Diyanet İşleri
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.
Kâf suresi
Kâf suresi, 16. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِۦ نَفْسُهُۥ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ ٱلْوَرِيدِ
veleḳad ḫalaḳne-l'insâne vena`lemü mâ tüvesvisü bihî nefsüh. venaḥnü aḳrabü ileyhi min ḥabli-lverîd.
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şah damarından yakınlık, iki melek ve ölüm sarhoşluğu Kâf 16–19 3
(12-14) Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi, Ad ve Firavun, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.
İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler.
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.
Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.
İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.
Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" denir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. Yüce Allah, erkekleriyle kadınlarıyla insan türünü yaratanın yalnız kendisi olduğunu, onun bütün hallerini, içinden geçenleri ve nefsinin kendisine verdiği vesveseleri çok iyi bildiğini haber vermektedir.
O, insana “şah damarından daha yakın”dır. Şah damarı ise insana en yakın olan şeydir. Bu damar, boğaza çok yakın olan bir damardır. Bu ifadeler, insanın yaratıcısının gözetimi altında olduğunu, O’nun; kalbinden ve iç dünyasından haberdar olduğunu, bütün hallerinde kendisine çok yakın olduğunu bilmesini ve düşünmesini gerektirir. Öyleyse O’nun, kendisini yasakladığı bir yerde ve işte görmesinden yahut emrettiği bir yerde ve işte bulunmamasından sakınması ve utanması gerekir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ant olsun, insanı biz yarattık ve biz, nefsinin kendisine fısıldadığı düşünceleri biliriz. Biz ona kalbe bağlı olan ve boynunda bulunan damardan/şah damarından daha yakınız.
Aynı kök: وسوس (5 geçiş)
Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak,…
Aynı kök: وسوس (5 geçiş)
Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
Aynı kök: وسوس (5 geçiş)
(1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların…
Aynı kök: حبل (7 geçiş)
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…
Aynı kök: حبل (7 geçiş)
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın…
Aynı kök: حبل (7 geçiş)
Musa: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
Aynı kök: ورد (11 geçiş)
Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!
Aynı kök: ورد (11 geçiş)
Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını bilmekteyiz. Biz ona şah damarından daha yakınız. dipnot 1
Doğrusu insanı yaratan Biziz ve iç beninin ona neler fısıldadığını iyi biliriz: zira Biz insana şahdamarından daha yakınız.
Gerçek şu ki, insanı yaratan Biziz ve onun iç benliğinin ona ne fısıldadığını Biz biliriz çünkü Biz ona şah damarından daha yakınız.
Andolsun ki insanı biz yarattık. . . Ona (bilincinin oluşturduğu) nefsinin vesvese verdiği şeyi (kendini beden kabullenme fikrini) biliriz. . . Biz ona, şah damarından daha yakınız!
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.
Oysa gerçek şu ki, insanı, Biz yarattık. Benliğinin ona ne fısıldadığını da Biz biliriz. Çünkü Biz, ona, şah damarından daha yakınız.
Andolsun insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.
İnsanı biz yarattık ve onun kendi kendine neyi fısıldadığını iyi biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
İnsanı biz yarattık ve onun kendi kendine neyi fısıldadığını iyi biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
Andolsun ki, insanı Biz yarattık, nefsinin onu ne ile vesveselendirdiğini biliriz ve Biz ona habl-i verid'den (şah damarından) daha yakınız.
Hem şanıma kasem ederim ki hakıkat insanı biz yarattık ve biliriz; nefsi onu ne ile vesveselendirir ve biz ona "habl-i verid"den daha yakınızdır.
Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten dipnot 1 daha yakınız.
Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten dipnot 1 daha yakınız.
Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten dipnot 1 daha yakınız.
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
Andolsun, insanı biz yaratdık. Nefsinin ona ne vesveseler vermekde olduğunu da biliriz. (Çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız.
Andolsun ki; insanı, Biz yarattık ve nefsinin kendisine ne fısıldadığını da biliriz. Biz, ona şah damarından daha yakınız.
(16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.
Şüphesiz insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu da biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.
İnsanı biz yarattık; nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Biz ona sinir uçlarından dipnot 1 daha yakınız dipnot 2 .
İnsanı biz yarattık; içinden neler geçtiğini biliriz. Biz ona sinir uçlarından da yakınız.
Andolsun ki insanı biz yarattık. Ona, nefsinin kendisine vesvese olarak verdiği şeyleri de biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.
Andolsun ki insanı biz yarattık. Ona nefsinin ne fısıldadığını da biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.
Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biliriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız.
It was We Who created man and brought him into being and We know, what his innermost being suggests secretly to his mind and what his breast forges, and We -Our angels- are closer to him than his own neck vein.
We created man––We know what his soul whispers to him: We are closer to him than his jugular vein––
It was We Who created man, and We know what dark suggestions his soul makes to him: for We are nearer to him than (his) jugular vein.
Surely We dipnot 1 have created man, and We know the promptings of his heart, and We are nearer to him than even his jugular vein. dipnot 2
We created man and We know what his own self whispers to him. We are nearer to him than his jugular vein.
And indeed We have created man, and We know what his ownself whispers to him. And We are nearer to him than his jugular vein (by Our Knowledge).
Certainly We have created man and We know to what his soul tempts him, and We are nearer to him than his jugular vein.
We created a human being and We know what (dark) suggestions his mind makes to him. We are nearer to him than even (his) jugular vein.
We indeed created man; and We know what his soul whispers within him, and We are nearer to him than the jugular vein.
I have created man and know very well what evil thoughts he entertains inside himself. As a matter of fact, I (God) am closer than his jugular vein to man.
But we created man, and we know what his soul whispers; for we are nigher to him than his jugular vein!
We have created the human being and We know what his person whispers to him, and We are closer to him than his jugular vein.
We created man, and We know what his soul whispereth within him; and We are nearer unto him than his jugular vein.
And certainly We created man, and We know what his soul suggests to him, and We are nearer to him than his life-vein (Jugular and Carotid).
And indeed We already created man, and We know whatever his self whispers within him, and We are nearer to him than the jugular vein.
We verily created man and We know what his soul whispereth to him, and We are nearer to him than his jugular vein.
He created man and surely know what misdoubts arise in their hearts; for We are closer to him than his jugular vein.
NOW, VERILY, it is We who have created man, and We know what his innermost self whispers within him: for We are closer to him than his neck-vein.
Indeed, ˹it is˺ We ˹Who˺ created humankind and ˹fully˺ know what their souls whisper to them, and We are closer to them than ˹their˺ jugular vein.
And We have created man and We know what his soul whispers to him, and We are closer to him than his jugular vein.
We created the human, and we know what he whispers to himself. We are closer to him than his jugular vein.
And We have already created man and know what his soul whispers to him, and We are closer to him than [his] jugular vein
And We have created man; and We know what his soul whispers within him; and We are nearer to him than the jugular vein:
Now indeed, it is We Who have created man and We know the whispering that goes on within his mind (all the intricacies of his thought process), for, We are nearer to him than his Vena cava.
And indeed, We have created man, and We know what (evil) temptation his innermost self may bring to him: And We are nearer to him than (his) jugular vein.
Indeed We have created man, and We know whatever thoughts his inner self develops, and We are closer to him than (his) jugular vein,
And We have created man and We know what his soul whispers to him, and We are closer to him than his jugular vein.