Mürselât suresi · 16–28. ayetler

Yaratılıştaki deliller

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mürselât suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 16. ayet. أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz öncekileri helak etmedik mi?

    Mehmet Okuyan

    Biz (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri de helak etmedik mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yani, Biz (o yalanlayanların) öncülerini helak etmedik mi?

    Muhammed Esed

    Biz, geçmişin o (günahkar)larını yok etmedik mi?

    Ahmed Hulusi

    Evvelkileri helak etmedik mi?

    Ali Bulaç

    Biz, öncekileri helak etmedik mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?

    Ali Rıza Safa

    Öncekileri yıkıma uğratmadık mı?

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz, öncekileri helak etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.

    Edip Yüksel

    Öncekileri helak etmedik mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öncekileri helak etmedik mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Önceki toplulukları helak etmedik mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Helak etmedik mi evvelkileri?

    Erhan Aktaş

    Öncekileri yok etmedik mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öncekileri yok etmedik mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öncekileri yok etmedik mi?

    Gültekin Onan

    Biz, öncekileri helak etmedik mi?

    Hasan Basri Çantay

    Biz öncekileri (bu tekziblerinden dolayı) helak etmedik mi?

    İbni Kesir

    Öncekileri Biz helak etmedik mi?

    Mehmet Alagaş

    (1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, öncekileri helak etmedik mi?

    Süleyman Ateş

    Öncekileri helak etmedik mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden öncekileri etkisizleştirmedik mi?

    Şaban Britch

    Evvelkileri helak etmedik mi?

    Şaban Piriş

    Evvelkileri yıkıma uğratmadık mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Öncekileri helak etmedik mi?

  2. Mürselât suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 17. ayet. ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.

    Mehmet Okuyan

    Sonra gelenleri de onların peşine takacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonrakileri de onların peşine diziveririz:

    Muhammed Esed

    İşte sonrakileri de onlarla aynı yola sokacağız:

    Ahmed Hulusi

    Sonra, ardı sıra gelenleri de onlara tabi ederiz (onlar da helak olurlar).

    Ali Bulaç

    Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onların peşine diğerlerini takacağız.

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz, öncekileri helak etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.

    Edip Yüksel

    Sonra, diğerlerini de onlara katmadık mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, diğerlerini de onlara katmadık mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra arkalarına takacağız geridekileri!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra arkalarına takacağız geridekileri

    Erhan Aktaş

    Sonra arkadan gelenleri de onlara katarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra arkadan gelenleri de onlara katarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra arkadan gelenleri de onlara katarız.

    Gültekin Onan

    Sonra, arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra geridekileri de onların arkasına takacağız.

    İbni Kesir

    Ardından sonrakileri de onların arkasına takacağız.

    Mehmet Alagaş

    (1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra arkadan gelenleri de onların arkasına takacağız.

    Süleyman Ateş

    Sonra geridekileri de onların ardına takarız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonrakileri de onlara katacağız.

    Şaban Britch

    Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.

    Şaban Piriş

    Daha sonra da geridekileri onlara tabi kılarız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.

  3. Mürselât suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 18. ayet. كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz suçlulara işte böyle yaparız.

    Mehmet Okuyan

    İşte biz, suçlulara böyle yaparız!

    Mustafa İslamoğlu

    İşte günahı hayat tarzı haline getirenlere böyle davranırız.

    Muhammed Esed

    (çünkü) Biz, günaha batmış olanlarla böyle uğraşırız.

    Ahmed Hulusi

    İşte suçluları böyle yaparız!

    Ali Bulaç

    İşte biz, suçlu günahkarlara böyle yapıyoruz.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte biz suçlulara böyle yaparız!

    Ali Rıza Safa

    Suçlulara, işte böyle yaparız.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte biz, suçlulara böyle yaparız.

    Edip Yüksel

    Suçlulara işte böyle davranırız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Suçlulara işte böyle davranırız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz suçluları öyle yaparız!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz öyle yaparız mücrimleri

    Erhan Aktaş

    İşte suçlulara böyle yaparız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte suçlulara böyle yaparız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte suçlulara böyle yaparız.

    Gültekin Onan

    İşte biz, suçlu günahkarlara böyle yapıyoruz.

    Hasan Basri Çantay

    Biz günahkarlara böyle yaparız.

    İbni Kesir

    İşte Biz; böylr yaparız suçluları.

    Mehmet Alagaş

    (1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.

    Süleyman Ateş

    Suçlulara böyle yaparız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, bütün suçlulara yapacağız.

    Şaban Britch

    İşte suçlulara böyle yaparız!

    Şaban Piriş

    İşte suçlulara böyle yaparız!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, suçlulara işte böyle yaparız.

  4. Mürselât suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 19. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    O gün vay yalanlayanların haline!

    Mehmet Okuyan

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mustafa İslamoğlu

    O gün vay haline bu hakikati yalanlayanların!

    Muhammed Esed

    O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte yalanlayanların vay haline!

    Ali Bulaç

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

    Ali Rıza Safa

    Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, geçmişten ders almayan yalancıların vay haline!

    Edip Yüksel

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yalan diyenlerin vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay haline o gün yalan diyenlerin

    Erhan Aktaş

    O Gün yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Gültekin Onan

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Hasan Basri Çantay

    (Allahın ayetlerini ve peygamberlerini) yalan sayanların o gün vay haaline!

    İbni Kesir

    O gün; yalanlayanların vay haline.

    Mehmet Alagaş

    (1-19) Birbiri ardınca/ üst üste gönderilenlere ve estikçe esenlere (rüzgarlar), y ayıldıkça yayılanlara (bulutlar) ayırdıkça ayıranlara, u yarı ya da özür amaçlı zikri bırakılanlara / ilga edilenlere , s ize söz verilen / vaad edilen, kesinlikle gerçekleşecektir / vuku bulacaktır. Yıldızlar söndüğü / silindiği vakit , g ök/sema yarıldığı/açıldığı/ ferç olduğu vakit , Dağlar savrulduğu vakit, Elçiler / Resuller toplandığı vakit, hangi güne kadar süre almışlardı / ertelenmişlerdi? Ayrışım gününe kadar (ertelenmişlerdi) Ayrışım günü nedir? Sana ne idrak ettirdi? O gün, yalanlayanların vay haline! Evvelkileri helak etmedik mi? Sonra onları, diğer arkadan gelenler i onların peşlerine taktırırız. Suçlulara / mücrimlere böyle yaparız. O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün vay yalanlayanların haline!

    Süleyman Ateş

    (Hakkı) yalanlayanların vay haline o gün!

    Süleymaniye Vakfı

    O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yalancılar çok çekecekler.

    Şaban Britch

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

    Şaban Piriş

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yalanlayanların o gün vay haline!

  5. Mürselât suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 20. ayet. أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ

    Diyanet İşleri

    Biz sizi bayağı bir sudan (meniden) yaratmadık mı?

    Mehmet Okuyan

    Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

    Mustafa İslamoğlu

    Sizin yaratılış sürecinizi basit ve zayıf bir sıvıdan başlatmadık mı?

    Muhammed Esed

    Sizi basit bir sıvıdan yaratmadık mı,

    Ahmed Hulusi

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

    Ali Bulaç

    Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?

    Ali Rıza Safa

    Sizi, özelliği olmayan bir sudan yaratmadık mı?

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?

    Edip Yüksel

    Sizi değersiz bir sudan/sıvıdan yaratmadık mı? dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Modern embriyolojinin belirlemesine göre, olgun bir bebek için gebelik süresi, döllenmeden itibaren tam 266 gün veya 38 haftadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yaratmadık mı sizi hor bir sudan?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yaratmadık mı sizi bir hakir sudan?

    Erhan Aktaş

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

    Gültekin Onan

    Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?

    Hasan Basri Çantay

    Biz, sizi hakıyr bir sudan yaratmadık mı?

    İbni Kesir

    Sizi bayağı bir sudan, Biz yaratmadık mı?

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

    Süleyman Ateş

    Sizi adi bir sudan yaratmadık mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi dayanıksız bir sudan yarattık dipnot 1 , değil mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanalda döllenmiş yumurta olarak yaratılır, arkasından ana rahmine yerleştirilir.

    Şaban Britch

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

    Şaban Piriş

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

  6. Mürselât suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 21. ayet. فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    Diyanet İşleri

    (21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

    Mehmet Okuyan

    (21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ki Biz o sıvıyı (rahim gibi) sağlam bir karar mahallinde korumaya aldık;

    Muhammed Esed

    (rahmin içinde) sağlam bir şekilde muhafaza ettiğimiz (bir sıvıdan),

    Ahmed Hulusi

    Onu güvenli bir mekanda (rahimde) oluşturduk;

    Ali Bulaç

    Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onu, dayanıklı bir yere yerleştirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

    Edip Yüksel

    Ve sonra onu iyi korunan bir yere yerleştirmedik mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve sonra onu iyi korunan bir yere yerleştirmedik mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu güvenli bir yere (rahme) koyduk.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kılıp da onu bir makarda temkin

    Erhan Aktaş

    Sonra onu korunaklı bir yere yerleştirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onu korunaklı bir yere yerleştirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onu korunaklı bir yere yerleştirdik.

    Gültekin Onan

    Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

    Hasan Basri Çantay

    Onu sağlam bir yerde tutub da,

    İbni Kesir

    Onu sağlam bir yere yerleştirdik.

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

    Süleyman Ateş

    Onu sağlam bir karar yerine koyduk.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onu karar-ı mekin'de /yumurtaya ulaşmasına imkan veren yerde tuttuk dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erkeğin tohumu /menisi kadının üreme organına bırakıldıktan sonra karar-ı mekine yani yumurtayla birleşmesine imkan veren yere kendi gücüyle ulaşır (Mü'minun 23/13, Tarık 86/6) orada yumurtayla birleşerek nutfeyi /döllenmiş yumurtayı oluşturur (Abese 80/18-20). Çocuğun cinsiyeti ve diğer özellikleri bu sırada belli olur (Necm 53/45-46, Maide 5/32, Enbiya 21/35). Nutfe, yumurtaya ulaştığı karar-ı mekinden, (yumurtalık ile rahim tüpü arası bölgeden) bir süre kalacağı müstekarra yani rahim tüpüne, oradan da doğuma kadar kalacağı müstevdaa yani rahime geçer (En'am 6/98). Böylece oluşum, üç karanlık yerde tamamlanmış olur (Zümer 39/6).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onu sağlam bir yere (ana rahmine) dipnot 1 yerleştirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karar-ı mekin (قَرَارٍ مَكٖينٍ): sağlam bir yer (ana rahmi) anlamı verdiğimiz tamlama için Bkz. Müminun 23/13 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Ve suyu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

    Şaban Piriş

    Ve suyu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu dayanıklı karargahta tuttuk.

  7. Mürselât suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 22. ayet. إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ

    Diyanet İşleri

    (21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

    Mehmet Okuyan

    (21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    tabi ki önceden belirlenmiş bir süreye kadar...

    Muhammed Esed

    önceden belirlenmiş bir süreyle?

    Ahmed Hulusi

    Malum bir kadere kadar!

    Ali Bulaç

    Belli bir süreye kadar;

    Ali Özek ve heyeti

    Belli bir süreye kadar…

    Ali Rıza Safa

    Bilinen bir süreye dek.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

    Edip Yüksel

    Bilinen bir süreye kadar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilinen bir süreye kadar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Belirli bir vakte değin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ma'lum bir kadere değin

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Belirlenen bir süreye kadar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Belirlenen bir süreye kadar.

    Gültekin Onan

    Belli bir süreye kadar;

    Hasan Basri Çantay

    ma'lum bir vakta kadar.

    İbni Kesir

    Belli bir süreye kadar.

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Belli bir süreye kadar.

    Süleyman Ateş

    Belli bir süreye kadar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belli bir süreye kadar orada kaldı.

    Şaban Britch

    Belli bir süreye kadar

    Şaban Piriş

    Belli bir süreye kadar..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilinen bir ölçüye/süreye kadar.

  8. Mürselât suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 23. ayet. فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz!

    Mehmet Okuyan

    (İşte bunları) bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bunları Biz takdir ettik; ve ne muhteşemdir Bizim takdirimiz!

    Muhammed Esed

    Biz, (insanın yaratılışını) işte böyle gerçekleştirdik. Ne mükemmeldir Bizim (bir şeyi) gerçekleştirme kudretimiz!

    Ahmed Hulusi

    Böylece biz takdir ettik! Ne güzel takdir edenleriz!

    Ali Bulaç

    İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, biz ne güzel güç yetirenleriz.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, ona, ölçülü bir biçim verdik. Biz, ne güzel biçim veririz.

    Bayraktar Bayraklı

    Buna gücümüz yeter. Güç yetiren ne güzeldir!

    Edip Yüksel

    Biz ölçtük, biçtik. Biz en iyi biçim verenleriz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz ölçtük, biçtik. Biz en iyi biçim verenleriz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Demek ki ölçmüşüz, demek ki Biz ne güzel güçlüleriz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Demek ki ölçmüşüz, demek ki biz ne güzel kadiriz

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra biçim verdik, ne güzel biçim verenleriz.

    Gültekin Onan

    İşte (buna) güç yetirdik. Biz ne güzel güç yetirenleriz.

    Hasan Basri Çantay

    İşte biz (bunu) kudretimizle yapdık. Demek (biz) ne güzel kaadirler (iz)!

    İbni Kesir

    Bunu Biz takdir ettik, ne güzel takdir edenleriz Biz.

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Buna gücümüz yeter. Ne güzel güç yetirenleriz.

    Süleyman Ateş

    Biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz.

    Süleymaniye Vakfı

    Ölçüleri biz belirledik. Biz, ne güzel ölçülendireniz! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın ölçülerinin ve şeklinin belirlenmesi karar-ı mekinde, spermin yumurtayla birleştiği yerde olur. Orada, kişiye özgü ölçüler konur (Al-i İmran 3/6).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölçülerinizi orada belirledik dipnot 1 . Güzel ölçüler koyan biziz!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın ölçülerinin ve şeklinin belirlenmesi ana rahminde olur (Bkz. Al-i İmran 3/6)

    Şaban Britch

    Buna gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz

    Şaban Piriş

    Buna gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!

  9. Mürselât suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 24. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    O gün vay yalanlayanların haline!

    Mehmet Okuyan

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mustafa İslamoğlu

    O gün vay haline (bu) hakikatı yalanlayanların!

    Muhammed Esed

    O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte yalanlayanların vay haline!

    Ali Bulaç

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

    Ali Rıza Safa

    Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, yaratanını inkar edenlerin vay haline!

    Edip Yüksel

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yalan diyenlerin vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay haline o gün yalan diyenlerin

    Erhan Aktaş

    O Gün, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Gültekin Onan

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Hasan Basri Çantay

    (Kudretimizi) yalan sayanların vay o gün haaline!

    İbni Kesir

    Vay haline o gün, yalanlayanların.

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Süleyman Ateş

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Süleymaniye Vakfı

    O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yalancılar çok çekecekler.

    Şaban Britch

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

    Şaban Piriş

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Vay başına o gün, yalanlayanların!

  10. Mürselât suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 25. ayet. أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

    Diyanet İşleri

    (25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

    Mehmet Okuyan

    (25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

    Mustafa İslamoğlu

    Değil mi ki yeryüzünü bir arada yaşama alanı yaptık;

    Muhammed Esed

    Biz toprağı toplanma yeri yapmadık mı

    Ahmed Hulusi

    Arzı bir toplanma yeri kılmadık mı?

    Ali Bulaç

    Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?

    Edip Yüksel

    Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve kılmadık mı Arzı bir tokat

    Erhan Aktaş

    Yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?

    Gültekin Onan

    Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

    Hasan Basri Çantay

    Biz, yeri bir toplantı yeri yapmadık mı?

    İbni Kesir

    Biz; yeryüzünü toplantı mahalli kılmadık mı?

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

    Süleyman Ateş

    Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünü toplanma ve kalma yeri yapmadık mı?

    Şaban Britch

    Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?

    Şaban Piriş

    Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?

  11. Mürselât suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 26. ayet. أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا

    Diyanet İşleri

    (25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

    Mehmet Okuyan

    (25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?

    Mustafa İslamoğlu

    (manen) diri (mü'min)ler ve ölü (kafir)ler için.

    Muhammed Esed

    diriler ve ölüler için?

    Ahmed Hulusi

    Diriler ve ölüler için!

    Ali Bulaç

    Dirilere ve ölülere.

    Ali Özek ve heyeti

    Dirilere ve ölülere.

    Ali Rıza Safa

    Dirilere ve ölülere.

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?

    Edip Yüksel

    Yaşayanlar için, ölüler için...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaşayanlar için, ölüler için...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerek diriler gerekse ölüler için.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gerekse diriler için gerekse emvat

    Erhan Aktaş

    Diriler ve ölüler için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Diriler ve ölüler için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Diriler ve ölüler için.

    Gültekin Onan

    Dirilere ve ölülere.

    Hasan Basri Çantay

    Dirilere de, ölülere de.

    İbni Kesir

    Ölülere de, dirilere de.

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Diri olanları da, ölü olanları da.

    Süleyman Ateş

    Diriler ve ölüler için.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Diriler ve ölüler için...

    Şaban Britch

    Dirilere ve ölülere.

    Şaban Piriş

    Dirilere ve ölülere..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Diriler bakımından da ölüler bakımından da.

  12. Mürselât suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 27. ayet. وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءً فُرَاتًا

    Diyanet İşleri

    Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Ve başı yüce heybetli dağlar var ettik; ve size billur gibi suları sebil ettik.

    Muhammed Esed

    Onun üzerinde haşmetli, sarsılmaz dağlar meydana getirmedik mi ve size içmeniz için tatlı sular vermedik mi?

    Ahmed Hulusi

    Orada yüksek (haşmetli, azametli) sabit dağlar oluşturduk ve size tatlı bir su içirdik.

    Ali Bulaç

    Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik.

    Ali Rıza Safa

    Orada sarsılmaz yüksek dağlar yaptık ve size tatlı bir su içirdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Oraya sabit ve yüksek dağlar yerleştirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi?

    Edip Yüksel

    Üzerine yüksek dağlar yerleştirip size tatlı su içirmedik mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üzerine yüksek dağlar yerleştirip size tatlı su içirmedik mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve orada, oturaklı yumru yumru dağlar oturtup size tatlı su sunmadık mı?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve oturdup da onda yumru yumru oturaklı dağlar, sunmadık mı size bir su (tatlı) bir furat

    Erhan Aktaş

    Orada oturaklı ağır baskılar yaptık. Size tatlı su içirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada oturaklı ağır baskılar yaptık. Size tatlı su içirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada yüksek sabit dağlar yaptık. Size tatlı su içirdik.

    Gültekin Onan

    Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?

    Hasan Basri Çantay

    Orada sabit sabit, yüce yüce (dağlar) vücude getirmedik mi? Size tatlı bir su da içirmedik mi?

    İbni Kesir

    Orada yüksek ve sabit dağlar var edip tatlı sular içirmedik mi size?

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?

    Süleyman Ateş

    Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada yüksek dağlar oluşturduk. Size tatlı sular içirdik, değil mi?

    Şaban Britch

    Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?

    Şaban Piriş

    Orada yüksek dağlar yaratıp, size tatlı su içirmedik mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.

  13. Mürselât suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mürselât suresi, 28. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    O gün vay yalanlayanların haline!

    Mehmet Okuyan

    (O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

    Mustafa İslamoğlu

    O gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    Muhammed Esed

    O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte yalanlayanların vay haline!

    Ali Bulaç

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

    Ali Rıza Safa

    Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, Allah'ın nimetlerini yalanlayanların vay haline!

    Edip Yüksel

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yalan diyenlerin vay haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vay haline o gün yalan diyenlerin

    Erhan Aktaş

    O Gün yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

    Gültekin Onan

    O gün, yalanlayanların vay haline.

    Hasan Basri Çantay

    (Bu gibi ni'metleri) yalan sayanlarını o gün vay haaline!

    İbni Kesir

    Vay haline o gün, yalanlayanların.

    Mehmet Alagaş

    (20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün yalanlayanların vay haline!

    Süleyman Ateş

    Yalanlayanların vay haline o gün!

    Süleymaniye Vakfı

    O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün yalancılar çok çekecekler.

    Şaban Britch

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

    Şaban Piriş

    Vay haline o gün yalanlayanların!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Vay haline o gün, yalanlayanların!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.