Diyanet İşleri
Elif Lam Mim Ra. İşte bunlar Kitab'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.
Ra'd suresi · 1–6. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Ra'd suresi, 1. ayet. الٓمٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ٱلْحَقُّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ
Elif Lam Mim Ra. İşte bunlar Kitab'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.
Elif. Lâm. Mîm. Râ. dipnot 1 İşte şu(nlar), Kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir fakat insanların çoğu inanmazlar.
Elif-Lâm-Mîm-Râ! Bunlar Kitab'ın ayetleridir; ve Rabbin katından sana indirilenler hakikatin ta kendisidir, fakat insanların çoğu buna iman etmezler.
Elif Lam Mim Ra. Bunlar, sana vahiyle bildirilen mesajlardır; ve sana Rabbin katından indirilenler hakkın ta kendisidir; ama yine de insanların çoğu (buna) inanmayacaklar.
Eliif, Laam, Miim, Raa. . . Bunlar Kitap'ın (nazil Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsinin) işaretleridir. . . (O BİLGİ) Rabbinden sana inzal olunan Hak'tır. . . Ne var ki insanların çoğunluğu iman etmezler.
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu iman etmezler.
Elif. Lâm. Mim. Râ. Bunlar, Kitab'ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar.
A. L. M. R. İşte bunlar, Kitap'ın ayetleridir. Ve Efendinden sana indirilen gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmaz.
Elif, lam, mim, ra. Bunlar, kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır. Fakat insanların çoğu anlamazlar.
A1 L30 M40 R200 Bu (harfler/rakamlar), kitabın mucizeleridir. Efendinden sana indirilen, gerçektir; fakat halkın çoğu gerçeği onaylamaz. dipnot 1
A.L.M.R. Bu (harfler), kitabın mucizeleridir. Rabbinden sana indirilen, gerçektir; fakat halkın çoğu inanmaz.
Elif Lam Mim Ra. İşte bunlar sana o Kitab'ın ayetleridir ve sana Rabbinden indirilen gerçeğin ta kendisidir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
Elif Lam Mim Ra. İşte bunlar sana o kitabın ayetleri ve sana rabbından indirilen haktır, ve nasın ekserisi iyman etmezler.
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitap'ın ayetleridir. O, sana Rabb'inden indirilen gerçeğin ta kendisidir. Ne var ki insanların çoğu ona inanmazlar.
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitap'ın ayetleridir. O, sana Rabb'inden indirilen gerçeğin ta kendisidir. Ne var ki insanların çoğu ona inanmazlar.
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitap'ın ayetleridir. O, sana Rabb'inden indirilen haktır. Ne var ki insanların çoğu ona inanmazlar.
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitabın ayetleridir. Ve sana rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu inanmazlar.
Elif, lam, mim, raa. Bunlar kitabın (Kur'anın) ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen (bu Kur'an) hakdır. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen Kitab haktır. Ama insanların çoğu inanmazlar.
(1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.
Elif Lâm Mîm Râ. dipnot 1 İşte bunlar kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen (bu Kur'an) haktır, fakat insanların çoğu iman etmezler.
Elif lam mim ra. Şunlar Kitabın ayetleridir; Rabbinden, sana indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar.
Elif-Lam-Mim-Ra dipnot 1 ! Bunlar, Kitab'ın ayetleridir dipnot 2 . Rabbinden sana indirilen (Kur'an), gerçeğin ta kendisidir dipnot 3 . Ama insanların çoğu inanmazlar dipnot 4 .
ELİF! LAM! MİM! RA! Bunlar, o Kitabın ayetleridir; Rabbinden dipnot 1 sana indirilen, gerçeğin tam kendisidir ama insanların çoğu ona inanmazlar.
Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bunlar Kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların çoğu iman etmezler.
Elif, Lam, Mim, Ra. İşte Kitabın ayetleri. Sana Rabbinden indirilenler haktır; fakat insanların çoğu iman etmezler.
Elif, Lam, Mim, Ra. O Kitap'ın ayetleridir bunlar. Ve sana Rabbinden indirilen, haktır. Ne var ki, insanların çokları iman etmezler.
Ra'd suresi, 2. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş'a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, ayetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmadan yükseltmiş, dipnot 1 sonra arşa istiva etmiş, güneşi ve ayı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip ayetleri açıklamaktadır.
Allah ise, gökleri, gördüğünüz bir destek olmaksızın inşa edip sonra da mutlak hükümranlık makamına kurulan tek güçtür. O, her biri belirli bir süreye kadar (görevlerini) icra edecek olan güneş ve ayı belli bir yasaya bağlamış, varlığı çekip çevirmektedir. İlahi mesajları size ayrıntılı olarak açıklıyor; belki bu sayede Rabbinize (hesap vermek üzere) kavuşacağınıza gönülden inanırsınız.
Gökleri, görülebilir herhangi bir destek, dayanak olmadan yükselten ve sonra da kudret ve hükümranlık tahtına kurulan Allah'tır; her biri -(O'nun tarafından) belirlenmiş bir süre için- kendi seyrini sürdüren güneşi ve ayı (koyduğu yasalara) tabi tutan O'dur; var olan her şeyi (yöneten), çekip çeviren de O. Bütün bu mesajları açık açık dile getiriyor ki, (Yargı Günü'nde) Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza yürekten kesin bir biçimde inanasınız.
(İsmi) Allah (olan), "HU"dur ki semaları (algılanan madde ötesi boyutları - bilinç {yedi nefs} mertebelerini) gördüğünüz bir şeye dayanaksız yükseltti (Farklı algılama sistemlerine dayalı farklı boyutlar meydana getirerek oluşturdu)! Sonra Arş üzerine istiva etti (Esma'sının özelliklerini Fiiller aleminde hükümran kıldı)! Güneş'i, Ay'ı hükmünün açığa çıkması için işlevlendirmiştir; her biri belli bir ömre sahip olarak işlevine devam eder. . . Hükmü doğrultusunda (her şeyi) oluşturur - yönlendirir; tüm detaylarıyla var eder; Rabbinizin likasına (hakikatinizdeki Rabbinizin Esma'sının açığa çıkışının farkındalığına) yakin sahibi olmanız için.
Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız.
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.
Allah, görebileceğiniz bir destek olmadan gökleri yükseltmiş, sonra, egemen bir erk oluşturmuştur. Güneşi ve ayı da buyruğuna boyun eğdirmiştir. Belirlenmiş bir süreye dek tümü akıp gider. Tüm işleri yönetir. Ayetleri, ayrıntılı olarak açıklıyor; Efendinize kavuşacağınıza, belki kesin olarak inanırsınız diye.
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra hükümranlık tahtını/tüm kainatı kaplayan, Güneş'i ve Ay'ı emrine boyun eğdiren Allah'tır. Bunların her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip ayetleri açıklamaktadır.
Görebileceğiniz bir direk olmadan gökleri yükselten, sonra tüm yönetime egemen olan, güneşi ve ayı buyruk altına alan ALLAH'tır. Hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. Tüm işleri kontrol eder ve ayetleri detaylı olarak açıklar ki Efendinizle kavuşma konusunda kuşkunuz kalmasın.
Görebileceğiniz bir direk olmadan gökleri yükselten, sonra tüm yönetime egemen olan, güneşi ve ayı buyruk altına alan ALLAH'tır. Hepsi belli bir süre için akıp gitmektedir. Tüm işleri kontrol eder ve ayetleri detaylı olarak açıklar ki Rabbinizle kavuşma konusunda kuşkunuz kalmasın
Allah O'dur ki görüyorsunuz gökleri direksiz yükseltti, sonra Arş üzerine hükümranlığını kurdu, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi; herbiri belirli bir vakte kadar akıp gidiyor; herşeyi yönetiyor ve ayetleri açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınıza kesin olarak inanasınız.
Allah odur ki Semalara direksiz irtifa' verdi, onları görüyorsunuz, sonra Arş üzerine istiva buyurdu ve Şems-ü Kameri teshır eyledi, her biri müsemma bir ecel için cereyan ediyor, emri tedbir, ayetleri tafsıl eyliyor ki sizler rabbınızın likasına yakin hasıl edesiniz
Bir dayanak olmaksızın -görmekte olduğunuz gibi- gökleri yükselten Allah'tır. Sonra, mutlak gücüyle Güneş'i ve Ay'ı koyduğu yasalara bağlı kıldı. Hepsi, adı konmuş bir ecele dipnot 1 doğru akıp gitmektedir. İşleri düzenleyip idare eden O'dur. Ayetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır ki, belki Rabb'inize kavuşacağınıza kesin olarak iman edersiniz.
Bir dayanak olmaksızın -görmekte olduğunuz gibi- gökleri yükselten Allah'tır. Sonra, mutlak gücüyle Güneş'i ve Ay'ı koyduğu yasalara bağlı kıldı. Hepsi, adı konmuş bir ecele dipnot 1 doğru akıp gitmektedir. İşleri düzenleyip idare eden O'dur. Âyetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır ki, belki Rabb'inize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Bir dayanak olmaksızın -görmekte olduğunuz gibi- gökleri yükselten Allah'tır. Sonra, mutlak gücüyle Güneş'i ve Ay'ı koyduğu yasalara bağlı kıldı. Hepsi, adı konmuş bir ecele dipnot 1 doğru akıp gitmektedir. İşleri düzenleyip idare eden O'dur. Âyetleri dipnot 2 ayrıntılı olarak açıklamaktadır ki, belki Rabb'inize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Tanrı O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir ecele kadar akıp gitmektedirler. Her buyruğu evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız.
Allah Odur ki gökleri (şu) görmekde olduğunuz (şekilde) direksiz yükseltmişdir, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olmuşdur, güneşi, ayı da teshir etmişdir ki (bunların) her biri muayyen vakta kadar (seyr ve) cereyan eder. Her işi yerli yerinde O tedbir (ve idare) eder, ayetleri O açıklar. Taki Rabbinize kavuşacağınızı iyice bilesiniz.
Allah O'dur ki; gökleri gördüğünüz gibi yükseltmiş, sonra Arş'a hükmetmiştir. Güneşi ve ayı buyruğu altına almıştır. Bunların her biri belli bir süreye kadar hareket edecektir. İşleri yürütür. Rabbınızla karşılaşacağınıza kesin olarak inanmanız için ayetleri uzun uzun açıklar.
(1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.
Allah, gökleri gördüğünüz gibi herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş’a istiva eden, Güneş'e de Ay'a da emrine boyun eğdirendir. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi yerli yerince düzenler, ayetleri ayrı ayrı açıklar ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak iman edesiniz.
Allah odur ki gökleri, görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti, sonra Arş üzerine istiva etti (mülkünün tahtına oturdu), güneşi ve ay'ı iradesine boyun eğdirdi. Her biri, belli bir süre için akıp gitmektedir. (Yaratma) işi(ni) düzenler, ayetleri açıklar ki, Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanasınız.
Allah gökleri, görebileceğiniz direkler olmadan yükseltmiş olan dipnot 1 , sonra arşa dipnot 2 /yönetimin başına geçen ve Güneş ile Ay'ı hizmete koyandır. Her biri, (kendi yörüngesinde) belli bir süre için akar gider dipnot 3 . Bütün işleri o düzenler dipnot 4 . Rabbinizin huzuruna varacağınızı kesin olarak anlayasınız diye de ayetleri ayrıntılı olarak açıklar dipnot 5 .
Allah, gökleri görünür bir direk olmadan yükseltmiştir. Sonra arşa (yönetim merkezine) geçmiş, güneş ve ayı düzenlemiştir. Her biri, belli bir süreye kadar akar gider. İşi çekip çeviren ve bu ayetleri açıklayan O'dur dipnot 1 . Belki Rabbinizle yüzleşme konusunda kesin kanaate varırsınız.
Allah, gökleri gördüğünüz gibi direksiz olarak yükseltti. Sonra arşa istiva etti. Güneş'e ve Ay'a (kulları için) boyun eğdirdi. Her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip ayetleri apaçık açıklamaktadır.
Allah, gökleri gördüğünüz gibi direksiz olarak yükseltti. Sonra arşı istiva etti. Her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan güneş ve ayı buyruğu altına aldı. Kesin olarak Rabbinizle buluşacağınıza inanmanız için buyruğunu yürütüp, ayetleri uzun uzun açıklıyor.
Allah odur ki, gökleri direksiz yükseltmiştir; görüyorsunuz onları... Sonra arş üzerine egemen olmuştur. Güneş'i ve Ay'ı da boyun eğdirmiştir. Bunların tümü belirlenmiş bir vakte kadar akar dururlar. Oluşu yönlendirir, çekip çevirir O... Ayetleri birer birer gözler önüne serer ki, Rabbinize kavuşacağınıza açık seçik inanasınız.
Ra'd suresi, 3. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى مَدَّ ٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنْهَٰرًا وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ جَعَلَ فِيهَا زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır.
Yeri döşeyen, onda ağırlıklar dipnot 1 ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz ki bunlarda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Dahası O'dur yeryüzünü uzatıp genişleten; yani (bir yanda) kalkmaz kımıldamaz dağlar dikip (öte yandan) nehirler akıtan; ve orada her üründen erkekli-dişili çiftler var eden, gündüzü geceyle örten… Elbet bütün bunlarda, düşünen bir topluluk için derin mesajlar vardır.
Yeryüzünü yayıp genişleten ve onun üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirip vadilerinden nehirler akıtan ve orada her tür bitkiden iki cins yaratan ve gündüzü geceyle örtüp bürüyen O'dur. Doğrusu, bütün bunlarda, düşünen insanlar için mutlaka (çıkarılacak) dersler vardır!
"HU", ki arzı yaydı (madde yapıyı - bedeni, kendisindekileri oluşturacak kapasiteyle meydana getirdi; konu dünyanın yuvarlaklığı değil, yeryüzü ve aynı zamanda bedenin yani madde boyutunun kapasitesidir); onda sabit dağlar (bedenin organları) ve nehirler (bilinçleri besleyen sürekli bilgi akışı - sinir sistemi) oluşturdu. . . Her semerattan (üretilmişten) onların eşi olan ikizini (birimin madde ve ötesi olan yapısını) oluşturdu. . . Geceyi gündüze (cehalet karanlığını ilmiyle aydınlığa, hakikatin seyredildiği yaşama) dönüştürür. . . Gerçek ki, bunlarda tefekkür eden bir topluluk için nice işaretler vardır.
Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Ve O, yeryüzünü genişletip yaymış; orada sarsılmaz dağlar ve ırmaklar yapmıştır. Ve her meyveden çift yapmıştır. Geceyi, gündüzün üzerine örter. Aslında, işte bunda, düşünen bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.
Yeryüzünü döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için dersler vardır.
O ki yeryüzünü inşa edip üzerine sağlam dağlar, ırmaklar ve erkekli dişili yarattığı her çeşit meyveyi yerleştirdi. Geceyi gündüze bürüyor. Düşünen bir toplum için elbette bunda işaretler ve dersler vardır.
O ki yeryüzünü inşa edip üzerine sağlam dağlar, ırmaklar ve erkekli dişili yarattığı her çeşit meyveyi yerleştirdi. Geceyi gündüze bürüyor. Düşünen bir toplum için elbette bunda işaretler ve dersler vardır.
Yine O, Odur ki, yere bir uzantı verdi, orada oturaklı dağlar ve ırmaklar yaptı ve meyvelerin hepsinden onda iki çift yarattı; geceyi gündüze bürüyüp duruyor; muhakkak bunda düşünen bir topluluk için deliller vardır.
Hem o, odur ki Arza bir imtidad verdi ve onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaptı ve meyvelerin hepsinden onda iki çift yarattı, geceyi gündüze bürüyüp duruyor, her halde bunda tefekkür edecek bir kavm için ayetler var
Ve O ki, yeryüzünü uzattı dipnot 1 ve orada ağır baskılar ve nehirler yaptı. Orada meyvelerin hepsinden ikili eşler yaptı dipnot 2 . Gündüzü geceyle örttü. Bunda tefekkür dipnot 3 eden bir halk için ayetler dipnot 4 vardır.
Ve O ki, yeryüzünü uzattı dipnot 1 ve orada ağır baskılar ve nehirler yaptı. Orada meyvelerin hepsinden ikili eşler yaptı dipnot 2 . Gündüzü geceyle örttü. Bunda tefekkür dipnot 3 eden bir halk için ayetler dipnot 4 vardır.
Ve O ki, yeryüzünü yaydı ve orada sabit dağlar ve nehirler yaptı. Orada meyvelerin hepsinden ikili eşler yaptı dipnot 1 . Gündüzü geceyle örttü. Bunda tefekkür dipnot 2 eden bir toplum için ayetler dipnot 3 vardır.
Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır. Geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen (yetefekkerun) bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
O, yeri (enine boyuna) uzatıb döşeyen, onda oturaklı oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getirendir ve O, meyvelerin hepsinden, yine kendilerinin içinde, ikişer çift yaratmışdır. Geceyi gündüze O buruyor ki bütün bunlarda iyi düşünecekler için elbette ayetler (deliller, ibretler) vardır.
O'dur yeri düzleyen ve orada dağlar, nehirler var eden, her türlü mahsulden çift çift yetiştiren ve gündüzü geceyle bürüyen. Muhakkak ki bunlarda; düşünen bir kavim için ayetler vardır.
(1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.
O, yeryüzünü yayıp döşeyen, orada sabit dağlar, nehirler var eden, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratan gündüzü geceyle bürüyendir. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için deliller vardır.
O'dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti, orada her meyvadan iki çift (erkek-dişi) yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örter. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ayetler vardır.
Ve yine Allah yerin alanını artıran dipnot 1 , içine sabit dağlar dipnot 2 ve ırmaklar yerleştiren, orada (yeryüzünde) her üründen iki eşi oluşturandır dipnot 3 . Geceyi gündüzün üzerine örter dipnot 4 . Bunda, düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler /göstergeler vardır dipnot 5 .
Yeryüzünü uzatan, içindeki oturaklı dağları, ırmakları, her üründen iki eşi oluşturan O'dur. Gündüzü de gece ile örter. Bunda düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
Yeryüzünü yayıp döşeyen, orada sabit dağlar, nehirler var eden, her türlü ürünü ikişer çift kılan, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Şüphesiz bunlarda, düşünen toplum için deliller vardır.
Yeryüzünü yayıp döşeyen, orada sabit dağlar, nehirler var eden, her türlü ürünü ikişer çift kılan, gündüzü geceyle bürüyen de O'dur. Şüphesiz bunlarda, düşünen toplum için deliller vardır.
Yeri uzatıp döşeyen ve onda oturaklı dağlar ve nehirler vücuda getiren O'dur. Bütün meyvalardan kendi içlerinde ikişer çift yaratmıştır O. Geceyi gündüze sarıp bürümektedir O. Bütün bunlarda derin derin düşünecek bir topluluk için elbette ayetler vardır.
Ra'd suresi, 4. ayet. وَفِى ٱلْأَرْضِ قِطَعٌ مُّتَجَٰوِرَٰتٌ وَجَنَّٰتٌ مِّنْ أَعْنَٰبٍ وَزَرْعٌ وَنَخِيلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقَىٰ بِمَآءٍ وَٰحِدٍ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلْأُكُلِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır.
Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, bir kökten ve çeşitli köklerden dallanmış (çatallı ve çatalsız) hurma ağaçları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. Yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına farklı kılarız. dipnot 1 İşte bunlarda, akıl eden bir toplum için dersler vardır.
Ve (aynı) dünyada birbirine komşu (fakat bitki örtüsü ve doğal zenginlik açısından birbirinden farklı) kara parçaları, asma bahçeleri, ekinler, aynı kökten (çıktığı halde) çatal çatal ya da çatal kökten (çıktığı halde) tek gövde üzerinde yükselen hurma ağaçları... (Hepsi de) aynı suyla sulanırlar; fakat biz onların her birine farklı bir lezzet vermişizdir. Elbet bütün bunlarda, (olaylar ve eşya arasında) bağ kuracak akla sahip bir topluluk için bitmez tükenmez mesajlar vardır.
Ve yeryüzünde birbirine komşu (ama yine de yapı olarak birbirinden ayrı nice) kara parçaları, üzüm bağları, hububat ekili tarlalar, bir kökten sürgün verip küme halinde ya da tek başına boy veren hurma ağaçları vardır ki hepsi de aynı suyla sulanırlar: hal böyleyken yine de (insanlara ve hayvanlara sağladıkları) ürünler bakımından Biz onların bazılarını bazılarına üstün kılıyoruz. Doğrusu, bütün bunlarda aklını kullanan insanlar için mutlaka (çıkarılacak) dersler vardır.
Arzda (yeryüzünde - bedende) birbirine yaslanmış komşu kıtalar (veya organlar), üzümden bahçeler, ekinler ve çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. . . (Hepsi) (Bi-)ma-i vahid ile (TEK BİR İLİM'in kendilerinde açığa çıkmasıyla) sulanır (beslenir - hayatiyetini devam ettirir). . . Yemişlerinde (ürettikleri itibarıyla) onların bazısını bazısına üstün tutarız. İşte bunda aklını değerlendiren bir topluluk için elbette nice işaretler vardır.
Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, bir kökten ve çeşitli köklerden dallanmış hurma ağaçları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. (Böyle iken) yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
Yeryüzünde, birbirine komşu kara parçaları, üzüm bahçeleri, ekinler, çatallı ve çatalsız hurma ağaçları vardır. Aynı suyla sulanırlar, ama bir bölümünün ürünlerini, diğerlerine üstün yaparız. Aslında, işte bunda, aklını kullanan bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.
Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır; yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için dersler vardır.
Yeryüzünde, birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. Bunların hepsi aynı su ile sulanmalarına rağmen lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler ve dersler vardır.
Yeryüzünde, birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. Bunların hepsi aynı su ile sulanmalarına rağmen lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler ve dersler vardır.
Yeryüzünde birbirine yakın kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı, çatalsız hurmalıklar; hepsi aynı su ile sulandıkları halde meyvelerinde birini diğerine üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklı olan bir topluluk için deliller vardır.
Arzda mütecavir kıt'alar, üzüm bağları, ekinler, hurmalıklar, çatallı çatalsız hepsi, bir su ile sulanır, halbuki yemişlerinde ba'zısını ba'zısına tafdıl ediyoruz, her halde bunda aklı olan bir kavm için ayetler var
Yeryüzünde aynı su ile sulanan ve birbirine bitişik toprak parçalarında, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı çatalsız hurma ağaçları vardır. Ve Biz, onları yenmesinde dipnot 1 farklı farklı kılıyoruz. Aklını kullanan bir toplum için bunda ayetler dipnot 2 vardır.
Yeryüzünde aynı su ile sulanan ve birbirine bitişik toprak parçalarında, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı çatalsız hurma ağaçları vardır. Ve Biz, onları yenmesinde dipnot 1 farklı farklı kılıyoruz. Aklını kullanan bir toplum için bunda ayetler dipnot 2 vardır.
Yeryüzünde aynı su ile sulanan ve birbirine bitişik toprak parçalarında, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı çatalsız hurma ağaçları vardır. Ve Biz, onları yenmesinde dipnot 1 farklı farklı kılıyoruz. Aklını kullanan bir toplum için bunda ayetler dipnot 2 vardır.
Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde [ki verimde ve lezzette] bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunlarda akleden bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
Arzda birbirine komşu kıt'alar vardır, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki hepsi bir su ile sulanıyor. (Böyle iken) biz onlardan ba'zısını, yemişlerinde (ve tadlarında), ba'zısından üstün kılıyoruz, İşte bunlarda da aklını kullanacak zümreler için elbet ayetler vardır.
Yeryüzünde birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekinler ve çatallı çatalsız hurma ağaçları vardır. Hepsi de aynı su ile sulanır. Ama lezzetçe onları birbirinden ayrı kılmışızdır. Şüphesiz ki bunlarda; akleden bir kavim için ayetler vardır.
(1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.
Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.
Arzda birbirine komşu kıt'alar, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır; bunların hepsi bir su ile sulanır ama ürünlerini birbirinden üstün yaparız. Şüphesiz bunda, aklını kullanan bir toplum için ayetler vardır.
Yeryüzünde birbirine komşu toprak parçaları dipnot 1 , üzüm bağları, ekinler ve çatallı - çatalsız hurma ağaçları vardır. Hepsi aynı su ile sulanır; ama biz tad açısından her birini diğerinden farklı kılarız. Bunda, aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler /göstergeler vardır dipnot 2 .
Yeryüzünde birbirine komşu toprak parçaları dipnot 1 , üzüm bağları, ekinler, çatallı, çatalsız hurmalar vardır. Hepsi de bir su ile sulanır ama yeme konusunda birini ötekinden üstün kılarız. Bunda, aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.
Yeryüzünde hepsi de aynı su ile sulanan birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, bir kökten ve çeşitli köklerden dallanmış hurma ağaçları vardır. (Böyle iken) yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. Düşünen toplum için bunda da deliller vardır.
Yeryüzünde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, bir kökten sürgün verip tek başına yada kümeler halinde boy veren ekinler, hurma ağaçları vardır. Fakat onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Düşünen toplum için bunda da deliller vardır.
Yeryüzünde birbirine sırt vermiş komşu kıtalar, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, bir tek suyla sulanırlar. Biz bunların, yemişlerde bir kısmını diğer bir kısmına üstün kıldık. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ki ibretler vardır.
Ra'd suresi, 5. ayet. وَإِن تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَغْلَٰلُ فِىٓ أَعْنَاقِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
(Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların "Biz toprak olduğumuz zaman yeni bir yaratılışta mı olacağız!" demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında halkalar bulunanlardır. dipnot 1 İşte onlar ateş halkıdır. Onlar orada ebedî kalacaklardır!
İlle de (hala nasıl inkar edebildiklerine) şaşacaksan, asıl onların şu sözüne şaş: "Ne yani, şimdi biz toprak olup gittikten sonra yeni bir yaratılışın muhattabı mı olacağız?!" Onların inkar ettikleri aslında Rableridir. İşte (hesap verme sorumluluğunu reddeden) bu tipler, boyunlarında tutsaklık tasması taşıyanlardır: İşte onlardır ateş yaranı; onlar orada yerleşip kalacak olanlardır.
Fakat eğer (Allah'ın yarattığı bu harikalara) şaşıyorsanız inkarcıların şu sözlerine de şaşın: "Nasıl yani! Biz toza toprağa karıştıktan sonra (yeniden hayata dönmek üzre) bir kez daha mı yaratılacağız?" İşte (bunu söyleyenler) Rablerini inkara kalkışan kimselerdir; işte böyleleri boyunlarında (kendi davranışlarının bir sonucu olarak) bukağılar taşıyan kimselerdir; ve işte böyleleri, yerleşip kalmak üzere ateşe girecek olan kimselerdir.
Eğer (kavrayamadığından dolayı) şaşıyorsan (bu işaretlerimize); asıl şaşılacak olan, onların şu sözüdür: "Biz toprak olduktan sonra, halkı cedidde mi olacağız (yeni bir yaratılmayla yaşama devam mı edeceğiz)?". . . İşte bunlar Rablerinin hakikatleri olduğu bilgisini inkar edenlerdir (Allah Esma'sı hakikatleri olduğu için sonsuza dek ölümsüz yaşayacaklarını kavrayamayanlardır)! Boyunlarında bukağılar (halkalar - karınlarındaki ikinci beyinin oluşturduğu madde bedenden ibaret olma düşüncesinin esirleri) olanlar da bunlardır! Bunlar Ateş (yanma) ehlidir. . . Onlar orada sonsuz yaşarlar!
Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.
(Rasûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: «Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?» demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır!
Şaşırıyorsan, onların şu sözlerine de şaşır: "Toprak olduğumuzda mı? Gerçekten, yeniden yaratılacak mıyız?" Efendilerine nankörlük edenler, işte onlardır. Boyunlarında demir halkalar olanlar da işte onlardır. Ateşte sürekli kalacak olanlar da işte onlardır.
Şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların,"Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?" demeleridir. İşte onlar, Rabblerine nankörlük edenlerdir. Onlar, boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Onlar ateş ehlidir. Onlar orada uzun süreli kalacaklardır.
Şaşacaksan, onların şu sözlerine şaşmalısın: "Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" İşte onlar, Efendi'lerini inkar edenlerdir. Onlar, boyunlarına prangalar hak edenlerdir. Onlar ateşin halkıdır; nitekim orada ebedî kalıcıdırlar.
Şaşacaksan, onların şu sözlerine şaşmalısın: 'Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?' İşte onlar, Rab'lerini inkar edenlerdir. Onlar, boyunlarına prangalar hakedenlerdir. Onlar ateşin halkıdır; nitekim orada ebedi kalıcıdırlar.
Eğer şaşıracaksan, işte şaşılacak şey onların şu lakırdısı: "Biz toprak olduğumuz vakit mi; gerçekten biz mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" işte bunlar Rablerini inkar edenlerdir, işte bunlar tomrukları boyunlarında ve işte bunlar cehennemliktirler, orada süresiz kalacaklardır.
Eğer teaccüb edeceksen işte teaccüb edilecek şey: onların şu lakırdısı: biz bir toprak olduğumuz vakıt mı, hele hele biz mi mutlaka yeni bir hılkat içinde bulunacağız!... İşte bunlar rablarına küfretmiş olanlar ve işte bunlar tomrukları boyunlarında ve işte bunlar eshabı nar, hep onda kalacaklardır
Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden dipnot 1 kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden dipnot 1 kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Eğer şaşırıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların, "Biz toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz bir kez daha mı yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rabb'lerini küfreden dipnot 1 kimselerdir. İşte onlar, boyunlarında halkalar olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar rablerine küfredenler, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır.
Eğer (kafirlerin seni yalana çıkardıklarına) şaşıyorsan asıl şaşılacak olan onların: "Biz toprak oldukdan sonra mı ve yeniden mi muhakkak yaratılacağız?" demeleridir,İşte bunlar Rablerini tanımayanlardır, işte boyunlarında laleler bulunanlar bunlar ve işte içinde müebbed kalacakları ateşin yaranı da yine bunlar, bunlardır.
Şaşacaksan, onların: Biz, toprak olunca yeniden mi yaratılacağız? demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar; Rabblarını inkar edenlerdir. İşte onlar; boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. Ve işte onlar; cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
(1-5) Elif Lâm Mîm Râ. Bunlar Rabbinden sana gerçek olarak indirilmiş kitabın ayetleridir, insanların çoğunluğu inanmıyorlar. Allah, semaları sütunsuz / direksiz yükseltendir ki onları görüyorsunuz, sonra tahta / arşa kuruldu, güneşi ve ayı emre amade hale getirdi, hepsi belirli süreye kadar akar / cereyan eder, işler / emirler idare edilir. Ayetleri detaylandırıyoruz ki böylelikle belki Rabbinizle buluşacağınıza ikna olursunuz. Arzı uzatan O’dur. (Med, Cezir) içerisinde sabiteler ve nehirler yaptı, onun içinde / arzda her bir ürünü ikişerli, erkek ve dişi eşli yaptı , geceyle gündüzü kaplar, muhakkak ki bunda, düşünen / fikir üreten kavim için ayetler vardır. Arzda birbirine yakın komşu kara parçaları / kıtalar yaptı , üzümden, ekinden, salkımlı ve salkımsız hurmadan , bahçeler, tek bir suyla sulanır (su aynı lakin ürünler farklı) yeme olarak bazısını bazısına üstün etmişizdir / değerli / faziletli etmişizdir. (Fazilet insan için olursa erdem) İşte bunda akleden bir kavim için ayetler vardır. Eğer hayret edeceksen şuna hayret et ki onların sözleri, biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız demek oldu. İşte onlar Rablerini yok sayanlardır. (Ortada bir Rab yok düşüncesi onları ne hale getirmiş birinin bunu yapabileceğine tekrar yaratılabileceğine inanamıyorlar) İşte onların boyunlarında halkalar / tasmalar olacaktır. İşte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. 6,7, RABBİN ZULÜM YAPMALARINA RAĞMEN İNSANLARI BAĞIŞLAYANDIR) Güzellikten önce kötülüğün gelmesini senden çabucak istiyorlar , k esinlikle ve kesinlikle onlardan önce de birçok örnekleri geldi geçti , muhakkak ki senin Rabbin, zulüm yapmalarına rağmen insanları bağışlayandır , muhakkak ki Rabbinin misillemesi şiddetlidir. Kafirler, keşke O’na / Resule bir mucize indirilse diyorlar , muhakkak ki sen uyarıcısın, her kavmin birer rehberi / yol göstereni vardır. 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17, ALLAH BİR KAVİMDE OLANI, ONLAR BİREY OLARAK KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRMEDİKLERİ SÜRECE DEĞİŞTİRMEZ) Allah her dişinin neye hamile olduğunu bilir , rahimlerin neyi azalttığını neyi de ziyadeleştirdiğini bilir , her şeyin O’nun yanında bir miktarı vardır , gaybolanı da şahit olunanı da / müşahede edileni de bilir , büyüktür, yücedir. Sizden sözü gizleyen de açığa çıkaranda aynı seviyededir , g ece saklanan kişi de gündüz aşikâr olup ortaya çıkan kişi de aynı seviyededir, onu önünden ve ardından izleyen / takip edenler vardır, Allah’ın emri ile onu korurlar. Allah, bir toplumda olanı, onlar kendilerinde olanı deği ştirinceye kadar değiştirmez. Allah bir topluma kötülük dilediğinde onu geri reddedecek yoktur , onlar için Allah’tan başka dost yoktur. Size korku ve ümit içerisinde şimşeği gösteren O’dur / Allah’tır, yüklü bulutları / ağırlaşmış bulutları oluşturan da O’dur , gök gürlerken O’nu / Allah’ı övgü ile üstün tutar / tesbih eder, Melekler de O’ndan / Allah’tan korkularından onu tesbih ederler , yıldırımlar gönderilir, onu da istediğine isabet ettirir / nasip ettirir. Onlar Allah hakkında çekişiyorlar, O ’nun tuzağı şiddetlidir, gerçek çağrılar / hakiki dualar O’na yapılır, Onun dışında dua ettikleriniz ise size hiçbir şekilde cevap veremezler, O ancak avucunu kendisine gelmesi için suya uzatan biri gibidir, O su, ağızına gelmez, kafirlerin çağrıları ise sapmıştır / yerine ulaşmaz, isteyerek yahut zorla semalardaki ve yer yüzündeki her şey ve de gölgeleri Allah’a secde eder. Semaların ve yer yüzünün Rabbi kim diye söyle? De ki Allah de ki O’nun dışında dost mu edindiniz? Kendilerine dahi bir fayda ve zarar verme egemenliği olmayanları, dost mu edindiniz? De ki kör ile gören aynı seviye de olur mu? Karanlıkla aydınlık aynı seviye de olur mu? Allah’a ortaklar mı yaptılar? O’nun yaratması gibi / Allah’ın yaratması gibi benzer şeyler yaratanlar mı buldular? De ki Allah her şeyi yaratandır. O tektir ve ezicidir / kahhardır. Gökten su indirir, vadilere ayarınca akar, sel, suyun üzerine çıkan köpüğü taşır, ateşte eşya yahut süs yapılırken erittiklerinizde de benzeri bir köpük çıkar. Allah bu şekilde hakiki olanla geçersiz olanı / batılı örneklendirir, köpük ve atık posa gider fakat insanlara faydalı olan ise arzda kalır , işte bu şekilde Allah örnekler verir.
Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Eğer şaşacaksan, onların şu sözlerine şaşmak lazım: "Biz toprak olduğumuz zaman mı, biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar, Rablerine karşı nankörlük edenlerdir. Ve Onlar, boyunlarında halkalar bulunan kimselerdir, onlar ateş halkıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.
Bir şeye şaşacaksan, şaşırman gereken, onların: "Toprak olduğumuzda mı, gerçekten yeniden mi yaratılacağız?" sözleridir. İşte onlar, Rablerini görmezlik edenlerdir. Onlar, boyunlarına halka takılacak olanlardır. Ve yine onlar cehennem ateşinin ahalisidir. Orada ölümsüz olarak kalacaklardır dipnot 1 .
Hayret ediyorsan asıl hayret onların şu sözlerinedir: "Toprak olduğumuz zaman mı? Biz gerçekten yeni yaratılmış bir bedende mi olacağız?" Rablerini görmezlikten gelenler işte onlardır. Halkalar onların boyunlarında olacaktır. Onlar o ateşin ahalisidir. Hep orada kalacaklardır.
Eğer şaşacaksan, onların: Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız? demelerine şaşman gerekir. İşte onlar Rablerine küfredenlerdir. İşte onlar, boyunlarına zincir vurulanlardır. Onlar, ateş halkıdır. Orada ebedi kalacaklardır.
Eğer şaşacaksan, onların: -Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız? demelerine şaşman gerekir. İşte onlar Rablerini tanımayanlardır. İşte onlar, boyunlarına zincir vurulanlardır. Onlar, ateş halkıdır. Orada temelli kalacaklardır.
Eğer şaşıyorsan, esas şaşılacak olan onların şu sözüdür: "Biz toprak olunca mı ve gerçekten mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" Bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır. Bunlar ateşe dost olanların ta kendileridir; orada sürekli kalacaklardır.
Ra'd suresi, 6. ayet. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِمُ ٱلْمَثُلَٰتُ وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِّلنَّاسِ عَلَىٰ ظُلْمِهِمْ وَإِنَّ رَبَّكَ لَشَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir.
(Müşrikler) senden, iyilikten önce kötülüğü acele istiyorlar. (Oysa) onlardan önce nice örnekler geçmiştir. Şüphesiz ki haksızlıklarına rağmen Rabbin insanlar için bağışlama sahibidir. Şüphesiz ki Rabbinin azabı da çok şiddetlidir.
Ve iyiliği bırakmışlar, (tehdit edildikleri) kötü akıbetin bir an evvel gelip çatması için seni zorluyorlar. Oysa ki, kendilerinden önce bir dolu ibretlik hadise yaşanmıştı. Neyse ki senin Rabbin kendilerine kötülük eden insanlar için dahi bağışlayıcıdır; ama unutma ki cezanın en şiddetlisi de yine Rabbine aittir!
(Ey Peygamber, hakkı inkara şartlanmış olmakla bunlar, demek ki) iyilik (ummak) yerine, kötülüğün ivedi olarak kendilerini gelip bulması yönünde sana (küstahça) meydan okuyorlar; hem de, (o alay edip durdukları türden) nice ibret verici felaketin kendilerinden önce(ki toplumların) başına geldiğini (bildikleri) halde. Bununla birlikte, muhakkak ki senin Rabbin, işledikleri zulümlere rağmen insanlara karşı (esasta hep) bağışlayıcıdır; ama, unutma ki, (aynı zamanda) cezasında da gerçekten çok şiddetlidir.
Senden iyilik beklemek yerine, bir an önce belalarını isterler. . . (Oysa) onlardan önce, ders almaları gereken nice geçmiş topluluklar cezalandırıldılar. Muhakkak ki senin Rabbin zulümlerine rağmen insanlara mağfiret sahibidir. . . Muhakkak ki senin Rabbin Şediyd ül 'Ikab'dır (işlenen suçun sonucunu en şiddetli şekilde yaşatandır).
Onlar, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmak istiyorlar; oysa onlardan önce nice örnekler gelip geçmiştir. Ve şüphesiz, senin Rabbin, zulümlerine karşılık insanlar için bağışlama sahibidir ve şüphesiz senin Rabbin, cezası çok şiddetli olandır.
Müşrikler senden, iyilikten önce (kendilerine) alelacele kötülük gelmesini istemektedirler. Halbuki onlardan önce ibret alınacak nice azap örnekleri gelip geçmiştir. Doğrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için mağfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azabı da çok şiddetlidir.
İyilikten önce, kötülüğü ivedi olarak istiyorlar. Oysa onlardan önce, nice örnekler gelip geçmiştir. Kuşkusuz, Efendin, yaptıkları haksızlıklara karşın, insanlara karşı bağışlayıcıdır. Kuşkusuz, Efendinin cezası da gerçekten çok yamandır.
Senden, iyilikten önce kötülüğü çabucak istiyorlar. Halbuki önlerinden pek çok örnek gelip geçti. Doğrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için affedicidir. Rabbinin azabı elbette çok şiddetlidir.
İyilik isteyeceklerine, başlarına hemen bir felaket getirmeni isterler; oysa kendilerinden önce örnekler gelip geçti. Efendin, işledikleri zulme rağmen halka karşı bağışlayıcıdır. Efendinin azabı çetindir.
İyilik isteyeceklerine, başlarına hemen bir felaket getirmeni isterler; oysa kendilerinden önce örnekler gelip geçti. Rabbin, işledikleri zulme rağmen halka karşı bağışlayıcıdır. Rabbinin azabı çetindir.
Bir de senden iyilikten önce kötülüğün gelmesini istiyorlar. Oysa önlerinde örnek olarak cezalar gelip geçti. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine rağmen bağışlayıcıdır! Bununla beraber Rabbinin azabı çok şiddetlidir.
Bir de senden haseneden evvel seyyieyi isti'cal ediyorlar, halbuki önlerinde misal olacak ukubetler geçti ve hakıkat rabbın insanların zulümlerine karşı mağrifet sahibi, bununla beraber rabbın pek şedidül'ıkab
Ve senden, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmanı istiyorlar. dipnot 1 Oysaki kendilerinden önce nice ibret alınacak cezalar yaşandı. Rabb'in, haksızlıklarına rağmen insanlar için gerçekten bağışlayıcı olandır. Ve elbette ki; Rabb'in, Azabı da Çok Şiddetli Olan'dır.
Ve senden, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmanı istiyorlar. dipnot 1 Oysaki kendilerinden önce nice ibret alınacak cezalar yaşandı. Rabb'in, haksızlıklarına rağmen insanlar için gerçekten bağışlayıcı olandır. Ve elbette ki; Rabb'in, Azabı da Çok Şiddetli Olan'dır.
Ve senden, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmanı istiyorlar. dipnot 1 Oysaki kendilerinden önce nice ibret alınacak cezalar yaşandı. Rabb'in, haksızlıklarına rağmen insanlar için gerçekten bağışlayıcı olandır. Ve elbette ki; Rabb'in, Azabı da Çok Şiddetli Olan'dır.
Onlar, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmak istiyorlar; oysa onlardan önce nice örnekler gelip geçmiştir. Ve şüphesiz, senin rabbin, zulümlerine karşılık insanlar için bağışlama sahibidir ve şüphesiz senin rabbin, cezası çok şiddetli olandır.
(Müşrikler) senden iyilikden önce çarçabuk kötülük isterler. Halbuki onlardan evvel nice ukuubet misalleri gelib geçmişdir. Hakıykat, Rabbin, zulümlerine rağmen, insanlar için mağfiret saahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin ıkaabı da cidden çetindir.
İyilikten önce, kötülük isterler çabucak senden. Oysa onlardan önce nice örnekler geçmiştir. Doğrusu insanların zulmetmelerine rağmen, Rabbın mağfiret sahibidir. Şüphesiz ki Rabbının cezalandırması; şiddetlidir.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Hâlbuki onlardan önce nice örnekler gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, zulümlerine rağmen insanlara yine de mağfiret edendir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir.
Senden, iyilikten önce kötülüğü acele istiyorlar. Oysa onlardan önce benzerleri(ne nice cezalar) gelip geçti. (Niçin onlardan ibret almazlar?) Şüphesiz Rabbin, o(insa)nların zulümlerine karşı mağfiret sahibidir, fakat Rabbinin azabı da pek çetindir.
Senden, iyilikten önce kötülüğün çarçabuk gelmesini istiyorlar dipnot 1 . Oysa bunlardan önce (ibret olacak) nice cezalandırma örnekleri gelip geçti dipnot 2 . Hiç şüphe yok ki senin Rabbin, yanlışlarına rağmen dipnot 3 insanlara mağfiret dipnot 4 edendir. Ve yine senin Rabbin, cezalandırması pek çetin olandır dipnot 5 .
Onlar iyilikten önce hemen kötülüğü getirmeni isterler. Oysa bunun örnekleri daha önce geçmiştir. Senin Rabbin insanları, yanlışlarına rağmen (durumların düzeltir) bağışlar ama Rabbinin cezası da pek ağırdır.
İyilikten önce hemen kötüyü/azabı getirmeni isterler. Oysa onlardan önce benzer cezalar gelip geçmiştir. Doğrusu insanların zulümlerine karşın Rabbin, mağfiret sahibidir. Rabbinin cezalandırması ise çetindir.
İyilikten önce hemen fenalığı getirmeni isterler, oysa onlardan önce benzer örnekler geçmiştir. Doğrusu Rabbinin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır. Rabbinin cezalandırması ise çetindir.
Senden, güzellikten önce kötülük istemede acele ediyorlar. Halbuki önlerinden pek çok örnek gelip geçti. Şu da bir gerçek ki, Rabbin insanlara karşı, zulümlerine rağmen af sahibidir. Ve Rabbinin azabı elbette çok şiddetlidir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.