Mü'min suresi · 10–20. ayetler

İnkâr edenlere nida ve buluşma günü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mü'min suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى ٱلْإِيمَٰنِ فَتَكْفُرُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler var ya, muhakkak onlara: "Allah'ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz" diye seslenilir.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlara (mahşerde) şöyle seslenilecektir: "Allah'ın gazabı, sizin kendinize olan öfkenizden elbette daha büyüktür. Zira imana davet ediliyorken inkâr ediyordunuz."

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda ısrar edenlere (o gün) şöyle nida edilecektir: "İman etmeye çağırıldığınız halde inkar etmeyi sürdürdüğünüz zaman Allah'ın size olan kahır ve sitemi, sizin (şu an) kendi kendinize olan kahır ve siteminizden daha büyüktür!"

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince, (o Gün) bir ses onlara şöyle diyecektir: "İmana çağrıldığınız halde hakikati inkara devam ettiğiniz (zaman) Allah'ın size karşı öfkesi, sizin kendinize karşı duyduğunuz (şu anki) öfkenizden daha büyüktür!"

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki hakikat bilgisini inkar edenlere: "Allah'ın şiddetli öfkesi, sizin kendinize kızgınlığınızdan daha büyüktür. . . Hani siz imana çağrılıyordunuz da, inkar ile reddediyordunuz!" diye nida olunur.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz küfredenlere de (şöyle) seslenilir: "Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenlere şöyle seslenilir: Allah'ın gazabı, sizin kendinize olan kötülüğünüzden elbette daha büyüktür. Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkâr ediyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlere, şöyle seslenilir: "Allah'ın öfkesi, birbirinize duyduğunuz öfkeden kesinlikle daha büyüktür. Çünkü inanca çağırıldığınızda nankörlük ettiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenlere şöyle seslenilir: "Allah'ın buğzu, sizin kendinize olan öfkenizden daha büyüktür. Çünkü imana çağırıldığınızda inkar ederdiniz."

    Edip Yüksel

    İnkar etmiş olanlara, "ALLAH'ın hoşnutsuzluğu, sizin kendi kendinize olan hoşnutsuzluğunuzdan daha büyüktür. Gerçeği onaylamaya çağrıldığınızda inkar ederdiniz" diye seslenilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar etmiş olanlara, 'ALLAH'ın hoşnutsuzluğu, sizin kendi kendinize olan hoşnutsuzluğunuzdan daha büyüktür. İmana çağrıldığınızda inkar ederdiniz,' diye seslenilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O küfredenlere muhakkak şöyle bağırılacaktır: "Kesinlikle Allah'ın gazabı, sizin kendinize karşı olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da küfrediyordunuz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O küfredenlere muhakkak şöyle bağırılacaktır: elbette Allahın buğzu sizin nefislerinize buğzunuzdan daha büyük, zira siz iymana da'vet olunuyordunuz da küfrediyordunuz

    Erhan Aktaş

    Kafirlere seslenilir: "Elbette ki Allah'ın kızgınlığı, kendinize duymuş olduğunuz kızgınlıktan daha büyüktür. Zira siz inanmaya çağrıldığınız zaman, kafirlik dipnot 1 ediyordunuz."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği görmezden, duymazdan geliyordunuz, uyarıyı dikkate almıyordunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirlere seslenilir: "Elbette ki Allah'ın kızgınlığı, kendinize duymuş olduğunuz kızgınlıktan daha büyüktür. Zira siz inanmaya çağrıldığınız zaman, Kafirlik ediyordunuz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörlere seslenilir: "Elbette ki Allah'ın kızgınlığı, kendinize duymuş olduğunuz kızgınlıktan daha büyüktür. Zira siz inanmaya çağrıldığınız zaman, gerçeği yalanlayarak nankörlük ediyordunuz."

    Gültekin Onan

    Şüphesiz küfredenlere de (şöyle) seslenilir: "Tanrı'nın gazablanması elbette sizin kendi nefslerinize gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz inanca çağrıldığınız zaman küfrediyordunuz."

    Hasan Basri Çantay

    Küfredenlere (melekler tarafından) nida edilir: "Allahın buğzu, sizin kendinize olan buğzunuzdan elbet daha büyükdür. Çünkü siz (dünyada) imana da'vet olunuyordunuz da küfür (de ısraar) ediyordunuz".

    İbni Kesir

    Muhakkak küfredenlere seslenilir ki: Allah'ın gazabı sizin birbirinize öfkenizden daha büyüktür. Çünkü siz, imana davet olunuyordunuz da küfrediyordunuz.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz kâfirlere şöyle seslenilir: "Allah’ın (size) buğzu, sizin kendinize olan buğzunuzdan daha büyüktür, çünkü siz imana çağrılıyordunuz da küfürde direniyordunuz."

    Süleyman Ateş

    İnkar edenlere de bağırılır: "Allah'ın (size) kızması, sizin kendi kendinize kızmanızdan daha büyüktür. Zira siz imana çağrılırdınız da inkar ederdiniz!"

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenlere de şöyle seslenilecektir: "Allah'ın kızgınlığı, sizin kendinize olan kızgınlığınızdan fazladır; çünkü (dünyada) imana çağrıldığınızda kafirlik ediyordunuz dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmana davet edildikleri halde bu daveti reddeden kafirlere dair birkaç örnek için bkz: İbrahim 14/9, Kasas 28/48, Sad 38/4-8, Nuh 71/5-7, 21-27.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlik edenlere, şöyle seslenilir: "İmana çağrılıp da görmezlik ettiğiniz günkü Allah'ın kızgınlığı, şimdi sizin kendinize olan kızgınlığınızdan büyüktü."

    Şaban Britch

    Küfredenlere şöyle seslenilir: Allah’ın size gazabı, sizin kendinize karşı gazabınızdan daha büyüktür. Zira imana çağrılıyordunuz, ama siz küfrediyordunuz.

    Şaban Piriş

    Küfredenlere şöyle seslenilir: Allah'ın size kızgınlığı, sizin kendinize karşı kızgınlığınızdan daha büyüktür. Zira imana çağrılıyordunuz, ama siz inkar ediyordunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre batmış olanlara şöyle haykırılır: "Allah'ın öfkesi, sizin kendi benliklerinize öfkenizden elbette ki daha büyüktür. Hani, siz imana çağrılıyordunuz da inkar ediyordunuz!"

  2. Mü'min suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 11. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا ٱثْنَتَيْنِ فَٱعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?"

    Mehmet Okuyan

    Onlar "Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. dipnot 1 Günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkış yolu var mıdır?" demiş (olacaklar)dır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:28, Sâffât 37:58-59, Duhân 44:56 ve Mülk 67:2. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayette sözü edilen "iki ölüm"den "ilki", insanın bedeninin yaratılmadığı, ruhuyla bedeninin henüz buluşmadığı halidir. İnsanların meskûn olmadığı şehre nasıl ki "ölü şehir" (A‘râf 7:57; Zuhruf 43:11), bitkilerle örtülmemiş toprağa nasıl ki "ölü toprak" (Yâsîn 36:33) deniliyorsa, ruh ve beden buluşmadan önce de insana "ölü" denmektedir. Mülk 67:2'de ölümün önce, hayatın sonra kullanılmasının sebebi bu olsa gerektir. Bakara 2:28'de de ilk ölüm insanın topraktaki halidir; ikinci ölüm ise bedenlerinin ölmesidir. Bu nedenle Mü'min 40:11'deki ilk ve ikinci ölümü bu şekilde yorumlamak gerekmektedir. Aksi takdirde Duhân 44:56'da belirtilen "Orada (cennette) ilk ölümden başka bir ölüm tatmayacaklar" ifadesiyle çelişki kaçınılmaz olacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şöyle karşılık verecekler: "Rabbimiz! Sen bizi iki kez öldürdün, iki kez de dirilttin. İşte artık günahlarımızı itiraf ettik: şimdi bizim için bir çıkış yolu yok mudur?"

    Muhammed Esed

    (Bunun üzerine) "Ey Rabbimiz!" diye feryad edecekler: "Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin! Peki, günahlarımızı itiraf ettiğimiz şu anda (bu ikinci ölümden) bir kurtuluş yolu yok mudur?"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün (bedenden ayrılma ile yaşanan ve mahşerde benliksizlik yaşamı {ferd olarak gelirler ayetindeki olay}) ve iki kere(sinde) de dirilttin (yeni bir benlikle ba's ettin) de kendimizdeki eksiklikleri itiraf ettik! (Bu durumdan) bir çıkış yolu var mı?"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?"

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Efendimiz! Bizi, iki kez öldürdün ve iki kez yaşam verdin. Suçlarımızı kabul ediyoruz; artık çıkış için bir yol var mı?"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler, "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz günahlarımızı itiraf ettik. Çıkış için bir yol var mı?" derler.

    Edip Yüksel

    Diyecekler ki, "Efendimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Şimdi günahlarımızı itiraf ettik. Buradan bir çıkış yolu var mı?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diyecekler ki, 'Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Şimdi günahlarımızı itiraf ettik. Buradan bir çıkış yolu var mı?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Diyecekler ki: "Ey Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere de dirilttin, şimdi günahlarımızı anladık; acaba çıkmanın bir yolu var mı?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Diyecekler ki ya rab! Bizi iki öldürdün iki de dirilttin şimdi günahlarımızı anladık fakat var mı çıkmaya bir yol?

    Erhan Aktaş

    Dediler ki: "Rabb'imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin dipnot 1 . Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Genel kabule göre iki kez ölüp diriltilme şu şekildedir: Birinci ölüm, henüz toprak halde olduğu veya anne karnındaki durumu, birinci yaratılma ise topraktan yaratılma veya doğumunu; ikinci ölüm, bu dünyadaki ölümü, ikici dirilme de ahiretteki diriltilmeyi ifade etmektedir (2:28).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dediler ki: "Rabb'imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin dipnot 1 . Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çoğunluğun kabulüne göre, iki kez ölüp diriltilme şu şekildedir: Birinci ölüm, henüz toprak halde olduğu veya anne karnındaki durumu, birinci yaratılma ise topraktan yaratılma veya doğumunu; ikinci ölüm, bu dünyadaki ölümü, ikici dirilme de ahiretteki diriltilmeyi ifade etmektedir. (Bak: 2:28)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dediler ki: "Rabb'imiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin dipnot 1 . Artık suçlarımızı itiraf ettik. Şimdi bu durumdan kurtulmanın bir yolu var mı?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çoğunluğun kabulüne göre, iki kez ölüp diriltilme şu şekildedir: Birinci ölüm ve diriltme, yaratılmadan önceki toprak haldeki durum, ölü olmayı; topraktan yaratılmak da diriltilme; ikinci ölüm ve diriltilme de dünyadaki ölüm ve ahiretteki diriltilme şeklindedir. (2/Bakara, 28: Yokken sizi var eden Allah'ı nasıl inkar edersiniz! Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.)

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?"

    Hasan Basri Çantay

    Dediler: "Ey Rabbimiz, bizi iki (defa) öldürdün. İki (defa) da diriltdin. İşte günahlarımızı (bilib) i'tiraaf etdik. Fakat (şöyle) bir çıkmıya bir yol var mı"?

    İbni Kesir

    Onlar da: Rabbımız; bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik. Bir daha çıkmaya yol var mı? derler.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?''

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi (şu ateşten) çıkmak için (bize) bir yol var mı (acaba)?"

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! Bizi iki şekilde öldürdün, bize iki şekilde hayat verdin dipnot 1 . Suçlarımızı da itiraf ettik dipnot 2 . Buradan çıkışın bir yolu vardır, değil mi dipnot 3 ?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan, biri beden diğeri ruh olmak üzere iki ayrı nefisten oluşur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibidir. Onun bedene yerleştirilmesi, vücut yapısının tamamlanmasından sonradır. Böylece insan; dinleyen, basiret ve gönül sahibi olan bir canlı türü haline gelir (Mü'minun 23/12-14, Secde 32/7-9). Allah'ın öldürmesi, ruhu bedenden almasıdır. Allah, ruhu bedenden iki şekilde alır; birincisi uykuda, ikincisi de ölüm sırasında olur. Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu tutar. Uyuyanın ruhu, uyandığında, ölenin ruhu ise ahirette yeniden dirildiğinde bedene geri döner (Zümer 39/42, Tekvir 81/7). Ayette geçen iki türlü ölme; ruhun bedeni uyku veya ölüm esnasında terk etmesidir. İki türlü hayat verilmesi de ruhun bedene, uyanırken veya yeniden dirilirken geri dönmesidir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar şöyle diyeceklerdir: "Sahibimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa hayat verdin. dipnot 1 Suçlarımızı itiraf da ettik. Buradan çıkışın bir yolu vardır, değil mi?."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İki ölüm vardır. Birincisi vefat, ikincisi uykudur. Allah ölüm esnasında ruhları alır, ölmeyenlerinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekini vadesine kadar salıverir. (Zümer 39/42)

    Şaban Britch

    Rabbimiz, dediler. Bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. Günahlarımızı itiraf ediyoruz. Çıkmak için bir yol var mı?

    Şaban Piriş

    -Rabbimiz, dediler. Bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. Günahlarımızı itiraf ediyoruz. Çıkmak için bir yol var mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?"

  3. Mü'min suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 12. ayet. ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا۟ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ

    Diyanet İşleri

    "Bu, sizin tevhid çerçevesinde Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir."

    Mehmet Okuyan

    (Onlara şöyle denecektir:) "Tek Allah'a çağrıldığı(nız) zaman inkâr ederdiniz. O'na ortak koşulunca (buna) inanırdınız. dipnot 1 Hüküm yüce (ve) büyük olan Allah'a aittir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İsrâ 17:46; Zümer 39:45.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onlara şöyle denilecek): "Durum işte böyle(sine vahim)dir: çünkü sadece Allah'a (kulluğa) çağrıldığınız her seferinde inkarı tercih ettiniz; O'na ortak koşulduğunda ise inanıverdiniz. Fakat şimdi hüküm yüceler yücesi, mutlak büyük olan Allah'a aittir."

    Muhammed Esed

    (Ve onlara şöyle denilecektir:) "Bu (başınıza geldi), çünkü Tek Allah'a her çağrıldığınızda bu hakikati inkar ettiniz; ama O'na ortak koşulunca (hemen) inandınız! Artık hüküm, Büyük ve Yüce Allah'ındır!"

    Ahmed Hulusi

    İçinde bulunduğunuz halin sebebi şudur: Allah, TEK'liğine davet ettiğinde (vehmettiğiniz - varsandığınız benliğinizden arınmayı teklif ettiğinde), küfür (inkar) ettiniz! Eğer (teklif edilen) O'na şirk anlayışı olsa, iman ederdiniz. . . Hüküm, Aliy, Kebiyr olan (açığa çıkan kuvvelerinin hükmediciliğini reddedemeyeceğiniz) Allah'ındır!

    Ali Bulaç

    "Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz. O'na ortak koşulduğunda inanıp onayladınız. Artık hüküm, yüce, büyük olan Allah'ındır."

    Ali Özek ve heyeti

    (Onlara denir ki:) İşte bunun sebebi şudur: Tek Allah'a ibadete çağrıldığı zaman inkâr edersiniz. O’na ortak koşulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artık hüküm, yücelerin yücesi Allah'ındır.

    Ali Rıza Safa

    "Allah'a, Tek ve Eşsiz olarak çağırıldığınızda nankörlük ettiğiniz ve ortaklar koşulduğunda buna inandığınız için böyle olmuştur. Artık, yargı, Yüce; Büyüklüğü Sınırsız Allah'a özgüdür!"

    Bayraktar Bayraklı

    Sizin bu cezanızın sebebi, tek olan Allah'a çağırıldığınızda inkar etmeniz, O'na şirk koşulduğunda inanmış olmanızdır. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır.

    Edip Yüksel

    Çünkü, YALNIZ ALLAH çağrıldığı zaman inkar ederdiniz. Ancak kendisine ortak koşulduğunda onaylardınız. Hüküm, Üstün ve Büyük olan ALLAH'a aittir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü, YALNIZ ALLAH çağrıldığı zaman inkar ederdiniz. Ancak kendisine ortak koşulduğunda inanırdınız. Hüküm, Üstün ve Büyük olan ALLAH'a aittir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun sebebi şudur ki, "Siz tek Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz, O'na ortak koşulduğunda da inanıyordunuz, işte hüküm O ulu, O büyük Allah'ındır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bu size şu yüzdendir ki bir olarak Allaha çağırıldığında küfrettiniz ona şirk koşulunca ise iyman ediyordunuz, işte huküm o ulu, o büyük Allahın

    Erhan Aktaş

    Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman küfretmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca iman ediyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman Küfr dipnot 1 etmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca inanıyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, sizin bir tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkar etmeniz nedeniyledir. O'na şirk koşulunca inanıyordunuz. Artık karar yüce ve büyük olan Allah'ındır.

    Gültekin Onan

    "Sizin (durumunuz) böyledir. Çünkü bir olan Tanrı'ya çağırıldığınız zaman küfrettiniz. O'na ortak koşulduğunda inandınız. Artık hüküm, yüce, büyük olan Tanrı'nındır."

    Hasan Basri Çantay

    Bunun sebebi şudur: Bir olarak Allaha düa edildiği zaman siz küfretdiniz. Eğer Ona eş katılırsa tasdıyk ediyordunuz. Artık hukum, O çok yüce, O çok büyük Allahındır.

    İbni Kesir

    Bunun sebebi şudur: Yalnız Allah'a dua edildiği zaman inkar ederdiniz de, O'na şirk koşulunca inanırdınız. Artık hüküm; Aliyy, Kebir Allah'ındır.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bu (azap), bir olan Allah'a çağırıldığınız zaman küfre sapmanız ve O'na şirk koşulduğunda da (şirke) iman etmeniz sebebiyledir. Artık hüküm, yüce ve büyük olan Allah'ındır."

    Süleyman Ateş

    (Şöyle cevap verilir): Bu (duruma düşmeniz)in sebebi şudur: Tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkar ederdiniz. O'na ortak koşulunca inanırdınız. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir.

    Süleymaniye Vakfı

    (Onlara şöyle denecek:) "(Hayır!) Bu duruma düşmenizin sebebi şudur: Yalnız Allah'a çağrıldığında görmezlikten gelir, ona ortak koşulduğunda inanırdınız dipnot 1 . Bu karar, pek yüce ve büyük olan Allah'a aittir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bu çektiğiniz şuna karşılıktır;yalnız Allah'a çağrıldığında görmezlikten gelir, ona eş koşulunca inanırdınız. Bu yüce Allah'ın kararıdır." denir.

    Şaban Britch

    İşte bu (azap), dünyada iken yalnızca Allah’a (ibadete) çağrıldığında küfretmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, üstün ve büyük olan Allah’ındır.

    Şaban Piriş

    İşte bu, dünyada iken yalnızca Allah'a çağrıldığında inkar etmeniz, O'na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, yüce ve büyük olan Allah'ındır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu halinizin sebebi şu: Allah'a, yalnız O'na çağrıldığınızda inkar etmiştiniz. O'na ortak koşulduğunda ise iman ediyordunuz. Artık hüküm o en yüce, o en büyük olan Allah'ın...

  4. Mü'min suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 13. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزْقًا وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ

    Diyanet İşleri

    O, size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O'na yönelen, düşünüp ibret alır.

    Mehmet Okuyan

    Size delillerini gösteren ve sizin için gökten rızık indiren O'dur. dipnot 1 Allah'a yönelenden başkası (gerçeği) hatırlamaz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökten rızık indirilmesi ile kastedilen yağmurun vesile olduğu bitkilerin ürün vermesidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada belirtildiği üzere, yönelmek "sebep", gerçeği hatırlayıp öğüt almak ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur size (varlık) delillerini gösteren ve size semadan rızık indiren: Yönünü O'na çevirenlerden başkası bundan ders almaz.

    Muhammed Esed

    Size (her türlü) işaretlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O'dur. Ama Allah'a yönelmiş olanlardan başkası (bundan) bir ders çıkarmaz.

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki, işaretlerini size gösteriyor ve semadan (bilincinize) sizin için bir rızık (hakikatine dair ilim) indiriyor. . . (Bunun ne demek olduğunu hakikatine) yönelenden başkası hatırlayıp üzerinde derin düşünemez!

    Ali Bulaç

    O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp düşünmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.

    Ali Rıza Safa

    O, size ayetlerini gösteren ve gökten sizin için geçimlikler indirendir. İçtenlikle yönelenden başkası zaten öğüt almaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Ayetlerini size gösteren ve gökten size rızık indiren O'dur. Ancak O'na yönelenler öğüt alır.

    Edip Yüksel

    O ki size ayetlerini (kanıtlarını ve işaretlerini) göstermekte ve sizin için gökten bir rızık indirmektedir. Tümüyle yönelip teslim olandan başkası ibret almaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki size ayetlerini (kanıtlarını ve işaretlerini) göstermekte ve sizin için gökten bir rızık indirmektedir. Tümüyle yönelip teslim olandan başkası ibret almaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat, ancak gönül veren anlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Odur ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için Semadan bir rızık indiriyor, fakat ancak gönül veren anlar

    Erhan Aktaş

    O, size ayetlerini dipnot 1 gösteren, sizin için gökten rızık indirendir. Ancak, gönülden yönelenler öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergelerini, kanıtlarını.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, size ayetlerini dipnot 1 gösteren, sizin için gökten rızık indirendir. Ancak, gönülden yönelenler öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergelerini, kanıtlarını.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, size ayetlerini dipnot 1 gösteren, sizin için gökten rızık indirendir. Ancak, gönülden yönelenler öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergelerini, kanıtlarını.

    Gültekin Onan

    O size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor; içten (Tanrı'ya) yönelenden başkası öğüt alıp düşünmez.

    Hasan Basri Çantay

    Ki O, ayetlerini size göstermekde, sizin için gökden rızık indirmekde olandır. (Şirkden tevbe ile imana) dönecek kimseden başkası (ayatı Hakdan) ibret almaz.

    İbni Kesir

    Size ayetlerini gösteren ve sizin için gökten rızık indiren O'dur. O'na yönelenden başkası ibret almaz.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O; size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indirendir. Ancak O’na yönelen, düşünüp ibret alır.

    Süleyman Ateş

    O'dur ki, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor, (rızkın sebebi olan yağmur, güneş ve hava veriyor). Ancak (O'na) yönelen öğüt alır.

    Süleymaniye Vakfı

    O, size ayetlerini gösteren dipnot 1 ve gökten sizin için rızık indirendir dipnot 2 . Doğru bilgileri, sadece Allah'a yönelen kişi gereği gibi kullanır dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Zikir; doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerinde düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/286). Tezkir, zikri karşı tarafa ulaştırmak (Ğaşiye 88/21); tezekkür ise o zikri kullanmaktır (Kasas 28/51-52, Zümer 39/9). Herkes doğru bilgiyi kullanabilir; ama Allah'tan başka ilah olmadığını kabul etmeyen kişi, onu gereği gibi kullanmış olmaz. Doğru bilgiler kendisine dünyada bir fayda sağlasa bile, o bilgilerin ahirette ona hiçbir faydası olmaz (İsra 17/82, Zariyat 51/55).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size ayetlerini gösteren, gökten sizin için rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası, bu bilgiyi doğru kullanamaz.

    Şaban Britch

    Size ayetlerini göstermek için gökten size rızık indiren O’dur. Ama (Allah'a) yönelenden başkası düşünmez.

    Şaban Piriş

    Size belgelerini göstermek için gökten size rızık indiren O'dur. Ama hakka yönelenden başkası düşünmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O odur ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten bir rızık indiriyor. O'na yönelenden başkası öğüt alamaz.

  5. Mü'min suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 14. ayet. فَٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    O halde, kafirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin.

    Mehmet Okuyan

    Kâfirlerin hoşuna gitmese de dini O'na özgü kılarak Allah'a dua edin!

    Mustafa İslamoğlu

    Hakikati inkar edenleri ne denli kızdırsa da, siz akideyi yalnız O'na has kılarak saf ve samimi bir inançla sadece Allah'a yalvarın!

    Muhammed Esed

    Hakikati inkar edenleri ne kadar öfkelendirse de içten bir inançla yalnız Allah'a bağlanarak O'na dua edin!

    Ahmed Hulusi

    Öyle ise hakikat bilgisini inkar edenler kerih görse de, Din'i O'na has kılarak Allah'a yönel!

    Ali Bulaç

    Öyleyse, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak Allah'a dua (kulluk) edin; kafirler hoş görmese de.

    Ali Özek ve heyeti

    Haydi! Kâfirlerin hoşuna gitmese de Allah'a, Allah için dindar ve ihlâslı olarak dua edin!

    Ali Rıza Safa

    Artık, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na yakarışlarda bulunun; nankörlük edenler hoşlanmasa da.

    Bayraktar Bayraklı

    Kafirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na dua ediniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar hoşlanmasa da dini sadece ALLAH'a ait kılarak O'na kulluk edin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde sizler, dini kendisi için halis kılarak (dininde samimi olarak) hep Allah'a ibadet edin; isterse kafirler hoşlanmasınlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde siz, dini Allah için halıs kılarak hep ona çağırın isterse kafirler hoşlanmasınlar

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse, Kafirler hoşlanmasa da dini yalnızca kendisine özgü dipnot 1 kılarak Allah'a dua edin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinin tek sahibinin Allah, tek kaynağının Kur'an olduğuna inanmak ve yalnızca Allah'ın buyruklarına teslim olmak; şirksiz, hurafesiz, katıksız, küfürden arınmış; saf, arı-duru ve erdemli bir benlik ve samimiyetle Allah'a yönelmek ve Allah'ın buyruğu dışında sünnet, hadis, siyer, tefsir, alim vb. hiçbir buyruğu din edinmemek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse, gerçeği yalanlayan nankörler hoşlanmasa da, dini yalnızca kendisine özgü kılarak Allah'a dua edin.

    Gültekin Onan

    Öyleyse, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak Tanrı'ya dua (kulluk) edin; kafirler hoş görmese de.

    Hasan Basri Çantay

    Haydi (ey mü'minler), kafirlerin hoşuna gitmese de, Allaha, Onun dininde ıhlas (ve samimiyyet) erbabı olarak, ibadet edin.

    İbni Kesir

    Öyleyse kafirler istemese de, siz dini yalnız O'na halis kılanlar olarak Allah'a dua edin.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin.

    Süleyman Ateş

    Kafirlerin hoşuna gitmesede siz, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na çağırın.

    Süleymaniye Vakfı

    O halde siz, kafirlerin /ayetleri görmezlikte direnenlerin hoşuna gitmese de dine bir şey katmadan dipnot 1 yalnız Allah'a çağırın dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dine, Allah'tan başkasının söz ve hükümleri katılırsa Allah'ın dini olmaktan çıkar. Bu yüzden Kur'an'ın, Allah'ın koyduğu kurallar dışında açıklanması en ağır suç, kendini Allah'ın yerine koyma suçu sayılmıştır. (Hud 11/1-2)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, O'nun dinine bir şey katmadan Allah'a yalvarın. Görmezlik edenler varsın bundan hoşlanmasınlar.

    Şaban Britch

    Kâfirlerin hoşuna gitmese de dini ihlasla Allah’a has kılarak yalnızca O'na dua edin.

    Şaban Piriş

    Kafirlerin hoşuna gitmese de dini/hayat düzenini Allah'a özgü kılarak yalnızca Ona dua edin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kafirler hoşlanmasa da siz, dini yalnız O'na özgüleyerek, Allah'a dua edin!

  6. Mü'min suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 15. ayet. رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلْعَرْشِ يُلْقِى ٱلرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوْمَ ٱلتَّلَاقِ

    Diyanet İşleri

    O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş'ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, iradesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Kavuşma günüyle ilgili uyarmak için emri gereği kullarından dilediğine rûhu (Kur'an'ı) indirir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:2; Şûrâ 42:52; Mücâdele 58:22; Kadir 97:4.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira O, bütün varlık hiyerarşisinin en yücesi olarak hükümranlık makanına kurulmuştur. O Duruşma Günü hakkında uyarmak için kullarından dilediğine kendi katından vahiy indirir.

    Muhammed Esed

    O, bütün (varlık) derecelerinin en yücesi olarak kudret tahtına kurulmuştur. O, Kendi iradesiyle kullarından dilediğine vahiy indirir ki (bütün insanları) O'na kavuşacakları Gün(ün gelip çatacağı) konusunda uyarsın;

    Ahmed Hulusi

    Refi'üd Derecat'tır (dereceleri yükseltendir), Zül-Arş'tır (Arş sahibidir). . . Gerçeğin kavranması süreci (nedeniyle) uyarmak için, kullarından dilediğine hükmünden ruhu (Esma'sının anlamını fark etmeyi şuuruna) ilka eder!

    Ali Bulaç

    Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi (Allah), 'toplanma ve buluşma' günü ile uyarıp korkutmak için, kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.

    Ali Özek ve heyeti

    Dereceleri yükselten, Arş'ın sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine iradesiyle ilgili vahyi indirir.

    Ali Rıza Safa

    Değişik konumlarla Yükseltendir; Egemen Erkin Sahibidir. Buluşma Günü hakkında uyarmak için, dilediği kuluna buyruğuyla Ruh indirir. dipnot 404

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 404
      Bu ayet, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kullarından dilediğine melekleri indirir." veya "Kullarından dilediğine vahiy indirir." biçiminde çevrilmiştir. 42:52 ayetinde de benzer bir bildirim vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O, dereceleri yükseltendir, egemenlik tahtının sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için, emrinden olan ruhu/Cebrail'i, kullarından dilediğine indirir.

    Edip Yüksel

    Dereceleri Yükselten, Yönetim Sahibi. Buluşma gününe karşı uyarsın diye kullarından dilediğine, emirlerini içeren vahyini indirir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dereceleri Yükselten, Yönetim Sahibi. Buluşma gününe karşı uyarsın diye kullarından dilediğine, emirlerini içeren vahyini indirir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O dereceleri yüksek Arş'ın sahibi (Allah), buluşma gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediğine emrinde ruh (melek) indirip vahy veriyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O dereceleri yüksek, Arşın sahibi telakıy gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediğine ruh indiriyor

    Erhan Aktaş

    O, dereceleri yükseltendir, Arş'ın dipnot 1 sahibidir. O, "Buluşma Günü" hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan olan ruhu dipnot 2 kullarından dilediğine ulaştırır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arş, egemenlik, iktidar, yönetim, taht ve güç makamı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahiy. Ruh; insanı yaşatan "can", "vahiy" ve "vahyin kaynağı" demektir. Kur'an, ruh kelimesini "vahiy" anlamında da kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermektedir, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmaktadır; onlara en doğru yaşamın yolunu göstermektedir

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, dereceleri yükseltendir, Arş'ın dipnot 1 sahibidir. O, "Buluşma Günü" hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan olan ruhu dipnot 2 kullarından dilediğine ulaştırır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arş, egemenlik ve güç makamı. İktidar alameti olan kral koltuğu, taht anlamında olup, mutlak yönetim gücünü ve egemenliği ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahiy. Ruh; insanı yaşatan "can", "vahiy" ve "vahyin kaynağı" anlamlarına sahip bir sözcüktür. Kur'an, ruh sözcüğünü "vahiy" anlamında da kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermektedir, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmaktadır; onlara en doğru yaşamın yolunu göstermektedir.

    Gültekin Onan

    Dereceleri yükselten arşın sahibi (Tanrı), 'toplanma ve buluşma' günü ile uyarıp korkutmak için, kendi buyruğundan olan ruhu kullarından dilediğine indirir.

    Hasan Basri Çantay

    Sıfatları yüce, arşın saahibi (Allah, insanları) o kavuşma günü ile korkutmak için, kendi emrinden olan vahyi kullarından kimi dilerse ona ilkaa eder.

    İbni Kesir

    Dereceleri yükselten, Arş'ın sahibi Allah, karşılaşma gününden korkutmak için, kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dereceleri yükselten, Arş'ın sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.

    Süleyman Ateş

    (O,) Dereceleri yükselten; Arş'ın sahibi (Allah), buluşma gününe karşı uyarmak için, emrinden olan ruhu, kullarından dilediğine indirir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, dereceleri yükseltendir, Arş'ın /yönetimin sahibidir. Kendi işi olan o ruhu /kitabını dipnot 1 , (melekleri aracılığı ile) kullarından tercih ettiği kişiye dipnot 2 verir ki (o kişi) huzura varma günü konusunda uyarılarda bulunsun,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki Ruh, Allah'ın emirlerini içeren ayetler kümesi yani onun kitabıdır (Nahl 16/2, İsra 17/85).
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kaderanlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, dereceleri yükseltir, Arş'ın (yönetimin) Sahibidir. Yüzleşme günü konusunda uyarılarda bulunsun diye seçtiği kişiye, emirlerini içeren bilgiler dipnot 1 verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh Allah'ın emrinin içeriğidir. "Sana ruhu soruyorlar. De ki: "Ruh Sahibinizin emridir. Size verilmiş olan bilgi pek azdır." (İsra 17/85)

    Şaban Britch

    O, dereceleri yüksek olan ve Arş’ın sahibidir. Kavuşma günüyle uyarmak için kendi emrinden olan ruhu (vahyi), kullarından dilediğine indirir.

    Şaban Piriş

    Dereceleri yükselten Arş'ın, otoritenin sahibidir. Emrindeki vahyi, kullarından dilediğine indirir. Buluşma gününü hatırlatmak için...

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Refi'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Ruh'u kullarından dilediğine indirir.

  7. Mü'min suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 16. ayet. يَوْمَ هُم بَٰرِزُونَ لَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنْهُمْ شَىْءٌ لِّمَنِ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

    Diyanet İşleri

    O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hakimiyeti altında tutan Allah'ındır

    Mehmet Okuyan

    O gün onlar meydana çıkacaklar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. (Onlara:) "Bugün otorite kimindir? Tek, ezici güç sahibi olan Allah'a aittir!" (denecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    O gün onlardan hiç kimse Allah'tan hiçbir şeyi saklayamadan (gerçek yüzleriyle) ortaya çıkarlar.

    Muhammed Esed

    ki o Gün Allah'tan gizli saklı hiçbir şeyleri olmadan (öldükleri yerden) meydana çıkacaklardır. O Gün hükümranlık kimin olacak? Elbette bütün varlıklar üzerinde mutlak otorite Sahibi olan Tek Allah'ın (olacak)!

    Ahmed Hulusi

    Bu süreçte onlar her yönleriyle ortaya çıkarlar! Onlar hiçbir şeyi Allah'a gizleyemezler. . . "Yaşanan süreçte (Allah'a göre 'AN' vardır, tek bir süreç) Mülk kiminmiş?". . . "Vahid, Kahhar olan (Tek ve mutlak hükmü zaman mekan kavramsız olarak yerine gelen) Allah'ındır!"

    Ali Bulaç

    O gün, orta yere çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a karşı gizli kalmaz. (Allah sorar:) "Bugün mülk kimindir? Bir olan, Kahhar olan Allah'ındır."

    Ali Özek ve heyeti

    O gün onlar (kabirlerinden) meydana çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün hükümranlık kimindir? Kahhâr olan tek Allah'ındır.

    Ali Rıza Safa

    O gün, ortaya çıkarlar; hiçbir şeyleri, Allah'a gizli kalmaz. "Bugün, yönetim kime özgüdür?" "Tek ve Eşsiz olan; Gücüne Karşı Konulamayan Allah'a özgüdür!"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün onlar ortaya çıkarlar. Hiçbir şeyleri Allah'a gizli kalmaz. "Bugün mülk kimindir?""Tek ve her şeyin üstesinden gelen Allah'ındır."

    Edip Yüksel

    O gün onlar tümüyle açığa çıkarılacaklardır. Hiçbir şey onları ALLAH'tan gizleyemez. O gün yönetim kime aittir? Tek ve En Üstün olan ALLAH'a aittir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün onlar tümüyle açığa çıkarılacaklardır. Hiç bir şey onları ALLAH'tan gizleyemez. O gün yönetim kime aittir? Tek ve En Üstün olan ALLAH'a aittir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onların (mezarlarından) meydana fırlayacakları gün, kendilerinin yapmış olduğu hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. "Bugün mülk kimindir?" (buyurulur). "Bir olan, herşeyi kudreti altında tutan Allah'ındır." (denir).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O günün ki onlar meydana fırlarlar, kendilerinden hiçbir şey Allaha karşı gizlenmez, kimin mülk bu gün o vahıd, kahhar Allahın

    Gültekin Onan

    O gün orta yere çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Tanrı'ya karşı gizli kalmaz. (Tanrı sorar:) "Bugün mülk kimindir? Bir olan, kahhar olan Tanrı'nındır."

    Hasan Basri Çantay

    O (kavuşma) gün (ü) onlar (kabirlerinden fırlayıb) çıkarlar Onlardan (saadır olan) hiçbir şey Allaha gizli kalmaz. (Allah buyurur:) "Bugün mülk kimindir"? (Yine kendisi cevab verir:) "Bir olan, (her şey'e haakim ve) kahhar olan Allahındır".

    İbni Kesir

    O gün onlar, ortaya çıkarlar. Hiç bir şeyleri Allah'a gizli kalmaz. Kimindir bugün mülk? Vahid, Kahhar olan Allah'ındır.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün onlar ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Kahhar olan tek Allah’ındır.

    Süleyman Ateş

    O gün onlar, ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. (Ve sorulur onlara): "Bugün mülk kimindir? O tek ve kahhar olan Allah'ın!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün onlar ortaya çıkarlar; hiçbir şeyleri Allah'a gizli kalmaz. "Bugün yetki kimindir?" diye sorulur. "Bir ve karşı konulamaz güce sahip olan Allah'ındır." diye cevap verilir.

    Şaban Britch

    O gün onlar ortaya/huzura çıkarlar. Onlardan hiç bir şey Allah’a gizli kalmaz. Bugün mülk kimindir? Kahhar olan tek Allah’ın!

    Şaban Piriş

    O gün onlar ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. -O gün egemenlik kimindir? -Kahhar olan tek Allah'ın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün onlar ortaya çıkarlar. Hiçbir şeyleri Allah'a gizli kalmaz. Kimindir bugün mülk/saltanat? O Vahid ve Kahhar olan Allah'ın!

  8. Mü'min suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 17. ayet. ٱلْيَوْمَ تُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ لَا ظُلْمَ ٱلْيَوْمَ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    Diyanet İşleri

    Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün asla zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

    Mehmet Okuyan

    Bugün herkese kazandığının karşılığı verilecektir. Bugün haksızlık yoktur. Şüphesiz ki Allah hesabı hızlı olandır.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün herkes kazandığının karşılığını bulur; haksızlığın olmadığı gündür o: çünkü Allah hesabı seri görendir.

    Muhammed Esed

    O Gün her insan kazandığının karşılığını görür. O Gün hiçbir haksızlık (yapılmaz). Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir!

    Ahmed Hulusi

    Bu süreçte her nefs yaptıklarının getirisiyle karşılık bulur (yaptıklarının sonucunu yaşar)! Bu süreçte haksızlık yoktur! Muhakkak ki Allah Seriy'ul Hisab'dır (anında yapılanın sonucunu yaşatmaya başlayandır).

    Ali Bulaç

    Bugün her bir nefis, kendi kazandığıyla karşılık görür. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı seri görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çarçabuk görendir.

    Ali Rıza Safa

    "Bugün, her benlik, kendi kazandığının karşılığını görür; bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz, Allah, hesabı çok hızlı görür!"

    Bayraktar Bayraklı

    Herkes kazandığının karşılığını görür. O gün hiçbir haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

    Edip Yüksel

    O gün her kişiye yaptığının karşılığı ödenir. O gün haksızlık yoktur. ALLAH hesabı çabuk görendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün her kişiye yaptığının karşılığı ödenir. O gün haksızlık yoktur. ALLAH hesabı çabuk görendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bugün herkese kazandığının karşılığı verilecektir. Zulüm yok bugün. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu gün her nefis kazandığı ile cezalanacak, zulüm yok bugün, şübhesiz ki Allahın hisabı seri'dir

    Erhan Aktaş

    Bugün her kişi kazandıklarıyla dipnot 1 hesaba çekilecektir. Bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayattayken yaptıklarıyla.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bugün her kişi kazandıklarıyla dipnot 1 hesaba çekilecektir. Bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayattayken yaptıklarıyla.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bugün her kişi kazandıklarıyla dipnot 1 hesaba çekilecektir. Bugün, haksızlık yoktur. Kuşkusuz Allah hesabı çabuk görendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayattayken yaptıklarıyla.

    Gültekin Onan

    Bugün her bir nefis, kendi kazandığıyla karşılık görür. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Tanrı, hesabı seri görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Bugün herkes ne kazandıysa onunla karşılanacak. Bugün haksızlık yok. Şübhesiz ki Allah, hesabı çarçabuk görendir.

    İbni Kesir

    Bugün her nefis kazandığı ile karşılık görür. Bugün zulüm yoktur. Muhakkak ki Allah; hesabı çabuk görendir.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çarçabuk görendir.

    Süleyman Ateş

    Bugün her can, kazandığıyla cezalanır. Bugün zulüm yoktur. Allah, hesabı çabuk görendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün herkese, kazandığının karşılığı verilir. O gün haksızlık olmaz. Allah, hesabı çabuk görür.

    Şaban Britch

    O gün her kişiye, kendi kazandıklarının karşılığı verilir. O gün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah hızlı hesap görendir.

    Şaban Piriş

    O gün her kişi, kendi kazandıklarıyla cezalandırılır. O gün haksızlık, zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, çok hızlı hesap görür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bugün her benlik kazandığıyla cezalandırılır. Zulüm yok bugün! Allah, hesabı çabucak görür.

  9. Mü'min suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 18. ayet. وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْـَٔازِفَةِ إِذِ ٱلْقُلُوبُ لَدَى ٱلْحَنَاجِرِ كَٰظِمِينَ مَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ

    Diyanet İşleri

    Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

    Mehmet Okuyan

    Yaklaşan gün dipnot 1 hakkında onları uyar! Çünkü (o anda) dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelecektir. Zalimlerin hiçbir dostu ve sözü dinlenir hiçbir şefaatçisi yoktur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah bu ayette mahşer gününün [yevmü'l-âzifeh] "yaklaşmakta olan gün" olduğunu bildirmektedir. Ayette geçen [el-âzifeh] kelimesi Kamer 54:1. ayet gereği "Son Saat", Necm 53:57 gereği "yaklaşan şey" yani "kıyamet günü" anlamına gelmektedir. Kur'an'da bir kez de Al-i İmrân 3:134'te [el-kâzımîne] şeklinde geçen [kâzımîne] kelimesi "yutanlar" anlamına gelmekte, burada da kişinin sıkıntılı zamanında yutkunarak yüreklerin ağızlara gelmesi bağlamında kullanılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onları yüreklerin sahibini boğarcasına gırtlağa dayanacağı dehşet gününe karşı uyar: o gün zalimler ne samimi bir dost, ne de sözü geçen bir şefaatçi bulacaktır.

    Muhammed Esed

    Bu sebeple, onları yüreklerin boğulurcasına gırtlağa dayanacağı o yaklaşan Gün'e karşı uyar! (o Gün) zalimler ne bir dost bulacaklar, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi.

    Ahmed Hulusi

    Yaklaşan ölüm süreci ile onları uyar! O zaman gamla dolu olarak yürekleri gırtlaklarına dayanmıştır! Zalimlerin ne bir dostu ve ne de itaat ederse (kurtaracak) bir şefi vardır.

    Ali Bulaç

    Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o, onda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir şefaatçisi vardır.

    Ali Rıza Safa

    Yaklaşan gün hakkında onları uyar. Yürekler gırtlağa dayanmıştır; yutkunup dururlar. Haksızlık yapanlar için, ne bir dost ne de sözü dinlenecek bir ara bulucu yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Yürekler gırtlaklara dayanacaktır, habire yutkunacaklar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü dinlenir yardımcıları olacaktır.

    Edip Yüksel

    Onları yaklaşan gün hakkında uyar, o zaman yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunurlar. Zalimler için ne bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları yaklaşan gün hakkında uyar, o zaman yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunurlar. Zalimler için ne bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçı vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de o yaklaşan felaket gününü onlara haber ver ki, o zaman yürekleri gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar. Zalimler için ne ısınacak bir hısım (ne sıcak bir yakın) vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem haber ver onlara o yaklaşan felaket gününü: O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar; zalimler için ne ısınacak bir hısım vardır, ne dinlenecek bir şefi.

    Erhan Aktaş

    Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O Gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat etme" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardımcı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaklaşan gün hakkında onları uyar. O gün korkudan yürekler ağızlara gelir. Zalimler için ne samimi bir dost ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

    Gültekin Onan

    Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman kalpler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara o yakın günün tehlikesini anlat. O zaman yürekleri — gamla dolu ve herkes ebsem olarak — ta gırtlakların yanındadır. Zaalimlerin ne müşfik bir yakın, ne de (şefaati) dinlenebilecek bir aracısı yokdur.

    İbni Kesir

    Onları yaklaşan gün ile uyar. O zaman ki; yürekler ağızlara gelecek, tasadan yutkunacaklar. Zalimlerin ne dostu, ne de dinlenecek şefaatçısı olur.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyarıp korkut; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi vardır.

    Süleyman Ateş

    Onları yaklaşan güne karşı uyar. Zira (o gün) yürekler, (korkudan adeta yerinden sökülüp) gırtlaklara dayanmıştır; (kederlerini) yutkunur dururlar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü tutulur bir aracıları yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çok yakında gelecek olan o gün konusunda onları uyar. O, yüreklerin ağza geleceği, boğazların düğümleneceği gündür. Yanlış yapanların ne bir can yoldaşı olacak ne de sözü dinlenecek bir şefaatçısı dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat ile iligli baknız: Bakara 2/48 ve dipnot

    Şaban Britch

    Onları, iyice yaklaşan günden uyarıp, korkut. O zaman yürekler kederli bir halde gırtlaklara dayanır. Zalimler için bir dost ve sözü dinlenen bir şefaatçi de yoktur.

    Şaban Piriş

    Onları, iyice yaklaşan, korkudan yüreklerin ağza geldiği, gün ile uyar. Zalimler için bir koruyucu ve sözü dinlenen bir şefaatçi de yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onları, yaklaşan felaket günü hakkında uyar! Yürekler gırtlaklara dayanmıştır; habire yutkunurlar. Zalimlerin ne bir dostu vardır ne de sözü dinlenir bir şefaatçıları.

  10. Mü'min suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 19. ayet. يَعْلَمُ خَآئِنَةَ ٱلْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى ٱلصُّدُورُ

    Diyanet İşleri

    Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) gözlerin (bakışların) hainliğini dipnot 1 ve kalplerin gizlediğini bilir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [hâinete'l-a‘yuni] ifadesi "gözlerin hainliği", "hain bakışlar", "bakışların gizlediği hainlikler", "art niyetli bakışlar", "bakışlardaki gizli ihanet" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    O, bakışlarda (saklı) ihaneti ve yüreklerin gizlediği şeyleri bilir;

    Muhammed Esed

    (çünkü) O, art niyetli bakışların ve yüreklerin gizlediği şeylerin farkındadır.

    Ahmed Hulusi

    (O), gözlerin hainliğini (gayrı görmeyi) ve sadırların gizlediği şeyi bilir.

    Ali Bulaç

    (Allah,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin sakladıklarını bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.

    Ali Rıza Safa

    Hem gözlerin kötü amaçlarını hem de yüreklerin gizlediklerini bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, gözlerin hain bakışını ve sinelerin gizlediğini bilir.

    Edip Yüksel

    Gözlerin saklamaya çalıştığını ve göğüslerin gizlediğini bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gözlerin göremediğini ve göğüslerin gizlediğini bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de

    Erhan Aktaş

    O, bakışlardaki art niyeti ve göğüslerin gizlediğini bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, bakışlardaki art niyeti ve göğüslerin gizlediğini bilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, bakışlardaki art niyeti ve göğüslerin gizlediğini bilir.

    Gültekin Onan

    (Tanrı,) Gözlerin hainliklerini ve göğüslerin sakladıklarını bilir.

    Hasan Basri Çantay

    (Allah) gözlerin haain bakışını, göğüslerin gizleyeceği herşey'i bilir.

    İbni Kesir

    O; gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.

    Süleyman Ateş

    (Allah) gözlerin hain (bakışlar)ını ve göğüslerin gizlediği düşünceleri bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, gözlerin hainliğini ve göğüslerin sakladığı şeyleri bilir.

    Şaban Britch

    Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.

    Şaban Piriş

    Allah, gözlerin hainliğini ve kalblerin gizlediğini bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O bilir gözlerin hain bakışını ve göğüslerin sakladığını.

  11. Mü'min suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mü'min suresi, 20. ayet. وَٱللَّهُ يَقْضِى بِٱلْحَقِّ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقْضُونَ بِشَىْءٍ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Allah, hak ve adaletle hükmeder. Allah'tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

    Mehmet Okuyan

    Allah adaletle hükmedecektir. dipnot 1 O'nun peşi sıra yalvardıkları ise asla hükmedemezler. Şüphesiz ki yalnızca Allah gerçek duyandır, görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın mahşerdeki tek hüküm verici oluşuyla ilgili bkz. Fâtiha 1:4; İnfitâr 82:18-19.

    Mustafa İslamoğlu

    ama Allah hükmünde hakkaniyeti gözetir, O'nu bırakıp da yalvarıp yakardıklarıysa hiçbir şey hakkında hüküm veremezler: çünkü sadece Allah her şeyi işitendir, her şeyi görendir.

    Muhammed Esed

    Allah hakikate ve adalete göre hükmeder; O'nu bırakıp yalvardıkları şu (varlık)lar ise hiçbir hüküm veremezler çünkü, yalnız Allah'tır her şeyi işiten, her şeyi gören.

    Ahmed Hulusi

    Allah, Hak olarak hükmeder. . . O'nun dununda yardım istedikleri ise, hiçbir şeyde hükümleri geçmez! Muhakkak ki Allah Semi'dir, Basıyr'dir.

    Ali Bulaç

    Allah hak ile hükmeder. Oysa O'nu bırakıp taptıkları hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, adaletle hükmeder. O’nu bırakıp taptıkları ise, hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü Allah, adaletle yargı verir. O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulundukları ise hiçbir şeye yargı veremezler. Kuşkusuz, Allah, Duyandır; Görendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah adaletle hükmeder, O'nu bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir; görendir.

    Edip Yüksel

    ALLAH adaletle yargı verir. O'ndan başka çağırdıkları ise hiçbir şeye yargı veremezler. ALLAH İşitendir, Görendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH adaletle yargı verir. O'ndan başka çağırdıkları ise hiç bir şeye yargı veremezler. ALLAH İşitendir, Görendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, hakkı yerine getirir. Onların O'ndan başka yalvardıkları ise, hiçbir şeyi yerine getiremezler. Çünkü Allah'tır hakkıyla işiten, gören.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah hakkı yerine getirir, onların ondan başka yalvardıkları ise hiçbir şeyi yerine getiremezler, çünkü Allahdır hakkıyle işiten gören

    Erhan Aktaş

    Allah, Hakkı gerçekleştirir. Allah'ın yanı sıra yöneldikleri kimseler ise hiçbir şeyi gerçekleştiremezler. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, hakkı gerçekleştirir. Allah'ın yanı sıra yöneldikleri kimseler ise hiçbir şeyi gerçekleştiremezler. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, hakkı gerçekleştirir. Allah'ın yanı sıra yöneldikleri kimseler ise hiçbir şeyi gerçekleştiremezler. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

    Gültekin Onan

    Tanrı hak ile hükmeder. Oysa O'nu bırakıp taptıkları hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Tanrı, işitendir, görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, hak (ve adalet) le hükmeder. Onu bırakıb tapdıkları ise hiçbir şey'e hükm etmezler. Şübhesiz Allah, O, (bunların sözlerini) hakkıyla işiden, (yapdıklarını) kemaliyle görendir.

    İbni Kesir

    Allah; hak ile hükmeder. O'nu bırakıp da taptıkları ise hiç bir şeye hükmedemez. Şüphesiz ki Allah; Semi'dir, Basir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (10-22) Kafirlere seslenilir / nida edilir, Allah’ın nefreti sizin kendinizden duyduğunuz nefretten daha büyüktür, siz imana çağrılıyordunuz da o vakit yok sayıyordunuz / küfrediyordunuz . Derler ki Rabbimiz bizi iki defa öldürdün iki kere de dirilttin günahlarımızı da itiraf ettik, bize, çıkmak için bir yol var mıdır? (Yaratılmadan önceki ölü hâl, dünya diriliği dünyada ölüm ahiret dirilişi) Siz tek olan Allah’a çağrıldınız ve ona ortak koşmaya iman ettiniz, artık hüküm vermek yüce ve büyük olan Allaha aittir, size ayetlerini gösteren, semadan erzak / rızık indiren O’ dur, işte bunu ancak gönülden yönelen hatırlayıp anar. Kafirler hoşlanmasa dahi siz, dini O’na has kılanlar olarak Allah’a dua edin. Tahtın / arşın sahibi dereceleri yükseltir, Onun emrinden olan Ruhla, kullarından istediğini , buluşma günü ile uyarmak için buluşturur. O gün onlar ortaya çıkar / bariz hale gelirler, onlara ait hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz, O gün mülk kimindir? Tek ve ezici otorite sahibi / kahhar olan Allah’ındır. O gün her birey kazandığı ile karşılıklan dırılacaktır, o gün zulüm yoktur , muhakkak ki Allah hesabı seri görür / çabuk bitirir. Yaklaşan günden onları uyar, o vakit kalpler konuşamaz haldeki gırtlaklara / boğazlara dayanmıştır, zalimler için samimiyet / içtenlik ve tabi olunacak bir aracı da yoktur. O, bakışların hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah hak ile / hakikatle hükmünü gerçekleştirir, O’nun dışında çağrıda / duada bulundukları ise herhangi bir şey gerçekleştiremezler, Allah kesinlikle işitendir, görendir. Arzda gezinmediler mi? Onlardan öncekilerin sonucu / akıbeti nasıl olmuş bakmadılar mı? Onlar arzda kuvvetçe, eserlerce onlardan daha şiddetli idiler, Allah onları günahları nedeniyle onları yakaladı , Allah’tan onları koruyan da olmadı. İşte bunun nedeni , onlara Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla geldi, onlar da yok saydılar / küfrettiler. Allah ta onları yakaladı ve muhakkak ki O sağlamdır şiddetli sonuçlandırır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, hak ve adaletle hükmeder. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah; hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

    Süleyman Ateş

    Allah, hak ile hükmeder. O'ndan başka yalvardıkları (tanrılar) ise hiçbir hüküm veremezler. Çünkü işiten, gören yalnız Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah hakkıyla yargılama yapacak dipnot 1 , Allah ile aralarına koyup yardıma çağırdıkları ise hiçbir yargılama yapamayacaktır. Şüphesiz Allah, daima dinleyen ve görendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, hakkını vererek yargılamada bulunur. Allah ile aralarına koyup yardıma çağırdıkları ise hiç bir yargılama yapamazlar. Allah dinler ve görür.

    Şaban Britch

    Allah, hak ile hükmeder. Ondan başka dua ettikleri ise hiç bir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir.

    Şaban Piriş

    Allah, hak ile hükmeder. Ondan başka yalvardıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Allah, işiten, gören O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, hak ile hükmeder! O'nun dışında yakardıkları ise hiçbir şeyle hükmedemezler. Allah'tır mutlak Semi', mutlak Basir...

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.