Sâffât suresi

Sâffât suresi, 148. ayet

Sâffât suresi, 148. ayet. فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ

feâmenû femetta`nâhüm ilâ ḥîn.

Diyanet İşleri

Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 145–151 · surenin 148. ayeti / 182

Konu Yûnus Sâffât 139–148 3

  1. Sâffât 145

    Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

  2. Sâffât 146

    Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

  3. Sâffât 147

    Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

  4. 148

    Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

  5. Sâffât 149

    Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?

  6. Sâffât 150

    Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?

  7. Sâffât 151

    (151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 147–148. ayetler için yazılmıştır.

147-148. “Biz onu yüzbin” insana “veya” ondan “daha fazlasına gönderdik.” Yani yüzbinden fazla değilseler bile eksik de değillerdi. Onları Yüce Allah’a davet etti. Onlar da “imana geldiler.” Böylelikle onların da iman etmeleri, onun mizanına hasenat olarak yazıldı. Çünkü bu imana onları davet eden oydu.

“Biz de onları” azabın sebepleri bulunmakla birlikte Allah, azabını onlardan uzaklaştırmak sureti ile “bir zamana kadar (dünyadan) faydalandırdık.”

Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke (halkı) olsaydı ya! Yunus’un kavmi müstesnâ. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar (dünyadan) faydalandırdık.” (Yunus, 10/98)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onun kendilerine getirdiğini tasdik edip iman ettiler. Yüce Allah, onlar hakkında dünya hayatında belirlediği ecelleri sona erinceye kadar onları dünya hayatından faydalandırdı.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَـَٔامَنُوا۟ fe amenu ve inandılar kök: امن
  2. فَمَتَّعْنَـٰهُمْ femettea'nahum biz de onları geçindirdik kök: متع
  3. إِلَىٰ ila kadar
  4. حِينٍۢ hinin bir süreye kök: حين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus · Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Yunus'un kavminden başka, keşke (azabı görmeden) iman edip, imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yunus'un kavmi) iman edince,…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

  • Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Zünnun'u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde,…

  • Aynı kıssa: Hz. Yûnus

    Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

  • Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Arkeoloji1
  • Nînevâ — Adad Kapısı

    Arkeoloji

    Nînevâ — Adad Kapısı

    Yûnus kıssası, İslâmî gelenekte Nînevâ ile ilişkilendirilir. Kur'an bir koordinat vermez.

    Ayet: Yûnus 98 · Sâffât 139-148

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Fredarch
    Tarih
    1990-04
    Lisans
    CC BY-SA

    Fredarch · http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Adad_gate_exterior_entrance_north3.JPG · CC BY-SA 3.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Bu kez onlar iman ettiler; bu yüzden Biz de onlara bir müddet müreffeh bir hayat yaşattık.

Muhammed Esed

Onlar, (bu defa ona) inandılar; bunun üzerine Biz, verilen süre zarfında onlara mutlu bir hayat yaşattık.

Ahmed Hulusi

(Onlar) iman ettiler de, biz onları bir süre mutlu yaşattık.

Ali Bulaç

Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.

Ali Özek ve heyeti

Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.

Ali Rıza Safa

Sonunda inandılar. Ardından, bir zamana dek onları geçindirdik.

Bayraktar Bayraklı

Ona inandılar, bu sebeple biz de onları belli bir süreye kadar refah içinde yaşattık.

Edip Yüksel

Onayladılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ona iyman ettiler de onları bir zamana kadar istifade ettirdik

Erhan Aktaş

Bu sefer iman ettiler. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu sefer inandılar. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu sefer Yunus'a inandılar. Biz de onları belli bir süre yararlandırdık.

Gültekin Onan

Sonunda ona inandılar, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.

Hasan Basri Çantay

Nihayet ona iman etdiler de kendilerini bir zamana kadar geçindirdik.

İbni Kesir

Nihayet ona inandılar, Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

Mehmet Alagaş

(114-148) Kesin olan şu ki, b iz Musa’ya ve Harun’a güzel davrandık / ihsan da bulunduk , İkisini de boylarını / kavimlerini de kurtardık, onlara yardım ettik , yenenler oldular / galip gelenler oldular , O ikisine de açık ve net bir kitap verdik , her ikisini de doğru yola / istikameti olan yola ilettik, her ikisini de gelen diğerlerine bıraktık /terk ettik, Musa ve Harun’a selam olsun, işte, güzel davrananları böyle karşılıklandırırız , her ikisi de kesinlikle iman eden kullarımızdandı. İlyas’ta Gönderilenlerdendi, boyuna / kavmine dedi ki, sakınmaz mısınız? Baal’e mi ibadet ediyorsunuz? Sizi daha güzel yaratanı bırakıyor musunuz? Allah, sizin de evvel ki babalarınızın da Rabbidir. (İlyas, Süleyman’dan sonra ki Resulullahlardandır. Aramice bir kelimedir. Arapça değildir. Kavmi Kral Ahab zamanında arazi zulmü görmüştür. M.Ö.9.yy. da Kuzey İsrail Krallığına gönderilmiştir. Elişa da den ilir.) Onun dediklerini yapmadılar / Onu yalanladılar, zaten de Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç onlar da buna hazırdılar. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik , İlyas’a selam olsun, kesinlikle biz güzel davrananları böyle karşılıklandırırız. O, kesinlikle iman eden kullarımızdandı. Lut’ ta gönderilenlerdi, bir vakit Onu ve yakın çevresini / ehlini, azapta kalan bir yaşlı kadın hariç hepsini kurtarmıştık, sonra diğerlerini de yok ettik / demmer ettik , sizler de oralarda gezinip sabahl ıyorsunuz ve geceliyorsunuz , hâlâ akletmiyor musunuz? (Bu verilerle bağ kuramıyor musunuz?) Yunus da gönderilenlerdendi , bir vakit ağzına kadar dolu / yükü çok bir gemiye binerek kaçtı, (Ebeqa: efendisinden kaçan köle) kura da onu seçtiler, kura da kaybedenlerden oldu (kim denize atılacak kurası), büyük bir balık onu yuttu, o da kendini kınıyordu , eğer ki üstün edenlerden olmasaydı / tesbih edenlerden olmasaydı, onun karnında tekrar diriliş gününe kadar kalacaktı , Onu bitkin bir halde ıssız bir sahile attık , üzerinde de kabağa benzer bir bitki yeşerttik, Onu yüz binlercesine hatta daha fazlasına elçi gönderdik, iman ettiler, belli bir vakte kadar da onları geçindirdik / metalandırdık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.

Süleyman Ateş

İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

Süleymaniye Vakfı

(Yunus'un geri dönmesinden) Sonra ona inandılar. Biz de onları bir süre nimetlerden yararlandırdık dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunlar Yunus aleyhisselamın kavmidir. Onlar tövbekar olup ona inandı ve helak edilmekten kurtuldular (Yunus 10/98).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Daha sonra ona inandılar. Biz de onları bir süreye kadar refah içinde yaşattık.

Şaban Britch

Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.

Şaban Piriş

Ona iman ettiler, biz de onlara bir süreye kadar geçimlik verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar inandılar. Biz de onları bir vakte kadar nimetlendirdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And his mission was accepted with the consenting minds of the whole who conformed their will to Allah's will and by consequence We made them enjoy life up to a predetermined point of time.

Abdul Haleem

They believed, so We let them live out their lives.

Abdullah Yusuf Ali

And they believed; so We permitted them to enjoy (their life) for a while.

Abul A'la Maududi

and they believed. So We let them enjoy life for a while. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Some people have taken exception to what we have written concerning this story of the Prophet Jonah in our commentary of Surahs Younus and Al-Anbiya. It would therefore be proper that we should reproduce here the explanations given by the other commentators in this regard.

Aisha Bewley

They had iman and so We gave them enjoyment for a time.

Al-Hilali & Khan

And they believed; so We gave them enjoyment for a while.

Ali Quli Qarai

and they believed [in him]. So We provided for them for a while.

Amatul Rahman Omar

They all believed (in him) so We provided them gains till the end of their lives.

Arthur John Arberry

and they believed; so We gave them enjoyment for a while.

Bijan Moeinian

As they chose to believe in him, we let them live [comfortably] until the day that they were supposed to face their natural deaths. The next few verses deals with the man’s attributing children to God in account of his ignorance.

E. Henry Palmer

and they believed; and we gave them enjoyment for a season.

Edip-Layth

They acknowledged, so We gave them enjoyment for a time.

George Sale

and they believed: Wherefore We granted them to enjoy this life, for a season.

Hamid S. Aziz

And they believed; therefore, We gave them provision for a time.

Mahmoud Ghali

Then they believed; so We gave them enjoyment for a while.

Marmaduke Pickthall

And they believed, therefor We gave them comfort for a while.

Mohamed Ahmed - Samira

And they came to believe; so We allowed them to enjoy the good things of life for an age.

Muhammad Asad

and [this time] they believed [in him] and so We allowed them to enjoy their life during the time allotted to them?

Mustafa Khattab

who then believed ˹in him˺, so We allowed them enjoyment for a while.

Progressive Muslims

And they believed, so We gave them enjoyment for a time.

Rashad Khalifa

They did believe, and we let them enjoy this life.

Sahih International

And they believed, so We gave them enjoyment [of life] for a time.

Sam Gerrans

And they believed, so We gave them enjoyment for a time.

Shabbir Ahmed

And this time they believed in him and so We let them enjoy this life.

Syed Vickar Ahamed

And they believed; So We let them enjoy (their lives) for a while.

Taqi Usmani

So, they believed, then, We let them enjoy for a time.

The Monotheist Group

And they believed, so We gave them enjoyment for a time.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 148. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 148. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 148. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩