Furkân suresi

Furkân suresi, 63. ayet

Furkân suresi, 63. ayet. وَعِبَادُ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى ٱلْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَٰمًا

ve`ibâdü-rraḥmâni-lleẕîne yemşûne `ale-l'arḍi hevnev veiẕâ ḫâṭabehümü-lcâhilûne ḳâlû selâmâ.

Diyanet İşleri

Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 60–66 · surenin 63. ayeti / 77

Konu Rahmân'ın kullarının vasıfları Furkân 63–77 3

  1. Furkân 60

    Onlara, "Rahman'a secdeye kapanın denildiğinde "Rahman da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve bu onların nefretini artırır.

  2. Furkân 61

    Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.

  3. Furkân 62

    O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.

  4. 63

    Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.

  5. Furkân 64

    Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.

  6. Furkân 65

    Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!"

  7. Furkân 66

    "Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

63. “Rahman’ın (salih) kulları…” Kulluk iki türlüdür: İlki Allah’ın rubûbiyetine kulluk ki bütün mahlukat müslümanlarıyla kâfirleriyle, iyileriyle kötüleriyle bu kullukta ortaktırlar. Çünkü hepsi, Allah’ın rububiyetinin tecellilerine muhtaç, işleri O’nun tarafından idare edilen kullardır: “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Rahman’ın huzuruna ancak kul olarak gelecektir.” (Meryem, 19/93) Diğeri de Allah’ın ulûhiyetine kulluk ki bu da O’nun peygamberlerinin ve dostlarının Allah’a yönlelik kullukları olup O’na isteyerek ibadet etmek demektir. İşte bu ayetteki kullarla kastedilen de budur. Bundan dolayı Yüce Allah, onları Rahman ismine izafe etmiştir. Bu da onların bu hallerine ancak Yüce Allah’ın rahmeti sebebiyle ulaştıklarına işaret etmektedir. Yüce Allah, onların en mükemmel sıfatlara ve en üstün niteliklere sahip olduklarını zikretmiş ve bu kullarını şöyle nitelendirmiştir: Onlar “yeryüzünde mütevazı ve ağırbaşlı yürürler.” Gerek Allah’a karşı, gerek insanlara karşı alçak gönüllüdürler, ağırbaşlıdırlar. Bu buyruk ile onlar vakar sahibi, ağırbaşlı, Allah’a ve kullarına karşı alçak gönüllü olmakla nitelendirilmektedirler. “Cahiller onlara laf attığında” burada fiil cahillere isnat edildiğinden dolayı bu, cahiller kendilerine cahilce, kendini bilmez bir tavırla hitap ettiklerinde demektir. “Selametle” derler (geçerler).” Yani onlara günahtan ve cahile cahilce karşılık vermekten uzak, selametli bir sözle karşılık verirler. Bu buyrukla onlar, pek tahammülkâr oldukları, kötülük yapana iyilikle, cahile de affetmekle karşılık verdikleri belirtilerek övülmektedirler. Onları bu hale ulaştıran ise güzel ve yerli yerinde kullandıkları akıllarıdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Rahman'ın Mümin kulları, yeryüzünde vakarlı ve alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise, misliyle karşılık vermezler. Bilakis onlara güzel sözler söylerler ve bu davranışlarından dolayı onlara cahilce davranmazlar.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَعِبَادُ ve ibadu ve kulları kök: عبد
  2. ٱلرَّحْمَـٰنِ r-rahmani Rahman'ın kök: رحم
  3. ٱلَّذِينَ ellezine öyle kimselerdir ki
  4. يَمْشُونَ yemşune yürürler kök: مشي
  5. عَلَى ala
  6. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  7. هَوْنًۭا hevnen mütevazi olarak kök: هون
  8. وَإِذَا ve iza ne zaman ki
  9. خَاطَبَهُمُ hatabehumu kendilerine laf atarsa kök: خطب
  10. ٱلْجَـٰهِلُونَ l-cahilune cahiller kök: جهل
  11. قَالُوا۟ kalu derler kök: قول
  12. سَلَـٰمًۭا selamen Selam kök: سلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Tevazu · Aynı kök: مشي (23 geçiş)

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.

  • Ortak kavram: Tevazu · Aynı kök: مشي (23 geçiş)

    "Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez."

  • Ortak kavram: Tevazu · Aynı kök: مشي (23 geçiş)

    "Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!"

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: "Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim…

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz…

  • Aynı kök: خطب (12 geçiş)

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

  • Aynı kök: خطب (12 geçiş)

    "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rahmân'ın (iyi) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürür ve o cahiller (müşrikler) onlara laf attığında ‘Selam!' diyip (geçer)ler. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:41; Furkân 25:72; Kasas 28:55; Şûrâ 42:15; kâfirûn 109:6.

Mustafa İslamoğlu

Rahman'ın has kulları olan kimseler, yeryüzünde vakarlı bi tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında "Selam" der (geçer)ler.

Muhammed Esed

Rahman'ın has kulları ki, onlar yeryüzünde tevazu ve vekar içinde yürürler ve ne zaman kötü niyetli, dar kafalı kimseler kendilerine laf atacak olsa, (sadece) selam! derler.

Ahmed Hulusi

Rahman'ın kulları (Esma hakikatlerinin şuurunda olanlar) arzda (beden yaşamında) benliksiz ve şuurlu yaşarlar. . . Cahiller (hakikatten perdeliler) onlara sataştıklarında: "Selam!" derler.

Ali Bulaç

O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

Ali Özek ve heyeti

Rahmân'ın( has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) «Selam!» derler (geçerler);

Ali Rıza Safa

Bağışlayanın kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olarak yürürler. Bilisizler kendilerine söz attıklarında; "Selam!" derler.

Bayraktar Bayraklı

Rahman'ın has kulları yeryüzünde vakarla yürürler. Cahil kimseler onlara laf attığında, "Selam" derler.

Edip Yüksel

Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki yeryüzünde gösterişsizce yürürler. Cahiller kendilerine laf atınca da barış önerirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Rahman'ın kulları; O kimseler ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman "Selametle!" derler;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o Rahmanın kulları: onlar ki Arzın üzerinde mülayemetle yürürler ve cahiller kendilerine laf attığı vakıt selametle... derler

Erhan Aktaş

Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam. dipnot 1 " derler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Esen kalın, bizden size zarar gelmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." dipnot 1 derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Esen kalın, bizden size zarar gelmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rahman'ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler. Cahiller, onlara laf attıkları zaman, "Selam." dipnot 1 derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Esen kalın, bizden size zarar gelmez.

Gültekin Onan

O Rahmanın kulları, yeıyüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

Hasan Basri Çantay

O çok esirgeyen (Allah'ın haas) kulları, ki onlar yer (yüzün) de vekaar ve tevazu ile yürürler, kendilerine beyinsizler (hoşa gitmeyecek) laflar atdığı zaman "Selam (etle" de (yib geçe) rler.

İbni Kesir

Rahman'ın kulları, onlardır ki; yeryüzünde mütevazi olarak yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman, selam, derler.

Mehmet Alagaş

(61, 62, 63, 64, 66, 66, 67, 68, 69) Sema da burçlar ve o rada kandil / siraç (güneş) ve nurlu ay yapan ne mübarektir. Şükür etmek isteyen ve hatırlamak isteyen için gece ve gündüzü ardı ardına yapan O dur. Rahmanın kulları yer yüzünde dingin yürürler cahillerle muhatap olduklarında selam derler. Onlar ki rableri için secdeler de kıyamlar da gecelerler. Derler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden sav / uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı gelip geçici olmayan / devamlı bir beladır. Muhakkak o ne kötü yer ve makamdır. Harcadıklarında israf etmezler, cimrilik yapmazlar bu ikisi arası bir kıvamdadırlar. Allah’la beraber diğer bir ilaha dua etmezler, bir nefsi haksız yere öldürmezler ve de zina etmezler . Kim böyle yaparsa suç unu bulur. Onun kıyamet gününde azabı katlanarak artar. Orada adice / aşağılık halde kalıcıdırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Rahman’ın kulları, yeryüzünde vakarlı ve alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine hitap ettiklerinde onlar: “Selam!” deyip geçerler.

Süleyman Ateş

Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevazi olarak yürürler, cahiller kendilerine laf atarsa "Selam" derler.

Süleymaniye Vakfı

Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyenlerdir. Cahillik edenler onlarla konuşunca, faydalı sözler dipnot 1 söylerler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Selam sözcüğüne "faydalı sözler" anlamı vermemizin sebebi, cahillerin müminlerin yanına gelip onlarla konuşmak istemeleridir. Bu durumda onlara söylenecek selam sözü faydalı sözler olmalıdır. Bu; cahillere yani bilerek veya bilmeyerek kendini tutamayan kimselere karşı takınılacak tavırdır. Furkan 25/4-17 ve sonraki ayetlerinde, Nebimize karşı cahilce söz söyleyenlere verilen faydalı cevaplar, bizim için birer örnektir. Allah'ın ayetlerini alaya alanlara karşı takınılacak tavır ise şu ayetlerde belirtilmiştir: Nisa 4/140, En'am 6/68-69, Müminun 23/96, Fussilet 41/34.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rahmanın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürüyen kimselerdir. Kendini bilmezler onlara sataşınca "size selamet dipnot 1 dileriz(selamün aleyküm)." derler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Selamet: Esenlik durumu, her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu (TDK Sözlük)

Şaban Britch

Rahman’ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise “Selam!” deyip geçerler.

Şaban Piriş

Rahman'ın kulları, yeryüzünde alçak gönüllü olarak yürürler. Cahiller kendilerine laf attıklarında ise "Selam!" deyip geçerler.

Yaşar Nuri Öztürk

Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "selam" derler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And how richly rewarded shall be:

Abdul Haleem

The servants of the Lord of Mercy are those who walk humbly on the earth, and who, when the foolish address them, reply, ‘Peace’;

Abdullah Yusuf Ali

And the servants of (Allah) Most Gracious are those who walk on the earth in humility, and when the ignorant address them, they say, "Peace!";

Abul A'la Maududi

The true servants of the Merciful One are those dipnot 1 who walk on the earth gently dipnot 2 and when the foolish ones address them, they simply say: "Peace to you"; dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, though all human beings are by birth the servants of the Merciful before Whom you have been invited to prostrate yourselves, and which you disdain, his true servants are those who adopt the way of His obedience consciously and develop such desirable characteristics. Then the natural consequences of the prostration are those found in the lives of the believers and the evil results of rejecting the invitation, those found in your lives. Here attention is being drawn to the two patterns of character and life. First of those who had accepted the message of the Prophet (peace be upon him) and were following it, and the second of those who persisted in the ways of ignorance. Here only the prominent characteristics of the true believers have been cited, and for contrast, the characteristics of the disbelievers have been left to every discerning eye and mind which could see them all around in the society and make its own decision.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is; they do not walk haughtily and arrogantly like the tyrants and mischief-makers, but their gait is of a gentle, right thinking and good natured person. Walking humbly does not mean walking like a weak or sick person, nor does it imply the gait of a hypocrite who walks ostentatiously to show humility or fear of God. According to traditions, the Prophet (peace be upon him) himself used to walk with firm, quick steps. One day Caliph Umar saw a young man walking slowly like a weak, sick person, and asked him: Are you ill? When the man replied in the negative, the Caliph raised his whip, rebuked him and told him to walk like a healthy man. This shows that the humble gait is the natural gait of a noble and gentle person and not a gait which shows weakness and undue humility.
  3. metne dön, dipnot 3
    In this connection, the first characteristic of the true servants of Allah to which attention has been drawn, is their gait. This is because the gait indicates the character of an individual. If a man walks in a humble and dignified way, as opposed to a haughty, vain and proud manner, it shows that he is a noble and gentle person. Thus the different gaits of different types of people show what sort of characters they possess. The verse means to imply that the true servants of the Merciful can be easily recognized by their gait among the people. Their attitude of Allah’s worship and obedience has changed them so thoroughly that it can be seen at first sight from their gate that they are noble, humble and good natured people, who cannot be expected to indulge in any mischief. For further explanation, see(E.N.43 of Surah Bani Israil )and(E.N 33 of Surah Luqman).

Aisha Bewley

The slaves of the All-Merciful are those who walk lightly on the earth and, who, when the ignorant speak to them, say, ‘Peace’;

Al-Hilali & Khan

And the (faithful) slaves of the Most Gracious (Allâh) are those who walk on the earth in humility and sedateness, and when the foolish address them (with bad words) they reply back with mild words of gentleness.

Ali Quli Qarai

The servants of the All-beneficent are those who walk humbly on the earth, and when the ignorant address them, say, ‘Peace!’

Amatul Rahman Omar

Those alone are the true servants of the Most Gracious (God) who walk upon the earth in all humility, (but in a dignified manner), and when the ignorant address them, they (do not wrangle but) observe a peaceful attitude.

Arthur John Arberry

The servants of the All-merciful are those who walk in the earth modestly and who, when the ignorant address them, say, 'Peace';

Bijan Moeinian

His worshippers are those who walk on earth with the least pride and when they encounter the ignorant people (who want to provoke them) simply wish "Peace" for them.

E. Henry Palmer

And the servants of the Merciful are those who walk upon the earth lowly, and when the ignorant address them, say, 'Peace!'

Edip-Layth

The servants of the Gracious who walk on the earth in humility and if the ignorant speak to them, they say, "Peace."

George Sale

The servants of the Merciful are those who walk meekly on the earth, and, when the ignorant speak unto them, answer, peace:

Hamid S. Aziz

And He it is who made the night and the day alternating, for him who desires to remember or who desires thankfulness.

Mahmoud Ghali

And the bondmen of The All-Merciful are the ones who walk on the earth gently, and when the ignorant address them, they say, "Peace!"

Marmaduke Pickthall

The (faithful) slaves of the Beneficent are they who walk upon the earth modestly, and when the foolish ones address them answer: Peace;

Mohamed Ahmed - Samira

Devotees of Ar-Rahman are those who walk with humility on the earth, and when they are addressed by the ignorant, say: 'Peace;"

Muhammad Asad

For, [true] servants of the Most Gracious are [only] they who walk gently on earth, and who, whenever the foolish address them, reply with [words of] peace;

Mustafa Khattab

The ˹true˺ servants of the Most Compassionate are those who walk on the earth humbly, and when the foolish address them ˹improperly˺, they only respond with peace.

Progressive Muslims

And the servants of the Almighty who walk on the Earth in humility and if the ignorant speak to them, they Say: "Peace. "

Rashad Khalifa

The worshipers of the Most Gracious are those who tread the earth gently, and when the ignorant speak to them, they only utter peace.

Sahih International

And the servants of the Most Merciful are those who walk upon the earth easily, and when the ignorant address them [harshly], they say [words of] peace,

Sam Gerrans

And the servants of the Almighty are they who walk upon the earth modestly, and when the ignorant address them, they speak peace;

Shabbir Ahmed

The true servants of the Beneficent are those who: Walk upon the earth humbly. And when the ignorant ones address them, they say, "Peace!" (3:138), (22:41), (31:17-18).

Syed Vickar Ahamed

And the servants of (Allah), the Most Gracious (Ar-Rahmán) are those who walk on the earth with humility, and when those who do not know talk to them, they (the servants, gently) say: "Peace!"

Taqi Usmani

The servants of the RaHmān (the All-Merciful, Allah) are those who walk on the earth humbly, and when the ignorant people speak to them, they reply peacefully,

The Monotheist Group

Andthe servants of the Almighty who walk on the earth in humility and if the ignorant speak to them, they say: "Peace."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 63. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 63. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 63. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩