Diyanet İşleri
Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.
Furkân suresi · 63–77. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Furkân suresi, 63. ayet. وَعِبَادُ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى ٱلْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَٰمًا
Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.
Rahmân'ın (iyi) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürür ve o cahiller (müşrikler) onlara laf attığında ‘Selam!' diyip (geçer)ler. dipnot 1
Rahman'ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bi tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında "Selam" der (geçer)ler.
Rahman'ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vekar içinde yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam! derler.
Rahman'ın kulları (Esma hakikatlerinin şuurunda olanlar) arzda (beden yaşamında) benliksiz ve şuurlu yaşarlar. . . Cahiller (hakikatten perdeliler) onlara sataştıklarında: "Selam!" derler.
O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.
Rahmân'ın( has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler);
Bağışlayanın kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olarak yürürler. Bilisizler kendilerine söz attıklarında; "Selam!" derler.
Rahman'ın has kulları yeryüzünde vakarla yürürler. Cahil kimseler onlara laf attığında, "Selam" derler.
Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.
Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.
Ve Rahman'ın kulları; O kimseler ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman "Selametle!" derler;
Ve o Rahmanın kulları: onlar ki Arzın üzerinde mülayemetle yürürler ve cahiller kendilerine laf attığı vakıt selametle... derler
Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam. dipnot 1 " derler.
Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." dipnot 1 derler.
Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." dipnot 1 derler.
O Rahmanın kulları, yeıyüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.
O çok esirgeyen (Allah'ın haas) kulları, ki onlar yer (yüzün) de vekaar ve tevazu ile yürürler, kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) laflar atdığı zaman "Selam (etle" de (yib geçe) rler.
Rahman'ın kulları, onlardır ki; yeryüzünde mütevazi olarak yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman, selam, derler.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
Rahman’ın kulları, yeryüzünde vakarlı ve alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine hitap ettiklerinde onlar: “Selam!” deyip geçerler.
Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevazi olarak yürürler, cahiller kendilerine laf atarsa "Selam" derler.
Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyenlerdir. Cahillik edenler onlarla konuşunca, faydalı sözler dipnot 1 söylerler.
Rahmanın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyen kimselerdir. Kendini bilmezler onlara sataşınca "size selamet dipnot 1 dileriz(selamün aleyküm)." derler.
Rahman’ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise “Selam!” deyip geçerler.
Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise "Selam!" deyip geçerler.
Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "selam" derler.
Furkân suresi, 64. ayet. وَٱلَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَٰمًا
Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
Rableri için gecelerini secde ve kıyam hâlinde geçirirler. dipnot 1
Yine onlar, gecelerini Rablerinin huzurunda secdeye vararak ve kıyama durarak geçirirler.
Onlar ki, gecenin derinliklerinde secdeye vararak ve kıyama durarak, Rablerini anarlar.
Onlar ki, gecelerini Rablerine secde ederek ("yok"luklarının farkındalığıyla) ve kıyamda (varlıklarında kaim olan Kayyum'un müşahedesinde) geçirirler.
Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.
Ve Efendilerine secde ederek ve ayakta durarak geceyi geçirirler.
Gecelerini, Rablerine secde ederek ve ayakta durarak geçirirler.
Gecenin yalnızlığında Efendi'lerine secde edip düşünceye dalarlar.
Gecenin yalnızlığında Rab'lerine secde edip düşünceye dalarlar.
ve onlar ki, Rablerine secdeler, kıyamlar ederek yatarlar.
Ve onlar ki ya rablarına secdeler, kıyamlar ederek yatarlar
Onlar, Rabb'lerinin buyruklarına tabi olmada ve yerine getirmede önlem alırlar ve özenli davranırlar. dipnot 1
Onlar, Rabblerinin buyruklarına tabi olmada ve yerine getirmede önlem alırlar ve özenli davranırlar. dipnot 1
Onlar, Rabb'lerinin buyruklarına tabi olmada ve yerine getirmede önlem alırlar ve özenli davranırlar. dipnot 1
Onlar rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
Onlar ki gecelerini Rableri için secdekarlar ve kaaimler olarak geçirirler.
Onlar ki; Rabbları için secdeye vararak ve kıyama durarak gecelerler.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
Gecelerini Rablerine secde ederek, Onun divanında durarak geçirirler:
Geceleri Rablerine secde eder ve kıyama dururlar dipnot 1 .
Geceleri Rablerine secde eder ve kıyama dururlar.[]
Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.
Onlar, gecelerini Rab'lerine secde ederek ve kıyama durarak geçirirler.
Geceleri, Rableri huzurunda secde ederek, ayakta durarak geçirirler.
Furkân suresi, 65. ayet. وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!"
Şöyle derler: "Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzak tut! Şüphesiz ki onun azabı sargındır.
Ve onlar "Rabbimiz" derler, "Cehennem azabını bizden uzak eyle! Çünkü onun azabı oldum olası pek zorlayıcı, pek şedittir.
Ve onlar ki, "Ey Rabbimiz!" derler, "Cehennem azabını bizden uzaklaştır; çünkü onun çektireceği azap, gerçekten, pek korkunç, pek yaralayıcı olacaktır;
Onlar ki: "Rabbimiz. . . Cehennem yanışını bizden sav! Muhakkak ki onun yakışı insanın yakasını bırakmaz!" derler.
Onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır)" derler.
Ve şöyle derler: Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır.
Ayrıca, şöyle derler: "Efendimiz! Cehennem cezasını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz, onun cezası, sürekli bir beladır!"
Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. Doğrusu onun azabı devamlıdır."
Ve onlar şöyle derler, "Efendimiz, cehennem cezasını bizden çevir. Onun cezası korkunçtur."
Ve onlar şöyle derler, 'Rabbimiz, cehennem cezasını bizden çevir. Onun cezası korkunçtur.'
Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz, cehennem azabını bizden sav(uştur)! Gerçekten onun azabı defedilemez bir beladır.
Ve onlar ki ya rabbena, derler, sav bizlerden Cehennem azabını, cidden onun azabı belayi mübremdir
Onlar: "Rabbimiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler.
Onlar: "Rabbimiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler.
Onlar: "Rabb'imiz Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Kuşkusuz onun azabı sürekli bir yok oluştur." derler.
Onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz biz borç (veya sürekli bir acıdır)" derler.
Onlar ki: "Ey Rabbimiz, derler, bizden cehennem azabını sav. Gerçek onun azabı daimi bir helaledir".
Ve onlar ki: Rabbımız, bizden cehennem azabını uzaklaştır. Doğrusu cehennem in azabı sürekli ve acıdır, derler.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Onlar: "Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı süreklidir." derler.
"Rabbimiz, cehennemin azabını bizden uzaklaştır, doğrusu onun azabı sargındır" derler.
Onlar şöyle derler: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden sav! Onun azabı bitmek bilmeyen bir sıkıntıdır.
Onlar şöyle derler: "Ey Sahibimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Onun azabı çekilmezdir.
Onlar: Rabbimiz, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Çünkü onun azabı süreklidir, derler.
Onlar: -Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzaklaştır, çünkü onun azabı süreklidir, derler.
Ve şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut. Doğrusu, onun azabı inatçı ve yapışkandır."
Furkân suresi, 66. ayet. إِنَّهَا سَآءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
"Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası."
Orası ne kötü bir konaklama yeri ve makamdır!"
Gerçekten de o ne kötü bir ikametgah, ne fena bir makamdır.
gerçekten, o ne kötü bir yer, o ne kötü bir durak!"
"Muhakkak ki o yanma durağı ve makamı çok kötüdür!"
"Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir."
Orası cidden ne kötü bir yerleşme ve ikamet yeridir!
"Aslında, kötü bir durak yeri ve kötü bir dinlenme yeridir!"
Gerçekten, orası ne kötü bir yer ve ne kötü bir duraktır!
"O kötü bir durak ve kötü bir yerdir."
'O kötü bir durak ve kötü bir yerdir.'
Gerçekten o ne kötü durulacak bir yer; ne kötü bir ikametgah!" derler.
Filhakıka o ne kötü makarr, ne kötü makam
Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.
Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.
Kuşkusuz o, kötü bir konaklama yeri ve konaktır.
"Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir."
"Hakıykat o, ne kötü bir karargah ve ikaametgahdır".
Muhakkak ki o, ne kötü bir karargah ve konaklama yeridir.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
Orası ne kötü bir karar kılma/durak ve yerleşme yeridir.
"Orası ne kötü bir karargah ve ne kötü bir makamdır!"
Orası ne kötü yerleşme ve kalma yeridir!"
Orası o ne kötü kalma yeri, ne kötü yerleşme yeridir.
Orası ne kötü bir karar kılma ve yerleşme yeridir.
Orası ne kötü bir karargah ve konaklama yeridir.
Ne kötü bir durak yeridir o, ne kötü bir dinlenme yeri!
Furkân suresi, 67. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُوا۟ لَمْ يُسْرِفُوا۟ وَلَمْ يَقْتُرُوا۟ وَكَانَ بَيْنَ ذَٰلِكَ قَوَامًا
Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
Onlar infak ettikleri zaman israf da etmezler, cimrilik de yapmazlar; ikisi arasında orta bir yol tutarlar. dipnot 1
Ve onlar ki, infak ettikleri zaman ne düşüncesizce saçıp savururlar ne de pintilik ederler; zaten bu ikisi arasındaki bir yol dengeli bir tavırdır.
Ve onlar ki, başkaları için harcadıkları zaman, ne saçıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar; bu ikisi arasında her zaman bir orta yol bulunduğunu (bilirler).
Onlar ki, karşılıksız bağışta israf etmezler, cimrilik de etmezler. . . İkisi arasında ölçülü ve hakkaniyetlidirler.
Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.
(O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
Yardımlaşmak amacıyla paylaştıklarında, savurganlık ve cimrilik yapmazlar; ikisi arasında denge kurarlar.
Onlar mallarını harcadıklarında israfa gitmezler, cimrilik de yapmazlar. Bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
Onlar verirken savurganlık ve cimrilik yapmaz, ikisi arasında dengeli harcarlar.
Onlar verirken savurganlık ve cimrilik yapmaz, ikisi arasında dengeli harcarlar.
Ve onlar ki, harcadıkları vakit israf etmezler, pintilik de yapmazlar; ikisi arasında dengeli giderler.
Ve onlar ki infak ettikleri vakıt israf etmezler, hısset de yapmazlar, ikisi arası denk giderler
Onlar, infak dipnot 1 ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.
Onlar, infak dipnot 1 ettikleri zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.
Onlar, harcadıkları zaman israf da cimrilik de etmezler. Bu ikisi arasında bir denge kurarlar.
Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları) ikisi arasında orta bir yoldur.
Onlar ki harcadıkları vakit ne israf, ne de sıkılık yapmazlar; (harcamaları) ikisi arası ortalama olur.
Onlar ki; infak ettikleri zaman, ne israf ederler, ne de cimrilik. İkisi arasında orta bir yol tutarlar.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
Ve onlar ki mallarını infak ettiklerinde israf da etmezler, cimrilik de etmezler. Bunun arasında orta bir yol tutarlar.
Ve harcadıkları zaman, ne israf ederler ne de cimrilik ederler; harcamaları, bu ikisinin arasında dengeli olur.
Onlar; harcama yaparken dipnot 1 savurganlık etmezler, cimrilik de yapmazlar. İkisinin arası bir yol tutarlar.
Rahmanın kulları, harcadıkları zaman ne savurganlık yapar ne de cimrilik ederler. Harcamaları ikisinin arasında olur.
Onlar, harcadıkları zaman, israf etmedikleri gibi, cimrilik de etmezler. İkisi arasında orta olanı yaparlar.
Onlar, harcadıkları zaman, israf etmedikleri gibi, cimrilik de etmezler. İkisi arasında doğru olanı yaparlar.
Onlar harcadıkları zaman ne savurganlığa saparlar ne de cimrilik ederler. O ikisi arasında bir dengededir bu.
Furkân suresi, 68. ayet. وَٱلَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ يَلْقَ أَثَامًا
Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
(68, 69) Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar; Allah'ın haram (saygın) kıldığı cana haksız yere kıymazlar; zina yapmazlar. Bunu yapan kişi, kıyamet günü azabı katlanan ve içinde alçaltılmış olarak ebedî kalacağı bir ceza ile karşılaşacaktır.
Yine onlar ki: Allah'la beraber bir başka ilaha yalvarıp yakarmazlar; meşru ve haklı bir gerekçeye dayanmaksızın Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar; zina da etmezler!Zira, her kim bunları yaparsa günaha batmış olur.
Ve onlar ki, Allah'la beraber, asla birtakım düzmece tanrılara yalvarıp yakarmazlar; ve hukuki bir gerekçe olmadıkça Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar ve zina etmezler. Çünkü (bilirler ki,) bunlardan herhangi birini işleyen kimse, bir kötülüğe bulaşmış olmakla (kalmayacak),
Ki onlar, Allah yanı sıra tanrıya yönelmezler; hakkaniyet (kısas) dışında Allah'ın haram kıldığı canı katletmezler ve zina yapmazlar. . . Kim onu yaparsa sonucunu yaşar!
Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah'a tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır.
Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilâha yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahı ( nın cezasını) bulur;
Allah ile birlikte başka tanrılara da yakarışlarda bulunmazlar. Allah'ın dokunulmaz yaptığı cana haksız yere kıymazlar. Zina da yapmazlar. Kim bunları yaparsa, suçunun karşılığını alacaktır.
Onlar, Allah ile birlikte başka bir tanrıya kulluk etmezler. Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymazlar. Zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur.
Onlar, ALLAH ile birlikte başka tanrılar çağırmazlar; ALLAH'ın yasakladığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Bunları işleyen, günahların faturasını öder.
Onlar, ALLAH ile birlikte başka tanrılar çağırmazlar; ALLAH'ın yasakladığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Bunları işleyen, günahların faturasını öder.
Ve onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya dua etmezler; Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina da etmezler; kim bunları yaparsa ağır bir cezaya çarpılır.
Ve onlar ki Allahın beraberinde diğer bir tanrıya dua etmezler, Allahın haram kıldığı nefsi haksız katleylemezler ve zina yapmazlar, her kim de bunları yaparsa ağır cezaya çarpar
Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah işlemiş olur.
Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günah işlemiş olur.
Onlar, Allah'la birlikte başka bir ilaha dua etmezler. Allah'ın haram kıldığı canı geçerli bir neden olmadıkça öldürmezler. Zina yapmazlar. Kim bunları yaparsa günaha bulaşmış olur.
Ve onlar, Tanrı ile beraber başka bir tanrıya tapmazlar. Tanrı'nın haram kıldığı canı haksız yere öldümezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır.
Onlar ki Allahın yanına başka bir Tanrı daha (katıb) tapmazlar. Allahın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina etmezler. Kim bunlar (dan birini) yaparsa cezaya çarpar.
Onlar ki; Allah ile beraber başka bir tanrıya tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa, cezaya çarpar.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
Onlar ki, Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etmezler. Hak ile olması dışında, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı nefsi de öldürmezler. Zina da etmezler. Kim bunları işlerse cezaları ile karşılaşır.
Ve onlar Allah ile beraber başka tanrıya yalvarmazlar. Allah'ın haram ettiği canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur.
Onlar, Allah ile beraber başka bir ilahı yardıma çağırmazlar dipnot 1 . Allah'ın dokunulmaz kıldığı bir canı haklı bir sebep olması dışında dipnot 2 öldürmezler; zina da etmezler. Kim bunları yaparsa işlediği suçun cezasını bulur dipnot 3 .
Onlar, Allah ile beraber başka bir ilahı yardıma çağırmazlar. (Kur'an'ın) Haklı (saydığı) bir sebep dipnot 1 yoksa Allah'ın dokunulmaz kıldığı canı öldürmezler; zina da etmezler. Kim bunları yaparsa doğal yapısından uzaklaşma cezasına çarptırılır dipnot 2 .
Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır cezaya uğrar.
Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır cezaya uğrar.
Onlar Allah'ın yanında bir başka ilaha yakarmazlar/davet etmezler. Allah'ın saygıya layık kıldığı canı haksız yere almazlar. Zina etmezler. Bunları yapan cezaya çarpılır.
Furkân suresi, 69. ayet. يُضَٰعَفْ لَهُ ٱلْعَذَابُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِۦ مُهَانًا
Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır.
(68, 69) Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar; Allah'ın haram (saygın) kıldığı cana haksız yere kıymazlar; zina yapmazlar. Bunu yapan kişi, kıyamet günü azabı katlanan ve içinde alçaltılmış olarak ebedî kalacağı bir ceza ile karşılaşacaktır.
Kıyamet Günü'nde onun terkedilmişlik acısı da kat kat olur ve orada onursuzca (tek başına) kalakalır.
(fakat) Kıyamet Günü'nde böyle birinin çekeceği azap kat kat artacak ve o Gün aşağılık bir durumda kalakalacaktır.
Kıyamet sürecinde yanma onun için katlanır ve onun içinde muhan (kendi başına bırakılmış, tard edilmiş, zelil) halde sonsuza dek kalır.
Kıyamet günü, azab ona kat kat arttırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.
Kıyamet günü azabı kat kat arttırılır ve onda (azapta) alçaltılmış olarak devamlı kalır.
Onun cezası, Yeniden Yaratılış Günü'nde katlanarak artırılır ve aşağılanmış olarak sürekli orada kalır.
Kıyamet günü onun azabı kat kat arttırılır. Orada horlanmış olarak çok uzun süreli kalacaktır.
Diriliş günü cezaları katlanır ve horlanmış olarak orada ebedi kalırlar.
Diriliş günü cezaları katlanır ve horlanmış olarak orada ebedi kalırlar
Kıyamet günü azabı katlanır ve orada ebediyyen hor ve hakir olarak kalır;
Kıyamet günü ona azab katlanır ve onda muhakkar, muhalled kalır
Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.
Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.
Kıyamet Günü onun azabı katlanır ve orada sürekli horlanmış olarak kalır.
Kıyamet günü, azab ona kat kat arttırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.
Kıyamet günü de azabı katmerleşir ve o (azabın) içinde hor ve hakir ebedi bırakılır.
Kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılarak temelli bırakılır.
(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.
Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.
Kıyamet günü onun için azab kat kat yapılır ve o azab'ın içinde hor ve hakir olarak kalır.
Kıyamet günü dipnot 1 azabı ikiye katlanır dipnot 2 . O azabın içinde alçaltılmış olarak sürekli kalır.
(Mezardan) kalkış günü onun cezası ikiye katlanır dipnot 1 . Sürekli itibarsızlık içinde kalır.
Kıyamet günü, onun azabı kat kat arttırılır ve zillet içinde hep orada kalırlar.
Kıyamet günü, onun azabı kat kat ve zillet içinde hep orada kalırlar.
Kıyamet günü azap kendisi için katkat artırılır da hor ve ezik halde onun içinde sürekli kalır.
Furkân suresi, 70. ayet. إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَٰلِحًا فَأُو۟لَٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَٰتٍ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ancak iman eden ve iyi iş(ler) yapıp (O'na) yönelenlerin kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Ancak kim tevbe eder, (yürekten) inanır ve sorumlu davranırsa, Allah işte böylelerinin kötü gidişatını iyi gidişata tebdil edecektir: hem zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Şu kadar ki, pişman olup doğru yola dönen, inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan kimseler bunun dışındadır; bundan ötürü, (önceki) kötü hallerini Allah'ın iyi hallere dönüştürdüğü kimseler işte böyleleridir; çünkü Allah çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır.
Ancak tövbe eden, iman eden ve imanın gereğini uygulayan müstesna! Allah, onların kötülüklerini iyi niteliklere dönüştürür. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Pişmanlık gösterenler, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar başkadır. Allah, onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Ancak tövbe eden, inanan ve yararlı iş yapanlar hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklerle değiştirecektir. Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.
Ancak gerçeği onaylayıp erdemli bir yaşam sürenler hariç. ALLAH onların günahlarını iyiliklere çevirir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Ancak inanıp erdemli bir yaşam sürenler hariç. ALLAH onların günahlarını iyiliklere çevirir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
ancak tevbe ve iman edip, iyi amel işleyenler başka; çünkü bunların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Ve Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.
Ancak tevbe ve iyman edip salih bir amel işleyenler başka, çünkü bunların seyyiatını Allah hasenata tebdil eder ve Allah gafur, rahim bulunuyor
Ancak tevbe eden, iman edip salihat yapanlar hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ancak tevbe eden, iman edip salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ancak tövbe eden, iman edip salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ancak tevbe eden, inanan ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Tanrı iyiliklere çevirir. Tanrı, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Meğer ki (şirkden) tevbe ve iman edib iyi amel (ve hareket) de bulunan kimseler ola. İşte Allah bunların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Ancak tevbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin; Allah, işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Ve Allah; Gafur ve Rahim olandır.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler, Allah bunların günahlarını sevaba/iyiliğe çevirir. Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Ancak tevbe edip inanan ve faydalı bir iş yapanlar, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere değiştirecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ama kim tövbe eder /dönüş yapar, inanıp güvenir ve iyi işler yaparsa, Allah işte onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır dipnot 1 .
Eski Ahit · Hezekiel 18:20
Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Ancak dönüş yapan(tevbe), inanıp güvenen ve iyi iş yapan başka. Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah bağışlar, ikram eder. dipnot 1
Ancak tevbe edip, iman eden ve salih amel yapanlar, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir.
Ancak tevbe edip, iman eden ve doğruları yapanlar, Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir.
Tövbe ederek inanan ve barışa yönelik iyi bir iş yapan müstesna. Allah, böylelerinin kötülüklerini güzelliğe dönüştürür. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
Furkân suresi, 71. ayet. وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَإِنَّهُۥ يَتُوبُ إِلَى ٱللَّهِ مَتَابًا
Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
(O'na) yönelip iyi iş(ler) yapan kişi Allah'a tam yönelmiş olur. dipnot 1
Kaldı ki her kim tevbe eder ve sorumlu davranırsa, işte sadece böyleleri Allah'a gereği gibi yönelmiş sayılacaktır.
Zaten kim ki tevbe eder ve (sonra da) dürüstçe, erdemlice davranırsa, gereği üzere Allah'a yönelen işte odur.
Kim tövbe edip salih amel işlerse, muhakkak ki o tövbesi gerçekleşmiş olarak Allah'a döner.
Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Kim tevbe edip salih amel işlerse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Kim pişmanlık gösterir, erdemli edimler yaparsa, kuşkusuz, pişmanlığı kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Kim tövbe eder ve yararlı iş yaparsa bilsin ki onun tövbesi kesinlikle Allah'a ulaşacaktır.
Tövbe edip iyi davrananlar ise ALLAH'a gereği gibi dönmüş olur.
Tevbe edip iyi davrananlar ise ALLAH'a gereği gibi dönmüş olur
Ve her kim tevbe edip iyi davranışta bulunursa, muhakkak o tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Ve her kim tevbe edip de salah ile çalışırsa o muhakkak Allaha makbul olarak döner
Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.
Kim tevbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.
Kim tövbe eder ve salihatı yaparsa, kuşkusuz o, bağışlanmış olarak Allah'a döner.
Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Tanrı'ya döner.
Kim (günahlardan) tevbe (ve rücu') eder, güzel amel (ve hareket) de de bulunursa muhakkak o, Allaha — tevbesi makbul ve (Allahın) rızasına erişmiş olarak — döner.
Kim de tevbe edip salih amel işlerse; şüphesiz ki o, Allah'a tevbesi kabul edilmiş olarak döner.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
Kim de tevbe eder ve salih amel işlerse; işte o, Allah’a tevbesi kabul edilmiş olarak döner.
Kim tevbe eder ve faydalı iş yaparsa o, makbul bir kimse olarak Allah'a döner.
Çünkü kim tövbe eder ve iyi işler yaparsa Allah'a, gerçek anlamda dönüş yapmış olur.
Kim dönüş yapıp iyi iş yaparsa gerçekten Allah tevbesini kabul etmiş olur.
Kim tevbe eder ve salih amel yaparsa, O, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner
Kim tevbe eder ve doğruları yaparsa, O, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Kim tövbe edip hayra ve barışa yönelik iş yaparsa, hiç kuşkusuz tövbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Furkân suresi, 72. ayet. وَٱلَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا۟ بِٱللَّغْوِ مَرُّوا۟ كِرَامًا
Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
(Rahmân'ın kulları), yalana şahitlik etmez; dipnot 1 boş şeylerle karşılaştıklarında onurlu bir şekilde geçip giderler. dipnot 2
Yine onlar ki: yalan ve sahte olandan şahitlik etmezler; yararsız ve anlamsız olan şeylerle karşılaştıklarında vakarla geçip giderler.
Onlar ki, yalan ve asılsız olandan yana şehadet etmezler; boş ve anlamsız şeylerle (uğraşan kimselere) rastladıkları zaman yanlarından vekarla geçip giderler.
Onlar ki, yalana, aslı olmayan şeye şahitlik yapmazlar. . . Boş sözlere, dedi-koduya rastladıklarında da (onlara katılmayıp) onurlu olarak geçip giderler.
Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.
(O kullar), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.
Onlar, yalana tanıklık etmezler. Boş sözlerle karşılaştıklarında, ağırbaşlı olarak geçip giderler.
Onlar yalan yere şahitlik etmezler, lüzumsuz şeylere rastladıklarında katılmayıp, onurlu bir şekilde geçip giderler.
Onlar yalan tanıklıkta bulunmazlar. Boş sözlerle karşılaştıklarında önemsemeyip geçerler.
Onlar yalan tanıklıkta bulunmazlar. Boş sözlerle karşılaştıklarında önemsemeyip geçerler.
Ve onlar ki, yalana şahitlik etmezler, anlamsız, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar içinde geçer (gider)ler.
Ve onlar ki yalana şahid olmazlar ve lağve rastgeldikleri vakıt kerimane geçerler
Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.
Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.
Onlar, yalan yere tanıklık etmezler. Boş ve anlamsız bir şeyle karşılaştıkları zaman, onurlu ve erdemlice oradan uzaklaşırlar.
Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.
Onlar ki yalan şahidlik etmezler, boş ve kötü lakırdıya rastladıkları vakit şerefli (insanlar) olarak (ondan yüz çevirib) geçerler.
Onlar ki; yalan yere şehadet etmezler. Boş ve kötü lakırdıya rastladıkları zaman, yüz çevirip vakarla geçerler.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
Onlar yalancı şahitlik etmezler ve yararsız bir şeye rastladıklarında onurlu bir şekilde (yüz çevirip) geçerler.
Onlar yalan ve boş sözün yanında bulunmazlar, boş söze rastladıklarında vekar ile (oradan) geçip giderler.
Rahman'a kulluk edenler, yalan yanlış şeylere şahitlik etmezler dipnot 1 . Bir faydası olmayan şeylere rastladıkları zaman da ağır başlı bir şekilde geçip giderler dipnot 2 .
Rahmanın kulları, yalana şahitlik etmezler, boş sözlerin olduğu yerlerden hiç oralı olamadan geçerler,
Onlar, yalancı şahitlik etmezler. Boş sözlerle karşılaştıklarında (oradan yüz çevirip) giderler.
Onlar, yalancı şahitlik etmezler. Boş ve kötü bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakarla geçip giderler.
Onlar yalana tanıklık etmezler/yalan söze kulak vermezler. Boş lakırdıya rastladıklarında soylu bir tavırla geçip giderler.
Furkân suresi, 73. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا۟ عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
Onlar, kendilerine Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında ise onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. dipnot 1
Yine onlar: Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, sağırlar ve körler gibi (dinleyip anlamadan) üzerine üşüşmezler.
Ve onlar ki, kendilerine Rablerinin mesajları hatırlatıldığı zaman, körler(in) ve sağırlar(ın yaptığı) (gibi) (düşünüp anlamadan) onların üzerine üşüşmezler.
Onlar ki Rablerinin, varlıklarındaki işaretleri (hakikatleri) hatırlatıldıklarında, (o hakikate karşı) sağır ve kör kalmazlar!
Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.
Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar,
Ve Efendilerinin ayetleri onlara hatırlatıldığında, kör ve sağır kesilmezler.
Rabblerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, kulaklarını kapatarak ve gözlerini yumarak onları görmezlikten gelmezler.
Kendilerine Efendi'lerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.
Kendilerine Rab'lerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.
Ve onlar ki Rablerinin ayetleri hatırlatılınca, kör ve sağır üstüne yıkılıp yatmazlar.
Ve onlar ki rablarının ayetleriyle va'z-u nasıhat edildikleri zaman üstüne kör, sağır yıkılıp yatmazlar
Onlara, Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.
Onlara, Rabblerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.
Onlara, Rabb'lerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağırmış gibi görmezden gelmezler.
Onlar, kendilerine rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.
Onlar ki kendilerine Rabbinin ayetleri okunduğu (yahud onlara va'z ve nasıyhat edildiği) zaman bunlara karşı (münafıklar gibi) kör ve sağır (yıkılıb) düşmezler.
Onlar ki; kendilerine Rabblarının ayetleri hatırlatıldığı vakit, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
Onlar ki, Rablerinin âyetleriyle kendilerine öğüt verildiği zaman buna karşı sağır ve kör kimseler olarak yüzleri üzere yıkılıp yatmazlar.
Ve kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.
Onlara Rablerinin ayetleri anlatılınca sağırmış ve körmüş gibi davranarak konuyu geçiştirmezler dipnot 1 .
Onlara Sahiplerinin ayetleri hatırlatılınca görmezlikten ve duymazlıktan gelerek üstüne yatmazlar.
Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.
Rab'lerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.
Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, kör ve sağırlar gibi onlar üzerine kapanmazlar.
Furkân suresi, 74. ayet. وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَٰجِنَا وَذُرِّيَّٰتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَٱجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.
Onlar şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Eşlerimizden ve nesillerimizden bize gözler aydınlığı ver dipnot 1 ve bizi muttakîlere (duyarlı olanlara) önder kıl!"
Ve onlar derler ki: "Rabbimiz! Bize göz aydınlığı olacak eşler ve nesiller ver ve bizi muttakilere önder eyle!"
Ve onlar ki, "Ey Rabbimiz!" diye niyaz ederler, "Bize göz nuru olacak eşler ve çocuklar bahşet; bizi Sana karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için örnek ve öncü yap!"
Onlar ki: "Rabbimiz. . . Eşlerimizden (veya bedenlerimizden) ve evlatlarımızdan (bedeni çalışmalarımızın semeresinden) göz aydınlığı (cennet yaşamını) oluşturacakları bize ihsan et; bizi, korunmak isteyenlere uyulası önder kıl" derler.
Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl," diyenlerdir.
(Ve o kullar): «Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!» derler.
Yakarışlarını, şöyle yaparlar: "Efendimiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla ve sorumluluk bilinci taşıyanlara bizi öncü yap!"
Onlar, "Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler, çocuklar bağışla ve bizi, Allah'a saygılı olanlara önder yap!" derler.
Onlar ki "Efendimiz, eşlerimizi, çocuklarımızı bizim için bir mutluluk kaynağı yap ve bizi önde giden erdemlilerden kıl" derler.
Onlar ki, 'Rabbimiz, eşlerimizi, çocuklarımızı bizim için bir mutluluk kaynağı yap ve bizi önde giden erdemlilerden kıl,' derler.
Ve onlar ki: "Ey Rabbimiz, lütfunla bizlere eşlerimizden, çocuklarımızdan göz aydınlıkları ihsan buyur ve bizi takva sahiplerine önder kıl!" derler.
Ve onlar ki ya rabbena! lutfunla bizlere zevcelerimizden, zürriyyetlerimizden gözler süruru ihsan buyur ve bizi müttekıylere pişüva kıl derler
Ve onlar, "Rabb'imiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder yap!" derler.
Ve onlar, "Rabbimiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine önder yap!" derler.
Ve onlar, "Rabb'imiz! Eşlerimizden ve soyumuzdan bize göz aydınlığı bağışla. Ve bizi takva sahiplerine dipnot 1 önder yap!" derler.
Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözler aydınlığı olacak (çocuk)lar armağan et ve bizi takva sahiplerine imam kıl" diyenlerdir.
Onlar ki "Ey Rabbimiz, derler bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözler (imizin) bebeği olacak (saalik insanlar) ihsan et. Bizi takvaa saahiblerine rehber kıl".
Onlar ki; Rabbımız, eşlerimiz ve çocuklarımız hususunda gözümüzü aydın kıl, bizi müttakilere imam yap, derler.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
Onlar: “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!” diyenlerdir.
Ve: "Rabbimiz, bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lutfeyle ve bizi korunanlara önder yap!" derler.
Onlar şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Bize gözümüzü gönlümüzü aydınlatan eşler ve evlatlar ver. Bizi müttakilere /yanlışlardan sakınanlara önder yap dipnot 1 ."
Onlar şöyle dua ederler: "Sahibimiz! Bize göz bebeği eşler ve göz bebeği evlatlar ver. Bizi kendini koruyanların başında(önder,rehber) eyle",
Onlar, Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine imam/önder kıl! derler.
Onlar: -Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan gözlerimizi aydın kılacak (iyi çocuklar) bağışla! Bizi takva sahiplerine öncü yap! derler.
Onlar şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı bağışla. Bizi takvaya sarılanlara önder kıl."
Furkân suresi, 75. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ ٱلْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا۟ وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَٰمًا
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennette) yüksek bir makamla dipnot 1 ödüllendirilecekler, orada esenlik ve selam ile karşılanacaklardır.
İşte böyleleridir zorluklara göğüs germeleri sebebiyle cennet köşkleriyle ödüllendirilecek kimseler; hem oraya esenlik ve hayat bahşeden tarifsiz bir mutluluk tebriğiyle buyur edilecekler!
İşte bunlar, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü (cennette) üstün bir makamla mükafatlandırılıp orada dirlik ve esenlik nidalarıyla karşılanacak olan kimselerdir!
İşte onlar, (dünya - bedensel yaşam şartlarına) sabretmeleri nedeniyle gurfe (yüksek köşk - üst seviyede yaşam boyutu) ile mükafatlandırılırlar! Orada tahiyye (hayat) ve selam (Esma kuvvelerinin tahakkuku) ile karşılanırlar.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.
İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.
İşte onlar, dirençli olmalarına karşılık, yüksek konumlarla ödüllendirilirler. Ve orada, esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.
İşte onlar, sabrettiklerinden dolayı, cennetin en yüksek dereceleriyle ödüllendirilirler ve orada selam ve sevgi ile karşılanacaklardır.
Bunlar, sabrettiklerinden ötürü bahçe odalarıyla ödüllendirilirler; orada mutlu bir yaşam ve barışa kavuşturulurlar.
Bunlar, sabrettiklerinden ötürü cennet odalarıyla ödüllendirilirler; orada mutlu bir yaşam ve barışa kavuşturulurlar.
İşte hep bunlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı ile mükafatlandırılacaklar; orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar.
İşte hep bunlar sabırlarına mukabil gurfe ile (Cennet şehnişini ile) mükafatlanacaklar ve orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar
İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla ödüllendirilecekler. Orada saygınlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.
İşte (bütün) onlardır ki zorluklara katlanıb dayanmaları sesebebiyle gurfe (ler) le mükafatlandırılacaklar, orada sağlık ve selam ile karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabrettiklerinden dolayı cennetin en yüksek dereceleri ile mükafatlandırılırlar ve orada sağlık ve selamla karşılanırlar.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık Cennet'in yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirelecekler ve orada bir sağlık dileği ve selam ile karşılanacaklardır.
Gösterdikleri sabra karşılık onlar yüksek konaklarla ödüllendirilir, orada iyilik dilekleri ve selam ile karşılanırlar.
Gösterdikleri sabra karşılık onlar yüksek sarayla ödüllendirilecek, orada selamet dilekleriyle karşılanırlar.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık Cennet'in en yüksek makamı verilecek, orada esenlik ve selamla karşılanacaklardır.
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennet köşkleri ile ödüllendirilecekler ve orada sağlık ve selam ile karşılanacaklardır.
İşte bunlar, sabretmiş olmalarına karşılık yüksek konaklarla ödüllendirilirler. Ve o konaklarda sağlık dileğiyle ve selamla karşılanırlar.
Furkân suresi, 76. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
İçlerinde ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir ikamet yeri ve makamdır!
Onlar orada ebedi kalacaklar: o ne güzel bir ikamet mahalli, ne kutlu bir makamdır.
(ve onlar) orada sonsuza kadar yaşayıp gideceklerdir; bu ne güzel bir varış yeri, bu ne üstün bir makam!
(Onlar) orada sonsuza dek kalıcılardır. . . Ne güzel durak ve makamdır!
Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.
Sürekli orada kalacaklardır. Ne güzel bir durak yeri ve ne güzel bir kalış yeridir.
Çok uzun süreli olarak orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir karargah ve ne güzel bir yerdir!
Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir duraktır, ne güzel bir yerdir.
Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir duraktır, ne güzel bir yerdir.
Orada ebedi kalacaklar; ne güzel durulacak bir yer, ne güzel bir makam!
Orada ebedi kalacaklar, ne güzel makarr ne güzel makam
Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.
Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.
Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.
Orada ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
Orada ebedi kalıcıdırlar onlar. O, ne güzel bir karargahdır, (ne güzel) bir ikaametgahdır!
Orada temelli kalırlar. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel bir duraktır.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
Orada ebedi kalacaklardır. Ne güzel karargah ve ne güzel makamdır orası!
Orada ölümsüzleşeceklerdir. Orası ne güzel yerleşme ve kalma yeridir!
Orada ölümsüzleşeceklerdir; ne güzel kalma yeri, ne güzel yerleşme yeridir o.
Orada ebedi kalacaklar. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.
Orada temellidirler, O ne güzel konut ve ne güzel makam!
Orada sürekli kalacaklardır. Ne güzel konak yeri, ne güzel dinlenme yeri!"
Furkân suresi, 77. ayet. قُلْ مَا يَعْبَؤُا۟ بِكُمْ رَبِّى لَوْلَا دُعَآؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًۢا
(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."
De ki: "Duanız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!" dipnot 1 (kâfirlere de ki): "Siz ise elbette (gerçeği) yalanladınız. Onun için ileride (bu günah size) yapışacaktır!"
(Müminlere) de ki: "Eğer duanız olmasaydı Rabbim size niçin değer verecekti ki?"(Kafirlere de ki:) "Sonuçta siz de yalanlamış bulunuyorsunuz: bundan böyle (inkarınız) sizin yakanızı asla bırakmayacak!"
(İnananlara) de ki: "Dua ve yönelişiniz O'na olan inancınız için değilse, Rabbim size niçin değer versin?" (Ve inkarcılara da de ki:) "Gerçek şu ki, siz (Allah'ın mesajını) yalanladınız: artık bu (günah) yakanızı bırakmayacaktır!"
De ki: "Eğer yönelişiniz olmazsa Rabbim size önem vermez! Gerçekten yalanladınız. . . Yakında kaçınılmaz sonucunu yaşayacaksınız!"
De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."
(Rasûlüm!) De ki: (Kulluk ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Rasûlün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!
De ki: "Yaptığınız yakarışlar olmasa, Efendim, size niye değer versin?" "Madem yalanladınız; artık kaçınılmaz olacaktır!"
De ki: "Eğer dualarınız olmasaydı Rabbim sizi ne yapardı? Fakat siz yalanladınız; bu yalanlamanız, yakanızı bırakmayacaktır."
De ki: "Duanız olmasa Efendimin yanında değeriniz yoktur. Yalanlarsanız sonucuna katlanacaksınız."
De ki, 'Duanız olmasa Rabbimin yanında değeriniz yoktur. Yalanlarsanız sonucuna katlanacaksınız.'
De ki: "Duanız olmasa Rabbim size ne kıymet verir?" Demek ki, yalanladılar! O halde yarın ceza (yakalarına) yapışacak!
De ki rabbım size ne kıymet verir duanız olmasa? Demek ki tekzib ettiler, o halde yarın ceza yapışacak
De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın? dipnot 1 " Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.
De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabbim sizi ne yapsın? dipnot 1 " Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.
De ki: "Başkasına yalvarmanız olmazsa Rabb'im sizi ne yapsın?" dipnot 1 Oysaki siz yalanladınız. Bunun karşılığını yakında göreceksiniz.
De ki: "Sizin duanız olmasaydı rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."
De ki: "(Şedaid zamanlarında kendisine) düa ve (iltica) nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? (Fakat madem ki) şimdi (Onu da, resulünü de) muhakkak suretde tekzib etdiniz, O halde (bu tekzibinizden dolayı size artık) yakın bir azab lazım oluyor (demekdir)".
De ki: Duanız olmasaydı, Rabbım size değer verir miydi? Gerçekten yalanladınız. O halde azab yakanızı bırakmayacaktır.
(70-77) Ancak, dönüş yapa nı / tövbe ede ni ve iman edip salih amel işle yeni işte Allah, onların kötülüklerini iyiliklerle yer değiştirir / mübadele eder. Allah bağışlayan ve esirgeyendir. Her kim vazgeçerse / tövbe ederse ve salih amel işlerse kesinlikle o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner. Sahte ve yalana şahitlik etmezler, boş söz ve gevezelik (oyalayıcı konuşma) ile karşılaştıklarında kibarca geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara kör ve de sağır kesilmezler. Rabbimiz bize zevcelerimizden ve soyumuzdan / zürriyetimizden göz aydınlıkları hibe eyle. Bizi sakınanlara lider/ önder / imam eyle d erler. Onlar, sabırları dolayısıyla bir oda ile ödüllendirileceklerdir ve de orada hürmet ve selam ile karşıla nacaklar. Orada kalıcıdırlar, ne güzel durulan yer dir / konumdur ve pozisyondur / makamdır. De ki duanız olmasaydı Rabbim size değer vermezdi. Kesinlikle siz yalanladınız ve ileride de gereken olacak.
Ey Muhammed!) De ki: “Duanız (kulluğunuz ve yalvarmanız) olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Size Rasûlün bildirdiklerini) yalanladınız. Öyle ise azap, yakanızı bırakmayacak.”
De ki: "Du'anız (ibadetiniz) olmadıktan sonra Rabbim sizi ne yapsın? (Size haber verdiklerimi) yalanladınız. Bu yüzden cezalandırılmanız gerekecektir."
De ki: "Rabbimin sizi (kulluğa) çağırması olmasa size ne diye önem versin ki! Ama siz (ey kafirler, bu çağrı karşısında) hep yalana sarıldınız. O yalan yakanıza yapışacaktır.
De ki: "Duanız olmasa Sahibinizin yanında ne değeriniz olur? siz hep yalan söylediniz. Yarın yalanınız yakanızı bırakmayacaktır."
De ki: Sizin duanız olmasa, Rabbim size ne diye önem versin? Siz onu yalan saydınız, onun için sürekli azap sizinle beraber olacaktır.
De ki: -Sizin dua ve kulluğunuz olmazsa, Rabbim size ne diye değer versin? Siz onu yalan saydınız, yakında bunun cezasını göreceksiniz.
De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, Rabbim sizi ne yapsın? Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.