Sâffât suresi · 62–74. ayetler

Zakkum ağacı ve öncekilerin sapması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâffât suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 62. ayet. أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

    Diyanet İşleri

    Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    Mehmet Okuyan

    Şimdi ziyafet olarak bu (nimetler) mi hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennem menüsünden olan [zakkum], cehennemin dibinde yetişen bir ağaçtır; tomurcukları da şeytanların başlarına benzemektedir. İnsan fıtratı, şeytanı çirkin kabul edecek şekilde yaratıldığı için, şeytanların başlarına benzetilmede de bu çirkinliğe ve tiksinti vericiliğe bir gönderme yapıldığı söylenebilir. İnsan fıtratına göre şeytan, şerri temsil eder; onda hayrın hiçbir katkısı yoktur. Araplar, çirkin bir resim veya görüntüyle karşılaştıklarında "sanki şeytan yüzü, sanki şeytan başı" diyerek hoşlanmadıklarını ifade ederlerdi ki burada buna bir gönderme vardır. Benzer mesajlar: İsrâ 17:60; Duhân 44:43-46; Vâkı‘a 56:52.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi konuğu böyle ağırlamak mı iyidir, yoksa zehir zakkumla (ağırlamak) mı?

    Muhammed Esed

    Böyle (bir cennet) mi daha iyi bir ağırlanmadır, yoksa (cehennemin) ölümcül meyve ağacı mı?

    Ahmed Hulusi

    Nüzul itibarıyla bu mu hayırlıdır yoksa zakkum ağacı (kişinin bedeni) mı? (Buraya kadar kişinin hakikatine imanla açığa çıkardığı Esma kuvvelerinin yaşatacağı cennet halinden bahsedilmişken; şimdi de kişiye cehennemi yaşatacak, kendini beden kabul etmesi sonucu yalnızca bedeni zevklere dönük yaşamasının sonuçları, benzetmelerle anlatılmaya başlanmıştır. A. H. )

    Ali Bulaç

    Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    Ali Rıza Safa

    İşte, böyle ağırlanmak mı daha iyidir; yoksa zakkum ağacı mı?

    Bayraktar Bayraklı

    "İkram olarak bu mu daha iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?"

    Edip Yüksel

    Bu mu daha iyi bir duraktır, yoksa zakkum ağacı mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu mu daha iyi bir duraktır, yoksa zakkum ağacı mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nasıl, konmak için bu mu hayırlı yoksa o zakkum ağacı mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nasıl bu mu hayırlı konmak için yoksa o zakkum ağacı mı?

    Erhan Aktaş

    İkram olarak bu mu daha iyi, yoksa zakkum ağacı mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İkram olarak bu mu daha iyi, yoksa zakkum ağacı mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İkram olarak bu mu daha iyi, yoksa zakkum ağacı mı?

    Gültekin Onan

    Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    Hasan Basri Çantay

    Böyle (bir ni'mete) konmak mı hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    İbni Kesir

    Konak yeri olarak bu mu hayırlıdır, yoksa zakkum ağacı mı?

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Nimet olarak) Bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    Süleyman Ateş

    (Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böyle bir yerde konaklamak mı iyi, yoksa zakkum ağacının yanında konaklamak mı?

    Şaban Britch

    Bu mu daha hayırlı nimet olarak, yoksa zakkum ağacı mı?

    Şaban Piriş

    Bu mu daha hayırlı nimet olarak yoksa, zakkum ağacı mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ödül ve ikram olarak, bu mu daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı?

  2. Sâffât suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 63. ayet. إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةً لِّلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (sıkıntı) kıldık.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki Biz onu zalimler için bir imtihan vesilesi kıldık.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, biz o (ağac)ı zalimler için bir sınama aracı yaptık,

    Ahmed Hulusi

    Doğrusu biz onu (zakkum ağacını - bedeni) zalimler için bir sınav objesi kıldık (hakikatlerini mi hatırlayacaklar yoksa kendilerini beden kabul ederek mi yaşayacaklar).

    Ali Bulaç

    Doğrusu biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, haksızlık yapanlar için, onu bir sınama yaptık.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz o ağacı, zalimler için bir azap kıldık.

    Edip Yüksel

    Biz onu zalimler için bir test kıldık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz onu zalimler için bir test kıldık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır

    Erhan Aktaş

    Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.

    Gültekin Onan

    Doğrusu biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, biz onu zaalimler (kafirler) için bir fitne (imtihan) yapdık.

    İbni Kesir

    Doğrusu Biz, onu; zalimler için bir fitne yaptık.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.

    Süleyman Ateş

    Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu, yanlış davrananlar için bir sıkıntı kaynağı yaparız.

    Şaban Britch

    Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.

    Şaban Piriş

    Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ağaç ki, zalimler için onu bir fitne yaptık.

  3. Sâffât suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 64. ayet. إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet o cehennemin ta orta yerinde yetişen bir ağaçtır;

    Muhammed Esed

    zira o, (cehennemin) yakıcı ateşinin ortasında büyüyen bir ağaçtır,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o cehennemi (yanmayı oluşturan) kaynaktan oluşan bir ağaçtır (biyolojik bedendir).

    Ali Bulaç

    Şüphesiz o, 'çılgınca yanan ateşin' dibinde bitip çıkar.

    Ali Özek ve heyeti

    Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır.

    Bayraktar Bayraklı

    O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O bir ağaçtır ki Cehennemin kökünde çıkar

    Erhan Aktaş

    O, Cehennem'in dibinde çıkan bir ağaçtır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, Cehennem'in dibinde çıkan bir ağaçtır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, Cehennem'in dibinde çıkan bir ağaçtır.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz o, 'çılgınca yanan ateşin' dibinde bitip çıkar..

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki o, çılgın ateşin dibinde (bitib) çıkacakdır.

    İbni Kesir

    O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.

    Süleyman Ateş

    O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

    Süleymaniye Vakfı

    O, yakıcı ateşin en dibinde biten bir ağaçtır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, Cehennem'in dibinde biten bir ağaçtır.

    Şaban Britch

    O, Cehennem'in dibinden çıkan bir ağaçtır.

    Şaban Piriş

    O, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Cehennemin ta dibinden çıkan bir ağaçtır o.

  4. Sâffât suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 65. ayet. طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

    Diyanet İşleri

    Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

    Mehmet Okuyan

    Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

    Mustafa İslamoğlu

    tomurcukları, yeleli yılanların başları gibi (albenili)dir;

    Muhammed Esed

    meyvesi şeytanların kellesi gibi (tiksindirici)dir;

    Ahmed Hulusi

    Onun (kendini yalnızca beden kabulünün) meyvesi, sanki şeytanların kafaları (bilincin içgüdüsel dürtüleri) gibidir.

    Ali Bulaç

    Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

    Ali Rıza Safa

    Şeytanların başlarına benzeyen tomurcukları vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Meyveleri şeytanların başları gibidir.

    Edip Yüksel

    Tomurcukları sapkınların başı gibidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tomurcukları şeytanların başı gibidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tomurcukları Şeytanların başları gibidir

    Erhan Aktaş

    Tomurcukları şeytanların başları dipnot 1 gibidir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir benzetmedir. Bu tarz benzetmeler, genellikle iyi ve güzel şeyler meleklere benzetilirken, kötü şeyler de şeytan ve canavar gibi şeylere benzetilerek anlatılır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tomurcukları şeytanların başları dipnot 1 gibidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir benzetmedir. Bu tarz benzetmeler, genellikle iyi ve güzel şeyler meleklere benzetilirken, kötü şeyler de şeytan ve canavar gibi şeylere benzetilerek anlatılır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tomurcukları şeytanların başları dipnot 1 gibidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu bir benzetmedir. Bu tarz benzetmeler, hayali benzetmelerdir. Genellikle iyi ve güzel şeyler meleklere benzetilirken, kötü şeyler de şeytan ve canavar gibi şeylere benzetilerek anlatılır.

    Gültekin Onan

    Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ki tomurcukları şeytanların başları gibidir.

    İbni Kesir

    Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.

    Süleyman Ateş

    Tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Her bir salkımı sanki şeytanların başları gibidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her bir tomurcuğu sanki bir şeytan başı gibi. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      çekici görünür

    Şaban Britch

    Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.

    Şaban Piriş

    Tomurcukları (ürünleri) sanki şeytanların başları gibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tomurcukları tıpkı şeytanların başlarıdır.

  5. Sâffât suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 66. ayet. فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

    Diyanet İşleri

    Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

    Mehmet Okuyan

    (Cehennemdekiler) ondan yer ve karınlarını ondan doldururlar.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onlar kesinlikle ondan yemeye ve karınlarını onunla tıka basa doldurmaya mecburdurlar;

    Muhammed Esed

    ve (zalim)ler ondan yemeye ve karınlarını onunla doldurmaya mahkumdurlar.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar (dünya yaşamı boyunca) ondan yerler ve ondan karınlarını doldururlar.

    Ali Bulaç

    Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.

    Ali Rıza Safa

    Artık, kesinlikle ondan yiyecekler; karınlarını onunla dolduracaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar kesinlikle ondan yiyip, karınlarını onunla dolduracaklar.

    Edip Yüksel

    Onlar ondan yiyerek karınlarını doyuracaklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ondan yiyerek karınlarını doyuracaklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mutlaka onlar ondan yiyeceklerdir; yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde onlar ondan yiyeceklerdir. Yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır

    Erhan Aktaş

    Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

    Gültekin Onan

    Artık gerçekten, ondan yiyecekler, böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.

    Hasan Basri Çantay

    İşte hakıykat onlar bundan yiyecekler, bu suretle karınlarını bundan dolduracaklar.

    İbni Kesir

    Onlar muhakkak ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.

    Süleyman Ateş

    Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Cehennemdekiler, kesinlikle ondan yiyip karınlarını onunla dolduracaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar çaresiz ondan yer; karınlarını onunla doldururlar.

    Şaban Britch

    İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.

  6. Sâffât suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 67. ayet. ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

    Mehmet Okuyan

    Sonra (zakkumun) üzerine onlar için kaynar sudan bir içecek vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    sonra, onun üstüne bir de yürek dağlayıp iç kaldıran bir kokteyl yudumlayacaklar;

    Muhammed Esed

    Bunun da üzerinde, onlar korkunç bir ümitsizlik (cezası)na çarpılacaklardır!

    Ahmed Hulusi

    Bunun sonucu onlara, yapılarına işleyecek yakıcı su (benlik duygusu) vardır.

    Ali Bulaç

    Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onun üstüne, kaynar sudan karışık bir içecekleri vardır. dipnot 377

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 377
      "Kaynar sudan karışık bir içecek" olarak yazdığımız "Hamim" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Cehennem kokteyli" veya "Zakkum gibi acı kaynar sular" veya "Zakkum yemeğinin üzerine kaynar su karıştırılmış bir içki" veya "Bağırsakları parçalayan irinle karışık kaynar su" veya "Yakıcı bir umutsuzluk" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra, onun üzerine kaynar su karışımı bir içecek içerler.

    Edip Yüksel

    Bunun üstüne onlar için cehennemi bir kokteyl vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunun üstüne onlar için cehennemi bir kokteyl vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra onların üzerine kaynar sudan bir haşlamaları vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra üzerine onların hamimden bir haşlamaları vardır

    Erhan Aktaş

    Sonra da onun üstüne kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra da onun üstüne kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra da onun üstüne kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.

    Gültekin Onan

    Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra üzerine de onlar için çok sıcak bir su ile karışdırılmış (şarab) vardır.

    İbni Kesir

    Sonra onlar için, üzerine kaynar su katılmış içkiler de vardır.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra, onlar için üzerine kaynar su katılmış içki vardır.

    Süleyman Ateş

    Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üzerine kaynar su katkılı içecekleri de bulunur.

    Şaban Britch

    Sonra onlar için, bunun üzerine kaynar bir içecek vardır.

    Şaban Piriş

    Sonra onlar için, bunun üzerine kaynar su vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra onların, o yedikleri üzerine kaynar su karıştırılmış bir içecekleri vardır.

  7. Sâffât suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 68. ayet. ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

    Mehmet Okuyan

    Sonra elbette onların dönüşü çılgın ateşe olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    neticede son durakları, elbet gözleri faltaşı gibi açan ateş olacaktır.

    Muhammed Esed

    Ve bir kez daha (söyleyelim): yakıcı ateş onların nihai durağı olacaktır;

    Ahmed Hulusi

    Bundan sonra onların dönüş yerleri elbette cehennemdir.

    Ali Bulaç

    Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, dönecekleri yer kesinlikle cehennemdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra onların dönüşü kesinlikle çılgın ateşe olacaktır.

    Edip Yüksel

    Sonra dönüşleri yine cehennemedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra dönüşleri yine cehennemedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da dönüşleri şüphesiz cehennemedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra da dönümleri şübhesiz ki Cehennemedir

    Erhan Aktaş

    Sonra dönecekleri yer, kesinlikle Cehennem'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra dönecekleri yer, kesinlikle Cehennem'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra dönecekleri yer, kesinlikle Cehennem'dir.

    Gültekin Onan

    Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra dönüb gidecekleri yer, şübhesiz yine cehennemdir.

    İbni Kesir

    Sonra onların dönüşü muhakkak, yine cehennemedir.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra da onların dönüşü yine Cehennem'edir.

    Süleyman Ateş

    Sonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra dönüp gidecekleri yer, hiç kuşkusuz yine o yakıcı ateştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yemekten sonra döndürülüp götürülecekleri yer yine o alevli ateştir.

    Şaban Britch

    Sonra da onların dönüşü yine ateşedir.

    Şaban Piriş

    Sonra da onların dönüşü yine ateşedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra onların dönüşleri doğrudan doğruya cehennemedir.

  8. Sâffât suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 69. ayet. إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

    Diyanet İşleri

    Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onlar, atalarını sapkınlıkta bulmuşlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü onlar sapık atalarının başlarına sardığı geleneği izlediler;

    Muhammed Esed

    çünkü onlar atalarını eğri bir yol üzerinde buldular,

    Ahmed Hulusi

    Çünkü onlar atalarını (hakikatten) sapmışlar olarak buldular.

    Ali Bulaç

    Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Kuşkusuz onlar atalarını sapıklık üzere buldular da

    Ali Rıza Safa

    Çünkü atalarını sapkınlık içinde buldular.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.

    Edip Yüksel

    Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlar babalarını sapıklık içinde buldular.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü onlar babalarını dalalette buldular

    Erhan Aktaş

    Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.

    Gültekin Onan

    Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü onlar atalarını sapkın kimseler bulmuşlardı da,

    İbni Kesir

    Doğrusu onlar, babalarını sapıklar olarak bulmuşlardı.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

    Süleyman Ateş

    Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar babalarını yoldan sapmış olarak bulmuşlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar atalarını yanlışlar içinde bulmuşlardı.

    Şaban Britch

    Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

    Şaban Piriş

    Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,

  9. Sâffât suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 70. ayet. فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.

    Mustafa İslamoğlu

    fakat kendileri atalarının izinden akılsızca seğirtiyorlar!

    Muhammed Esed

    ve (şimdi) atalarının izinden gitmeye can atıyorlar!

    Ahmed Hulusi

    Böylece onların izleri üzerinde ısrarla koşarlar.

    Ali Bulaç

    Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    peşlerinden koşup gittiler.

    Ali Rıza Safa

    Şimdi, onların izinden koşuyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.

    Edip Yüksel

    Ve onların izlerini körükörüne izliyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onların izlerini körükörüne izliyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar

    Erhan Aktaş

    Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.

    Gültekin Onan

    Kendileri de onların izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Kendileri de onların izleri üzerinde (birbirini itib) koşduruluyorlardı.

    İbni Kesir

    Yine de onların izlerinde koşturuluyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.

    Süleyman Ateş

    Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hiç düşünmeden onları takibe koyulmuşlardı.

    Şaban Britch

    Onların izinde koşturmuşlardı.

    Şaban Piriş

    Onların izinde koşturmuşlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendileri de hala onların eserleri ardınca koşturuyorlar.

  10. Sâffât suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 71. ayet. وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki kendilerinden önceki eski toplumların çoğu sapmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu, onlardan öncekilerin çoğu da sapmıştı.

    Muhammed Esed

    Onlardan önce gelip geçmiş eski toplumların çoğu yollarını şaşırmıştı,

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki onlardan önce, ilk nesillerin çoğunluğu da (Hakikatten) sapmıştı!

    Ali Bulaç

    onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, onlardan önce de geçmişte kalanların çoğunluğu sapmıştı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.

    Edip Yüksel

    Kendilerinden önce de niceleri aynı şekilde sapmıştı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerinden önce de niceleri aynı şekilde sapmıştı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçekten onlardan önce eskilerin çoğu sapıklıkta idiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hakıkat onlardan evvel eskilerin ekserisi dalalette idi

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki onlardan öncekilerin çoğu sapkındı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki onlardan öncekilerin çoğu sapkındı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki onlardan öncekilerin çoğu sapkındı.

    Gültekin Onan

    Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki onlardan evvel geçenlerin çoğu da sapmışdı.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlardan önce geçenlerin çoğu da sapıtmıştı.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

    Süleymaniye Vakfı

    Zaten bunlardan önce eskilerin çoğu da yoldan sapmıştı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan öncekilerin çoğu zaten yanlış yoldaydılar.

    Şaban Britch

    Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalalete düştü.

    Şaban Piriş

    Onlardan önce, daha evvel yetişmiş olanların çoğu da doğru yoldan sapmıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, daha önce ilk nesillerin çoğu da sapmıştı.

  11. Sâffât suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 72. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve elbette onların arasına da uyarıcılar göndermiştik:

    Muhammed Esed

    halbuki kendilerine uyarıcılar göndermiştik.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki onların da içinde uyarıcılar irsal ettik.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

    Ali Özek ve heyeti

    Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, onlara uyarıcılar göndermiştik.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

    Edip Yüksel

    İçlerinden uyarıcılar göndermiştik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İçlerinden uyarıcılar göndermiştik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için içlerinde inzar edici Peygamberler de gönderdik

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki onlara da uyarıcılar gönderdik.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

    Hasan Basri Çantay

    Yemin ederim ki biz içlerinde (kötü hareketlerinin encamından) korkutucu (peygamberler) de göndermişizdir.

    İbni Kesir

    Ve andolsun ki; onlara, uyarıcılar göndermiştik.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.

    Süleyman Ateş

    Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üstelik aralarından onları uyaran elçiler çıkarmıştık.

    Şaban Britch

    İçlerinden uyarıcılar gönderdik.

    Şaban Piriş

    İçlerinden uyarıcılar gönderdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, onların içlerinde uyarıcılar görevlendirmiştik.

  12. Sâffât suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 73. ayet. فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

    Diyanet İşleri

    Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!

    Mehmet Okuyan

    (73, 74) Allah'ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Mustafa İslamoğlu

    dön de bir bak şu uyarılmış olanların akıbeti nasılmış?

    Muhammed Esed

    Bak şu uyarılmış olanların haline!

    Ahmed Hulusi

    O uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!

    Ali Bulaç

    Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

    Ali Özek ve heyeti

    Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!

    Ali Rıza Safa

    Artık, uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

    Bayraktar Bayraklı

    Uyarılanların sonucunun ne olduğuna bir bak!

    Edip Yüksel

    Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra da bak o inzar edilenlerin akıbeti nasıl oldu?

    Erhan Aktaş

    Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Gültekin Onan

    Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

    Hasan Basri Çantay

    Bak, o korkutulanların akıbeti nice oldu!

    İbni Kesir

    Bir bak; uyarılanların akıbeti nice oldu.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Süleyman Ateş

    Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bak bakalım; uyarılanların sonu nasıl olmuş!

    Şaban Britch

    Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!

    Şaban Piriş

    Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir bak, nasıl oldu uyarılanların sonu!

  13. Sâffât suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 74. ayet. إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

    Diyanet İşleri

    Ancak Allah'ın ihlaslı kulları başka.

    Mehmet Okuyan

    (73, 74) Allah'ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun tek istisnası var: imanını saf ve temiz tutma çabalarını Allah'ın desteklediği samimi kullar!

    Muhammed Esed

    Allah'ın halis kulları hariç, (insanların çoğu sapkınlığa mütemayildir.)

    Ahmed Hulusi

    Sadece Allah'ın ihlasa (samimiyete, saflığa) erdirilmiş kulları bunun dışında kaldı.

    Ali Bulaç

    Ancak muhlis olan kullar başka.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın ihlâslı kulları müstesna.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın içten kulları böyle değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.

    Edip Yüksel

    Kendilerini sadece ALLAH'a adayan kulları hariç.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerini sadece ALLAH'a adayan kulları hariç.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak Allahın ıhlas ile seçilen kulları başka

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak Allah'ın muhles dipnot 1 kulları hariç.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhlis(Muhles): Fitne işlemine tabi tutularak arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar. (Fitne; kıymetli madenlerin, ateşte eritilerek, içlerinde bulunan değersiz madenlerden ayrıştırılarak saf hale getirilmesi işlemidir. Allah da açlık, yokluk, savaş, mal, mülk, evlat, ün, vb. konularda Müslümanları fitnelendirerek samimiyet durumlarını ortaya koymaktadır.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak Allah'ın muhles dipnot 1 kulları hariç.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arıtılmış kullar(muhlis). Fitne işlemine tabi tutularak arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar. (Fitne; kıymetli madenlerin, ateşte eritilerek, içlerinde bulunan değersiz madenlerden ayrıştırılarak saf hale getirilmesi işlemidir. Allah da açlık, yokluk, savaş, mal, mülk, evlat, ün, vb. konularda Müslümanları fitnelendirerek samimiyet durumlarını ortaya koymaktadır.)

    Gültekin Onan

    Ancak muhlis olan kullar başka.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın ihlasa erdirilmiş (samirni) kulları müstesna.

    İbni Kesir

    Ancak Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları müstesna.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın ihlaslı kulları müstesna.

    Süleyman Ateş

    Ancak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar.

    Süleymaniye Vakfı

    Samimiyeti Allah tarafından onaylanmış olan kulların dipnot 1 hali ise başkadır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Samimiyeti Allah tarafından onaylanmış olan kullar" olarak tercüme edilen "muhlas" tabiri için bkz: Saffat 37/40.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama Allah'ın içi temiz kullarının hali başka olur.

    Şaban Britch

    Allah’ın ihlaslı kullarının dışında...

    Şaban Piriş

    Allah'ın arınan ihlaslı kullarının dışında...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak Allah'ın samimi, temiz kulları kurtuldu.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.