Furkân suresi · 63–77. ayetler

Rahmân'ın kullarının vasıfları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Furkân suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 63. ayet. وَعِبَادُ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى ٱلْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَٰمًا

    Diyanet İşleri

    Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.

    Mehmet Okuyan

    Rahmân'ın (iyi) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürür ve o cahiller (müşrikler) onlara laf attığında ‘Selam!' diyip (geçer)ler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:41; Furkân 25:72; Kasas 28:55; Şûrâ 42:15; kâfirûn 109:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Rahman'ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bi tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında "Selam" der (geçer)ler.

    Muhammed Esed

    Rahman'ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vekar içinde yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam! derler.

    Ahmed Hulusi

    Rahman'ın kulları (Esma hakikatlerinin şuurunda olanlar) arzda (beden yaşamında) benliksiz ve şuurlu yaşarlar. . . Cahiller (hakikatten perdeliler) onlara sataştıklarında: "Selam!" derler.

    Ali Bulaç

    O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

    Ali Özek ve heyeti

    Rahmân'ın( has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler);

    Ali Rıza Safa

    Bağışlayanın kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olarak yürürler. Bilisizler kendilerine söz attıklarında; "Selam!" derler.

    Bayraktar Bayraklı

    Rahman'ın has kulları yeryüzünde vakarla yürürler. Cahil kimseler onlara laf attığında, "Selam" derler.

    Edip Yüksel

    Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Rahman'ın kulları; O kimseler ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman "Selametle!" derler;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o Rahmanın kulları: onlar ki Arzın üzerinde mülayemetle yürürler ve cahiller kendilerine laf attığı vakıt selametle... derler

    Erhan Aktaş

    Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam. dipnot 1 " derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esen kalın, bizden size zarar gelmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." dipnot 1 derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esen kalın, bizden size zarar gelmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." dipnot 1 derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esen kalın, bizden size zarar gelmez.

    Gültekin Onan

    O Rahmanın kulları, yeıyüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

    Hasan Basri Çantay

    O çok esirgeyen (Allah'ın haas) kulları, ki onlar yer (yüzün) de vekaar ve tevazu ile yürürler, kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) laflar atdığı zaman "Selam (etle" de (yib geçe) rler.

    İbni Kesir

    Rahman'ın kulları, onlardır ki; yeryüzünde mütevazi olarak yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman, selam, derler.

    Mehmet Alagaş

    (61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rahman’ın kulları, yeryüzünde vakarlı ve alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine hitap ettiklerinde onlar: “Selam!” deyip geçerler.

    Süleyman Ateş

    Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevazi olarak yürürler, cahiller kendilerine laf atarsa "Selam" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyenlerdir. Cahillik edenler onlarla konuşunca, faydalı sözler dipnot 1 söylerler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Selam sözcüğüne "faydalı sözler" anlamı vermemizin sebebi, cahillerin müminlerin yanına gelip onlarla konuşmak istemeleridir. Bu durumda onlara söylenecek selam sözü faydalı sözler olmalıdır. Bu; cahillere yani bilerek veya bilmeyerek kendini tutamayan kimselere karşı takınılacak tavırdır. Furkan 25/4-17 ve sonraki ayetlerinde, Nebimize karşı cahilce söz söyleyenlere verilen faydalı cevaplar, bizim için birer örnektir. Allah'ın ayetlerini alaya alanlara karşı takınılacak tavır ise şu ayetlerde belirtilmiştir: Nisa 4/140, En'am 6/68-69, Müminun 23/96, Fussilet 41/34.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rahmanın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyen kimselerdir. Kendini bilmezler onlara sataşınca "size selamet dipnot 1 dileriz(selamün aleyküm)." derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Selamet: Esenlik durumu, her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu (TDK Sözlük)

    Şaban Britch

    Rahman’ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise “Selam!” deyip geçerler.

    Şaban Piriş

    Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise "Selam!" deyip geçerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "selam" derler.

  2. Furkân suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 64. ayet. وَٱلَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَٰمًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar, gecelerini Rablerinin huzurunda secdeye vararak ve kıyama durarak geçirirler.

    Muhammed Esed

    Onlar ki, gecenin derinliklerinde secdeye vararak ve kıyama durarak, Rablerini anarlar.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, gecelerini Rablerine secde ederek ("yok"luklarının farkındalığıyla) ve kıyamda (varlıklarında kaim olan Kayyum'un müşahedesinde) geçirirler.

    Ali Bulaç

    Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.

    Ali Özek ve heyeti

    Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.

    Ali Rıza Safa

    Ve Efendilerine secde ederek ve ayakta durarak geceyi geçirirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Gecelerini, Rablerine secde ederek ve ayakta durarak geçirirler.

    Edip Yüksel

    Gecenin yalnızlığında Efendi'lerine secde edip düşünceye dalarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gecenin yalnızlığında Rab'lerine secde edip düşünceye dalarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve onlar ki, Rablerine secdeler, kıyamlar ederek yatarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki ya rablarına secdeler, kıyamlar ederek yatarlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, Rabb'lerinin buyruklarına tabi olmada ve yerine getirmede önlem alırlar ve özenli davranırlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete, "Onlar, gecelerini Rabb'lerine secde ve kıyam ederek geçirirler." şeklinde anlam verilmektedir. Kanaatimizce, bu doğru değildir. "Gecelenirler veya gecelerler şeklinde "yebitune" kelimesine doğrudan "gece" anlamı vermek doğru değildir. Bu kelimenin gece ile anlamsal bağı var, ancak bu bağ; önlem almada, plan yapmada, gizlilik esas olduğu için ve gizlilik içeren şeyler de mecaz olarak gece ile yani karanlık ile ilişkilendirilerek kurulmuş bir bağdır. Bir önceki ayette, cahillerle karşılaşmada gösterilecek davranışın nasıl olması gerektiğinden söz edilmişti. O ayetin devamı olarak bu ayette de özenli ve dikkatli davranmaya dikkat çekilmiştir. Kök anlamı b-y-t olan bu kelime, türevleri ile birlikte geçtiği birçok ayette mecaz anlamıyla dikkatli olmayı, önlem almayı, plan ve program yapmayı ifade etmektedir. Gecenin doğrudan kelime karşılığı L-y-l olduğu dikkate alındığında "byt" kelimesinin mecaz olarak geceyi ifade ettiği, hatta uyumak anlamına geldiği söylenebilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Rabblerinin buyruklarına tabi olmada ve yerine getirmede önlem alırlar ve özenli davranırlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete, "Onlar, gecelerini Rabb'lerine secde ve kıyam ederek geçirirler." şeklinde anlam verilmektedir. Kanaatimizce, bu doğru değildir. "Gecelenirler veya gecelerler şeklinde "yebitune" sözcüğüne doğrudan "gece" anlamı vermek doğru değildir. Bu sözcüğün gece ile anlamsal bağı var, ancak bu bağ; önlem almada, plan yapmada, gizlilik esas olduğu için ve gizlilik içeren şeyler de mecaz olarak gece ile yani karanlık ile ilişkilendirilerek kurulmuş bir bağdır. Bir önceki ayette, cahillerle karşılaşmada gösterilecek davranışın nasıl olması gerektiğinden söz edilmişti. O ayetin devamı olarak bu ayette de özenli ve dikkatli davranmaya dikkat çekilmiştir. Kök anlamı b-y-t olan bu sözcük, türevleri ile birlikte geçtiği birçok ayette mecaz anlamıyla dikkatli olmayı, önlem almayı, plan ve program yapmayı ifade etmektedir. Gecenin doğrudan sözcük karşılığı L-y-l olduğu dikkate alındığında "byt" sözcüğünün mecaz olarak geceyi ifade ettiği, hatta uyumak anlamına geldiği söylenebilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Rabb'lerinin buyruklarına tabi olmada ve yerine getirmede önlem alırlar ve özenli davranırlar. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete, "Onlar, gecelerini Rabb'lerine secde ve kıyam ederek geçirirler." şeklinde anlam verilmektedir. Kanaatimizce, bu doğru değildir. "Gecelenirler veya gecelerler şeklinde "yebitune" sözcüğüne doğrudan "gece" anlamı vermek doğru değildir. Bu sözcüğün gece ile anlamsal bağı var, ancak bu bağ; önlem almada, plan yapmada, gizlilik esas olduğu için ve gizlilik içeren şeyler de mecaz olarak gece ile yani karanlık ile ilişkilendirilerek kurulmuş bir bağdır. Bir önceki ayette, cahillerle karşılaşmada gösterilecek davranışın nasıl olması gerektiğinden söz edilmişti. O ayetin devamı olarak bu ayette de, özenli ve dikkatli davranmaya dikkat çekilmiştir. Kök anlamı b-y-t olan bu sözcük, türevleri ile birlikte geçtiği birçok ayette mecaz anlamıyla dikkatli olmayı, önlem almayı, plan ve program yapmayı ifade etmektedir. Gecenin doğrudan sözcük karşılığı L-y-l ‘ olduğu dikkate alındığında "byt" sözcüğünün mecaz olarak geceyi ifade ettiği, hatta uyumak anlamına geldiği söylenebilir.

    Gültekin Onan

    Onlar rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ki gecelerini Rableri için secdekarlar ve kaaimler olarak geçirirler.

    İbni Kesir

    Onlar ki; Rabbları için secdeye vararak ve kıyama durarak gecelerler.

    Mehmet Alagaş

    (61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.

    Süleyman Ateş

    Gecelerini Rablerine secde ederek, Onun divanında durarak geçirirler:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceleri Rablerine secde eder ve kıyama dururlar.[]

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [] İlgili ayetler şöyledir: "Geceleri az uyurlar.Seher vakitlerinde bağışlanma dilerler." (Zariyat 51/17-18)Bunlar kendilerini yataklarından kaldırır, korku ve umutla Rablerine yalvarırlar.(Secde 32/16)

    Şaban Britch

    Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.

    Şaban Piriş

    Onlar, gecelerini Rab'lerine secde ederek ve kıyama durarak geçirirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Geceleri, Rableri huzurunda secde ederek, ayakta durarak geçirirler.

  3. Furkân suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 65. ayet. وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!"

    Mehmet Okuyan

    Şöyle derler: "Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzak tut! Şüphesiz ki onun azabı sargındır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlar "Rabbimiz" derler, "Cehennem azabını bizden uzak eyle! Çünkü onun azabı oldum olası pek zorlayıcı, pek şedittir.

    Muhammed Esed

    Ve onlar ki, "Ey Rabbimiz!" derler, "Cehennem azabını bizden uzaklaştır; çünkü onun çektireceği azap, gerçekten, pek korkunç, pek yaralayıcı olacaktır;

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki: "Rabbimiz. . . Cehennem yanışını bizden sav! Muhakkak ki onun yakışı insanın yakasını bırakmaz!" derler.

    Ali Bulaç

    Onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır)" derler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve şöyle derler: Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, şöyle derler: "Efendimiz! Cehennem cezasını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz, onun cezası, sürekli bir beladır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. Doğrusu onun azabı devamlıdır."

    Edip Yüksel

    Ve onlar şöyle derler, "Efendimiz, cehennem cezasını bizden çevir. Onun cezası korkunçtur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onlar şöyle derler, 'Rabbimiz, cehennem cezasını bizden çevir. Onun cezası korkunçtur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz, cehennem azabını bizden sav(uştur)! Gerçekten onun azabı defedilemez bir beladır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki ya rabbena, derler, sav bizlerden Cehennem azabını, cidden onun azabı belayi mübremdir

    Erhan Aktaş

    Onlar: "Rabbimiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar: "Rabbimiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar: "Rabb'imiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler.

    Gültekin Onan

    Onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz biz borç (veya sürekli bir acıdır)" derler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ki: "Ey Rabbimiz, derler, bizden cehennem azabını sav. Gerçek onun azabı daimi bir helaledir".

    İbni Kesir

    Ve onlar ki: Rabbımız, bizden cehennem azabını uzaklaştır. Doğrusu cehennem in azabı sürekli ve acıdır, derler.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar: "Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı süreklidir." derler.

    Süleyman Ateş

    "Rabbimiz, cehennemin azabını bizden uzaklaştır, doğrusu onun azabı sargındır" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar şöyle derler: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden sav! Onun azabı bitmek bilmeyen bir sıkıntıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar şöyle derler: "Ey Sahibimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Onun azabı çekilmezdir.

    Şaban Britch

    Onlar: Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı süreklidir, derler.

    Şaban Piriş

    Onlar: -Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzaklaştır, çünkü onun azabı süreklidir, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut. Doğrusu, onun azabı inatçı ve yapışkandır."

  4. Furkân suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 66. ayet. إِنَّهَا سَآءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası."

    Mehmet Okuyan

    Orası ne kötü bir konaklama yeri ve makamdır!"

    Mustafa İslamoğlu

    Gerçekten de o ne kötü bir ikametgah, ne fena bir makamdır.

    Muhammed Esed

    gerçekten, o ne kötü bir yer, o ne kötü bir durak!"

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki o yanma durağı ve makamı çok kötüdür!"

    Ali Bulaç

    "Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir."

    Ali Özek ve heyeti

    Orası cidden ne kötü bir yerleşme ve ikamet yeridir!

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, kötü bir durak yeri ve kötü bir dinlenme yeridir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçekten, orası ne kötü bir yer ve ne kötü bir duraktır!

    Edip Yüksel

    "O kötü bir durak ve kötü bir yerdir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O kötü bir durak ve kötü bir yerdir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten o ne kötü durulacak bir yer; ne kötü bir ikametgah!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Filhakıka o ne kötü makarr, ne kötü makam

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.

    Gültekin Onan

    "Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir."

    Hasan Basri Çantay

    "Hakıykat o, ne kötü bir karargah ve ikaametgahdır".

    İbni Kesir

    Muhakkak ki o, ne kötü bir karargah ve konaklama yeridir.

    Mehmet Alagaş

    (61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orası ne kötü bir karar kılma/durak ve yerleşme yeridir.

    Süleyman Ateş

    "Orası ne kötü bir karargah ve ne kötü bir makamdır!"

    Süleymaniye Vakfı

    Orası ne kötü yerleşme ve kalma yeridir!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orası o ne kötü kalma yeri, ne kötü yerleşme yeridir.

    Şaban Britch

    Orası ne kötü bir karar kılma ve yerleşme yeridir.

    Şaban Piriş

    Orası ne kötü bir karargah ve konaklama yeridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ne kötü bir durak yeridir o, ne kötü bir dinlenme yeri!

  5. Furkân suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 67. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُوا۟ لَمْ يُسْرِفُوا۟ وَلَمْ يَقْتُرُوا۟ وَكَانَ بَيْنَ ذَٰلِكَ قَوَامًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.

    Mehmet Okuyan

    Onlar infak ettikleri zaman israf da etmezler, cimrilik de yapmazlar; ikisi arasında orta bir yol tutarlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Saçıp savurmak" kişiyi savurduğu şeylere bir süre sonra muhtaç duruma düşürebilir. Benzer mesajlar: İsrâ 17:27, 29.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlar ki, infak ettikleri zaman ne düşüncesizce saçıp savururlar ne de pintilik ederler; zaten bu ikisi arasındaki bir yol dengeli bir tavırdır.

    Muhammed Esed

    Ve onlar ki, başkaları için harcadıkları zaman, ne saçıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar; bu ikisi arasında her zaman bir orta yol bulunduğunu (bilirler).

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, karşılıksız bağışta israf etmezler, cimrilik de etmezler. . . İkisi arasında ölçülü ve hakkaniyetlidirler.

    Ali Bulaç

    Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.

    Ali Özek ve heyeti

    (O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.

    Ali Rıza Safa

    Yardımlaşmak amacıyla paylaştıklarında, savurganlık ve cimrilik yapmazlar; ikisi arasında denge kurarlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar mallarını harcadıklarında israfa gitmezler, cimrilik de yapmazlar. Bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar.

    Edip Yüksel

    Onlar verirken savurganlık ve cimrilik yapmaz, ikisi arasında dengeli harcarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar verirken savurganlık ve cimrilik yapmaz, ikisi arasında dengeli harcarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, harcadıkları vakit israf etmezler, pintilik de yapmazlar; ikisi arasında dengeli giderler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki infak ettikleri vakıt israf etmezler, hısset de yapmazlar, ikisi arası denk giderler

    Erhan Aktaş

    Onlar, infak dipnot 1 ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Harcadıkları.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, infak dipnot 1 ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Harcadıkları.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, harcadıkları zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.

    Gültekin Onan

    Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları) ikisi arasında orta bir yoldur.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ki harcadıkları vakit ne israf, ne de sıkılık yapmazlar; (harcamaları) ikisi arası ortalama olur.

    İbni Kesir

    Onlar ki; infak ettikleri zaman, ne israf ederler, ne de cimrilik. İkisi arasında orta bir yol tutarlar.

    Mehmet Alagaş

    (61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve onlar ki mallarını infak ettiklerinde israf da etmezler, cimrilik de etmezler. Bunun arasında orta bir yol tutarlar.

    Süleyman Ateş

    Ve harcadıkları zaman, ne israf ederler ne de cimrilik ederler; harcamaları, bu ikisinin arasında dengeli olur.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar; harcama yaparken dipnot 1 savurganlık etmezler, cimrilik de yapmazlar. İkisinin arası bir yol tutarlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Harcama yaparken" anlamı verdiğimiz sözcük "infak"tır. İnfak hem kendisi ve ailesi için yapılan harcamaları hem de iyilik için başkasına yapılan harcamaları kapsar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rahmanın kulları, harcadıkları zaman ne savurganlık yapar ne de cimrilik ederler. Harcamaları ikisinin arasında olur.

    Şaban Britch

    Onlar, harcadıkları zaman, israf etmedikleri gibi, cimrilik de etmezler. İkisi arasında orta olanı yaparlar.

    Şaban Piriş

    Onlar, harcadıkları zaman, israf etmedikleri gibi, cimrilik de etmezler. İkisi arasında doğru olanı yaparlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar harcadıkları zaman ne savurganlığa saparlar ne de cimrilik ederler. O ikisi arasında bir dengededir bu.

  6. Furkân suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 68. ayet. وَٱلَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ يَلْقَ أَثَامًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.

    Mehmet Okuyan

    (68, 69) Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar; Allah'ın haram (saygın) kıldığı cana haksız yere kıymazlar; zina yapmazlar. Bunu yapan kişi, kıyamet günü azabı katlanan ve içinde alçaltılmış olarak ebedî kalacağı bir ceza ile karşılaşacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar ki: Allah'la beraber bir başka ilaha yalvarıp yakarmazlar; meşru ve haklı bir gerekçeye dayanmaksızın Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar; zina da etmezler!Zira, her kim bunları yaparsa günaha batmış olur.

    Muhammed Esed

    Ve onlar ki, Allah'la beraber, asla birtakım düzmece tanrılara yalvarıp yakarmazlar; ve hukuki bir gerekçe olmadıkça Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar ve zina etmezler. Çünkü (bilirler ki,) bunlardan herhangi birini işleyen kimse, bir kötülüğe bulaşmış olmakla (kalmayacak),

    Ahmed Hulusi

    Ki onlar, Allah yanı sıra tanrıya yönelmezler; hakkaniyet (kısas) dışında Allah'ın haram kıldığı canı katletmezler ve zina yapmazlar. . . Kim onu yaparsa sonucunu yaşar!

    Ali Bulaç

    Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah'a tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilâha yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahı ( nın cezasını) bulur;

    Ali Rıza Safa

    Allah ile birlikte başka tanrılara da yakarışlarda bulunmazlar. Allah'ın dokunulmaz yaptığı cana haksız yere kıymazlar. Zina da yapmazlar. Kim bunları yaparsa, suçunun karşılığını alacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, Allah ile birlikte başka bir tanrıya kulluk etmezler. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymazlar. Zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur.

    Edip Yüksel

    Onlar, ALLAH ile birlikte başka tanrılar çağırmazlar; ALLAH'ın yasakladığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Bunları işleyen, günahların faturasını öder.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, ALLAH ile birlikte başka tanrılar çağırmazlar; ALLAH'ın yasakladığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Bunları işleyen, günahların faturasını öder.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya dua etmezler; Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina da etmezler; kim bunları yaparsa ağır bir cezaya çarpılır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki Allahın beraberinde diğer bir tanrıya dua etmezler, Allahın haram kıldığı nefsi haksız katleylemezler ve zina yapmazlar, her kim de bunları yaparsa ağır cezaya çarpar

    Erhan Aktaş

    Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah işlemiş olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah işlemiş olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günaha bulaşmış olur.

    Gültekin Onan

    Ve onlar, Tanrı ile beraber başka bir tanrıya tapmazlar. Tanrı'nın haram kıldığı canı haksız yere öldümezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ki Allahın yanına başka bir Tanrı daha (katıb) tapmazlar. Allahın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina etmezler. Kim bunlar (dan birini) yaparsa cezaya çarpar.

    İbni Kesir

    Onlar ki; Allah ile beraber başka bir tanrıya tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa, cezaya çarpar.

    Mehmet Alagaş

    (61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar ki, Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etmezler. Hak ile olması dışında, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı nefsi de öldürmezler. Zina da etmezler. Kim bunları işlerse cezaları ile karşılaşır.

    Süleyman Ateş

    Ve onlar Allah ile beraber başka tanrıya yalvarmazlar. Allah'ın haram ettiği canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, Allah ile beraber başka bir ilahı yardıma çağırmazlar dipnot 1 . Allah'ın dokunulmaz kıldığı bir canı haklı bir sebep olması dışında dipnot 2 öldürmezler; zina da etmezler. Kim bunları yaparsa işlediği suçun cezasını bulur dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Haklı sebepler; kısas (Bakara 2/178), savaşta vuruşma anı (Muhammed 47/4) ve terör (Maide 5/33) suçlarının cezasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      <em> </em>Ayette esam şeklinde geçen (إِثْمَ) ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Adam öldürenler kısas (Bakara 2/179), zina edenler de 100 kırbaç cezası (Nur 24/2) ile cezalandırılırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, Allah ile beraber başka bir ilahı yardıma çağırmazlar. (Kur'an'ın) Haklı (saydığı) bir sebep dipnot 1 yoksa Allah'ın dokunulmaz kıldığı canı öldürmezler; zina da etmezler. Kim bunları yaparsa doğal yapısından uzaklaşma cezasına çarptırılır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar kısas (Bkz. Bakara 2/178), savaşta vuruşma anı (Bkz. Muhammed 47/4) ve terör (Bkz. Maide 5/33) suçlarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette esam şeklinde geçen  إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredat). Adam öldürenler  ayrıca kısas (Bkz. Bakara 2/179) ve zina edenler de 100 kırbaç ceza (Bkz. Nur 24/2) ile cezalandırılırlar.

    Şaban Britch

    Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır cezaya uğrar.

    Şaban Piriş

    Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır cezaya uğrar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar Allah'ın yanında bir başka ilaha yakarmazlar/davet etmezler. Allah'ın saygıya layık kıldığı canı haksız yere almazlar. Zina etmezler. Bunları yapan cezaya çarpılır.

  7. Furkân suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 69. ayet. يُضَٰعَفْ لَهُ ٱلْعَذَابُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِۦ مُهَانًا

    Diyanet İşleri

    Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır.

    Mehmet Okuyan

    (68, 69) Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar; Allah'ın haram (saygın) kıldığı cana haksız yere kıymazlar; zina yapmazlar. Bunu yapan kişi, kıyamet günü azabı katlanan ve içinde alçaltılmış olarak ebedî kalacağı bir ceza ile karşılaşacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kıyamet Günü'nde onun terkedilmişlik acısı da kat kat olur ve orada onursuzca (tek başına) kalakalır.

    Muhammed Esed

    (fakat) Kıyamet Günü'nde böyle birinin çekeceği azap kat kat artacak ve o Gün aşağılık bir durumda kalakalacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Kıyamet sürecinde yanma onun için katlanır ve onun içinde muhan (kendi başına bırakılmış, tard edilmiş, zelil) halde sonsuza dek kalır.

    Ali Bulaç

    Kıyamet günü, azab ona kat kat arttırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kıyamet günü azabı kat kat arttırılır ve onda (azapta) alçaltılmış olarak devamlı kalır.

    Ali Rıza Safa

    Onun cezası, Yeniden Yaratılış Günü'nde katlanarak artırılır ve aşağılanmış olarak sürekli orada kalır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kıyamet günü onun azabı kat kat arttırılır. Orada horlanmış olarak çok uzun süreli kalacaktır.

    Edip Yüksel

    Diriliş günü cezaları katlanır ve horlanmış olarak orada ebedi kalırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diriliş günü cezaları katlanır ve horlanmış olarak orada ebedi kalırlar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kıyamet günü azabı katlanır ve orada ebediyyen hor ve hakir olarak kalır;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kıyamet günü ona azab katlanır ve onda muhakkar, muhalled kalır

    Erhan Aktaş

    Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.

    Gültekin Onan

    Kıyamet günü, azab ona kat kat arttırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.

    Hasan Basri Çantay

    Kıyamet günü de azabı katmerleşir ve o (azabın) içinde hor ve hakir ebedi bırakılır.

    İbni Kesir

    Kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılarak temelli bırakılır.

    Mehmet Alagaş

    (61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.

    Süleyman Ateş

    Kıyamet günü onun için azab kat kat yapılır ve o azab'ın içinde hor ve hakir olarak kalır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kıyamet günü dipnot 1 azabı ikiye katlanır dipnot 2 . O azabın içinde alçaltılmış olarak sürekli kalır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet günü, yeniden dirilişle başlayıp sonsuza kadar devam eden zamandır (A'raf 7/32).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala şöyle buyurur: "Bir iyilikle gelene onun on katı verilir. Bir kötülükle gelen ise sadece dengi ile cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar." (En'am 6/160) Herkes önce yaptığının karşılığını görür sonra onun dengiyle cezalandırılır. Böylece ceza ikiye katlanmış olur. Ahirette ceza görmemek için tövbe gerekir (Nisa 4/110).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Mezardan) kalkış günü onun cezası ikiye katlanır dipnot 1 . Sürekli itibarsızlık içinde kalır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim affeder ve arayı düzeltirse onun ödülü Allah'a aittir. Allah yanlış davrananları sevmez." (Bkz. Şura 42/40) Her suçun ahiret boyutu da vardır. Ahirette ceza görmemek için tevbe gerekir. Allah Teala şöyle buyurur:(وَمَنْ يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللَّهَ يَجِدِ اللَّهَ غَفُورًا رَحِيمًا.) "Kim bir kötülük işler veya kendini kötü duruma sokar, sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, görür ki Allah'ın bağışlaması çok, ikramı boldur." (Bkz. Nisa 4/110)

    Şaban Britch

    Kıyamet günü, onun azabı kat kat arttırılır ve zillet içinde hep orada kalırlar.

    Şaban Piriş

    Kıyamet günü, onun azabı kat kat ve zillet içinde hep orada kalırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kıyamet günü azap kendisi için katkat artırılır da hor ve ezik halde onun içinde sürekli kalır.

  8. Furkân suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 70. ayet. إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَٰلِحًا فَأُو۟لَٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَٰتٍ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Ancak iman eden ve iyi iş(ler) yapıp (O'na) yönelenlerin kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Hûd 11:114. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ancak kim tevbe eder, (yürekten) inanır ve sorumlu davranırsa, Allah işte böylelerinin kötü gidişatını iyi gidişata tebdil edecektir: hem zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Şu kadar ki, pişman olup doğru yola dönen, inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan kimseler bunun dışındadır; bundan ötürü, (önceki) kötü hallerini Allah'ın iyi hallere dönüştürdüğü kimseler işte böyleleridir; çünkü Allah çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ancak tövbe eden, iman eden ve imanın gereğini uygulayan müstesna! Allah, onların kötülüklerini iyi niteliklere dönüştürür. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Pişmanlık gösterenler, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar başkadır. Allah, onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak tövbe eden, inanan ve yararlı iş yapanlar hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklerle değiştirecektir. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Ancak gerçeği onaylayıp erdemli bir yaşam sürenler hariç. ALLAH onların günahlarını iyiliklere çevirir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak inanıp erdemli bir yaşam sürenler hariç. ALLAH onların günahlarını iyiliklere çevirir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ancak tevbe ve iman edip, iyi amel işleyenler başka; çünkü bunların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Ve Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak tevbe ve iyman edip salih bir amel işleyenler başka, çünkü bunların seyyiatını Allah hasenata tebdil eder ve Allah gafur, rahim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ancak tevbe eden, iman edip salihat yapanlar hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak tevbe eden, iman edip salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak tövbe eden, iman edip salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Ancak tevbe eden, inanan ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Tanrı iyiliklere çevirir. Tanrı, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Meğer ki (şirkden) tevbe ve iman edib iyi amel (ve hareket) de bulunan kimseler ola. İşte Allah bunların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ancak tevbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin; Allah, işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Ve Allah; Gafur ve Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler, Allah bunların günahlarını sevaba/iyiliğe çevirir. Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Ancak tevbe edip inanan ve faydalı bir iş yapanlar, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere değiştirecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama kim tövbe eder /dönüş yapar, inanıp güvenir ve iyi işler yaparsa, Allah işte onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Taha 20/82. Bu ayetin Tevrat'taki benzeri şöyledir: "Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır. Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma uyar, adil ve doğru olanı yaparsa, (ahirette) kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir. İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır. Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır." (
      Hezekiel 18/20-22 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Hezekiel 18:20

      Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ancak dönüş yapan(tevbe), inanıp güvenen ve iyi iş yapan başka. Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah bağışlar, ikram eder. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      20) Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır. 21) "Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma uyar, adil ve doğru olanı yaparsa, kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir. 22) İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır. Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır. HEZEKİEL 18. BÖLÜM

    Şaban Britch

    Ancak tevbe edip, iman eden ve salih amel yapanlar, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Ancak tevbe edip, iman eden ve doğruları yapanlar, Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tövbe ederek inanan ve barışa yönelik iyi bir iş yapan müstesna. Allah, böylelerinin kötülüklerini güzelliğe dönüştürür. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

  9. Furkân suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 71. ayet. وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَإِنَّهُۥ يَتُوبُ إِلَى ٱللَّهِ مَتَابًا

    Diyanet İşleri

    Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.

    Mehmet Okuyan

    (O'na) yönelip iyi iş(ler) yapan kişi Allah'a tam yönelmiş olur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki ayetlerde sayılan günahları yapanlar eğer tevbe ederlerse Yüce Allah'a yapılacak tevbenin yani yönelişin önünde hiçbir engelin olmadığı bu iki ayette ifade edilmektedir. Tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:89, dipnot 8.

    Mustafa İslamoğlu

    Kaldı ki her kim tevbe eder ve sorumlu davranırsa, işte sadece böyleleri Allah'a gereği gibi yönelmiş sayılacaktır.

    Muhammed Esed

    Zaten kim ki tevbe eder ve (sonra da) dürüstçe, erdemlice davranırsa, gereği üzere Allah'a yönelen işte odur.

    Ahmed Hulusi

    Kim tövbe edip salih amel işlerse, muhakkak ki o tövbesi gerçekleşmiş olarak Allah'a döner.

    Ali Bulaç

    Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim tevbe edip salih amel işlerse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

    Ali Rıza Safa

    Kim pişmanlık gösterir, erdemli edimler yaparsa, kuşkusuz, pişmanlığı kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim tövbe eder ve yararlı iş yaparsa bilsin ki onun tövbesi kesinlikle Allah'a ulaşacaktır.

    Edip Yüksel

    Tövbe edip iyi davrananlar ise ALLAH'a gereği gibi dönmüş olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tevbe edip iyi davrananlar ise ALLAH'a gereği gibi dönmüş olur

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve her kim tevbe edip iyi davranışta bulunursa, muhakkak o tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve her kim tevbe edip de salah ile çalışırsa o muhakkak Allaha makbul olarak döner

    Erhan Aktaş

    Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim tövbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.

    Gültekin Onan

    Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Tanrı'ya döner.

    Hasan Basri Çantay

    Kim (günahlardan) tevbe (ve rücu') eder, güzel amel (ve hareket) de de bulunursa muhakkak o, Allaha — tevbesi makbul ve (Allahın) rızasına erişmiş olarak — döner.

    İbni Kesir

    Kim de tevbe edip salih amel işlerse; şüphesiz ki o, Allah'a tevbesi kabul edilmiş olarak döner.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim de tevbe eder ve salih amel işlerse; işte o, Allah’a tevbesi kabul edilmiş olarak döner.

    Süleyman Ateş

    Kim tevbe eder ve faydalı iş yaparsa o, makbul bir kimse olarak Allah'a döner.

    Süleymaniye Vakfı

    Çünkü kim tövbe eder ve iyi işler yaparsa Allah'a, gerçek anlamda dönüş yapmış olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim dönüş yapıp iyi iş yaparsa gerçekten Allah tevbesini kabul etmiş olur.

    Şaban Britch

    Kim tevbe eder ve salih amel yaparsa, O, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner

    Şaban Piriş

    Kim tevbe eder ve doğruları yaparsa, O, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim tövbe edip hayra ve barışa yönelik iş yaparsa, hiç kuşkusuz tövbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

  10. Furkân suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 72. ayet. وَٱلَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا۟ بِٱللَّغْوِ مَرُّوا۟ كِرَامًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    (Rahmân'ın kulları), yalana şahitlik etmez; dipnot 1 boş şeylerle karşılaştıklarında onurlu bir şekilde geçip giderler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette verilmek istenen mesaj "yalancı şahitlik"le ilgilidir. "Yalan şahitlik", toplumların hayatında çok önemli bir yıkım nedenidir. Bu nedenle doğru şahitlik yapmak bir hassasiyet ve duyarlılık konusudur. Yalan şahitlik, adaletin yok olmasına veya adaletin gerçekleşmemesine sebep olmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:41; Furkân 25:63; Kasas 28:55; Şûrâ 42:15; kâfirûn 109:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar ki: yalan ve sahte olandan şahitlik etmezler; yararsız ve anlamsız olan şeylerle karşılaştıklarında vakarla geçip giderler.

    Muhammed Esed

    Onlar ki, yalan ve asılsız olandan yana şehadet etmezler; boş ve anlamsız şeylerle (uğraşan kimselere) rastladıkları zaman yanlarından vekarla geçip giderler.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, yalana, aslı olmayan şeye şahitlik yapmazlar. . . Boş sözlere, dedi-koduya rastladıklarında da (onlara katılmayıp) onurlu olarak geçip giderler.

    Ali Bulaç

    Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    (O kullar), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, yalana tanıklık etmezler. Boş sözlerle karşılaştıklarında, ağırbaşlı olarak geçip giderler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar yalan yere şahitlik etmezler, lüzumsuz şeylere rastladıklarında katılmayıp, onurlu bir şekilde geçip giderler.

    Edip Yüksel

    Onlar yalan tanıklıkta bulunmazlar. Boş sözlerle karşılaştıklarında önemsemeyip geçerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar yalan tanıklıkta bulunmazlar. Boş sözlerle karşılaştıklarında önemsemeyip geçerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, yalana şahitlik etmezler, anlamsız, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar içinde geçer (gider)ler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki yalana şahid olmazlar ve lağve rastgeldikleri vakıt kerimane geçerler

    Erhan Aktaş

    Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ki yalan şahidlik etmezler, boş ve kötü lakırdıya rastladıkları vakit şerefli (insanlar) olarak (ondan yüz çevirib) geçerler.

    İbni Kesir

    Onlar ki; yalan yere şehadet etmezler. Boş ve kötü lakırdıya rastladıkları zaman, yüz çevirip vakarla geçerler.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar yalancı şahitlik etmezler ve yararsız bir şeye rastladıklarında onurlu bir şekilde (yüz çevirip) geçerler.

    Süleyman Ateş

    Onlar yalan ve boş sözün yanında bulunmazlar, boş söze rastladıklarında vekar ile (oradan) geçip giderler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rahmanın kulları, yalana şahitlik etmezler, boş sözlerin olduğu yerlerden hiç oralı olamadan geçerler,

    Şaban Britch

    Onlar, yalancı şahitlik etmezler. Boş sözlerle karşılaştıklarında (oradan yüz çevirip) giderler.

    Şaban Piriş

    Onlar, yalancı şahitlik etmezler. Boş ve kötü bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakarla geçip giderler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar yalana tanıklık etmezler/yalan söze kulak vermezler. Boş lakırdıya rastladıklarında soylu bir tavırla geçip giderler.

  11. Furkân suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 73. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا۟ عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, kendilerine Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında ise onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçek müminler Yüce Allah'tan gelen mesajlara karşı duyarlı ve bilinçli davranırlar; onu anlamak için derin bir istek ve arzu gösterirler; onu can kulağıyla dinlerler; açık bir zihinle onu kavramaya çalışırlar. Genelde insanlar, ilâhî mesaja sadece yüzeysel bir heves ve heyecanla yaklaşır, görüntüyü kurtarmak için onun üzerine kapaklanır; ancak gerçekte mesajı anlamak için en küçük bir çaba sarf etmezler. Sonunda münafıklar veya onlara benzeyenler gibi Kur'an'ın mesajı hakkında kör ve sağır kalırlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine onlar: Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, sağırlar ve körler gibi (dinleyip anlamadan) üzerine üşüşmezler.

    Muhammed Esed

    Ve onlar ki, kendilerine Rablerinin mesajları hatırlatıldığı zaman, körler(in) ve sağırlar(ın yaptığı) (gibi) (düşünüp anlamadan) onların üzerine üşüşmezler.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki Rablerinin, varlıklarındaki işaretleri (hakikatleri) hatırlatıldıklarında, (o hakikate karşı) sağır ve kör kalmazlar!

    Ali Bulaç

    Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar,

    Ali Rıza Safa

    Ve Efendilerinin ayetleri onlara hatırlatıldığında, kör ve sağır kesilmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabblerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, kulaklarını kapatarak ve gözlerini yumarak onları görmezlikten gelmezler.

    Edip Yüksel

    Kendilerine Efendi'lerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine Rab'lerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki Rablerinin ayetleri hatırlatılınca, kör ve sağır üstüne yıkılıp yatmazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki rablarının ayetleriyle va'z-u nasıhat edildikleri zaman üstüne kör, sağır yıkılıp yatmazlar

    Erhan Aktaş

    Onlara, Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, Rabb'lerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.

    Gültekin Onan

    Onlar, kendilerine rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ki kendilerine Rabbinin ayetleri okunduğu (yahud onlara va'z ve nasıyhat edildiği) zaman bunlara karşı (münafıklar gibi) kör ve sağır (yıkılıb) düşmezler.

    İbni Kesir

    Onlar ki; kendilerine Rabblarının ayetleri hatırlatıldığı vakit, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar ki, Rablerinin âyetleriyle kendilerine öğüt verildiği zaman buna karşı sağır ve kör kimseler olarak yüzleri üzere yıkılıp yatmazlar.

    Süleyman Ateş

    Ve kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Sahiplerinin ayetleri hatırlatılınca görmezlikten ve duymazlıktan gelerek üstüne yatmazlar.

    Şaban Britch

    Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.

    Şaban Piriş

    Rab'lerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, kör ve sağırlar gibi onlar üzerine kapanmazlar.

  12. Furkân suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 74. ayet. وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَٰجِنَا وَذُرِّيَّٰتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَٱجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Eşlerimizden ve nesillerimizden bize gözler aydınlığı ver dipnot 1 ve bizi muttakîlere (duyarlı olanlara) önder kıl!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin ilk cümlesi iki şekilde anlaşılabilir: İlki şöyledir: "Rabbimiz, eşlerimiz ve çocuklarımız nedeniyle bize göz aydınlığı (ödüller) ver!" ikincisi de şu şekildedir: "Rabbimiz, eşlerimiz ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı ver."

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlar derler ki: "Rabbimiz! Bize göz aydınlığı olacak eşler ve nesiller ver ve bizi muttakilere önder eyle!"

    Muhammed Esed

    Ve onlar ki, "Ey Rabbimiz!" diye niyaz ederler, "Bize göz nuru olacak eşler ve çocuklar bahşet; bizi Sana karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için örnek ve öncü yap!"

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki: "Rabbimiz. . . Eşlerimizden (veya bedenlerimizden) ve evlatlarımızdan (bedeni çalışmalarımızın semeresinden) göz aydınlığı (cennet yaşamını) oluşturacakları bize ihsan et; bizi, korunmak isteyenlere uyulası önder kıl" derler.

    Ali Bulaç

    Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl," diyenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ve o kullar): «Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!» derler.

    Ali Rıza Safa

    Yakarışlarını, şöyle yaparlar: "Efendimiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla ve sorumluluk bilinci taşıyanlara bizi öncü yap!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler, çocuklar bağışla ve bizi, Allah'a saygılı olanlara önder yap!" derler.

    Edip Yüksel

    Onlar ki "Efendimiz, eşlerimizi, çocuklarımızı bizim için bir mutluluk kaynağı yap ve bizi önde giden erdemlilerden kıl" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki, 'Rabbimiz, eşlerimizi, çocuklarımızı bizim için bir mutluluk kaynağı yap ve bizi önde giden erdemlilerden kıl,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz, lütfunla bizlere eşlerimizden, çocuklarımızdan göz aydınlıkları ihsan buyur ve bizi takva sahiplerine önder kıl!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki ya rabbena! lutfunla bizlere zevcelerimizden, zürriyyetlerimizden gözler süruru ihsan buyur ve bizi müttekıylere pişüva kıl derler

    Erhan Aktaş

    Ve onlar, "Rabb'imiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder yap!" derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onlar, "Rabbimiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder yap!" derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onlar, "Rabb'imiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine dipnot 1 önder yap!" derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözler aydınlığı olacak (çocuk)lar armağan et ve bizi takva sahiplerine imam kıl" diyenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar ki "Ey Rabbimiz, derler bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözler (imizin) bebeği olacak (saalik insanlar) ihsan et. Bizi takvaa saahiblerine rehber kıl".

    İbni Kesir

    Onlar ki; Rabbımız, eşlerimiz ve çocuklarımız hususunda gözümüzü aydın kıl, bizi müttakilere imam yap, derler.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar: “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!” diyenlerdir.

    Süleyman Ateş

    Ve: "Rabbimiz, bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lutfeyle ve bizi korunanlara önder yap!" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Bize gözümüzü gönlümüzü aydınlatan eşler ve evlatlar ver. Bizi müttakilere /yanlışlardan sakınanlara önder yap dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müttaki, kendini koruyandır (Lisan). Allah'ın dini fıtrat, yani doğal yapıya koyduğu kanun ve kurallar bütünü olduğu (Rum 30/30) için müttaki, fıtratını koruyan, yanlış yapmaktan sakınan kişidir (Bakara 2/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar şöyle dua ederler: "Sahibimiz! Bize göz bebeği eşler ve göz bebeği evlatlar ver. Bizi kendini koruyanların başında(önder,rehber) eyle",

    Şaban Britch

    Onlar, Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine imam/önder kıl! derler.

    Şaban Piriş

    Onlar: -Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan gözlerimizi aydın kılacak (iyi çocuklar) bağışla! Bizi takva sahiplerine öncü yap! derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı bağışla. Bizi takvaya sarılanlara önder kıl."

  13. Furkân suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 75. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ ٱلْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَٰمًا

    Diyanet İşleri

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennette) yüksek bir makamla dipnot 1 ödüllendirilecekler, orada esenlik ve selam ile karşılanacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [el-ğurfeh] kelimesi cennetteki "bir köşk", "özel donanımlı bir oda" anlamına gelmektedir. Anlaşılıyor ki burada sayılan 15 özelliği hayatında uygulayan duyarlı insanlar için cennette özel bir mekân ve makam hazırlanmış olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böyleleridir zorluklara göğüs germeleri sebebiyle cennet köşkleriyle ödüllendirilecek kimseler; hem oraya esenlik ve hayat bahşeden tarifsiz bir mutluluk tebriğiyle buyur edilecekler!

    Muhammed Esed

    İşte bunlar, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü (cennette) üstün bir makamla mükafatlandırılıp orada dirlik ve esenlik nidalarıyla karşılanacak olan kimselerdir!

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar, (dünya - bedensel yaşam şartlarına) sabretmeleri nedeniyle gurfe (yüksek köşk - üst seviyede yaşam boyutu) ile mükafatlandırılırlar! Orada tahiyye (hayat) ve selam (Esma kuvvelerinin tahakkuku) ile karşılanırlar.

    Ali Bulaç

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, dirençli olmalarına karşılık, yüksek konumlarla ödüllendirilirler. Ve orada, esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlar, sabrettiklerinden dolayı, cennetin en yüksek dereceleriyle ödüllendirilirler ve orada selam ve sevgi ile karşılanacaklardır.

    Edip Yüksel

    Bunlar, sabrettiklerinden ötürü bahçe odalarıyla ödüllendirilirler; orada mutlu bir yaşam ve barışa kavuşturulurlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlar, sabrettiklerinden ötürü cennet odalarıyla ödüllendirilirler; orada mutlu bir yaşam ve barışa kavuşturulurlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte hep bunlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı ile mükafatlandırılacaklar; orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte hep bunlar sabırlarına mukabil gurfe ile (Cennet şehnişini ile) mükafatlanacaklar ve orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar

    Erhan Aktaş

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.

    Gültekin Onan

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.

    Hasan Basri Çantay

    İşte (bütün) onlardır ki zorluklara katlanıb dayanmaları sesebebiyle gurfe (ler) le mükafatlandırılacaklar, orada sağlık ve selam ile karşılanacaklardır.

    İbni Kesir

    İşte onlar, sabrettiklerinden dolayı cennetin en yüksek dereceleri ile mükafatlandırılırlar ve orada sağlık ve selamla karşılanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık Cennet'in yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirelecekler ve orada bir sağlık dileği ve selam ile karşılanacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Gösterdikleri sabra karşılık onlar yüksek konaklarla ödüllendirilir, orada iyilik dilekleri ve selam ile karşılanırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gösterdikleri sabra karşılık onlar yüksek sarayla ödüllendirilecek, orada selamet dilekleriyle karşılanırlar.

    Şaban Britch

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık Cennet'in en yüksek makamı verilecek, orada esenlik ve selamla karşılanacaklardır.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennet köşkleri ile ödüllendirilecekler ve orada sağlık ve selam ile karşılanacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlar, sabretmiş olmalarına karşılık yüksek konaklarla ödüllendirilirler. Ve o konaklarda sağlık dileğiyle ve selamla karşılanırlar.

  14. Furkân suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 76. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

    Diyanet İşleri

    Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!

    Mehmet Okuyan

    İçlerinde ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir ikamet yeri ve makamdır!

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar orada ebedi kalacaklar: o ne güzel bir ikamet mahalli, ne kutlu bir makamdır.

    Muhammed Esed

    (ve onlar) orada sonsuza kadar yaşayıp gideceklerdir; bu ne güzel bir varış yeri, bu ne üstün bir makam!

    Ahmed Hulusi

    (Onlar) orada sonsuza dek kalıcılardır. . . Ne güzel durak ve makamdır!

    Ali Bulaç

    Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.

    Ali Rıza Safa

    Sürekli orada kalacaklardır. Ne güzel bir durak yeri ve ne güzel bir kalış yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Çok uzun süreli olarak orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir karargah ve ne güzel bir yerdir!

    Edip Yüksel

    Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir duraktır, ne güzel bir yerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir duraktır, ne güzel bir yerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada ebedi kalacaklar; ne güzel durulacak bir yer, ne güzel bir makam!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada ebedi kalacaklar, ne güzel makarr ne güzel makam

    Erhan Aktaş

    Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.

    Gültekin Onan

    Orada ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.

    Hasan Basri Çantay

    Orada ebedi kalıcıdırlar onlar. O, ne güzel bir karargahdır, (ne güzel) bir ikaametgahdır!

    İbni Kesir

    Orada temelli kalırlar. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel bir duraktır.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!

    Süleyman Ateş

    Orada ebedi kalacaklardır. Ne güzel karargah ve ne güzel makamdır orası!

    Süleymaniye Vakfı

    Orada ölümsüzleşeceklerdir. Orası ne güzel yerleşme ve kalma yeridir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada ölümsüzleşeceklerdir; ne güzel kalma yeri, ne güzel yerleşme yeridir o.

    Şaban Britch

    Orada ebedi kalacaklar. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.

    Şaban Piriş

    Orada temellidirler, O ne güzel konut ve ne güzel makam!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada sürekli kalacaklardır. Ne güzel konak yeri, ne güzel dinlenme yeri!"

  15. Furkân suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Furkân suresi, 77. ayet. قُلْ مَا يَعْبَؤُا۟ بِكُمْ رَبِّى لَوْلَا دُعَآؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًۢا

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Duanız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!" dipnot 1 (kâfirlere de ki): "Siz ise elbette (gerçeği) yalanladınız. Onun için ileride (bu günah size) yapışacaktır!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin ilk cümlesinde muhataplar müslümanlar ise tercüme mealde verdiğimiz gibidir. Eğer muhataplar müşrik iseler, bu ayet bağlama uygun olarak şöyle de tercüme edilebilir: "Allah'tan başkasına yalvarmanız olmasa, Allah sizinle uğraşmaz (sizi cezalandırmaz); siz (Kur'an'ı, Allah'ın emirlerini, ilkelerini) yalanladınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır."

    Mustafa İslamoğlu

    (Müminlere) de ki: "Eğer duanız olmasaydı Rabbim size niçin değer verecekti ki?"(Kafirlere de ki:) "Sonuçta siz de yalanlamış bulunuyorsunuz: bundan böyle (inkarınız) sizin yakanızı asla bırakmayacak!"

    Muhammed Esed

    (İnananlara) de ki: "Dua ve yönelişiniz O'na olan inancınız için değilse, Rabbim size niçin değer versin?" (Ve inkarcılara da de ki:) "Gerçek şu ki, siz (Allah'ın mesajını) yalanladınız: artık bu (günah) yakanızı bırakmayacaktır!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer yönelişiniz olmazsa Rabbim size önem vermez! Gerçekten yalanladınız. . . Yakında kaçınılmaz sonucunu yaşayacaksınız!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) De ki: (Kulluk ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Rasûlün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yaptığınız yakarışlar olmasa, Efendim, size niye değer versin?" "Madem yalanladınız; artık kaçınılmaz olacaktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Eğer dualarınız olmasaydı Rabbim sizi ne yapardı? Fakat siz yalanladınız; bu yalanlamanız, yakanızı bırakmayacaktır."

    Edip Yüksel

    De ki: "Duanız olmasa Efendimin yanında değeriniz yoktur. Yalanlarsanız sonucuna katlanacaksınız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Duanız olmasa Rabbimin yanında değeriniz yoktur. Yalanlarsanız sonucuna katlanacaksınız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?" Demek ki, yalanladılar! O halde yarın ceza (yakalarına) yapışacak!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki rabbım size ne kıymet verir duanız olmasa? Demek ki tekzib ettiler, o halde yarın ceza yapışacak

    Erhan Aktaş

    De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın? dipnot 1 " Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz, Allah sizi ne diye cezalandırsın!" (4:147).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabbim sizi ne yapsın? dipnot 1 " Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz Allah sizi ne diye cezalandırsın!" Bkz. 4:147

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın?" dipnot 1 Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Başkasına yönelmez, onlardan yardım istemezseniz Allah sizi ne diye cezalandırsın!"

    Gültekin Onan

    De ki: "Sizin duanız olmasaydı rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "(Şedaid zamanlarında kendisine) düa ve (iltica) nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? (Fakat madem ki) şimdi (Onu da, resulünü de) muhakkak suretde tekzib etdiniz, O halde (bu tekzibinizden dolayı size artık) yakın bir azab lazım oluyor (demekdir)".

    İbni Kesir

    De ki: Duanız olmasaydı, Rabbım size değer verir miydi? Gerçekten yalanladınız. O halde azab yakanızı bırakmayacaktır.

    Mehmet Alagaş

    (70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Muhammed!) De ki: “Duanız (kulluğunuz ve yalvarmanız) olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Rasûlün bildirdiklerini) yalanladınız. Öyle ise azap, yakanızı bırakmayacak.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın? (Size haber verdiklerimi) yalanladınız. Bu yüzden cezalandırılmanız gerekecektir."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbimin sizi (kulluğa) çağırması olmasa size ne diye önem versin ki! Ama siz (ey kafirler, bu çağrı karşısında) hep yalana sarıldınız. O yalan yakanıza yapışacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala yeryüzündeki her şeyi insanlar ve cinler için yarattı (Bakara 2/29, Rahman 55/14 ve devamı), gökteki Güneş ve Ay'ı, hatta yerdeki her şeyi onların hizmetine verdi (Casiye 45/13), kimseden kendi zatı için bir rızık istemedi (Zariyat 51/57). Kulluğu sadece kendisine yapmalarını emretti (Bakara 2/21). Böylece Allah insanı ve cinleri öncelikle kendisine kulluk etmeye, yaptıklarına karşılık da cennete davet etti. İşte Allah'ın bu daveti olmasaydı, insan ve cinlerin yaratılmasının bir anlamı olmazdı. Zira, Allah hiçbir şeyi boşu boşuna yaratmaz (Enbiya 21/16).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Duanız olmasa Sahibinizin yanında ne değeriniz olur? siz hep yalan söylediniz. Yarın yalanınız yakanızı bırakmayacaktır."

    Şaban Britch

    De ki: Sizin duanız olmasa, Rabbim size ne diye önem versin? Siz onu yalan saydınız, onun için sürekli azap sizinle beraber olacaktır.

    Şaban Piriş

    De ki: -Sizin dua ve kulluğunuz olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Siz onu yalan saydınız, yakında bunun cezasını göreceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, Rabbim sizi ne yapsın? Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.