Sâffât suresi

Sâffât suresi, 69. ayet

Sâffât suresi, 69. ayet. إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

innehüm elfev âbâehüm ḍâllîn.

Diyanet İşleri

Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 66–72 · surenin 69. ayeti / 182

Konu Zakkum ağacı ve öncekilerin sapması Sâffât 62–74 3

  1. Sâffât 66

    Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

  2. Sâffât 67

    Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

  3. Sâffât 68

    Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

  4. 69

    Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

  5. Sâffât 70

    Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.

  6. Sâffât 71

    Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

  7. Sâffât 72

    Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 69–73. ayetler için yazılmıştır.

69. “Çünkü onlar atalarını dalalet içinde bulmuşlardı da” sapıklıkta “onların peşlerinden koşturuyorlardı” süratle gidiyorlar, peygamberlerinin kendilerini çağırdıklarına dönüp bakmıyorlardı bile. İlahi kitapların kendilerini sakındırdığı şeylere ve kendilerine samimi olarak öğüt verenlerin sözlerine hiç aldırış etmiyorlardı. Aksine şu sözleri ile onlara itiraz edip duruyorlardı: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız.” (ez-Zuhruf, 43/23)

71. “Andolsun ki bunlardan” bu muhataplardan “önce de geçmiştekilerin birçoğu sapmıştı” ve onların pek azı iman etmiş ve hidâyet bulmuştu.

72. Yine “andolsun onlara da” sapıklıklarından ve dalâletlerinden dolayı “uyarıcılar göndermiştik.”

73. “Uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sonunun nasıl olduğuna bir bak?” Onların sonu helâk oldu, rezil ve rüsvay oldular.

O halde bunlar da sapıklıkları üzere devam etmekten sakınsınlar. Çünkü o takdirde öncekilerin başına gelenler, onların da başına gelir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Gerçekten o kâfirler, babalarını hidayet yolundan sapmış kimseler olarak bulmuşlardı. Delile dayanarak değil onları taklit ederek örnek aldılar.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar
  2. أَلْفَوْا۟ elfev buldular kök: لفو
  3. ءَابَآءَهُمْ aba'ehum babalarını kök: ابو
  4. ضَآلِّينَ dalline sapık kimseler kök: ضلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لفو (3 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey…

  • Aynı kök: لفو (3 geçiş)

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Hani İbrahim, babası Azer'e, "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir…

  • Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onlar, atalarını sapkınlıkta bulmuşlardı.

Mustafa İslamoğlu

Çünkü onlar sapık atalarının başlarına sardığı geleneği izlediler;

Muhammed Esed

çünkü onlar atalarını eğri bir yol üzerinde buldular,

Ahmed Hulusi

Çünkü onlar atalarını (hakikatten) sapmışlar olarak buldular.

Ali Bulaç

Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Ali Özek ve heyeti

Kuşkusuz onlar atalarını sapıklık üzere buldular da

Ali Rıza Safa

Çünkü atalarını sapkınlık içinde buldular.

Bayraktar Bayraklı

- Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.

Edip Yüksel

Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü onlar babalarını sapıklık içinde buldular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü onlar babalarını dalalette buldular

Erhan Aktaş

Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, atalarını sapkın bir halde buldular.

Gültekin Onan

Çünkü onlar, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Hasan Basri Çantay

Çünkü onlar atalarını sapkın kimseler bulmuşlardı da,

İbni Kesir

Doğrusu onlar, babalarını sapıklar olarak bulmuşlardı.

Mehmet Alagaş

(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Süleyman Ateş

Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.

Süleymaniye Vakfı

Bunlar babalarını yoldan sapmış olarak bulmuşlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar atalarını yanlışlar içinde bulmuşlardı.

Şaban Britch

Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Şaban Piriş

Onlar, babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They found their fathers treading the wrong path leading to the loss in the maze of error.

Abdul Haleem

They found their forefathers astray,

Abdullah Yusuf Ali

Truly they found their fathers on the wrong Path;

Abul A'la Maududi

These are the ones who found their fathers steeped in error,

Aisha Bewley

They found their fathers misguided

Al-Hilali & Khan

Verily, they found their fathers on the wrong path;

Ali Quli Qarai

Indeed they had found their fathers astray,

Amatul Rahman Omar

The thing is, they found their forefathers erring,

Arthur John Arberry

They found their fathers erring,

Bijan Moeinian

These are the same people who followed their traditional religions.

E. Henry Palmer

Verily, they found their fathers erring,

Edip-Layth

They had found their parents astray.

George Sale

They found their fathers going astray,

Hamid S. Aziz

Certainly, they found their fathers going astray,

Mahmoud Ghali

Surely they came upon their fathers erring,

Marmaduke Pickthall

They indeed found their fathers astray,

Mohamed Ahmed - Samira

They had found their fathers astray,

Muhammad Asad

for, behold, they found their forebears on a wrong way,

Mustafa Khattab

Indeed, they found their forefathers astray,

Progressive Muslims

They had found their parents astray.

Rashad Khalifa

They found their parents astray.

Sahih International

Indeed they found their fathers astray.

Sam Gerrans

They found their fathers astray,

Shabbir Ahmed

For, verily, they had found their fathers on the wrong path.

Syed Vickar Ahamed

Truly, they found their fathers on the wrong path;

Taqi Usmani

They found their fathers on the wrong path.

The Monotheist Group

They had found their parents astray.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 69. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 69. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 69. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩