Diyanet İşleri
Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?
Tûr suresi
Tûr suresi, 30. ayet. أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ
em yeḳûlûne şâ`irun neterabbeṣu bihî raybe-lmenûn.
Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Yoksa..." soruları Tûr 29–43 3
Ard arda gelen on beş soruluk tek bir yapı; bölünmesi zinciri kırardı.
"Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu."
"Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir."
(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.
Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?
Onlara de ki: "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?
Yoksa "O Kur'an'ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
30. “Yoksa” ara sıra da onun hakkında “O bir şairdir” şiir söyler, getirdiği söz de bir şiirdir mi diyorlar? Yüce Allah ise şöyle buyurmaktadır: “Biz ona şiiri öğretmedik, zaten bu ona yakışmaz da.” (Yâsîn, 36/69)
“Onun helakini bekliyoruz mu diyorlar?” Yani onun ölmesini, böylelikle davasının sona erip ondan yana rahata kavuşmayı gözlüyoruz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yoksa bu yalanlayanlar şöyle mi diyorlar?: "Muhammed resul değildir, bilakis o şairdir. Ölümün onu kıskıvrak yakalamasını bekliyoruz ki, ondan kurtulalım."
Aynı kök: ربص (17 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş)
(Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi…
Aynı kök: ربص (17 geçiş)
Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok…
Aynı kök: ربص (17 geçiş)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: منن (27 geçiş)
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Aynı kök: منن (27 geçiş)
Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…
Aynı kök: منن (27 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…
Aynı kök: ريب (36 geçiş)
Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
Aynı kök: ريب (36 geçiş)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yoksa onlar "(O) bir şairdir; dipnot 1 zamanın (getireceği) felaketlere uğramasını bekliyoruz!" mu diyorlar!
Yoksa (şimdi de) "O bir şairdir; (bırakın da) feleğin sillesini yiyeceği zamanı bekleyip görelim" mi diyorlar?
Yoksa onlar: "(O, yalnızca) bir şair(dir); bekleyip görelim zaman ona neler yapacak" mı diyorlar?"
Yoksa: "Bir şairdir. . . Bekleyelim bakalım zaman içinde ne olur sonu" mu diyorlar!
Yoksa onlar: "Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz" mu diyorlar?
Yoksa onlar: (O,) bir şairdir; onun, zamanın felâketlerine uğramasını bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa şöyle mi diyorlar: "O, bir ozan! Yıkımın ansızın Ona geleceği zamanı bekliyoruz!"
Yoksa onlar, "O, başına bir felaketin gelmesini beklediğimiz bir şair midir?" diyorlar.
Yoksa, "O bir şairdir, onun ölmesini bekliyoruz" mu diyorlar?
Yoksa, 'O bir şairdir, onun ölmesini bekliyoruz.' mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, zamanın felaketine uğramasını gözetiyoruz" mu diyorlar?
Yoksa "bir şair biz ona "reybul menun"u gözetiyoruz" mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, ansızın zamanın felaketine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, ansızın zamanın felaketine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?
Yoksa: "O bir şairdir, ansızın zamanın felaketine uğramasını bekliyoruz." mu diyorlar?
Yoksa onlar: "Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz" mu diyorlar?
Yoksa "(O), bir şairdir, biz onun, zamanın felaketli haadiseleri (ne çarpılması) nı gözetliyoruz" mu diyorlar?
Yoksa derler mi ki: Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz.
(3, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49) Hatırla ki sen Rabbinin nimeti sayesinde kâhin değilsin ve mecnun / divane değilsin, O bir şairdir ve biz onun bir felakete uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki bekleyin bende sizle beraber bekliyorum, bunu onlara rüyalarımı emrediyor yahut onlar taşkın bir kavim midirler? Veya onu (kuranı) kendisi uydurdu mu? Diyorlar, bilakis onlar inanmıyorlar, eğer doğru sözlü iseniz onun benzeri bir söz getirin , onlar başka bir şeyden mi yaratıldılar? yahut onlar yaratıcı mıdırlar? Yahut gökleri ve yeri mi yarattıl ar? Bilakis onlar inanmıyorlar / ikna olmuyorlar yahut Rabbiniz in hazineleri onların yanlarında mı? veya o hazineleri ele mi geçirdiler? Yahut onların orada merdivenleri varda onla mı? dinliyorlar? Öyleyse işittiklerinden apaçık bir delil getirsinler. Yahut kızlar O’na / Allah’a da erkek çocuklar kendilerine mi? Veya onlardan ücret mi sual edilmiş te borç altında kalmış eziliyorlar? Gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar? Veya hileli tuzak mı istedikleri? Tuzaklanacaklar işte o kafirlerdir veya Allah d ışında, onlar için, bir ilah mı var? Allah onların ortak koştuklarından üstündür. Eğer gökten düşen bir parça görseler, birbirine eklenmiş bulut derler, günleri ile buluşacakları ve korkudan bayılacakları o zamana kadar terket onları / bırak onları. Onların hileli tuzakları o gün onlara fayda sağlamaz, onlara yardım da edilmez. Zalimler bundan dışında bir azap da var, lakin çokları / ekserisi bilmiyorlar. Rabbinin vereceği karara / hükmüne sabret sen bizim gözetimimizdesin, kalktığın zamanlar da Rabbini üstün tut / tesbih et, geceleyin ve yıldızların ardından (gündüzün) onu tesbih et.
Yoksa; o, bir şairdir, zaman (içinde) başına sıkıntılar ve ölümün gelmesini bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa onlar (senin hakkında): "Bir şa'irdir, zamanın felaketlerine çarpılmasını gözetliyoruz" mu diyorlar?
Yoksa şöyle mi diyorlar: "O, bir şair! Başına gelecekleri bekliyoruz dipnot 1 ."
Yoksa şöyle mi diyorlar: "Şairin teki; başına gelecekleri bekliyoruz"
Yoksa: O, bir şairdir, zaman (içinde) başına ölümün gelmesini bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa: -O, bir şairdir, zamanın başına getireceği belayı bekliyoruz mu diyorlar?
Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir. Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."
Or do they insolently say: " He is a poet, he can fool the people some of the time; we will keep him in view to observe his actions until the encounter with death?"
If they say, ‘He is only a poet: we shall await his fate,’
Or do they say:- "A Poet! we await for him some calamity (hatched) by Time!"
Or do they say: "He is a poet for whom we await an adverse turn of fortune." dipnot 1
Or do they say, ‘He is a poet and We are waiting for something bad to happen to him’?
Or do they say: "(Muhammad صلى الله عليه وسلم) is a poet! We await for him some calamity by time!"
Do they say, ‘[He is] a poet, for whom we await a fatal accident’?
Yet they say (about you), `(He is only) a poet, (and) we await the vicissitudes, which time will bring upon him. '
Or do they say, 'He is a poet for whom we await Fate's uncertainty'?
They say: "Mohammad is a poet, insulting our idols; we are waiting so that pretty soon he will be subjected to a miserable end by our gods. "
Will they say, 'A poet; we wait for him the sad accidents of fate?'
Or do they say, "He is a poet; so let us just wait until a disaster befalls him."
Do they say, he is a poet: We wait, concerning him, some adverse turn of fortune?
Or do they say, " (he is) A poet, for whom we await a calamity of (or an accident of or caused by) time"?
Or even do they say, "He is a poet for whom we await the uncertainty (i. e., the calamity of death; literally: the suspicion of fortune or fate) of fortune?"
Or say they: (he is) a poet, (one) for whom we may expect the accident of time?
Do they say: "He is a poet for whom we expect an adverse turn of fortune?"
Or do they say, "[He is but] a poet - let us wait what time will do unto him"?
Or do they say, "˹He is˺ a poet, for whom we ˹eagerly˺ await an ill-fate!"?
Or do they Say: "He is a poet; so let us just wait until a disaster befalls him. "
They may say, "He is a poet; let us just wait until he is dead."
Or do they say [of you], "A poet for whom we await a misfortune of time?"
If they say: “A poet — we will wait for the vicissitudes of Fate for him,”
What! Do they say, "A poet? Let us wait how time handles him!"
Or do they say:— "A Poet! We will wait for him that some misfortune (will come) in time!"
Do they rather say, "He is a poet for whom we are awaiting the accident of death?"
Or do they say: "He is a poet; so let us just wait until a disaster befalls him."