Yûnus suresi · 34–40. ayetler

Ortakların âcizliği; "Kur'an uydurma değildir"

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yûnus suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 34. ayet. قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ قُلِ ٱللَّهُ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?" De ki: "Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O halde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "(Allah'a) ortak koştuklarınız arasında (yoktan) yaratmayı başlatacak, sonra onu (tekrar) iade edebilecek biri var mı?" De ki: "Allah (yoktan) yaratmayı başlatır; sonra onu (tekrar) iade eder. Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:29; Enbiyâ 21:104; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:11, 27; Burûc 85:13.

    Mustafa İslamoğlu

    Sor (onlara): "Hayatı yoktan var edip de sonra o yaratışı sürekli yenileyen zat, ortak koştuklarınızdan biri midir? Cevap ver: "Hayatı yoktan var edip de sonra o yaratışı sürekli yenileyen Allah'tır! Gerçek bu iken, nasıl olur da böylesine savrulursunuz?"

    Muhammed Esed

    De ki: "O sizin tanrılaştırdığınız varlıklar arasında (hayatı) yoktan var edip de sonra onu tekrar tekrar yaratan var mı?" De ki: "(Ancak) Allah'tır, (bütün karmaşıklığıyla hayatı) yoktan var eden ve sonra tekrar tekrar yaratan. Hal böyleyken, nasıl oluyor da, yanlış hükmediyorsunuz!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan, tüm yaratılmışları ibda edip (açığa çıkartıp), sonra onu iade eden (aslına rücu ettiren) kimse var mı?". . . De ki: "Allah tüm yaratılmışları ibda eder (açığa çıkartır), sonra onu iade eder (aslına rücu ettirir). . . Nasıl döndürülüyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan ilk kez yaratacak, sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Allah yaratmayı (ilkin) başlatır, sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) de ki: (Allah'a) ortak koştuklarınız arasında, (birini yokken) ilk defa yaratacak, arkasından onu (ölümünden sonra hayata) yeniden döndürecek biri var mı? De ki: Allah ilk defa yaratıp (ölümden sonra) onu yeniden (hayata) döndürür. O halde nasıl saptırılırsınız!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ortaklar koştuklarınız arasında, ilk kez yaratacak, sonra onu tekrarlayacak olan var mı?" De ki: "İlk kez yaratan, sonra onu tekrarlayan Allah'tır. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Allah'a ortak koştuklarınız arasında, yoktan yaratacak, arkasından onu yeniden hayata döndürecek biri var mı?" De ki: "Allah yoktan yaratıp onu yeniden hayata döndürür. O halde nasıl saptırılıyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    De ki: "Ortaklarınızdan hangisi yaratmayı başlatıp tekrarlayabilir?" De ki: "ALLAH yaratmayı başlatır ve onu tekrarlar. Nasıl da çevriliyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Ortaklarınızdan hangisi yaratmayı başlatıp tekrarlayabilir?' De ki: 'ALLAH yaratmayı başlatır ve onu tekrarlar. Nasıl da çevriliyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Sizin ortak koştuklarınız arasında, önce yaratıp (öldükten) sonra tekrar varlığa çeviren biri var mı?" De ki: "Allah mahlukatı yoktan yaratır, (öldükten) sonra çevirip yine yaratır. Artık nasıl saptırılıyorsunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: sizin şeriklerinizden halkı ilkin yapacak sonra da çevirib yapacak var mı? De ki Allah, halkı ibtida yapar sonra çevirir yine yapar, artık nasıl saptırılırsınız

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan ilk kez yaratıp sonra tekrar diriltecek var mıdır?" De ki: "Allah, ilk olarak yaratır, sonra diriltir. Nasıl da çevriliyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan ilk kez yaratıp sonra tekrar diriltecek var mıdır?" De ki: "Allah, ilk olarak yaratır, sonra diriltir. Nasıl da çevriliyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan ilk kez yaratıp sonra tekrar diriltecek var mıdır?" De ki: "Allah, ilk olarak yaratır, sonra diriltir." Nasıl da çevriliyorsunuz?

    Gültekin Onan

    De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan ilk kez yaratacak, sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Tanrı yaratmayı (ilkin) başlatır, sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) de ki: "(Tanrı edindiğiniz) ortaklarınızın içinden ilkin yaratıb da (öldükden) sonra (yine) onu (dirilterek evvelki hey'etiyle) iade edecek kimdir"? De ki: "ilkin yaratıb sonra (diriltecek ve) onu iade edecek olan Allahdır. Öyle ise (doğru yoldan) nasıl döndürülüyorsunuz"?

    İbni Kesir

    De ki: Ortaklarınız içinde önce yaratan, sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: Allah önce yaratır, sonra bunu tekrar eder. Nasıl da döndürülüyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (24-36) Dünya hayatının misali tıpkı gökten indirdiğimiz su gibidir, arzın bitkileri / nebatı onunla karışır / harmanlanır ve ondan da insanlar ve hayvanlar yerler , ne zaman ki arz takılarını alıp süslendiğinde ehli / kullanıcıları buna onların muktedir olduklarını sanarlar, gece veya gündüz oraya emrimiz geldiğinde onu, sanki hiçbir şeyi yokmuş hale / hasat edilmiş hale getiririz, adeta dün ki zenginliği kalmamış gibidir, f ikir üreten kavim için ayetlerimizi böyle ayrıntılı açıklarız, Allah sizi teslimiyet yurduna / teslimiyet alanına davet eder ve istediğini de doğru yola yönlendirir. Güzel davranışlılara daha güzeli ve de ilavesi / ziyadesi vardır , yüzlerine ne toz ne de zillet bulaşır , işte onlar cennet halkıdırlar orada ebedi kalıcıdırlar. Kötülük kazanmış olanların cezası benzeri şekilde bir kötülüktür , onları ise zillet kaplar, onlar için Allahtan başka k urtarıcı da / asım da yoktur, gecenin karanlığından bir parça yüzlerini kaplamış gibidirler, işte bunlar Ateş halkıdır onlar orada kalıcıdırlar. O gün onları bir araya toplayacağız , sonra ortak koşanlara işte sizin ve ortaklarınızın mekanlarınız diyeceğiz ve aralarını da ayıracağız, onların ortakları; sizler bize ibadet eder değildiniz diyecekler, Allah’ın sizinle bizim aramızdaki şahitliği yeterlidir ki bizler sizin bize olan ibadetinizden gafil idik / farkında değildik. İşte o rada her kişiye geçmiş te yaptıklarıyla ilgili bilgilendirilecek / tebliğ edilecek, gerçek dostları olan Allah’a döndürülürl er ve iftira ettikleri şeyler ise onlardan sapar gider ler. De ki k im sizi semalardan ve arzdan rızıklandırıyor? kim işitmelere ve görmelere maliktir? Kim ölüden diri çıkarıyor, kim diriden ölüyü çıkarıyor? kim işleri idare ediyor? Allah diyecekler, hemen deki o halde sakınmaz mısınız? Bu sizin Allah’ınızdır gerçek rabbinizdir, Haktan sonrası ise sadece sapmışlıktır, nasıl olurda savrulursunuz. İşte böylelikle Rabbinin, yoldan çıkmışlar / fasıklar hakkında ki kelimesi gerçekleşti , kesinlikle onlar inanmıyorl ar. De ki ortak koştuklarınızdan yaratmaya başlay an ve onu tekrarlayacak olan var mı? Deki Allah yaratmaya başlar ve onu tekrarlar , nasıl olurda uydurursunuz? De ki ortak koştuklarınızdan gerçeğe / hakka yönlendirecek olan var mı? Deki Allah gerçeğe yönlendirir. Gerçeğe yönlendirene mi uyulur yoksa yönlendirilmediği sürece yön bulamaya kimseye mi tabi olunur? Ne oluyor size , nasıl yargıda bulunuyorsunuz / nasıl hüküm veriyorsunuz. Onların çoğu sanmalarına / zanlarına u yuyorlar muhakkak ki sanmak, gerçek olandan / hakikatten bir fayda sağlamaz, Allah yaptıklarınızı kesinlikle çok iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Ortak koştuklarınızdan ilk defa (yoktan) yaratan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: İlk olarak (yoktan) yaratan ve onu tekrarlayan Allah’tır. O halde nasıl (haktan batıla) çevriliyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Sizin koştuğunuz ortaklardan ilk defa yaratacak, sonra onu çevirip yeniden yaratacak olan var mı?" De ki: "Allah ilk defa yaratır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. Öyleyse nasıl (doğru yoldan) çevriliyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ortak saydıklarınız arasında başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olan biri var mı dipnot 1 ?" De ki: "Başlangıçta yaratmayı yapan ve sonra onu tekrarlayacak olan Allah'tır dipnot 2 . Öyleyse nasıl yalana sürükleniyorsunuz dipnot 3 ?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ortak saydıklarınız arasında yaratmayı baştan başlatacak sonra da tekrarlayacak olan kimse var mıdır? De ki "Yaratmayı başlatan ve tekrarlayacak olan Allah'tır. Nasıl da yalana sürükleniyorsunuz?"

    Şaban Britch

    De ki: Ortak koştuklarınızdan ilk defa (yoktan) yaratan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: İlk olarak (yoktan) yaratan ve onu tekrarlayan Allah’tır. O halde nasıl (Ondan başkasına ibadet etmeye) çevriliyorsunuz.

    Şaban Piriş

    De ki: -Ortak koştuklarınızdan yaratmayı başlatan ve sonra bunu tekrar eden var mıdır? De ki: -Yaratmayı başlatan ve onu tekrarlayan Allah'tır. Nasıl da uyduruyorsunuz.?

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ortak tuttuklarınız içinde, yaratışa başlayan, sonra, yarattığını çevirip bir daha yaratan kim var?" De ki: "Allah! Yaratışı başlatır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. O halde nasıl oluyor da başka bir yöne döndürülüyorsunuz?"

  2. Yûnus suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 35. ayet. قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ قُلِ ٱللَّهُ يَهْدِى لِلْحَقِّ أَفَمَن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لَّا يَهِدِّىٓ إِلَّآ أَن يُهْدَىٰ فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Allah'a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?" De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan gerçeğe ulaştıracak olan var mı?" De ki: "Allah gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz?" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Sâffât 37:154; Kalem 68:36.

    Mustafa İslamoğlu

    Sor (onlara): "Hak yola yönelten kimse ortak koştuklarınızdan biri midir?" Cevap ver: "Hak yola yönelten sadece Allah'tır. Peki, hak yola yönelten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa yol gösterilmedikçe kendi başına doğru yolu bulamayacak olan mı? Şu halde ne oluyor size; nasıl böyle bir hükme varabiliyorsunuz?"

    Muhammed Esed

    De ki: "O sizin tanrılaştırdığınız varlıklardan hiç sizi hakka eriştiren var mı?" De ki: "(Yalnızca) Allah'tır, hakka eriştiren. Öyleyse, hakka eriştiren mi izlenmeye layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe bir başına doğru yolu bulamayacak durumda olan mı? Peki, ne oluyor size ve muhakemenize!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan hangisi Hakk'a erdirebilir?" De ki: "Allah, Hakk'a hidayet eder. . . Hakk'a erdiren mi tabi olunmayı hak eder, yoksa kendisi hidayet bulmakta yetersiz olan mı? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?" De ki: "Hakka ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki: «Hakka Allah iletir.» Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ortaklar koştuklarınız arasında, sizi gerçeğe eriştiren var mı?" De ki: "Gerçeğe eriştiren Allah'tır. Öyleyse gerçeğe eriştiren mi izlenmeye yaraşır; yoksa yol gösterilmedikçe doğru yolu bulamayacak olan mı? Öyleyse size ne oluyor; nasıl yargı veriyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan, hakka iletecek olan var mı?" De ki: "Allah hakka iletir. Öyle ise hakka götüren mi uyulmaya layıktır, yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    De ki "Ortaklarınızdan hangisi gerçeğe ulaştırabilir?" De ki: "ALLAH gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha yaraşır, yoksa gerçeğe ulaştırılmadıkça gerçeği bulamayan mı? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki 'Ortaklarınızdan hangisi gerçeğe ulaştırabilir?' De ki, 'ALLAH gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha yaraşır, yoksa gerçeğe ulaştırılmadıkça gerçeği bulamıyan mı? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Sizin ortak koştuklarınız arasında doğru yola hidayet eden biri var mı?" De ki: "Allah doğru yola hidayet eder. O halde doğru yola hidayet eden mi uyulmaya layıktır yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine onu bulamayan mı? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hüküm veriyorsunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki sizin şeriklerinizden hakka hidayet eden var mı? Allah de ki: hakka hidayet eder, o halde hakka hidayet eden mi ittibaa ehaktır, yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine iremiyen mi? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hukmediyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan, gerçeğe iletebilecek kimse var mı?" De ki: "Allah gerçeğe iletir. Gerçeğe ileten mi, yoksa kendisi iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı uyulmaya daha layıktır? Ne oluyor size, nasıl karar veriyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan, gerçeğe iletebilecek kimse var mı?" De ki: "Allah gerçeğe iletir. Gerçeğe ileten mi, yoksa kendisi iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl karar veriyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ortak koştuklarınızdan, hakka dipnot 1 iletebilecek kimse var mı?" De ki: "Allah hakka iletir. Hakka ileten mi, yoksa kendisi iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl karar veriyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeğe.

    Gültekin Onan

    De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?" De ki: "Hakka ulaştıracak Tanrı'dır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Sizi ortaklarınızın içinden hakkı (doğru yolu) gösterecek bir kimse var mıdır"? De: "Hakkı gösterecek ve ona iletecek Allahdır. O halde hakka hidayet edecek (Allah) mı (kendisine) uyulmıya daha layıkdır, yoksa (hayat ve) hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan (o uydurma Tanrılar) mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle yanlış) hükmediyorsunuz"?

    İbni Kesir

    De ki: Sizin ortaklarınız içinde; hakka ileten var mıdır? De ki: Allah hakka eriştirir. Hakka eriştiren mi, yoksa götürülmeden gidemeyen mi uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (24-36) Dünya hayatının misali tıpkı gökten indirdiğimiz su gibidir, arzın bitkileri / nebatı onunla karışır / harmanlanır ve ondan da insanlar ve hayvanlar yerler , ne zaman ki arz takılarını alıp süslendiğinde ehli / kullanıcıları buna onların muktedir olduklarını sanarlar, gece veya gündüz oraya emrimiz geldiğinde onu, sanki hiçbir şeyi yokmuş hale / hasat edilmiş hale getiririz, adeta dün ki zenginliği kalmamış gibidir, f ikir üreten kavim için ayetlerimizi böyle ayrıntılı açıklarız, Allah sizi teslimiyet yurduna / teslimiyet alanına davet eder ve istediğini de doğru yola yönlendirir. Güzel davranışlılara daha güzeli ve de ilavesi / ziyadesi vardır , yüzlerine ne toz ne de zillet bulaşır , işte onlar cennet halkıdırlar orada ebedi kalıcıdırlar. Kötülük kazanmış olanların cezası benzeri şekilde bir kötülüktür , onları ise zillet kaplar, onlar için Allahtan başka k urtarıcı da / asım da yoktur, gecenin karanlığından bir parça yüzlerini kaplamış gibidirler, işte bunlar Ateş halkıdır onlar orada kalıcıdırlar. O gün onları bir araya toplayacağız , sonra ortak koşanlara işte sizin ve ortaklarınızın mekanlarınız diyeceğiz ve aralarını da ayıracağız, onların ortakları; sizler bize ibadet eder değildiniz diyecekler, Allah’ın sizinle bizim aramızdaki şahitliği yeterlidir ki bizler sizin bize olan ibadetinizden gafil idik / farkında değildik. İşte o rada her kişiye geçmiş te yaptıklarıyla ilgili bilgilendirilecek / tebliğ edilecek, gerçek dostları olan Allah’a döndürülürl er ve iftira ettikleri şeyler ise onlardan sapar gider ler. De ki k im sizi semalardan ve arzdan rızıklandırıyor? kim işitmelere ve görmelere maliktir? Kim ölüden diri çıkarıyor, kim diriden ölüyü çıkarıyor? kim işleri idare ediyor? Allah diyecekler, hemen deki o halde sakınmaz mısınız? Bu sizin Allah’ınızdır gerçek rabbinizdir, Haktan sonrası ise sadece sapmışlıktır, nasıl olurda savrulursunuz. İşte böylelikle Rabbinin, yoldan çıkmışlar / fasıklar hakkında ki kelimesi gerçekleşti , kesinlikle onlar inanmıyorl ar. De ki ortak koştuklarınızdan yaratmaya başlay an ve onu tekrarlayacak olan var mı? Deki Allah yaratmaya başlar ve onu tekrarlar , nasıl olurda uydurursunuz? De ki ortak koştuklarınızdan gerçeğe / hakka yönlendirecek olan var mı? Deki Allah gerçeğe yönlendirir. Gerçeğe yönlendirene mi uyulur yoksa yönlendirilmediği sürece yön bulamaya kimseye mi tabi olunur? Ne oluyor size , nasıl yargıda bulunuyorsunuz / nasıl hüküm veriyorsunuz. Onların çoğu sanmalarına / zanlarına u yuyorlar muhakkak ki sanmak, gerçek olandan / hakikatten bir fayda sağlamaz, Allah yaptıklarınızı kesinlikle çok iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka hidayet edebilecek olan var mıdır? De ki: Allah, hakka hidayet eder. Hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Nasıl böyle (batıl) hüküm veriyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    De ki: "Sizin ortaklarınızdan hakka götürecek var mı?" De ki: "Allah, hakka götürür. Hakka götüren mi uyulmağa daha layıktır, yoksa (tutulup) yola götürülmedikçe kendisi doğru yolu bulamayan mı? O halde neyiniz var? Nasıl hükmediyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ortak saydıklarınız arasında gerçeğe yöneltecek biri var mı?" De ki: "Gerçeğe yönelten Allah'tır. Öyleyse, gerçeğe yönelten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine gösterilmedikçe gerçeği bulamayacak olan mı? Size ne oluyor? Ne biçim karar veriyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ortak saydıklarınız arasında doğruyu gösterecek biri var mı? De ki "Doğruyu gösteren Allah'tır. Öyleyse, doğruyu gösterene uymak mı, yoksa kendine gösterilmedikçe doğruyu gösteremeyecek olana uymak mı daha doğrudur? Size ne oluyor? Ne biçim karar veriyorsunuz?"

    Şaban Britch

    De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka hidayet edebilecek olan var mıdır? De ki: Allah, hakka hidayet eder. Hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Nasıl böyle (batıl) hüküm veriyorsunuz?

    Şaban Piriş

    De ki: -Ortak koştuklarınızdan gerçeğe eriştiren var mıdır? De ki: -Allah, gerçeği gösterir. Gerçeği gösteren mi uyulmaya daha layıktır; yoksa birisi yol göstermezse, doğruya ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söyle: "Ortak tuttuklarınızdan kim var hakka götüren?" De ki: "Allah götürür hakka. Hakka götürebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkça yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz siz?"

  3. Yûnus suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 36. ayet. وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah onların yapmakta olduklarını bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:116, 148; Yûnus 10:66; Câsiye 45:24; Necm 53:28.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de, onların çoğu sadece zannın peşine takılırlar. Oysa ki hiç bir zan, insanı hakikatten hiçbir şekilde müstağni kılmaz. Elbette Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.

    Muhammed Esed

    Onların çoğu sadece zanna uymaktadırlar. Oysa, zan hiçbir şekilde hakkın yerini tutamaz. Gerçek şu ki, Allah onların yaptıklarını bütünüyle bilmektedir.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan çoğunluğunun tabi olduğu, varsandıklarıdır! Muhakkak ki varsayım, gerçeğin yerini tutmaz! Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarını (Esma'sıyla hakikatleri olarak) Bilen'dir.

    Ali Bulaç

    Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Onların çoğu yalnızca yakıştırıyor. Aslında, yakıştırmak, gerçek hakkında hiçbir yarar sağlamaz. Kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Zan ise gerçeğin yerini tutamaz. ALLAH onların yaptıklarını Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Zan ise gerçeğin yerini tutamaz. ALLAH onların yaptıklarını Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber onların çoğu, sadece bir zan peşinde gider, ama zan gerçek adına hiçbir şey ifade etmez! Şüphesiz Allah onların ne yaptıklarını çok iyi biliyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Maamafih ekserisi sırf bir zan ardında gider fakat zan, hakdan hiç bir şey ifade etmez, her halde Allah, onların ne yaptıklarını bilib duruyor

    Erhan Aktaş

    Onların çoğu, ancak zanna dipnot 1 uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy dışı bilgi. Zann kelimesi Cahiliye'de tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu kelimeyi: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca kelimeden sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann kelimesi "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann kelimesi "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi bilgisi ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri açısından kendi bilgisi yanında zann düzeyinde görmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların çoğu, ancak zanna dipnot 1 uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy dışı bilgi. Zann sözcüğü Cahiliye'de tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu sözcüğü: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve "yakin"e dayanan kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca sözcükten sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann sözcüğü "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann sözcüğü "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi hakikati ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri olarak kendi bilgisi yanında zann olarak görmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların çoğu, ancak zanna uyarlar. Kuşkusuz zan hakkın yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    Onlann çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Tanrı, onların işlemekte olduklarını bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Onların çoğu (kupkuru bir) zandan başkasına tabi' olmaz. Hakıykatde zan ise hakdan hiç bir şey'in yerini tutmaz. Şübhesiz ki Allah, onlar ne işlerlerse kemaliyle bilendir.

    İbni Kesir

    Onların çoğu, sadece zanna tabi olurlar. Şüphe yok ki zann, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Doğrusu Allah, onların bütün işlediklerini bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (24-36) Dünya hayatının misali tıpkı gökten indirdiğimiz su gibidir, arzın bitkileri / nebatı onunla karışır / harmanlanır ve ondan da insanlar ve hayvanlar yerler , ne zaman ki arz takılarını alıp süslendiğinde ehli / kullanıcıları buna onların muktedir olduklarını sanarlar, gece veya gündüz oraya emrimiz geldiğinde onu, sanki hiçbir şeyi yokmuş hale / hasat edilmiş hale getiririz, adeta dün ki zenginliği kalmamış gibidir, f ikir üreten kavim için ayetlerimizi böyle ayrıntılı açıklarız, Allah sizi teslimiyet yurduna / teslimiyet alanına davet eder ve istediğini de doğru yola yönlendirir. Güzel davranışlılara daha güzeli ve de ilavesi / ziyadesi vardır , yüzlerine ne toz ne de zillet bulaşır , işte onlar cennet halkıdırlar orada ebedi kalıcıdırlar. Kötülük kazanmış olanların cezası benzeri şekilde bir kötülüktür , onları ise zillet kaplar, onlar için Allahtan başka k urtarıcı da / asım da yoktur, gecenin karanlığından bir parça yüzlerini kaplamış gibidirler, işte bunlar Ateş halkıdır onlar orada kalıcıdırlar. O gün onları bir araya toplayacağız , sonra ortak koşanlara işte sizin ve ortaklarınızın mekanlarınız diyeceğiz ve aralarını da ayıracağız, onların ortakları; sizler bize ibadet eder değildiniz diyecekler, Allah’ın sizinle bizim aramızdaki şahitliği yeterlidir ki bizler sizin bize olan ibadetinizden gafil idik / farkında değildik. İşte o rada her kişiye geçmiş te yaptıklarıyla ilgili bilgilendirilecek / tebliğ edilecek, gerçek dostları olan Allah’a döndürülürl er ve iftira ettikleri şeyler ise onlardan sapar gider ler. De ki k im sizi semalardan ve arzdan rızıklandırıyor? kim işitmelere ve görmelere maliktir? Kim ölüden diri çıkarıyor, kim diriden ölüyü çıkarıyor? kim işleri idare ediyor? Allah diyecekler, hemen deki o halde sakınmaz mısınız? Bu sizin Allah’ınızdır gerçek rabbinizdir, Haktan sonrası ise sadece sapmışlıktır, nasıl olurda savrulursunuz. İşte böylelikle Rabbinin, yoldan çıkmışlar / fasıklar hakkında ki kelimesi gerçekleşti , kesinlikle onlar inanmıyorl ar. De ki ortak koştuklarınızdan yaratmaya başlay an ve onu tekrarlayacak olan var mı? Deki Allah yaratmaya başlar ve onu tekrarlar , nasıl olurda uydurursunuz? De ki ortak koştuklarınızdan gerçeğe / hakka yönlendirecek olan var mı? Deki Allah gerçeğe yönlendirir. Gerçeğe yönlendirene mi uyulur yoksa yönlendirilmediği sürece yön bulamaya kimseye mi tabi olunur? Ne oluyor size , nasıl yargıda bulunuyorsunuz / nasıl hüküm veriyorsunuz. Onların çoğu sanmalarına / zanlarına u yuyorlar muhakkak ki sanmak, gerçek olandan / hakikatten bir fayda sağlamaz, Allah yaptıklarınızı kesinlikle çok iyi bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir.

    Süleyman Ateş

    Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymuyorlar. Zan ise gerçekten hiçbir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların ne yaptıklarını bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların çoğu, sadece kendi varsayımlarının peşine takılırlar. Varsayım, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz. Allah, onların ne yaptıklarını bilir.

    Şaban Britch

    Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların her yaptıklarını bilendir.

    Şaban Piriş

    Onların çoğu sadece zanna uyarlar. Gerçekte zan hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Şüphesiz ki Allah, onların ne yaptıklarını bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onların çoğu sanıdan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını iyice bilmektedir.

  4. Yûnus suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 37. ayet. وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ أَن يُفْتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu Kur'an, Allah'tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab'ı (Allah'ın Levh-i Mahfuz'daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) alemlerin Rabbi tarafındandır.

    Mehmet Okuyan

    Bu Kur'an, Allah'ın peşi sıra (varlıklar tarafın)dan (tasarlanıp) uydurulabilecek (bir söz) değildir. dipnot 1 Ancak (o) kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab'ı (Tevrat'ı) açıklayandır. dipnot 2 Onda şüphe yoktur; o âlemlerin Rabbindendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Kur'an'ın birileri tarafından meydana getirilemeyeceğini, çünkü Kur'an'ın iftira edilebilecek bir metin olmadığını meydan okumaya konu edinmekte, dolayısıyla vahyini sahiplenmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.

    Mustafa İslamoğlu

    İmdi bu hitab, Allah'tan başkası tarafından tasarlanıp ortaya konulmuş olamaz. Aksine o, kendisinden önce gelenlerden geriye kalan hakikatleri doğrular ve kendisinde kuşku bulunmayan Kitab'ı ayrıntılı olarak açıklar; Alemlerin Rabbindendir.

    Muhammed Esed

    İmdi, bu Kuran, asla Allah'tan başkası tarafından tasarlanmış, uydurulmuş olamaz; üstelik o, önceki vahiylerden hakikat adına bugüne kalmış ne varsa onu doğrulayıp, alemlerin Rabbinden (geldiğinden) şüphe olmayan vahyi özlü bir biçimde açıklıyor.

    Ahmed Hulusi

    Bu Kur'an, Allah dunundakilerin uydurusu değildir! Aksine, Rabb-ül alemin'den olduğu şüphe götürmeyen; kendinden öncekini tasdik eden, tafsilatlı, hakikat BİLGİsi kaynağıdır!

    Ali Bulaç

    Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rabbindendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu Kur’an Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.

    Ali Rıza Safa

    Ve bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. Tam tersine, hem ellerinde bulunanı doğrular hem de Kitap'ı ayrıntılı olarak açıklar. Onda kuşku yoktur; Evrenlerin Efendisindendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu Kur'an, Allah'tan başka varlıklar tarafından uydurulabilecek bir kitap değildir. Kur'an, kendinden öncekini tasdik etmekte ve onu açıklamaktadır. Onda şüphe yoktur; o, alemlerin Rabbindendir.

    Edip Yüksel

    Bu Kuran, ALLAH'tan başkası tarafından düzenlenen bir kitap değildir. Ancak kendisinden öncekileri onaylayan ve yasaların (kitap) detaylı bir açıklamasıdır. Bunda kuşkunuz olmasın; evrenlerin Efendindendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu Kuran, ALLAH'tan başkası tarafından düzenlenen bir kitap değildir. Ancak kendisinden öncekileri onaylayan ve kitabın (yasaların) detaylı bir açıklamasıdır. Bunda kuşkunuz olmasın; evrenlerin Rabbindendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu Kur'an Allah'tandır, başkası tarafından uydurulamaz, ancak o, önündekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayıcı olarak alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir, bunda hiç şüphe yoktur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu Kur'an Allahın masivasından uydurulamaz ve lakin o, önündekinin bir tasdıkı ve kitabın tafsıyli olarak rabbül'aleminden indirilmiştir, bunda hiç şüphe yoktur

    Erhan Aktaş

    Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki Kitapları tasdik eder ve Kitap'ı dipnot 1 ayrıntılı olarak açıklar. Alemlerin Rabb'inden olduğu mutlak bir gerçektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'daki yasaları, hükümleri. Kitap, yasa, hüküm, kader, yazmak demektir. Bir şeyin kayıt altına alınması, korunması. Allah'ın ilmi. Allah'ın yarattığı aleme koyduğu yasalar (Sunnetullah). Kur'an'ın isimlerinden biri. İçi yazılı olan şey.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki kitapları tasdik eder ve Kitap'ı dipnot 1 ayrıntılı olarak açıklar. Âlemlerin Rabb'inden olduğu mutlak bir gerçektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yasa, hüküm, kader, yazmak. Bir şeyin kayıt altına alınması, korunması. Allah'ın ilmi. Allah'ın yarattığı aleme koyduğu yasalar. (Sunnetullah). Kur'an'ın isimlerinden biri. İçi yazılı olan şey.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki kitapları tasdik eder ve Kitap'ı dipnot 1 ayrıntılı olarak açıklar. Âlemlerin Rabb'inden olduğundan hiç kuşku yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın emir ve yasakları ile ilgili hükümleri.

    Gültekin Onan

    Bu Kuran, Tanrı'dan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin rabbindendir.

    Hasan Basri Çantay

    Bu Kur'an Allah (ındır. On) dan başkasının uydurması değildir. O, ancak kendinden evvelki (kitab) lan tasdıyk ve o kitabı (Allahın levh-i mahfuzda yazdığını) tafsıyl eder. Onda şübhe edilecek hiçbir şey yokdur. Alemlerin Rabbindendir o.

    İbni Kesir

    Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden evvel geleni tasdik eder ve kitabı uzun uzun açıklar. Onda hiç şüphe yoktur. Alemlerin Rabbındandır.

    Mehmet Alagaş

    (37-44) Bu Kur'an Allahtan başka sınca uydurulmuş / iftira edilmiş değildir ve fakat ellerinde olanı tasdik eder ve de kitabı açıklar, Onda çelişki yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa O nu uydurdu mu? diyorlar, deki sözünüze bağlı iseniz benzer bir sûre de siz getirin ve Allah’ın dışında gücünüzün yettiği kim varsa da çağırın. Bilakis ilimlerinin yetmediğini / kuşatmadığını, nasıl sonuçlan dığı kendilerine henüz belli olmamışken yalanladılar, Böylece bunlar da onlardan öncekiler gibi yalanladılar, Zalimlerin sonu / akıbeti nasıl oluyor bir bak. Onlardan birileri inanırlar birileri de inanmazlar, Rabbin bozanları / ifsat edenleri en iyi bilendir. Eğer seni yalanlarsalar deki benim amelim banadır sizin amelleriniz de sizedir, sizler benim yaptıklarımdan uzaksınız / berisiniz bende sizin yaptıklarınızdan uzağım / beriyim . Onlardan seni işitenler var, sağırlara sen mi işittireceksin ? üstelik akletmiyorsa! Onlardan kimileri de s ana bakıyor, köre sen mi yol göstereceksin üstelikte göremiyorsa! Allah hiçbir şeyde insana zulmetmez, velakin insan kendine zulmediyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu Kur'an Allah'tandır. Başkası tarafından uydurulmuş bir (kitap) değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o kitabı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.

    Süleyman Ateş

    Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından uydurulacak bir şey değildir. Ancak kendinden öncekinin doğrulaması ve Kitabın açıklamasıdır. Onda asla şüphe yoktur. Alemlerin Rabbi tarafından(indirilmiş)dir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu Kur'an, başkası tarafından uydurulup Allah'a mal edilmiş değildir dipnot 1 . Aksine, kendinden öncekilerin tasdiki dipnot 2 , o Kitapların ayrıntılı açıklaması ve varlıkların Rabbi /Sahibi tarafından indirildiğinde şüphe olmayan bir kitaptır dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 2/136, 213, Al-i İmran 3/81, 84 ve En'am 6/90. ayetlere göre bütün nebilere kitap verilmiştir. Bunlardan her biri diğerlerini tasdikle görevlidir. Kur'an son kitap olduğu için o da önceki kitapların hepsini tasdik etmektedir. Kur'an'ın önceki kitapları tasdik edici özelliğine dair ayetler için bkz: Bakara 2/41, 89, 91, 97, Al-i İmran 3/3, Nisa 4/47, Maide 5/48, En'am 6/92, Yusuf 12/111, Fatır 35/31, Ahkaf 46/12, 30.
    3. metne dön, dipnot 3
      <b> </b>Secde 32/2.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an, başkası tarafından uydurulup Allah'a mal edilmiş değildir. Aksine önceki kitapları kendinde olanla doğrulayan, o Kitapları açıklayan, içinde şüpheye yer olmayan ve varlıkların Rabbi dipnot 1 tarafından indirilmiş olan kitaptır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibi

    Şaban Britch

    Bu Kur'an Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş bir (kitap) değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o alemlerin Rabbindendir.

    Şaban Piriş

    Bu Kur'an, Allah'tandır. Başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekileri tasdik ve Alemlerin Rabbi'nden (geldiğine) şüphe olmayan kitabın açıklamasıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Alemlerin Rabbi'ndendir o.

  5. Yûnus suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 38. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa "Onu (Muhammed) uydurdu!" dipnot 1 mu diyorlar? De ki: "Doğruysanız Allah'tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırın da onun benzeri bir sure getirin!" dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed'e "müfteri" suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Hûd 11:13; Nahl 16:101; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4; Secde 32:3; Sebe' 34:8; Şûrâ 42:24; Ahkâf 46:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet [tehaddî] denen "meydan okuma" ayetlerinin dördüncüsüdür. Bütün Kur'an'la ilgili herhangi bir meydan okuma olmamıştır. Meydan okuma ayetleri, sırasına göre (yaklaşık 60-70 surelik meydan okuma için) İsrâ 17:88, Tûr 52:34, (on surelik için) Hûd 11:13, (tek surelik olan ise) Yûnus 10:38 ve Bakara 2:23-24'tedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa, "Onu o uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyleyse haydi, Allah'tan başka yardıma çağırabileceğiniz herkesi çağırın da ondakine eşdeğer bir sure getirin; tabii ki eğer sözünüzün arkasındaysanız!"

    Muhammed Esed

    (Buna rağmen) yine de, (hakkı inkara şartlanmış olanlar), "Onu (Muhammed) uydurdu!" diyorlar. (Onlara) de ki: "Eğer doğru sözlü kimselerdenseniz, o zaman, onunkilere eşdeğer bir sure getirin; hem (bu iş için) Allah'tan başka kimi yardıma çağırabilirseniz çağırın!"

    Ahmed Hulusi

    Yoksa "Onu (Muhammed a. s. ) uydurdu!" mu diyorlar? De ki: "Hadi siz de Onun benzeri bir sure açığa çıkarın bakalım ve de Allah dununda elinizin erdiği kim varsa (onu da yardıma) çağırın! Eğer sözünüzde sadıklar iseniz. "

    Ali Bulaç

    Yoksa: 'Bunu kendisi yalan olarak uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Bunun benzeri olan bir sûre getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.'

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer sizler doğru iseniz Allah'tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırın da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa "Onu uydurdu!" mu diyorlar? De ki: "Madem öyle, Onun benzeri bir sure getirin. Allah'tan başka ayrıca çağırabildiklerinizi de çağırın; eğer doğruyu söylüyorsanız?" dipnot 150

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 150
      "Yoksa ‘Onu uydurdu!' mu diyorlar?" tümcesi, 11:13, 11:35, 32:3, 46:8, 52:33 ayetlerinde, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa,"Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru iseniz, Allah'tan başka, gücünüzün yettiklerini çağırınız da, onun benzeri bir sure getiriniz."

    Edip Yüksel

    "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Doğru sözlüler iseniz, buna benzer bir sure getirin ve ALLAH'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Doğru sözlüler iseniz, buna benzer bir sure getirin ve ALLAH'tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa: "Onu uydurdu!" mu diyorlar? De ki: "Öyle ise, haydi onun gibi bir sure getirin ve Allah'tan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer sözünüzde sadık iseniz bunu yapın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya, onu uydurdu mu diyorlar? De ki: öyle ise haydin: onun misli bir sure getirin ve Allahdan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer sadıksanız bunu yapın

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Allah'tan başka kim varsa çağırın da ona benzer bir sure dipnot 1 meydana getirin; eğer doğru söyleyenlerdenseniz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın bir konuyu anlatan bölümü, bir kısmı veya benzeri. (17:88; 11:13; 52:33:34; 2:23.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Allah'tan başka kim varsa çağırın da ona benzer bir sure dipnot 1 meydana getirin; eğer doğru söyleyenlerdenseniz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sure, Kur'an'ın 114 bölümünden birisine dendiği gibi, tek seferde indirilmiş olan veya bir konuyu anlatan bölüme, kısma da denmektedir.

    Gültekin Onan

    Yoksa: "Bunu kendisi yalan olarak uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Bunun benzeri olan bir sure getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Tanrı'dan başka çağırabildiklerinizi çağırın."

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onu (peygamber) kendiliğinden uydurdu mu diyorlar? De ki: "Öyleyse, eğer (iddianızda) doğru söyleyiciler iseniz siz de onun benzeri bir sure (meydana) getirin. (Bu hususda) Allahdan başka gücünüzün yetdiği (güvendiğiniz) kim varsa onları da (yardıma) çağırın!

    İbni Kesir

    Yoksa: Onu uydurdu mu? diyorlar. De ki: Sadıklardan iseniz, onun benzeri bir sure getirin. Ve Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.

    Mehmet Alagaş

    (37-44) Bu Kur'an Allahtan başka sınca uydurulmuş / iftira edilmiş değildir ve fakat ellerinde olanı tasdik eder ve de kitabı açıklar, Onda çelişki yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa O nu uydurdu mu? diyorlar, deki sözünüze bağlı iseniz benzer bir sûre de siz getirin ve Allah’ın dışında gücünüzün yettiği kim varsa da çağırın. Bilakis ilimlerinin yetmediğini / kuşatmadığını, nasıl sonuçlan dığı kendilerine henüz belli olmamışken yalanladılar, Böylece bunlar da onlardan öncekiler gibi yalanladılar, Zalimlerin sonu / akıbeti nasıl oluyor bir bak. Onlardan birileri inanırlar birileri de inanmazlar, Rabbin bozanları / ifsat edenleri en iyi bilendir. Eğer seni yalanlarsalar deki benim amelim banadır sizin amelleriniz de sizedir, sizler benim yaptıklarımdan uzaksınız / berisiniz bende sizin yaptıklarınızdan uzağım / beriyim . Onlardan seni işitenler var, sağırlara sen mi işittireceksin ? üstelik akletmiyorsa! Onlardan kimileri de s ana bakıyor, köre sen mi yol göstereceksin üstelikte göremiyorsa! Allah hiçbir şeyde insana zulmetmez, velakin insan kendine zulmediyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah’tan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın."

    Süleyman Ateş

    Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru iseniz haydi onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onu o (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki "Allah ile aranıza koyduklarınızdan çağırabileceğiniz herkesi çağırın da onun dengi bir sure getirin. Samimiyseniz yaparsınız"

    Şaban Britch

    Yoksa "Onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: O’nun sûrelerine benzer bir sûre getirin, iddianızda samimi iseniz Allah’tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.

    Şaban Piriş

    Yoksa 'Onu uydurdu.' mu diyorlar? De ki: -O'nun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa, "onu uydurdu" mu diyorlar! De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz Allah dışında, elinizin yettiklerini de çağırın da onun benzeri bir sure ortaya çıkarın."

  6. Yûnus suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 39. ayet. بَلْ كَذَّبُوا۟ بِمَا لَمْ يُحِيطُوا۟ بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Hayır öyle değil. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nasıl oldu.

    Mehmet Okuyan

    Aksine onlar bilgisini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan (Kur'an'ı) yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl olmuştu!

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat hayır, aksine onlar özünü kavramaktan aciz kaldıkları, üstelik o mesajın ayrıntılı açıklaması da (henüz) kendilerine ulaşmamışken yalanlamayı tercih ettiler. Onlardan öncekiler de işte böylesi bir yalanlamaya yeltenmişlerdi; fakat (onların akıbetini merak ediyorsan), dön de zalimlerin sonunun ne olduğuna bir bak!

    Muhammed Esed

    Hayır hayır, aslında onlar özünü, hikmetini kavrayamadıkları ve önceden kendilerine açıklanmamış her şeyi yalanlamaya eğilimliler. Onlardan önce gelip geçenler de işte böyle gerçeği yalanlamaya yeltenmişlerdi. (Gerçeği görmek istiyorsan) zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Ahmed Hulusi

    Hayır! İlmini ihata etmedikleri ve ne olduğu hakkındaki bilgisi henüz kendilerine açılmamış bir şeyi yalanladılar. . . Onlardan öncekiler de böyle yalanladılar! Zulmedenlerin sonu nasıl oldu bir bak!

    Ali Bulaç

    Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve tevili kendilerine gelmemiş olan bir şeyi yalanlamaktadırlar. Nitekim kendilerinden öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Bilgisini kavrayamadıkları ve önceden kendilerine açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Artık, haksızlık yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

    Bayraktar Bayraklı

    Bilakis, onlar ilmini kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine asla gelmemiş olan Kur'an'ı yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak, zalimlerin sonu nasıl oldu?

    Edip Yüksel

    Hayır, onlar bilgisini kavramadan ve asıl anlamına ulaşmadan onu yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalanladı. Zalimlerin sonuna dikkatle bak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hayır, onlar bilgisini kavramadan ve asıl anlamına ulaşmadan onu yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalanladı. Zalimlerin sonuna dikkatle bak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, onlar anlamını kavrayamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş olan birşeye yalan dediler; bunlardan önce gelip geçenler de böyle yalanlamışlardı; ancak bak zalimlerin sonu nasıl oldu!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır onlar, ılmini ihata etmedikleri ve te'vili kendilerine hiç gelmemiş olan bir şey'i tekzib ettiler, bunlardan evvel geçenler de böyle tekzib etmişlerdi amma bak zalimlerin akıbeti nasıl oldu?

    Erhan Aktaş

    Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!

    Gültekin Onan

    Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz tevili gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, onlar ilmini kavrayamadıkları şey'i yalan saydılar. Kendilerine te'vili (hakkında bir idrak) gelmedi. Onlardan evvelki (ümmetler) de (peygamberlerini) böyle tekzib etdiler işte. Bak, o zaalimlerin sonucu nice olmuşdur!

    İbni Kesir

    Hayır, onlar bilgisini kavrayamadıkları, yorumu kendilerine gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Mehmet Alagaş

    (37-44) Bu Kur'an Allahtan başka sınca uydurulmuş / iftira edilmiş değildir ve fakat ellerinde olanı tasdik eder ve de kitabı açıklar, Onda çelişki yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa O nu uydurdu mu? diyorlar, deki sözünüze bağlı iseniz benzer bir sûre de siz getirin ve Allah’ın dışında gücünüzün yettiği kim varsa da çağırın. Bilakis ilimlerinin yetmediğini / kuşatmadığını, nasıl sonuçlan dığı kendilerine henüz belli olmamışken yalanladılar, Böylece bunlar da onlardan öncekiler gibi yalanladılar, Zalimlerin sonu / akıbeti nasıl oluyor bir bak. Onlardan birileri inanırlar birileri de inanmazlar, Rabbin bozanları / ifsat edenleri en iyi bilendir. Eğer seni yalanlarsalar deki benim amelim banadır sizin amelleriniz de sizedir, sizler benim yaptıklarımdan uzaksınız / berisiniz bende sizin yaptıklarınızdan uzağım / beriyim . Onlardan seni işitenler var, sağırlara sen mi işittireceksin ? üstelik akletmiyorsa! Onlardan kimileri de s ana bakıyor, köre sen mi yol göstereceksin üstelikte göremiyorsa! Allah hiçbir şeyde insana zulmetmez, velakin insan kendine zulmediyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz (onlara vadolunup da) gerçekleşmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Süleyman Ateş

    Hayır, bilgisini kavrayamadıkları, sonucu henüz başlarına gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Bak, o zalimlerin sonu nice oldu?

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında onlar, tam kavramadıkları şey karşısında yalana sarıldılar. Halbuki onun sonucu henüz ortaya çıkmış değildir. Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalana sarılmışlardı. Yanlış yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebilere inanmak istemeyenlerin tamamı, onların getirdikleri ayetler karşısında yalana sarılmış ve kaybetmişlerdir (A'raf 7/59-171, Sebe 34/45, Fatır 35/25-26, Zümer 39/25-26, Mülk 67/18).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında onlar, Kur'an'daki bilgiyi (ilmi) anlamadan, (ayetler arası) iç bağlamı henüz ortaya çıkmadan yalana sarıldılar. Onlardan öncekiler de böyle yalana sarılmışlardı. Yanlışlar içindekilerin sonunun nasıl olduğunu bir düşün.

    Şaban Britch

    Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz (onlara vadolunup ta) gerçekleşmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Şaban Piriş

    Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz açıklaması onlara gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, düşündükleri gibi değil. Onlar, ilmini kuşatamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak da gör nasıl olmuştur zalimlerin sonu!

  7. Yûnus suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 40. ayet. وَمِنْهُم مَّن يُؤْمِنُ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن لَّا يُؤْمِنُ بِهِۦ وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِٱلْمُفْسِدِينَ

    Diyanet İşleri

    İçlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanır; yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir.

    Mehmet Okuyan

    İçlerinden ona (Kur'an'a) inanan da var; inanmayacak olan da. Rabbin bozguncuları çok iyi bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar arasında bu mesaja inanacak olanlar olduğu gibi, hiç inanmayacak olanlar da var. Bir de, senin Rabbin bozgunculuğu iş edinenleri en iyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Onların içinde bu (ilahi vahye) hemen inanacak olanlar olduğu gibi, sonuna kadar inanmayacak olanlar da var; (ne olursa olsun) senin Rabbin bozgunculuk yapanları çok iyi bilmektedir.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan, Ona (Kuran'a) iman edecekler de vardır, Ona iman etmeyecekler de! Rabbin bozguncuları (Esma'sıyla hakikatleri olarak) daha iyi bilir.

    Ali Bulaç

    Onlardan ona inananlar var ve ona inanmayanlar da vardır. Rabbin bozgunculuk çıkaranları daha iyi bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    İçlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanır, yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozguncuları en iyi bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Onların arasında, Ona inananlar ve Ona inanmayanlar vardır. Senin Efendin, bozgunculuk yapanları zaten bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    İçlerinden kimi var ki ona inanır, kimi de ona inanmaz. Rabbin bozguncuları en iyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Onlardan kimi bunu onaylar, kimi de onaylamaz. Efendin bozgunculuk yapanları daha iyi bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan kimi buna inanır, kimi de inanmaz. Rabbin bozgunculuk yapanları daha iyi bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerinden buna inanacaklar da var, inanmayacaklar da var! Rabbin o fesat çıkaranları en iyi bilendir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçlerinden buna inanacak da var, inanmıyacak da var, rabbın o müfsidlere a'lemdir

    Erhan Aktaş

    Onlardan kimi ona iman eder, kimi de ona iman etmez. Rabb'in bozgunculuk edenleri en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan kimi ona inanır, kimi de ona inanmaz. Rabb'in bozgunculuk edenleri en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan kimi ona inanır, kimi de inanmaz. Rabb'in bozgunculuk edenleri en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    Onlardan ona inananlar var ve ona inanmayanlar da vardır. Rabbin bozgunculuk çıkaranları daha iyi bilir.

    Hasan Basri Çantay

    İçlerinden ona (Kur'ana) inanan kimseler vardır, ona inanmayanlar vardır. Rabbin fesadcıları çok iyi bilendir.

    İbni Kesir

    İçlerinden kimisi buna iman eder, kimisi de iman etmez. Rabbın fesad çıkaranları daha iyi bilir.

    Mehmet Alagaş

    (37-44) Bu Kur'an Allahtan başka sınca uydurulmuş / iftira edilmiş değildir ve fakat ellerinde olanı tasdik eder ve de kitabı açıklar, Onda çelişki yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa O nu uydurdu mu? diyorlar, deki sözünüze bağlı iseniz benzer bir sûre de siz getirin ve Allah’ın dışında gücünüzün yettiği kim varsa da çağırın. Bilakis ilimlerinin yetmediğini / kuşatmadığını, nasıl sonuçlan dığı kendilerine henüz belli olmamışken yalanladılar, Böylece bunlar da onlardan öncekiler gibi yalanladılar, Zalimlerin sonu / akıbeti nasıl oluyor bir bak. Onlardan birileri inanırlar birileri de inanmazlar, Rabbin bozanları / ifsat edenleri en iyi bilendir. Eğer seni yalanlarsalar deki benim amelim banadır sizin amelleriniz de sizedir, sizler benim yaptıklarımdan uzaksınız / berisiniz bende sizin yaptıklarınızdan uzağım / beriyim . Onlardan seni işitenler var, sağırlara sen mi işittireceksin ? üstelik akletmiyorsa! Onlardan kimileri de s ana bakıyor, köre sen mi yol göstereceksin üstelikte göremiyorsa! Allah hiçbir şeyde insana zulmetmez, velakin insan kendine zulmediyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Aralarında ona (Kur'an'a) iman edenler de vardır, iman etmeyenler de. Rabbin ise fesat çıkaranları çok iyi bilir.

    Süleyman Ateş

    Onlardan kimi, ona inanır, kimi de inanmaz. Rabbin bozguncuları çok iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan kimi ona inanır, kimi de inanmaz. Rabbin bozguncuları iyi bilir.

    Şaban Britch

    Aralarında ona iman edenler de vardır; iman etmeyenler de. Rabbin ise fesat çıkaranları çok iyi bilir.

    Şaban Piriş

    Aralarında ona inananlar da vardır; inanmayanlar da, Rabbin ise bozguncuları daha iyi bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçlerinden buna inanacak var, inanmayacak var. Bozguncuları Rabbin daha iyi bilir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.