Diyanet İşleri
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 145. ayet. فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
fenebeẕnâhü bil`arâi vehüve seḳîm.
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yûnus Sâffât 139–148 3
Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.
(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
145. “Biz onu (balığın karnından) hasta bir halde çıkarıp açık bir alana bıraktık.” Balık onu karnından açık bir yere attı. Orası bomboştu ve kimse yoktu. Hatta belki ağaç ve gölge dahi bulunmuyordu. Bu sırada kendisi balığın karnında hapis kaldığından ötürü hastalanmıştı. O kadar ki hali, adeta yumurtadan çıkmış tüysüz bir civcivi andırıyordu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz onu, balığın karnından bina ve ağaçların olmadığı ıssız bir yere attık. Balığın karnında uzun bir süre kaldığı için bedeni zayıf ve halsizdi.
Aynı kök: عري (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûnus · Aynı kök: نبذ (12 geçiş)
Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.
Aynı kök: سقم (2 geçiş)
(88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.
Aynı kök: عري (3 geçiş)
"Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.
Aynı kök: نبذ (12 geçiş)
Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa, içlerinden birtakımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.
Aynı kök: نبذ (12 geçiş)
Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab'ı (Tevrat'ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Yûnus kıssası, İslâmî gelenekte Nînevâ ile ilişkilendirilir. Kur'an bir koordinat vermez.
Ayet: Yûnus 98 · Sâffât 139-148
Fredarch · http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Adad_gate_exterior_entrance_north3.JPG · CC BY-SA 3.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hâlsiz bir vaziyette onu kıyıya çıkarmıştık.
Sonunda Biz onu bitkin bir halde ıssız ve çorak bir kıyıya çıkarttık;
ama biz o'nu manevi çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık,
Biz Onu hasta (yıpranmış - sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bıraktık.
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
Sonunda, Onu, gücü tükenmiş bir durumda boş bir kıyıya attık. dipnot 381
Eski Ahit · Yunus 1:3
Ne var ki, Yunus RABbin huzurundan Tarşişe kaçmaya kalkıştı. Yafaya inip Tarşişe giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi, RABden uzaklaşmak için Tarşişe doğru yola çıktı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Onu bitkin bir halde açık araziye attık.
Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...
Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...
Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,
Hemen biz onu alana attık hasta idi
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
İşte biz onu, kendisi de hasta olarak, açık bir yere (çıkarıb) bırakdık.
Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Biz de onu, hasta bir halde boş bir alana/sahile attık.
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Sonra onu, hasta haldeyken çıplak bir alana attık dipnot 1 .
Eski Ahit · Yunus 2:10
RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Sonra onu açık bir alana attık; hastaydı.
Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde boş bir yere çıkardık.
Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.
Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.
And We made the fish regurgitate him in the open on the desert shore feeble and sickly.
but We cast him out, sick, on to a barren shore,
But We cast him forth on the naked shore in a state of sickness,
But We threw him on a wide bare tract of land while he was ill; dipnot 1
So We cast him up onto the beach and he was sick;
But We cast him forth on the naked shore while he was sick,
Then We cast him on a bare shore, and he was sick.
Then (it came to pass) that We cast him on a bare and wide tract of land and he was completely worn out and sick.
but We cast him upon the wilderness, and he was sick,
I ordered him to be thrown out in a bare shore; absolutely exhausted.
But we cast him on to the barren shore; and he was sick;
So We threw him on the shore while he was sick.
And We cast him on the naked shore, and he was sick:
Then We cast him on to the desert shore while he was sick.
Then We flung him off upon the naked (shore) and he was ailing.
Then We cast him on a desert shore while he was sick;
So We cast him, sick, on a barren shore,
but We caused him to be cast forth on a desert shore, sick [at heart] as he was,
But We cast him onto the open ˹shore˺, ˹totally˺ worn out,
So We threw him on the shore while he was sick.
We had him thrown up into the desert, exhausted.
But We threw him onto the open shore while he was ill.
But We cast him on the bare shore when he was sick,
(He freed himself and swam to safety. ) Then We cast him on the shore, while he was exhausted. (68:49).
But We cast (threw) him on the open shore while he was (still) sick,
Then We cast him ashore in the open while he was ill,
So We threw him on the shore while he was sick.