13. sure

Ra'd Suresi الرعد

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Direksiz yükselen gökler ve dirilişe itiraz 1–6 karşılaştır — Direksiz yükselen gökler ve dirilişe itiraz
  2. Her kavme bir yol gösterici; sel ve köpük meseli 7–18 karşılaştır — Her kavme bir yol gösterici; sel ve köpük meseli
  3. Akıl sahiplerinin vasıfları ve Adn cennetleri 19–26 karşılaştır — Akıl sahiplerinin vasıfları ve Adn cennetleri
  4. Kalpler Allah'ı anmakla huzur bulur; mucize isteği 27–31 karşılaştır — Kalpler Allah'ı anmakla huzur bulur; mucize isteği
  5. Alaya alınan peygamberler ve Arapça hüküm 32–37 karşılaştır — Alaya alınan peygamberler ve Arapça hüküm
  6. "Her ecelin bir kitabı vardır"; şahitlik 38–43 karşılaştır — "Her ecelin bir kitabı vardır"; şahitlik

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Direksiz yükselen gökler ve dirilişe itiraz 1–6

  1. Ra'd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 1. ayet. الٓمٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ٱلْحَقُّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

    elif-lâm-mîm-râ. tilke âyâtü-lkitâb. velleẕî ünzile ileyke mir rabbike-lḥaḳḳu velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yü'minûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 1. ayet

  2. Ra'd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 2. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ

    allâhü-lleẕî rafe`a-ssemâvâti bigayri `amedin teravnehâ ŝümme-stevâ `ale-l`arşi veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. yüdebbiru-l'emra yüfeṣṣilü-l'âyâti le`alleküm biliḳâi rabbiküm tûḳinûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 2. ayet

  3. Ra'd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 3. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى مَدَّ ٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنْهَٰرًا وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ جَعَلَ فِيهَا زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

    vehüve-lleẕî medde-l'arḍa vece`ale fîhâ ravâsiye veenhârâ. vemin külli-ŝŝemerâti ce`ale fîhâ zevceyni-ŝneyni yugşi-lleyle-nnehâr. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yetefekkerûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 3. ayet

  4. Ra'd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 4. ayet. وَفِى ٱلْأَرْضِ قِطَعٌ مُّتَجَٰوِرَٰتٌ وَجَنَّٰتٌ مِّنْ أَعْنَٰبٍ وَزَرْعٌ وَنَخِيلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقَىٰ بِمَآءٍ وَٰحِدٍ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلْأُكُلِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    vefi-l'arḍi ḳiṭa`um mütecâvirâtüv vecennâtüm min a`nâbiv vezer`uv veneḫîlün ṣinvânüv vegayru ṣinvâniy yüsḳâ bimâiv vâḥid. venüfeḍḍilü ba`ḍahâ `alâ ba`ḍin fi-l'ükül. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy ya`ḳilûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 4. ayet

  5. Ra'd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 5. ayet. وَإِن تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَغْلَٰلُ فِىٓ أَعْنَاقِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    vein ta`ceb fe`acebün ḳavlühüm eiẕâ künnâ türâben einnâ lefî ḫalḳin cedîd. ülâike-lleẕîne keferû birabbihim. veülâike-l'aglâlü fî a`nâḳihim. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 5. ayet

  6. Ra'd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 6. ayet. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِمُ ٱلْمَثُلَٰتُ وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِّلنَّاسِ عَلَىٰ ظُلْمِهِمْ وَإِنَّ رَبَّكَ لَشَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    veyesta`cilûneke bisseyyieti ḳable-lḥaseneti veḳad ḫalet min ḳablihimü-lmeŝülât. veinne rabbeke leẕû magfiratil linnâsi `alâ żulmihim. veinne rabbeke leşedîdü-l`iḳâb.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 6. ayet

Her kavme bir yol gösterici; sel ve köpük meseli 7–18

  1. Ra'd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 7. ayet. وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦٓ إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ

    veyeḳûlü-lleẕîne keferû levlâ ünzile `aleyhi âyetüm mir rabbih. innemâ ente münẕiruv velikülli ḳavmin hâd.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 7. ayet

  2. Ra'd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 8. ayet. ٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَىٰ وَمَا تَغِيضُ ٱلْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَىْءٍ عِندَهُۥ بِمِقْدَارٍ

    allâhü ya`lemü mâ taḥmilü küllü ünŝâ vemâ tegîḍu-l'erḥâmü vemâ tezdâd. veküllü şey'in `indehû bimiḳdâr.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 8. ayet

  3. Ra'd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 9. ayet. عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْكَبِيرُ ٱلْمُتَعَالِ

    `âlimü-lgaybi veşşehâdeti-lkebîru-lmüte`âl.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 9. ayet

  4. Ra'd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 10. ayet. سَوَآءٌ مِّنكُم مَّنْ أَسَرَّ ٱلْقَوْلَ وَمَن جَهَرَ بِهِۦ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍۭ بِٱلَّيْلِ وَسَارِبٌۢ بِٱلنَّهَارِ

    sevâüm minküm men eserra-lḳavle vemen cehera bihî vemen hüve müstaḫfim billeyli vesâribüm binnehâr.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 10. ayet

  5. Ra'd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 11. ayet. لَهُۥ مُعَقِّبَٰتٌ مِّنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ يَحْفَظُونَهُۥ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ وَإِذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِقَوْمٍ سُوٓءًا فَلَا مَرَدَّ لَهُۥ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَالٍ

    lehû mü`aḳḳibâtüm mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî yaḥfeżûnehû min emri-llâh. inne-llâhe lâ yügayyiru mâ biḳavmin ḥattâ yügayyirû mâ bienfüsihim. veiẕâ erâde-llâhü biḳavmin sûen felâ meradde leh. vemâ lehüm min dûnihî miv vâl.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 11. ayet

  6. Ra'd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 12. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمُ ٱلْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنشِئُ ٱلسَّحَابَ ٱلثِّقَالَ

    hüve-lleẕî yürîkümü-lberḳa ḫavfev veṭame`av veyünşiü-sseḥâbe-ŝŝiḳâl.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 12. ayet

  7. Ra'd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 13. ayet. وَيُسَبِّحُ ٱلرَّعْدُ بِحَمْدِهِۦ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِۦ وَيُرْسِلُ ٱلصَّوَٰعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَآءُ وَهُمْ يُجَٰدِلُونَ فِى ٱللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ ٱلْمِحَالِ

    veyüsebbiḥu-rra`dü biḥamdihî velmelâiketü min ḫîfetih. veyürsilu-ṣṣavâ`iḳa feyüṣîbü bihâ mey yeşâü vehüm yücâdilûne fi-llâh. vehüve şedîdü-lmiḥâl.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 13. ayet

  8. Ra'd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 14. ayet. لَهُۥ دَعْوَةُ ٱلْحَقِّ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَىْءٍ إِلَّا كَبَٰسِطِ كَفَّيْهِ إِلَى ٱلْمَآءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَٰلِغِهِۦ وَمَا دُعَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ

    lehû da`vetü-lḥaḳḳ. velleẕîne yed`ûne min dûnihî lâ yestecîbûne lehüm bişey'in illâ kebâsiṭi keffeyhi ile-lmâi liyeblüga fâhü vemâ hüve bibâligih. vemâ dü`âü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 14. ayet

  9. Ra'd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 15. ayet. وَلِلَّهِ يَسْجُدُ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلَٰلُهُم بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْـَٔاصَالِ secde ayeti

    velillâhi yescüdü men fi-ssemâvâti vel'arḍi ṭav`av vekerhev veżilâlühüm bilgudüvvi vel'eṣâl.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 15. ayet

  10. Ra'd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 16. ayet. قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُلِ ٱللَّهُ قُلْ أَفَٱتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ لَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعًا وَلَا ضَرًّا قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِى ٱلظُّلُمَٰتُ وَٱلنُّورُ أَمْ جَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ خَلَقُوا۟ كَخَلْقِهِۦ فَتَشَٰبَهَ ٱلْخَلْقُ عَلَيْهِمْ قُلِ ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّٰرُ

    ḳul mer rabbü-ssemâvâti vel'arḍ. ḳuli-llâh. ḳul efetteḫaẕtüm min dûnihî evliyâe lâ yemlikûne lienfüsihim nef`av velâ ḍarrâ. ḳul hel yestevi-l'a`mâ velbeṣîru em hel testevi-żżulümâtü vennûr. em ce`alû lillâhi şürakâe ḫaleḳû keḫalḳihî feteşâbehe-lḫalḳu `aleyhim. ḳuli-llâhü ḫâliḳu külli şey'iv vehüve-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 16. ayet

  11. Ra'd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 17. ayet. أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَسَالَتْ أَوْدِيَةٌۢ بِقَدَرِهَا فَٱحْتَمَلَ ٱلسَّيْلُ زَبَدًا رَّابِيًا وَمِمَّا يُوقِدُونَ عَلَيْهِ فِى ٱلنَّارِ ٱبْتِغَآءَ حِلْيَةٍ أَوْ مَتَٰعٍ زَبَدٌ مِّثْلُهُۥ كَذَٰلِكَ يَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْحَقَّ وَٱلْبَٰطِلَ فَأَمَّا ٱلزَّبَدُ فَيَذْهَبُ جُفَآءً وَأَمَّا مَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ فَيَمْكُثُ فِى ٱلْأَرْضِ كَذَٰلِكَ يَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ

    enzele mine-ssemâi mâen fesâlet evdiyetüm biḳaderihâ faḥtemele-sseylü zebeder râbiyâ. vemimmâ yûḳidûne `aleyhi fi-nnâri-btigâe ḥilyetin ev metâ`in zebedüm miŝlüh. keẕâlike yaḍribü-llâhü-lḥaḳḳa velbâṭil. feemme-zzebedü feyeẕhebü cüfââ. veemmâ mâ yenfe`u-nnâse feyemküŝü fi-l'arḍ. keẕâlike yaḍribü-llâhü-l'emŝâl.

    Bu ayetin Mehmet Alagaş mealinde karşılığı kaynakta yok.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 17. ayet

  12. Ra'd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 18. ayet. لِلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِرَبِّهِمُ ٱلْحُسْنَىٰ وَٱلَّذِينَ لَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُۥ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفْتَدَوْا۟ بِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْحِسَابِ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    lilleẕîne-stecâbû lirabbihimü-lḥusnâ. velleẕîne lem yestecîbû lehû lev enne lehüm mâ fi-l'arḍi cemî`av vemiŝlehû me`ahû leftedev bih. ülâike lehüm sûü-lḥisâbi veme'vâhüm cehennem. vebi'se-lmihâd.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 18. ayet

Akıl sahiplerinin vasıfları ve Adn cennetleri 19–26

  1. Ra'd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 19. ayet. أَفَمَن يَعْلَمُ أَنَّمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ٱلْحَقُّ كَمَنْ هُوَ أَعْمَىٰٓ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    efemey ya`lemü ennemâ ünzile ileyke mir rabbike-lḥaḳḳu kemen hüve a`mâ. innemâ yeteẕekkeru ülü-l'elbâb.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 19. ayet

  2. Ra'd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 20. ayet. ٱلَّذِينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَلَا يَنقُضُونَ ٱلْمِيثَٰقَ

    elleẕîne yûfûne bi`ahdi-llâhi velâ yenḳuḍûne-lmîŝâḳa.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 20. ayet

  3. Ra'd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 21. ayet. وَٱلَّذِينَ يَصِلُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُوٓءَ ٱلْحِسَابِ

    velleẕîne yeṣilûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyaḫşevne rabbehüm veyeḫâfûne sûe-lḥisâb.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 21. ayet

  4. Ra'd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 22. ayet. وَٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَءُونَ بِٱلْحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى ٱلدَّارِ

    velleẕîne ṣaberü-btigâe vechi rabbihim veeḳâmu-ṣṣalâte veenfeḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav ve`alâniyetev veyedraûne bilḥaseneti-sseyyiete ülâike lehüm `uḳbe-ddâr.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 22. ayet

  5. Ra'd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 23. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِم مِّن كُلِّ بَابٍ

    cennâtü `adniy yedḫulûnehâ vemen ṣaleḥa min âbâihim veezvâcihim veẕürriyyâtihim velmelâiketü yedḫulûne `aleyhim min külli bâb.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 23. ayet

  6. Ra'd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 24. ayet. سَلَٰمٌ عَلَيْكُم بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى ٱلدَّارِ

    selâmün `aleyküm bimâ ṣabertüm feni`me `uḳbe-ddâr.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 24. ayet

  7. Ra'd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 25. ayet. وَٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوٓءُ ٱلدَّارِ

    velleẕîne yenḳuḍûne `ahde-llâhi mim ba`di mîŝâḳihî veyaḳṭa`ûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyüfsidûne fi-l'arḍi ülâike lehümü-lla`netü velehüm sûü-ddâr.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 25. ayet

  8. Ra'd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 26. ayet. ٱللَّهُ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ وَفَرِحُوا۟ بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا مَتَٰعٌ

    allâhü yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. veferiḥû bilḥayâti-ddünyâ. veme-lḥayâtü-ddünyâ fi-l'âḫirati illâ metâ`.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 26. ayet

Kalpler Allah'ı anmakla huzur bulur; mucize isteği 27–31

  1. Ra'd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 27. ayet. وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِىٓ إِلَيْهِ مَنْ أَنَابَ

    veyeḳûlü-lleẕîne keferû levlâ ünzile `aleyhi âyetüm mir rabbih. ḳul inne-llâhe yüḍillü mey yeşâü veyehdî ileyhi men enâb.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 27. ayet

  2. Ra'd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 28. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ ٱللَّهِ أَلَا بِذِكْرِ ٱللَّهِ تَطْمَئِنُّ ٱلْقُلُوبُ

    elleẕîne âmenû vetaṭmeinnü ḳulûbühüm biẕikri-llâh. elâ biẕikri-llâhi taṭmeinnü-lḳulûb.

    Mehmet Alagaş

    (18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 28. ayet

  3. Ra'd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 29. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ طُوبَىٰ لَهُمْ وَحُسْنُ مَـَٔابٍ

    elleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti ṭûbâ lehüm veḥusnü meâb.

    Mehmet Alagaş

    (29-34) İman edenler ve ıslah edici faaliyetler yapan kimselere, mutluluk / tuba vardır ve gelinen güzel bir yer vardır. Böyle ce seni bir toplum içine gönderdik, onlardan önce de toplumlar geldi geçti, seni onlara, sana vahyettiğimizi sesli okuman için gönderdik. Onlar sa rahmanı yok sayıyorlardı , de ki O benim Rabbimdir , O’ndan başka ilah yoktur. (Ondan başka yönelinebilecek üçüncü şahıs yoktur) Onu vekil tayin ettim (vekaletim ondadır) tövbem de / vazgeçmelerim de O’nadır. Oysa ki bu Kuran, Onunla dağların yürütüldüğü yahut arzın onunla kesildiği / parçalandığı veya ölülerin onunla konuşturulduğu bir kuran olsa. (Ki öyle değil) Hayır bilakis işlerin hepsi Allah’ındır , iman edenler ümitsizliğe mi kapıldılar? Oysa Allah istese, insanların hepsi yola iletilir / hidayet bulurdu. Kafir kimselere ürettiklerinden dolayı çarpıcı / vurucu şeyler isabet etmeye devam edecek veya Allah’ın vaadi yerine gelince, yurtlarının yakınında halledilecekler, muhakkak ki Allah sözünden dönmez / söz ünün hilafına / karşıtı bir şey yapmaz . Kesin olan şu ki s enden önce de Resullerle alay edildi. / dalga geçildi. (Alış bunlara) Kafirlere süre verdim / süre tanıdım , sonra onları yakaladım / ele geçirdim, misillemem nasıl oldu? Herkesin yaptıklarının başında durup gözleyen biri, başka kim olabilir? Allah’a ortaklar yaptılar, onların isimlerini dile getirin. (Varsa Allah’a ortak söyleyin) yoksa Allah’a bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. (Allah, bunu da kullarım sayesinde öğrendim mi diyecek) Yoksa ortaya çıkmış boş bir laf mı? (Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz) Evet, kafirler için tuzak kurmak süslendi / zevkli hale getirildi , yoldan saptırıldılar, Allah kimi saptırırsa ona artık kılavuzluktan / rehberlikten bir şey yoktur, onlara dünya hayatında bir azap vardır ve ahirette de daha parçalayıcı / ayırıcı olan azap vardır. Onları Allah’tan kurtaracak yoktur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 29. ayet

  4. Ra'd suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 30. ayet. كَذَٰلِكَ أَرْسَلْنَٰكَ فِىٓ أُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهَآ أُمَمٌ لِّتَتْلُوَا۟ عَلَيْهِمُ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِٱلرَّحْمَٰنِ قُلْ هُوَ رَبِّى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ مَتَابِ

    keẕâlike erselnâke fî ümmetin ḳad ḫalet min ḳablihâ ümemül litetlüve `aleyhimü-lleẕî evḥaynâ ileyke vehüm yekfürûne birraḥmân. ḳul hüve rabbî lâ ilâhe illâ hû. `aleyhi tevekkeltü veileyhi metâb.

    Mehmet Alagaş

    (29-34) İman edenler ve ıslah edici faaliyetler yapan kimselere, mutluluk / tuba vardır ve gelinen güzel bir yer vardır. Böyle ce seni bir toplum içine gönderdik, onlardan önce de toplumlar geldi geçti, seni onlara, sana vahyettiğimizi sesli okuman için gönderdik. Onlar sa rahmanı yok sayıyorlardı , de ki O benim Rabbimdir , O’ndan başka ilah yoktur. (Ondan başka yönelinebilecek üçüncü şahıs yoktur) Onu vekil tayin ettim (vekaletim ondadır) tövbem de / vazgeçmelerim de O’nadır. Oysa ki bu Kuran, Onunla dağların yürütüldüğü yahut arzın onunla kesildiği / parçalandığı veya ölülerin onunla konuşturulduğu bir kuran olsa. (Ki öyle değil) Hayır bilakis işlerin hepsi Allah’ındır , iman edenler ümitsizliğe mi kapıldılar? Oysa Allah istese, insanların hepsi yola iletilir / hidayet bulurdu. Kafir kimselere ürettiklerinden dolayı çarpıcı / vurucu şeyler isabet etmeye devam edecek veya Allah’ın vaadi yerine gelince, yurtlarının yakınında halledilecekler, muhakkak ki Allah sözünden dönmez / söz ünün hilafına / karşıtı bir şey yapmaz . Kesin olan şu ki s enden önce de Resullerle alay edildi. / dalga geçildi. (Alış bunlara) Kafirlere süre verdim / süre tanıdım , sonra onları yakaladım / ele geçirdim, misillemem nasıl oldu? Herkesin yaptıklarının başında durup gözleyen biri, başka kim olabilir? Allah’a ortaklar yaptılar, onların isimlerini dile getirin. (Varsa Allah’a ortak söyleyin) yoksa Allah’a bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. (Allah, bunu da kullarım sayesinde öğrendim mi diyecek) Yoksa ortaya çıkmış boş bir laf mı? (Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz) Evet, kafirler için tuzak kurmak süslendi / zevkli hale getirildi , yoldan saptırıldılar, Allah kimi saptırırsa ona artık kılavuzluktan / rehberlikten bir şey yoktur, onlara dünya hayatında bir azap vardır ve ahirette de daha parçalayıcı / ayırıcı olan azap vardır. Onları Allah’tan kurtaracak yoktur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 30. ayet

  5. Ra'd suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 31. ayet. وَلَوْ أَنَّ قُرْءَانًا سُيِّرَتْ بِهِ ٱلْجِبَالُ أَوْ قُطِّعَتْ بِهِ ٱلْأَرْضُ أَوْ كُلِّمَ بِهِ ٱلْمَوْتَىٰ بَل لِّلَّهِ ٱلْأَمْرُ جَمِيعًا أَفَلَمْ يَا۟يْـَٔسِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن لَّوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَهَدَى ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُوا۟ قَارِعَةٌ أَوْ تَحُلُّ قَرِيبًا مِّن دَارِهِمْ حَتَّىٰ يَأْتِىَ وَعْدُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

    velev enne ḳur'ânen süyyirat bihi-lcibâlü ev ḳuṭṭi`at bihi-l'arḍu ev küllime bihi-lmevtâ. bel lillâhi-l'emru cemî`â. efelem yey'esi-lleẕîne âmenû el lev yeşâü-llâhü lehede-nnâse cemî`â. velâ yezâlü-lleẕîne keferû tüṣîbühüm bimâ ṣane`û ḳâri`atün ev teḥullü ḳarîbem min dârihim ḥattâ ye'tiye va`dü-llâh. inne-llâhe lâ yuḫlifü-lmî`âd.

    Mehmet Alagaş

    (29-34) İman edenler ve ıslah edici faaliyetler yapan kimselere, mutluluk / tuba vardır ve gelinen güzel bir yer vardır. Böyle ce seni bir toplum içine gönderdik, onlardan önce de toplumlar geldi geçti, seni onlara, sana vahyettiğimizi sesli okuman için gönderdik. Onlar sa rahmanı yok sayıyorlardı , de ki O benim Rabbimdir , O’ndan başka ilah yoktur. (Ondan başka yönelinebilecek üçüncü şahıs yoktur) Onu vekil tayin ettim (vekaletim ondadır) tövbem de / vazgeçmelerim de O’nadır. Oysa ki bu Kuran, Onunla dağların yürütüldüğü yahut arzın onunla kesildiği / parçalandığı veya ölülerin onunla konuşturulduğu bir kuran olsa. (Ki öyle değil) Hayır bilakis işlerin hepsi Allah’ındır , iman edenler ümitsizliğe mi kapıldılar? Oysa Allah istese, insanların hepsi yola iletilir / hidayet bulurdu. Kafir kimselere ürettiklerinden dolayı çarpıcı / vurucu şeyler isabet etmeye devam edecek veya Allah’ın vaadi yerine gelince, yurtlarının yakınında halledilecekler, muhakkak ki Allah sözünden dönmez / söz ünün hilafına / karşıtı bir şey yapmaz . Kesin olan şu ki s enden önce de Resullerle alay edildi. / dalga geçildi. (Alış bunlara) Kafirlere süre verdim / süre tanıdım , sonra onları yakaladım / ele geçirdim, misillemem nasıl oldu? Herkesin yaptıklarının başında durup gözleyen biri, başka kim olabilir? Allah’a ortaklar yaptılar, onların isimlerini dile getirin. (Varsa Allah’a ortak söyleyin) yoksa Allah’a bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. (Allah, bunu da kullarım sayesinde öğrendim mi diyecek) Yoksa ortaya çıkmış boş bir laf mı? (Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz) Evet, kafirler için tuzak kurmak süslendi / zevkli hale getirildi , yoldan saptırıldılar, Allah kimi saptırırsa ona artık kılavuzluktan / rehberlikten bir şey yoktur, onlara dünya hayatında bir azap vardır ve ahirette de daha parçalayıcı / ayırıcı olan azap vardır. Onları Allah’tan kurtaracak yoktur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 31. ayet

Alaya alınan peygamberler ve Arapça hüküm 32–37

  1. Ra'd suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 32. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَأَمْلَيْتُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

    veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feemleytü lilleẕîne keferû ŝümme eḫaẕtühüm. fekeyfe kâne `iḳâb.

    Mehmet Alagaş

    (29-34) İman edenler ve ıslah edici faaliyetler yapan kimselere, mutluluk / tuba vardır ve gelinen güzel bir yer vardır. Böyle ce seni bir toplum içine gönderdik, onlardan önce de toplumlar geldi geçti, seni onlara, sana vahyettiğimizi sesli okuman için gönderdik. Onlar sa rahmanı yok sayıyorlardı , de ki O benim Rabbimdir , O’ndan başka ilah yoktur. (Ondan başka yönelinebilecek üçüncü şahıs yoktur) Onu vekil tayin ettim (vekaletim ondadır) tövbem de / vazgeçmelerim de O’nadır. Oysa ki bu Kuran, Onunla dağların yürütüldüğü yahut arzın onunla kesildiği / parçalandığı veya ölülerin onunla konuşturulduğu bir kuran olsa. (Ki öyle değil) Hayır bilakis işlerin hepsi Allah’ındır , iman edenler ümitsizliğe mi kapıldılar? Oysa Allah istese, insanların hepsi yola iletilir / hidayet bulurdu. Kafir kimselere ürettiklerinden dolayı çarpıcı / vurucu şeyler isabet etmeye devam edecek veya Allah’ın vaadi yerine gelince, yurtlarının yakınında halledilecekler, muhakkak ki Allah sözünden dönmez / söz ünün hilafına / karşıtı bir şey yapmaz . Kesin olan şu ki s enden önce de Resullerle alay edildi. / dalga geçildi. (Alış bunlara) Kafirlere süre verdim / süre tanıdım , sonra onları yakaladım / ele geçirdim, misillemem nasıl oldu? Herkesin yaptıklarının başında durup gözleyen biri, başka kim olabilir? Allah’a ortaklar yaptılar, onların isimlerini dile getirin. (Varsa Allah’a ortak söyleyin) yoksa Allah’a bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. (Allah, bunu da kullarım sayesinde öğrendim mi diyecek) Yoksa ortaya çıkmış boş bir laf mı? (Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz) Evet, kafirler için tuzak kurmak süslendi / zevkli hale getirildi , yoldan saptırıldılar, Allah kimi saptırırsa ona artık kılavuzluktan / rehberlikten bir şey yoktur, onlara dünya hayatında bir azap vardır ve ahirette de daha parçalayıcı / ayırıcı olan azap vardır. Onları Allah’tan kurtaracak yoktur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 32. ayet

  2. Ra'd suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 33. ayet. أَفَمَنْ هُوَ قَآئِمٌ عَلَىٰ كُلِّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ قُلْ سَمُّوهُمْ أَمْ تُنَبِّـُٔونَهُۥ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى ٱلْأَرْضِ أَم بِظَٰهِرٍ مِّنَ ٱلْقَوْلِ بَلْ زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَكْرُهُمْ وَصُدُّوا۟ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    efemen hüve ḳâimün `alâ külli nefsim bimâ kesebet. vece`alû lillâhi şürakâ'. ḳul semmûhüm. em tünebbiûnehû bimâ lâ ya`lemü fi-l'arḍi em biżâhirim mine-lḳavl. bel züyyine lilleẕîne keferû mekruhüm veṣuddû `ani-ssebîl. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.

    Mehmet Alagaş

    (29-34) İman edenler ve ıslah edici faaliyetler yapan kimselere, mutluluk / tuba vardır ve gelinen güzel bir yer vardır. Böyle ce seni bir toplum içine gönderdik, onlardan önce de toplumlar geldi geçti, seni onlara, sana vahyettiğimizi sesli okuman için gönderdik. Onlar sa rahmanı yok sayıyorlardı , de ki O benim Rabbimdir , O’ndan başka ilah yoktur. (Ondan başka yönelinebilecek üçüncü şahıs yoktur) Onu vekil tayin ettim (vekaletim ondadır) tövbem de / vazgeçmelerim de O’nadır. Oysa ki bu Kuran, Onunla dağların yürütüldüğü yahut arzın onunla kesildiği / parçalandığı veya ölülerin onunla konuşturulduğu bir kuran olsa. (Ki öyle değil) Hayır bilakis işlerin hepsi Allah’ındır , iman edenler ümitsizliğe mi kapıldılar? Oysa Allah istese, insanların hepsi yola iletilir / hidayet bulurdu. Kafir kimselere ürettiklerinden dolayı çarpıcı / vurucu şeyler isabet etmeye devam edecek veya Allah’ın vaadi yerine gelince, yurtlarının yakınında halledilecekler, muhakkak ki Allah sözünden dönmez / söz ünün hilafına / karşıtı bir şey yapmaz . Kesin olan şu ki s enden önce de Resullerle alay edildi. / dalga geçildi. (Alış bunlara) Kafirlere süre verdim / süre tanıdım , sonra onları yakaladım / ele geçirdim, misillemem nasıl oldu? Herkesin yaptıklarının başında durup gözleyen biri, başka kim olabilir? Allah’a ortaklar yaptılar, onların isimlerini dile getirin. (Varsa Allah’a ortak söyleyin) yoksa Allah’a bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. (Allah, bunu da kullarım sayesinde öğrendim mi diyecek) Yoksa ortaya çıkmış boş bir laf mı? (Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz) Evet, kafirler için tuzak kurmak süslendi / zevkli hale getirildi , yoldan saptırıldılar, Allah kimi saptırırsa ona artık kılavuzluktan / rehberlikten bir şey yoktur, onlara dünya hayatında bir azap vardır ve ahirette de daha parçalayıcı / ayırıcı olan azap vardır. Onları Allah’tan kurtaracak yoktur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 33. ayet

  3. Ra'd suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 34. ayet. لَّهُمْ عَذَابٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَشَقُّ وَمَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍ

    lehüm `aẕâbün fi-lḥayâti-ddünyâ vele`aẕâbü-l'âḫirati eşeḳḳ. vemâ lehüm mine-llâhi miv vâḳ.

    Mehmet Alagaş

    (29-34) İman edenler ve ıslah edici faaliyetler yapan kimselere, mutluluk / tuba vardır ve gelinen güzel bir yer vardır. Böyle ce seni bir toplum içine gönderdik, onlardan önce de toplumlar geldi geçti, seni onlara, sana vahyettiğimizi sesli okuman için gönderdik. Onlar sa rahmanı yok sayıyorlardı , de ki O benim Rabbimdir , O’ndan başka ilah yoktur. (Ondan başka yönelinebilecek üçüncü şahıs yoktur) Onu vekil tayin ettim (vekaletim ondadır) tövbem de / vazgeçmelerim de O’nadır. Oysa ki bu Kuran, Onunla dağların yürütüldüğü yahut arzın onunla kesildiği / parçalandığı veya ölülerin onunla konuşturulduğu bir kuran olsa. (Ki öyle değil) Hayır bilakis işlerin hepsi Allah’ındır , iman edenler ümitsizliğe mi kapıldılar? Oysa Allah istese, insanların hepsi yola iletilir / hidayet bulurdu. Kafir kimselere ürettiklerinden dolayı çarpıcı / vurucu şeyler isabet etmeye devam edecek veya Allah’ın vaadi yerine gelince, yurtlarının yakınında halledilecekler, muhakkak ki Allah sözünden dönmez / söz ünün hilafına / karşıtı bir şey yapmaz . Kesin olan şu ki s enden önce de Resullerle alay edildi. / dalga geçildi. (Alış bunlara) Kafirlere süre verdim / süre tanıdım , sonra onları yakaladım / ele geçirdim, misillemem nasıl oldu? Herkesin yaptıklarının başında durup gözleyen biri, başka kim olabilir? Allah’a ortaklar yaptılar, onların isimlerini dile getirin. (Varsa Allah’a ortak söyleyin) yoksa Allah’a bilmediği bir şeyi mi haber vereceksiniz. (Allah, bunu da kullarım sayesinde öğrendim mi diyecek) Yoksa ortaya çıkmış boş bir laf mı? (Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz) Evet, kafirler için tuzak kurmak süslendi / zevkli hale getirildi , yoldan saptırıldılar, Allah kimi saptırırsa ona artık kılavuzluktan / rehberlikten bir şey yoktur, onlara dünya hayatında bir azap vardır ve ahirette de daha parçalayıcı / ayırıcı olan azap vardır. Onları Allah’tan kurtaracak yoktur.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 34. ayet

  4. Ra'd suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 35. ayet. مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ أُكُلُهَا دَآئِمٌ وَظِلُّهَا تِلْكَ عُقْبَى ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوا۟ وَّعُقْبَى ٱلْكَٰفِرِينَ ٱلنَّارُ

    meŝelü-lcenneti-lletî vu`ide-lmütteḳûn. tecrî min taḥtihe-l'enhâr. ükülühâ dâimüv veżillühâ. tilke `uḳbe-lleẕîne-tteḳav. ve`uḳbe-lkâfirîne-nnâr.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 35. ayet

  5. Ra'd suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 36. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمِنَ ٱلْأَحْزَابِ مَن يُنكِرُ بَعْضَهُۥ قُلْ إِنَّمَآ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱللَّهَ وَلَآ أُشْرِكَ بِهِۦٓ إِلَيْهِ أَدْعُوا۟ وَإِلَيْهِ مَـَٔابِ

    velleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yefraḥûne bimâ ünzile ileyke vemine-l'aḥzâbi mey yünkiru ba`ḍah. ḳul innemâ ümirtü en a`büde-llâhe velâ üşrike bih. ileyhi ed`û veileyhi meâb.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 36. ayet

  6. Ra'd suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 37. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ حُكْمًا عَرَبِيًّا وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا وَاقٍ

    vekeẕâlike enzelnâhü ḥukmen `arabiyyâ. veleini-tteba`te ehvâehüm ba`de mâ câeke mine-l`ilmi mâ leke mine-llâhi miv veliyyiv velâ vâḳ.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 37. ayet

"Her ecelin bir kitabı vardır"; şahitlik 38–43

  1. Ra'd suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَٰجًا وَذُرِّيَّةً وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ لِكُلِّ أَجَلٍ كِتَابٌ

    veleḳad erselnâ rusülem min ḳablike vece`alnâ lehüm ezvâcev veẕürriyyeh. vemâ kâne lirasûlin ey ye'tiye biâyetin illâ biiẕni-llâh. likülli ecelin kitâb.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 38. ayet

  2. Ra'd suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 39. ayet. يَمْحُوا۟ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ وَيُثْبِتُ وَعِندَهُۥٓ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ

    yemḥü-llâhü mâ yeşâü veyüŝbit. ve`indehû ümmü-lkitâb.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 39. ayet

  3. Ra'd suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 40. ayet. وَإِن مَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَعَلَيْنَا ٱلْحِسَابُ

    veim mâ nüriyenneke ba`ḍa-lleẕî ne`idühüm ev neteveffeyenneke feinnemâ `aleyke-lbelâgu ve`aleyne-lḥisâb.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 40. ayet

  4. Ra'd suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 41. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا نَأْتِى ٱلْأَرْضَ نَنقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا وَٱللَّهُ يَحْكُمُ لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِهِۦ وَهُوَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    evelem yerav ennâ ne'ti-l'arḍa nenḳuṣuhâ min aṭrâfihâ. vellâhü yaḥkümü lâ mü`aḳḳibe liḥukmih. vehüve serî`u-lḥisâb.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 41. ayet

  5. Ra'd suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 42. ayet. وَقَدْ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلِلَّهِ ٱلْمَكْرُ جَمِيعًا يَعْلَمُ مَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ وَسَيَعْلَمُ ٱلْكُفَّٰرُ لِمَنْ عُقْبَى ٱلدَّارِ

    veḳad mekera-lleẕîne min ḳablihim felillâhi-lmekru cemî`â. ya`lemü mâ teksibü küllü nefs. veseya`lemü-lküffâru limen `uḳbe-ddâr.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 42. ayet

  6. Ra'd suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Ra'd suresi, 43. ayet. وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَسْتَ مُرْسَلًا قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَمَنْ عِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْكِتَٰبِ

    veyeḳûlü-lleẕîne keferû leste mürselâ. ḳul kefâ billâhi şehîdem beynî vebeyneküm vemen `indehû `ilmü-lkitâb.

    Mehmet Alagaş

    (35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.

    Ayet detayı — Ra'd suresi, 43. ayet