Diyanet İşleri
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 147. ayet. وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ
veerselnâhü ilâ mieti elfin ev yezîdûn.
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yûnus Sâffât 139–148 3
(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?
Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 147–148. ayetler için yazılmıştır.
147-148. “Biz onu yüzbin” insana “veya” ondan “daha fazlasına gönderdik.” Yani yüzbinden fazla değilseler bile eksik de değillerdi. Onları Yüce Allah’a davet etti. Onlar da “imana geldiler.” Böylelikle onların da iman etmeleri, onun mizanına hasenat olarak yazıldı. Çünkü bu imana onları davet eden oydu.
“Biz de onları” azabın sebepleri bulunmakla birlikte Allah, azabını onlardan uzaklaştırmak sureti ile “bir zamana kadar (dünyadan) faydalandırdık.”
Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke (halkı) olsaydı ya! Yunus’un kavmi müstesnâ. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar (dünyadan) faydalandırdık.” (Yunus, 10/98)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sayıları yüz bin hatta daha fazla olan kavmine peygamber olarak gönderdik.
Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş)
Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz…
Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: الف (22 geçiş)
Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler.…
Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş)
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…
Aynı kıssa: Hz. Yûnus
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.
Aynı kök: الف (22 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Aynı kök: الف (22 geçiş)
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz…
Tamamı: yazma kataloğu
Arkeoloji
Yûnus kıssası, İslâmî gelenekte Nînevâ ile ilişkilendirilir. Kur'an bir koordinat vermez.
Ayet: Yûnus 98 · Sâffât 139-148
Fredarch · http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Adad_gate_exterior_entrance_north3.JPG · CC BY-SA 3.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onu, yüz bin hatta dipnot 1 daha çok kişiye (peygamber olarak) göndermiştik.
Yine onu yüz bin, hatta daha fazla kişiye (yeniden) elçi gönderdik.
Ve onu (bir kez daha kendi halkına,) yüz bin veya daha fazla (kişi)ye gönderdik.
Onu (Yunus'u) yüz bin (kişiye) yahut daha da fazlasına irsal ettik.
Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.
Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
Ve Onu, yüz bin veya daha çoğuna gönderdik.
Onu, nüfusu yüzbin veya daha fazla sayıda olan bir topluma peygamber olarak gönderdik.
Biz onu yüz bin veya daha çok kişiye gönderdik.
Biz onu yüzbin veya daha çok kişiye gönderdik.
Ve onu (Yunus'u) yüz bin insana peygamber olarak gönderdik ve hatta artıyorlardı.
Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hatta artıyorlardı
Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.
Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Resul olarak gönderdik.
Onu, nüfusu yüz binden fazla bir halka Rasul olarak gönderdik.
Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.
Onu yüz bine peygamber gönderdik. Hatta artıyorlardı da.
Onu yüz bin veya daha fazlasına elçi gönderdik.
(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.
Sonra da onu, yüz bin kişiye hatta daha fazlasına gönderdik.
Ve onu yüz bin insana ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.
Onu (tekrar) yüz bin hatta daha fazla kişiye elçi gönderdik dipnot 1 .
Eski Ahit · Yunus 3:1
RAB Yunusa ikinci kez şöyle seslendi: Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Onu yüz bin, hatta daha çok kimseye elçi göndermiştik.
Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.
Sonra da onu yüz bin kişiye veya daha fazlasına göndermiştik.
Onu yüz bin kişiye yahut daha fazla olanlara elçi olarak gönderdik.
And when recovered We sent him as a spectacle and a warning to a people who numbered one hundred thousand or more.
We sent him to a hundred thousand people or more.
And We sent him (on a mission) to a hundred thousand (men) or more.
and We sent him forth to a nation of a hundred thousand or more, dipnot 1
We sent him to a hundred thousand or even more.
And We sent him to a hundred thousand (people) or even more.
We sent him to a [community of] hundred thousand or more,
And We sent him (back as a Messenger at Nineveh) to a people hundred thousand strong, rather they were even more.
Then We sent him unto a hundred thousand, or more,
Then I appointed him as a Prophet to a nation of some hundred thousand people.
and we sent him to a hundred thousand or more,
We sent him to a hundred thousand, or more.
and We sent him to an hundred thousand persons, or they were a greater number,
And We sent him to a hundred thousand folk or more.
And We sent him to a hundred thousand, or more. (Literally: they may have increased)
And We sent him to a hundred thousand (folk) or more
We sent him to a hundred thousand men or more,
And [then] We sent him [once again] to [his people, ] a hundred thousand [souls] or more:
We ˹later˺ sent him ˹back˺ to ˹his city of˺ at least one hundred thousand people,
And We sent him to a hundred thousand, or more.
Then we sent him to a hundred thousand, or more.,
And We sent him to [his people of] a hundred thousand or more.
And We sent him to a hundred thousand or more;
And We sent him back to his people, a hundred thousand, even more.
And We sent him to (teach Allah’s Message to) a hundred thousand (men) or more.
And We had sent him (as messenger) to one hundred thousand, or more.
And We sent him to a hundred thousand, or more.