52. sure · dinle

Tûr Suresi الطور

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Tûr suresi sayfasına dön

2 ayet sayfası

Tûr suresi, 2. ayet. وَكِتَـٰبٍۢ مَّسْطُورٍۢ

(2, 3) Yayılmış ince deriye satır satır yazılmış Kitaba,

9 ayet sayfası

Tûr suresi, 9. ayet. يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًۭا

O gün, gök şiddetli bir şekilde sallanıp çalkalanacaktır.

11 ayet sayfası

Tûr suresi, 11. ayet. فَوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlayanların o gün vay hâllerine!

12 ayet sayfası

Tûr suresi, 12. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍۢ يَلْعَبُونَ

Onlar daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.

13 ayet sayfası

Tûr suresi, 13. ayet. يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا

O gün cehennem ateşine itilip atılacaklar.

14 ayet sayfası

Tûr suresi, 14. ayet. هَـٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

(Onlara şöyle denecektir:) "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!"

15 ayet sayfası

Tûr suresi, 15. ayet. أَفَسِحْرٌ هَـٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ

Bu bir büyü müymüş! Yoksa görmüyor musunuz?

16 ayet sayfası

Tûr suresi, 16. ayet. ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ ۖ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Girin oraya (ateşe)!' Sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilmektedir.

17 ayet sayfası

Tûr suresi, 17. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍۢ وَنَعِيمٍۢ

(17, 18) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerek cennetlerde ve nimet içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından korumuş olacaktır.

18 ayet sayfası

Tûr suresi, 18. ayet. فَـٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

(17, 18) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerek cennetlerde ve nimet içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından korumuş olacaktır.

19 ayet sayfası

Tûr suresi, 19. ayet. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

(19, 20) (Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!" (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız.

20 ayet sayfası

Tûr suresi, 20. ayet. مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّصْفُوفَةٍۢ ۖ وَزَوَّجْنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍۢ

(19, 20) (Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!" (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız.

21 ayet sayfası

Tûr suresi, 21. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَـٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَـٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍۢ ۚ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌۭ

İman edenlere ve onlara imanla uyan nesiller(in)e gelince; biz onları (cennette) nesilleriyle buluşturacağız.Onların yapıp ettiklerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Her kişi kazandığına karşılık rehindir.

22 ayet sayfası

Tûr suresi, 22. ayet. وَأَمْدَدْنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍۢ وَلَحْمٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Onlara canlarının istediği türden meyve ve etten bolca vermiş olacağız.

23 ayet sayfası

Tûr suresi, 23. ayet. يَتَنَـٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًۭا لَّا لَغْوٌۭ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌۭ

Boş söze de günaha girmeye de (neden) olmayan kadeh(lerden almak için) orada karşılıklı olarak çekişecekler.

24 ayet sayfası

Tûr suresi, 24. ayet. وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌۭ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌۭ مَّكْنُونٌۭ

Saklı inci gibi kendilerine ait gençler (servis için) etraflarında dolaşacaklar.

25 ayet sayfası

Tûr suresi, 25. ayet. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

Onların bir kısmı bir kısmına dönüp soracaklar.

26 ayet sayfası

Tûr suresi, 26. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ

Demiş (olacak)lar ki: "Daha önce biz, ailemiz içinde (azaptan) korkardık.

27 ayet sayfası

Tûr suresi, 27. ayet. فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ

Allah bize lütfetti de bizi kavurucu azaptan korudu.

28 ayet sayfası

Tûr suresi, 28. ayet. إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ

Şüphesiz ki biz bundan önce (dünyada) O'na yalvarıyorduk. Şüphesiz ki yalnızca O çok iyilik edendir; çok merhametlidir."

29 ayet sayfası

Tûr suresi, 29. ayet. فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍۢ وَلَا مَجْنُونٍ

Sen (gerçeği) hatırlat! Rabbinin lütfuyla sen kâhin de değilsin; cinlenmiş de değilsin.

30 ayet sayfası

Tûr suresi, 30. ayet. أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌۭ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ

Yoksa onlar "(O) bir şairdir; zamanın (getireceği) felaketlere uğramasını bekliyoruz!" mu diyorlar!

31 ayet sayfası

Tûr suresi, 31. ayet. قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ

De ki: "Bekleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim."

32 ayet sayfası

Tûr suresi, 32. ayet. أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَـٰمُهُم بِهَـٰذَآ ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌۭ طَاغُونَ

Onlara akılları mı bunu emrediyor; yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

33 ayet sayfası

Tûr suresi, 33. ayet. أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ ۚ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ

Veya "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayır! Onlar iman etmezler.

34 ayet sayfası

Tûr suresi, 34. ayet. فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍۢ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ

Doğru (sözlü) iseler onun (Kur'an'ın) benzeri bir söz getirsinler.

35 ayet sayfası

Tûr suresi, 35. ayet. أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

Yoksa onlar, herhangi bir (yaratıcı) olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdır?

36 ayet sayfası

Tûr suresi, 36. ayet. أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ

Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır! Onlar kesin bir şekilde inanmazlar.

37 ayet sayfası

Tûr suresi, 37. ayet. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa her şeye hâkim olan kendileri midir?

38 ayet sayfası

Tûr suresi, 38. ayet. أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌۭ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ ۖ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَـٰنٍۢ مُّبِينٍ

Yoksa onların, (Allah katındaki sırları) dinleyebildikleri merdivenleri mi var? (Öyleyse) dinleyiciler apaçık bir delil getirsinler!

39 ayet sayfası

Tûr suresi, 39. ayet. أَمْ لَهُ ٱلْبَنَـٰتُ وَلَكُمُ ٱلْبَنُونَ

Yoksa kızlar O'nun (Allah'ın), oğullar sizin mi?

40 ayet sayfası

Tûr suresi, 40. ayet. أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًۭا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍۢ مُّثْقَلُونَ

Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da borç yüzünden ağır bir yük altında mı kalıyorlar?

41 ayet sayfası

Tûr suresi, 41. ayet. أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

Yoksa gayb (bilinemeyen şeyler) yanlarında da (ondan) mı yazıyorlar?

42 ayet sayfası

Tûr suresi, 42. ayet. أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًۭا ۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلْمَكِيدُونَ

Veya bir tuzak mı (kurmak) istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek kişiler kâfir olanlardır.

43 ayet sayfası

Tûr suresi, 43. ayet. أَمْ لَهُمْ إِلَـٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ ۚ سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Veya onlar için Allah'tan başka ilah mı var! Allah onların ortak koştuklarından yücedir.

44 ayet sayfası

Tûr suresi, 44. ayet. وَإِن يَرَوْا۟ كِسْفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًۭا يَقُولُوا۟ سَحَابٌۭ مَّرْكُومٌۭ

Gökten düşen bir kütle görseler "(Bunlar) üst üste yığılmış bulutlardır." derler.

45 ayet sayfası

Tûr suresi, 45. ayet. فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ

Artık bayıltılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hâllerine bırak!

46 ayet sayfası

Tûr suresi, 46. ayet. يَوْمَ لَا يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًۭٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

Tuzakları o gün kendilerine hiçbir yarar sağlamayacak ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

47 ayet sayfası

Tûr suresi, 47. ayet. وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًۭا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Haksızlık edenlere, elbette ondan başka da azap vardır. Fakat çoğu bilmezler.

48 ayet sayfası

Tûr suresi, 48. ayet. وَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا ۖ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ

Rabbinin hükmüne sabret! Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman da Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)!

49 ayet sayfası

Tûr suresi, 49. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَـٰرَ ٱلنُّجُومِ

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O'nu tesbih et (yücelt)!