Diyanet İşleri
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 9. ayet. دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ
düḥûrav velehüm `aẕâbüv vâṣib.
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Saf bağlayanlara yemin; göğün korunması Sâffât 1–11 3
Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.
Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.
Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).
(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: "Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
Hayır, sen (onların haline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 6–9. ayetler için yazılmıştır.
6-7. Yüce Allah yıldızlardaki oldukça büyük şu iki faydayı söz konusu etmektedir:
1. Yıldızların sema için bir süs olmaları. Yıldızlar olmasa idi sema ışıksız ve kapkaranlık olurdu. Ancak Yüce Allah, göğün dört bir yanı aydınlansın, güzel bir görünüşü olsun, kara ve denizin karanlıklarında onlarla yol bulunsun ve böylelikle bu yıldızların pek çok menfaati husule gelsin diye göğü bu yıldızlarla süslemiştir.
2. İtaatten çıkan ve azgınlığı sebebiyle mele-i âlâ’yı -ki bunlardan kasıt meleklerdir- dinlemeye kadar ulaşan her bir azgın şeytana karşı semanın korunması.
8-9. Eğer şeytalar meleklere kulak verecek olurlarsa “dört bir taraftan” delip geçen alevli ateşlerle kovulmak ve mele-i âlâ’da söylenenleri dinlemekten uzaklaştırılmak üzere “taşlanırlar.”
“Onlar için sürekli bir azap da vardır.” Rablerine itaat etmemeleri ve azgınlıkları dolayısı ile onlar için hazırlanmış ve daimi olan bir azap da vardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onları dinlemekten kovulup uzaklaştırılırlar. Ahirette onlar için kesintisiz elem dolu bir azap vardır.
Aynı kök: وصب (2 geçiş)
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İtaat de daima O'na olmalıdır. Öyle iken siz Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Aynı kök: دحر (4 geçiş)
Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."
Aynı kök: دحر (4 geçiş)
Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya…
Aynı kök: دحر (4 geçiş)
Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(8, 9) Onlar yüce topluluğa dipnot 1 kulak veremezler. Kovularak her taraftan atılırlar. dipnot 2 Onlar için ebedî bir azap vardır.
(dünyada) dışlansınlar ve (ahirette de) sürekli bir azaba mahkum olsunlar;
(rahmetten) yoksun kalsınlar ve (öteki dünyada) kendilerini bekleyen ebedi azaba duçar olsunlar;
Kovularak. . . Onlar için daimi bir azap vardır.
Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azab vardır.
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.
Hem kovulurlar hem de onlar için sürekli bir ceza vardır.
Kovulurlar ve onlar için yakalarını bırakmayan bir azap vardır.
Kovulurlar; sürekli bir azabı hak etmişlerdir.
Kovulurlar; sürekli bir azabı hakketmişlerdir.
(8-9) Onlar yüce meclisi dinleyemezler. Kovulmak için her taraftan sıkıya (ateşe, mermiye) tutulurlar. Onlara ayrılmaz bir azap vardır.
Ve onlara ayrılmaz bir azab vardır
Kovulmuş olarak, onlar için kesintisiz azap vardır.
Kovulmuş olarak, onlar için kesintisiz azap vardır.
Kovulmuş olarak, onlar için kesintisiz azap vardır.
Uzaklaştırılırlar. Onlara kesintisiz bir azab vardır.
(8-9) Ki onlar "Mele'-i a'la" ya kulak verib dinleyemezler, her yandan koğularak atılırlar. Onlar için (ahiretde de) ardı arası kesilmez bir azab vardır.
Kovularak. Ve onlar için sürekli bir azab vardır.
(1-10) Saf halinde dizilenlere, seslenerek sevk ve idare edenlere, hatırlatmayı / kuranı sıralı okuyanlara, yemin olsun ki ilahınız kesinlikle tektir. Semaların ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi ve doğuların Rabbi tektir. Muhakkak ki bizler dünya semasını gezegen ziyneti ile ziynetledik, (Necm ve kevakib her ikisi de yıldız) reddedici şeytanın her birine karşı (dünya semasının) koruması vardır , şeytanlar Mele-i Âlâ yı / ileri gelenlerin mekanını dinleyemezler ve de her bir taraftan kovularak ateşle yakılırlar, onlar için süren bir azap vardır, kim de bir şey kapıp kaçırırsa onu da delici / oyucu bir ateş taşı takip eder.
Kovularak uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Bu, kovulmaları içindir. Onlara orada daimi bir azap vardır.
Hep kovulurlar. Azap yakalarını bırakmaz.
Uzaklaştırılarak... Onlar için devamlı bir azap vardır.
Uzaklaştırılarak... Onlar için devamlı bir ceza vardır.
Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.
Fiery discharges forcing them back, that is besides what awaits them of an eternal suffering induced by the lasting torment laid upon the damned.
driven away, they will have perpetual torment––
Repulsed, for they are under a perpetual penalty,
and are repelled. Theirs is an unceasing chastisement.
repelled with harshness – they will suffer eternal punishment –
Outcast, and theirs is a constant (or painful) torment.
to drive them away, and for them there is a constant mortification,
They are repulsed. A perpetual punishment awaits them.
rejected, and theirs is an everlasting chastisement,
They have already been condemned to an everlasting torture.
driven off, and for them is lasting woe;
Outcasts; they will have an eternal retribution.
to repel them, and a lasting torment is prepared for them; --
Being driven off, and for them is a perpetual chastisement,
Rejected, and they will have a lasting torment,
Outcast, and theirs is a perpetual torment;
And kept far away. There is perpetual punishment for them,
cast out [from all grace], with lasting suffering in store for them [in the life to come];
˹fiercely˺ driven away. And they will suffer an everlasting torment.
Outcasts; they will have an eternal retribution.
They have been condemned; they have incurred an eternal retribution.
Repelled; and for them is a constant punishment,
Repelled — and they have a constant punishment —
Outcast--and theirs is a lasting torment.
Outcast (and unwelcome), they are under an everlasting penalty,
to be driven off, and for them there is a lasting punishment;
Outcasts; they will have an eternal retribution.