Diyanet İşleri
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 73. ayet. فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmünẕerîn.
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zakkum ağacı ve öncekilerin sapması Sâffât 62–74 3
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları başka.
Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 69–73. ayetler için yazılmıştır.
69. “Çünkü onlar atalarını dalalet içinde bulmuşlardı da” sapıklıkta “onların peşlerinden koşturuyorlardı” süratle gidiyorlar, peygamberlerinin kendilerini çağırdıklarına dönüp bakmıyorlardı bile. İlahi kitapların kendilerini sakındırdığı şeylere ve kendilerine samimi olarak öğüt verenlerin sözlerine hiç aldırış etmiyorlardı. Aksine şu sözleri ile onlara itiraz edip duruyorlardı: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız.” (ez-Zuhruf, 43/23)
71. “Andolsun ki bunlardan” bu muhataplardan “önce de geçmiştekilerin birçoğu sapmıştı” ve onların pek azı iman etmiş ve hidâyet bulmuştu.
72. Yine “andolsun onlara da” sapıklıklarından ve dalâletlerinden dolayı “uyarıcılar göndermiştik.”
73. “Uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sonunun nasıl olduğuna bir bak?” Onların sonu helâk oldu, rezil ve rüsvay oldular.
O halde bunlar da sapıklıkları üzere devam etmekten sakınsınlar. Çünkü o takdirde öncekilerin başına gelenler, onların da başına gelir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Resullerinin uyardığı ve o uyarılara icabet etmeyen kavimlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak. Şüphesiz onların küfürleri ve resullerini yalanlamaları sebebiyle sonları cehenneme girip orada ebedî kalmak oldu.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş)
Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Ad kavmi de (Hud'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza." Fakat ayetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(73, 74) Allah'ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!
dön de bir bak şu uyarılmış olanların akıbeti nasılmış?
Bak şu uyarılmış olanların haline!
O uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!
Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!
Artık, uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?
Uyarılanların sonucunun ne olduğuna bir bak!
Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu?
Sonra da bak o inzar edilenlerin akıbeti nasıl oldu?
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
Bak, o korkutulanların akıbeti nice oldu!
Bir bak; uyarılanların akıbeti nice oldu.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.
Bak bakalım; uyarılanların sonu nasıl olmuş! dipnot 1
Bak bakalım; uyarılanların sonu nasıl olmuş!
Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!
Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!
Bir bak, nasıl oldu uyarılanların sonu!
And there you can see the fatal consequence of those whom We exhorted -but they counselled deaf-.
See how those who were warned met their end!
Then see what was the end of those who were admonished (but heeded not),-
Observe, then, what was the end of those that had been warned,
See the final fate of those who were warned –
Then see what was the end of those who were warned (but heeded not).
So observe how was the fate of those who were warned
Behold! then, how (evil) was the end of those who were warned.
and behold, how was the end of them that were warned,
Now see how terrible is the destiny of those who rejected God’s warnings.
Behold, then, what was the end of those who were warned,
Thus note the consequences for those who were warned.
And see how miserable was the end of those who were warned;
Then see what was the end of those who were warned,
So look into how was the end of the warned people,
Then see the nature of the consequence for those warned,
Look, then how was the end of those who had been warned,
and behold what happened in the end to those that had been warned [to no avail]!
See then what was the end of those who had been warned.
Thus note the consequences for those who were warned.
Note the consequences for those who have been warned.
Then look how was the end of those who were warned -
So see thou how was the final outcome of those who were warned,
Behold, then, what happened to those who had been warned.
Then see what was the end of those who were warned (but did not pay attention)—
So look, how was the end of those warned -
Thus note the consequences for those who were warned.