Diyanet İşleri
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 76. ayet. وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
veinnehû leḳasemül lev ta`lemûne `ażîm.
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'ın değeri Vâkıa 75–82 3
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
O, elbette değerli bir Kur'an'dır.
Korunmuş bir kitaptadır.
Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 75–76. ayetler için yazılmıştır.
75. Yüce Allah, yıldızlara ve yıldızların batış yerlerine ve Yüce Allah’ın o sırada meydana getirdiği ve O’nun azametine, büyüklüğüne ve tevhîdine delil olan olaylara yemin etmektedir.
76. Daha sonra hakkında yemin ettiği bu hususların büyüklüğüne dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: “Ki eğer bilirseniz bu, gerçekten büyük bir yemindir.” Bu yeminin büyük olması yıldızların, onların akıp gitmesinin ve batış yerlerine kaymalarının, pek çok delil ve ibretleri ihtiva etmesinden dolayıdır ki bunların tümünü sayıp dökmeye imkân yoktur.
Kendisi için yemin edilen husus ise Kur’ân-ı Kerîm’dir. Onun hak olduğu, hakkında herhangi bir şüphenin söz konusu olmadığı ve ona herhangi bir şüphenin ulaşamadığı gerçeğidir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gerçekten yıldızların bu yörüngelerine edilen yemin -büyüklüğünü bilirseniz- içinde barındırdığı sayısız ibret ve ayetler bakımından pek büyüktür.
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…
Aynı kök: قسم (33 geçiş)
(O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bilirseniz şüphesiz ki bu büyük bir yemindir.
ki elbet bu, eğer farkındaysanız çok ağır bir yemindir.
eğer bilseniz bu en güçlü bir teyiddir!
Bilseniz, gerçekten bu çok azametli bir yemindir!
Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.
Aslında, gerçekten büyük bir yemindir bu; keşke bilseydiniz!
- Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.
Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!
Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!
bilseniz o, gerçekten çok büyük bir yemindir.
ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir
Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.
Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.
Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.
Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
ki hakıykaten bu, eğer bilirseniz, büyük bir anddır,
Gerçekten bilseniz bu, büyük bir yemindir.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.
Bilirseniz, bu büyük bir yemindir.
Keşke bilseniz, bu kesinlikle büyük bir yemindir!
Bilseniz bu büyük bir yemindir.
Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.
Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.
Ve eğer bilirseniz, gerçekten büyük bir yemindir bu.
And it is an asseveration of immense magnitude if only you knew.
a mighty oath, if you only knew-
And that is indeed a mighty adjuration if ye but knew,-
and this is indeed a mighty oath, if only you knew –
and that is a mighty oath if you only knew –
And verily that is indeed a great oath, if you but know.
And indeed it is a great oath, should you know.
And behold! it is a mighty oath, if you only care to know;
(and that is indeed a mighty oath, did you but know it)
And this is a tremendous oath, if you knew what I mean.
and, verily, it is a grand oath if ye did but know -
This is an oath, if you only knew, that is great.
-- and it is surely a great oath, if ye knew it; --
And most surely it is a very great oath if you only knew;
And surely it is indeed a tremendous oath, if you only know (it)-
And lo! that verily is a tremendous oath, if ye but knew -
And this surely is great evidence if you can understand --
and, behold, this is indeed a most solemn affirmation, if you but knew it!
and this, if only you knew, is indeed a great oath—
This is an oath, if you only knew, that is great.
This is an oath, if you only knew, that is awesome.
And indeed, it is an oath - if you could know - [most] great.
— And it is a tremendous oath, if you but knew —
And behold! This, indeed, is a great witness if your knowledge can encompass it.
And surely, that is indeed a mighty and holy oath if you only knew—
-and indeed it is a great oath, if you are to appreciate-
This is an oath, if only you knew, that is great.