Diyanet İşleri
Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 6. ayet. إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ
innâ zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bizînetini-lkevâkib.
Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Saf bağlayanlara yemin; göğün korunması Sâffât 1–11 3
(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.
Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.
Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 6–9. ayetler için yazılmıştır.
6-7. Yüce Allah yıldızlardaki oldukça büyük şu iki faydayı söz konusu etmektedir:
1. Yıldızların sema için bir süs olmaları. Yıldızlar olmasa idi sema ışıksız ve kapkaranlık olurdu. Ancak Yüce Allah, göğün dört bir yanı aydınlansın, güzel bir görünüşü olsun, kara ve denizin karanlıklarında onlarla yol bulunsun ve böylelikle bu yıldızların pek çok menfaati husule gelsin diye göğü bu yıldızlarla süslemiştir.
2. İtaatten çıkan ve azgınlığı sebebiyle mele-i âlâ’yı -ki bunlardan kasıt meleklerdir- dinlemeye kadar ulaşan her bir azgın şeytana karşı semanın korunması.
8-9. Eğer şeytalar meleklere kulak verecek olurlarsa “dört bir taraftan” delip geçen alevli ateşlerle kovulmak ve mele-i âlâ’da söylenenleri dinlemekten uzaklaştırılmak üzere “taşlanırlar.”
“Onlar için sürekli bir azap da vardır.” Rablerine itaat etmemeleri ve azgınlıkları dolayısı ile onlar için hazırlanmış ve daimi olan bir azap da vardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz; yeryüzüne en yakın göğü, bakıldığında pırıl pırıl parlayan mücevherler gibi gözüken yıldızlarla süsledik.
Aynı kök: كوكب (5 geçiş)
Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. "İşte Rabbim!" dedi. Yıldız batınca da, "Ben öyle batanları sevmem" dedi.
Aynı kök: كوكب (5 geçiş)
Hani Yusuf, babasına "Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı" demişti.
Aynı kök: كوكب (5 geçiş)
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci…
Aynı kök: زين (46 geçiş) · Ortak kavram: Dünya
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Aynı kök: زين (46 geçiş) · Ortak kavram: Dünya
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kök: زين (46 geçiş) · Ortak kavram: Dünya
De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde…
Ortak kavram: Dünya
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Ortak kavram: Dünya
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz yakın göğü gezegenlerden oluşan süsle süsledik. dipnot 1
Şüphesiz Biz, yerin en yakın göğünü yıldızların güzelliğiyle süsledik;
Biz yeryüzüne en yakın gökleri yıldızların güzelliğiyle süsledik,
Muhakkak ki biz, o Dünya semasını gezegenler ile zinetlendirdik.
Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.
Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.
Aslında, dünya gök katını gezegenlerle süsledik.
Biz, o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.
Biz en aşağıdaki göğü gezegenler ile süsleyip,
Biz en aşağıdaki göğü gezegenler ile süsleyip,
Bakınız Biz o dünya göğünü (yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla donattık.
Bakınız biz o Dünya Semayı (o yakın Göğü) bir ziynetle donattık; kevakib.
Biz, dünya semasını bir ziynetle, yıldızlarla bezedik.
Biz, dünya semasını bir ziynetle, yıldızlarla bezedik.
Biz, dünya semasını yıldızlarla süsledik.
Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip donattık.
Hakikat biz (size) en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla (donatıp) süsledik.
Doğrusu Biz; dünya göğünü bir süsle, yıldızlarla süsledik.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Biz en yakın göğü (birinci kat semayı) bir süsle; gezegenlerle süsledik dipnot 1 .
Biz, en yakınınızda olan göğü bir süsle; yıldızlarla süsledik.
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Biz, en yakın göğü yıldızlarla süsledik.
Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.
We have embellished the vault of the lowermost heaven with the brilliancy and splendour of the inlaid stars,
We have adorned the lowest heaven with stars,
We have indeed decked the lower heaven with beauty (in) the stars,-
We have adorned the lower heaven with the adornment of the stars dipnot 1
We have adorned the lowest heaven with the beauty of the planets
Verily We have adorned the near heaven with the stars (for beauty).[1]
Indeed We have adorned the lowest heaven with the finery of the stars,
Verily, We have beautified and embellished the nearer space (- the heaven visible to you) with an excellent embellishment, the stars and planets.
We have adorned the lower heaven with the adornment of the stars
I (God) have adorned the innermost universe [the one being discovered by astronomy] with exotic planets.
Verily, we have adorned the lower heaven with the adornment of the stars,
We have adorned the lowest heaven with the decoration of planets.
We have adorned the lower heaven with the ornament of the stars:
Surely We have adorned the nearest heaven with an adornment, the stars,
Surely We have adorned the lowest heaven with an adornment, the planets,
Lo! We have adorned the lowest heaven with an ornament, the planets;
He decked the nearest heavens with ornaments of stars,
Behold, We have adorned the skies nearest to the earth with the beauty of stars,
Indeed, We have adorned the lowest heaven with the stars for decoration
We have adorned this universe with the decoration of planets.
We have adorned the lowest heaven with adorning planets.,
Indeed, We have adorned the nearest heaven with an adornment of stars
We have adorned the lower heaven with the adornment of the stars
Behold, We have beautified the lowest heaven nearest to the earth with ornaments, the stars and planets.
Verily, We have truly stored the lower heaven with beauty (of) the stars—
Verily, We have decorated the nearest sky with an adornment, the stars,
We have adorned the lower heaven with the decoration of planets.