Sâffât suresi

Sâffât suresi, 142. ayet

Sâffât suresi, 142. ayet. فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ

felteḳamehü-lḥûtü vehüve mülîm.

Diyanet İşleri

Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 139–145 · surenin 142. ayeti / 182

Konu Yûnus Sâffât 139–148 3

  1. Sâffât 139

    Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi.

  2. Sâffât 140

    Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.

  3. Sâffât 141

    Gemidekilerle kur'a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.

  4. 142

    Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.

  5. Sâffât 143–144

    (143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

  6. Sâffât 145

    Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

142. “Kendini kınar/kınanmış bir halde balık onu yutmuştu.” Yani balığın onu yutması sırasında o, kınanmasını gerektiren bir iş yapmıştı, yani Rabbini öfkelendirişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onu denize attıklarında bir balık kaptı ve yuttu. Rabbinin izni olmadan denize gittiğinden dolayı kınanacak bir davranışta bulunmuştu.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱلْتَقَمَهُ feltekamehu sonra onu yuttu kök: لقم
  2. ٱلْحُوتُ l-hutu balık kök: حوت
  3. وَهُوَ vehuve ve o
  4. مُلِيمٌۭ mulimun kendi kendisini kınarken kök: لوم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حوت (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.

  • Aynı kök: حوت (5 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil…

  • Aynı kök: حوت (5 geçiş)

    Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

  • Aynı kök: لوم (14 geçiş)

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

  • Aynı kök: لوم (14 geçiş)

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Nînevâ — Adad Kapısı

    Arkeoloji

    Nînevâ — Adad Kapısı

    Yûnus kıssası, İslâmî gelenekte Nînevâ ile ilişkilendirilir. Kur'an bir koordinat vermez.

    Ayet: Yûnus 98 · Sâffât 139-148

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Fredarch
    Tarih
    1990-04
    Lisans
    CC BY-SA

    Fredarch · http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Adad_gate_exterior_entrance_north3.JPG · CC BY-SA 3.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendini kınayıp dururken onu bir balık yutmuştu.

Mustafa İslamoğlu

Derken o derin bir pişmanlıkla kıvranır haldeyken iri balık tarafından yakalanmıştı.

Muhammed Esed

(sonra o'nu denize atmışlar ve) denizde büyük balık tarafından yutulmuştu, çünkü kınananlardan biriydi.

Ahmed Hulusi

(Yunus) levmedici olduğu halde balık Onu yuttu (pişmanlık duygusuyla karışık bir halde, balık = dünya yaşamı onu yuttu);

Ali Bulaç

Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.

Ali Özek ve heyeti

Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.

Ali Rıza Safa

Balık, Onu hemen yuttu. Çünkü O, kınanmış birisiydi. dipnot 380

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 380
    "Kınanmış" olarak yazdığımız "Mulimun" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kendisini kınayan" veya "Yenilgiye uğramış" veya "Yaptığından pişman olmuş" biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Balık onu yuttu. O kınanmayı hak etmişti.

Edip Yüksel

Balık onu yuttu, bundan o sorumluydu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Balık onu yuttu, bundan o sorumluydu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken (denize atıldı ve) kendisini balık yuttu. Pişmandı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken kendisi balık yuttu melamette idi

Gültekin Onan

Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı.

Hasan Basri Çantay

O, kınanmış bir halde iken kendisini hemen balık yutmuşdu.

İbni Kesir

Yenilgiye uğramışken, bir balık yutmuştu onu.

Mehmet Alagaş

(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.

Süleyman Ateş

(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendini suçladığı bir sırada onu o balık yutuvermişti.

Şaban Britch

O, kınanmış iken bir balık onu yuttu.

Şaban Piriş

O, kınanmış iken bir balık onu yuttu.

Yaşar Nuri Öztürk

Derken, kendisini balık yutmuştu. O kendi kendini kınayıp duruyordu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there he was swallowed by the fish and it was him who had incurred the blame.

Abdul Haleem

and a great fish swallowed him, for he had committed blameworthy acts.

Abdullah Yusuf Ali

Then the big Fish did swallow him, and he had done acts worthy of blame.

Abul A'la Maududi

Then a fish swallowed him, and he was blameworthy. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is what one understands from a study of these sentences:

Aisha Bewley

Then the fish devoured him and he was to blame.

Al-Hilali & Khan

Then a (big) fish swallowed him as he had done an act worthy of blame.

Ali Quli Qarai

Then the fish swallowed him while he was blameworthy.

Amatul Rahman Omar

Then (it came about that) a big fish took him in its mouth while he was reproaching (himself).

Arthur John Arberry

then the whale swallowed him down, and he blameworthy.

Bijan Moeinian

Eventually a big fish swallowed him and he was the only one to be blamed for his destiny [as he fled his place of mission without asking God’s permission].

E. Henry Palmer

and a fish swallowed him, for he was to be blamed;

Edip-Layth

Thus a whale swallowed him, and he was the one to blame.

George Sale

And the fish swallowed him; for he was worthy of reprehension.

Hamid S. Aziz

And the fish swallowed him while he was blameworthy,

Mahmoud Ghali

So the whale gobbled him, and he was blameworthy.

Marmaduke Pickthall

And the fish swallowed him while he was blameworthy;

Mohamed Ahmed - Samira

Then he was swallowed by a large fish as he was worthy of blame.

Muhammad Asad

[and they cast him into the sea, ] whereupon the great fish swallowed him, for he had been blameworthy.

Mustafa Khattab

Then the whale engulfed him while he was blameworthy.[1]

Progressive Muslims

Thus a whale swallowed him, and he was the one to blame.

Rashad Khalifa

Consequently, the fish swallowed him, and he was the one to blame.

Sahih International

Then the fish swallowed him, while he was blameworthy.

Sam Gerrans

Then the fish swallowed him, when he was blameworthy.

Shabbir Ahmed

Then the Fish grabbed him while he was blaming himself. (Again, usually a whale is mentioned here. But the whale is a mammal and not a fish, and the Qur'an which is never inaccurate, speaks of '

Syed Vickar Ahamed

Then the (big) fish swallowed him, and he had done actions worthy of blame (by running away from his mission).

Taqi Usmani

Then the fish swallowed him while he was reproaching his own self.

The Monotheist Group

Thus a whale swallowed him, and he was the one to blame.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 142. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 142. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 142. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩