Mü'min suresi

Mü'min suresi, 6. ayet

Mü'min suresi, 6. ayet. وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ

vekeẕâlike ḥaḳḳat kelimetü rabbike `ale-lleẕîne keferû ennehüm aṣḥâbü-nnâr.

Diyanet İşleri

Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'min 3–9 · surenin 6. ayeti / 85

Konu Kitabın indirilişi ve Arş'ı taşıyan meleklerin duası Mü'min 1–9 3

  1. Mü'min 3

    (2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

  2. Mü'min 4

    Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.

  3. Mü'min 5

    Onlardan önce Nuh'un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, (gördüler)!

  4. 6

    Böylece Rabbinin, inkar edenler hakkındaki, "Onlar cehennemliklerdir" sözü gerçekleşmiş oldu.

  5. Mü'min 7

    Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O'na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru."

  6. Mü'min 8

    "Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."

  7. Mü'min 9

    "Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. “Böylece Rabbinin, kâfirlerin cehennemlik olduğu yönündeki (azap) sözü, onlar hakkında gerçekleşmiş oldu” öncekiler hakkında azap sözüne sebep olan sapıklık hükmü hak olduğu gibi bu kafirler hakkında da hak olmuştur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah; bu yalanlayan ümmetlerin, helak edilmesine hükmetti. -Ey Resul!- Rabbinin kâfirler hakkındaki; "Onlar cehennemliklerdir." sözü gerçekleşmiştir.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكَذَٰلِكَ ve kezalike ve böylece
  2. حَقَّتْ hakkat yerini buldu kök: حقق
  3. كَلِمَتُ kelimetu sözü kök: كلم
  4. رَبِّكَ rabbike Rabbinin kök: ربب
  5. عَلَى ala hakkındaki
  6. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  7. كَفَرُوٓا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  8. أَنَّهُمْ ennehum onlar ki;
  9. أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır kök: صحب
  10. ٱلنَّارِ n-nari ateş kök: نور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler, hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın?

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

İşte Rabbinin inkarda direnen kimseler hakkındaki sözü böyle gerçekleşmiştir; elbet onlar ateş yoldaşıdırlar.

Muhammed Esed

Böylece hakikati inkara şartlanmış olanlar hakkındaki Rabbinin sözü gerçekleşecektir. Onlar kendilerini (cehennem) ateşinde bulacaklardır.

Ahmed Hulusi

Böylece hakikat bilgisini inkar edenler hakkında "Onlar Nar (ateş - radyasyon ortamı) ehlidir" diye Rabbinin sözü gerçekleşti.

Ali Bulaç

Senin Rabbinin kafirler üzerindeki: "Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu.

Ali Özek ve heyeti

İnkâr edenlerin cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.

Ali Rıza Safa

Ve işte böylece, Efendinin, nankörlük edenler hakkındaki, "Onlar, ateşin yoldaşlarıdır!" sözü gerçekleşti.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü, böylece gerçekleşti.

Edip Yüksel

Efendinin, "Onlar cehennemin halkıdır" diye inkarcılar hakkında verdiği sözü böylece gerçekleşir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbinin, 'Onlar cehennemin halkıdır,' diye inkarcılar hakkında verdiği sözü böylece gerçekleşir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve işte o nankörlük eden kafirlere, Rabbinin onların nara (cehennemde) yanacaklarına dair sözü öyle gerçekleşti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve işte o nankörlük eden kafirlere rabbının kelimesi öyle hakk oldu, onlar nara yanacaklar

Erhan Aktaş

İşte böylece Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." kelimesi dipnot 1 hak oldu.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hükmü.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte böylece Kafirlerin üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." Kelimesi dipnot 1 hak oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hükmü.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte böylece gerçeği yalanlayan nankörler üzerine, Rabb'inin, "Kuşkusuz ki onlar Cehennem halkıdır." Kelimesi dipnot 1 hak oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Takdir edilmiş hükmü.

Gültekin Onan

Senin rabbinin küfredenler üzerindeki: "Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu.

Hasan Basri Çantay

Kafirlere karşı Rabbinin, onları muhakkak ateş yaranı oldukları (na aid bulunan), sözü işte böyle tahakkuk etmişdir.

İbni Kesir

Böylece küfredenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbının sözü gerçekleşti.

Mehmet Alagaş

(1-9) Hâ, Mim, Kitap; kıymetli ve bilen, günahları bağışlayan, vazgeçmeleri / tövbeleri kabul eden şiddetli karşılık veren güç ve kudret sahibi Allah’tan indirilmedir. Ondan başka ilah yoktur, gelece ği yer O’dur. Ancak kafirler Allah’ın ayetleri ile çekişirler/mücadele ederler, beldelere dönüp dolaşmaları seni aldatmasın (bu tipler aynı) Önceden de Nuh kavmi ve onlardan sonraki gruplar da yalanladılar, her bir ümmet / toplu m Resullerini ele geçirme niyetinde oldu, b atılı kullanarak hakkı yok etmek için cedelleştiler / mücadele ettiler , onları yakaladım, sonuçları / akıbetleri nasılmış? İşte böylece Rabbinin kafirler üzerindeki kelimeleri / kelamı gerçekleşti, muhakkak ki onlar ateşin halkıdır. Tahtı / Arşı taşıyanlar ve etrafında kim varsa övgü ile / hamd ile rablerini üstün tutuyorlar / tesbih ediyorlar, O’na iman ediyorlar, iman edenler içinde “Rabbimiz, esirgemesi / rahmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır , vazgeçenleri yoluna tabi olanları bağışla, cehennem azabından onları koru” şeklinde bağışlanma diliyorlar . Rabbimiz onları söz verdiğin / vaadettiğin adn cennetlerine onları sok, Babalarından, zevcelerinden, soylarından / zürriyetlerinden ıslah olmuş kimler varsa onları da sok! Kesinlikle sen kıymetlisin ve hikmetli karar verensin. Onları kötülüklerden koru, kimi eğer kötülüklerden korursa işte o gün o kesinlikle esirgenmiştir / merhamet edilmiştir, işte o büyük bir kurtuluştur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Böylece kâfirler hakkında Rabbinin azap sözü “elbette onlar cehennemliklerdir” diye hak olmuştur.

Süleyman Ateş

Böylece Rabbinin inkar edenler hakkındaki "Onlar ateş halkıdır" sözü yerini bulmuş oldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbinin (Sahibinin), ayetleri görmezlikten gelenler için söylediği "Onlar cehennem ahalisidir" sözü, böylece gerçekleşmiş oldu.

Şaban Britch

Kâfirlerin Cehennem ehli olduklarına dair Rabbinin sözü böylece hak olup gerçekleşti.

Şaban Piriş

Rabbinin, kafirler aleyhindeki "onlar ateş ehlidir." hükmü işte böyle gerçekleşmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle! Rabbinin, nankörlüğe sapanlar hakkındaki, "onlar ateş yaranıdır" sözü tam gerçekleşti.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thus was Allah's word proclaimed beforehand against those who denied His Authority, realized in actual experience; that they were born to be the inmates of Hell fire.

Abdul Haleem

In this way your Lord’s sentence was passed against the disbelievers that they would be the inhabitants of the Fire.

Abdullah Yusuf Ali

Thus was the Decree of thy Lord proved true against the Unbelievers; that truly they are Companions of the Fire!

Abul A'la Maududi

Thus has the decree of your Lord become due against the unbelievers. They are destined for the Fire. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the torment that seized them in the world was not their final punishment, but Allah has also decreed that they shall go to Hell. Another meaning can be: Just as the nations of the past have gone to their doom, so will those people also who are committing disbelief go to Hell, according to the fixed decree of Allah.

Aisha Bewley

So your Lord’s Words about those who are kafir proved true, that they are indeed the Companions of the Fire.

Al-Hilali & Khan

Thus has the Word of your Lord been justified against those who disbelieved, that they will be the dwellers of the Fire.[1]

Ali Quli Qarai

That is how the word of your Lord became due concerning the faithless, that they shall be inmates of the Fire.

Amatul Rahman Omar

And it was in this way that the verdict of your Lord, that they shall be the inmates of the Fire, was confirmed against those who persisted in disbelief.

Arthur John Arberry

Even so the Word of thy Lord was realised against the unbelievers, that they are the inhabitants of the Fire.

Bijan Moeinian

The words of your Lord is nothing but the truth. Those who oppose it will be sent to Hell to face the fire.

E. Henry Palmer

Thus was the sentence of thy Lord due against those who misbelieved, that they are the fellows of the Fire!

Edip-Layth

As such, the word of your Lord has come to pass upon those who rejected, that they are the dwellers of the fire.

George Sale

Thus hath the sentence of thy Lord justly passed on the unbelievers; that they shall be the inhabitants of hell fire.

Hamid S. Aziz

And thus did the word of your Lord prove true against those who disbelieved that they are the inmates of the Fire.

Mahmoud Ghali

And thus the Word of your Lord has come true against the ones who disbelieved that they are the companions (i. e., inhabitants) of the Fire.

Marmaduke Pickthall

Thus was the word of thy Lord concerning those who disbelieve fulfilled: That they are owners of the Fire.

Mohamed Ahmed - Samira

In this way the sentence of your Lord against the infidels that they would be the inmates of Hell, was justified.

Muhammad Asad

And thus shall thy Sustainer’s word come true against all who are bent on denying the truth: they shall find themselves in the fire [of hell].

Mustafa Khattab

And so your Lord’s decree has been proven true against the disbelievers—that they will be the inmates of the Fire.

Progressive Muslims

And as such, the word of your Lord has come to pass upon those who rejected, that they are the dwellers of the Fire.

Rashad Khalifa

Thus, the judgment of your Lord is already stamped upon those who disbelieve, that they are the dwellers of Hell.

Sahih International

And thus has the word of your Lord come into effect upon those who disbelieved that they are companions of the Fire.

Sam Gerrans

And thus became binding the word of thy Lord upon those who ignore warning, that they are the companions of the Fire.

Shabbir Ahmed

Thus was fulfilled the Word of your Lord concerning the rejecters, and so they are companions of the Fire.

Syed Vickar Ahamed

Thus the Judgment of your Lord against the unbelievers was proved to be true that really they are companions of the Fire!

Taqi Usmani

And similarly, the word of your Lord has become due against those who disbelieve-that they are the people of the Fire.

The Monotheist Group

And as such, the word of your Lord has come to pass upon those who rejected, that they are the dwellers of the Fire.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'min suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩