Mü'min suresi · 1–9. ayetler

Kitabın indirilişi ve Arş'ı taşıyan meleklerin duası

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mü'min suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 1. ayet. حمٓ

    Diyanet İşleri

    Ha Mim.

    Mustafa İslamoğlu

    Ha-Mim!

    Muhammed Esed

    Ha-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Ha, Miiim!

    Ali Bulaç

    Ha, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Hâ. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    H. M.

    Bayraktar Bayraklı

    Ha, mim.

    Edip Yüksel

    H8 M40 dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * HH. M. harfleri 40-46 surelerinin başında bulunur. "HH" ve "M" harfleri Kuran'ın matematiksel sistemi içinde önemli bir role sahiptir. Yirmi dokuz surenin başında yer alan çeşitli harf kombinasyonları, Kuran'ın matematiksel yapısı içinde önemli fonksiyona sahiptir. Harf, kelime, ayet ve sure sayılarını ve karşılıklı ilişkilerini kapsayan iç içe geçmeli matematiksel örgüye rağmen Kuran'ın anlaşılır bir dil kullanması, Kuran'ın insan ürünü olamayacağının ayrı bir kanıtıdır. * Bak 2:1; 74:1-56.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    HH. M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ha, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ha Mim.

    Erhan Aktaş

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ha, Mim.

    Gültekin Onan

    Ha. Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Haa, Mim.

    İbni Kesir

    Ha, Mim.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Süleyman Ateş

    Ha mim.

    Süleymaniye Vakfı

    Ha-Mim! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı söylenebilir. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    HA! MİM!

    Şaban Britch

    Hâ, Mîm.

    Şaban Piriş

    Ha mim

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ha, Mim.

  2. Mü'min suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

    Mehmet Okuyan

    (Bu) Kitabın indirilişi, güçlü, bilen Allah katındandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu ilahi kelamın indirilişi her işinde mükemmel olan, her şeyi bilen Allah katındandır.

    Muhammed Esed

    Bu ilahi kelamın indirilişi, her şeyi bilen, Kudret Sahibi Allah'tandır,

    Ahmed Hulusi

    O BİLGİ'nin (Hakikat ve Sünnetullah hakkında) tenzili (tafsile indirme), Aziyz ve Aliym olan Allah'tandır!

    Ali Bulaç

    Bu Kitabın indirilmesi, Aziz, Alim olan Allah'tandır;

    Ali Özek ve heyeti

    Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla bilen, Allah tarafından indirilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Kitap'ın indirilişi, Üstün Olan; Bilen, Allah tarafındandır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Bu kitap, mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş ancak O'nadır.

    Edip Yüksel

    Bu kitabın indirilmesi, Üstün ve Her şeyi Bilen ALLAH katındandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu kitabın indirilmesi, Üstün ve Her Şeyi Bilen ALLAH katındandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu kitabın indirilişi, O çok güçlü, herşeyi bilen Allah'tandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İndirilişi bu kitabın Allahdan, o aziz, alim

    Erhan Aktaş

    Bu Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen Allah tarafındandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen Allah tarafındandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen Allah tarafındandır.

    Gültekin Onan

    Bu Kitabın indirilmesi, Aziz, Alim olan Tanrı'dandır

    Hasan Basri Çantay

    (2-3) (Bu) kitabın indirilmesi; O mutlak gaalib, O (her şey'i) hakkıyle bilen, (mü'minlerin) günahı (nı) yarlığayan, tevbesini kabul eden, (kafirler ve muhaalifler için) azabı çetin, (ariflere) fazl (-u kerem) saahibi olan Allahdandır. Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. Dönüş ancak Onadır.

    İbni Kesir

    Kitab'ın indirilişi; Aziz, Alim olan Allah'tandır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu kitap Azîz ve Alîm olan Allah tarafından indirilmiştir.

    Süleyman Ateş

    Bu Kitabın indirilişi, aziz (daima galib) ve alim (herşeyi en iyi bilen) Allah tarafındandır;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kitabın indirilmesi, üstün ve bilgili olan Allah katındandır.

    Şaban Britch

    Bu kitabın Aziz ve Alim olan Allah tarafından indirilmiştir.

    Şaban Piriş

    Kitabın indirilmesi güçlü ve alim Allah'tandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu kitabın indirilişi, Aziz ve Alim olan Allah'tandır.

  3. Mü'min suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 3. ayet. غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

    Mehmet Okuyan

    O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olandır, lütuf sahibidir. O'ndan başka ilah yoktur; dönüş de yalnızca O'nadır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın sıfatları arasında [vâv] edatının kullanılmamasıyla ilgili bkz. Fâtiha 1:1, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    (O) günahları bağışlayan, kendine yönelenin yönelişini kabul eden, cezalandırması çetin, keremi de sınırsız olandır: O'ndan başka ilah yoktur ve tüm yolların sonu O'na çıkar.

    Muhammed Esed

    Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, intikamı çetin, lütfu sınırsız olan (Allah'tan). Ondan başka ilah yoktur, varış O'nadır.

    Ahmed Hulusi

    Ğafir'iz Zenb (suçları bağışlayıcı), Kabilit Tevb (tövbeyi - hakikatine dönmeyi kabul edici), Şediyd ül 'Ikab (suçları acımasız şiddetle cezalandıran) ve Züt Tavl'dır (lütfu ihsanı bol olan). . . Tanrı yok, sadece "HU"! O'nadır dönüş.

    Ali Bulaç

    Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah'tan). O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş O'nadır.

    Ali Özek ve heyeti

    Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır.

    Ali Rıza Safa

    Suçları bağışlayan ve pişmanlıkları kabul eden, cezası yaman, gücü sınırsızdır. O'ndan başka Tanrı yoktur. Dönüş, O'na olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Bu kitap, mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş ancak O'nadır.

    Edip Yüksel

    Günahları Bağışlayan, Tövbeyi Kabul Eden, Cezası Şiddetli, Sonsuz Güç Sahibi... O'ndan başka tanrı yoktur. Dönüş O'nadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Günahları Bağışlayan, Tevbeyi Kabul Eden, Cezası Şiddetli, Sonsuz Güç Sahibi... O'ndan başka tanrı yoktur. Dönüş O'nadır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O günahkarları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezalandırması şiddetli, bol lütuf sahibi Allah'tan ki, O'ndan başka tapılacak yoktur. Dönüş de O'nadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O günah bağışlayıcı ve tevbe kabul edici ıkabı şiddetli, fadıl sahibi Allahdandır ki ondan başka tapılacak yok, hem onadır dönüm

    Erhan Aktaş

    O, suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç dipnot 1 sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Zi't-tavl" ifadesine, çevirilerde "ihsan", "lütuf", "kerem", "ni'met" şeklinde anlam verilmektedir. Bu kelimenin, "kudret/güç sahibi" demek olan anlamının tercih edilmesi daha uygundur. Zira eğer kast edilen şey; "ihsan, nimet, lütuf ve ikram" demek olunsaydı, "tavl" kelimesi yerine -birçok ayette olduğu gibi- doğrudan bu kelimelerin kendisi kullanılırdı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç dipnot 1 sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Zi't-tavl" ifadesine, çevirilerde "ihsan", "lütuf", "kerem", "ni'met" şeklinde anlam verilmektedir. Bu sözcüğün, "kudret/güç sahibi" demek olan anlamının tercih edilmesi daha uygundur. Zira eğer kast edilen şey; "ihsan, nimet, lütuf ve ikram" demek olunsaydı, "tavl" sözcüğü yerine -birçok ayette olduğu gibi- doğrudan bu sözcüklerin kendisi kullanılırdı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, suçu bağışlayan, tövbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç dipnot 1 sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "zi't-tavl" ifadesi, çevirilerde "ihsan", "lütuf", "kerem", "ni'met" şeklinde yer almaktadır. Bu sözcüğün, "kudret/güç sahibi" demek olan anlamının tercih edilmesi daha uygundur. Zira eğer kast edilen şey; "ihsan, nimet, lütuf ve ikram" demek olunsaydı,"tavl" sözcüğü yerine -birçok ayette olduğu gibi- doğrudan bu sözcüklerin kendisi kullanılırdı.

    Gültekin Onan

    Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Tanrı'dan). O'ndan başka tanrı yoktur. Dönüş O'nadır.

    Hasan Basri Çantay

    (2-3) (Bu) kitabın indirilmesi; O mutlak gaalib, O (her şey'i) hakkıyle bilen, (mü'minlerin) günahı (nı) yarlığayan, tevbesini kabul eden, (kafirler ve muhaalifler için) azabı çetin, (ariflere) fazl (-u kerem) saahibi olan Allahdandır. Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. Dönüş ancak Onadır.

    İbni Kesir

    Günahları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lutfu bol olandır. O'ndan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı çetin ve nimeti pek bol olandır. Ondan başka ilâh yoktur, dönüş yalnız Onadır.

    Süleyman Ateş

    Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin olan, lutuf sahibi (Allah tarafından). O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.

    Süleymaniye Vakfı

    günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden dipnot 1 , cezası çetin dipnot 2 ve ihsanı bol olanın (katındandır). Ondan başka ilah yoktur, dönüp varılacak yer onun huzurudur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İşlenen günah ne olursa olsun, ölüm gelmeden önce terk edilerek tövbe edilir ve doğru yola girilirse Allah, günahı bağışlamakla kalmaz, onu sevaba çevirerek ikramda da bulunur (Al-i İmran 3/135-136, Nisa 4/17, 48, 116, A'raf 7/153, Nahl 16/119, Taha 20/82, Furkan 25/68 -71, Zümer 39/53)
    2. metne dön, dipnot 2
      Çetin, ayetteki şedid'in (شديد) karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır. Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır. Çetinlik, işlenen suçun karşılığının bir misli artırılacak olmasındandır (En'am 6/160, Nahl 16/126).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Günahları bağışlar, dönüşleri (tevbeleri) kabul eder, cezaları pek ağır ve imkanları geniştir. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.

    Şaban Britch

    Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı şiddetli ve bol lütuf sahibidir. Ondan başka (hak) ilah yoktur, dönüş O’nadır.

    Şaban Piriş

    Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı şiddetli ve bol lütuf sahibidir. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ğafir'dir, günahı affedendir. Tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütfu bol olandır O. İlah yoktur O'ndan gayrı. Yalnız O'nadır varış ve dönüş.

  4. Mü'min suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 4. ayet. مَا يُجَٰدِلُ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِى ٱلْبِلَٰدِ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlardan başkası, Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların diyar diyar dolaşması kesinlikle seni aldatmasın! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:196.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın ayetleri konusunda, sadece inkarda direnenler ileri geri konuşurlar. Fakat onların gözde mekanlarında keyif çatmaları seni yanıltmasın:

    Muhammed Esed

    Yalnızca hakikati inkara şartlanmış olanlar Allah'ın mesajlarını sorgulamaya yeltenirler. Fakat onların yeryüzünde keyiflerince dolaşmaları seni yanıltmasın:

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın işaretleri hakkında hakikat bilgisini inkar edenlerden başkası mücadele edip tartışmaz! O halde onların beldelerde (keyifle) dolaşması seni aldatmasın.

    Ali Bulaç

    Allah'ın ayetleri konusunda inkar edenlerden başkası mücadele etmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler müstesna, hiç kimse Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaz. Onların şehirlerde (rahatlıkla) gezip dolaşması seni aldatmasın.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlerden başkası, Allah'ın ayetlerini tartışmaz. Onların kentlerde gezip dolaşmaları, artık seni yanıltmasın.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın ayetleri hakkında, inkar edenlerden başkası tartışmaz. Onların şehirlerde gezip dolaşması seni aldatmasın.

    Edip Yüksel

    İnkarcılardan başkası ALLAH'ın ayetleri ve mucizelerine karşı tartışmaz. Onların görünür başarıları seni aldatmasın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılardan başkası ALLAH'ın ayetleri ve mucizelerine karşı tartışmaz. Onların görünür başarıları seni aldatmasın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın ayetleri hakkında yalnızca nankörlük eden kafirler mücadele eder. Şimdi onların memleketler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın ayetlerinde ancak nankörlük eden kafirler mücadele eder. Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın

    Erhan Aktaş

    Kafirlerden başkası Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların beldelerde diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirlerden dipnot 1 başkası Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların beldelerde dipnot 2 diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu dünyada.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörlerden başkası Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz. Onların beldelerde dipnot 1 diledikleri gibi gezip tozmaları seni aldatmasın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu dünyada.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın ayetleri konusunda küfredenlerden başkası mücadele etmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması (tekallübühüm) seni aldatmasın.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın ayetleri hakkında küfür (ve inkar) edenlerden başkası mücadele etmez. Şimdilik (Habibim) onların şehirler içinde dönüb dolaşması seni aldatmasın.

    İbni Kesir

    Küfredenlerden başkası Allah'ın ayetleri üzerinde tartışmaya girişmez. Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın ayetleri hakkında ancak kâfirler tartışır. O halde onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenlerden başkası, Allah'ın ayetleri hakkında mücadele etmez. Onların (öyle) şehirlerde dolaşmaları, seni aldatmasın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın ayetlerini etkisizleştirmeye çalışanlar, onları görmezlikten gelenlerden başkası değildir. Kafirlerin diyar diyar dolaşmaları seni yanıltmasın.

    Şaban Britch

    Allah’ın ayetleri hakkında kâfirlerden başkası tartışmaz. Onların şehirler arasında dolaşması sakın seni aldatmasın.

    Şaban Piriş

    Allah'ın ayetleri hakkında kafirlerden başkası tartışmaz. Onların şehirler arasında dolaşması sakın seni aldatmasın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın ayetleri hakkında, küfre sapmış olanlardan başkası çekişip didişmez. Onların beldelerde dolaşıp durmaları seni aldatmasın.

  5. Mü'min suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 5. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَٰدَلُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

    Diyanet İşleri

    Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!

    Mehmet Okuyan

    Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki gruplar da (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi elçisini yakalamaya azmetmişti. dipnot 1 Batıl sayesinde gerçeği iptal etmek için mücadele etmişlerdi. dipnot 2 (Bunun üzerine onları) kıskıvrak yakalamıştım. Azabım (bak) nasıl olmuştu!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [hemmet] fiili "azmetmek", "harekete geçmek", "canla başla uğraşmak", "tuzaklar kurmak"; "plan ve entrikalar yapmak" gibi anlamlar içermektedir. Bunu yapmalarının sebebi ayette [liye'huzûhu] ifadesiyle ifade edilmekte ve amaçları da peygamberleri "yakalamak", "tutuklamak", "öldürmek", "hapsetmek" şeklinde dile getirilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Enbiyâ 21:18. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlardan önce Nuh kavmi ve peşlerinden gelen tüm kafadarlar da yalanlamıştı; her toplum kendi elçisini yakalayıp ondan kurtulmanın planlarını yapmıştı; batıl uğruna hakikati kendi kendisiyle alt etmeye çalışmak gibi yanlış ve yanıltıcı bir mücadele yöntemini benimsediler. Fakat, sonuçta Ben onları yakaladım: cezalandırma nasıl olurmuş görsünler bakalım!

    Muhammed Esed

    Onlardan önce Nuh kavmi, sonra da (Allah'ın elçilerine karşı) birleşen (öteki kavim)lerin tümü hakikati yalanladılar; bu toplulukların her biri kendilerine gönderilen elçileri yakalayıp ortadan kaldırmak için onlara karşı tuzaklar kurdular; ve hakikati etkisiz hale getirmek için (elçilerin getirdikleri mesaja) yanlış ve yanıltıcı delillerle karşı koydular; bu yüzden onları hesaba çektim. Ne çetindir Benim intikamım!

    Ahmed Hulusi

    Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra da hakikate karşı çıkan tüm topluluklar yalanladı. Her ümmet kendi Rasullerini, Onu yakalamak (etkisizleştirmek, öldürmek) için niyetlendi. . . Batılı seslendirenler olarak, Hakk'ı geçersiz kılmak için mücadele ettiler. . . Bu yüzden onları yakaladım. . . Suçlarının karşılığını yaşatmam nasıl oldu?

    Ali Bulaç

    Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet, kendi elçilerini (susturmak için) yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık Benim cezalandırmam nasılmış?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmişti. Bâtılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!

    Ali Rıza Safa

    Onlardan önce Nuh toplumu, onlardan sonra da ayrımcılar yalanladılar. Her toplum, kendi elçisini yakalamak için uğraştı. Gerçeği yok etmek için, gerçeğe aykırı olanı savunarak tartıştılar. Ardından, onları yakaladım. Sonunda, cezalandırmam nasıl oldu?

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan önce Nuh toplumu ve bunların ardından da işbirlikçi gruplar, peygamberlerini yalanlamışlar ve her toplum kendi peygamberini yakalayıp etkisiz hale getirmek istemiştir. Batılı hakkın yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!

    Edip Yüksel

    Onlardan önce Nuh'un halkı da yalanlamıştı ve onlardan sonra birçok parti de... Her topluluk elçilerini etkisiz hale getirmeye çalıştı. Gerçeği gidermek için boş ve yanlış şeylerle tartıştılar. Sonunda onları yakaladım; cezalandırmam nasılmış?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh'un halkı da yalanlamıştı ve onlardan sonra bir çok parti de... Her topluluk elçilerini etkisiz hale getirmeye çalıştı. Gerçeği gidermek için boş ve yalnış şeylerle tartıştılar. Sonunda onları yakaladım; cezalandırmam nasılmış?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli gruplar yalanlamışlardı ve her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya kalkıştı. Onlar, hakkı batıl ile yok etmek için boşuna mücadele ettiler de Ben, onları tuttum alıverdim. (Bak) o vakit nasıl oldu cezalandırmam?!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan evvel Nuhun kavmı arkalarından da Ahzab tekzib etmişlerdi ve her ümmet kendi Resullerini yakalamak kasdinde bulundu ve hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler de ben onları tuttum alıverdim o vakıt nasıl oldu ıkabım?

    Erhan Aktaş

    Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi Resullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan önce Nuh halkı ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi resullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki topluluklar da yalanladılar. Her ümmet, kendi rasullerini yalanlamaya yöneldi. Hakk'ı, Batıl'la yok etmek için mücadele ettiler. Ben de onları yakalayıverdim. Akabinde cezalandırmam nasılmış gördüler!

    Gültekin Onan

    Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra (sayısı çok) fırkalar da. Her ümmet kendi elçilerini [susturmak için] yakalamaya yeltendi. Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla dayanarak' mücadeleye giriştiler. Ben de onları yakalayıverdim. Artık benim cezalandırmam nasılmış!

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan evvel Nuuh kavmi de, bunlardan sonraki sürü sürü fırkalar da (peygamberlerini) yalan saydı (lar). (Bunlardan) her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamayı kasdetdi. Hakıykatı olmayan (şeyler) le hakkı yok edebilmeleri için savaşıb durdular. Neticede ben de onları tutub yakaladım. İşte (bak) benim azabım nice imiş!

    İbni Kesir

    Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Arkalarından muhtelif topluluklar da. Her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya yeltendi ve hakkı batılla yok etmek için mücadeleye girişti. En sonunda Ben de onları yakaladım. Azabım nasılmış?

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. İşte cezalandırmamın nasıl olduğunu gör.

    Süleyman Ateş

    Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, elçisini yakalamağa yeltendi; hakkı gidermek için boş şeyler ileri sürerek tartıştılar. Bu yüzden onları yakaladım. (Bak işte) Azabım nasıl oldu?!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan önce Nuh'un halkı ve arkalarından gelenler de yalana sarıldılar. Her toplum (ümmet), kendi batıllarıyla bu hakkı ortadan kaldırmak için mücadeleye girerek, kendilerine gelen elçiyi avuçlarının içine almaya çalıştılar. Ben de onları oradan aldım. Cezalandırmam nasılmış (gördüler)?

    Şaban Britch

    Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanladı ve kendilerinden sonra da çeşitli topluluklar (yalanladı). Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamaya/öldürmeye azmetti ve batıl uğruna mücâdele ettiler. Ta ki onunla hakkı ortadan kaldırsınlar! Cezalandırmam nasıldı?

    Şaban Piriş

    Onlardan önce Nuh Kavmi ve onlardan sonra da peygamberlerine karşı gelen her toplum yalanlamış, peygamberlerini yakalamak ve hakkı ortadan kaldırmak için batılın mücadelesini vermişti. Ama ben, onları yakalamıştım. Cezalandırmam nasıldı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan önce Nuh kavmi yalanlamıştı. Onlardan sonra gelen oymaklar da. Her ümmet kendilerine gelen elçiyi yakalasınlar diye uğraştı. Ve hakkı işlemez kılmak için yanlışı/tutarsızlığı esas alarak mücadele ettiler; nihayet onları yakaladım. Nasıl olmuştu azabım?!

  6. Mü'min suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 6. ayet. وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte Rabbinin inkarda direnen kimseler hakkındaki sözü böyle gerçekleşmiştir; elbet onlar ateş yoldaşıdırlar.

    Muhammed Esed

    Böylece hakikati inkara şartlanmış olanlar hakkındaki Rabbinin sözü gerçekleşecektir. Onlar kendilerini (cehennem) ateşinde bulacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Böylece hakikat bilgisini inkar edenler hakkında "Onlar Nar (ateş - radyasyon ortamı) ehlidir" diye Rabbinin sözü gerçekleşti.

    Ali Bulaç

    Senin Rabbinin kafirler üzerindeki: "Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenlerin cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, Efendinin, nankörlük edenler hakkındaki, "Onlar, ateşin yoldaşlarıdır!" sözü gerçekleşti.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü, böylece gerçekleşti.

    Edip Yüksel

    Efendinin, "Onlar cehennemin halkıdır" diye inkarcılar hakkında verdiği sözü böylece gerçekleşir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin, 'Onlar cehennemin halkıdır,' diye inkarcılar hakkında verdiği sözü böylece gerçekleşir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve işte o nankörlük eden kafirlere, Rabbinin onların nara (cehennemde) yanacaklarına dair sözü öyle gerçekleşti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve işte o nankörlük eden kafirlere rabbının kelimesi öyle hakk oldu, onlar nara yanacaklar

    Erhan Aktaş

    İşte böylece Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." kelimesi dipnot 1 hak oldu.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükmü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte böylece Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." Kelimesi dipnot 1 hak oldu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükmü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte böylece gerçeği yalanlayan nankörler üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." Kelimesi dipnot 1 hak oldu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takdir edilmiş hükmü.

    Gültekin Onan

    Senin rabbinin küfredenler üzerindeki: "Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu.

    Hasan Basri Çantay

    Kafirlere karşı Rabbinin, onları muhakkak ateş yaranı oldukları (na aid bulunan), sözü işte böyle tahakkuk etmişdir.

    İbni Kesir

    Böylece küfredenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbının sözü gerçekleşti.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece kâfirler hakkında Rabbinin azap sözü “elbette onlar cehennemliklerdir” diye hak olmuştur.

    Süleyman Ateş

    Böylece Rabbinin inkar edenler hakkındaki "Onlar ateş halkıdır" sözü yerini bulmuş oldu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin (Sahibinin), ayetleri görmezlikten gelenler için söylediği "Onlar cehennem ahalisidir" sözü, böylece gerçekleşmiş oldu.

    Şaban Britch

    Kâfirlerin Cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sözü böylece hak olup gerçekleşti.

    Şaban Piriş

    Rabbinin, kafirler aleyhindeki "onlar ateş ehlidir." hükmü işte böyle gerçekleşmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle! Rabbinin, nankörlüğe sapanlar hakkındaki, "onlar ateş yaranıdır" sözü tam gerçekleşti.

  7. Mü'min suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."

    Mehmet Okuyan

    Arşı taşıyan ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler). dipnot 1 O'na iman eder ve müminler için şöyle bağışlanma dilerler: dipnot 2 "Rabbimiz! Senin merhamet ve ilmin her şeyi kapsamıştır. Tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla; onları cehennem azabından koru!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Zümer 39:75 ve Hâkka 69:17. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu mesaj Şûrâ 42:5. ayet ile birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah'ın) hükümranlık makamına (layık bir) sorumluluk taşıyanlar ve O'na yakın olanlar; hamd ile Rablerinin sonsuz yüceliğini dile getirirler, O'na güvenirler ve iman eden (diğer) kimseler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve bilginle kuşatmışsın! Artık tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla ve onları gözleri yuvalarından fırlatan dehşetli ateşin azabından koru!"

    Muhammed Esed

    (Allah'ın) kudret tahtını(n bilgisini içlerinde) taşıyanlar ve ona yakın olanlar, Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltirler, O'na iman ederler ve (öteki) müminler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi ilmin ve rahmetinle kuşatırsın; tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve yakıcı ateşin azabından onları koru!"

    Ahmed Hulusi

    Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunan (şuurlu) kuvveler (Allah kudretinin açığa çıkış mahalleri) Rablerinin Hamdı olarak (Hamiyd Esma'sı açığa çıkışı ile) tespih ederler; O'na (hakikatleri olarak) iman ederler ve iman edenler için (hakikatlerinin gereğini yaşayamamaları - hakkını verememeleri yüzünden) mağfiret isterler! "Rabbimiz, rahmet ve ilminle her şeyi kapsamışsın. . . Tövbe edenleri ve senin yoluna uyanları mağfiret et ve onları yanma azabından koru!"

    Ali Bulaç

    Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru."

    Ali Özek ve heyeti

    Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).

    Ali Rıza Safa

    Egemen erk yüklenicileri ve ona yakın olanlar, övgülerle Efendilerini yüceltirler. O'na inanırlar ve İnananlar için bağışlanma dilerler: "Efendimiz! Senin rahmetin ve bilgin her şeyi kaplamıştır. Pişmanlık gösterenleri ve Senin yoluna bağlı kalanları bağışla; cehennem cezasından onları koru!"

    Bayraktar Bayraklı

    Egemenlik tahtını taşıyan ve onun çevresinde bulunan melekler, Rabblerine hamdederekO'nu anarlar. O'na inanır ve müminler için şöyle af dilerler: "Ey Rabbimiz, sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"

    Edip Yüksel

    Yönetim merkezine hizmet edenler ve etrafındakiler Efendi'lerini överek yüceltirler ve O'nu onaylarlar. Gerçeği onaylayanlar için bağışlanma dilerler: "Efendimiz, rahmetin ve bilgin her şeyi içine almıştır. Tövbe edenler ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları ateşin azabından koru."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yönetim merkezine hizmet edenler ve etrafındakiler Rab'lerini överek yüceltirler ve O'na inanırlar. İnananlar için bağışlanma dilerler: 'Rabbimiz, rahmetin ve bilgin her şeyi içine almıştır. Tevbe edenler ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları ateşin azabından koru.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arşı taşıyanlar ve onun çevresindekiler Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman etmiş olanlar için şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz, senin rahmet ve ilmin herşeye geniş (herşeyi kuşatmıştır). Hemen o tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arşı hamil olanlar ve onun etrafındakiler rablarının hamdiyle tesbih ve ona iyman ederler ve iyman etmişler için de şöyle bir mağfiret dilerler: ya rabbena rahmet ve ılim her şey'e geniş, hemen mağfiret buyur onlara o tevbe edip yoluna uyanlara ve koru onları o cahim azabından

    Erhan Aktaş

    Arş'ı dipnot 1 yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman dipnot 2 ederler. İman Edenler için bağışlanma dilerler: "Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arş, egemenlik, iktidar, yönetim, taht ve güç makamı.
    2. metne dön, dipnot 2
      İman; güvenli olmak, emin olmak, onaylamak, gönülden benimsemek, korku ve endişeden emin kılmak, güven vermek demektir. İman, bilginin, bilimin konusu değildir, aklın ve kalbin konusudur. İman dogma değildir, akletmeden, sorgulamadan, emin olunmadan, kanıt aramaksızın, inanmaya iman denemez. İman etmek; emin olmayı, emin olmak bilmeyi, bilmek aklı gerektirir. Kendi aklı ile iman etmeyenin, kendi aklı ile inkar edenden farkı yoktur. İman eden kimseye Mü'min denir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Arş'ı dipnot 1 yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabblerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na iman ederler. İman edenler için bağışlanma dilerler: "Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tevbe edip senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arş, egemenlik ve güç makamı. İktidar alameti olan kral koltuğu, taht anlamında olup, mutlak yönetim gücünü ve egemenliği ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Arş'ı dipnot 1 yüklenenler ve çevresinde bulunanlar, Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Ve O'na inanırlar. İnananlar için bağışlanma dilerler: " Rabb'imiz! Sen, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve senin dosdoğru yoluna uyan kimseleri bağışla. Onları Cehennem azabından koru."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mutlak yönetim gücü.

    Gültekin Onan

    Arşı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na inanmakta ve inananlara mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru."

    Hasan Basri Çantay

    Arşı yüklenen, bir de onun etrafında bulunan (melekler) Rablerini hamd ile (tenzih ve) tesbih ederler. Ona iman ederler. Mü'minlerin de yarlığanmasını (şöylece) isterler: "Ey Rabbimiz, Senin rahmetin ve ilmin herşey'i kuşatmışdır. O halde tevbe edenleri, senin yoluna uyub gidenleri yarlığa, onları cehennem azabından koru".

    İbni Kesir

    Arş'ı taşıyanlar ve çevresinde bulunanlar Rabblarını hamd ile tesbih ederler, O'na inanırlar ve mü'minlerin yarlığanmasını isterler: Rabbımız; ilim ve rahmetle her şeyi kuşattın. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla. Ve onları cehennem azabından koru.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şu Arşı yüklenenler ve etrafında bulunanlar Rablerini hamt ile tesbih ederler. Ona iman ederler, Müminlere de mağfiret dilerler. “Rabbimiz rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe edenlere ve senin yolunu izleyenlere mağfiret buyur ve onları cehennem azabından koru.

    Süleyman Ateş

    Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler. O'na inanırlar ve mü'minler için (şöyle) mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!"

    Süleymaniye Vakfı

    Arşı /yönetim merkezini taşıyanlarla onun çevresinde olanlar (melekler), yaptığını mükemmel yapması sebebiyle Rablerine boyun eğer, ona inanıp güvenirler dipnot 1 . Ona inanıp güvenmiş olanlar için de şu şekilde bağışlanma talebinde bulunurlar: "Rabbimiz! Sen, ikramınla ve bilginle her şeyi kuşatmış durumdasın. Tövbe edenleri /dönüş yapanları ve senin yolunda gidenleri bağışla; onları yakıcı ateşin azabından koru! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arşı (yönetim merkezini) yüklenenler dipnot 1 ile Arş'ın çevresinde olanlar, her yaptığını güzel yapan Sahiplerine boyun eğerler ve O'na güvenirler. "Sahibimiz! Bilgin ve ikramın her şeyi içine alır. Hatalarından dönüp senin yoluna yönelenleri bağışla; onları cehennemin azabından koru" diyerek müminlerin bağışlanmasını isterler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yedinci kat semada bulunan Allah'ın makamı ve o makamı taşıyan melekler. Detaylı bilgi için bakınız Hakka 69/17.

    Şaban Britch

    Arşı taşıyanlar ve onun etrafında Rablerine hamd ederek tesbih edenler, ona iman edenler, müminler için de mağfiret dilerler: Rabbimiz, rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem ateşinden koru!

    Şaban Piriş

    Arşı taşıyanlar ve onun etrafında Rablerini hamd ile tesbih edenler, ona iman edenler, müminler için de mağfiret dilerler: -Rabbimiz, rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem ateşinden koru!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Arşı yüklenip taşıyanlar ve onun çevresindeki şuurlular Rablerinin hamdi ile tespih ederler ve ona inanırlar. İman sahipleri için de şöyle af dilerler: "Rabbimiz! Sen herşeyi rahmet ve ilim halinde kuşattın. Tövbe edip senin yoluna uymuş olanları bağışla. Ve onları cehenem azabından koru!"

  8. Mü'min suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 8. ayet. رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    "Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

    Mehmet Okuyan

    Rabbimiz! Onları da atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanları da kendilerine vadettiğin durmaya değer dipnot 1 cennetlere koy! dipnot 2 Şüphesiz ki güçlü, doğru hüküm veren yalnızca sensin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Ra‘d 13:23; Tûr 52:21; İnşikâk 84:9.

    Mustafa İslamoğlu

    "Rabbimiz! Onları ve onların atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi ve dürüst olanları güzelliğin merkezi olan cennetlere yerleştir: çünkü Sen, evet Sensin her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden!

    Muhammed Esed

    "Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve çocuklarından dürüst ve erdemli olanları vaad ettiğin sonsuz esenlik bahçelerine koy, şüphesiz, kudret ve hikmet Sahibi olan yalnız Sensin.

    Ahmed Hulusi

    "Rabbimiz. . . Onları, kendilerine vadettiğin Adn cennetlerine dahil et. . . Onların atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden saflığa erenleri de. . . Muhakkak ki sen, evet sen Aziyz'sin, Hakiym'sin. "

    Ali Bulaç

    "Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) va'dettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz aziz ve hakîm olan sensin!

    Ali Rıza Safa

    "Efendimiz! Sözünü verdiğin Adn cennetlerine onları yerleştir; atalarından, eşlerinden ve soylarından erdemli olanları da. Kuşkusuz, Sen, Üstünsün; Bilgelik ve Adaletle Yönetensin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri, onlara söz verdiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz üstün olan sensin; hikmet sahibi olan sensin, sen!"

    Edip Yüksel

    "Efendimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn bahçelerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Rabbimiz, onları o kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy; atalarından, eşlerinden ve soylarından dürüst olanları da. Şüphesiz Sen, güçlüsün, hikmet sahibisin Sen!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya rabbena hem koy onları o kendilerine va'd buyurduğun Adn Cennetlerine, atalarından ve zevcelerinden ve zürriyyetlerinden salahı olanları da, şübhesiz sen o aziz, hakimsin sen

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih dipnot 1 kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine girdir. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Gültekin Onan

    "Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) vaadettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey Rabbimiz, onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden saalih olanları da — kendilerine va'd etdiğin — Adn cennetlerine sok. Yegane gaalib, hukum ve hikmet saahibi olan şübhesiz ki Sensin Sen".

    İbni Kesir

    Rabbımız; onları ve babalarından, eşlerinden, soylarından salih olanları kendilerine vaadettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz ki Aziz, Hakim olan Sensin Sen.

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vadettiğin Adn Cennetleri'ne koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”

    Süleyman Ateş

    "Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri onlara söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Şüphesiz, üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin sen!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sahibimiz! Onları; babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin kalıcı bahçelere koy. Üstün olan ve doğru kararlar veren ancak Sensin.

    Şaban Britch

    Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından (iman ve amel ile)salih olanları kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, Aziz ve Hakim sensin!

    Şaban Piriş

    -Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, aziz ve hakim sensin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ey Rabbimiz, onları kendilerine vaat etmiş olduğun Adn cennetlerine koy! Atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden barışa yönelenleri de. Aziz ve Hakim olan, hiç kuşkusuz sensin, sen!"

  9. Mü'min suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 9. ayet. وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۥ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    Diyanet İşleri

    "Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."

    Mehmet Okuyan

    Onları her türlü kötülüklerden koru! O gün sen kimi kötülüklerden korursan elbette ona merhamet etmişsindir. Asıl büyük kurtuluş işte budur."

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onları tüm kötülüklerden koru! Ki Sen o gün birini kötü duruma düşmekten korursan, bu ona rahmet ettiğin anlamına gelir: bu, evet, en büyük başarı işte budur!"

    Muhammed Esed

    ve onları kötü fiiller (işlemek)ten koru; o (Hesap) Gün(ü) kötü fiiller(in lekesin)den kimi korursan onu rahmetinle onurlandırmış olursun; bu büyük bir kurtuluştur!"

    Ahmed Hulusi

    "Onları benlikten - bedensellikten kaynaklanan kötü davranışlardan koru. . . Kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten o süreçte ona rahmet etmişsindir. . . İşte bu büyük kurtuluşun ta kendisidir!"

    Ali Bulaç

    "Ve onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.

    Ali Rıza Safa

    "Onları kötülüklerden koru. O gün, kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmişsindir. En büyük başarı, zaten işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Onları kötülüklerden koru! O gün sen, kimi kötülüklerden korursan ona merhamet etmişsindir. Bu, en büyük kurtuluştur."

    Edip Yüksel

    "Onları kötülüklerden koru. O gün kimi kötülüklerden korursan onlara rahmet etmişsindir. Büyük zafer budur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onları kötülüklerden koru. O gün kimi kötülüklerden korursan onlara rahmet etmişsindir. Büyük zafer budur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları fenalıklardan koru! Sen, her kimi fenalıklardan korursan, o gün onu gerçekten rahmetinle yarlığamışındır (bağışlamışsındır). İşte asıl büyük kurtuluş da budur!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onları fenalıklardan koru sen her kimi fenalıklardan korursan o gün muhakkak onu rahmetinle yarlıgamışındır, işte asıl fevzi azim de odur

    Erhan Aktaş

    "Onları kötülüklerden koru. Ve Sen O Gün dipnot 1 kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onları kötülüklerden koru. Ve Sen izin günü dipnot 1 kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onları kötülüklerden koru. Ve Sen izin günü kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, büyük kurtuluştur."

    Gültekin Onan

    "Ve onları kötülüklerden koru. O gün sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet etmişsin. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."

    Hasan Basri Çantay

    "Bir de onları (bu dünyada) her türlü fenalıklardan koru. Sen kimi kötülüklerden korursan o gün muhakkak ki onu rahmet (ine mazhar) etmişsindir". Bu, en büyük necat ve seadetin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Onları kötülüklerden koru. O gün kötülüklerden kimi korursan; şüphesiz ona rahmet etmiş olursun. En büyük kurtuluş işte budur

    Mehmet Alagaş

    (1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve onları kötülüklerden koru. O gün, kimi kötülüklerden korursan ona rahmet etmişsindir. İşte bu, büyük kurtuluştur."

    Süleyman Ateş

    "Onları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korursan ona acımışsındır. İşte o büyük başarı budur!"

    Süleymaniye Vakfı

    Onları kötü durumlardan koru! O gün kimi kötü durumlardan korursan kesinlikle ona ikram etmiş olursun. Büyük başarı işte budur dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları cehennemin sıkıntısından koru! O gün kimi o sıkıntıdan korumuşsan ona ikram etmiş olursun. İşte bu, büyük bir kurtuluştur."

    Şaban Britch

    Onları kötülüklerden koru! O gün sen, kimi kötülüklerden korumuşsan, gerçekten ona rahmet de etmiş olursun. İşte en büyük kurtuluş budur.

    Şaban Piriş

    Onları kötülüklerden koru, kimi kötülüklerden korursan, o gün de ona merhamet etmiş olursun. İşte en büyük kurtuluş budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Koru onları kötülüklerden! O gün kötülüklerden koruduğuna mutlaka rahmet etmişsindir sen. İşte budur o en büyük kurtuluş ve eriş."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.