Sâffât suresi

Sâffât suresi, 147. ayet

Sâffât suresi, 147. ayet. وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

veerselnâhü ilâ mieti elfin ev yezîdûn.

Diyanet İşleri

Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 144–150 · surenin 147. ayeti / 182

Konu Yûnus Sâffât 139–148 3

  1. Sâffât 144

    (143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

  2. Sâffât 145

    Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

  3. Sâffât 146

    Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

  4. 147

    Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

  5. Sâffât 148

    Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

  6. Sâffât 149

    Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?

  7. Sâffât 150

    Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 147–148. ayetler için yazılmıştır.

147-148. “Biz onu yüzbin” insana “veya” ondan “daha fazlasına gönderdik.” Yani yüzbinden fazla değilseler bile eksik de değillerdi. Onları Yüce Allah’a davet etti. Onlar da “imana geldiler.” Böylelikle onların da iman etmeleri, onun mizanına hasenat olarak yazıldı. Çünkü bu imana onları davet eden oydu.

“Biz de onları” azabın sebepleri bulunmakla birlikte Allah, azabını onlardan uzaklaştırmak sureti ile “bir zamana kadar (dünyadan) faydalandırdık.”

Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke (halkı) olsaydı ya! Yunus’un kavmi müstesnâ. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar (dünyadan) faydalandırdık.” (Yunus, 10/98)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sayıları yüz bin hatta daha fazla olan kavmine peygamber olarak gönderdik.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَرْسَلْنَـٰهُ ve erselnahu ve onu elçi gönderdik kök: رسل
  2. إِلَىٰ ila (insan)a
  3. مِا۟ئَةِ miaeti yüz kök: ماي
  4. أَلْفٍ elfin bin kök: الف
  5. أَوْ ev ya da
  6. يَزِيدُونَ yezidune daha fazlasına kök: زيد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş)

    Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz…

  • Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş)

    Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler.…

  • Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş)

    Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

  • Aynı kök: الف (22 geçiş)

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

  • Aynı kök: الف (22 geçiş)

    Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Nînevâ — Adad Kapısı

    Arkeoloji

    Nînevâ — Adad Kapısı

    Yûnus kıssası, İslâmî gelenekte Nînevâ ile ilişkilendirilir. Kur'an bir koordinat vermez.

    Ayet: Yûnus 98 · Sâffât 139-148

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Fredarch
    Tarih
    1990-04
    Lisans
    CC BY-SA

    Fredarch · http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Adad_gate_exterior_entrance_north3.JPG · CC BY-SA 3.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onu, yüz bin hatta dipnot 1 daha çok kişiye (peygamber olarak) göndermiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen [ev] edatına "veya" anlamı verilmemelidir. Çünkü ifade Yüce Allah'a aittir; sayılardan bahsedilirken O'nun seçenekli bir ifade kullanması değil, o sayının daha fazla olduğu mesajı kastedilmektedir. Bu yüzden, söz konusu [ev] edatına [tafsîliyye] yani "hatta, açıklama" anlamı vermeyi tercih ettik.

Mustafa İslamoğlu

Yine onu yüz bin, hatta daha fazla kişiye (yeniden) elçi gönderdik.

Muhammed Esed

Ve onu (bir kez daha kendi halkına,) yüz bin veya daha fazla (kişi)ye gönderdik.

Ahmed Hulusi

Onu (Yunus'u) yüz bin (kişiye) yahut daha da fazlasına irsal ettik.

Ali Bulaç

Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.

Ali Özek ve heyeti

Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

Ali Rıza Safa

Ve Onu, yüz bin veya daha çoğuna gönderdik.

Bayraktar Bayraklı

Onu, nüfusu yüzbin veya daha fazla sayıda olan bir topluma peygamber olarak gönderdik.

Edip Yüksel

Biz onu yüz bin veya daha çok kişiye gönderdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz onu yüzbin veya daha çok kişiye gönderdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onu (Yunus'u) yüz bin insana peygamber olarak gönderdik ve hatta artıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hatta artıyorlardı

Erhan Aktaş

Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Rasul olarak gönderdik.

Gültekin Onan

Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.

Hasan Basri Çantay

Onu yüz bine peygamber gönderdik. Hatta artıyorlardı da.

İbni Kesir

Onu yüz bin veya daha fazlasına elçi gönderdik.

Mehmet Alagaş

(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.

Süleyman Ateş

Ve onu yüz bin insana ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.

Süleymaniye Vakfı

Onu (tekrar) yüz bin hatta daha fazla kişiye elçi gönderdik dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kalem 68/50. Bu kent, Tevrat /
    Yunus 3:1-2 — Eski Ahit, Yunus; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yunus 3:1

    RAB Yunusa ikinci kez şöyle seslendi:

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    pasajlarına göre, nüfusu yüz yirmi binden fazla olan Ninova'dır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu yüz bin, hatta daha çok kimseye elçi göndermiştik.

Şaban Britch

Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.

Şaban Piriş

Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu yüz bin kişiye yahut daha fazla olanlara elçi olarak gönderdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when recovered We sent him as a spectacle and a warning to a people who numbered one hundred thousand or more.

Abdul Haleem

We sent him to a hundred thousand people or more.

Abdullah Yusuf Ali

And We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more.

Abul A'la Maududi

and We sent him forth to a nation of a hundred thousand or more, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The mention of a hundred thousand people or more does not mean that Allah had any doubt about their number, but it means that a casual observer would have estimated the population to be more than a hundred thousand people in any case. Probably it was the same place which the Prophet Jonah (peace be upon him) had left and fled. After his departure when the people of the place saw the scourge approaching, they believed. But this was only a kind of repentance which was accepted and the scourge averted. Now, the Prophet Jonah (peace be upon him) was again sent to them so that the people should believe in him as a Prophet and become Muslims formally. To understand this, one should keep in view verse 98 of Surah Younus.

Aisha Bewley

We sent him to a hundred thousand or even more.

Al-Hilali & Khan

And We sent him to a hundred thousand (people) or even more.

Ali Quli Qarai

We sent him to a [community of] hundred thousand or more,

Amatul Rahman Omar

And We sent him (back as a Messenger at Nineveh) to a people hundred thousand strong, rather they were even more.

Arthur John Arberry

Then We sent him unto a hundred thousand, or more,

Bijan Moeinian

Then I appointed him as a Prophet to a nation of some hundred thousand people.

E. Henry Palmer

and we sent him to a hundred thousand or more,

Edip-Layth

We sent him to a hundred thousand, or more.

George Sale

and We sent him to an hundred thousand persons, or they were a greater number,

Hamid S. Aziz

And We sent him to a hundred thousand folk or more.

Mahmoud Ghali

And We sent him to a hundred thousand, or more. (Literally: they may have increased)

Marmaduke Pickthall

And We sent him to a hundred thousand (folk) or more

Mohamed Ahmed - Samira

We sent him to a hundred thousand men or more,

Muhammad Asad

And [then] We sent him [once again] to [his people, ] a hundred thousand [souls] or more:

Mustafa Khattab

We ˹later˺ sent him ˹back˺ to ˹his city of˺ at least one hundred thousand people,

Progressive Muslims

And We sent him to a hundred thousand, or more.

Rashad Khalifa

Then we sent him to a hundred thousand, or more.,

Sahih International

And We sent him to [his people of] a hundred thousand or more.

Sam Gerrans

And We sent him to a hundred thousand or more;

Shabbir Ahmed

And We sent him back to his people, a hundred thousand, even more.

Syed Vickar Ahamed

And We sent him to (teach Allah’s Message to) a hundred thousand (men) or more.

Taqi Usmani

And We had sent him (as messenger) to one hundred thousand, or more.

The Monotheist Group

And We sent him to a hundred thousand, or more.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 147. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 147. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 147. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩