Vâkıa suresi · 83–96. ayetler

Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Vâkıa suresi, 83. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 83. ayet. فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

    Diyanet İşleri

    Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!

    Mehmet Okuyan

    Peki (ya can) boğaza dayandığı zaman (haliniz nasıl olacak)!

    Mustafa İslamoğlu

    Peki ama, ya can boğaza gelince ne olacak?

    Muhammed Esed

    Peki, öyleyse, (ölüm döşeğindeki bir adamın) boğazına (son nefesi) dayandığında,

    Ahmed Hulusi

    İşte (can) boğaza geldiğinde!

    Ali Bulaç

    Hele can boğaza gelip dayandığında,

    Ali Özek ve heyeti

    Hele can boğaza dayandığı zaman,

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, can boğaza dayandığında.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

    Edip Yüksel

    Ya can boğaza dayandığı zaman?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ya can boğaza dayandığı zaman?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde can boğaza geldiği vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde haydiseniz a can hulkuma geldiği vakıt

    Erhan Aktaş

    Can boğaza dayandığı zaman;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Can boğaza dayandığı zaman;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Can boğaza dayandığı zaman;

    Gültekin Onan

    Hele can boğaza gelip dayandığında,

    Hasan Basri Çantay

    Hele (can) boğaza gelince,

    İbni Kesir

    Hele can boğaza gelince;

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani can boğaza gelip dayandığında.

    Süleyman Ateş

    Ya can boğaza dayandığı zaman?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Canı boğazına gelmiş kişiyi bir düşünseniz!

    Şaban Britch

    Hele bir (ruh) boğaza gelmiş olmasın.

    Şaban Piriş

    Hele bir can boğaza gelmiş olmasın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ya o canın boğaza gelip dayandığı zaman!

  2. Vâkıa suresi, 84. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 84. ayet. وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.

    Mehmet Okuyan

    O zaman siz (ölmekte olan kişiye) bakar durursunuz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve siz o zaman dehşetle bakakalacaksınız.

    Muhammed Esed

    siz de (çaresiz bir şekilde) durup seyrederken,

    Ahmed Hulusi

    O zaman siz (çaresiz) bakakalırsınız!

    Ali Bulaç

    Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz,

    Ali Özek ve heyeti

    O vakit siz bakar durursunuz.

    Ali Rıza Safa

    Siz de durup seyrederken.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

    Edip Yüksel

    O anda siz bakınmaktasınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O anda siz bakınmaktasınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki o zaman bakar durursunuz,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ki siz o vakıt bakar durursunuz

    Erhan Aktaş

    O zaman bakınıp durursunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O zaman bakınıp durursunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O zaman bakınıp durursunuz.

    Gültekin Onan

    Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz,

    Hasan Basri Çantay

    o vakit siz görürsünüz!

    İbni Kesir

    O vakit görürsünüz siz.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O vakit siz bakıp durursunuz.

    Süleyman Ateş

    Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O vakit siz bakakalırsınız.

    Şaban Britch

    Siz, o zaman bakıp kalırsınız

    Şaban Piriş

    Siz, o zaman bakıp kalırsınız

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte o zaman siz bakakalırsınız!

  3. Vâkıa suresi, 85. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 85. ayet. وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz ona sizden çok daha yakınızdır, fakat siz görmeyeceksiniz.

    Muhammed Esed

    ve (Bizi) görmediğiniz halde, Biz ona sizden daha yakınken:

    Ahmed Hulusi

    Biz ona sizden daha yakınızdır, fakat görmezsiniz.

    Ali Bulaç

    Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    (O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ona, sizden daha yakınız. Fakat siz görmezsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

    Edip Yüksel

    Biz ona (can çekişene) sizden daha yakınız; ancak siz göremezsiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz ona (can çekişene) sizden daha yakınız; ancak siz göremezsiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz ise ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremezsiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz ise ona sizden yakınızdır ve lakin görmezsiniz

    Erhan Aktaş

    Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz ona sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz.

    Gültekin Onan

    Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Biz ona sizden yakınız. Fakat görmezsiniz.

    İbni Kesir

    Biz ona sizden daha yakınız, ama görmezsiniz.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz; ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

    Süleyman Ateş

    Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz ona, sizden daha yakınızdır ama siz göremezsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz ona, sizden daha yakınız ama göremezsiniz.

    Şaban Britch

    Biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

    Şaban Piriş

    Biz, ona sizden daha yakınız. Ama göremezsiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz ona sizden daha yakınız, ama siz görmezsiniz.

  4. Vâkıa suresi, 86. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 86. ayet. فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

    Diyanet İşleri

    (86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!

    Mehmet Okuyan

    (86, 87) Mademki hesaba çekilmeyeceksiniz, dipnot 1 doğruysanız (ölmekte olanı geri) döndürsenize!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [ğayra medînîne] ifadesi "yalanlamanın cezasını çekmemek", "cezalandırılmamak", "bağımlı olmamak", "borçlu olmamak" gibi anlamlara gelmektedir. Bu ifade aslında "eğer mahşerde hesaba çekilmeyecekseniz, bu inançsızlığınızın cezasını çekmeyecekseniz" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer Bize borçlu olmadığınıza inanıyorsanız,

    Muhammed Esed

    peki öyleyse, eğer (Bize) bağımlı olmadı(ğınızı düşünüyor)sanız,

    Ahmed Hulusi

    Eğer siz yaptıklarınızın sonucunu yaşamayacaksanız;

    Ali Bulaç

    İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz,

    Ali Özek ve heyeti

    Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz,

    Ali Rıza Safa

    Mademki cezalandırılmayacaksınız?

    Bayraktar Bayraklı

    - Şayet siz yaptıklarınızın karşılığını görmeyecekseniz, eğer doğru iseniz o çıkmakta olan canı geri çevirsenize.

    Edip Yüksel

    Yaptığınızın karşılığını görmeyeceğiniz doğruysa,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaptığınızın karşılığını görmeyeceğiniz doğruysa,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (86-87) Haydi, eğer dine boyun eğmeyecek, ceza çekmeyecek iseniz, çevirsenize o canı geri, iddianızda doğru iseniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet haydiseniz a dine boyun eğmiyecek, ceza çekmiyecekseniz,

    Erhan Aktaş

    Mademki hesap sorulacak kimseler değilsiniz,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mademki hesap sorulacak kimseler değilsiniz,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mademki hesap sorulacak kimseler değilsiniz,

    Gültekin Onan

    İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz.

    Hasan Basri Çantay

    İşte madem ki (tekrar dirilerek) ceza görmeyecekmişsiniz,

    İbni Kesir

    Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz,

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Madem ki (tekrardan dirilip) ceza görmeyecekmişsiniz.

    Süleyman Ateş

    Eğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size boyun eğdirilmemişse dipnot 1 ...

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ‘Allah'ın koyduğu ölçülerin dışında hayat sürebiliyor, tabiat kanunlarının dışına çıkabiliyorsanız' anlamına gelir. Örneğin su içmek, nefes almak, doğmak ve ölmek gibi konularda insan, tam anlamıyla boyun eğmiştir. Ancak insanın tercihine bırakılmış konular da vardır ki bunlar insanın imtihanıdır. Bir sonraki ayetten anlaşılacağı üzere insanın ölüm karşısındaki çaresizliğine vurgu yapılmaktadır.

    Şaban Britch

    Madem ki (tekrardan dirilip) ceza görmeyecekmişsiniz.

    Şaban Piriş

    Eğer hesaba çekilmeyecek iseniz...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Madem ceza görmeyecek kişilersiniz,

  5. Vâkıa suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 87. ayet. تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    (86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!

    Mehmet Okuyan

    (86, 87) Mademki hesaba çekilmeyeceksiniz, dipnot 1 doğruysanız (ölmekte olanı geri) döndürsenize!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [ğayra medînîne] ifadesi "yalanlamanın cezasını çekmemek", "cezalandırılmamak", "bağımlı olmamak", "borçlu olmamak" gibi anlamlara gelmektedir. Bu ifade aslında "eğer mahşerde hesaba çekilmeyecekseniz, bu inançsızlığınızın cezasını çekmeyecekseniz" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    (haydi) hayatı ona geri döndürün; tabi ki eğer (inancınızda) sadıksanız.

    Muhammed Esed

    o (bitip tükenen hayatı) geri döndürebilir misiniz, eğer iddianızda haklı iseniz?

    Ahmed Hulusi

    Eğer sözünüzde sadıksanız, onu (ölümü) geri çevirsenize (Sünnetullah yoksa yapın bunu)!

    Ali Bulaç

    Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.

    Ali Özek ve heyeti

    Onu (canı) geri çevirsenize, şayet iddianızda doğru iseniz!

    Ali Rıza Safa

    Onu geri döndürsenize; eğer doğruyu söylüyorsanız?

    Bayraktar Bayraklı

    - Şayet siz yaptıklarınızın karşılığını görmeyecekseniz, eğer doğru iseniz o çıkmakta olan canı geri çevirsenize.

    Edip Yüksel

    Onu geri çevirsenize, eğer doğru sözlü iseniz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu geri çevirsenize, eğer doğru sözlü iseniz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (86-87) Haydi, eğer dine boyun eğmeyecek, ceza çekmeyecek iseniz, çevirsenize o canı geri, iddianızda doğru iseniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    onu giri çevirseniz a! da'vanızda doğru iseniz

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer doğrulardansanız, onu dipnot 1 geri çevirmeniz gerekmez mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boğazınızdan çıkmakta olan canı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer doğrulardansanız, onu dipnot 1 geri çevirmeniz gerekmez mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boğazınızdan çıkmakta olan canı.

    Gültekin Onan

    Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.

    Hasan Basri Çantay

    Onu (ta boğazınıza gelince cesedinize) geri çevirseniz a! Eğer (iddianızda) saadıklarsanız...

    İbni Kesir

    Onu geri çevirsenize. Şayet sadıklar iseniz.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer doğru söylüyor iseniz, onu (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!

    Süleyman Ateş

    (Bu sözünüzde doğru iseniz) o (çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize!

    Süleymaniye Vakfı

    iddianızda da haklıysanız, çıkmakta olan canı geri çevirin de görelim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetten anlaşılacağı üzere, insan ölüm karşısında çaresizdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ve iddianızda samimi iseniz o canı geri çevirirsiniz.

    Şaban Britch

    Onu (ruhu) geri çeviriniz. Doğru söyleyenlerden iseniz…

    Şaban Piriş

    Onu geri çeviriniz... Doğru söyleyenlerden iseniz...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer doğru sözlülerseniz, onu geri çevirsenize.

  6. Vâkıa suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 88. ayet. فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    Diyanet İşleri

    (88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.

    Mehmet Okuyan

    (88, 89) (Ölen kişi Allah'a) yakınlaştırılanlardan ise ona rahatlık, güzel rızık ve nimet cenneti vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama eğer Allah'a yakın olanlardan iseniz;

    Muhammed Esed

    (Hepiniz ölümü tadacaksınız.) Eğer bir kimse Allah'a yaklaşanlardan olursa,

    Ahmed Hulusi

    (Herkes ölümü tadacaktır) lakin mukarrebundan (kurb ehli) ise;

    Ali Bulaç

    Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise,

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat (ölen kişi Allah'a) yakın olanlardan ise,

    Ali Rıza Safa

    Fakat yakın olanlar arasındaysa.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer ölmek üzere olan kişi, Allah'a yakın olanlardansa, ona rahatlık, güzel kokular ve nimet cenneti vardır.

    Edip Yüksel

    Ancak o, (bana) yaklaştırılanlardan ise,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak o, (bana) yaklaştırılanlardan ise-

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama o (can çekişen kişi) Allah'a yakın olanlardan ise,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma o mukarrebinden ise

    Erhan Aktaş

    Fakat eğer o, yaklaştırılanlardan ise,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat eğer o, yaklaştırılanlardan ise,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat eğer o, yaklaştırılanlardan ise,

    Gültekin Onan

    Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise,

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi, (ölene gelince) eğer o, mukarreblerden ise,

    İbni Kesir

    Eğer o kişi gözdelerden ise;

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer o (ölen kişi), yakın kılınanlardan ise.

    Süleyman Ateş

    (O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer ölen kişi Allah'ın yakın saydıklarından ise...

    Şaban Britch

    Eğer o (ölen kişi), yakın kılınanlardan ise.

    Şaban Piriş

    Eğer o, gözde kimselerden ise...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer o, yaklaştırılanlardan ise;

  7. Vâkıa suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 89. ayet. فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.

    Mehmet Okuyan

    (88, 89) (Ölen kişi Allah'a) yakınlaştırılanlardan ise ona rahatlık, güzel rızık ve nimet cenneti vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    (yeriniz) tarifsiz bir huzur, bitimsiz bir rızık ve mutluluğun üretildiği cennetler (olur).

    Muhammed Esed

    (öteki dünyada onu) mutluluk, gönül rahatlığı ve bir esenlik bahçesi (bekler).

    Ahmed Hulusi

    Ravh (Rahmani tecelli ile yaşam), Reyhan (Esma tecellileri seyri) ve Nimetler Cenneti vardır.

    Ali Bulaç

    Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).

    Ali Özek ve heyeti

    ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

    Ali Rıza Safa

    Gönül rahatlığı, güzel kokulu çiçekler ve nimet cenneti.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer ölmek üzere olan kişi, Allah'a yakın olanlardansa, ona rahatlık, güzel kokular ve nimet cenneti vardır.

    Edip Yüksel

    o zaman neşe, çiçekler ve nimet bahçeleri...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    o zaman neşe, çiçekler ve nimet cennetleri...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (ona) ravh (rahmet, ferahlık, daimi bir hayat), güzel bir rızık ve Naim cenneti vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    artık bir revh-u reyhan ve bir Cenneti ne'im

    Erhan Aktaş

    O takdirde, rahat bir hayat, huzur, güzel kokulu rızık ve nimetlerle dolu bir Cennet vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O takdirde, rahat bir hayat, huzur, güzel kokulu rızık ve nimetlerle dolu bir Cennet vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O takdirde, rahat bir hayat, huzur, güzel kokulu rızık ve nimetlerle dolu bir Cennet vardır.

    Gültekin Onan

    Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).

    Hasan Basri Çantay

    artık rahatlık, güzel rızık ve Naıym cenneti (onundur).

    İbni Kesir

    Rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.

    Süleyman Ateş

    O'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Huzur, güzel kokular ve nimetlerle dolu bahçeler onu bekler.

    Şaban Britch

    Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim Cenneti vardır.

    Şaban Piriş

    Rahatlık, güzel rızık ve nimet cennetleri...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle dolu cennet var ona.

  8. Vâkıa suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 90. ayet. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Diyanet İşleri

    (90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.

    Mehmet Okuyan

    (90, 91) Sağın halkından ise (kendisine) "Sana (senin gibi olan) sağın halkından selam olsun!" (denecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    Yok eğer bahtiyar kesimden biri olursanız:

    Muhammed Esed

    Ve yine eğer bir kimse dürüst ve erdemli bir hayat sürenlerden olursa,

    Ahmed Hulusi

    Eğer Ashab-ı yemin'den ise;

    Ali Bulaç

    Ve eğer "Ashab-ı Yemin"den ise,

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer o sağdakilerden ise,

    Ali Rıza Safa

    Üzerindeki sözü yerine getirenler arasındaysa.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer sağdakilerdense, kendisine, "Sağdakilerden sana selam vardır" denilir.

    Edip Yüksel

    O, sağda olanlardan ise,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, sağda olanlardan ise,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer sağın adamlarından ise,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve amma Eshab-ı Yemin'den ise

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve eğer o, sağın adamlarından dipnot 1 ise,

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağın taraftarı. "Yemin", sözcük olarak "sağ el" veya "uğurlu, bereketli" anlamına gelmektedir. Sağın taraftarı, deyim olarak; "yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref sahibi" demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve eğer o, sağın adamlarından ise,

    Gültekin Onan

    Ve eğer 'Ashab-ı Yemin'den ise,

    Hasan Basri Çantay

    Eğer sağcılardan ise,

    İbni Kesir

    Şayet sağcılardan ise;

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer o, sağdakilerden ise.

    Süleyman Ateş

    Eğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer uğurlu sınıftan ise...

    Şaban Britch

    Eğer o, sağdakilerden ise.

    Şaban Piriş

    Eğer o, sağ taraf halkından ise...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer kutlu, uğurlu kişilerdense,

  9. Vâkıa suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 91. ayet. فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    Diyanet İşleri

    (90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.

    Mehmet Okuyan

    (90, 91) Sağın halkından ise (kendisine) "Sana (senin gibi olan) sağın halkından selam olsun!" (denecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    Artık, (ey) sözünün eri olan bahtiyarlardan olan kişi: sana selam olsun!

    Muhammed Esed

    (cennette şu sözlerle karşılanacaktır:) "Dürüst ve erdemlilerden (olan) sana selam olsun!"

    Ahmed Hulusi

    (Eğer öyle ise): "Ashab-ı yemin'den senin için bir Selam var" (denilir).

    Ali Bulaç

    Artık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana.

    Ali Özek ve heyeti

    «Ey sağdaki! Sana selam olsun!»

    Ali Rıza Safa

    Öyleyse selam sana; üzerindeki sözü yerine getiren.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer sağdakilerdense, kendisine, "Sağdakilerden sana selam vardır" denilir.

    Edip Yüksel

    "Sana sağdakilerden selam olsun!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sana sağdakilerden selam olsun!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    artık selam sana, sağın adamlarından.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    artık selam sana Eshab-ı Yemin'den

    Erhan Aktaş

    O zaman sağın adamlarından, "Sana selam olsun."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O zaman sağın adamlarından, "Sana selam olsun."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O zaman sağın adamlarından, " Sana selam olsun."

    Gültekin Onan

    Artık, 'Ashab-ı Yemin'den selam sana.

    Hasan Basri Çantay

    Artık sağcılardan selam sana!

    İbni Kesir

    Selem sana sağcılardan.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey sağdaki! Sana selam olsun!

    Süleyman Ateş

    "(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var!"

    Süleymaniye Vakfı

    (ona şöyle denir:) "Defteri sağdan verilenlerden olan kişi! Sana selam olsun!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Uğurlu olan kimseler güven ve esenlik içinde olurlar.

    Şaban Britch

    Ey sağdaki! Sana selam olsun!

    Şaban Piriş

    Sağ taraf halkından sana selam!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Selam sana kutlu ve uğurlu kişilerden!" denir ona.

  10. Vâkıa suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 92. ayet. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

    Diyanet İşleri

    (92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

    Mehmet Okuyan

    (92, 93, 94) Sapkınlık yapan, yalanlayanlardan ise ona da kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme yaslanma vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada yani 88-94. ayetlerde sözü edilen üç grup, surenin 7-10. ayetlerde dile getirilen üç grup insanı içermekte, onların mahşerdeki durumunu ortaya koymaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat eğer o, yalanlayıp da yoldan sapmışlardan biriyse:

    Muhammed Esed

    Ama eğer biriniz hakikati yalanlayanlardan ve (böylece) yoldan sapmışlardan olursa,

    Ahmed Hulusi

    Eğer (o can) sapık inançlı (hakikati) yalanlayıcılardansa;

    Ali Bulaç

    Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,

    Ali Özek ve heyeti

    Ama yalanlayan sapıklardan ise,

    Ali Rıza Safa

    Ama yalanlayan sapkınlar arasındaysa.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer o kişi, yalanlayan sapıklardansa, o da kaynar su ile ağırlanır ve onun için cehenneme yaslanış vardır.

    Edip Yüksel

    Ama o yalanlayan sapıklardan ise,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ama o yalanlayan sapıklardan ise-

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama o yalanlayan sapıklardan ise,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve amma o tekzib eden sapgınlardan ise

    Erhan Aktaş

    Ama sapkınlıkta olan yalanlayıcılardan ise,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ama sapkınlıkta olan yalanlayıcılardan ise,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ama sapkınlıkta olan yalanlayıcılardan ise,

    Gültekin Onan

    Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,

    Hasan Basri Çantay

    Amma eğer tekzibcilerden, sapıklardansa,

    İbni Kesir

    Eğer sapık yalanlayıcılardan ise;

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer o, yalanlayan sapıklardan ise.

    Süleyman Ateş

    Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama eğer yalancı sapkınlardansa,

    Şaban Britch

    Eğer o, yalanlayanlardan ve sapıklardan ise.

    Şaban Piriş

    Eğer o, yalanlayanlardan ve sapıklardan ise...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer yalanlayan sapıklardansa;

  11. Vâkıa suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 93. ayet. فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

    Mehmet Okuyan

    (92, 93, 94) Sapkınlık yapan, yalanlayanlardan ise ona da kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme yaslanma vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada yani 88-94. ayetlerde sözü edilen üç grup, surenin 7-10. ayetlerde dile getirilen üç grup insanı içermekte, onların mahşerdeki durumunu ortaya koymaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    artık onun hakkı yürek yakan bir (umutsuzluk) sofrasında ağırlanmak

    Muhammed Esed

    (öteki dünyada onu) yakıcı bir ümitsizlik karşılar,

    Ahmed Hulusi

    (İşte ona) başından aşağı kaynar sular dökülür!

    Ali Bulaç

    Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır!

    Ali Rıza Safa

    O zaman, kaynar sudan bir ziyafet.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer o kişi, yalanlayan sapıklardansa, o da kaynar su ile ağırlanır ve onun için cehenneme yaslanış vardır.

    Edip Yüksel

    kaynar sudan bir ağırlanma,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    kaynar sudan bir ağırlanma-

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    muhakkak konukluğu kaynar su

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her halde konukluğu hamim

    Erhan Aktaş

    O zaman kaynar sudan bir ziyafet vardır!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O zaman kaynar sudan bir ziyafet vardır!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O zaman kaynar sudan bir ziyafet vardır!

    Gültekin Onan

    Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.

    Hasan Basri Çantay

    işte (ona da) kaynar sudan bir ziyafet!

    İbni Kesir

    İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet,

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

    Süleyman Ateş

    Kaynar sudan bir ziyafet,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kaynar suyun yanına yerleşir,

    Şaban Britch

    Kaynar suda bir ziyafet!

    Şaban Piriş

    Kaynar suda bir ziyafet!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kaynar sudan bir ziyafet,

  12. Vâkıa suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 94. ayet. وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Bir de cehenneme atılma vardır.

    Mehmet Okuyan

    (92, 93, 94) Sapkınlık yapan, yalanlayanlardan ise ona da kaynar sudan bir ziyafet(!) ve cehenneme yaslanma vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada yani 88-94. ayetlerde sözü edilen üç grup, surenin 7-10. ayetlerde dile getirilen üç grup insanı içermekte, onların mahşerdeki durumunu ortaya koymaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve çılgın bir ateşe atılmaktır.

    Muhammed Esed

    ve alev saçan bir ateşin sıcaklığı!

    Ahmed Hulusi

    Cahim'in (yakıcı şartlar) ateşine maruz kalır!

    Ali Bulaç

    Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.

    Ali Özek ve heyeti

    Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır.

    Ali Rıza Safa

    Ve cehenneme atılmak.

    Bayraktar Bayraklı

    - Eğer o kişi, yalanlayan sapıklardansa, o da kaynar su ile ağırlanır ve onun için cehenneme yaslanış vardır.

    Edip Yüksel

    ve cehennemde yanma...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ve cehennemde yanma...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve yaslanacağı cehennemdir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve yaslanacağı Cahimdir

    Erhan Aktaş

    Ve Cehennem'e atılma vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Cehennem'e atılma vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Cehennem'e atılma vardır.

    Gültekin Onan

    Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.

    Hasan Basri Çantay

    ve cehenneme bir atılış.

    İbni Kesir

    Ve cehenneme atılış.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve (onun sonu) Cehennem'e atılmaktır.

    Süleyman Ateş

    Ve cehenneme atılma var.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayrıca ateş yığınında kızarırlar.

    Şaban Britch

    Ve cehenneme atılış.

    Şaban Piriş

    Ve cehenneme atılış...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve cehenneme salıverilme var ona.

  13. Vâkıa suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 95. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu, kesin gerçektir.

    Mehmet Okuyan

    İşte bu, gerçeğin ta kendisidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç şüphe yok ki bu, işte budur kesin gerçek:

    Muhammed Esed

    Kuşkusuz bu, hakikatlerin hakikatidir!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu Hakk-el Yakin'dir (bilfiil yaşanacak gerçek)!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin).

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, kesin gerçek, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz bu anlatılanlar kesin gerçeklerdir. Artık Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

    Edip Yüksel

    Mutlak gerçek budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mutlak gerçek budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kesin gerçek budur işte!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte budur hakikat hakkulyakin

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz bu bildirdiklerimiz kesin olarak gerçektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz bu bildirdiklerimiz kesin olarak gerçektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz bu bildirdiklerimiz kesin olarak gerçektir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l Yakin).

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki bu elbette kat'i bilgi (veren) hakıykatın ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki bu; kesin gerçeğin kendisidir.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphe yok ki, kesin gerçek işte budur.

    Süleyman Ateş

    Kesin gerçek budur işte.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün bunlar, doğruluğu kesin olan bilgilerdir.

    Şaban Britch

    Bu, kesin olan hakkın ta kendisidir.

    Şaban Piriş

    Bu, kesin gerçeğin ta kendisidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte budur, o tartışmasız, o kesin gerçek!

  14. Vâkıa suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 96. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et.

    Mehmet Okuyan

    Yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt)!

    Mustafa İslamoğlu

    Öyleyse sen (ey insan), azamet sahibi Rabbin adına hareket et!

    Muhammed Esed

    Öyleyse kudret sahibi Rabbinin ismini yücelt!

    Ahmed Hulusi

    Öyleyse tespih et ismi Aziym Rab olan namına!

    Ali Bulaç

    Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde Yüce Rabbinin adıyla tesbîh et.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Efendinin Büyük İsmini yücelterek an!

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz bu anlatılanlar kesin gerçeklerdir. Artık Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse Büyük Rabbinin ismini yücelt

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haydi Rabbini büyük ismiyle tesbih et!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haydi tesbih et Rabbına azim ismiyle

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde Azim dipnot 1 Rabb'inin adını tesbih dipnot 2 et.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.

    Gültekin Onan

    Öyleyse büyük rabbini ismiyle tesbih et.

    Hasan Basri Çantay

    Haydi Rabbini o büyük adiyle tesbih (ve tenzih) et.

    İbni Kesir

    Öyleyse Rabbını büyük adıyla tesbih et.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

    Süleyman Ateş

    Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyleyse Yüce Rabbinin adını her türlü eksiklikten uzak tut.

    Şaban Britch

    Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et!

    Şaban Piriş

    -Öyleyse, yüce Rabbinin adını tesbih et!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık, o yüce Rabbinin adını tespih et!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.