Tûr suresi

Tûr suresi, 29. ayet

Tûr suresi, 29. ayet. فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ

feẕekkir femâ ente bini`meti rabbike bikâhiniv velâ mecnûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tûr 26–32 · surenin 29. ayeti / 49

Konu "Yoksa..." soruları Tûr 29–43 3

Ard arda gelen on beş soruluk tek bir yapı; bölünmesi zinciri kırardı.

  1. Tûr 26

    Derler ki: "Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah'a isyandan) korkardık."

  2. Tûr 27

    "Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu."

  3. Tûr 28

    "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir."

  4. 29

    (Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

  5. Tûr 30

    Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?

  6. Tûr 31

    Onlara de ki: "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

  7. Tûr 32

    Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

29. Yüce Allah, Rasûlüne müslümanları ile kâfirleri ile bütün insanlara hatırlatıp öğüt vermesini emretmektedir. Tâ ki Allah’ın delili zalimlere karşı ortaya konulmuş olsun, öğüt ve hatırlatması ile ilâhî tevfike mazhar olanlar da hidâyet bulsun. Yine ona, yalanlayıcı müşriklerin sözlerine ve eziyetlerine aldırmamayı da emretmektedir ki onlar bu sözleri, insanlar arasında bu olumsuz vasıflardan en uzak kişinin o olduğunu bilmelerine rağmen sırf insanları ondan uzak tutmak için söylemektedirler. Bundan dolayı Yüce Allah, onların onu itham ettikleri her türlü eksiklikten uzak olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır:

"Sen Rabbinin nimeti” lütfu ve ihsanı “sayesinde kahin” yani cinlerden bir arkadaşı olup da onun kendisine üzerine kattığı yüz yalan ile bazı gaybî haberler getirdiği kimselerden “de deli” yani aklını yitirmiş “de değilsin.” Bilakis sen, insanların aklı en mükemmeli, şeytanlardan en uzak, doğruluğu en büyük olansın, onların en değerlisi ve en üstünüsün.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Sen Kur'an ile öğüt ver. Allah'ın sana bahşetmiş olduğu iman ve akıl sebebiyle sen kâhin değilsin. Sana görünen cinler vardır ve sen deli de değilsin.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَذَكِّرْ fezekkir sen hatırlat kök: ذكر
  2. فَمَآ fema değilsin
  3. أَنتَ ente sen
  4. بِنِعْمَتِ binia'meti ni'meti sayesinde kök: نعم
  5. رَبِّكَ rabbike Rabbinin kök: ربب
  6. بِكَاهِنٍۢ bikahinin kahin kök: كهن
  7. وَلَا ve la ve değilsin
  8. مَجْنُونٍ mecnunin mecnun kök: جنن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 7 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كهن (2 geçiş)

    Bir kahinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet

    İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet

    Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Cennet

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…

  • Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Ortak kavram: Cennet

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Nebi!) Öğüt vermeyi (sürdür); şüphesiz, -Rabbinin nimeti sayesinde- senin bir kahin ve bir mecnun olma ihtimalin asla bulunmamaktadır.

Muhammed Esed

Öyleyse (ey Muhammed! Bütün insanlara) öğüt ver! Çünkü, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

Ahmed Hulusi

(Rasulüm) sen hatırlat! Rabbinin nimeti olarak, sen ne bir kahin olarak açığa çıkarıldın ve ne de cin etkisi altında olan kişi!

Ali Bulaç

Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Ali Rıza Safa

Öyleyse hatırlat! Efendinin nimeti sayesinde, ne bir kahinsin ne de bir deli!

Bayraktar Bayraklı

Sen öğüt ver! Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kahinsin ne de bir deli.

Edip Yüksel

Sen öğüt ver. Efendinin sana olan iyiliği sayesinde sen ne bir kahinsin, ne de deli.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sen öğüt ver. Rabbinin sana olan iyiliği sayesinde sen ne bir kahinsin, ne de deli.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde anlatıp öğüt vermeye devam et; çünkü sen, Rabbinin nimeti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun!

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde va'z-u tezkire devam et, çünkü sen, rabbının ni'meti hakkı için, ne kahinsin ne de mecnun

Erhan Aktaş

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kahin ne de mecnunsun.

Gültekin Onan

Şu halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sen hemen öğüt vermekde devam et. Öyle ya, sen Rabbinin ni'meti sayesinde ne bir kahin, ne de bir mecnun değilsin.

İbni Kesir

Sen; öğüt ver. Rabbının nimeti sayesinde sen; ne bir kahinsin, ne de bir deli.

Mehmet Alagaş

(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları bilgilendirmeye devam et. Sahibinin nimeti sayesinde sen, ne geleceği bildiğini sanan birisin (kahin[1]) ne de cinlerin (şeytanların) etkisindesin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 2
    Kahin, geleceği bildiğini sanan kişidir. Hakka 69/42

Şaban Britch

Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Şaban Piriş

-Sen, öğüt ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık hatırlat, öğüt ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kahinsin ne de cin çarpmış.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, keep O Muhammad reminding people of their duty to Allah, proclaiming His message. You are a spectacle and a warning to them all, and not as they contemptuously claim, a fortune - teller, nor are you demoniac.

Abdul Haleem

So [Prophet] remind [people]. By the grace of your Lord [Prophet], you are neither oracle nor madman.

Abdullah Yusuf Ali

Therefore proclaim thou the praises (of thy Lord): for by the Grace of thy Lord, thou art no (vulgar) soothsayer, nor art thou one possessed.

Abul A'la Maududi

So exhort (them, O Prophet), for by your Lord's Grace, you are neither a soothsayer nor a madman. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    After depicting a scene of the Hereafter the address now turns to the obduracy of the disbelieves of Makkah with which they were resisting the message of the Prophet (peace be upon him). This verse though apparently addressed to the Prophet (peace be upon him) is actually meant for the disbelievers through him. Whenever he spoke of Resurrection and the gathering together of mankind, and accountability, and meting out of rewards and punishments, and Heaven and Hell and recited the verses of the Quran in support thereof, with the claim that he received that information from Allah and that it was Allah’s Word that had been revealed to him, their leaders and religious guides and depraved people neither listened to him seriously themselves nor wanted that the other people should pay any attention to him. Therefore, they would sometimes taunt him saying that he was a sorcerer, or that he was a poet, or that he was a madman, or that he fabricated those strange things himself and presented them as Revelations from Allah only in order to impress the people. They thought that by passing such remarks against him, they would be able to create suspicions among the people about him and would thus render his preaching ineffective and vain. About this it is being said: O Prophet (peace be upon him), the truth in fact is the same that has been presented from the beginning of the Surah to this point. If these people call you a sorcerer and a madman on account of these things, you should not take it to heart but should go on arousing the people from their heedlessness and warning them of the reality, for by the grace of God you are neither.

Aisha Bewley

Remind them then! For, by the blessing of your Lord, you are neither a soothsayer nor a madman.

Al-Hilali & Khan

Therefore, remind (mankind of Islâmic Monotheism, O Muhammad صلى الله عليه وسلم). By the Grace of Allâh, you are neither a soothsayer, nor a madman.

Ali Quli Qarai

So admonish. By your Lord’s blessing, you are not a soothsayer, nor mad.

Amatul Rahman Omar

So (Prophet!) keep on exhorting, as by the grace of your Lord, you are neither a soothesayer, nor a mad man.

Arthur John Arberry

Therefore remind! by thy Lord's blessing thou art not a soothsayer neither possessed.

Bijan Moeinian

Go on and guide them to the right path. By the grace of your Lord, you are neither a wizard nor a mad man.

E. Henry Palmer

Wherefore do thou remind them: for thou art, by the favour of thy Lord, neither a soothsayer nor mad!

Edip-Layth

Therefore, you shall remind. For by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor mad.

George Sale

Wherefore do thou, O prophet, admonish thy people. Thou art not, by the grace of thy Lord, a soothsayer, or a madman.

Hamid S. Aziz

Therefore continue you (O Muhammad) to remind (or warn), for by the grace of your Lord, you are not a soothsayer, or a madman.

Mahmoud Ghali

Then remind! So in no way are you (The Prophet) by your Lord's favor a soothsayer or a madman.

Marmaduke Pickthall

Therefor warn (men, O Muhammad). By the grace of Allah thou art neither soothsayer nor madman.

Mohamed Ahmed - Samira

Remind them, therefore, that by the grace of your Lord you are neither a soothsayer nor possessed.

Muhammad Asad

EXHORT, then, [O Prophet, all men:] for, by thy Sustainer’s grace, thou art neither a soothsayer nor a madman.

Mustafa Khattab

So ˹continue to˺ remind ˹all, O  Prophet˺. For you, by the grace of your Lord, are not a fortune-teller or a madman.

Progressive Muslims

Therefore, you shall remind. For by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor mad.

Rashad Khalifa

You shall remind the people. With your Lord's blessing's upon you, you are neither a soothsayer, nor crazy.

Sahih International

So remind [O Muúammad], for you are not, by the favor of your Lord, a soothsayer or a madman.

Sam Gerrans

So remind thou! And by the favour of thy Lord thou art neither a soothsayer nor possessed.

Shabbir Ahmed

Hence, (O Messenger) keep reminding, for, by the Grace of your Lord, you are neither a soothsayer nor a madman.

Syed Vickar Ahamed

Therefore remind (mankind to celebrate the Praise of Allah). By the Grace of your Lord, you are not (any) petty-talker, and you are not a madman (nor one possessed).

Taqi Usmani

So keep reminding (them), because by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor a mad man.

The Monotheist Group

Therefore, you shall remind. For by the grace of your Lord, you are neither a soothsayer, nor crazy.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩