Diyanet İşleri
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 70. ayet. فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ
fehüm `alâ âŝârihim yühra`ûn.
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zakkum ağacı ve öncekilerin sapması Sâffât 62–74 3
Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 69–73. ayetler için yazılmıştır.
69. “Çünkü onlar atalarını dalalet içinde bulmuşlardı da” sapıklıkta “onların peşlerinden koşturuyorlardı” süratle gidiyorlar, peygamberlerinin kendilerini çağırdıklarına dönüp bakmıyorlardı bile. İlahi kitapların kendilerini sakındırdığı şeylere ve kendilerine samimi olarak öğüt verenlerin sözlerine hiç aldırış etmiyorlardı. Aksine şu sözleri ile onlara itiraz edip duruyorlardı: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız.” (ez-Zuhruf, 43/23)
71. “Andolsun ki bunlardan” bu muhataplardan “önce de geçmiştekilerin birçoğu sapmıştı” ve onların pek azı iman etmiş ve hidâyet bulmuştu.
72. Yine “andolsun onlara da” sapıklıklarından ve dalâletlerinden dolayı “uyarıcılar göndermiştik.”
73. “Uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sonunun nasıl olduğuna bir bak?” Onların sonu helâk oldu, rezil ve rüsvay oldular.
O halde bunlar da sapıklıkları üzere devam etmekten sakınsınlar. Çünkü o takdirde öncekilerin başına gelenler, onların da başına gelir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, sapıklıkta babalarının izinden süratle koşturuyorlardı.
Aynı kök: هرع (2 geçiş)
Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut,…
Aynı kök: اثر (21 geçiş)
O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki…
Aynı kök: اثر (21 geçiş)
Dediler ki: "Allah'a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik."
Aynı kök: اثر (21 geçiş)
Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendileri de onların peşlerinden koşturuyorlar. dipnot 1
fakat kendileri atalarının izinden akılsızca seğirtiyorlar!
ve (şimdi) atalarının izinden gitmeye can atıyorlar!
Böylece onların izleri üzerinde ısrarla koşarlar.
Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.
peşlerinden koşup gittiler.
Şimdi, onların izinden koşuyorlar.
- Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.
Ve onların izlerini körükörüne izliyorlardı.
Ve onların izlerini körükörüne izliyorlardı.
Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar.
Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.
Kendileri de onların izleri üzerinde (birbirini itib) koşduruluyorlardı.
Yine de onların izlerinde koşturuluyorlardı.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.
Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.
Kendileri de onların peşinden körü körüne koşuyorlardı dipnot 1 .
Hiç düşünmeden onları takibe koyulmuşlardı.
Onların izinde koşturmuşlardı.
Onların izinde koşturmuşlardı.
Kendileri de hala onların eserleri ardınca koşturuyorlar.
And with their hearts' ears closed and with their minds' eyes blind they insisted on walking in their fathers' footsteps.
and rushed to follow in their footsteps- before the disbelievers [of Mecca],
So they (too) were rushed down on their footsteps!
and they are running in their footsteps.
and they are following hard upon their heels.
So they (too) hastened in their footsteps!
yet they press on in their footsteps.
And they are rushing on in their footsteps (as if driven by some inward urge).
and they run in their footsteps.
Knowing that their religion was keeping them in the wrong path [, they were not brave enough to break up with their wrong beliefs].
and they hurried on in their tracks;
So they too have hastened in their footsteps.
and they trod hastily in their footsteps:
So in their footsteps they hasten on.
So they are made to hurry in their tracks.
But they make haste (to follow) in their footsteps.
Yet they hasten to follow in their footsteps.
and [now] they make haste to follow in their footsteps!
so they rushed in their footsteps!
So they too have hastened in their footsteps.
And they blindly followed in their footsteps.
So they hastened [to follow] in their footsteps.
And in their footsteps are they hastening.
But they made haste to follow their footprints.
So they (also) were rushed down after them (in their fathers evil footsteps)!
So, they used to run in their footsteps.
So they too have hastened in their footsteps.