Diyanet İşleri
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
Sâffât suresi · 1–11. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâffât suresi, 1. ayet. وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّا
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
Yemin olsun: Sıra sıra dizilenlere,
Şahit olsun sıra sıra dizenler ve dizilenler,
Düşün sıra sıra dizilmiş bu (mesajlar)ı,
Andolsun o saflar olarak dizilenlere (boyutları oluşturan kuvvelere).
Saflar halinde dizilenlere andolsun,
Saf saf dizilmişlere,
Yemin olsun; Sıralananlara!
- Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'an okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
And olsun sıralar halinde dizenlere,
And olsun sıralar halinde dizenlere,
Andolsun o kuvvetlere, o saf bağlayıp duranlara.
Kasem olsun ol kuvvetlere, o saf dizip de duranlara
Saf bağlayarak, saflar halinde dizilenlere ant olsun.
Saf bağlayarak, saflar halinde dizilenlere ant olsun.
Saf bağlayarak, saflar halinde dizilenlere ant olsun.
Saflar halinde dizilenlere andolsun,
(1-2-3) Saflar bağlayıb duranlara, sevk (-u idare) ve (men'-u) zecredenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki,
Andolsun; saf bağlayıp duranlara.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Andolsun saf saf dizilenlere.
Andolsun o sıra sıra dizilenlere,
Saf saf duranlara /omuz omuza verenlere,
Hep aynı çizgide olanlara and olsun.,
Andolsun saf saf dizilenlere.
Andolsun sıra sıra dizilenlere.
Yemin olsun o saf bağlayıp dizilenlere/o saflar tutturup sıraya dizilenlere/o kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,
Sâffât suresi, 2. ayet. فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
Engel olanlara,
Vazgeçirip set çekenler,
ve bir vazgeçme çağrısı ile (kötülüklerden) alıkoymasını,
O (Allah'tan engelleyici - perdeleyici faktörleri) şiddetle defedenlere.
Haykırıp sürükleyenlere,
toplayıp sürenlere,
Haykırışlar yaparak sürükleyenlere!
- Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'an okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
İtekleyip sürenlere,
İtekleyip sürenlere,
o haykırıp da sürenlere
O haykırıp da sürenlere
Haykırıp sürenlere,
Haykırıp sürenlere,
Haykırıp sürenlere,
Haykırıp sürükleyenlere,
(1-2-3) Saflar bağlayıb duranlara, sevk (-u idare) ve (men'-u) zecredenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki,
Haykırıp sürenlere.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Sürüp sevk edenlere.
Bağırıp sürenlere,
Yanlışları engelleyenlere,
Yanlışı, sürekli engelleyenlere,
Sürüp sevk edenlere.
Alıkoyup... Engelleyenlere...
O haykırarak sevk edenlere/o göğüs gererek durduranlara,
Sâffât suresi, 3. ayet. فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
Zikr (Kur'an) okuyanlara ki
Uyarmak için peşpeşe gelenler...
ve (bütün dünyaya) bir öğüt ve uyarıda bulunmasını:
O zikir (hatırlatıcıyı) okuyanlara.
Zikir okuyanlara,
zikir okuyanlara yemin ederim ki,
Öğretiyi okuyanlara!
- Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'an okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
Ve mesajı okuyanlara...
Ve mesajı okuyanlara...
ve o yolda (Allah'ın) uyarı(sını) okuyanlara ki,
Ve o yolda zikr okuyanlara
Öğüt okuyanlara,
Öğüt okuyanlara,
Öğüt okuyanlara,
Zikir okuyanlara,
(1-2-3) Saflar bağlayıb duranlara, sevk (-u idare) ve (men'-u) zecredenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki,
Zikir okumakta olanlara.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Zikri okuyanlara.
Zikir okuyanlara,
ve doğru bilginin peşinde olanlara yemin olsun ki dipnot 1
Aynı zamanda doğru bilgiden ayrılmayanlara dipnot 1 and olsun ki dipnot 2 ,
Zikir okumakta olanlara.
Ögüt dinleyenlere...
O Zikir okuyanlara,
Sâffât suresi, 4. ayet. إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
Şüphesiz ilahınız tektir.
Elbet, ilahınızın bir tek olduğunda şüphe yoktur;
Şüphe yok ki sizin İlahınız Tek'tir,
Muhakkak ki sizin tanrınız (olarak düşündüğünüz) Vahid'dir!
Tartışmasız, sizin ilahınız gerçekten birdir.
ilâhınız birdir.
Kuşkusuz, Tanrınız, Tek ve Eşsizdir.
- Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'an okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.
Ki sizin Tanrınız birdir.
Ki sizin Tanrınız birdir.
ilahınız birdir sizin.
Ki ilahınız birdir sizin
Kuşkusuz ilahınız elbette Bir Tek'tir.
Kuşkusuz ilahınız elbette Bir Tek'tir.
Kuşkusuz ilahınız elbette Bir Tek'tir.
Tartışmasız, sizin tanrınız gerçekten birdir.
Gerçek, sizin Tanrınız hakikaten birdir.
Ki, sizin ilahınız muhakkak ki bir tektir.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Sizin ilahınız tek bir ilahtır.
Ki Tanrınız, birdir.
hiç şüphesiz ilahınız tektir dipnot 1 .
Sizin ilahınız tek bir ilahtır.
İlahınız tek birdir!
İlahınız, sadece birdir!
Ki sizin ilahınız hiç kuşkusuz bir ve tektir.
Sâffât suresi, 5. ayet. رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.
Hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi hem de doğuların Rabbidir.
gökleri, yerin ve onların arasındaki her şeylerin Rabbi; ve bütün doğuların Rabbi.
göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi; bütün gündoğumu noktalarının Rabbi!
Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Rabbidir (Esma'sıyla açığa çıkaranı) ve doğu(ş)ların (açığa çıkacakların) da Rabbidir!
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi'dir, doğuların da Rabbi'dir.
O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.
Göklerin, Yeryüzünün ve İkisi Arasındakilerin Efendisi ve Doğuların Efendisidir. dipnot 375
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuş yerlerinin de Rabbidir.
Göklerin, yerin ve her ikisinin arasında bulunanların Efendisidir, doğuların Efendisidir.
Göklerin, yerin ve her ikisinin arasında bulunanların Rabbidir, doğuların Rabbidir.
Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbi ve bütün doğuların Rabbidir.
Hep o Göklerin Yerin ve aralarındakilerin rabbı ve bütün meşrıkların rabbı
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların Rabb'idir. Ve doğuların dipnot 1 Rabb'idir.
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların Rabb'idir. Ve doğuların dipnot 1 Rabb'idir.
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların Rabb'idir. Ve doğuların dipnot 1 Rabb'idir.
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların rabbidir, doğuların da rabbidir.
(O), göklerin ve yerin ve bunlar arasında ne varsa hepsinin Rabbidir. Doğuların da Rabbidir O.
Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbıdır. Ve doğruların da Rabbıdır.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, doğuların da Rabbidir.
Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.
O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında olanların Rabbi /Sahibidir. (Güneşin) doğuş noktalarının dipnot 1 da sahibidir.
O, göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin sahibidir. Güneşin doğuş noktalarının dipnot 1 da sahibidir.
O, göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. O, doğuların da Rabbidir.
O, göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabb'idir. O, doğuların da Rabbidir.
Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O; doğuların da Rabbidir O.
Sâffât suresi, 6. ayet. إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ
Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.
Şüphesiz ki biz yakın göğü gezegenlerden oluşan süsle süsledik. dipnot 1
Şüphesiz Biz, yerin en yakın göğünü yıldızların güzelliğiyle süsledik;
Biz yeryüzüne en yakın gökleri yıldızların güzelliğiyle süsledik,
Muhakkak ki biz, o Dünya semasını gezegenler ile zinetlendirdik.
Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.
Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.
Aslında, dünya gök katını gezegenlerle süsledik.
Biz, o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.
Biz en aşağıdaki göğü gezegenler ile süsleyip,
Biz en aşağıdaki göğü gezegenler ile süsleyip,
Bakınız Biz o dünya göğünü (yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla donattık.
Bakınız biz o Dünya Semayı (o yakın Göğü) bir ziynetle donattık; kevakib.
Biz, dünya semasını bir ziynetle, yıldızlarla bezedik.
Biz, dünya semasını bir ziynetle, yıldızlarla bezedik.
Biz, dünya semasını yıldızlarla süsledik.
Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.
Hakikat biz (size) en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla (donatıp) süsledik.
Doğrusu Biz; dünya göğünü bir süsle, yıldızlarla süsledik.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Biz en yakın göğü (birinci kat semayı) bir süsle; gezegenlerle süsledik dipnot 1 .
Biz, en yakınınızda olan göğü bir süsle; yıldızlarla süsledik.
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.
Sâffât suresi, 7. ayet. وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍ مَّارِدٍ
Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
(Onu) isyankâr her şeytandan koruduk. dipnot 1
üstelik (onları) her isyankar Şeytanın tasallutundan koruduk,
ve onları her türlü bozguncu, şeytani güce karşı emin kıldık,
(Dünya semasını) kurallara itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;
(Gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan korumak için.
Ve bozgunculuk yapan şeytanların tümünden koruduk.
O yakın göğü her türlü inatçı asi şeytandan koruduk.
Her türlü inatçı sapkına karşı bir koruma yaptık.
Her türlü inatçı şeytana karşı bir koruma yaptık.
İtaata yanaşmaz her şeytandan koruduk.
Hem mütemerrid ve her şeytandan koruduk
Bütün marid dipnot 1 şeytanlardan koruduk.
Bütün Marid dipnot 1 şeytanlardan koruduk.
Marid dipnot 1 şeytanlardan koruduk.
Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;
(Onu itaatden çıkan) her mütemerrid şeytandan koruduk.
Ve onu inatçı her şeytandan koruduk.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Ve onu (göğü) kovulmuş Şeytanlar'dan koruduk.
Ve (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.
Onu her hayırsız şeytandan koruduk dipnot 1 .
Onu, her hayırsız şeytana karşı da koruduk.
Her inatçı şeytandan koruyarak.
Her inatçı şeytandan koruyarak.
Ve her türlü inatçı, asi şeytandan koruduk.
Sâffât suresi, 8. ayet. لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
(8, 9) Onlar yüce topluluğa dipnot 1 kulak veremezler. Kovularak her taraftan atılırlar. dipnot 2 Onlar için ebedî bir azap vardır.
ki yüce katın sakinlerini dinleme (girişiminde) bulunamasınlar ve her yandan yüz geri edilsinler;
(ki) onlar, (o bilinmeyeni bilmek isteyenler,) yüce sakinler topluluğuna kulak veremesinler ve her taraftan kovulup sürülsünler,
(O şeytanlar) Mele-i Ala'yı dinleyemezler ve her taraftan şiddetle defedilirler!
Ki onlar, Mele-i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar;
Onlar, artık mele-i a 'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
Yüce topluluğu dinleyemezler ve her taraftan kovulurlar.
Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler ve her taraftan atışa tutulurlar.
Yüce topluluğu dinleyemezler; her yandan atılırlar.
Yüce topluluğu dinleyemezler; her yandan atılırlar.
(8-9) Onlar yüce meclisi dinleyemezler. Kovulmak için her taraftan sıkıya (ateşe, mermiye) tutulurlar. Onlara ayrılmaz bir azap vardır.
Onlar mele-i a'layı dinleyemezler, tard için her taraftan sıkıya tutulurlar.
Mele-i A'la'ya dipnot 1 kulak verip dinleyemezler; her taraftan kovulurlar.
Mele-i A'la'ya dipnot 1 kulak verip dinleyemezler; her taraftan kovulurlar.
Mele-i A'la'ya dipnot 1 kulak verip dinleyemezler; her taraftan kovulurlar.
Ki onlar, Mele-i A'la'ya kulak verip dinleyemezler, her yandan kovulup atılırlar;
(8-9) Ki onlar "Mele'-i a'la" ya kulak verib dinleyemezler, her yandan koğularak atılırlar. Onlar için (ahiretde de) ardı arası kesilmez bir azab vardır.
Onlar Mele-i Ala'yı dinleyemezler ve her yönden sürülerek atılırlar.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Onlar, artık mele-i a'la'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.
O (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.
Onlar Mele-i A'la'yı dipnot 1 dinleyemezler; her taraftan onlara (ışınlar) atılır.
Onlar Mele-i A'la'yı (büyük meleklerin toplantısını) dinleyemez; her taraftan taşlanırlar.
Onlar, artık mele-i a'la'ya kulak veremezler. Her taraftan kendilerine (ateş topları) atılır.
Onlar, yüce alemi işitemezler, her yandan kovulurlar.
Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar;
Sâffât suresi, 9. ayet. دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
(8, 9) Onlar yüce topluluğa dipnot 1 kulak veremezler. Kovularak her taraftan atılırlar. dipnot 2 Onlar için ebedî bir azap vardır.
(dünyada) dışlansınlar ve (ahirette de) sürekli bir azaba mahkum olsunlar;
(rahmetten) yoksun kalsınlar ve (öteki dünyada) kendilerini bekleyen ebedi azaba duçar olsunlar;
Kovularak. . . Onlar için daimi bir azap vardır.
Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azab vardır.
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Hem kovulurlar hem de onlar için sürekli bir ceza vardır.
Kovulurlar ve onlar için yakalarını bırakmayan bir azap vardır.
Kovulurlar; sürekli bir azabı hak etmişlerdir.
Kovulurlar; sürekli bir azabı hakketmişlerdir.
(8-9) Onlar yüce meclisi dinleyemezler. Kovulmak için her taraftan sıkıya (ateşe, mermiye) tutulurlar. Onlara ayrılmaz bir azap vardır.
Ve onlara ayrılmaz bir azab vardır
Kovulmuş olarak, onlar için kesintisiz azap vardır.
Kovulmuş olarak, onlar için kesintisiz azap vardır.
Kovulmuş olarak, onlar için kesintisiz azap vardır.
Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azab vardır.
(8-9) Ki onlar "Mele'-i a'la" ya kulak verib dinleyemezler, her yandan koğularak atılırlar. Onlar için (ahiretde de) ardı arası kesilmez bir azab vardır.
Kovularak. Ve onlar için sürekli bir azab vardır.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Kovularak uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Bu, kovulmaları içindir. Onlara orada daimi bir azap vardır.
Hep kovulurlar. Azap yakalarını bırakmaz.
Uzaklaştırılarak... Onlar için devamlı bir azap vardır.
Uzaklaştırılarak... Onlar için devamlı bir ceza vardır.
Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.
Sâffât suresi, 10. ayet. إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ
Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz çalmaya kalkışan olursa, onu hemen delip geçen parlak bir ışık takip eder. dipnot 1
ancak bir (bilgi) kırıntısı kapanlar olursa, onlar da delik deşik eden bir ateş korunun pençesine düşsünler.
ama eğer birisi (bu bilgiden) bir kırıntı koparmayı başarırsa, (bundan dolayı) yakıcı bir alevin pençesine düşsün.
Ancak bir söz kapan olursa, bu yüzden onu yakıcı bir alev takip eder.
Ancak (sözü hırsızlama) çalıp kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder).
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Ancak, bir söz çalan olursa, delip geçen bir alev onu izler.
Yüce konseyden/topluluktan bir söz kapan olursa, onu da delice bir alev izler.
Bir söz kapan olursa, onu, delici bir ışın izler.
Bir söz kapan olursa, onu, delici bir ışın izler.
Ancak bir çalıp çarpan (olursa), onunda peşine delip geçen bir ateş takılır.
Ancak bir çalıp çarpan, onun da peşine bir şihabı sakıb takılır
Ancak oradan bir söz kapan olursa, kayıp giden parlak bir alev ona yetişir ve onu yakar.
Ancak oradan bir söz kapan olursa, kayıp giden parlak bir alev ona yetişir ve onu yakar.
Ancak oradan bir söz kapan olursa, kayıp giden parlak bir alev ona yetişir ve onu yakar.
Ancak (sözü hırsızlama) çalıp kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izler (ve yok eder).
Meğer ki (içlerinden) bir çalıb çarpan (ı) olsun. Fakat onu da delib geçen bir alev ta'kıyb etmişdir.
Ancak çalıp çırpan olursa; onu da hemen delip geçen yakıcı bir alev takib eder.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Ancak bir (söz) çalıp kapan olursa onu da parlak bir ateş izler.
Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın) izler.
Ama her kim bir söz kapacak olsa onu da hemen delici bir ışın takip eder.
Onlardan kim bilgi hırsızlığı yaparsa, delici bir ateş parçası hemen onun peşine düşer.
Ancak, tek bir söz kapan olursa, hemen onu delip geçen bir alev takip eder.
Ancak, tek bir söz kapan olursa, hemen onu delip geçen bir alev takip eder.
Yüce konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli bir yıldız takılır.
Sâffât suresi, 11. ayet. فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍۭ
(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: "Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
(Şimdi) sor onlara! Onları yaratmak mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (diğer) bilinçli (varlıkları yaratmak) mı? Şüphesiz ki biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Onlardan şu sorunun cevabını iste: "Kendileri yaratılışça (takdir ettiğimizden) daha üstün ve güçlü müdürler, yoksa Bizim yarattığımız (ve çok iyi bildiğimiz Şeytansı) birileri midir? Açık gerçek şu ki, onları konsantre bir balçık türünden yaratan Biziz.
Ve şimdi, o (hakikati inkar ede)nlerden sana cevap vermelerini iste: Onları yaratmak, Bizim yarattığımız bu (sayısız mucizelerden) daha mı zordur? Nitekim Biz onları (basit) bir balçıktan yarattık!
O halde görüşlerini sor onlara (seni inkar edenlere): Yaratılışları itibarıyla onlar mı daha güçlü yoksa yarattıklarımız mı? Doğrusu biz onları Tıyn-i Lazib'den (yapışkan - kopup ayrılmayan bir balçıktan) yarattık.
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu biz onları, cıvık, yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi, onlara sor: "Yaratılış yönünden onlar mı daha zor; yarattıklarımız mı?" Aslında, onları, yapışkan bir balçıktan yarattık.
Şimdi onlara sor: "Yaratılış bakımından kendileri mi daha zor, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
Sor onlara, "Yaratılış bakımından onlar mı daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Onları yapışkan bir balçıktan yarattık.
Sor onlara, 'Yaratılış bakımından onlar mı daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?' Onları yapışkan bir balçıktan yarattık.
Şimdi sor onlara: "Yaratılışça kendileri mi daha çetin, yoksa Bizim yarattıklarımız mı?" Biz kendilerini cıvık bir çamurdan yarattık.
Şimdi sor onlara yaradılışça kendileri mi daha çetin yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini bir cıvık çamurdan yarattık.
Şimdi onlara sor: "Onları yaratmak mı daha zor, yoksa diğer yarattıklarımızı mı dipnot 1 ?" Oysa kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi onlara sor: "Onları yaratmak mı daha zor, yoksa diğer yarattıklarımızı mı? dipnot 1 " Oysa kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi onlara sor: "Onları yaratmak mı daha zor, yoksa diğer yarattıklarımızı mı? dipnot 1 Oysa kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Doğrusu biz onları, cıvık, yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi onlardan haber iste: Yaratılışda kendileri mi daha kuvvetli, yoksa bizim yaratdıklarımız mı? Hakıykat biz onları bir cıvık çamurdan yaratdık.
Onlara sor; yaratış bakımından kendileri mi daha zordur, yoksa bizim yaratmış olduklarımız mı? Doğrusu Biz; onları cıvık bir çamurdan yarattık.
(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.
Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Doğrusu biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Onlara görüşlerini sor; onların yarattıkları mı daha güçlüdür dipnot 1 yoksa bizim yarattığımız mı? Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık dipnot 2 .
Şu insanlardan tutarlı bir görüş iste; kendi yarattıkları mı güçlüdür, dipnot 1 yoksa bizim yarattığımız mı? Biz kendilerini özlü balçıktan yarattık.
Şimdi onlara sor: Yaratılışça onlar mı daha çetin/zor yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi onlara sor: -Yaratılışça onlar mı daha güçlü; yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
Şimdi sor onlara: Yaratış ve yaratılış bakımından onlar mı daha güçlüdür, yoksa bizim yarattığımız şuurlular mı? Gerçek şu ki, biz onları bir cıvık çamurdan yarattık.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.