When they (simultaneously) tasted [the fruit, leaf, or flower,... of] that tree, their shameful parts became apparent to each other and they began to cover themselves with the leaves of the Garden as such feeling is natural and not, according to the nudist, culturally imposed.] At that time their Lord called out to them, saying: "Did I not forbid you to go near this tree? Did I not warn you that Satan is your number one enemy?"

E. Henry Palmer

and he beguiled them by deceit, and when they twain tasted of the tree, their shame was shown them, and they began to stitch upon themselves the leaves of the garden. And their Lord called unto them, 'Did I not forbid you from that tree there, and say to you, Verily, Satan is to you an open foe?'

Edip-Layth

So he misled them with deception; and when they tasted the tree, their bodies became apparent to them, and they rushed to cover themselves with the leaves of the paradise; and their Lord called to them: "Did I not forbid you from that tree, and tell you that the devil is your clear enemy?"

George Sale

And he caused them to fall through deceit. And when they had tasted of the tree, their nakedness appeared unto them; and they began to join together the leaves of paradise, to cover themselves. And their Lord called to them, saying, did I not forbid you this tree; and did I not say unto you, verily Satan is your declared enemy?

Hamid S. Aziz

And so he beguiled them by deceit. And when the twain had tasted of the Tree, their shame was manifested unto them, and they began to sew upon themselves the leaves of the Garden (to hide their shame, nakedness. rebelliousness or sinfulness) And their Lord called unto them, "Did I not forbid you that tree, and say to you, that verily, Satan is to you an open foe?"

Mahmoud Ghali

So he misled them both by delusion; (Or: caused their fall) then, as soon as they (both) tasted the tree, their shameful parts appeared to them, and they took to splicing upon themselves (some of) the leaves of the Garden. And their Lord called out to them, "Did I not forbid you from that tree and say to you both, surely Satan is for you both an evident enemy?"

Marmaduke Pickthall

Thus did he lead them on with guile. And when they tasted of the tree their shame was manifest to them and they began to hide (by heaping) on themselves some of the leaves of the Garden. And their Lord called them, (saying): Did I not forbid you from that tree and tell you: Lo! Satan is an open enemy to you?

Mohamed Ahmed - Samira

And led them (to the tree) by deceit. When they tasted (the fruit) of the tree their disgrace became exposed to them; and they patched the leaves of the Garden to hide it. And the Lord said to them: "Did I not forbid you this tree? And I told you that Satan was your open enemy.

Muhammad Asad

-and thus he led them on with deluding thoughts. But as soon as the two had tasted [the fruit] of the tree, they became conscious of their nakedness; and they began to cover themselves with pieced-together leaves from the garden. And their Sustainer called unto them: "Did I not forbid that tree unto you and tell you, `Verily, Satan is your open foe'?"

Mustafa Khattab

So he brought about their fall through deception. And when they tasted of the tree, their nakedness was exposed to them, prompting them to cover themselves with leaves from Paradise. Then their Lord called out to them, "Did I not forbid you from that tree and ˹did I not˺ tell you that Satan is your sworn enemy?"

Progressive Muslims

So he misled them with deception; and when they tasted the tree, their wickedness became apparent to them, and they rushed to cover themselves with the leaves of the paradise; and their Lord called to them: "Did I not forbid you from that tree, and tell you that the devil is your clear enemy"

Rashad Khalifa

He thus duped them with lies. As soon as they tasted the tree, their bodies became visible to them, and they tried to cover themselves with the leaves of Paradise. Their Lord called upon them: "Did I not enjoin you from that tree, and warn you that the devil is your most ardent enemy?"

Sahih International

So he made them fall, through deception. And when they tasted of the tree, their private parts became apparent to them, and they began to fasten together over themselves from the leaves of Paradise. And their Lord called to them, "Did I not forbid you from that tree and tell you that Satan is to you a clear enemy?"

Sam Gerrans

And he led them by delusion; then when they tasted of the tree, their shame was made manifest to them, and they began to draw over them of the leaves of the garden. And their Lord called to them: “Did I not forbid you that tree? And did I not say to you: ‘The satan is an open enemy to you’?”

Shabbir Ahmed

So by deceit Satan brought about their downfall. They tasted of the tree of discord and started to divide into branches. (Personal interest dominated their minds rather than the collective good of all. Humanity began to fall into mutual contention). Soon their imperfections became obvious and they tried to conceal them in vain with superficial courtesy. Then came a reminder from their Lord, "Did I not forbid you that tree and tell you that Satan is your open enemy?"

Syed Vickar Ahamed

So by lying (and deception) he brought about their Fall: When they tasted (the fruit) from the tree, their shame became clear to them, and they began to sew together the leaves of the Garden over their bodies. And their Lord called to them: "Did I not ask you to keep away from that tree, and tell you that Satan (Shaitân) was an avowed enemy to you?"

Taqi Usmani

Thus, he cast both of them down by deception. When they tasted (the fruit of) the tree, their shame was exposed to them, and they began to patch together some leaves of Paradise upon themselves, and their Lord called them, "Did I not forbid you from that tree? Did I not tell you that Satan is your declared enemy?"

The Monotheist Group

So he misled them with deception; and when they tasted the tree, their bodies became apparent to them, and they rushed to cover themselves with the leaves of the paradise; and their Lord called to them: "Did I not prohibit you from that tree, and tell you that the devil is your clear enemy?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩