Kalem suresi

Kalem suresi, 49. ayet

Kalem suresi, 49. ayet. لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

levlâ en tedârakehû ni`metüm mir rabbihî lenübiẕe bil`arâi vehüve meẕmûm.

Diyanet İşleri

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 46–52 · surenin 49. ayeti / 52

Konu Sabret, balık sahibi gibi olma Kalem 48–52 3

  1. Kalem 46

    Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?

  2. Kalem 47

    Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?

  3. Kalem 48

    Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.

  4. 49

    Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

  5. Kalem 50

    (Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.

  6. Kalem 51

    Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.

  7. Kalem 52

    Halbuki o (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 48–50. ayetler için yazılmıştır.

48. Artık geriye eziyetlerine sabretmekten ve yaptıklarına tahammül edip onları davet etmeyi sürdürmekten başka bir şey kalmıyor. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O halde sen, Rabbinin hükmüne sabret.” Rabbinin dini ve kaderi hükümlerine karşı sabret. O’nun kaderî hükmü içinde eziyet verici olanlara sabredilir. Onlar öfke ve tahammülsüzlükle karşılanmaz. Şer’î hükmüne de kabul ve teslimiyetle ve emrine itaat etmek sureti ile karşılık verilir. “Ve balık sahibi gibi olma!” Balık sahibinden kasıt, Metta oğlu Yunus aleyhisselam’dır. Yani balığın karnında hapsolmasını gerektirecek duruma kadar kendisini götüren halinde ona benzeme! Sözü edilen bu hâl ise kavmine karşı göstermesi istenen sabrı göstermemesi, Rabbi için öfkelenerek kavminin yanından uzaklaşıp denizde yolculuğa çıkmasıdır. Gemi, yolcularının çokluğu dolayısı ile ağırlığından hareket edemeyince geminin yükünün hafiflemesi için kimin denize atılacağını tespit etmek üzere gemidekiler arasında kura çekildi. Kura da ona çıktı ve balık onu yuttu.

“Hani o gamla dolu bir halde (Rabbine) seslenmişti.” Yani o, balık tarafından yutulmuş ve onun karnında iken dua etmişti. Yahut da kendisi gamlı ve kederli bir halde Rabbine dua ederek şöyle demişti: “Senden başka (hak) ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum.” (Enbiyâ, 21/87)

Yüce Allah da onun duasını kabul buyurmuş ve balık onu karnından çıkarıp hasta bir halde açık bir alana atmıştı. Yüce Allah, onun için kabağa benzer bir ağaç bitirmişti. Bu konuda burada da şöyle buyrulmaktadır:

49. “Eğer Rabbinden bir nimet ona yetişmemiş olsa idi o açık alana” ıssız bir düzlüğe “kınanmış bir halde atılırdı.” Ama Yüce Allah, rahmeti ile onu kuşattı ve kınanmış değil övülmüş olarak oraya atılmış oldu. Onun hali ilk halinden daha da güzel oldu. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

50. “Ama Rabbi onu seçti de” ve her türlü kederden, olumsuzluktan onu arındırdı ve “onu salihlerden kıldı.” Amelleri, sözleri, niyetleri ve durumları düzgün olan kimselerden kıldı.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şayet Allah'ın Rahmeti onu bulmasaydı, balık onu ıssız bir toprak parçasına kınanmış bir halde atmış olacaktı.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَّوْلَآ levla eğer olmasaydı
  2. أَن en
  3. تَدَٰرَكَهُۥ tedarakehu ona yetişmesi kök: درك
  4. نِعْمَةٌۭ nia'metun bir ni'metin kök: نعم
  5. مِّن min -nden
  6. رَّبِّهِۦ rabbihi Rabbi- kök: ربب
  7. لَنُبِذَ lenubize elbette atılırdı kök: نبذ
  8. بِٱلْعَرَآءِ bil-ara'i çıplak bir yere kök: عري
  9. وَهُوَ vehuve ve o
  10. مَذْمُومٌۭ mezmumun kınananrak kök: ذمم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عري (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûnus · Aynı kök: نبذ (12 geçiş)

    Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

  • Aynı kök: عري (3 geçiş)

    "Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur."

  • Aynı kök: ذمم (5 geçiş)

    Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü)…

  • Aynı kök: ذمم (5 geçiş)

    Bir mü'min hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir.

  • Aynı kök: ذمم (5 geçiş)

    Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı mutlaka kınanmış (bir hâlde) ıssız bir sahile atılacaktı.

Mustafa İslamoğlu

Eğer Rabbinin akıl sır ermez nimeti onun imdadına yetişmemiş olsaydı, andolsun ki aşağılanmış bir halde ıssız bir sahile atılırdı.

Muhammed Esed

(Ve hatırla:) o'na Rabbinin rahmeti ulaşmamış olsaydı mutlaka aşağılanmış bir şekilde ıssız bir sahile atılmış olurdu

Ahmed Hulusi

Eğer Ona Rabbinden bir nimet erişmemiş olsaydı, aşağılanmış halde çıplak araziye atılırdı!

Ali Bulaç

Eğer Rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

Ali Özek ve heyeti

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

Ali Rıza Safa

Efendisinden Ona bir nimet ulaşmamış olsaydı, aşağılanmış olarak, ıssız bir kıyıya kesinlikle atılmış olurdu.

Bayraktar Bayraklı

Rabbi katından ona bir rahmet ulaşmasaydı, kınanmış bir halde o açık araziye atılacaktı.

Edip Yüksel

Efendinden ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak çorak bir sahile atılacaktı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbinden ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak çorak bir sahile atılacaktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ona Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, o fezaya, alana elbette yerilmiş olarak atılacaktı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı.

Erhan Aktaş

Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer Rabb'inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak boş bir yere atılmış olacaktı.

Gültekin Onan

Eğer rabbinden bir nimet ona ulaşmasaydı, mutlaka yerilmiş ve çıplak bir durumda (karaya) atılmış olacaktı.

Hasan Basri Çantay

Eğer Rabbinden ona bir ni'met erişmiş olmasaydı o, mutlakaa çırıl çıplak (çıkarıldığı) o yere kınanmış bir halde atılacakdı .

İbni Kesir

Rabbının katında ona bir nimet erişmiş olmasaydı; mutlaka o, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.

Mehmet Alagaş

(46-52) Yahut sen bir ücret / ecir mi istedin de onlar o borcun altında ezilmişler mi? ya da gayb / şahit olunamayan, onların yanlarında da onu mu yazıyorlar? Rabbinin hükmüne / yargı kararına sabret, balık sahibi gibi olma, vaktaki o öfke ve kederle dolu seslenmişti / nida etmişti. Rabbinden bir nimet yetişmeseydi/ tedarik etmeseydi. O kınanmış kişi / mezmum kişi ıssız bir alana / diyara atılacaktı. Rabbin onu yeniden seçti de onu salihlerden yaptı. Kafirler, Hatırlatmayı / Kuranı işittiklerinde bakışlarıyla seni y ıkacak / devirecek gibi olurlar ve derler ki kesinlikle O, cinlenmiş / mecnun. O Okunan / O Kuran, alemler için bir hatırlatmadır / zikirdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir hâlde ıssız bir yere atılacaktı.

Süleyman Ateş

Eğer Rabbinden ona bir ni'met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı.

Süleymaniye Vakfı

Eğer Rabbinden bir nimet onun imdadına yetişmeseydi yerilmiş bir halde çıplak bir alana atılacaktı dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yunus (a.s.) görev yerini, izinsiz olarak terk edip dolu bir gemiye binmişti. Birini gemiden atmak için kura çekildi. Kura kendisine çıkınca denize atıldı ve bir balık onu yuttu. O, bu sırada balığın karnında olduğu halde kendisinin karanlıklar içinde kaldığını sanmış, pişmanlık içinde tövbe etmişti. Bu onun için bir nimetti; çünkü balığın yuttuğunu fark etseydi ölmek üzere olduğunu anlayacağı için tövbesi kabul edilmezdi (Nisa 4/17-18, Enbiya 21/87-88, Saffat 37/139-148).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer Rabbinin iyiliği imdadına yetişmeseydi dipnot 1 , aşağılanmış bir halde açık alana dipnot 2 atılacaktı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ...
  2. metne dön, dipnot 2
    Balina ve yunuslar (deniz memelileri), eceli gelince çoğunlukla karaya vurur ve orada ölürler. Yunus'u (a.s.) da böyle bir deniz memelisi yuttuğu için bu ayete göre  onun karnından çıkmasaydı, balık karaya vuracak ve onun vücudu Yunus aleyhisselamın kabri olacaktı.

Şaban Britch

Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir karaya atılacaktı.

Şaban Piriş

Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer ona, Rabbinden bir nimet ulaşmasaydı, horlanmış bir halde cascavlak bir yere atılırdı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And had it not been for the grace and mercy of Allah, his Creator, on him, he would have been cast in the open, low on his knees, brought down to a bad and disagreeable condition, discredited with infamy and shame.

Abdul Haleem

if his Lord’s grace had not reached him, he would have been left, abandoned and blameworthy, on the barren shore,

Abdullah Yusuf Ali

Had not Grace from his Lord reached him, he would indeed have been cast off on the naked shore, in disgrace.

Abul A'la Maududi

had his Lord not bestowed His favour upon him, he would have been cast upon that barren shore (and would have remained there) in disgrace. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    When this verse is read with ( Surah As-Saaffat, Ayats 142-146), one learns that at the time the Prophet Jonah (peace be upon him) was caused to be swallowed by the fish, he was blameworthy. But when he glorified Allah and confessed his fault, although he was thrown out from the belly of the fish on a bare beach in a state of sickness, he was not blameworthy at that time. Allah by His mercy caused a creeper to grow over him so that its leaves should provide him shade and its fruit food and drink.

Aisha Bewley

Had a blessing from his Lord not overtaken him, he would have been thrown up on the naked shore, for he was at fault.

Al-Hilali & Khan

Had not a Grace from his Lord reached him, he would indeed have been (left in the stomach of the fish, but We forgave him): so he was cast off on the naked shore, while he was to be blamed.

Ali Quli Qarai

Had it not been for a blessing that came to his rescue from his Lord, he would surely have been cast on a bare shore while he were blameworthy.

Amatul Rahman Omar

Had not a gracious favour from his Lord reached him (and) saved him he would surely have been cast off on a barren tract of land while he was in this miserable plight.

Arthur John Arberry

Had there not overtaken him a blessing from his Lord he would have been cast upon the wilderness, being condemned.

Bijan Moeinian

If your Lord had not been graceful to him, his dead body would have been thrown out on the naked shore on disgrace.

E. Henry Palmer

Had it not been that grace from his Lord reached him, he would have been cast out on the naked (shore) and blamed the while!

Edip-Layth

Had it not been for his Lord's grace, he would be ejected to the shore, in disgrace.

George Sale

Had not grace from his Lord reached him, he had surely been cast forth on the naked shore, covered with shame:

Hamid S. Aziz

Were it not that favour from his Lord had reached him, he would certainly have been cast down upon the naked shore while he was blameworthy.

Mahmoud Ghali

Had there not overtaken him a favor from his Lord, indeed he would have been flung off upon the naked shore (i. e., the wilderness) (while) he was a reprobate.

Marmaduke Pickthall

Had it not been that favour from his Lord had reached him he surely had been cast into the wilderness while he was reprobate.

Mohamed Ahmed - Samira

Had it not been for a favour from his Lord he would have been cast blame-worthy on a barren plain.

Muhammad Asad

[And remember:] had not grace from his Sustainer reached him, he would indeed have been cast forth upon that barren shore in a state of disgrace:

Mustafa Khattab

Had he not been shown grace by his Lord, he would have certainly been cast onto the open ˹shore˺, still blameworthy.

Progressive Muslims

Had it not been for his Lord's grace, he would have remained trapped, while he was to be blamed.

Rashad Khalifa

If it were not for his Lord's grace, he would have been ejected into the desert as a sinner.

Sahih International

If not that a favor from his Lord overtook him, he would have been thrown onto the naked shore while he was censured.

Sam Gerrans

Had not favour from his Lord overtaken him, he would have been cast on the bare shore when he was condemned.

Shabbir Ahmed

If it were not for the Bliss of his Lord, he would have been cast into the wilderness and in the wilderness of thought. (37:146).

Syed Vickar Ahamed

Had not the Grace from His Lord reached him, he would indeed, have remained (within the fish and not) cast off on the naked shore, while he was to be blamed.

Taqi Usmani

Had not a favour from His Lord come to his help, he would have been cast in the wilderness in a reproachable state.

The Monotheist Group

Had it not been for the grace of his Lord, he would have remained trapped, while he was to be blamed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 49. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 49. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 49. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩