Diyanet İşleri
Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
Sâffât suresi · 75–82. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâffât suresi, 75. ayet. وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ
Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
Yemin olsun ki Nuh, bize yalvarıp yakarmıştı. Biz de duayı ne güzel kabul edeniz!
Doğrusu, (onlardan biri olan) Nuh da bizden imdat dilemişti; ve onun imdadına derhal yetişmemiz de güzeldi:
Nuh (işte bu sebeple) Bize yalvarmıştı ve Bizim cevabımız ne güzeldi,
Andolsun ki Nuh bize yönelmişti. . . Biz ne güzel icabet edenleriz.
Andolsun, Nuh bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik.
Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
Gerçek şu ki, Nuh, Bize yakarışta bulundu; Biz de ne güzel karşılık verdik.
Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
Nuh bize seslenmişti de ne güzel karşılık vermiştik.
Nuh bize seslenmişti de ne güzel karşılık vermiştik.
Andolsun ki, Nuh Bize seslenmişti. Biz de gerçekten ne güzel icabet edenleriz!
Celalim hakkı için bize Nuh nida etmişti, biz de hakıkat ne güzel mücibiz
Ant olsun ki Nuh, Bize dua etmişti. Biz, ne güzel karşılık vermiştik!
Ant olsun ki Nuh, Bize dua etmişti. Biz, ne güzel karşılık vermiştik!
Ant olsun ki Nuh, Bize dua etmişti. Biz, ne güzel karşılık vermiştik!
Andolsun, Nuh bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik.
Andolsun ki Nuuh bize niyaz etmişdi de ne güzel icabet (ve kabul) eylemişdik.
Andolsun ki; Nuh, Bize niyaz etmişti. Ne güzel icabet edenleriz Biz.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Andolsun, Nuh bize seslenmişti de ne güzel icâbet etmiştik!
Andolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk!
Nuh bize yalvarıp yakarmıştı dipnot 1 . Biz ne güzel karşılık veririz! dipnot 2
(Bir gün) Nuh bizi yardıma çağırmıştı; onu ne güzel karşılamıştık.
Şüphesiz Nuh bize seslenmişti de, doğrusu biz pek güzel icabet edenleriz!
Nuh, bize seslenmişti de biz, ona ne güzel karşılık vermiştik.
Yemin olsun, Nuh bize yakarmıştı da ne güzel karşılık vermiştik biz.
Sâffât suresi, 76. ayet. وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Kendisini ve ailesini (destekçilerini) büyük felaketten dipnot 1 kurtarmıştık.
zira onu ve (inanç) ailesini büyük bir badireden kurtarmıştık;
çünkü onu ve ailesini o korkunç felaketten kurtardık,
Onu ve Onun ehlini çok büyük tasadan kurtardık.
Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık.
Onu ve ailesini, büyük bir üzüntüden kurtardık.
Kendisini ve ehlini o büyük felaketten kurtardık.
Onu ve ailesini o büyük felaketten kurtarmıştık.
Onu ve ailesini o büyük felaketten kurtarmıştık.
hem onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Hem onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Onu ve ehlini dipnot 1 büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ehlini dipnot 1 büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ehlini dipnot 1 büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ehlini (ailesini) o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
Biz hem onu, hem ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık dipnot 1 .
Onu ve ailesini o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
Onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Ve kurtarmıştık onu da ailesini de o büyük sıkıntıdan.
Sâffât suresi, 77. ayet. وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ
Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.
Biz onun (Nuh'un) soyunu -işte onları- kalıcı kılmıştık.
onun (inanç) soyunu da baki kıldık:
soyunu (yeryüzünde) kalıcı yaptık;
Onun zürriyetini de devam ettirdik.
Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık.
Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.
Soyunu kalıcı yaptık.
Sadece onun soyunu geriye bırakmıştık.
Onun soyunu ise yaşattık.
Onun soyunu ise yaşattık.
Hem onun neslini sürekli kalanlar kıldık.
Hem zürriyyetini bakıy kalanlar kıldık
Onun soyunu kalıcı kıldık.
Onun soyunu kalıcı kıldık.
Onun soyunu kalıcı kıldık.
Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık.
Zürriyyetini (yer yüzünde) devamlı kalanların ta kendileri kıldık.
Ve onun soyunu süreklilerin kendisi kıldık.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Yalnız onun soyunu sürekli kıldık.
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).
Nuh'un soyunu kalıcı kıldık dipnot 1 .
Soyunu devam ettirdiğimiz sadece onlar olmuştu.
Onun neslini baki kalanlar kıldık.
Onun soyunu da devam ettirdik.
Onun zürriyetini, evet onları kalıcılar yaptık.
Sâffât suresi, 78. ayet. وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
Sonrakiler arasında ona (iyi bir ün) bırakmıştık. dipnot 1
geriden gelenlerin zihninde ona dair (örnek) bir hatıra bıraktık:
ve böylece onun sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmasını sağladık.
Sonrakiler içinde, Onun anılmasını sağladık.
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık
Ve sonrakiler arasında, Ona bıraktık.
Sonradan gelenler içinde ona iyi bir ün bıraktık.
Ve biz onu daha sonrakiler için bıraktık.
Ve biz onu daha sonrakiler için bıraktık.
Hem de sonradan gelenler içinde namını bıraktık.
Hem de namına bıraktık sonrakiler içinde
Sonradan gelenler içinde onu destekleyiciler bıraktık.
Sonradan gelenler içinde onu destekleyiciler bıraktık.
Sonradan gelenler içinde onu destekleyiciler bıraktık.
Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.
Sonra gelen (peygamberler ve ümmet) ler arasında da ona (iyi bir nam) bırakdık.
Sonrakiler arasında ona da bıraktık.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık:
Namını da sonradan gelenler içinde sürdürdük.
Arkadan gelenlerce bu halleriyle anıldılar.
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
Sonradan gelenler arasında namını yaşattık.
Sonrakiler içinde, ona işaret eden bir şey bıraktık.
Sâffât suresi, 79. ayet. سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ
Alemler içinde Nuh'a selam olsun!
Bütün âlemlerde Nuh'a selam olsun!
Bütün milletler arasında Nuh'a selam olsun!
"Bütün alemlerde Nuh'a selam olsun!"
İnsanlar arasında Nuh'a Selam olsun.
Alemler içinde selam olsun Nuh'a.
Bütün âlemlerden Nuh’a selam olsun!
"Nuh'a selam olsun; evrenler içinde!"
Alemlerde Nuh'a selam olsun.
Tarih boyunca Nuh'a selam.
Tarih boyunca Nuh'a selam.
Bütün alemler içinde Nuh'a selam!
Selam Nuha bütün alemler içinde
Alemler içinde, Nuh'a selam olsun.
Âlemler içinde, Nuh'a selam olsun.
Âlemler içinde, Nuh'a selam olsun.
Alemler içinde selam olsun Nuh'a.
(Bütün) alemler içinde (bizden) Nuuha selam.
Alemler içinde selam olsun Nuh'a.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Âlemler içinde Nûh’a selam olsun!
Alemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar).
Alemler içinde Nuh'a selam olsun!
Çağdaşları arasından Nuh'a selam olsun.
Alemler içinde Nuh’a selam olsun!
Alemler içinde Nuh'a selam olsun!
Selam olsun Nuh'a alemler içinde!
Sâffât suresi, 80. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Elbet Biz, iyi olup güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz;
İşte Biz güzel işler yapanları böyle ödüllendiririz;
Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız!
Gerçekten biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Kuşkusuz, güzel davrananları, işte böyle ödüllendiririz.
İşte biz, iyi iş yapanları böyle ödüllendiririz.
Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
Biz böyle mükafat ederiz işte muhsinlere
İyilere, işte böyle karşılık veririz.
İyilere, işte böyle karşılık veririz.
İyilere, işte böyle karşılık veririz.
Gerçekten biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.
Şübhesiz biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.
Biz, ihsan edenleri; işte böyle mükafatlandırırız.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
İşte biz iyileri böyle ödüllendiririz.
İşte biz iyileri böyle ödüllendiririz.
İşte böyle ödüllendiririz biz, güzel davrananları.
Sâffât suresi, 81. ayet. إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı.
Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.
çünkü o, Bizim gerçek iman sahibi kullarımızdandı;
çünkü o, Bizim gerçekten inanmış kullarımızdandı;
Muhakkak ki O, iman eden kullarımızdandır.
Şüphesiz o, bizim mü'min olan kullarımızdandı.
Zira o, bizim mümin kullarımızdan idi.
Kuşkusuz, O, inanan kullarımızdandı.
Çünkü o, bizim inanmış kullarımızdan idi.
O, bizim gerçeği onaylayan kullarımızdandı.
O, bizim inanan kullarımızdandı.
Çünkü o Bizim mü'min kullarımızdandı.
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan
O, Bizim Mü'min kullarımızdandı.
O, Bizim Mü'min kullarımızdandı.
O, Bizim inanan kullarımızdandı.
Şüphesiz o, bizim inançlı kullarımızdandı.
Hakıykat o, bizim mü'min kullarımızdandı.
Doğrusu o; Bizim inanmış kullarımızdandı.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Çünkü o, Mümin kullarımızdan idi.
Çünkü o bizim, inanan kullarımızdandı.
O, bize inanıp güvenen kullarımızdandı.
Çünkü o, bize güvenen kullarımızdandı.
Çünkü O, mü’min kullarımızdan idi.
Çünkü O, mü'min kullarımızdan idi.
O, bizim inanan kullarımızdandı.
Sâffât suresi, 82. ayet. ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
Sonra biz, diğerlerini suda boğduk.
Sonra diğerlerini (suda) boğmuştuk.
nihayet (inkarda direnen) diğerlerini boğulmaya terk ettik.
(böylece o'nu ve kendisini izleyenleri kurtardık) ve sonra ötekileri suda boğduk.
Sonra diğerlerini (şirk ehlini) suda boğduk.
Sonra diğerlerini suda boğduk.
Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk.
Sonra, diğerlerini boğduk.
Sonra diğerlerini suda boğduk.
Sonra diğerlerini boğduk.
Sonra diğerlerini boğduk.
Sonra da diğerlerini suda boğduk.
Sonra da diğerlerini suya boğduk
Sonra diğerlerini boğduk.
Sonra diğerlerini boğduk.
Sonra diğerlerini boğduk.
Sonra diğerlerini suda boğduk.
Nihayet ötekilerini (suda) boğduk.
Sonra diğerlerini suda boğduk.
(75-82) Kesin olan şu ki, Nuh bize seslendi / nida etti; ne de güzel tepki vereniz / icabet edeniz, Onu ve yakın çevresini/ehlini kocaman bir sıkıntıdan / badireden / kerbten kurtardık, Onun soyunu / zürriyetini geriye kalanlar / baki olanlar yaptık, Onu gelen diğerlerine bıraktık, Nuh’a alemlerde selam olsun, işte biz güzel davrananlara / ihsanda bulunanlara böyle karşılık veririz, kesinlikle O, iman eden kullarımızdandı, sonra diğerlerini de boğduk.
Sonra ötekilerini suda boğduk.
Sonra ötekilerini suda boğduk.
Sonra diğerlerinin hepsini boğduk dipnot 1 .
Sonra öbürlerini suda boğduk.
Diğerlerini ise suda boğmuştuk.
Diğerlerini ise suda boğmuştuk.
Sonra ötekileri boğuverdik.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.