Diyanet İşleri
"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 8. ayet. رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
rabbenâ veedḫilhüm cennâti `adnini-lletî ve`attehüm vemen ṣaleḥa min âbâihim veezvâcihim veẕürriyyâtihim. inneke ente-l`azîzü-lḥakîm.
"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kitabın indirilişi ve Arş'ı taşıyan meleklerin duası Mü'min 1–9 3
Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!
Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.
Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."
"Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
"Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."
İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.
Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. “Ey Rabbimiz, onları da babalarından, eşlerinden” yani erkek iseler hanımlarından, hanım iseler kocalarından, ayrıca dost ve arkadaşlarından “ve zürriyetlerinden salih olanları” iman ve salih amel işlemek suretiyle salaha erenleri “kendilerine” peygamberlerin aracılığı ile “vaat ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen, Azizsin” her şeyi emrin ve hakimiyetin altında tutansın, “Hakimsin” her şeyi yerli yerince koyansın. Sen izzetinle onların günahlarını bağışlar, sakıncalı şeyleri onlardan uzaklaştırırsın. Yine bu izzetin ile onları her türlü hayra ulaştırırsın. Bu yüzden ey Rabbimiz, biz senden hikmetinin, aksini gerektirdiği bir şey dilemiyoruz. Aksine dileğimiz, senin peygamberlerin vasıtası ile bildirdiğin hikmetinin ve lütfunun bir gereği olarak mü’minlere mağfiret etmen, günahlarını bağışlamandır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Melekler şöyle derler: "Rabbimiz! Kendilerine ebedî cennetlere girmeyi vadettiğin Müminleri oraya koy. Onların babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih ameller işleyenleri de oraya koy. Sen, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, takdirinde ve yönetmesinde Hakîm (hikmet sahibi) olansın.
Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)
Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına…
Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet · Ortak kavram: Vaad
(8-9) Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naim cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde…
Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…
Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
"Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz."
Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Onlar, Yusuf'a: "Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Bunun üzerine (Mısır'a dönüp) Yusuf'un yanına girdiklerinde, "Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rabbimiz! Onları da atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanları da kendilerine vadettiğin durmaya değer dipnot 1 cennetlere koy! dipnot 2 Şüphesiz ki güçlü, doğru hüküm veren yalnızca sensin!
"Rabbimiz! Onları ve onların atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi ve dürüst olanları güzelliğin merkezi olan cennetlere yerleştir: çünkü Sen, evet Sensin her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden!
"Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve çocuklarından dürüst ve erdemli olanları vaad ettiğin sonsuz esenlik bahçelerine koy, şüphesiz, kudret ve hikmet Sahibi olan yalnız Sensin.
"Rabbimiz. . . Onları, kendilerine vadettiğin Adn cennetlerine dahil et. . . Onların atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden saflığa erenleri de. . . Muhakkak ki sen, evet sen Aziyz'sin, Hakiym'sin. "
"Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) va'dettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten Sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."
Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz aziz ve hakîm olan sensin!
"Efendimiz! Sözünü verdiğin Adn cennetlerine onları yerleştir; atalarından, eşlerinden ve soylarından erdemli olanları da. Kuşkusuz, Sen, Üstünsün; Bilgelik ve Adaletle Yönetensin!"
"Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri, onlara söz verdiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz üstün olan sensin; hikmet sahibi olan sensin, sen!"
"Efendimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn bahçelerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin."
'Rabbimiz onları, erdemli atalarını, eşlerini ve çocuklarını söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Kuşkusuz sen Üstünsün, Bilgesin.'
Ey Rabbimiz, onları o kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy; atalarından, eşlerinden ve soylarından dürüst olanları da. Şüphesiz Sen, güçlüsün, hikmet sahibisin Sen!
Ya rabbena hem koy onları o kendilerine va'd buyurduğun Adn Cennetlerine, atalarından ve zevcelerinden ve zürriyyetlerinden salahı olanları da, şübhesiz sen o aziz, hakimsin sen
"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."
"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."
"Rabb'imiz! Onları; onların atalarından, eşlerinden ve soylarından salih dipnot 1 kimseleri, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine girdir. Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."
"Rabbimiz, onları Adn cennetlerine sok ki onlara (bunu) vaadettin; babalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da. Gerçekten sen, üstün ve güçlü olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."
"Ey Rabbimiz, onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden saalih olanları da — kendilerine va'd etdiğin — Adn cennetlerine sok. Yegane gaalib, hukum ve hikmet saahibi olan şübhesiz ki Sensin Sen".
Rabbımız; onları ve babalarından, eşlerinden, soylarından salih olanları kendilerine vaadettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz ki Aziz, Hakim olan Sensin Sen.
(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.
“Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vadettiğin Adn Cennetleri'ne koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”
"Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri onlara söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Şüphesiz, üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin sen!"
Rabbimiz! Onları kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy dipnot 1 . Ana-babalarından, eşlerinden ve soylarından uygun durumda olanları da… dipnot 2 Daima üstün ve bütün kararları doğru olan sensin.
"Sahibimiz! Onları; babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin kalıcı bahçelere koy. Üstün olan ve doğru kararlar veren ancak Sensin.
Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından (iman ve amel ile)salih olanları kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, Aziz ve Hakim sensin!
-Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz sen, aziz ve hakim sensin!
"Ey Rabbimiz, onları kendilerine vaat etmiş olduğun Adn cennetlerine koy! Atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden barışa yönelenleri de. Aziz ve Hakim olan, hiç kuşkusuz sensin, sen!"
"O Allah, our Creator, and admit them into the blissful gardens of Eden of promise to them and to those of their parents, their partners in marriage and their progeny who lifted to You their inward sight, You are AL-Aziz And AL- Hakim, (the Source of wisdom and wise mysterious dispensations,"
and admit them, Lord, to the lasting Gardens You have promised to them, together with their righteous ancestors, spouses, and offspring: You alone are the Almighty, the All Wise.
"And grant, our Lord! that they enter the Gardens of Eternity, which Thou hast promised to them, and to the righteous among their fathers, their wives, and their posterity! For Thou art (He), the Exalted in Might, Full of Wisdom.
Our Lord, admit them to the everlasting Gardens You have promised them dipnot 1 and those of their fathers and spouses and progeny that were righteous. dipnot 2 Surely You alone are Most Mighty, Most Wise;
Our Lord, admit them to the Gardens of Eden You have promised them, and all of their parents, wives and children who acted rightly. Truly You are the Almighty, the All-Wise.
"Our Lord! And make them enter the ‘Adn (Eden) Paradise (everlasting Gardens) which you have promised them - and to the righteous among their fathers, their wives, and their offspring! Verily, You are the All-Mighty, the All-Wise.
Our Lord! Admit them into the Gardens of Eden, which You have promised them, along with whoever is righteous among their forebears, their spouses and their descendants. Indeed You are the All-mighty, the All-wise.
`Our Lord! admit them together with such of their fathers, their spouses, and their children as are righteous and so worthy, to the Gardens of Eternity which You have promised them. You, indeed, are the All-Mighty, the All-Wise.
Our Lord, and admit them to the Gardens of Eden that Thou hast promised them and those who were righteous of their fathers, and their wives, and their seed; surely Thou art the All-mighty, the All-wise.
"We implore you, Almighty and the Most Wise, to admit them (as well as their righteous parents, wives and children) in the Gardens of Paradise that you have promised them. "
Our Lord! make them enter into gardens of Eden which thou hast promised to them, and to those who do well of their fathers, and their wives, and their seed; verily, thou art the mighty, the wise!
"Our Lord, and admit them into the gardens of Eden which You had promised for them and for those who did good of their fathers, their spouses, and their progeny. You are the Noble, the Wise."
O Lord, lead them also into gardens of eternal abode, which Thou hast promised unto them, and unto every one who shall do right, of their fathers, and their wives, and their children; for thou art the mighty, the wise God.
"Our Lord! And make them enter the Gardens of Eternity which Thou hast promised to them and the righteous among their fathers and their wives and their offspring. Surely Thou art the Mighty, the Wise.
Our Lord, and make them enter the Gardens of Adn (Eden) which You have promised them and the ones who were righteous of their fathers, and their spouses, and their off springs; surely You, Ever You, are The Ever-Mighty, The Ever-Wise.
Our Lord! And make them enter the Gardens of Eden which thou hast promised them, with such of their fathers and their wives and their descendants as do right. Lo! Thou, only Thou, art the Mighty, the Wise.
Admit them, O Lord, to the garden of Eden which You promised them, and those of their fathers, spouses and progeny who are upright. You are truly all-mighty and all-wise.
"And, O our Sustainer, bring them into the gardens of perpetual bliss which Thou hast promised them, together with the righteous from among their forebears, and their spouses, and their offspring - for, verily, Thou alone art almighty, truly wise –
Our Lord! Admit them into the Gardens of Eternity which You have promised them, along with the righteous among their parents, spouses, and descendants. You ˹alone˺ are truly the Almighty, All-Wise.
"Our Lord, and admit them into the gardens of Eden which You had promised for them and for those who did good of their fathers, their spouses, and their progeny. You are the Noble, the Wise."
"Our Lord, and admit them into the gardens of Eden that You promised for them and for the righteous among their parents, spouses, and children. You are the Almighty, Most Wise.
Our Lord, and admit them to gardens of perpetual residence which You have promised them and whoever was righteous among their fathers, their spouses and their offspring. Indeed, it is You who is the Exalted in Might, the Wise.
“Our Lord: make Thou them enter the Gardens of Perpetual Abode which Thou hast promised them and whoso was righteous among their fathers, and their wives, and their progeny — Thou art the Exalted in Might, the Wise —
"And O Our Lord! Admit them into the Gardens of Eden that you have promised them, along with their parents and their spouses and their descendants as walk aright. Verily, You, only You, are the Almighty, the Wise."
"And our Lord! Permit (them), that they enter the Gardens of Eternity, which You have promised to them, and to the righteous among their fathers, their wives, and their children! Verily, You are Almighty (Al-Aziz), the All Wise (Al-Hakeem).
And, our Lord, admit them to the eternal gardens of Jannah (Paradise) that You have promised for them, and (admit) those as well who did good from among their fathers and wives and children. You, only You, are the Mighty, the Wise,
"Our Lord, and admit them into gardens of delight which You had promised for them and for those who did good of their fathers, their spouses, and their progeny. You are the Noble, the Wise."