Diyanet İşleri
Böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
Ra'd suresi
Ra'd suresi, 37. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَٰهُ حُكْمًا عَرَبِيًّا وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا وَاقٍ
vekeẕâlike enzelnâhü ḥukmen `arabiyyâ. veleini-tteba`te ehvâehüm ba`de mâ câeke mine-l`ilmi mâ leke mine-llâhi miv veliyyiv velâ vâḳ.
Böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Alaya alınan peygamberler ve Arapça hüküm Ra'd 32–37 3
Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah'ın azabından koruyacak kimse de yoktur.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkar edenlerin sonu ise ateştir.
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur'an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: "Ben ancak Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır."
Böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.
Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O'nun yanındadır.
Onlara va'dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
37. Yani andolsun Biz sana bu Kur’an-ı Kerim’i, bu şerefli kitabı “Arapça bir hüküm” yani dillerin en açığı ve en fasihi olan Arapça ile oldukça sağlam ve muhkem bir kitap olarak indirdik. Tâ ki onun hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüt meydana gelmesin. Yalnızca ona uyulsun ve bu konuda sağa sola kayılmasın. Cahillerin ona zıt ve onunla çelişen hevalarına tâbi olunmasın. Bundan dolayı Yüce Allah, Rasûlüne onun Allah tarafından korunmuş olduğu lütfunu hatırlatmak ve ahkâm hususunda ümmetine uyulacak bir örnek teşkil etmesi için -masum olmasına rağmen tehditvari bir üslupla- şöyle buyurmaktadır: “Eğer sana gelen” ve onların hevalârına uymanı yasaklayan bunca apaçık “ilimden sonra onların hevâ ve heveslerine uyarsan, senin Allah tarafından ne” senin işlerini üstlenecek ve böylelikle sevdiğin şeyleri gerçekleştirecek “bir yardımcın ne de” hoşuna gitmeyecek şeylere karşı seni koruyacak “bir koruyucun olur.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul- Biz geçmiş kitapları kavimlerinin dilinde indirdiğimiz gibi sana da Kur'an'ı hakkı açıklayıp, apaçık hüküm veren Arapça bir kitap olarak indirdik. Ey Resul- Eğer Allah'ın sana öğrettiği ilim geldikten sonra onların hevâlarına uymayan şeyleri iptal etmen için seninle tartıştıklarında ehlikitabın hevâsına uyarsan, Allah tarafından senin işlerini üstlenen ne bir dost, düşmanlarına karşı sana yardım edecek ne bir yardımcı vardır. Allah'ın azabından seni koruyacak hiçbir engelde yoktur.
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Hikmet
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Hikmet
Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Hikmet
Ona dedik ki: "Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın…
Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet
Bedeviler inkar ve nifak bakımından daha ileri ve Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah,…
Aynı kök: عرب (22 geçiş)
Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…
Aynı kök: عرب (22 geçiş)
Bedevilerden öyleleri vardır ki, (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler.…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Hikmet
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ) · Ortak kavram: Hikmet
Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Böylece biz onu Arapça, doğru bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyarsan, Allah'tan (gelecek azaba karşı) senin için herhangi bir dost ve koruyucu olmayacaktır.
Ve işte böylece Biz, onu Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik. Artık sana ilimden bir pay verildikten sonra eğer onların keyfi arzularının peşine düşersen, senin için Allah'tan başka ne bir yar, ne de bir sığınak var!
Biz bu (ilahi kelamı) işte böyle Arap dilinde, bir hüküm ve hikmet (kaynağı) olarak indirdik. Ve gerçek şu ki, eğer sana (vahyi) bilgi geldikten sonra kalkıp insanların gelgeç isteklerine uyarsan, (bil ki) Allah'a karşı ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabilirsin!
İşte biz Onu Arapça bir hüküm olarak inzal ettik. . . Yemin olsun ki, sana gelen ilimden sonra onların kuruntularına tabi olursan, senin Allah'tan ne bir Veliyy'in ve ne de bir koruyanın olur.
İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir yardımcı, dost, ne bir koruyucu vardır.
Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, (işte o zaman) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır.
Ve işte böylece, Onu, çok kolay anlaşılacak bir yargı olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra, onların isteklerine uyarsan, seni Allah'tan kurtaracak, ne bir dost ne de bir koruyucu bulamazsın.
İşte biz o Kur'an'ı Arapça bir hikmet kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur, ne de bir koruyucu.
Böylece onu Arapça bir yasa olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra onların keyfine uyarsan ALLAH'a karşı ne bir dostun ne de bir koruyucun olamaz.
Böylece onu Arapça bir yasa olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra onların keyfine uyarsan ALLAH'a karşı ne bir dostun ne de bir koruyucun olamaz.
Ve işte Biz o Kur'an'ı Arapça bir hüküm olmak üzere indirdik. Andolsun ki eğer sen, sana vahiyle gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, sana Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
Ve işte biz o Kur'anı böyle arabiyyen hakim olmak üzere indirdik, kasem olsun ki eğer sen sana vahyile gelen bu ilimden sonra onların hevalarına uyacak olursan sana Allahtan ne bir veliy vardır, ne de vikaye edecek
İşte böylece Biz onu Arapça bir hüküm dipnot 1 olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden dipnot 2 sonra onların hevalarına dipnot 3 uyarsan, seni Allah'tan koruyacak bir veli dipnot 4 , bir koruyucu bulamazsın.
İşte böylece Biz onu Arapça bir hüküm dipnot 1 olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden dipnot 2 sonra onların hevalarına dipnot 3 uyarsan, seni Allah'tan koruyacak bir veli dipnot 4 , bir koruyucu bulamazsın.
İşte böylece Biz onu Arapça bir hüküm dipnot 1 olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden dipnot 2 sonra onların hevalarına dipnot 3 uyarsan, seni Allah'tan koruyacak bir veli dipnot 4 , bir koruyucu bulamazsın.
İşte böylece biz onu (Kuran'ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun, sana gelen bu ilimden sonra, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Tanrı'dan ne bir yardımcı, dost, ne bir koruyucu vardır.
İşte biz onu (Kur'anı) böyle Arabca bir hikmet olarak indirdik. Andolsun ki sana (vahy ile) gelen (bu) ilimden sonra onların heva (ve heves) lerine uyarsan Allahdan senin için ne bir yardımcı vardır, ne de bir koruyucu.
İşte böylece Biz, onu arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana gelen bilgiden sonra, onların heveslerine uyarsan; andolsun ki Allah katından sana bir dost ve koruyucu çıkmaz.
(35-43) Sakınanlara vaat edilen cennetin örneği / misali şöyledir , altlarından nehirler akar, yemişleri de gölgeleri de süreklidir / daimidir, bu sakınanların sonudur / akıbetidir, kafirlerin sonu / ukbâsı ateştir. Kitap verdiğimiz kişiler sana indirilenle rahatlıyorlar / ferahlıyorlar , taraflardan bazıları onu belirsiz hale / tanınmaz hale getiriyorlar / inkâr ediyorlar. De ki muhakkak ki ben Allah’a ibadet etmekle emrolundum , ona ortak koşmamakla emrolundum, O’na çağrıda bulunurum / dua ederim, dönüp gelişim O’nadır. Böylece O’nu arabi bir hüküm olarak indirdik , eğer ki sana bilgi / ilim geldikten sonra onların keyflerine uyarsan, senin Allah’a karşı ne dostun ne de kurtarıcın yoktur. Kesin olan şu ki, s enden önce de resuller gönderdik, onlara eşler / zevceler ve soy sop verdik, Allah’ın izni dışında Resullerin ayet getirmeleri olmaz, her süre / her ecel yazılıdır. Allah istediğini yok eder / imha eder istediğini de sabitler, ana Kitap O’nun yanındadır. (Allah ana kitaptan diğer kitaplara müdahale edebilir) Onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de senin üzerine düşen bi lgilendirmektir / tebliğdir (tebligat) hesap sormak bizim üzerimizdedir. Arza geldiğimizi, onun uçlarından / etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah karar veriyor / hükmediyor, O’nun hükmünün peşine düşecek / takip edecek yoktur, O, çabuk / seri hesap görendir. Onlardan öncekiler de tuzak / düzenek kurguladılar, t üm tuzaklar Allah’ındır. (Gerçekleşmesi O’nun elindedir) Her kişinin / her nefsin ne yapacağını bilir , kafirler ileride son yurdun / akıbet yurdunun kimin olacağını bilecekler, kafirler diyorlar ki sen gönderilen değilsin de ki Allah’ın ve yanında kitaba dair bilgisi olanların, benimle sizin aranızda ki şahitliği yeterlidir.
Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun ki sana gelen bu ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyarsan, Allah tarafından senin için ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır.
Ve işte biz onu, Arapça bir hüküm (hikmet gereğince hükmeden bir Kitap) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, artık seni Allah'tan kurtaracak ne bir veli ne de koruyucu olmaz.
Böylece (önceki ümmetlere kendi dilleriyle indirdiğimiz gibi sana da) dipnot 1 Kur'an'ı Arapça dipnot 2 hükümler şeklinde indirdik. Bu bilgi sana geldikten sonra onların arzularına uyarsan Allah senin velin/yakının da olmaz koruyucun da. dipnot 3 .
Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18
‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18
‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Mezmurlar 84:5
Ne mutlu gücünü senden alan insana! 2 Aklı hep Siyonu ziyaret etmekte. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Matta 21:42
İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!› Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Kural böyledir dipnot 1 ; Kur'an'ı Arapça hükümler olarak indirdik. Bu bilgi sana geldikten sonra onların arzularına uyarsan, Allah'a karşı senin ne bir dostun ne de koruyucun olur.
İşte böylece Kur’an’ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir veli ve koruyucu olamaz.
İşte böylece Kur'an'ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir veli ve koruyucu olamaz.
İşte biz o Kur'an'ı Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur ne de bir koruyucu.
And thus did We reveal it -the Quran- as the constitution of Our Sovereign power discoursed in Arabic literary form. And should you Muhammad be inclined to please them -the sects- and respond to their desires after divine knowledge has been imparted to you, then you will have lost Allah's tutelary guardianship and protection.
So We have sent down the Quran to give judgement in the Arabic language. If you were to follow their desires, after the knowledge that has come to you, you would have no one to guard you or protect you from God.
Thus have We revealed it to be a judgment of authority in Arabic. Wert thou to follow their (vain) desires after the knowledge which hath reached thee, then wouldst thou find neither protector nor defender against Allah.
And it is with the same directive that We revealed to you this Arabic Writ. Were you indeed to follow the vain desires of people after the true knowledge has come to you, none will be your supporter against Allah, and none will have the power to shield you from His punishment.
Accordingly We have sent it down as a judgement in Arabic. If you followed their whims and desires after the knowledge that has come to you, you would have no protector or defender against Allah.
And thus have We sent it (the Qur’ân) down to be a judgement of authority in Arabic. Were you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) to follow their (vain) desires after the knowledge which has come to you, then you will not have any Walî (protector) or Wâq (defender) against Allâh.
Thus We have sent it down as a dispensation in Arabic; and should you follow their desires after the knowledge that has come to you, you shall have against Allah neither any guardian nor any defender.
(Just as We revealed other Scriptures) so have We revealed it (- the Qur'ân) as a clear judgment (couched) in Arabic and if you (O reader!) were to follow their vain desires after the knowledge has come to you you will have not a single helper nor a saviour against (the punishment of) Allâh.
Even so We have sent it down as an Arabic judgment. And if thou dost follow their caprices, after the knowledge that has come to thee, thou shalt have no protector against God, and no defender.
I have revealed My Commandments in Arabic (in order to be understood. ) Now if you give up to their desires (and compromise) after having learnt the truth, know that there is none to defend you nor to protect you against the Lord.
Thus have we sent it down, an Arabic judgment, but hadst thou followed their lusts, after the knowledge that has come to thee, thou hadst not had against God a patron or a keeper.
Thus, We have sent it down a law in Arabic. If you follow their desires after what has come to you of the knowledge, then you will not have any ally or protector against God.
To this purpose have We sent down the Koran, a rule of judgment, in the Arabic language. And verily if thou follow their desires, after the knowledge which hath been given thee, there shall be none to defend or protect thee against God.
Thus have We revealed it, a decisive judgment in Arabic, but had you followed their lusts (prejudices, fantasies, superstitions), after the knowledge that has come to you, then truly, would you have against Allah no protecting friend nor defender.
And thus We have sent it down as Arabic judgment. And indeed in case you ever follow their prejudices after what has come to you of knowledge, in no way will you have from Allah a patron, nor a protector.
Thus have We revealed it, a decisive utterance in Arabic; and if thou shouldst follow their desires after that which hath come unto thee of knowledge, then truly wouldst thou have from Allah no protecting friend nor defender.
That is how We have sent down this (Qur'an) as a code of clear judgement. But if you follow their caprices, now that you have been given knowledge, you will have no friend or protector against God.
Thus, then, have We bestowed from on high this [divine writ] as an ordinance in the Arabic tongue. And, indeed, if thou shouldst defer to men's likes and dislikes after all the [divine] knowledge that has come unto thee, thou wouldst have none to protect thee from God, and none to shield thee [from Him].
And so We have revealed it as an authority in Arabic. And if you were to follow their desires after ˹all˺ the knowledge that has come to you, there would be none to protect or shield you from Allah.
And as such, We have sent it down a law in Arabic. And if you follow their desires after what has come to you of the knowledge, then you will not have any ally or defender against God.
We revealed these laws in Arabic, and if you ever acquiesce to their wishes, after this knowledge has come to you, you will have no ally, nor a protector, against GOD.
And thus We have revealed it as an Arabic legislation. And if you should follow their inclinations after what has come to you of knowledge, you would not have against Allah any ally or any protector.
And thus have We sent it down as an Arabic judgment[...]. And if thou follow their vain desires after what has come to thee of knowledge, thou wilt have against God neither ally nor defender.
Thus, We have revealed it, a Decisive Authority in Arabic. (O Prophet), indeed if you got influenced by people's likes and dislikes after the Knowledge has come to you, you will have no protector or savior against Allah.
And like this We have made it (the Quran) known to be a Judgment of Authority in Arabic. If you were to follow their (worthless) desires after the knowledge that has reached you, then you will find neither protector nor defender against Allah.
Thus We have sent it down, being a command in Arabic. And if you follow their desires, after the knowledge that has come to you, there shall be neither a friend for you against Allah, nor a savior.
Andas such, We have sent it down a law which is in Arabic. And if you follow their desires after what has come to you of the knowledge, then you will not have any ally or defender against God.